Texte Reş, Ghobadi ve Kürt Sineması

0
78

Texté Reş. Kara Tahta. Ne yapılabilir kara bir tahtayla? Yazı yazılabilir örneğin. Evet yazı yazılır kara tahtaya ve bununla özdeşleşmiştir. Okul ile özdeşleşmiştir. Adına ne derseniz deyin dünyanın tüm dillerinde öğrenci ile özdeşleşmiştir. Kara tahta okulda mı olur? Okul nerede olur peki? Hababam Sınıfında Mahmut Hoca’nın  “…sadece dört duvar arası değildir…” dediği yer midir okul? Diyelim ki öyledir. Yani her yerdir okul. O halde öğrenci mi okula gider yoksa okul mu öğrenciye? Nerden bakarsanız bakın belirsizlik. Kara Tahta’nın öğrenci aradığı bir yer vardı. Gitmediğimiz, görmediğimiz ve trajedisini öğrenmediğimiz bir yer. Peki burada Kara Tahta ile ne yapılabilirdi? Örneğin hasta taşıyan bir sedye olabilirdi. Bir kaç cevize yol gösteren bir rehber olabilirdi. Bir evlilik esnasında kadına verilen eşya olabilirdi. “Seni seviyorum” müstehcenliğinde kapı olabilirdi. Duvarsız bir yuvanın kapısı. Elbisenin kurutulduğu bir yer olabilirdi ve belki de en önemlisi sınır boyu açılan ateşe karşı altına saklanan bir kalkan olabilirdi. Ve bunların tümü İran-Irak sınırında bir Kürt trajedisinde gerçekleşebilirdi.

 Bir halkın, bir topluluğun ya da bir kişinin savaşımları olabilir. Kürtlerin savaşımı ise kendi istekleri dışında zorunlu kılınmıştır. Dört ayrı ülkede ve bu ülkelerin her birinin kendi içinde yok saydığı bir halk olmanın savaşımı. Özgürlük savaşımı. Var olma savaşımı. Bilindiği gibi savaşın silahlı tarafının günümüzde işlerliği yetmemektedir ve çözüm üretme noktasında eksiklikler içermektedir. Çünkü var olma savaşımı geniş alanlarda gerçekleştirilir. Sanatla ve edebiyatla. Kürtlerin resmi tarih gizlemelerinde saklı kalsa da Ortadoğu coğrafyasında hatrı sayılır bir edebi geçmişi vardır. Bu dört parçanın sinemasında ise aynı başarı kanaatimce yoktur. Örneğin Türkiye ekseninde birçok Kürt ya da Kürt olduğunu söyleyen yönetmen, senarist ve aktör var iken bunların kürt sinemasına katkıları tartışılırdır. Kürtlerin kendi savaşımını verdiği İran ayağında ise bu işi yapan birileri var. Bunlardan biri ve belki de en önemlisi Behmen Qubadi ya da bilinen ismi ile Bahman Ghobadi’dir. Son dönemlerde yeni bir filmi vizyonda idi. “Gergedanlar mevsimi” Filmde Uluslararası ve Türkiye’den bir çok ünlü aktör yer aldı. Monica Belluci, Yılmaz Erdoğan ve Beren Saat bunların bazılarıydı. Film son derece seyredilmeye değer bir film idi. Bahman Ghobadi birçok filme imza atmış ve uluslararası arenada bir çok ödül almıştır. İzlediğim filmlerinden bir tanesi “Demén Hespé Serxweş” Yani Sarhoş Atlar Zamanı idi. Yakın geçmişimizde meydana gelen Roboski Katliamının vicdan arkalarında bıraktığı “Kaçakçılardı” zihniyetinin belki de en güzel örneği idi bu film. Kaçakçılık yapanların neler çektiği ve neden yaptıkları ne de güzel anlatılırdı bu filmde. Küçük Madi’nin yaşadıkları ise hala etkisinde kaldığım bir şeydi. Diğer bir filmi ve bence en önemli filmi ise “Kaplumbağalar da Uçar”  filmiydi. Saddam diktatörlünün yıkılması dönemine rast gelen ve Amerika- Irak savaşında çocukların yaşadıklarından esin alınan film bir şaheser niteliğindeydi. Filmini “diktatör ve faşist politikalarının kurbanı olan tüm masum dünya çocuklarına” ithaf eden Ghobadi ne kadar da önemli bir iş yapmıştı.

İnternette dolaşırken Ghobad’inin hayat hikayesini okudum. Aklıma takılan ve bence bakılması gereken nokta ise bir filmde başrol oynamış olmasıydı. Uzun bir uğraştan sonra filmi edindim ve izledim. Texté Reş yani Kara Tahta idi filmin adı. Yukarda anlatığım kara tahta ile neler yapılabileceğini anlatan bir film. Filmin yönetmeni bir İranlı kadın. Samira Mahmelbaf. Babasından sekiz sene eğitim almış baba evinde. Eğitimin baba evinde olmasının nedeni ise İranda yaşıyor olmasıydı. 2000 Yılında çekilen bir film. İran- Irak sınırında geçen bir film. Halepçe Katliamı’ndan ve Saddam zulmünden İran’a kaçan ve garimeşru yollarla “vatanlarına” dönmek isteyen yaşlı mültecilerin dram filmi. İkinci bir grup ise çocuklar. Sınırda kendilerinden büyük yükleriyle geçimlerini sağlayan çocukların dramı. Ve sırtlarında Kara Tahta’larıyla öğrenci arayan öğretmenler. O öğretmenlerden birisi Bahman Ghobadi’nin ta kendisi idi. Bir Kürt trajedisi ancak bu mükemmelikte anlatılabilirdi. Öğretmenlerin çocuklara okuma yazma bilmeleri halinde kitap okuyabilecekleri, hikaye okuyabilecekleri tavsiyesi üzerine çocukların “okuma yazma bilmek patronların işidir ve hikayelerin en çoklarının bizde” demeleri ise ayrı bir noktadır. Sınırda her gün yaşananların trajik bir fotoğrafı.Çocukların öldüğü, öldürüldüğü bir fotoğraf. Evet bu film bir Kara Tahta’nın trajedisini anlatan bir film. Cannes’da büyük jüri ödülü almış bir film. Kürtlerin savaşımında çok büyük bir öneme sahip olan bir film kanaatimce. Toplumun gerçeklerini anlatan bir film. Hikayelerin okumaya gerek duyulmadığı bir coğrafyayı anlatan bir film. Tıpkı Ferit Edgü’nün “Hakkari’de Bir Mevsim” romanından esinlenerek çekilen dönemin yasaklı filminde Öğretmen rolündeki Genco Erkal’in söyledikleri gibi… 

 

 

Son zamanlarda izlediğim ve etkisinde kaldığım nadir filmlerden biridir Texté Reş. Kara Tahta. Yazmak ve duyurmak istedim kendimce.  Ve umarım bu film gerek Türkiye’de gerekse de masum haklar coğrafyalarında bir örnek teşkil etmiştir. Aksi halde kendi toplumun sorunlarından ve gerçeklerinden uzak ve para kazanma derdine düşenlerin halkın gözünden düşeceği gerçeği ile karşı karşıya kalacaklarıdır. Karşındakini öldürmek isteyenin elinde silah yetebilir ama onu öldürmeden kendini var etme savaşımı vermesi de ancak ve ancak sanatla edebiyatla gerçekleşebilir. Filmin fragmanı diyeceğim bir yer:

 

 

0 0 deng
Article Rating
Bibe abone
Dazanîne bigre
guest
0 Şirove
Lêvegerînen navê nivîsê
Hemû şiroveyan bibîne