Soryayı Taşlamak

0
121

Tüm varolma savaşı veren kadınlar için;
Bizi kendi kaderlerimize teslim etmediler,
Yaktı,yıktılar bile bile…
Sağır,dilsiz ettiler
Feryatlarımız,varlığımızın isyanı olmayı bile çok gördüler
Bizi bizde ezdiler,yok ettiler
Adına sevda,namus,kadın dediler…
Bizi kelimelere hapsettiler.
Susmanın direnmek olduğunu bize dayakla öğrettiler,
Düşmanımızı bizi anlayacak olan bizden ettiler.
Bir kadın ağladı,bir kadın güldü
Tek kadına herseyi çok gördüler.

Hepimizin hikayesinden kopup gelmiş, dünyanın her ucundan haykıran kadınların boğulduğu sessizliğinde ki çığlıkların, Sorayanın bedeninde yok olan gözyaşlarının, kanla boyandığı coğrafyalardan gelen bir hayat öyküsü, gerçek yaşamdan alınmış bir biyografi dememe gerek yok, haberlerde her gün karşımıza çıkan kadınların hikayeleri.
Kadınlar,ahhh kadınlar….

Varolduğu günden bugüne kadar, varlığının zalimce süreçlerden geçiren,insan olmanın hakkıyla yaşamadan,her sistemin kurbanı seçilen,tarihin yazıldığı günden bugüne kadar satırlara sığmamış her sıfattan önce,doğuştan hakkı olan ama insan olma mücadelesi veren tek varlık.

Sorayayı Taşlamak filmi,bir çok konuyu akla getirsede her insanın haykırdığı isyankar soruyu tekrar tekrar filmi izlerken soruyor,yüreğimizde kadınların hayatının yok olup gitmesinde suçlu kim???

Dinler mi,toplum mu,erkek egemenliği adı altında sürüp giden töre,din,ahlak anlaşmasının birliğimi,yoksa yaşanılası dünyayı,toplumları cehenneme çeviren kadına bakışımı…

Sebebler çok isimleri sadece değişiyor,ya adı koca,ya kardeş,ya baba,ya toplumun ahlak kuralları,ne önemi var ki diyor insan,yok olup giden masum canlardan biri soraya…

Soraya eşinden ayrılmak isteyen,maddi ve toplum değerlerinden dolayı çıktığı mücadeleden dolayı ayağına dolandırılan yaşam kavgasında,kendi ölüm taşlarını farkında olmadan sessizce toplumun sahte sıfatlı katilleriyle sıralayan,bir kadının dramı.
Soraya kendini ve çoçuklarının kurtarmak isterken,toplum ve din öğretileriyle kıskaca alınacak,çıkmaz bir yola sürüklenecektir.İranda geçen filmimiz,mollaların dini kullanarak,din adı altında uyguladıkları recm denilen bir yöntemle,bir vahşete değiniyor.
Molllalar kimdir?

Dini eğitim almış din hakkinda tum o sistemin on gordugu dini bilgilere ulasmis kişilere verilen ünvandır molla.Türkiyede,Cumhuriyetten önce bu ünvan kullanılırdı,bu kişiler önemli yerlere getirilirdi.Cumhuriyetten sonra bu ünvan kaldırıldı,ancak günümüzde halen İran,Afganistan,Hindistan gibi bir çok ülkede bu kişiler toplum içinde,önemli karar verici konumda dini temelde en yetkililer olarak bulunmaktadır.Yakın bir zamanda Afganistan da sahte din sömürücüleri tarafından,çıkarlarına ters düşen dinde yeri olmayan bir muskacıyı uyardığı için,iftiraya uğrayarak,linç edilerek öldürülen Ferhunde Muhammed ne yazik ki bu sistemin kurbanlarından biridir.

Türkiyede ise bu sistem,bireylerin güç konumuna göre bu görev, ailede ki erkek bireylere yüzyıllardır,yaşamın,erkek olmanın kuralları gibi taşınmıştır.Erkek egemenli toplumlarda inançlarına göre toplumlar ya da bireyler,dini kuralları bir kısım sahte hadıslere dayandırılarak,erkeğe ve kadına biçilen rollerle,kendi kurbanlarını kendileri yaratan bir sistem uygulanmaktadır.
Dünya varoluşundan bu yana insanları yönetmenin en kolay yolu, sahte dini bilgilerle,yaşam şeklimize bile karar veren tabular oluşturulmuştur.Ceza ve ödül sistemini korku üzerine inşa eden insanlar cahil,eğitimsiz,sorgusuz yaşayan toplumlar,ellerine tutuşturulan altın kaseye bakmaktan içine bakmayı akıl edemicek bir bilinçle,toplum,gelenek,din kavramları arasında hayatlar acımasızca yok edilmektedir.

Kadına biçilen rollerle,soruna yaklaşımlar toplumun temel taşı olan,insanı var eden kadın kimliği kendi çaresizliğine bırakılması, insanı insan yapan değerlerden bireyin kaçışıdır.Kavramların adı ne olursa olsun,kadın ve erkeğin işbirliği olmadıkça,kafaları boşaltılmış,inanç ve ahlakları aslında çalınmış,yönetenlerin eliyle kişilerin ruh dünyası boşaltılmış,şekilci inançları kullanarak dil,din,ırk,cinsiyet farklılıklarıyla vahşetlerin yanında en büyük ahlaksızlıklarında kapısı açılmıştır.

Recm nedir?

Şeriat ve rejime göre zina fiilini işleyen kişilerin taşlanarak öldürülme şeklidir.İslamiyette sahte hadislere dayandırılarak uygulanırken,yahudilerde ise tevratta,yahudi şeriat kitabı olan talmutta,incilde ise yuhanna bölümünde anlatılmaktadır. Ancak bu diger sozu edilen inanclara mensup topluluklar artik bu ceza seklini bildigim kadariyla uylamamaktadir.Ancak ne yaziki islam adina bunu yapan bir cok ulke veya sozde islami kokenli gruplar vardir.

Her yerde bulacağınız bu tanıma göre zina fiilini gerçekleştiren kişiye uygulanan cezadır.Bu sistemin sadece kadına uygulanması bile eşitlik ve adaletten söz edilmediğini gösteriyor.Bir çok erkek ikinci eş edinmekte ya da evli olmasına rağmen bir çok kadınla olmaktadır.Kimisi bunu din adı altında yaparken,kimileride özgürlük adı altında kadını,kendi acizliğinin,iradesizliğinin,hasiyetsizliğinin kurbanı olarak seçmektedir.Soraya gibi bir çok kadın bunu bilsede,şiddetle,annelik duygularını,namusu,ailesini kullanarak erkek toplumun yüklediği güç rolünü sınırsızca kadına dayatmaktadir.

Erkeklerin rolü belli olsada,burda yine kadının kadına bakışıda devreye giriyor,Soraya kocasına kadınlık yapmadığı konusunda diğer kadınlar tarafından suçlanması, bunun güzel bir örneğidir.Kadının kadını yok etme savaşı,bir erkeğin üzerinden yarışması,diğer kadının yok ederek kendini var etme güdüsünün,dişiliğini kullanmak olarak öğretilen kadın,birey olarak sadece cinsel kimlikle sınırlı yaşamasına sebeb olmakta ve erkeğin gücüne güç katmaktadır.Toplumdan güç alan erkek birde kadından güç aldığı zaman başka kadının hayatını yok etmekte,güçlü olmaya çabalayan kadının çaresizliğini silah yaparak öldürmektedir.

Bu filmi doğuya özgü bulabilirsiniz,Avrupada yakın bir tarihe kadar kadın birey olarak tanınmamaktaydı.Halen Avrupada dahil dünyanın bir çok gelişmiş ülkesinde de günde üç kadın tecavüze uğrayarak öldürülmektedır.

Medeniyetin içinde dahi,özgür olduğumuzu düşündüğümüz dünyalarda bile kadının var olması sancılı süreçlerin içinden geçmiştir.Kadın sorunlarıyla ilgili din,siyaset,ve diger tum kurumlar,mücadeleye katılmış kadınlar,erkekler sebeb-sonuç ilişkisinde konumlandırmamızdan öteye gitmemiştir.

Bir kadının tecavüzcüsüne direnerek ölümü seçmesi ya da sadece giyiminden dolayı tacize uğraması,ünüversite eğitimi görmüş kadının dahi şiddete maruz kalması,her alanda namus kavramının altında ezilmeye ve saldırıya uğraması gösteriyor ki,kadın sorunu ilk cağlardan beri şekillendirilen toplumsal zihniyetin her alana yansıyan bir sonucudur. Dolayısıyla sadece eğitimin,devletlerin,yönetimlerin ya da dinlerin tek başına sorunu olmadığı açıkça ortadadır.
Yüzyıllar boyunca atalarımızdan,geleneklerimizden,inançlarımızdan taşınmış,bu sistemin günümüz gelişmişliğiyle zihnimiz gelişmişliğinin paralel şekilde gelişmeyip,yerleşmiş kültürlerin negatif yanlarından soyutlanma gücünü bireylerin kendinde bulmama döngüsünde hapsolmuştur.

Eski nesillerin,yeni kuşaklara çok katı ya da kontrolsüz aktardığı din öğretilerinin,erkek rolü öğretilerinin,kadın rolü öğretilerinin hastalıklı şekilde aktarılması,teknoloji dünyasında bile, tüm gelişmişliğine rağmen kadını bir adım öteye götürmücektir. Toplum bilinçli olarak topal bırakılmıştır.

Kadınların yetiştirdiği çoçuklarımız,din öğretilerinden,ahlaki öğretilerden,devlet sistemlerinden önce vicdanı,kalplerinin terazisi yaparak,yaşam şekli olarak benimsemeyi öğretmelidiler.Sistemlerde her zaman açık olan alanlar kalacaktır.Kurallara sığdırılan eğitim,maskelenen dini şekillerle,kendini gizleyen kişilerin egosu ve hazlarıyla yaşayan kimliklerin her zaman fırsat olduğunda sebebleri olucak ve kendinden zayıf kişilerin dünyasında açığa çıkacaktır.Davranışlarımızla koyduğumuz tüm duruşlar,bu sebebler zincirinin kölesi olarak çıkacak,insan uğruna kullandığımız tüm değerlerimiz,insana karşı yine kullandığımız en acımasız silah olacaktır.

Bir insani insan yapan vicdan,özdeğerleri,özsaygısı yok olduğu sürece adı değişerek,her toplumda,aşk,din,namus,kıskançlık sebebleri altında insan katli sürecektir.
Vicdan terazisi yanlış olan insanın adaleti ebediyen hükümsüz olucaktır.

SELMA CAVULDAK
PARİS

0 0 deng
Article Rating
Bibe abone
Dazanîne bigre
guest
0 Comments
Lêvegerînen navê nivîsê
Hemû şiroveyan bibîne