Özgürlüğe açılan perde: Filmamed

0
75

Önder ELALDI
3. Filmamed Film Festivali yapılan açılış töreni ile başladı. Paris’te katledilen üç kadına adanan festival, bu yıl da alternatif ve bağımsız filmleri sinemaseverlere sunuyor. Rojhilat Aksoy, barış ve özgürlük için perdelerini açtıklarını söyledi.

Özgürlük için ‘perde’ dedi

Kürdistan’ın en büyük belgesel film festivali Filmamed başladı. Amed’in kültürel etkinliklerine ev sahipliği yapan Cegerxwîn Kültür Merkezi’nde yapılan törene çok sayıda davetli katıldı. Cegerxwîn Sinema Akademisi ve Ortadoğu Sinema Akademisi Derneği bünyesinde faaliyetlerini sürdüren ekip, Kürt Sineması’nın gelişimi açısından önemli organizasyonlara imza atıyor. Festival geleneğinin olmadığı şehirde sergilenen bu çaba, alternatif ve bağımsız sinemanın kitlelere ulaştırılmasıyla birlikte yeni üretimleri teşvik etmek açısından da önemli bir motivasyon niteliğinde. Bu yıl festivalde Kürdistan’ın farklı parçalarından gelen sinemacıların sayısının artması hem parçalar arası kültürel iletişimin artmasını hem de sinema birikimlerinin paylaşılması açısından zengin bir deneyim oluşturuyor. Festivalin temel özelliklerinden biri de her yıl Kürdistan’da süre gelen gelişmeleri de gündemine taşıyor olması. Geçen yıl açlık grevleri direnişini gündemine alan festival, bu yıl da Paris’te katledilen 3 Kürt kadın devrimci Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez’e adandı. Festivalin ilk gösterimi de üç karanfil için hazırlanan animasyon sunumu oldu.

Üç karanfil anıldı

Festivalin açılış konuşmasını Ortadoğu Sinema Akademisi üyesi Rojhilat Aksoy yaptı. Aksoy, festivalin perdelerini özgürlük ve barış için açtığını söyledi. Bununla birlikte üç karanfil Rojbîn, Sara ve Ronahî’yi andıktan sonra Sara’nın (Sakine Cansız) Diyarbakır Cezaevi’nde gerçekleştirdiği direnişin birçok belgesele ve filme konu olacağının vurgusunu yaptı. Aksoy’un da belirttiği gibi belgesellerin gerçekliğin aktarımı konusundaki başarısı sinemanın diğer türlerine oranla daha fazla. Sinemanın en çok yüzleştiren ve kayıt altına alan türü olan belgesellerin Kürt Sineması’nda etkin konuma gelmesiyle aynı zamanda kültürel soykırımdan geçirilen bir halkın yeniden yazılacak tarihinin önemli bir enstürmanı olacağını söyleyebiliriz.

Festivale Kürtçe hakim

Konuşmaların yapıldığı festivalde Kürtçe’nin egemen bir dil olmaya başlaması da sevindirici bir gelişme olarak gözlemleniyordu. Bu konuşmalar arasında Kayapınar Belediye Başkan Vekili Mahmut Dağ’ın Kürtçe’nin Dimilkî (Zazakî) lehçesinde yaptığı konuşma ise dikkat çekti. Dağ’ın ardından festivalde yarışacak 17 filmin tanıtımı yapıldı.
 
Yükselen sinema

Festivalde bir dinleti sunan Geverli kadın dengbêjler geleneksel Kürt ezgilerini seslendirdi. Dengbêjler kadim bir kültürün sürdürücüsü olarak, Kürt Sineması’nın hangi zemin üzerinde yükselmesi gerektiğinin işaretlerini de verdi. Geçmişle günümüz arasında köprü olan dengbêjler, Kürdistan coğrafyası ve kültüründen beslenen bir sanat alanının kendi gerçekliğinden yola çıkarak evrensele uzanacak uzun bir yolculuğunun yol haritasını gösteriyor.

Açılış filmi direnişi anlatıyor

Törenin açılış filmi ise Haşim Aydemir ve Rojhilat Aksoy’un yaptığı “Dema evîn dikeve dil tirs bardike” adlı belgeseldi. Belgesel 2012 yılında cezaevlerindeki tüm PKK’li tutsakların başlattığı açlık grevi direnişini konu alıyor. İsmini ise gazeteci Tayip Temel’in açlık grevindeyken söylediği “Dema evîn dikeve dil tirs bardike” sözünden alıyor. Belgesel 2012’deki açlık grevini anlatırken 1980 yılında PKK’nin öncü kadrolarının gerçekleştirdiği ölüm orucu direnişinden yola çıkıyor. Aynı zamanda tarihe tanıklar aracılığı ile kayıt düşen belgesel, 80’lerden günümüze Kürdistan coğrafyasında değişmeyen direniş kültürünü izleyiciye gösteriyor.

Sinemada kadının yeri tartışılıyor

Festivalin bugünkü programının ilk gösterimi “Mevan”. Yönetmenliğini Haydar Demirbaş’ın yaptığı filmde, küçük yaşlarda annesi tarafından Mêrdîn’deki kadim Deyrulmuzafaran Manastırı’na bırakılan Bahe’nin öyküsü anlatılıyor. “Yersiz Yurtsuz” da gösterilecek filmler arasında. Mahmut Sercan – M. Sercan Yürek’in yönettiği film, Şirnex’ten Adana’ya göç ettirilen bir ailenin su kanalı etrafında tarım işçiliği yapmasını konu alıyor. Serhat Altay’ın filmi, ‘Soyka’ ise fabrikanın atık çöplerinden sanat heykelleri yapan iki işçiyi anlatıyor. Festivalde Enfal Filmleri olarak ayrı bir kategoride gösterilecek beş film arasında bulunan “Balisan” bugün sinemaseverlerle buluşuyor. Ayrıca iki kısa film Gözde Efe’nin “Le Cyrano”su ile Yusuf Sevinç’in “Dengbêj”i de bugünkü programda. Günün diğer bir etkinliği ise kadın paneli. “Belgesel Sinemada Kadın Bakış Açısı” adıyla yapılacak panele yönetmenler Elif Ergezen, Bingöl Elmas, Şehbal Şenyurt, Şilan Saadi katılıyor.

ŞIROVE BIKE

Ji kerema xwe re şîrove bike!
Ji kerema xwe navê xwe binivîse