Kültür sineması

0
32

“Yazar olan biz hepimiz aynı zamanda kendi köklerini belirli bir dereceye kadar kaybetmiş insanlarız”

Osman Sembene

Afrika sinemasının ‘babası’ olarak anılan Senegalli Osman Sembene’nin sineması hem endüstriyel sinemaya hem de kolonyalizmden beslenen endüstriyel yaşama kültür tandanslı büyük bir karşı koyuştur. 14 yaşındayken eğitimini bırakıp araba tamirciliği, marangozluk, balıkçılık yapmış olan, ülkesinin gerçekliğini yazdığı kitaplarla anlatmaya çalışan Sembene, Senegal’in yüzde onluk yazma okuma gerçeğiyle kendi halkına ulaşamadığını fark eder. 1961 yılında Moskova’ya gidip bir yıllık sinema eğitimi alıp kendi ülkesine geri döner. Çok kısıtlı teknik ve kısıtlı maddi imkanlarla, oyuncu yerine halktan insanlarla çalışarak film yapmaya başlar. Endüstri sinemasının sadece siyah bir fon olarak kullandığı sömürge Afrika kıtasının gerçeğini, Afrika dili ve kültürü ile anlatır. Senegal’in dengbêjleri diyebileceğimiz Griotlar hemen her filminde öykü anlatıcısı olarak vardır. Kendisi de Afrika sinemasının bir nevi Griotu’dur.

Filmleri ses getiren, batının entelektüel sinemacı diye tabir ettiği Osman Sembene “Ben entelektüel değilim. Kendimi böyle tanımlamam. Ben sinemayı öncelikle bir eylem ve politika aracı olarak görüyorum… Benim için devrimci sinema başka bir şey. Sadece bir film ile Senegal’in gerçeğini değiştirebileceğime inanıyorum mesela…” diyerek Cezayirli kıtadaşı, büyük düşünür ve eylemci Frantz Fanon’un yolundan ilerler. Fanon 3. Dünya aydını tasvirinde; aydının en büyük sorunsalını kendi kültürüne yabancılaşma olarak ele alır. Egemen kültürün öğretisi ile gelişen entelektüel/aydın önce kendi toprağının kültüründen koparak yabancılaşır. Batı kültürünün öğretisini kendinde hissettiği oranda, batının siyasal egemenliğinin kendi varlığı üzerinde ki yıkıcı etkilerini fark ederek ikinci yabancılaşmayı yaşar. Kendi köklerine dönebilir ve halkına uygulanan bu yabancılaşmayla mücadele edebilirse o zaman aydınlanabilir. Sinemayı bir eylem ve politika aracı olarak araçsallaştıran Sembene’nin tavrı, sinemayı para aracıyla idame eden ve daha çok paraya ulaşmaya çalışan endüstriyel sinemaya karşı devrimci sinemanın köşe taşlarından biridir.

1997’de İngiliz kraliyet ailesi tarafından özel onur ödülüne layık görüldü. Bu karşısında durduğu iktidarın onu ‘takdir ederek’ tekrar devrimci sanatı karşısında kendi üstünlüğünü kurma çabasını Osman Sembene fark eder. Kendisi adına düzenlenen geceye katılıp Kraliçe’nin gözlerinin içine bakarak o ünlü tarihi konuşmasını yapar: “Birbirimizi anlamamızı zorlaştıran, şarkılarımızı ve masallarımızı unutturan fakir dilinizi red ediyoruz. Çağdaş dünya daveti içindeki, bizi zorla şekillendiren yüzeysel sanat kuramlarınıza karşı çıkıyoruz. Birbirimizi öldürelim diye bize öğrettiğiniz ırkçılığı, felsefe adına önümüze sürdüğünüz batının sığ kafalı laflarını, hukuk adına yaptığınız bütün şovenistliklerinizi ve sanat diye dayattığınız bütün estetik öğretilerinizi, Afrika topraklarından silene kadar Afrika sizinle savaşacaktır. Siz kabul etmesiniz de bir Afrikalı en az dünyanın herhangi bir yerindeki bir batılı kadar onurludur. İnsan onurlu doğar. Hiçbir insanın kraliçenin vereceği onura ihtiyacı yoktur” diyerek ödülü almadan orayı terk eder. Sembene Haziran 2007’de öldüğünde kendisinden geriye 10 kitap, 4 belgesel, 3 kısa film ve 10 filmle birlikte, endüstriye karşı kültürün icrasının, büyük devrimci gücünün etkilerini bıraktı. Bıraktığı yerden yükseltmek için, kendisine ulus ve endüstri sineması dışında bir kulvar arayan Kürt sinemacıların ondan öğreneceği çok şey var.

M. Hadi SÜMER / Ortadoğu Sinema Akademisi

 

0 0 deng
Article Rating
Bibe abone
Dazanîne bigre
guest
0 Şirove
Lêvegerînen navê nivîsê
Hemû şiroveyan bibîne