İstanbul Film Festivali’ne garip uygulama!

0
59

 

Uygulamayı değerlendiren sinema yazarı ve yönetmen Ahmet Soner ise filmlerin ancak darbe dönemlerinde bu tür engellere takıldığını belirterek, festivallerde gösterilecek filmlerin bu tür kurullardan geçmesinin doğru olmadığını, filmlerin birçoğunun stüdyodan çıktıkları gibi festivallere gönderildiklerine vurgu yaparak, böyle bir denetlemenin mümkün olamayacağını ifade etti.


Darbe dönemlerini hatırlatıyor 
Bir filmin gösterime girmeden önce Kütür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü’nün belirlediği bir komisyonda izlenmesi ve ona göre belli sınırlamaların konulmasına karar verilme aşaması olan kayıt-tescil aşamasında, film izlendikten sonra filme yönetmeliklere göre yaş sınırı konulduğunu belirten Soner, ayrıca yüksek oranda şiddet ve cinsellik içeren filmler hakkında bu aşamada karar verildiğini söyledi. Festivallere katılacak filmlerin ise bu aşamadan geçmesinin doğru olmadığını belirten Soner, festivallere katılan filmlerin birçoğunun son anda festivallere yetiştiğini, stüdyodan yeni çıkarak festivale yetişen bir filmin ise böylesi bir denetimden geçmesinin akılcı olmadığını ifade etti. Uygulamanın darbe dönemlerinde uygulanan sansürü hatırlattığını belirten Soner, “Darbe döneminde böyle bir şey olmuştu zannedersem. Üç film bu engele takılmıştı. Ömer Kavur’un filmi de vardı aralarında. Yönetmenler de tepki gösterip, filmlerini geri çekmişlerdi” dedi.

Kamuoyunun tepkisi 

Kamuoyunun tepkisinin de böylesi sansür uygulamalarına karşı önemli olduğunu kaydeden Soner, iktidarın aslında filmleri de kendi denetimine almak ve bazı filmlerin gösteriminin engellenmesini istediği söyledi. Soner, “Yerli filmler dışında yabancı filmleri de; yok aile ahlakına ters, milli kültürümüze, ananelerimize uymayan gibi şeylerle savunuyor. Böylece filmlerin gösterilmesini istemiyorlar, çünkü ahlakımız bozulurmuş. Sözde bizi koruyacaklar. Bir kere yabancı filmlere bu uygulamayı yaptıramazsın” dedi. Hükümetin bir şekilde kendi ideallerindeki toplumu veya gençliği yaratmak için, çeşitli yasaklar koyduğunu ifade eden Soner, aynı yasakların internet için de düşünüldüğünü söyledi.

Yılmaz Güney’in filmleri

Darbe dönemlerinde, sinemaya, müziğe, tiyatroya, edebiyata sansür uygulandığını, yasaklı kitap, film listelerinin yayımlandığını hatırlatan Soner, “Mesela Yılmaz Güney’i vatandaşlıktan attıkları gibi üstelik bütün filmlerinin gösterimini de yasakladılar. Topladılar filmleri. Bir de işin garip tarafı; bir şey yasaklayabilirsin ama nasıl toplatırsın? Bir adamı tarihten yok edebilir misin? Türkiye sinemasından silip atmak gibi olur, bunu denediler ama başaramadılar. Yılmaz Güney ileri görüşlü bir insandı, darbenin ayak seslerini duyduğu zaman, Güney Filme ait olan filmleri yurt dışına çıkarmayı başardı”dedi.  

DİHA/İSTANBUL

ŞIROVE BIKE

Ji kerema xwe re şîrove bike!
Ji kerema xwe navê xwe binivîse