Hedef: Hükmetmeyen sinema

0
46

Birkaç gün önce birçok gazetenin, Bugün gazetesinden Metin Arslan imzasıyla “KandilWood” diye servis ettiği haber ilginç! PKK’nin filmler çekeceğini, bu filmlerle festivallere katılacağını iddia ediyor. Bu tarz ısmarlama haberlerin tümünde olduğu gibi haberi yapan herhangi bir kaynak göstermiyor, çünkü tek derdi Kürt sinemacısına “ayar çekmek”, onu hedef göstermek!

 

2012’de iki Kürt sinemacı (Mizgin Müjde Arslan ve Özay Şahin) Maxmur kampında bir belgesele yaptıkları çekimler yüzünden KCK kapsamında gözaltına alınmış, yoğun tepkiler ardından savcı filmi izleyip ‘ikna olduktan’ sonra bırakılmışlardı. Şimdi bu haberin ardından hangi savcılar hangi filmleri izleyecek, hangisinin propaganda yapmadığına ikna olacak hangisine propaganda temelli suç isnat edecek merak ediyoruz. Yine buradaki köşemizden Rojava ve Antalya başlıklı yazımız da Kürdistan Sinemasının geldiği noktaya işaret etmiştik. Kürt sinemacıların hızla çoğalıyor olmasından ve buna paralel olarak Kürtçe filmlerinde nicelik ve nitelik olarak çoğalmasından haliyle de hemen hemen tüm festivallerden ödüllerle dönmelerinden bahsetmiştik. Çünkü Kürtlerin anlatacak öyküleri çeşitlilik arz ediyor, yeni bir dil, estetik geliştirme dertleri var ve dâhil olan değil sorgulayan hesap soran tartışan bir sinema arayışları var. Hal böyleyken, Televizyon dizilerinde Kürtleri terörist, tecavüzcü, uyuşturucu satıcısı karakterleriyle gösteren bir sistemin, kendini anlatan Kürt sinemacısını böyle haberlerle illegalize etmesi kimseyi şaşırtmıyor. Katliamları, gözaltında kayıpları, faili meçhulleri, toplu mezarları, anadilinin yasaklanmasını filmleriyle işleyen sinemacıların, sistemin yarattığı algıyı bozduğu, hakikati gösterdiği için hedefe konması, yeni bir şey olmadığından bizi şaşırtmıyor. Fakat örnekle “Hükümet Kadın” gibi Kürtleri hala geri toplum ölçülerinde tutmak için çekilmiş filmleri de itinayla tüm sinema salonlarında servis etmekten geri durmuyor. “Hükümet Kadın”ın; Yeşilçam sinemasıyla Kürtleri binlerce defa ‘kültürsüz’ olarak gösterdiği köhnemiş senaryosu ‘yeni’ olurken, Kürt sinemacıların yeni duruşları ‘terörist’ oluyor. Hükümet Kadın adlı film BKM yapımı (kısaca Yılmaz Erdoğan da diyebiliriz buna). Ama yerel seçimler arifesinde, seçim gündemli filmde başrolünün Demokrat parti adayı olması, kötü karakterin Cumhuriyet partisi adayı olması ve kazanabilmek için sınırdan kaçak mal getirirken mayınların ortasında kalan adamıyla (bununla da kimlerin ima edildiğini söylemeye bile gerek yok sanırım) ittifak kurması, esas yapımcının kim olduğunu çokça belli ediyor. Film bütün geleneksel, ilkel Kürt algısı yaratma kodlamalarını itinayla kullanıyor: Kürt kadını saf ama cahil olmalıdır! Başrol, Kürtler eğitimi önemsemediğinden(!) Türkçe öğrenebilmemiz için mücadele etmelidir! Ve her şeyden önemlisi Kürt bütün bu geri hallerine rağmen sadece bir komedi unsuru olarak var olabilir. Yıllarca Levent Kırca zihniyetinin alay ettiği, Kürt köylüsü parodileriyle hedefleneni şimdi Sermiyan Midyat devralmış gibi görünüyor. Ama film için en net ifadeyi İçişleri Bakanı Muammer Güler, Hükümet Kadın’ın Mardin galasında, filmin mesajlarını kastederek “Bizim hükümetin yapmak istediği de bu” diyerek özetledi. Hükümetten tescilli takdirli Hükümet Kadın! Belli ki Hükümetlerin hedeflerini hedeflemeyen Kürt sinemacılar asparagas haberlerle hedefte olmaya devam edecekler ama hükmetmeyen, özgürleşen, özgürleştiren kadını da anlatmaktan geri durmayacaklar.

*Ortadoğu Sinema Akademisi

M. Hadi Sümer

0 0 deng
Article Rating
Bibe abone
Dazanîne bigre
guest
0 Comments
Lêvegerînen navê nivîsê
Hemû şiroveyan bibîne