Arıcı bu hafta Mainz’da

0
21

‘Arıcı’ belgeseli, İsviçre Alplerinde arıcılık yapan Apê İbrahim’in (İbrahim Gezer) hayatını anlatıyor. İki çocuğunu Kürt Özgürlük Mücadelesi’nde kaybeden Gezer, Türk devletinin baskıları sonucu İsviçre’ye iltica etmek zorunda kalır. 2011 İsviçre yapımı olan filmin daha önce Almanya’nın başkenti Berlin’de galası yapılmıştı. Pazar günü de Rheinland-Pfalz eyaleti için Mainz kentinde belgeselin galası gerçekleşti. Büyük ilgi gören filmin gösteriminden sonra bir panel gerçekleşti. Panele Mainz Üniveristesi Profesörü Dr. Franz Hamburger, Caritas yardım kuruluşu adına Axel Geerlings-Diel, Rheinland-Pfalz Eyaleti Uyumdan sorumlu Bakan Miguel Vicente ve Malteser sağlık ve yardım kuruluşu adına Behrouz Asadi katıldılar.

Moderatörlüğünü Institut für Sozialpädagogische Forschung- Sosyal pedagojik Araştırma Enstitüsü- (ISM) adına Thomas Köpf’un yaptığı panelde ilk konuşmayı Profesör Franz Hamburger yaptı.


Hamburger, yaklaşık 30 yıldır Kürtlerin, geldikleri ülkelerdeki savaş ve baskıdan dolayı Avrupa’da sürgünde yaşamak zorunda kaldığına dikkat çekti. ‘Der Imker’ filminin de Kürtlerin Avrupa’da yaşadığı bürokratik sorunları, iletişim kurmanın zorluklarını ve psikolojik yıpranmayı sade bir dille anlattığını belirtti. Kendi topraklarını terk etmek zorunda kalanların kendilerini bu filmde bulabileceğini söyleyen Prof. Hamburger, yaşadığı baskı, sıkıntı ve üzüntüye rağmen İbrahim Gezer’in yüzündeki tebessüm, sakinlik ve sabırlı bakışların filmin çok önemli yönü olduğunu söyledi.


Caritas yardım kuruluşu adına söz alan Axel Geerlings-Diel ise filmde daha çok duygu dilinin ön plana çıktığını söyledi. Filmin izleyicide birçok duygusal anlar yaşattığını söyleyen Geerlings-Diel, İbrahim Gezer’in oğlunun yaşamını yitirdiğini öğrenmesiyle yıkıldığını anlatan sahnenin birçok anne ve babanın yaşadığı endişe ve acı ile aynı olduğunu söyledi. Geerlings-Diel “her gün gazete ilanlarına bakan baba, oğlunun fotoğrafını bulmaktan endişe duyarken, bir gün çekim gününde gazete sayfasında oğlunun fotoğraflı ölüm ilanını görür. İşte o anda yıkılan babanın herkeste yarattığı üzüntüyü evlat acısını yaşayan bilir” dedi.
Bir sonraki konuşmacı olarak Miguel Vicente ise bu gibi film yapımları üzerinden kimlikler ve uluslaraarası köprülerin kurulabilineceğine dikkat çekerek, filmde insanlararası ilişkilerin çok iyi bir dilde ifade edildiğini vurguladı. Vicente “Siyaset, insanları oldukları gibi kabul etmeyi öğrenmeli, kendi yetenekleri, kendi umutları, kendi zaafları ve güçlükleri ile kabul etmeliler” diyerek, filmde insana güç ve moral veren insanlararası ilişkilerin de önemli derecede mültecileri yaşama bağladığını hatırlattı.


Son olarak konuşan Behrouz Asadi ise ‘Exil’ yani sürgün yaşamını kendisinin de bizzat yaşadığını ve başta mültecilerin hem kendi ülkelerinde hem de sürgün edildikleri veya kaçmak zorunda kaldıkları yabancı ülkelerde de azınlık statüsü olarak tanımlandıkları ve dışlandıklarını vurguladı. Asadi devamında “sürgünde yaşayan her insan karşılaştığı küçük bir insani tebessüme ve iyiliğe karşı o kadar seviniyorlar ki, ki onlar için en büyük ihtiyaç dostane insan ilişkileridir” diye konuştu.


Panel ardından izleyicilere sunulan görüş belirtme bölümünde, filmin etkisinde kalan ve duygularını gizlemeyen bir çok izleyici, söz alarak hem kendi yaşadıkları zorlukları hem de filmi izlerken hissettikleri duyguları paylaştı.
Mano Khalil’in yönettiği ‘Der Imker-Arıcı’ filmi 30 Ocak Perşembe gününden itibaren Mainz kentinde bulunan Palatin sinemasında, Hintere Bleiche 6, 55116 Mainz adresinde gösterime girecek.
 

NİHAL BAYRAM/MAINZ

0 0 deng
Article Rating
Bibe abone
Dazanîne bigre
guest
0 Comments
Lêvegerînen navê nivîsê
Hemû şiroveyan bibîne