gototopgototop

Kürt Sineması - Sînemaya Kurdî - Kurdish Cinema

Têketin-GirişEndamtî-Üyelik
Anasayfa - Mal » Soru ve Cevap » Bu Sinema Sorularını Tartışalım!! » Kürt Filmin Nasıl Tanımlanır?
A+ R A-

Kürt Filmin Nasıl Tanımlanır?

Mirov dikare fîlmê Gelê Kurd çawa pênase bike?

Şirove - Yorumlar

Sinamamızda illkin dil üzerinde bi çalişma yapılmalı yogunlaşmali..uzun bi konusu olmasa bile en azından kısa film çekilebilir.

0 Mazlum Eraslan 2013-04-30 12:54 #9

Jêgirt - Alıntı

Kürt sinemasının bence öncelikle bi tanıtım sürecinden geçmesi gerekiyor tartışmalar dil üzerinde yoğunlaşmış kürtçe veya türkçe olması dışında kürt coğrafyasını anlatması özellikle son otuz yılda yaşanılan gelişmeleri göz önünde bulundurarak kamera karşına geçlmesi gerekir. Hewal Halil'inde dediği gibi Dağlarda yaşanan destanları yiğit kürdü aynı zamanda yaşanılan zülmü konu alırsa kürdün tarihini anlatırsa (tanıtma sürecinde) biz buna kürt sineması diyebiliriz.

0 Ferhat Sevci 2013-04-30 12:53 #8

Jêgirt - Alıntı

Kürt sinemasının öncelikle ışığı ve kamerayı doğru yere, olaya ve kişiye tutup tutmadığı önemlidir.Değişimi, dönüşümü doğru verebiliyorsa Kürt Sinemasına Dahil edilebilir. Dolayısıyla Kürt filminin her şeyden önce Kürt halkının demokratik değerlerini taşıması gerekmekedir..Kürt Sineması Ulus-Devlet mantığıyla ele alınmamalıdır..Ulus-Devlet kapsamında yer alan ulus sinemaları çok dar kalabilmekte ve gelişimini sağlayamamaktad ır..Kürtlerin bir devlet sahibi olmamsı Kürt Sinemasının çeşitliiliği ve gelişimi açısından son derece değerlidir..Site Adimini Yusuf arkadaşa katıldığım kimi noktalar var yalnız Evet Kuşku yok ki Dünya sinema tarihinin birikim ve tecrübelerinden yararlanmak gerekir. Ancak kapitalist sistemin yozlaştırdığı sinema çizgisinin anlayışlarını iyi görmek gerekir. Hele hele sömürgeciliğin yarattığı ve kendisini yok saydıkça “ilerleyen ve mutlu olan” Kürt tipini veren inkarcı Türk sinemasını taklit etmek yarının en büyük tehlikesi olacaktır. . Kürt sineması paradigmasal gelimeli ve coğrafyasına özgün hareket etmelidir..Özüne ters düşmemeli ve Kendi varllığü gereğince Komunal, kolektif ve çeşitliliği içinde barındırmalıdır ..Kürt Sinemasını Doğru yansıtan Halil Uysal Çizgisidir..

0 Arjen 2013-04-30 12:53 #7

Jêgirt - Alıntı

Bir de kötü bir örnek var mesela mahsunun filmleri kürt sineması mıdır? (o coğrafyada çekilmiş,imgele r müzikler ve kültür kürdisatnî olmasına rağmen) ..tabi ki değildir .. kürtlerin hikayelerini coğrafyasını sinemada ticari amaçlı kullanıyorsa kim olursa olsun yaptığı filmi ben kürt sineması bünyesinde değerlendiremem ..ama yılmaz güneyin filmleri çok ayrı bir kategoride değerlendirebil riz ,türkiyede ezilenlerin dili oldu onu kürt siemasına koyacağımız ya da koymayacağımızı n hiç önemi yok ki onun sineması başlı başına bir ekol.. KÜRTÇE OLMAZSA OLMAAAZZ (şimdilik öyle tabi eli yıl sonra bu olmazsa olmaz kriteri değişebilir)..

0 SînanYıldız 2013-04-30 12:52 #6

Jêgirt - Alıntı

Dili kürtce olmali.

0 Emine Çelebi 2013-04-30 12:51 #5

Jêgirt - Alıntı

Kürt sinema severleri açısından filmin içeriği kürtleri anlatıyorsa ve dilide kürtçeye çevirilse tamamdır bence.

0 Bargıran Oyan 2013-04-30 12:50 #4

Jêgirt - Alıntı

öncelikle benim görüşüm şudur ki : sinema bir sanattır 7. sanat en son gelişen sanat olduğu için bu isim verilmiş. çoğu yoruma baktım genel çoğunluk siyasi film istiyor ama sanat ile siyaseti birbirine karıştırmamak gerektiğini düşünüyorum. bu gün dünyada en çok tanınan kürt yönetmen Bahman Qubadi'dir ve filmlerinde siyasi unsurlara rastlamak çok zordur ama aslında filmlerinin zemininde bu vardır fakat sadece tat vermek için aksi halde ypılan filmlerin hepsi propaganda filmi olmaktan öteye gidemez alamnya 2. dünya savaşından çıktıktan sonra ilk tamir ettiği yerler tiyatro binaları opera binaları olmuştur. Bu gün bir yahudiyi en masumane şekilde anlatan en iyi film Hayat Güzeldir filmidir film politik bir filmdir yahudilerin uğradığı kırımı anlatır ama kim diyebilir ki bu sadece bunu anlatıyor izleyicin en az hissettiği şey siyaset politikadır. kürt sineması da bu doğrultuda oluşturulmalı toplumsal sorunlar zeminte eritilmeli filmin dili ise bence yazarın ve yönetmenin belirleyeceği birşeydir bunda oyuncuların konuştuğu dilde öemlidir ve hitap edeceği kitlede önemlidir. salt politik filmlerin başarısı dünya sinemasında ortadadır bence eğer herksein bu sorunu görmeini istiyorsak herkese hitap etmeliyiz göze sokmaktansa bilinç altına yerlştirilmeli bu açıdan kürt sineması dünya sinemasını takip etmeli güncel olamlı bir olayın nasıl anlatılacağı ise yönetmenin belirleyeceği birşeydir.yelpaemizin geniş olması gerekmektedir zihnimizde oluşturulan tabuların kırılması gerekir bu ezilmişlik duygusunun bilinçli özgür kişiliklerle değişmesi gerekiyor ki özgün ve yaratıcı fikirler doğsun aksi taktirde öncekilerin ve bize öğretilenleri tekrardan başka bişy yapamayız.

0 Yusuf Kaya 2013-04-30 12:50 #3

Jêgirt - Alıntı

Merhaba.Değerlendirmeni zi okudum. Ulusal sinemalar ulus-devlet destekli oldukları için genel anlamda ulusal kimliklerle tanımlanıyorlar . Kürtlerin siyasal anlamda bir devletleşmesi söz konusu olmadığı için bu tanımlanma noktasında çeşitli sıkıntılar yaşanıyor. Bu konuda fikir yürüten biri olarak şöyle diyebilirim.Bir filmin Kürt Sineması sayılması için bence dört bağlam vardır.Birincisi Dil,2.sosyal ve politik olgu, 3. mekan/çoğrafya, 4. ise Kürt-ikon,imge ve göstergeleridir , bunların içinde olduğu filmleri rahatlıkla Kürt sineması olarak tanımlayabiliri z. Ayrıca bana mail adresinizi yollarsanız size bu konuda bir şey sormak isterim

0 yilmaztekin 2013-04-30 12:49 #2

Jêgirt - Alıntı

Özellikle Bahman Ghobadi’nin filmlerinin uluslararası alanda ödüller almasinin ardından, Kürt filmleri ve sineması adından daha çok sözettirir oldu. Ama bir filmin hangı kriterlere göre “Kürt filmi” olarak tanımlanması gerektiği tartısma konusudur hala. Günümüz dünyasında filmler yapıldıkları ülkelere ve yonetmenlerının etnik kökenlerine ve hatta vatandaşı oldukları ülkelere gore sınıflandırılma ktadır. Örneğin ünlü Kürt yönetmen Yılmaz Güney’in filmleri “Türk Sineması” basligi altında ya da “Türk yönetmenler” basliği altında sınıflandırılma ktadır.



Bu sınıflandırma da tabiki Güney’in filmlerinin Türkçe dilinde çekilmiş olmasının da payı büyüktür. Birçok araştırmacı ve sinema uzmanı Güney’i ve filmlerini Kürt sinemasının bir parcasi olarak görse de, benim bakiş açıma göre bir filmin “Kürt filmi” olarak tanimlanabilmes i için dilinin Kürtçe olması basta gelen bir gerekliliktir. 2005 yılında çekilen ‘David ve Leyla’ fılminin Kurt yönetmeni Jalal Jonroy, Yılmaz Güney’i Kürt sinemasının baslangiç taşı olarak gormektedir. Yine Kürtler’le ilgili arastirmalari ile taninan ünlü Fransiz gazeteci-yazar Chris Kutschera bir filmin “Kürt filmi” olarak tanimlanabilmes i icin yonetmeninin Kürt olmasi gerektiğini, filmin dilinin çok da belirleyici bir etken olmadiğini ileri sürüyor bana gönderdiği bir elektronik posta mesajinda. Yukarda da belirttiğim gibi Kürt sineması doğum aşamasındadır ve resmi anlamda (Güney Kürdistan’daki son devletsel oluşum hariç tabiki) devleti ve ülkesi olmayan bir sinema hareketidir Kürtlerin sinema üretimi. Bu nedenle birçok Kürt yönetmenin filmleri Iran, Türk ya da başka ülke adlari altında sınıflandırılma ktadır. Bu durum sadece Bahman Ghobadi’nin sinema sahnesinde uluslararası düzeyde yer alması ile degişmiş, uluslararası film festivallerinde Ghobadi filmleri İran sineması adı altinda değil “Kurt filmleri” başliği altında sınıflandırılmı ştır. Örneğin 54. Melbourne Film Festivali’nde Ghobadi’nin filmleri Kürt filmi olarak tanımlanmıstır. Bunda Ghobadi’nin Kürt kimliğini hem bireysel hem de sanatsal anlamda ön plana çıkartmasının payı büyüktür. Örneğin Güney Kürdistan kökenli ünlü Kürt yönetmen Hıner Saleem’in üç uzun metrajlı filmi var bilebildigim kadariyle. “Gelin çok yaşa-Kürdistan’ın Özgürlügü” (1997), “Vodka-Limon” ve son filmi ‘Sıfır Kilometre’. Saleem özellikle son iki filmiyle uluslararası alanda isminden söz ettirdi ve Kürt kimliğiyle anildi.



Son iki filmini izleme olanağım olmadığı için bir yorum yapma şansım yok ama ilk filmi olan ve Tuncel Kurtiz’in de rol aldığı “Gelin çok yaşa- Kürdistan’ın Özgürlügü” filmini Avusturalya devlet kanalı SBS’de izlemiştim. Film komedi ve politik elestiri tarzında yapılmiştı. Fransa’da yaşayan Kürt toplumunun sosyal ve siyasi eleştiri ve komedisi olan filmde dıl Fransızca-Kürtçe’ydi. Dil olarak yanliş hatırlamıyorsam , bir örneği elimde olmadığı için tekrar izleme şansım yok, Fransızca oldukca ağirlıktaydı. İlk izlediğim de, en azından isminin ikinci bölümünden dolayı tam bir Kürt filmi olduğunu düsündüm. Ama filmde bazı açılardan belirsizlik oldugu kadar kimi boyutuyla eleştiri ya da komedi biçiminde Kürtleri feodal kültürlerinden dolayı kücülten ögeler vardı. Konuyu kısaca verirsem, Fransa’da yaşayan bir grup Kürt bir dernekte siyasi faaliyet yürütmektedir. Derneğin Kuzeyli Kürtler’e ait olduğu iması var ama bu net değil. Başroldaki erkek karekter, Çeto, video görüntüsünden beğendiği Kürdistanlı bir Kürt kızını Kürdistan’dan evlenmek için getirir ama gelen kız seçtiği güzel kız değil onun biraz da çirkin gözüken kız kardeşi Mina’dır. Film Çeto’nun şaşkınlığı ve Kürt kızı Mina’nın Fransa’da yaşadığı sorunları komedi biçiminde resmediyor. Sonuçta, Mina güzel ve uygar Kürt-Fransiz avukat Leyla tarafindan kurtarılır ve ‘gözü acilan’ Kürt kızı birden güzelleşir ve kocasına baş kaldırır. Çeto pişmandır Mina’ya aşık olmuştur ama hersey için çok geçtir artık. Filmin yörüngesi temel olarak böyle, dediğim gibi dili Fransızca ağırlıklı, dernekte yapilan tartismalar Fransizca ağırlıklıydı. Bir filmin içeriğini eleştirmek ayrı birşeydir, onun Kürt filmi olup olmadığına karar vermek ayrı birşeydir.


Ben birey olarak Hıner Saleem’in bu filmini, dilinin temel olarak Kürtçe olmaması açısından gönül rahatlığıyla “Kürt filmi” olarak tanımlayıp sınıflandıramıy orum. Ama filmin diasporada yaşayan bir Kürt yönetmen tarafundan yapıldığı açık. Bu filmi Kürtler’i konu olan bir Fransa filmi olarak görebilirim. Dikkat edilirse Fransiz filmi degil de Fransa’da yapilmis bir filim Kürt tandanslı bir filmdir. Ama sunu rahatlikla söyleyebilirim, Hıner Saleem’in yukarıda açıkladığım filmi ile Bahman Ghobadi’nin herhangi bir filminin karşılaştırması yapılırsa, kendi açımdan Ghobadi’nin Kürt kültürünü ve kimliğini yansıtma bakımından çok farklı bir yerde tutulması gerektiğini söyleyebilirim. Dedigim gibi sayın Saleem’in diğer önemli iki filmini izleme olanağım olmadığı için biriey söyleyemiyorum. Diger Turkiyeli Türk yönetmenlerle bazı Kürt yönetmenlerin yaptığı filmlerin Kürt filmi olarak tanımlanıp tanımlanamayaca ğı mutlaka tartışılacaktır .



Ama Kürtlerle ilgili herhangi bir filimsel ve sinemasal çalişmanın Kürt kültürüne ve daha da onemlisi Kürt Sineması’na katkıda bulunduğuna inanıyorum. Bu nedenle bu tür hiçbir filmi dıştalamamak gerektiğini düsünüyorum. Ama Kürt yönetmenlerin de filmelerini Kürtçe yapmalarının, Kürt dilini ve müziğini, kültürünü mümkün olan en yaygın biçimde yansıtmalarının zorunluluğu da kusku götürmez bir gerçektir sanırım.

0 asmin 2013-04-30 12:47 #1

Jêgirt - Alıntı

Şirove Bike - Yorum Ekle

Security code Nû bike - Yenile - Refresh

Pirsên Ku Ji We re Hatine Pêşniyarkirin - Size Önerilen Sorular

27 Nis 2013
İran Sinemasını Nasıl Buluyorsunuz?
28 Nis 2013
Devletsiz toplumların ulus sineması nasıl tanımlanabilinir?
27 Nis 2013
Yoksa sinema tarihe atılan bir imza mıdır?
27 Nis 2013
Türk Sinemasında Neden Kürtler İnkar Edilmektedir?
28 Nis 2013
Sinema sesle mi doğdu?

онлайн фильмы

Têketin-Giriş

Şu anda 196 konuk çevrimiçi


Endamtî-Üyelik

Şu anda 196 konuk çevrimiçi

*
*
*
*
*

* İşaretli alanların doldurulması gerekir.