gototopgototop

Kürt Sineması - Sînemaya Kurdî - Kurdish Cinema

Têketin-GirişEndamtî-Üyelik

Derhênerên Kurd ên ku zedetirîn hatine şopandin - En takip edilen Kürt yönetmenler

Qutîka Lêgerînê - Arama Kutusu

Anasayfa - Mal » kürt yönetmenler » Murat Özçelik
A+ R A-

Murat Özçelik

Oylayın / Deng bidin
(1 Oy)

1977 yılında Tunceli’nin Pertek İlçesi’nde doğdu. İlk ve ortaokulu Pertek’te okuduktan sonra liseye Ankara’da devam etti. Lise 1’nci sınıfta bazı yasal dergiler nedeniyle ilk kez gözaltına alındı ve okuduğu liseden atıldı. Liseden atıldıktan sonra eğitimine ara verdi ve Almanya’ya gitti. Almanya’da 1 yıl kaldıktan sonra 1994 yılında Türkiye’ye döndü. 1995’de Türk-İş mitinginde gözaltına alındıktan sonra 20 yıl ağır hapis cezasına çarptırıldı. Ancak yaşı 18’den küçük olduğu için aldığı cezada indirim yapıldı. 1995-1999 yılları arası Ankara Merkez Kapalı Cezaevi’nde yattı. Burada Ulucanlar operasyonunu yaşadı ve ağır yaralı olarak kurtuldu. 8 yıl çeşitli cezaevlerinde kaldıktan sonra tahliye oldu. İçerde sınava girip Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema - Televizyon Bölümünü kazandı. Şimdi Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema Ve Televizyon Bölümünde Yüksek Lisans yapmaktadır. Daha önce “Şavak” ve “Çöp” adında iki kısa metraj film çalışması oldu. “Ölücanlar” yönetmenin ilk uzun metraj belgesel çalışmasıdır.

 

YÖNETMENLİĞİNİ YAPTIĞI BELGESEL FİLMLER 
Şavak - 2007 
14. Altın Koza Film Festivali Öğrenci Filmleri Yarışması, Belgesel Dalı, Finalist. 2007
5. Pam Çevre Kısa Film Festivali, Yarışma Filmi. 2007
2. Galatasaray Üniversitesi Sinepark Kısa Film Festivali, Çarpışan Aramalar, Finalist Film. 2008
Erciyes Üniversitesi, Belgesel Film Festivali finalist. 2008

Ölücanlar - 2010
Filmamed 1. Diyarbakır Belgesel Film Günleri, Yarışma Bölümü, Halil Dağ Jüri Özel Ödülü. 2011
Kurmeş Köyü Şenliği, Gala. 2010
Sinema Destekleme Kurulu'nun 2010/2 Sayılı Kararı ile Doğrudan ve Geri Ödemesiz Desteklenmesine karar verilen amatör film projesi. 2010
Diyarbakır Belgesel Film Günleri, Yarışma Bölümü, Gösterim. 2011
4. Ege Belgesel Film Günleri, Gösterim Seçkisi. 2011
Boğaziçi Üniversitesi Mithat Alam Film Merkezi, Yeni Türkiye Belgeselleri Paneli, Gösterim. 24 Kasım 2011
30. İstanbul Uluslararası Film Festivali, Gösterim. 2011
TİHV 2. Belgesel Film Günleri, Gösterim. 2012
15. Uluslararası 1001 Belgesel Film Festivali, Gösterim. 2012

YÖNETMENLİĞİNİ YAPTIĞI KISA FİLMLER 
Çöp - 2007
Sinema Destekleme Kurulu'nun katkılarıyla çekilmiştir.


Kaynak
Murat ÖZÇELİK

 


 

Ulucanlar murat özçelik

Yapım Tarihi : 2010
Süre : 00:00:00
Formatı : Belgesel, Renkli, Türkçe

Yönetmen - Murat ÖZÇELİK


Ölücanlar 

Yönetmen: MURAT ÖZÇELİK 
Süre: 90’
Yıl: 2010

Ölücanlar, yönetmen Murat Özçelik’in kendi hikâyesini anlatıyor. On yedi yaşında lisede okurken cezaevine giren Özçelik, 1999’da Ulucanlar Cezaevi’ne yapılan ve on tutuklunun öldüğü silahlı operasyonda ağır yaralanır. Televizyonlardaki ilk haberlerde adı yaşamını yitirenlerin arasında geçer. Annesi bu haberle sarsılır ve cenazesini almak için Ankara’ya gelir. Daha sonra oğlunun ölmediğini ve Amasya Cezaevine gönderildiğini öğrenir. Filmde kendi geçmişine doğru bir yolculuğa çıkan Murat Özçelik, aynı cezaevinin kapısında günlerce sabahlayan annesi ile Ulucanlar Cezaevi’nin soğuk koridorlarında yeniden buluşuyor.

13 MAYIS CUMA | İLETİŞİM FAKÜLTESİ 2 NO’LU AMFİ | SAAT: 16:45


Kaynak
Ege 4. Belgesel Film Günleri Katalogu

Ölü canlar

ÇEKTİĞİ BELGESELİN GALASINI KÖYÜNDE YAPTI

Ankara'da lise öğrencisi olduğu dönemde bir sendikanın mitinginde tutuklan ve hüküm giyen Murat Özçelik, 8 yıl kaldığı Ulucanlar Cezaevi'ni konu aldığı 'Ölücanlar' belgeselinin galasını, Tunceli'nin Pertek İlçesi'ne bağlı 150 haneli Kurmeş Köyü'nde düzenlenen şenlikte gerçekleştirdi.

Tunceli'de, yaz ayları ile birlikte düzenlenen festival ve şenliklere artık köyler de eklendi. Çoğu Avrupa'nın çeşitli ülkelerinde yaşayan Pertek İlçesi'ne 30 kilometre uzaklıkta bulunan 150 haneli Kurmeş köylüleri, ilk dördünü Almanya'da gerçekleştirdikleri şenliği bu yıl köylerinde düzenleme kararı aldı. Sanatçılarla irtibata geçen köylüler, 3 gün sürecek bir şenlik programı hazırladı. Dün akşam saatlerinde başlayan '5'inci Kurmeş Şenliği'nin ilk gününde bir araya gelen 5 bin kişi, bir taraftan yakınlarıyla özlem giderirken, diğer taraftan Aynur Doğan'nın Kürtçe ve Türkçe türküleriyle eğlendi.

olucanlar

BELGESELİ ANNESİNE ARMAĞAN ETTİ

Köy şenliği aynı zamanda, bir belgesel galasının ilk defa bir köyde yapılmasına vesile oldu. Ankara'da 1995 yılında katıldığı bir sendika mitinginde gözaltına alındıktan sonra tutuklanan Murat Özçelik, 8 yıl kaldığı Ulucanlar Cezaevi'ni anlattığı, 'Ölücanlar' belgesel filminin galasını kendi köyünde, bir ilke ev sahipliği yapan Kurmeş Şenliği'nde gerçekleştirdi. Özeçelik, belgesel filmi annesine adadığını belirterek, "Ben 1999 yılında Ulucanlar'a yapılan Hayata Dönüş Operasyonu sırasında ölebileceğimi düşündüm ve hep annemi düşündüm. Cevaevinde yaşadıklarımı filme çektim, filmi anneme adıyorum" dedi.

ŞENLİKLER KÖY MEYDANINDA

Şenliğin bugün gerçekleştirilecek 2'inci gününde, BDP Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis ve yazar Ali Haydar Gürbüz'ün katılacağı 'Asimilasyon ve Göç" konulu bir panel düzenlenecek. Akşam köy meydanında gerçekleştirilecek etkinliklerde ise, Tuncelili sanatçılar ve grup konser verecek. Kendiside Kurmeşli olan ödüllü yönetmen Kazım Öz'ün cektiği, 'Dûr (Uzak) belgesel filminin gösterimi yapılacak.

Ferit DEMİR, Tunceli, (DHA)
05 Ağustos 2010 Perşembe
dha.com.tr


murat özçelik


'Ulucanlar Operasyonu' belgesel oluyor

Türkiye'nin en eski cezaevlerinden biri olan Ulucanlar Cezaevi, Türkiye'nin en önemli yazar, siyasetçi ve aydınlarının kaldığı bir yer olmasının yanı sıra 1999 yılında cezaevine yapılan operasyonla gündeme gelmişti. 1999'da Ulucanlar Operasyonu'nu yaşayan Murat Özçelik, belgesel çekimlerine başladı. Çekim için bulunduğu cezaevinde bir yandan da ziyaretçileri gezdiren Özçelik, 'Burada ne yaşandığını bilsinler diye her gün buradayım' diyor. Geçen yıl kapatılan Ulucanlar Cezaevi için TMMOB'a bağlı Mimarlar Odası Ankara Şubesi tarafından başlatılan proje yarışmasıyla mimarlık öğrencileri, cezaevinin dönüşümüne ilişkin fikir ürettiler ve Ulucanlar'ı kültür merkezi ve müzeye dönüştürmek için hazırlanan proje yarışmayı kazandı. Proje çerçevesinde ilk olarak cezaevi herkese açık tutulmaya başlandı. Açıldığı günden bu yana ziyaretçi akınına uğrayan cezaevinin, en dikkat çeken konukları ise cezaevine aşina olanlardı. Bu cezaevinde kalanlardan biri ise Murat Özçelik'ti. 17 yaşındayken cezaevine giren Özçelik, Ulucanlar Operasyonu'na tanıklık ediyor. Cezaevinden çıktıktan sonra üniversite eğitimine başlayan Özçelik, yaşadıklarını yalnızca arkadaşlarına ve ailesine anlatmakla yetinmek istemedi ve Ulucanlar Cezaevi'ne yapılan operasyonun belgeselini çekmeye başladı. Türk-İş'in 1995 yılında Ankara'da düzenlediği mitingde gözaltına alınan Özçelik, sonra Ulucanlar Cezaevi'ne gönderilir. Özçelik, Ulucanlar'da 5. Koğuş'a konulurken, 1999 yılına kadar kaldığı cezaevinde Ulucanlar Operasyonu'nu yaşar. Bir dönemin izlerini h??üzerinden atamayan Özçelik, yaşadıklarını şöyle anlatıyor: 'Operasyon günü sabah 04.00 sıralarında uyandık. Binlerce polis ve asker her tarafı sarmış ve aynı anda ateş açıldı. Gaz bombaları ve taşlar atılırken bir yandan köpük sıkılıyordu.' Kaldığı 5. Koğuş'tan 4. Koğuş'a geçerken yaralananların olduğunu aktaran Özçelik, 'Kovalar, leğenler koyarak başımızı korunmaya çalışıyorduk. Biz oradan mutfağa geçtik. O arada yaşamını yitiren çok arkadaşımız oldu. Bir taraftan koğuş yanıyordu. Savaş alanı gibiydi ortalık. İçeride zaten eli kolu bağlı insanlara bu kadar insanlık dışı bir operasyonun düzenlenmesi gerçekten anlatılamayacak bir şey. Anlatılamayacak büyüklükte bir vahşet yaşandı' dedi.

'Her gün buradayım'
Cezaevi halka açıldıktan sonra Ulucanlar'a gelmenin kendisine karmaşık duygular yaşattığını dile getiren Özçelik, 'Yalnızlığımı yaşayacağım bir ortam olsa her yeri tek başıma dolaşıp ağlamak isterdim. Tereddüt yaşadım girip baksam mı bakmasam mı diye' şeklinde hissettikleri paylaşıyor. Cezaevine geldiği ilk gün düzenlenen kokteyl nedeniyle büyük bir yabancılaşma yaşadığını ancak ziyaretçilerin duyarlı tavırları karşısında bu duyguyu aştığını belirten Özçelik, 'Buraya gelen insanların buranın tarihini bilmelerini istedim. Burada ne yaşandığını bilsinler diye her gün buradayım' diyerek, gelenlere rehberlik yapmaya ve olanları insanlarla paylaşmaya başladığını söyledi. Özçelik, Ulucanlar Cezaevi'nin Türkiye açısından çok önemli bir yerinin olduğunu vurgulayarak, buranın öneminin yalnızca burada kalan şahıslardan kaynaklı olmadığını, esas olarak cezaevini oluşturan zihniyet nedeniyle dikkat edilmesi gereken bir yer olduğunu söyledi. Belgeselin fikir bazında oluşumu hakkında da bilgi veren Özçelik, 'İçerideki son yıl sınava girdim ve Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema Televizyon Bölümü'nü kazandım. Ankara Kalesi'ne çıktım birkaç kez Ulucanlar'ı görebilmek için. O zaman oluştu belgesel fikri. Anılarımla yüzleştim orada. Ondan sonra cezaevinin halka açılacağını duyunca da bu fikir bende olgunlaştı. Birkaç arkadaşla beraber çalışmalara başladık. Yani fikir olarak eski ama çalışma çok yeni' dedi.

'Vicdani bir sorumluluk'
Cezaevinden çıktıktan sonra, içeride yaşananlara ilişkin insanların bir fikrinin olmadığını anladığını belirten Özçelik, medyanın yanlış bilgilendirmesi ve manipülasyon nedeniyle, insanların kafasında yalnızca, 'Birileri isyan etti. Birileri de bastırdı' gibi bir fikrin oluştuğunu, ancak olayın derinliğinden bihaber olduklarını söyledi. Özçelik, belgesele başlamasında etkili olan duyguyu ise, 'Orada yaşamını yitirmiş insanlara karşı siyasal bir sorumluluğun ötesinde kişisel, vicdani bir sorumluluğum olduğunu düşünüyorum' diye tanımladı. 'Yaşananların mutlaka kitlelere ulaştırılması gerekiyor. Ulaşmadığı zaman insanlar bunun kapsamını algılama şansına sahip değil. Bunu cezaevini görmeye gelen insanlardan anladım' diyen Özçelik, Ulucanlar'ı ziyaret eden insanların oraya ilişkin bir şeyler bilmesinin, onların duygu ve düşüncelerinde farklı anlamlar yarattığını, bu nedenle de sinemada siyasal tarihe ilişkin çalışmaların arttırılması gerektiğini vurguladı. ANKARA - DİHA

İsmail Yıldız, Derya Yüksel
gundem-online.net

‘Ulucanlar’ olarak bilinen Ankara Kapalı Cezaevi’nde yaşanan vahşet gizli kalmasın diye Murat Özçelik belgesel çekiyor. Ulucanlar’da gerçekleştirilen cezaevi katliamı sırasında orada tutuklu bulunan Özçelik, “Burada ne yaşandığını bilsinler diye her gün buradayım” diyor.

Türkiye’nin en eski cezaevlerinden biri olan Ulucanlar yani bir diğer adıyla Ankara Kapalı Cezaevi, Türkiye’nin en önemli yazar, siyasetçi ve aydınlarının kaldığı bir yer olmasının yanı sıra 1999 yılında cezaevlerinde gerçekleştirilen katliamlarla gündeme gelmişti. Daha 17 yaşında iken cezaevine giren ve 1999’da Ulucanlar Operasyonu’nu yaşayan Murat Özçelik, operasyonda yaşananların tüm gerçekliğiyle aktarılabilmesi için belgesel çekimlerine başladı. Çekim için bulunduğu cezaevinde bir yandan da ziyaretçileri gezdiren Özçelik, “Burada ne yaşandığını bilsinler diye her gün buradayım” diyor.

Türkiye’nin en eski cezaevlerinden biri olana Ulucanlar, yani Ankara Kapalı Cezaevi geçtiğimiz yıl kapatıldı. Ancak Türkiye siyasal tarihinde önemli bir yer tutan cezaevinin kapandıktan sonra ne olacağı üzerine tartışmalar bitmedi. Konuya duyarlılık gösteren kesimler onlarca insanın operasyonlarda yaşamını yitirdiği, yüzlercesinin yıllarını geçirdiği ve Türkiye’nin yakın tarihine ışık tutan Ulucanlar’ın alışveriş merkezi ya da otopark olma fikrine karşı durdu. Bu nedenle TMMOB’a bağlı Mimarlar Odası Ankara Şubesi tarafından başlatılan proje yarışması ile mimarlık öğrencileri cezaevinin dönüşümüne ilişkin fikir ürettiler ve Ulucanlar’ı kültür merkezi ve müzeye dönüştürmek için hazırlanan proje yarışmayı kazandı. Proje çerçevesinde ilk olarak cezaevi herkese açık tutulmaya başlandı. Açıldığı günden bu yana ziyaretçi akınına uğrayan cezaevinin, en dikkat çeken konukları ise cezaevine zaten aşina olanlardı. Aylarını ve yıllarını Ulucanlar’da geçiren eski tutuklu ve hükümlüler, aileleriyle, arkadaşlarıyla gelerek yaşadıklarını onlarla paylaştı.

‘Vahşetti’
Bu cezaevinde kalanlardan biri ise Murat Özçelik’ti. Özçelik, daha 17 yaşındayken cezaevine girerken, 1999 yılında Ulucanlar katliamına tanıklık ediyor. O günleri anlatırken hala yaşadıklarının izlerini üzerinden atamayan Özçelik, yaşadıklarını ve nasıl bir belgesel çekeceğini DİHA’ya anlattı.

Operasyon günü sabaha karşı 04.00 sıralarında uyandıklarını söyleyen Özçelik, binlerce polis ve askerin her tarafı sardığını ve aynı anda açılan ateşle birlikte, gaz bombalarının ve taşların atılmaya başlandığını, bir yandan köpük sıkıldığını söyledi. Kaldığı 5. koğuştan 4. koğuşa geçerken yaralananların olduğunu aktaran Özçelik, şunları kaydetti: “Kovalar, leğenler koyarak başımızı korumaya çalışıyorduk. Biz oradan mutfağa geçtik. O arada yaşamını yitiren çok arkadaşımız oldu. Bir taraftan koğuş yanıyordu. Savaş alanı gibiydi ortalık. Çok farklı bir şeydi. İçeride zaten eli kolu bağlı insanlara bu kadar insanlık dışı bir operasyonun düzenlenmesi gerçekten anlatılamayacak bir şey. Anlatılamayacak büyüklükte bir vahşet yaşandı.”

‘Artık vurmayın zaten öldü’
Mutfakta oldukları sırada askerlerin içeri girdiğini söyleyen Özçelik, sürüklenerek hamama götürüldüklerini, o sırada da yolda koridor oluşturan askerlerin kalaslar ve tekmelerle vurmaya devam ettiklerini, kendisini sürükleyenlerden birinin “Artık vurmayın, zaten öldü” dediğini hatırladığını anlattı. Hamamda çırılçıplak soyulup, yere yatırıldığını ve ellerinin arkadan kelepçelendiğini anlatan Özçelik, “Askerler kendi aralarında konuşuyordu. Bazı isimleri arıyorlardı. Sadece sesleri duyabiliyordum. Yüzüm kandan yere yapışmıştı. İsmet Kavaklıoğlu’nu sorguluyorlardı. O farklı bir şey söyleyince ya da slogan atınca kalas sesleri geliyordu. Sonra onun kesik nefes seslerini duydum ve ölmüş olduğunu anladım” dedi. Özçelik, operasyonun ardından Amasya Cezaevi’ne götürüldüklerini ve burada başka bir yere sevk edilmek için açlık grevine girdiklerini, açlık grevinin ilk haftası içinde de sevklerinin Ermenek Cezaevi’ne yapıldığını anlattı.

‘Her gün buradayım’
Cezaevi halka açıldıktan sonra Ulucanlar’a gelmenin kendisine karmaşık duygular yaşattığını dile getiren Özçelik, hislerini şöyle ifade etti: “Yalnızlığımı yaşayacağım bir ortam olsa her yeri tek başıma dolaşıp ağlamak isterdim. Tereddüt yaşadım girip baksam mı bakmasam mı diye. Benim için büyük anlamı olan Ümit arkadaşımın yaşamını yitirdiği yeri görünce dayanamadım.” Cezaevine geldiği ilk gün düzenlenen kokteyl nedeniyle büyük bir yabancılaşma yaşadığını ancak ziyaretçilerin duyarlı tavırları karşısında bu duyguyu aştığını belirten Özçelik, “Buraya gelen insanların buranın tarihini bilmelerini istedim. Burada ne yaşandığını bilsinler diye her gün buradayım” diyerek, gelenlere rehberlik yapmaya başladığını söyledi.

Belgeselin fikir bazında oluşumu hakkında da bilgi veren Özçelik, “Ankara Kalesi’ne çıktım birkaç kez Ulucanlar’ı görebilmek için. O zaman oluştu belgesel fikri. Anılarımla yüzleştim orada. Ondan sonra cezaevinin halka açılacağını duyunca da bu fikir bende olgunlaştı. Birkaç arkadaşla beraber çalışmalara başladık. Yani fikir olarak eski ama çalışma çok yeni” dedi.

Cezaevinden çıktıktan sonra, içeride yaşananlara ilişkin insanların bir fikrinin olmadığını anladığını belirten Özçelik, medyanın yanlış bilgilendirmesi ve manüpilasyon nedeniyle, insanların kafasında yalnızca, “Birileri isyan etti. Birileri de bastırdı” gibi bir fikrin oluştuğunu ancak olayın derinliğinden bihaber olduklarını söyledi. Özçelik, belgesele başlamasında etkili olan duyguyu ise “Orada yaşamını yitirmiş insanlara karşı siyasal bir sorumluluğun ötesinde kişisel, vicdani bir sorumluluğum olduğunu düşünüyorum” diye tanımladı. Özçelik, “Yaşananların mutlaka kitlelere ulaştırılması gerekiyor. Ulaşmadığı zaman insanlar bunun kapsamını algılama şansına sahip değil. Bunu cezaevini görmeye gelen insanlardan anladım” dedi.

Murat Özçelik kimdir?
1977 yılında Dersim’in Pertek İlçesi’nde doğdu. İlk ve ortaokulu Pertek’te okuyan Özçelik, liseye Ankara’da devam etti. Lise 1’nci sınıfta bazı yasal dergiler nedeniyle ilk kez gözaltına alındı ve okuduğu liseden atıldı. Liseden atıldıktan sonra Pertek’e oradan da 1 yıllığına Almanya’ya giden Özçelik, döndüğünde Ankara’da liseyi bitirdi. 1995’te Türk-İş mitinginde gözaltına alındıktan sonra 20 yıl ceza alan ancak yaşının 18’den küçük olması nedeniyle cezasında indirim yapılan Özçelik, 8 yıl çeşitli cezaevlerinde kaldıktan sonra tahliye oldu. Özçelik, şu anda Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema Televizyon Bölümü 3’üncü sınıf öğrencisi. Özçelik’in Pertek’te yaşayan göçebe aşiret Şavak’ı konu alan belgesel çalışması bu yıl Altınkoza Film Festivali’nde finale kaldı.

İSMAİL YILDIZ/DERYA YÜKSEL
DİHA/ANKARA

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA
27 Haziran 2007
yeniozgurpolitika.org

Ve Ulucanlar Kapalı Cezaevi açıldı...

Ankara Ulucanlar Kapalı Cezaevi, Mimarlar Odası ve Ankara Barosu’nun “Cezaevinde Şenlik Var” adlı etkinliği kapsamında halka açıldı.

1920’de askeri depo olarak yapılan ve 1925’te cezaevine dönüştürülen binalardan oluşan Ulucanlar’ın 2006 yılında boşaltılmasının ardından mimarlar ve avukatların girişimiyle Adalet Bakanlığı’ndan etkinlik için izin alındı. 10 gün sürecek kültür-sanat etkinlikleri, önceki akşam düzenlenen kokteyl ile başladı. Kokteyle gelenler, belki de memurların eskiden kalma alışkanlıklarıyla, neden geldikleri sorgulanarak içeri alındılar.

Ankara Başsavcısı Hüseyin Boyrazoğlu ve Mimarlar Odası Ankara Şubesi Başkanı Nimet Özgönül’ün kırmızı kurdeleyi kesmelerinin ardından cezaevinde etkinlikler “resmen” başlamış oldu. Cezaevinin girişinde mahkumlar, el ürünü halılar ve süs eşyaları sergilediler. Bakanlık yetkilileri, baro yöneticileri, parti, sendika ve kitle örgütü temsilcilerinin de katılımıyla gerçekleştirilen açılış, cezaevinin, ünlü kavak ağacının bulunduğu küçük avlusunda yapıldı. Mimarlar Odası Ankara Şubesi Başkanı Özgönül, bir mekanın bir zamanlar cezaevi olarak kullanılmış olsa bile, kültür-sanat etkinlikleri için kullanılabileceği fikriyle bu etkinliği yaptıklarını anlatarak “Herkese kapalı, içinde neler yaşandığını içindekiler dışında kimsenin bilmediği bir yerde, şu anda Ankaralılarla birlikte bir şenlik yapmayı planlıyoruz” dedi. Ankara Baro Başkan Yardımcısı Oya Pekgöz ise “Bir zamanlar bu kapıdan x-ray cihazlarından, defalarca aranarak eziyetle geçen avukatların, bu sefer bir şenlik için geçmesini istedik” diye konuştu.

‘Bir de onlara sorun’
Cezaevinin halka ilk açıldığı gün, eski mahkumlar da birer ikişer “eski evlerini” ziyarete geldiler. Siyasi, adli suçlular, eski gardiyanlar, ziyaretçiler, bir zamanlar özgürlüklerinden yoksun olarak gezdikleri avluyu, bu sefer özgürce adımladılar. Meclis’te pankart açtıkları için tutuklanan öğrencileri ziyaret eden Yalçın Doğan da bunlardan biri. Küçük çocuğuyla beraber cezaevine gezmeye gelen Doğan, “İçim burkuldu” diyebildi. Doğan, “Bir kere beni de gözaltına almaya çalıştılar. Bir taraftan gardiyanlar, bir taraftan tutuklular çekiştiriyordu. Neredeyse ortadan ikiye ayrılacaktım. Tutuklulara bağırdım en sonunda, öyle kurtuldum” dedi.

Hamamda işkence
Murat Özçelik ise 1995 yılında lise öğrencisiyken tutuklanarak getirildiği cezaevinin belgeselini çekiyor. İletişim Fakültesi öğrencisi Özçelik, Ulucanlar Operasyonu sırasında da cezaevinde olduğunu belirterek o dönem işkence gördüğü, operasyonun yapıldığı ve yattığı koğuşu anlattı. Özçelik ile işkencenin yapıldığını söylediği hamamda görüştük. Özçelik, bu hamama, operasyonun ardından elleri kelepçeli getirildiklerini anlatarak “Hepimizi yere yatırdılar. Tam burada yatıyordum. Yüzüm kan içindeydi ve her taraf kan olmuştu. Sadece kalas seslerini ve insanlara kalas vurulunca onların nefeslerini duyuyordum” dedi. Özçelik, yıllar sonra yeniden cezaevinde; bu sefer belgesel çekiyor olmasını ise “Çok farklı bir duygu. Burada çok şey vardı. Çok ağır işkenceler, yaralamalar...” sözleriyle anlattı.

Suat Çelik de karıştığı bir kavganın ardından iki buçuk ay 5’inci koğuşta kalmış. Çelik, “Buraya köpek bağlasan durmaz. İşte biz kaldık. Çok kötü bir şey” dedi.

1990’lı yıllarda, 7 yıl boyunca cezaevinde gardiyan olarak çalışan eski bir memur ise “Burayı şimdi ziyarete gelenin hiçbir duygusu kalmamıştır ki. Köydeki ahır neyse, çiftlikteki kümes budur” diye konuştu. (Ankara/EVRENSEL) 

Sözlü tarih çalışması
Etkinlikler kapsamında Antropolog Doç. Dr. Suavi Aydın ve Avukat Musa Toprak, “Ulucanlar Cezaevi’nde yatanların anıları üzerine sözlü tarih çalışması” atölyesi yapacaklar. Uçurtmayı Vurmasınlar ve Beynelmilel gibi filmlerin de gösterileceği etkinlikler kapsamında, Mustafa Kantaş’ın cezaevinde yatarken çizdiği resimlerden oluşan bir sergi açılacak.

Cezaevinde bugün ise çocuklar var. Çocuklar “Sınır ve Sınırsızlık” kavramı üzerinde bir atölye çalışması yapacaklar. Saat 17.00’de ise infaz koruma memurları ile sözlü tarih çalışması yapılacak.

evrensel.net
Müge Tuzcuoğlu
20/06/2007

Ulucanlar cezaevi'nde isyan (1999)

Mesajgönderen deniz » 09 Nis 2010, 23:55
Ankara Ulucanlar ve Türkiye çapında 10 cezaevinde sol görüşlü tutukluların başlattığı isyan ve rehin alma eylemleri dalgası başladı.


Ankara Cezaevi'nde jandarma tünel şüphesiyle arama yapmak istedi. Mahkumlar direndi. Çatışma çıktı. 12 kişi öldü. İsyan 10 cezaevine sıçradı

Ankara Ulucanlar Kapalı Ceza ve Tutukevi'nde yasadışı DHKP-C örgütü üyesi tutuklu ve hükümlülerin tünel kazdığı ihbarı üzerine, cezaevi yönetimi koğuşlarda arama yapmak isteyince isyan çıktı. Jandarma ekipleri, Savcılık emriyle bir süredir sayım vermeyen ve tünel kazdıklarından şüphelenilen siyasi tutukluların bulunduğu 4'üncü koğuşta arama yapmak istedi. Ancak tutuklu ve hükümlüler direnişe başlayarak isyanın düğmesine de basmış oldu. Tutuklu ve hükümlüler kapıları açmayıp kapılara barikat kurdular. Bunun üzerine cezaevine güvenlik güçleri takviyesi yapıldı.

VE OPERASYON BAŞLIYOR
Güvenlik güçlerinin hazır olması üzerine operasyon başlatıldı. Koğuşlara göz yaşartıcı bombalarla müdahale edilirken mahkumlar da daha önceden içeri soktukları tabancalarla jandarmaya ateş açtı. Jandarma ve polis de gaz ve gözyaşartıcı bombayla karşılık verdi.

Jandarmanın koğuşlara tam anlamıyla hakim olması sabah saat 09.00'da kadar sürdü. Ardından ambulanslarla yaralılar hastanelere taşınmaya başladı. Yaklaşık 4 saat süren olaylarda 12 kişi öldü. Ölenlerden birinin, yasadışı DHKP-C üyesi Habip Gül olduğu öğrenildi.

24 KİŞİ YARALANDI
Olaylarda 24 kişi de yaralandı. Numune Hastanesi'ne kaldırılan 22 yaralıdan 13'ünün kimliği şöyle: Yıldırım Doğan, Muzaffer Kırbıyık, Ertan Özkan, Savaş Gök, İsmail Balcı, Mehmet Keskinkan, Murat Özçelik, Hasan Çoban, Erkan Gökoğlu, Behzat Örs, Cafer Tayyar Bektaş, Cengiz Arslan, Veysel Eroğlu.

Numune Hastanesi Başhekim Yardımcısı Doç. Bülent Erdoğan, "Bir yaralıda kurşun yarası var. Yaralılardan biri gardiyan, diğerleri mahkum" dedi.

Saat saat isyan

03.00: Jandarma, Savcılık emri ile yaklaşık bir aydır sayım vermeyen ve tünel kazdıklarından şüphelenilen siyasi tutukluların bulunduğu koğuşta arama yapmak istedi.

03.10: İnfaz memurları koğuş kapılarının açılmasını istedi. Siyasi tutuklular koğuş kapılarını açmadı arkasına yığınak yaptı. Sayım vermemek için direniş başlatıldı.
03.30: Takviye birlikler cezaevine sevk edildi. Polis ve Jandarma panzerleri ile itfaiye cezaevi çevresine geldi.
03.45: Operasyon hazırlığı başladı. Cezaevi çevresi araç ve yaya trafiğine kapatıldı. Gazeteciler cezaevine yaklaştırılmadı.
05.00: Koğuşlara göz yaşartıcı bombalar ile müdahale edildi. Tutuklular ise biri kalem biçimindeki beş tabanca ile Jandarmaya ateş açtılar. Jandarma ve polis de gaz ve gözyaşartıcı bomba ile karşılık verdi.
05.30: İlk müdahale yarım saat sürdü. Askerler ve tutuklular arasından yaralananlar oldu. Ambulanslar Numune Hastanesi'ne yaralı taşımaya başladı. Mahkum yakınları da cezaevi çevresinde toplanmaya başladı.
09.00: Jandarma ve polisin koğuşlara tam anlamı ile hakim olması sabah 09.00'a kadar sürdü. DHKP-C ve TİKKO gibi sol örgüt üyelerinin direnişi kırılınca ortalık sakinleşti. Olaylarda 12 kişi öldü, aralarında bir Binbaşı 5 astsubayın da bulunduğu 24 kişi yaralandı.
09.30: Jandarma, başka cezaevlerine nakledilmesi gereken 33 kadın ve 43 erkek mahkumu etkisiz hale getirdi. Cezaevinde 5 tabanca ile çok sayıda şiş ele geçirildi.
10.30: Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, Adalet Bakanlığı Müsteşarı İhsan Erbaş, Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürü Ali Suat Ertuson ile bazı yetkililer Adalet Bakanlığı'nda bir araya geldiler.

Düğmeye kim bastı?
Ankara'daki direniş sürerken cep telefonları ile diğer cezaevlerine de durum bildirildi ve destek istendi. Böylelikle Ankara'da başlayan isyan her yana yayıldı. Sabah saatlerinde TV'lerin olayları duyurması da diğer cezaevlerindeki isyanları hızlandırdı. Farklı cezaevlerindeki DHKP-C üyesi tutuklu ve hükümlülerin aynı saatlerde isyan başlatması, olayın tek merkezden organize edilmesi olasılığını güçlendirdi. Bayrampaşa Cezaevi'nde yatan ve örgütün cezaevleri sorumlusu olan ercan Kartal'ın isyana liderlik ettiği iddiaları ortaya atıldı.

BAYRAMPAŞA VE ÜMRANİYE
Bayrampaşa Cezaevi C Blok'ta yasadışı DHKP-C örgütü üyesi tutuklular 4 gardiyanı rehin aldı. Engin Polat, Şirin Oduncu, Mesut Kuzu ve Erdoğan Suoruç adlı gardiyanların, sabah kahvaltı verildiği sırada rehin alındığı öğrenildi. Çağdaş Hukukçular Derneği üyesi Murat Çelik, Basri Akyüz, Behiç Aşçı ve Muhittin Köyoğlu dün saat 14.15'te Bayrampaşa Cezaevi'ne geldiler. Çelik, çıkışta yaptığı açıklamada, eylemcilerin amaçlarının, Ankara Merkez Cezaevi'nde yapılan sevkleri geri aldırmak ve cezaevlerinde meydana gelen olayların sorumlularının cezalandırılmasını istediklerini söyledi.

14 infaz memurunun rehin alındığı Ümraniye Cezaevi'nde de saat 07.00'den itibaren yoklama vermediler. Ümraniye Cezaevi'ne saat 15.30'da İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Başkanı avukat Eren Keskin ile şube üyesi 3 avukat geldi. Mısır Çarşısı bombacısı olarak yargılanan Pınar Selek'in babası avukat Alp Selek ile eşi Ayla Selek de cezaevine geldiler.

1 no'lu koğuşun penceresine "Cesaretiniz varsa gelin" yazılı bir pankart ve üstünde orak çekiç bulunan kırmızı bayrak asan mahkumların içerden, dışarının fotoğrafını çektiği gözlendi.
İsyan kısa sürede diğer cezaevlerine sıçradı.
Bursa Özel Tip Cezaevi'nde saat 11.00'de isyan çıktı. Eylemi cezaevindeki tüm örgütler desteklerken,

PKK'lılar destek vermedi.

Çanakkale E Tipi Cezaevi'ndeki DHKP-C'li mahkumlar, 9 infaz koruma memurunu rehin aldı. Rehin alınan infaz memurlarının isimleri şöyle: Faruk Yavuz, İsmail Işık, Sedat Karagöz, İsa Işık, Süleyman Acar, Rafet Uzun, Erhan Doğan, Kamil Alaca ve Cahit Güngör.

Çankırı E Tipi Kapalı Cezaevi'nde 10 infaz memuru ve bir aşçı rehin alındı.

Bartın Özel Tip Cezaevi'nde, A-3 koğuşunda bulunan DHKP-C örgütü üyesi 42 mahkum, Aydın Tek, Faik Hotalak, Hikmet Candemir, Ali Top, Mustafa Yılmaz, Baki Tan ve Mehmet Durmuş adlı 7 infaz memurunu rehin aldı.

Gebze Özel Tip Cezaevi'nde yasadışı örgütlere üye 320 tutuklu ve hükümlü, cezaevinde görevli 2 müdür yardımcısı ile 2'si kadın toplam 20 infaz koruma memurunu rehin aldı.
Aydın E Tipi Cezaevi'nde 42 tutuklu ve hükümlünün, kaldıkları 2 koğuşta önceki geceden bu yana sayım vermedikleri bildirildi.

Bergama Cezaevi'nde C-3 ve C-4 koğuşlarındakiler, ekmek dağıtımı yapan infaz koruma memurlarından 5'ini rehin aldı.

Adana Ceyhan'daki Özel Tip Cezaevi'nde terör suçlusu mahkumlar bir hafta önce başlattıkları sayım vermeme eylemini dün de sürdürdü.

sabah alıntısı
sifirforum.com


Şavak

Yapım Tarihi : 2007
Süre : 00:20:00
Formatı : DV, Belgesel, Renkli

Yönetmen - Murat ÖZÇELİK

Tunceli'nin Pertek ve Çemişgezek ilçelerinin bazı köylerinde yaşayan Şavak halkı, hayvancılık yaparak geçimlerini sağlıyorlar. Kış aylarını kendi köylerinde geçiren halk; yaz aylarını yaylada geçirirler. Yüzlerce kilometre yol katederek Tunceli ve Erzincan'ın yüksek yaylalarına çıkan Şavak'lılar kendi adıyla özdeşleşen "tulum peyniri"nin üreticisidirler. Tüccarlar ucuza aldıkları Şavak Tulum Peynirini çok daha yüksek fiyatlara batıya hatta yurtdışına ihraç ediyorlar. Şavak halkı yaylada kaldıkları yaz ayları boyunca doğal bir çok insani gereksinimden uzak yaşıyorlar.

           

14. Altın Koza Film Festivali Öğrenci Filmleri Yarışması, Belgesel Dalı, Ön Elemeyi Geçti. 2007
5. Pam Çevre Kısa Film Festivali, Yarışma Filmi. 2007
 

Bu kategoriden daha fazlası / Zêdetirîn: « Sedat Yılmaz Nursel Doğan »

Şirove Bike - Yorum Ekle

Security code Nû bike - Yenile - Refresh

Derhenêrekê/î Rexne Bike - Bir Yönetmen Eleştir

28 Mar 2013
Allan Amin
Allan Amin

Allan AminFrom Wikipedia, the free encyclopediaAllan Amin is an action director in India's Bollywood, Tollywood and Mollywood film industries. He received the Filmfare Award for Best Action in 2001, 2004...

Zêdetir-Devamı...
23 Ağu 2013
Ferat AYEBE
Ferat AYEBE

1981, Mardin doğumlu. Anadolu Üniversitesi ön lisans turizm ve otelcilik bölümünü yine aynı üniversitenin işletme bölümünü bitirdi. 2008 yılında Veng yayınlarından “Canbezar” isimli öykü kitabı yayınlandı. “Lorîna Kewên Mirî” senaryosunu...

Zêdetir-Devamı...
23 Oca 2013
Ömür ATAY
Ömür ATAY

1969 doğumlu. 9 Eylül Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Sinema Bölümünü bitirdi.

Zêdetir-Devamı...
01 Oca 2013
Yılmaz Güney
Yılmaz Güney

Yılmaz Güney filmleri Yilmaz Guney (z. 1'ê avrêlê 1937 li Edene − m. 9'ê rezberê 1984 li Parîs) aktor, derhêner û nivîskarekî kurd e . Navê wê bi tirkî wekî Yılmaz Güney tê bilêvkirin.

Zêdetir-Devamı...
08 Oca 2013
Shaxawan Idrees
Shaxawan Idrees

Shaxawan Idrees Güney Kürdistan’da değişik Kürt gazetelerinde muhabirlik yaptı. “Petrolümüz var” adlı kısa bir film çeken İdrees şu anda Kürdistan Kültür Bakanlığı Sinema Bölümü’nde prodüksüyon menejeri olarak çalışmakta.

Zêdetir-Devamı...
23 Şub 2013
Awat Namiq Ağa
Awat Namiq Ağa

Kürt yönetmen Awat Namiq Ağa bir on beş dakika kısa bir yol filmi, Anton Çehov overseasoned dayalı bazı komik unsurlarla gerilim onun son çalışması "Shortuct" çekim tamamladı. Film İngiltere günümüzde ayarlanır...

Zêdetir-Devamı...
11 Oca 2013
Paolo Taviani
Paolo Taviani

Paolo Taviani derhênerekî îtalî e. Paolo Taviani di sala 1931'ê li San Miniato li Îtaliyayê hatiye dinyayê. Birayê wî Vittorio Taviani di sala 1929'a li San Miniato hatiye dinyayê. Fîlm bala herdû biran kişandiye. Wan di sala 1954'a de...

Zêdetir-Devamı...
11 Oca 2013
Yılmaz Erdoğan
Yılmaz Erdoğan

Yılmaz Erdoğan (bilêvkirina bi kurdî: Yilmaz Erdoghan 4'ê sermawezê 1967, li Culemêrg) nivîskar, listîkvan û derhênerek e. Li Tirkiyê şanogerek navdar e. Salên dawî de sê filmên serkeftî çêkirin. (Xewna Pelpelîskê / Kelebeğin Rüyası, Vizontele, Vizontele...

Zêdetir-Devamı...
08 Oca 2013
Akram Kiro
Akram Kiro

1973’de Suriye’de doğdu. Yönetmenliğin yanı sıra aktörlük, senaryo ve oyun yazarlığı da yapıyor. Birçok belgesel ve kısa filme imza attı ve aynı zamanda bu filmlerde rol de aldı.  Halen Almanya’da yaşamakta ve ‘Kaya...

Zêdetir-Devamı...
11 Oca 2013
Murat Balkî
Murat Balkî

Murat Balkî derhênereke kurd e. Murat Balkî li Dêrsimê ji dayik bûye û li Stenbolê aboriya şirketan û dûra jî aboriya film û televizyonê xwendiye.

Zêdetir-Devamı...
23 Şub 2013
Hamo Beknazarian
Hamo Beknazarian

Hamo Beknazarian (Armenian: Համո Բեկնազարյան; Russian: Амбарцум Бек-Назаров) (May 19, 1891 – April 27, 1965), also known as Hamo Bek-Nazarov or Amo Bek-Nazarian, was a Soviet Armenian film director.

Zêdetir-Devamı...
05 Oca 2013
Mesud Arif Salih
Mesud Arif Salih

Mesud Arif Salih derhênerekî kurd e. Mesud Arif Salih li Duhokê li başûrê Kurdistanê hatiye dinyayê, ewî bi neh saliya xwe dest bi karê şanoyê kiriye.

Zêdetir-Devamı...
21 Nis 2013
Abdurrahman ÖNER
Abdurrahman ÖNER

7 Temmuz 1984, Mersin doğumlu. İlkokulu Mersin de okudu. Ortaokul ve liseyi Mersin Yusuf Kalkavan Anadolu Lisesi’nde okudu. Dicle Üniversitesi’nde matematik okudu. 2007 yılında İstanbul Kültür Üniversitesi’nde İletişim Tasarımı Yönetmenlik...

Zêdetir-Devamı...

Şopandina Derhênerên Dawî - En Son Bakılan Yönetmenler

Shahram Alidi

Shahram Alidi

BIOGRAPHY:Shahram Alidi was born in Sanandaj, Iranian Kurdistan, in 1971. While still...

Derhênerên Ku Nû Hatin Barkirin - Yeni Eklenen Yönetmenler

Ayhan Sarıgöl

Ayhan Sarıgöl

Doğum Tarihi - YÖNETMENLİĞİNİ YAPTIĞI KISA FİLMLER Kesit (Qilm) - 2013 .... Kurmaca1. Am...

Derhênerên Kurd - Kürt Yönetmenler

Kazim Oz

Kazim Oz

Kazim Oz (tr:Kazım Öz) derhêner û fîlmçêkerê kurd e.

Hevpeyvîn - Röportajlar

Aydın Orak Röportajı

Aydın Orak Röportajı

Aydın Orak Sayfası

онлайн фильмы

Têketin-Giriş

Şu anda 458 konuk çevrimiçi


Endamtî-Üyelik

Şu anda 458 konuk çevrimiçi

*
*
*
*
*

* İşaretli alanların doldurulması gerekir.