gototopgototop

Kürt Sineması - Sînemaya Kurdî - Kurdish Cinema

Têketin-GirişEndamtî-Üyelik

Derhênerên Kurd ên ku zedetirîn hatine şopandin - En takip edilen Kürt yönetmenler

Qutîka Lêgerînê - Arama Kutusu

Anasayfa - Mal » kürt yönetmenler » Hîşam Zaman
A+ R A-

Hîşam Zaman

Oylayın / Deng bidin
(1 Oy)

Hîşam Zaman derhênerekî kurd e.

Hîşam Zaman di sala 1975'a de li başûrê Kurdistanê hatiye dinyayê. Di sala 2004'a de li dibistana Film li LillehammerNorwêcê xwendina xwe qedand.

Filmê diploma wî "The Roof" li gelek Festîvalan hate pêşkêşkirin. Di sala 2003'a de bi kurtefilmê "The Bridge" di Festîvala kurtefilmên Nêrwicî de / Norwegian Playwright’s Association Award de beşdarbû. Zaman xwe weke derhênerekî norwêcî-kurdî dibîne.

 

Fîlmografî

  • 2005: Bawke
  • 2004: The Roof
  • 2003: The Bridge


KIŞ ÜLKESİNDEN BİR KÜRT YÖNETMEN

Yıllardır ülkesinden uzakta, Norveç’te yaşayan Kürt asıllı yönetmen Hişam Zaman’ın Baba (Bawke) ve Kış Ülkesi (Vinterland) isimli filmleri, geçtiğimiz ay !f istanbul kapsamında gösterildi.

 

NAZİRE TURAN
Kendi edindiği hayat tecrübelerini filmleştiren Hişam Zaman, göçmen hikâyelerini konu ediniyor. Zaman, bir röportajında “Ben bir ağaç gibiyim, kişiliğim ağaç gibi, ağacın yerini değiştirin ağaç aidiyetini, toprağını bilir,” der. Yönetmenin filmlerinde bu aidiyetin yansımasını bulmak mümkün. Zaman, Norveç’te geçen filmlerini Kürt dilinde çekiyor; böylelikle de Kürt halkının kültürel, ahlaki ve toplumsal değerlerini dünyaya duyurabileceğine inanıyor.
Zaman, henüz Norveç film okulundayken çektiği The Bridge (Braen, 2003) isimli kısa filminde hikâyeyi, zamansal olarak geriye dönüşlerle kurulan bir dille anlatır. Film, arabaların yoğun olarak gelip geçtiği asfalt yoldaki kesikli yol çizgisiyle başlar. Öndeki aracı geçmeden şerit değiştirebileceğimizi anlatan bu çizgi, aslında filmdeki iki karakterin de yolculuğunu sembolize eder. Film, savunmasız kişiliğiyle sürekli alay konusu olan göçmen erkek çocuk ile insanlara karşı öfkeli yaklaşımlarından dolayı sürekli dışlanan Norveçli hırçın kız çocuğunun hikâyesini anlatır. Çevresine uyum sağlayamayan, bu iki farklı kültürden çocuğun yolları bir köprüde kesişir. Burada erkek çocuk eline bir tuğla alır ve çocuğun bu tuğla ile ne yapacağının cevabı izleyiciye verilmeden görüntü kararır. Jenerikte yönetmenin ismi çıktığında tuğlanın yere çarpma sesini duyarız. Göçmen çocuğun o tuğlayla ne yapacağı, bu iki çocuğun hayatını da değiştirecektir. Bu belirsiz finalin ardından filmin jeneriği tersten akmaya başlar; böylece, zamanın aynı bu jenerikteki gibi geriye sarılıp sarılamayacağı, yaşanan hikâyelerin geri dönüşünün mümkün olup olmadığı bir soru olarak izleyiciye bırakılır.
‘SINIR’DA SEVMEK: BABA VE OĞLU
Baba filmi basit öyküsüyle evrensel bir tema olan mülteciliğe değinir. Filmde baba, annesinin yerine geçip, oğlunun her ihtiyacıyla ilgilenir ve bize film boyunca anneye ne olduğu sorusunu düşündürtmez. Çünkü ülkesini terk etmek zorunda kalan, yeni bir ülkede hayata başlayan mülteciler için toprakları, anneyi sembolize eder. Bu yüzden de anne, aslında onların kaçmak zorunda kaldıkları vatanlarıdır.
Sisli bir gecenin karanlığında başlayan filmin ilk karesinde, baba ve oğlun dikenli telleri kesmelerinden, yeni bir ülkeye kaçak olarak girmek istediklerini anlarız. Herhangi bir kamyona ulaşmak için koştuklarında kamera, bir belgeselci yaklaşımıyla omuzda kullanılır.Zaten yönetmen de filmi bir belgesel hissiyle çektiğini söylemektedir. Kamyon tekerleğinde gizlenirlerken çekilen sahnelere, hızlı kurgu ile gerilimli bir müzik eşlik eder. Kamyondan indikten sonra nereye gideceklerini bilmeyen baba-oğul, bir süre sonra çocuğun elinde tuttuğu futbol kartları için tartışırlar. Kartlar çocuğun kahramanı olan Cezayir asıllı Fransız futbolcu Zidane’a aittir. Zidane, göçmenlerin Avrupa’ya başarılı entegrasyonunu temsil eder, bu yüzden küçük çocuğun gelecek ihtimallerinden biridir Zidane kartı. Babanın, eğer bu kartları bırakmazsa onu terk edeceğini söyleyerek oğluna şantaj yapması, aslında onun bu yeni ülkeye adapte olmasını sağlamak içindir. Oysaki göçmen çocukların adapte olmasının, bulundukları yere uyum sağlamasının, büyüklere göre çok daha kolay olduğunu gösterir film bize. Çoğu zaman çocukların yeni dili öğrenmeye de ihtiyacı yoktur; nitekim metrodayken küçük çocuğun, Norveçli sarışın kız çocuğuyla konuşmadan, bakışlarıyla anlaştığını görürüz. Baba ise film boyunca kendini, mültecilik durumunu, dilini bilmediği bu insanlara anlatırken zorlanacaktır. Metrodayken, gerilimli müzikle birlikte hoparlörden gelen yabancı dildeki kelimeler sonrasında baba, artık oğlunu terk etme vaktinin geldiğini bilir. İnsanların metro istasyonunu sıklıkla kullanıyor olması, oğlunu terk edecek olan babanın işini kolaylaştırır. Oğluna bu dünyayı açıklayamayacağını ve onu ikna edemeyeceğini bildiğinden, filmi izlerken bizim bile beklemediğimiz bir zamanda, kontrol memurunun gelişiyle birlikte baba trenden atlar. Baba kendisinin kolaylıkla sınırdışı edilebileceğini bildiğinden, trenden atlayarak oğlundan uzaklaşır. Böylelikle oğlunun daha iyi koşullarda yaşayabileceğine inanıp kendini kurban eder. Bir babanın, oğlunun geleceği için kendini feda etmesi sınırlarda yaşanır bir durumdur. Bu kendini feda ediş, topraklarıyla birlikte her şeyi ellerinden alınmış toplumların, kolektif geleceklerini tek ümitleri olan çocuklara bağlamasındandır.
Bir diğer önemli unsur da polisin filmde kullanılışıdır. Kontrol memurları da, sorgulama odasının kapı aralığından seslerini duyduğumuz polis memurları da kadrajda net bir şekilde gösterilmezler. Babanın ülkeden sınırdışı edildiği sahnede, baba polis arabasının içindeyken, oğlu yanına geldiğinde baba onu tanımadığını söyler. Sesini duyduğumuz muhtemelen mülteci olan çevirmen, babanın yalan söylediğini bildiği halde, onun cümlelerini olduğu gibi arabadaki polis memuruna tercüme eder. Arabanın şoför koltuğundaki polis memuru, arkada oturan babaya uzun uzun bakar, ilk defa bir polis memurunun yüzünü görürüz. Çünkü ilk kez bir polis memuru bu baba-oğulun durumunu anlar ve hiçbir şey yapmayıp arabayı sürerek onlara yardım eder.
Filmin son sahnesinde oğul elindeki futbol kartlarıyla yeni bir umut taşımakta, uzun karlı yolun hemen başında ayakta durmaktadır. Baba, polis arabasının penceresinden attığı futbol kartlarıyla, oğluna Zidane gibi güçlü ayaklara sahip olabilme ümidini bırakır. Zaman, bu son sahneyi tasarlarken Truffaut’nun 400 Darbe (Les Quatre Cents Coups, 1959) filmindeki son sahneden etkilendiğini söyler. Film boyunca gördüğümüz kalabalık mekânlar, yerini sakinleştiren dingin karlı yola bırakır.
Kar imgesinin benzer bir kullanımı Kış Ülkesi filminde, Renas ve Fermesk’in birbirleriyle tartışmalarının sonrasında kendilerini evlerinin dışına atıp karlı yollarda yürümesiyle de gerçekleştirilir. Renas ve Fermesk’in hayatının anlatıldığı, Norveç’te geçen filmde, Renas ve Fermesk sıradışı bir şekilde, birbirini hiç görmeden, sadece ailelerinin onlara gönderdikleri gençlik resimleriyle bir tür aldatmaca durumunu kabul edip geleneksel yolla evlendirilirler. Düğün Irak’ta yapılırken, Renas düğüne gidemez. Damat yerine düğünde fotoğrafı vardır. Renas hiç tanımadığı bu kadına, onunla mektuplaşarak, telefonda konuşarak âşık olmuştur. Havaalanında onunla görüşmeye gittiğinde Fermesk’in, beklediği gibi genç bir kadın olmadığını gördüğünde hayalleri yıkılır ve onu hayatına kabul etmekte zorlanır. Fermesk de onun bu yaklaşımının farkında olarak filmin sonlarına doğru, bu ülkede öğrendiği ilk kelimenin reddedilmek olduğunu söyler. Fermesk gerçekten de, bu sürekli kışı yaşayan ülkenin soğuk tabiatlı insanlarıyla da, Renas’la oynadığı evlilik oyununa uyum sağlamaya çalışırken de sürekli reddedilme durumunu yaşar. En son yaşadıkları gerilim de aralarındaki ilişkiyi kopma noktasına getirir. Renas, eşi Fermesk’in yaptığı sarmaları yiyip bitirdikten sonra, ona koktuğu için sarmaları çöpe attığını söyler. Bu sahne Renas’ın onunla arasında yürüttüğü soğuk savaşı çok iyi özetlemektedir.
Filmde, çiftin Irak’taki akrabalarının, onları sürekli arayarak hayatlarına müdahale etmesine yol açan kırmızı telefon kulübesi, Zaman’a göre bir çeşit şakadır. Çünkü Norveç’te yaşayan herkesin en az iki cep telefonu vardır. Norveç’te geçen filmde, ön jenerik dışarıdaki telefon kulübesinden gelen telefon sesiyle başlar. Filmde önemli bir öğe olan bu telefon kulübesi hemen evlerinin yanı başındadır. Filmin sonunda Renas kulübeyi darmadağın ettiğinde de aslında bu şakanın bitmesi gerektiğini ve filmin sonuna yaklaştığımızı anlarız. Norveç’te kendilerine yeni bir hayat kurmaya çalışan bu göçmen çifti iki farklı ülke, iki farklı kültür, iki farklı dünya arasında sıkıştıran bu telefon sesi kesilirken Renas ile Fermesk birbirlerine sarılarak yeni bir hayata başlarlar.
Zaman, insanların nereden geldiklerinin önemli olmadığını, bir kültüre, bir coğrafyaya değen insanların kültürlerini anlatmanın önemli olduğunu söylemektedir. Kış Ülkesidegeleneksel Kürt insanının kültürünü bize tanıtması açısından oldukça geleneksel ayrıntılarla süslüdür. Kurban keserken dikkat ettikleri İslami kurallar, düğün töreninin geleneksel bir şekilde kutlanması, Norveç’te yaşamalarına rağmen halen kültürel değerlerini ne kadar iyi koruduklarının birer kanıtıdır. Kış Ülkesi’ndeki uydu çanağı, Fermesk’in Irak’taki Kürtçe televizyon kanallarını izleyip ülkesini hatırlamasını sağlamaktadır. Baba filminde de futbol kartı, çocuğa kendi göçmen kimliğini hatırlatmaktaydı. Bu nesneler, ülkesinden ayrı düşürülen göçmenlere kimliklerini hatırlatan çok önemli araçlardır. Kış Ülkesi’nde sıklıkla geleneksel Kürt müziği kullanılması, Renas’ın fabrikada arkadaşlarıyla sohbetleri dışındaki sahnelerde kullanılan dilin Kürtçe olması, bu filmi yönetmenin filmografisinde ayrı bir yere koyar; Kış Ülkesi, yönetmenin Kürt kimliğine dair kültürel kodları diğer filmlerine göre çok daha fazla taşır.
YABANCI ADAMIN EVİNDE
Zaman’ın son filmi De andre (The Other Ones, 2009) ise, diğer filmlerinden farklı olarak Kürdi özellikler taşımamaktadır. De andre filmi, bu yıl Norveç’ten Uluslararası Tampera Film Festivali'ne katılacak olan tek filmdir. Bu filmde diğer filmlerden farklı olarak Kürt kökenli oyuncular olmasa da, ele alınan konu aynıdır; mültecilik sorunu. Oyunculuk yönetimi filmin yarısıdır diyen Zaman, genelde amatör oyuncularla çalışırken, bu filminde ilk kez başrolde profesyonel bir oyuncu kullanır.
Filmin ana karakteri, obsesif kompulsif diyebileceğimiz bir adamdır. Arabasıyla çarptığı göçmen adama yardım etmeyip onu yaralı haliyle karlı yolda yalnız bırakır. Daha sonra evine gider ve gizemli bir şekilde, göçmen bir kız çocuğunu evinde bulur. Zaman, ilk defa Norveçli bir adamın evine, onun steril hayatına bizleri konuk eder. Filmin sonlarında, arabayla çarptığı göçmen adamın, çocuklarını getirip Norveçli adamın evine bıraktığını anlarız. Bu göçmen çocukları nasıl bir geleceğin beklediğini ise, film aynı Baba filmindeki gibi belirsiz sonla bittiği için bilemeyiz.
Göçmen çocukların geleceklerine dair bu belirsizlik, Zaman’ın okul bitirme filmi olarak çektiği The Bridge filmiyle başlar ve son filminde de devam eder. Bu tercih, çocukların bir toplumun geleceğini temsil etmesi olgusu ölçüsünde, göçmenlerin geleceğinin belirsizliğine de işaret eder. Irak’tan Norveç’e göç etmiş bir Kürt yönetmen olarak Hişam Zaman, kendisi gibi iki farklı mekân arasında bölünmüş, çok katmanlı kimliklere sahip karakterler kurar. Yönetmenin filmlerinin farklı bakış açılarına göre farklı kategorilere dahil edilmesi de bu yüzdendir. Bazen Norveç sinemasının, bazen Avrupa göçmen sinemasının, bazen Kürt sinemasının bir parçası olarak yorumlanan bu sinema, içinde barındırdığı karakterler gibi çok katmanlıdır ve tek bir tanımla sınırlandırılması da bu yüzden zordur.

Hisham Zaman
Hisham Zaman, (1975- ), is a contemporary Kurdish-Norwegian filmmaker. He graduated from The Norwegian Film School at Lillehammer in 2004. He has made several award winning short films, most notably Bawke which has received more than 20 national and international awards.
Filmography
The Bridge, 2003
The Roof, 2004.
Bawke, 2005.
Vinterland, 2007.
Europa, 2009.

Bu kategoriden daha fazlası / Zêdetirîn: « Şewket Emîn Korkî Binevşa Berivan »

Şirove Bike - Yorum Ekle

Security code Nû bike - Yenile - Refresh

Derhenêrekê/î Rexne Bike - Bir Yönetmen Eleştir

23 Oca 2013
Mahinur ERGUN
Mahinur ERGUN

Doğum Tarihi : 1956, Bursa

Zêdetir-Devamı...
23 Şub 2013
Ebrahim Saeedi
Ebrahim Saeedi

Director, Editor and Photographer, born in 1965 in Mahabad in Kurdistan of Iran. Saeedi has a B.A. in Cinema from Arts University in Tehran. After graduation from college he persued...

Zêdetir-Devamı...
21 Mar 2013
Zeki DEMİRKUBUZ
Zeki DEMİRKUBUZ

1 Ekim 1964, Isparta doğumlu. Sinemaya başladığında ortaokuldan atılmıştı. Gönen Öğretmen Okulunda okuyordu, sonra oradan atıldı ve eğitimine çok sonraları yani sinemayla tanıştıktan sonra devam etti. Askerlik sorunu yüzünden liseyi...

Zêdetir-Devamı...
11 Oca 2013
Murat Balkî
Murat Balkî

Murat Balkî derhênereke kurd e. Murat Balkî li Dêrsimê ji dayik bûye û li Stenbolê aboriya şirketan û dûra jî aboriya film û televizyonê xwendiye.

Zêdetir-Devamı...
11 Oca 2013
Jean Cocteau
Jean Cocteau

Jean Cocteau (5 Temmuz 1889 - 11 Ekim 1963), Fransız film yönetmeni. 1889 yılında Paris'te doğan Cocteau gençlik yıllarında şiir ve yazına ilgi duydu. Dönemin sürrealist, dadacı ve kübist öncü sanatçılarıyla arkadaşlıklar kurdu, şiirler, piyesler, romanlar...

Zêdetir-Devamı...
05 Tem 2013
Cemil Oguz
Cemil Oguz

1975 yılında Diyarbakır Lice Zengê köyünde dünyaya geldi. 1998-2003 yıllarında Azadiya Welat gazetesinde muhabir, editör ve yayın yönetmenliği yaptı. 2008-2012 yılları arasında Tiroj dergisinde editörlük yaptı. Şimdiye kadar TV program...

Zêdetir-Devamı...
10 Oca 2013
Gazi Köroğlu
Gazi Köroğlu

Gazi Köroğlu derhênerekî kurd e. Gazi Köroğlu di sala 1975'a de li Meletîyê ji dayik bûye. Wî zanista civakî xwendiye û ev 15 salen wî ne ku leystikvanê şanoyê ye û du kurtefîlm kişandine.

Zêdetir-Devamı...
07 Oca 2013
Sabite Kaya Ekinci
Sabite Kaya Ekinci

Sabîte Kaya derhênereke kurd e. Sabîte Kaya ji bajarê Muşê ji bakurê Kurdistanê ye. Ew 14 salan wekî mamoste li Stenbolê xebitiye. Ji sala 2005'a ta 2006'a ew li Stenbolê beşdarî kursekî “zanista film û televizyonê” bûye.

Zêdetir-Devamı...
07 Oca 2013
Kamuran Çakır
Kamuran Çakır

Doğum Tarihi - 1982, MuşKamuran Çakır 1982 Muş doğumlu. Şu anda Galatasaray Üniversitesi’nde Felsefe üzerine yüksek lisans yapmakta.

Zêdetir-Devamı...
20 Tem 2013
Kudret GÜNEŞ
Kudret GÜNEŞ

Ankara’nın küçük bir köyünde dünyaya gelen Kudret Türkçeyi ilkokula başladığı yıl öğrendi. İlk, orta ve lise öğrenimini Anadolu’nun küçük bir kasabasında bitirdi. 

Zêdetir-Devamı...
24 Şub 2013
Beri Shalmashi
Beri Shalmashi

2008 yılından beri bir senarist olarak Hollanda Film ve Televizyon Akademisi mezunu. O belgesel ve kısa filmler kazanan birçok ödül yönetti ve üretti. O da Güney Kürdistan, Irak Kürt atölye...

Zêdetir-Devamı...
19 Şub 2013
Ahmet Soner
Ahmet Soner

1945 yılında Üsküdar’da doğan Ahmet Soner, Liseden sonra eğitimini sürdürmedi. Atıf Yılmaz, Lütfü Akad, Vedat Türkali, Yavuz Özkan, Şerif Gören gibi yönetmenlerle ve 1971'de Yılmaz Güney ile çalıştı. (İlk Ustam...)İlk kısa...

Zêdetir-Devamı...
24 Mar 2013
Mahddi Hassan
Mahddi Hassan

The Ghazal Legend Mehdi Hassan is a legendary singer who is best known as "Shehnshah-e-Ghazal" or The King of Ghazals in Pakistan. He began his film career in 1956 and his last film as...

Zêdetir-Devamı...

Şopandina Derhênerên Dawî - En Son Bakılan Yönetmenler

Erol Mintaş

Erol Mintaş

15 Eylül 1982, Kars doğumlu, 2006 yılında İstanbul Marmara Üniversitesi “Bilgisayar ve Öğr...

Derhênerên Ku Nû Hatin Barkirin - Yeni Eklenen Yönetmenler

Ayhan Sarıgöl

Ayhan Sarıgöl

Doğum Tarihi - YÖNETMENLİĞİNİ YAPTIĞI KISA FİLMLER Kesit (Qilm) - 2013 .... Kurmaca1. Am...

Derhênerên Kurd - Kürt Yönetmenler

Ali Kemal Çınar

Ali Kemal Çınar

Diyarbakır, 1976 doğumlu. Diyarbakır'da yaşıyor. Dicle Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor ...

Hevpeyvîn - Röportajlar

Belmin Söylemez Röportajı

Belmin Söylemez Röportajı

  Film Ekspres’in bu haftaki konuğu, ilk uzun metrajlı filmi “Şimdiki Zaman” ile b...

онлайн фильмы

Têketin-Giriş

Şu anda 443 konuk çevrimiçi


Endamtî-Üyelik

Şu anda 443 konuk çevrimiçi

*
*
*
*
*

* İşaretli alanların doldurulması gerekir.