gototopgototop

Kürt Sineması - Sînemaya Kurdî - Kurdish Cinema

Têketin-GirişEndamtî-Üyelik

Belgefîlm - Belgesel

Qutîka Lêgerînê - Arama Kutusu

Anasayfa - Mal » Film » SINEMAYA KURDISTANÊ I » Belgefîlm - Belgeseller » Dersimin Kayıp Kızları
A+ R A-

Dersimin Kayıp Kızları

Oylayın / Deng bidin
(2 oy)

“Türk bu ülkenin yegâne efendisi, yegâne sahibidir.Saf Türk soyundan olmayanların bu memlekette tek hakları vardır;hizmetçi olma hakkı, köle olma hakkı.Dost ve düşman, hatta dağlar bu hakikati böyle bilsinler.”

Mahmut Esat Bozkurt

Şimdiye dek duymayanlar veya okumayanlar için bir Afrika atasözü der ki: “Aslanlar kendi tarihçilerine sahip olana kadar, avcılık öyküleri hep avcıları yüceltecektir.” Medeni uluslarla tanıştıklarına bin pişman olan kıta sakinlerine hak vermemek elde değil. Modern zamanlara geldiğimiz de ise bu sefer sazı eline alan Marx olacaktır. “Toplumdaki egemen fikirler, egemen sınıfın fikirleridir.”

 

Böylesine iç karartıcı gerçeklerin arasında “ötekinin” payına düşen tabi ki acı, zulüm ve gözyaşı olacaktır. Öylede oldu. Şiddet kullanma tekelini elinde tutan modern veya pre-modern devletler hakikatlerini benimsemeyen tüm gruplara aynı eğitim modelini uygulayarak tarih indinde rüştlerini herkese ispatlamıştır. Ve tabi geleceğin onu öcü bilmemesi için canına kıymadığı yeni yetmelere şefkatli kollarını açarak geleceğin siyasi ve sosyal vahşileri olmamaları için onları ailelerinden sıyırma kudretinden de eksik kalmamıştır.

 

Her çocuk Romus ve Romulus kardeşler gibi şanslı olmadıklarından kendilerini emziren yeni ortama ayak uyduramayıp eski hallerini devam ettirmekte inat etmişlerdir. Gene bu gerçek, tarih çözücü düşün insanlarının umurunda olmayıp, devletimiz ne yapmışsa doğrusunu yapmıştır, şıp sevdi fetişizmi ile gerçekleştirilen vahşetlerin vicdan gardiyanlığını layıkıyla yerine getirmeye devam etmişlerdir ve etmektedirler.

 

Yazılı tarihimizin çok derinliklerine gitmeden sanırım devşirmelerden başlayabiliriz. Hoşgörü de sınır tanımayan Osmanlı devleti-ordusu işgal ettiği Hıristiyan topraklarındaki ailelerin en az bir çocuğunu kendi mülküne kapı kulu yaparak zorbalığını kurumsallaştırmıştır. Aynı kısmeti kendi uyruklarına uygulamamakta ise baya dikkatlidir.

 

Celali isyanlarını bastırmakla görevli Kuyucu Murat Paşa, Naima Tarihi’nin bize aktırdığı bir olayda, askerlerinin yakaladığı bir çocuğu sırf Celalidir diye öldürülmesini emretmiş emrinin yerine getirilmediğini görünce bizzat kendisi hareket geçip küçük çocuğu boğarak canına kıymıştır. “Anlar dahi huzurunda dağılıp kabul etmediklerinden oğlancık meydanda kalıp, onu öldürecek adam bulunmadıkta, ihtiyar vezir, arkasından kürkünü bırakıp ve kalkıp, sabiyi kendi eliyle kuyunun kenarına götürüp, başını burup boğazını sıkıp helak ve kendi eliyle kuyuya ilkaa etti. Sonra yerine geçüp hazır olanlara hitap ile ref-i savt edip (sesini yükseltip); ‘Kalenderoğlu ve Kara Sait gibi eşkıya anasından at ile mızrak ile doğmadı. Hep böyle idiler…”Şu ileri görüşlülüğe bakar mısınız? Geri Gel Ey Osmanlı (!)

 

Devşirme sistemi gibi ceberut ve gayri insani bir uygulamayı dahi, çocuklarının sarayda daha iyi koşullarda yetişeceklerine inanan ailelerin memnuniyet hikâyesi ve sıkması üzerinden meşrulaştırmaya çalışan kimi kafataslarıyla hala aynı havayı soluduğumuzu hatırlatmak isterim.

 

Sanmayın ki güçlü olanın güçsüz olana uyguladığı imha, inkâr ve asimilasyon uygulamaları yalnız çağın gerisinde kalmış bu tip devletlerde olur. Aynı uygulamaların belki de daha katmerlisini Amerika kıtasını önce bulup sonra işgal eden Avrupalı misyonerlerin hikâyelerinden ve gene İngilizlerin Avustralya kıtasının yerlileri Aborjinleri yok edişlerinden biliyoruz. Fakat bu sefer güçlü olanın üzerinde durduğu zemini meşrulaştırmak ve Tanrı huzurunda vicdanını hürü pak yapmak için sarıldığı gerekçe medenileştirme paradigması olacaktır.

 

Böylesine (sözde) inandırıcı bir projenin sahipleri coğrafyadan coğrafyaya sürekli değişecek; lakin uyguladıkları yöntemler yıllar boyunca akıllarda yer edecektir. Hatta kimi devletler yedikleri nanenin tadını hala ayırt edemeyip yok ettiği halkların evlatlarının ismini savaş oyuncaklarına takarak yüzsüzlüklerini yeniçağlara taşıyacaklardır. Apache, Comanche helikopterleri; Pontiec, Cherokee arabaları; Fox tv kanalları gibi. Memleketimizin egemenleri ise bu kervana 33 kurşun olayı ile zihinlere kazınmış Orgeneral Mustafa Muğlalı’nın ismini askeri bir kışlaya vererek veyahut evlilik dışı ilişkisi olduğu bilinen Adnan Menderes’in ismini Camilere vererek dâhil olmuştur.

 

Gelelim bizim medenileştirme sicilimiz içindeki Dersim Olayına.

 

Önce Aıme Cesaıre kulak verelim: “Bir medeniyetin ilk çürümeye başlayan yeri kafası değil, kalbidir.”demiştir. Cumhuriyetin kurucu kadrolarının yüz çevirdikleri veyahut çağın gerekleri yüzünden yüz çevirmek zorunda kaldıkları Osmanlı İmparatorluğundan devraldıkları sorun çözme yönteminin memleketimizin doğu vilayetlerinde dünden bugüne hiç hız kesmeden devam ettiğini iddia edebiliriz. İdeolojik gerekçeler ise biraz revize edilerek modern zamanlara uydurulmuştur.

 

Emekleme sürecindeki devletin konuşma ve fikir yürütme kapasitesi yeni doğmuş bir bebeğin zekâ kapasitesiyle aynı olduğundan toprakları dâhilindeki Dersim vilayeti yazışmalarında sürekli çıban diye geçmektedir. Merhemi medenileştirme-uygarlaştırma olan bu çıbanın tedavisine Bin Dokuz Yüz Otuzlu yılların sonuna doğru başlanmıştır. Kaldı ki bir şehrin halkı Türklüğünün bilincinde değil, toprak ağaları tarafından sömürülüyor ve hadisten, fıkıhtan, ehlisünnetten bağımsız İslam’dan bahsediyorsa tabi ki devletin harekete geçmesi en tabi haktır! Öyle de olmuştur.

 

Misakı milli sınırları içinde yukarıda bahsi geçen sorunların hepsi halledildiği için bir Dersim kalmıştır ve bu harekâttan hemen sonra yeni ismi Tunceli olan Dersim, yolları, alt yapısı, nitelikli eğitim veren okulları, toprak ağaları özelinde sömürünün tasfiyesiyle âdete yeni Türkiye’nin parlayan yüzü olmuştur!

 

Winston Churchill 1919 yılında British Air Council’e başkanlık ederken şunları söylemiştir: “Gaz kullanımı hakkında koparılan onca fırtınayı anlamakta zorlanıyorum. Ben medenileşmemiş kabilelere karşı zehirli gaz kullanılmasına tamamen taraftarım. Bunun iyi bir ahlaki etkisi olacak ve kalıcı bir korku yayacaktır.”Bu sözlerden yaklaşık yirmi yıl sonra gerçekleşecek Dersim katliamında görev almış İhsan Sabri Çağlayangil, sesli itiraflarında şöyle diyecektir: “Dersimlileri fare gibi boğdular, gaz kullandılar.”

 

Gerçekleştirdikleri insanlık dışı uygulamalara eşlik eden bir diğer uygulamada kız çocuklarını ailelerinden zorla kopararak subaylara teslim etmeleridir. İşte ilgili kitabın parmak bastığı nokta tam da burasıdır. Tıpkı İspanya iç savaşında cumhuriyetçi annelerin çocuklarına kaba kuvvetle el koyan Fransisco Franco iktidarının yaptığı veyahut Arjantin de gerçekleştirilen askeri darbe sonrasında anneleri babaları devlet tarafından yok edilen yüzlerce Arjantinli çocuğun başına gelen gibi.

 

İktidarlarının verdiği güç ile tarihlerinin haklılığını kendi taraftarlarına yazdırdıkları metinler ile kanıtlayacaklarını sanan budala yöneticiler (Mülk sahibi Hanlar, Krallar, Padişahlar, Liderler vb.) küçümsedikleri, yok saydıkları halkların bilincinde mahkûm olmuş ve yaşananların üzerinden asırlar geçmesine karşın her seferinde yalancı konumuna düşmüşlerdir. Aynı gerçeği bir kez de Dersim katliamındaki tanıklıkların sese gelmesiyle yaşıyoruz.

 

Yaşanan trajik olayların öznesi olan çocukların gözünden geçmişe uzanan araştırmacılar kimsenin bilmediği veyahut bildiği halde saklama gereği gördüğü gerçekleri titiz bir araştırmayla gün yüzüne çıkartarak payımıza düşen insanlık değerlerimizi yeniden gözden geçirmemizi sağlamışlardır.

 

Fark edilen ilk şey, devletin ilgili gerekçelerinin aslının (medenileştirme, toprak ağalığının feshi, isyan vs) el konulan çocukların anlatılarıyla ters köşelerde durmasıdır. Yeni doğan ulus devletin tek tipleştirici politikalarının uzantısı olarak el konulan çocuklar, Türk ve Sünni subayların korumasına bırakılarak asimilasyona tabi tutulmuşlardır. Ve bu da yaşanan olayların özelinde neyi hedeflediğini bir kez daha ispatlamıştır. Tabi bu çocukların hemen tamamının kızlardan oluştuğunu belirtmek isterim. Erkeklerin paylarına düşen genellikle yurtlar olmuştur.

 

Daha önce “İki tutam saç: Dersim’in kayıp kızları” belgeseli ile zihinlerimizde yer eden araştırmacıların bu sefer daha geniş bir anlatılar silsilesiyle kitaplaştırdıkları “Dersimin Kayıp Kızları” isimli çalışmaları, ailelerinden zorla koparılan çocukların yaşadıkları trajik olayların eşliğinde bir kez daha bizleri Dersim olayları çerçevesinde yeni oluşan ulus devletin idealleri, hedefleri ve kendisi gibi olmayanlara uyguladığı yöntemleri ile yüzleşmeye davet ediyor.

 

“Dersim’in Kayıp Kızları.”

Yazarlar: Nezahat Gündoğan-Kazım Gündoğan.

Yayıncı: İletişim Yayınları.

Şirove Bike - Yorum Ekle

Security code Nû bike - Yenile - Refresh

Ji Sînemaya Kurdî Peşniyarî - Kürt Sinemasından Öneriler

Ji Sînemaya Cîhanê Peşniyarî - Dünya Sinemasından Öneriler

Temaşekirin-İzleme:1175

Sözcüklerin Gücü

Temaşekirin-İzleme:3034

Yarın Cumartesi

Temaşekirin-İzleme:1341

Jurassic Park

Temaşekirin-İzleme:6448

Kadavra – Pathology

Temaşekirin-İzleme:1332

Kanlı Pazar

Temaşekirin-İzleme:1070

Karanlık Cennet

Temaşekirin-İzleme:1445

Firar Treni

Temaşekirin-İzleme:1289

The Way Back (2010)

Temaşekirin-İzleme:8206

Göçebe – The Host

Temaşekirin-İzleme:2244

Vahşi Kahraman

Temaşekirin-İzleme:1124

Ajami 2009

Temaşekirin-İzleme:3323

KASIM/Noviembre

Temaşekirin-İzleme:1870

LI ENIYA ROJAVA TIŞTEK NÛ TUNE YE…

Temaşekirin-İzleme:1183

Alive (1993)

Temaşekirin-İzleme:1236

İncir Çekirdeği

Fîlmên Nû - Yeni Eklenenler

Kanlı Postal

Kanlı Postal

Vizyon tarihi 11 Eylül 2015 Yönetmen Muhammet Arslan Oyuncular: Cansu Fır...

Fîlmên Ku zedetirîn hatine ecibandin - En Beğenilen Fimler

Shirin

Shirin

Rating: 6.8 / 10 from 950 users Yayınlanma Tarihi: 20 January 2010 (France) Ülke: Iran...

Filmên ku dawî hatine temaşekirin - En Son İzlenen Filmler

Rezonse

Rezonse

Yönetmen: Piran Baydemir Tür: Belgesel Süre:22 dk. Dil: Kürtçe (Kirmançkî)

онлайн фильмы

Têketin-Giriş

Şu anda 430 konuk çevrimiçi


Endamtî-Üyelik

Şu anda 430 konuk çevrimiçi

*
*
*
*
*

* İşaretli alanların doldurulması gerekir.