gototopgototop

Kürt Sineması - Sînemaya Kurdî - Kurdish Cinema

Têketin-GirişEndamtî-Üyelik

Anîmasyon

Qutîka Lêgerînê - Arama Kutusu

A+ R A-

Grave of the Fireflies

Oylayın / Deng bidin
(0 oy)

Grave of the Fireflies, 1940'lı yıllarda patlak veren büyük dünya savaşının son demlerinde,

Japonya'da kız kardeşini yetersiz beslenme nedeniyle kaybeden Akiyuki Nosaka'nın yazdığı otobiyografik romanın (Hotaru no Haka), yayınevi Shinchosa tarafından benzer minvalde birçok büyük ve etkileyici yapıma imza atan Studio Ghibli'ye götürülerek yaptırılmış olan, savaşların toplumlar üzerindeki hezeyanını çarpıcı bir dille ele alan, bölünmeyi, açlığı ve ölümü, aynı zamanda birlikteliği, kanaati ve tutunmayı tema edinen bir animedir. Nosaka'nın kardeşini kaybetmenin verdiği büyük acıyı bir şekilde dışa vurması gerektiğine inanarak kaleme aldığı bu ders niteliğindeki yapıtı, kendisinin de başından benzer bir olay geçtiği için konuya fazlasıyla duygusal yaklaşıp projenin yönetmenliğini üstlenen Isao Takahata etkileyiciliğinden hiçbir şey kaybettirmeden beyaz perdeye aktarmayı başarmıştır.

Dilimize, dolaylanmadan Ateşböceklerinin Mezarı adıyla çevirebileceğimiz film 1945 yılının son çeyreğinde, yani ikinci dünya savaşının bitmek üzere olduğu bir dönemde, Japon coğrafyasında (Kobe) geçiyor. Anlatıcı ve aynı zamanda başkarakter olan Seita'nın bir tren istasyonunda açlık, yorgunluk ve hastalığa yenik düşüp ölümüyle başlayan film, başka bir dünyada yine tıpkı kendisi gibi ölen kardeşiyle ateş böceklerinin aydınlatıcılığı altında buluşup geçmişe olan yolculuklarını konu ediniyor.

Seita ve küçük kız kardeşi Setsuko anneleri ile birlikte yaşamaktadır, babaları ise donanmada bir subay olarak görevli olduğundan, savaşın en şiddetli dönemi yaşandığı için evlerine uğrayamamaktadır. Tren istasyonundan sonra "geriye dönüş" olarak adlandırabileceğimiz buluşmanın olay örgüsü Amerikan uçaklarının, kardeşlerin yaşadığı şehri bombalaması ve bunun neticesinde annelerini kaybetmeleriyle başlıyor. Çaresizliklerinden ötürü sığınacak tek kapı olarak gördükleri teyzelerinin "şefkatli" kolları altında hayatlarını devam ettirebileceği umuduyla ona giden çocuklar, ne yazık ki kadından beklentilerinin oldukça uzağında bir muamele görüyorlar. Zira teyzeleri onlara verdiği yemeğin miktarını ve kalitesini günden güne azaltıyor ve annelerini kaybetmiş, babalarındansa haber alamayan bu iki çocuğun ruhunu bütün baskıcılığıyla her gün biraz daha eziyor. Buna daha fazla dayanamayan iki kardeş o ev dışında yaşayabilecekleri umuduyla kendilerine başlarını sokabilecekleri bir yer bulduktan sonra oradan ayrılıp kendi başlarına yaşamayı deniyorlar, ancak ne var ki savaş zamanı, yiyecek kıtlığı var ve onlar yalnızca iki küçük çocuk.Konu ve işleniş yönüyle filmin samimiyetsiz olarak tanımlandırılabileceği hiçbir sahne olmadığını söyleyebilirim, kısaca bu, diğer birçok anime ve manganın aksine "gerçekçi" temeller üzerine inşa edilmiş bir çalışma. Filmin içeriğinde iki küçük kardeşin doğası, birbirlerine olan bağlılık ve inancı, hayatta kalma dürtüleri, umutları ve hayal kırıklıkları anlatılıyor. Genel temada savaşın yıkıcılığından dem vurulup, "acınası" olarak nitelendirilebilecek toplumsal çarpıklık ve eksiklikler, yanlış sistemler ve yanlış bireyler yerden yere vuruluyor. Bu noktada genel ve özel bu iki tema çerçevesinde ele alınan bu konunun hakkının verilerek işlendiğini söylemeliyim. Ayrıca filmi güzelleştiren noktalardan biri de şu ki sinemayla ilgili ya da ilgisiz, çocuk ya da ihtiyar, kadın ya da erkek olun, hepiniz bu filmden etkileneceksiniz, çünkü ateş böcekleri tüm samimiyetiyle size hitap edecek ve gerçekten de film genelinde, özellikle de sonunda yüzünüze bir yumruk gibi bütün şiddetle çarpacak, bunu gerçekten hissedeceksiniz.

Eğer teknik olarak değerlendirecek olursam, müzik kullanımını oldukça başarılı buldum. Bana göre eşsiz çalışmalar. Bu noktada hiç çekinmeden filme tam puan verebilirim. Bunun haricinde filmin yapım tarihi dikkate alındığında çizim teknikleri elbette ki modern teknolojinin oldukça gerisinde ama bu detay kesinlikle canınızı sıkmasın, yüzeysel yaklaşacak olursak eksiklik olarak ele alabileceğimiz bu durum filmi izlerken bir sıkıntıya değil de daha çok izleyiciyi filmin atmosferine yaklaştıran, samimiyeti artıran hoş bir ayrıntıya dönüşüyor. Tüm bunların dışında karakter seslendirmeleri de fevkalade, özellikle de Seita'nın sesindeki doygunluğun oluşturduğu şefkatin, Setsuko'nun kırılgan sesindeki çaresizlik ve muhtaçlığı kucaklaması.Düşünüyorum da yaşadığımız yer, bu dünya, çelişkilerde dolu bir yer. Hemen her konuda, herkeste, her şeyde sonsuz bir tutarsızlık var ve yaşadığımız her an mutlaka en azından biriyle yüzleşmek zorundayız. En basitinden insanlar, her biri kendi içinde bu denli özel bir yaratılışa sahipken, bu kadar sevgi ve şefkatle doluyken, güzelken her biri, insanlık nasıl bu kadar karanlık olabilir? Ben geleceğe bu denli umut dolu bakabiliyorken, geçmiş neden bu kadar karanlık ve kötü olmak zorunda? Tüm dillerde sevgi sözcükleri bu kadar fazlayken ve onları dillendirmek de bu kadar kolayken, anlamıyorum neden bütün bu diller ortak olarak kan, şiddet, savaş, katliam, siyaset, açlık gibi "lanetli" sözcüklere yataklık ediyor. Neden özgürlük, kardeşlik, eşitlik bu kadar güzel fikirler gibi görünürken birçoğumuzun gözünde, pratikte neden bu kadar sancılı ve neticesiz tüm çabalarımız? Gülünç, hâlim, hâlimiz, hepimiz, her şey. O kadar çok cevapsız sorum ve o kadar çok çözümsüz sorunum vardı ki bu hayatta ve sonra, inanmazsınız belki ama bir şey oldu, bu film göz kırptı bana, sanırım içimden bir şeyleri alıp götürdü, yeni bir şeyler getirdi ya da kendi derinimi fark ettirdi bana. Sanırım artık umutsuz değilim, çünkü biliyorum ki bu "sevgi" savaşında tek kalmayacağım, çünkü biliyorum ki bu filmi dünya üzerindeki tüm insanlara izletmeyi başarırsak hepsine insanlığın aslında ne olduğunu hatırlatacağız, çünkü biliyorum ki bu filmi izleyeceksin sen sevgili kardeşim ve el vereceksin bana, birlikte, beraber, kötülüğün önüne bir animeyle nasıl barikat çekilebileceğini göstereceğiz herkese.

Mert Durmazer

Bu kategoriden daha fazlası / Zêdetirîn: « Mevlâna Pocahontas 2 (1998) »

Şirove Bike - Yorum Ekle

Security code Nû bike - Yenile - Refresh

Ji Sînemaya Kurdî Peşniyarî - Kürt Sinemasından Öneriler

Ji Sînemaya Cîhanê Peşniyarî - Dünya Sinemasından Öneriler

Temaşekirin-İzleme:1271

Bad Company (2002)

Temaşekirin-İzleme:3584

Meryem için bir Çicek

Temaşekirin-İzleme:4511

Zamanın Tozu

Temaşekirin-İzleme:1097

Boy A

Temaşekirin-İzleme:1355

Ip Man 4: The Grandmasters 2013

Temaşekirin-İzleme:1529

Dehşetin Dişleri

Temaşekirin-İzleme:1273

Great Debaters

Temaşekirin-İzleme:1413

Azize: Bir Laleli hikayesi (1999)

Temaşekirin-İzleme:1122

Kralla Bir Gece 2006

Temaşekirin-İzleme:1098

Av Mevsimi (2010)

Temaşekirin-İzleme:1298

İçerideki Adam

Temaşekirin-İzleme:1359

Death and the Maiden (1994)

Temaşekirin-İzleme:1193

Damn

Temaşekirin-İzleme:1676

Uykusuz / insomnia

Temaşekirin-İzleme:1280

Gwangi Vadisi

Fîlmên Nû - Yeni Eklenenler

Kanlı Postal

Kanlı Postal

Vizyon tarihi 11 Eylül 2015 Yönetmen Muhammet Arslan Oyuncular: Cansu Fır...

Fîlmên Ku zedetirîn hatine ecibandin - En Beğenilen Fimler

Shirin

Shirin

Rating: 6.8 / 10 from 950 users Yayınlanma Tarihi: 20 January 2010 (France) Ülke: Iran...

Filmên ku dawî hatine temaşekirin - En Son İzlenen Filmler

Cape Fear - Korku Burnu

Cape Fear - Korku Burnu

Max Cady, yıllarca yattığı hapisden yeni salıverilmiş bir tecavüzcüdür. Yıllar önce onu sa...

онлайн фильмы

Têketin-Giriş

Şu anda 648 konuk çevrimiçi


Endamtî-Üyelik

Şu anda 648 konuk çevrimiçi

*
*
*
*
*

* İşaretli alanların doldurulması gerekir.