gototopgototop

Kürt Sineması - Sînemaya Kurdî - Kurdish Cinema

Têketin-GirişEndamtî-Üyelik

Gotarên Nû- Yeni Eklenen Makaleler

Previous Sonraki
Temsîliyeta Kurdan Di Sînemaya Kurdî û Tirkî de Temsîliyeta Kurdan Di Sînemaya Kurdî û Tirkî de Pazartesi, 24 Nisan 2017 16:16 DESTPÊK Di nîveka duyem a sedsala 20an de, bi belavbûna sînemayê û firehbûna warê sînemayê re mijar û rewşên ku di nav edebiyat û hunerên...
Nêrînek Li Ser filmê Lawirên Şevê Nêrînek Li Ser filmê Lawirên Şevê Cuma, 24 Şubat 2017 13:46   Filmê lawirên şevê (2016) filmê  Tom ford  yê dûyemîn e , piştî fimê wî  mêrek bitenê (2009) Tom ford sînerîyo yê &...
Tutuklanmadan Önce İzlemeniz Gereken 21 Zindan Filmi Tutuklanmadan Önce İzlemeniz Gereken 21 Zindan Filmi Pazartesi, 13 Şubat 2017 00:00 Soykırım kelimesi, ne ilk kez kullanıldı ne de son kez kullanılacak. İnsanlığın başlangıcından bu yana toplumu yöneten erkin, belli bir kesi...
Dünya sineması artık Kürtçe izlenecek Dünya sineması artık Kürtçe izlenecek Salı, 10 Ocak 2017 12:48   Dünya sineması artık Kürtçe izlenecek 8 bini aşkın filmi Kürt sinemaseverlerle buluşturan Kürtçe film izleme sitesi awirek.c...
‘Kürt sinema geleneği direniş alanıdır’ ‘Kürt sinema geleneği direniş alanıdır’ Perşembe, 05 Ocak 2017 16:47 Kürt sinema geleneği her geçen gün dünyada varlığını büyütürken, Kürdistan’da yaşanan yaşam koşullarına, varoluşa, çok kültürcülüğe ve en ...
En Muhteşem 11 Gerilla Direniş Filmi En Muhteşem 11 Gerilla Direniş Filmi Cumartesi, 15 Ekim 2016 22:33 Gerilla mücadelesi, ne ilk kez gelişti ne de son kez gelişecek. Devletçi uygarlığın başlangıcından bu yana toplumu yöneten erkin, belli bir ...
Beyaz perdede katliam: 1960 Amûde Sineması Beyaz perdede katliam: 1960 Amûde Sineması Cuma, 23 Eylül 2016 10:34 KATLİAM ÖNCESİ BÖLGEDEKİ SOSYOPOLİTİK DURUMSuriye’de 1946 yılında Fransız birliklerinin geri çekilişiyle beraber 25 yıllık manda döneminin...
Suzan A. DEMİR: İyi insan, iyi devrimci, iyi sinemacı Suzan A. DEMİR: İyi insan, iyi devrimci, iyi sinemacı Pazartesi, 29 Ağustos 2016 09:29 Rojava'da sert bir hayat var. Orada kafeler, restoranlar falan yok. Orada ölüm kalım mücadelesi veriliyor ve karşıdaki düşman olağanüstü...
“Telif Hakkı” Saçmalığı “Telif Hakkı” Saçmalığı Cuma, 01 Temmuz 2016 17:01     “Filmin, ulusal ve uluslararası platformlarda ortaya çıkarma potansiyeli..” “Fikri mülkiyetleri ihlal yasası gereği size ...
Bir Andrei Tarkovsky röportajı: “Filmlerim ifade biçimi değil, bir duadır” Bir Andrei Tarkovsky röportajı: “Filmlerim ifade biçimi değil, bir duadır” Cuma, 27 Mayıs 2016 10:18 Andrei Tarkovsky ile 28 Nisan 1986’da, Paris’teki hasta yatağında gerçekleştirilmiş bir röportaj: İnsanlığın sizi hayal kırıklığına uğrattı...
Başka bir faşizm Başka bir faşizm Cuma, 13 Mayıs 2016 16:40 İnsanın kendi çelişkisiyle yüzleşmesi kolay değildir. Dış bir etken olmadan kimse çelişkisiyle yüzleşmek istemez. Empati, bu yüzden bir sa...
Angry young men: Öfkeli genç adamlar ve özgür sinema Angry young men: Öfkeli genç adamlar ve özgür sinema Cuma, 13 Mayıs 2016 16:01 1956 yılında öncülüğünü Lindsay Anderson’un yaptığı bir grup genç, yeni bir sinema akımı başlatırlar. Bu gençler daha önce çeşitli dergi v...
Sinema edebiyat ilişkisi üzerine Sinema edebiyat ilişkisi üzerine Perşembe, 12 Mayıs 2016 11:52 MKM tarafından yapılan İstanbul 2. Kürt Kültür ve Sanat Festivali’nde edebiyatın diğer sanat dallarıyla ilişkisi üzerine bir panelde sinem...
Özgür Sinema Özgür Yaşama Çağırır Özgür Sinema Özgür Yaşama Çağırır Perşembe, 12 Mayıs 2016 09:55   Özgürlüğün olmadığı yerde sinemadan nasıl bahsedebiliriz? Köleliğin sineması ne olabilir? Sen yok sayılıyorsun, kimliğin, kültürün...
Sinema ve Toplum Sinema ve Toplum Çarşamba, 11 Mayıs 2016 11:35 Sanatçıların, filozofların, sanatla ilgilenen insanın kısacası sanat üzerine düşünme etkinliğinde bulunan herkesin sanatın amacı, kaynağı ...
17 Ressam Filmi 17 Ressam Filmi Salı, 10 Mayıs 2016 09:48 1-Frida (2002) Frida, Meksikalı sürrealist ünlü ressam Frida Kahlo’nun sanat ve yaşam hikâyesini konu al...
“V For Vendetta”: Sonsuz Bir “Başkaldırı” “V For Vendetta”: Sonsuz Bir “Başkaldırı” Salı, 10 Mayıs 2016 09:36 “V for Vendetta” adını taşımakta olup 2005 yılına ait olan ABD-Almanya ortak yapımı film, 2006’da tüm dünyada gösterime girdi. Wac...
Yönetmenler Hakkında Bilinmesi Gerekenler Yönetmenler Hakkında Bilinmesi Gerekenler Salı, 10 Mayıs 2016 09:25 ALFRED HITCHCOCK (1899-1980) KÖKENİ: İngiltere, 1960’dan sonra Amerika. BİLİNMESİ GEREKENLER: Sadece incelikle düşünülmüş gerilimli ve h...
Oğullar ve Annelerinin Şarkıları Oğullar ve Annelerinin Şarkıları Salı, 10 Mayıs 2016 09:18 Ali ve annesi Nigar’ın büyük kentte köklerini arayışlarını belgesel havasında veren Annemin Şarkısı şüphesiz ki yurtsuzluk üzerine&nb...
Gelişen Kürt Sineması Gelişen Kürt Sineması Salı, 10 Mayıs 2016 08:56 Yıllarca evinizin arka bahçesinde sakladığınız ve orada beslediğiniz ve yaşama alanı olarak sadece orayı gösterdiğiniz bir çocuğun yıllar ...
Afrika Sinemasına Seyahat Afrika Sinemasına Seyahat Salı, 10 Mayıs 2016 08:51 Her şeyin bulunmadığı ama her kelimenin, her bakışın,her hareketin altında bir şeylerin yattığı bir yer.– Robert Bresson ...
Ortadoğu Sinemasının 15 Şaheseri Ortadoğu Sinemasının 15 Şaheseri Pazartesi, 09 Mayıs 2016 17:08 Mecid Mecidi, Cafer Panahi, Asghar Farhadi gibi iyi sinemacıların her ne kadar sansüre uğrasalar da ortaya çıkardıkları iyi örneklerle gel...
En Muhteşem 18 Demokratik Uygarlık Direniş Filmi En Muhteşem 18 Demokratik Uygarlık Direniş Filmi Pazartesi, 09 Mayıs 2016 16:38 Direniş kelimesi, ne ilk kez kullanıldı ne de son kez kullanılacak. İnsanlığın başlangıcından bu yana toplumu yöneten erkin, belli bir kesim...
İran Sinemasında Shirin İran Sinemasında Shirin Pazartesi, 09 Mayıs 2016 16:34 Bir çok sitede, bir çok programda vs. İran sineması ve İran sinemasının gelişimi,değişimi gibi konular işlenmekte.&nbs...
Kürt Sinemasında 11 Yönetmen Kürt Sinemasında 11 Yönetmen Pazartesi, 09 Mayıs 2016 16:15 Kürt Sinemasında, 10 Kürt Yönetmen Sanatsal çalismalari ile uluslararasi basarilar elde etmis/eden ve dünyanin degisik yerlerinde faaliyet ...
Cins Kafaların Statükocu Zihniyeti Eleştirisi: 3 Idiots Cins Kafaların Statükocu Zihniyeti Eleştirisi: 3 Idiots Cumartesi, 07 Mayıs 2016 09:36 Bollywood Sineması olarak dabilinen ve son yıllarda adını iyideniyiye duyuran Hint Sineması,önemli yapıtları ve yönetmenle-riyle sesi...
Kürt sineması da yıkımdan payını alıyor Kürt sineması da yıkımdan payını alıyor Perşembe, 05 Mayıs 2016 14:06 Hazırlayan: Sevda AYDIN SUNUTürkiye’de düzenlenen festivaller ve sinema günleri sansürle anılır hale geldi. Sansür makasını yakından tanı...
Dilekî bi duande: Xelîlê Çiyayî Dilekî bi duande: Xelîlê Çiyayî Cuma, 01 Nisan 2016 17:51 Xelîl, di hemû çalakiyên xwe de afirîner û hilberîner bû. Li gor min Xelîl duande bi xwe bû. Duande hinek jî bi kedê derdikeve holê. Heger...
Bir Yanımız Orwell, Bir Yanımız Vietnam Bir Yanımız Orwell, Bir Yanımız Vietnam Cumartesi, 26 Mart 2016 13:10 Hollywood’un abartılı felaket filmlerinde olur: New York’un her zaman karınca yuvasını andıran ana meydanı Times Square’de in cin top oynu...
Sinema ve psikanaliz Sinema ve psikanaliz Çarşamba, 16 Mart 2016 10:16 1925 yılında MGM’nin G’si, Samuel Goldwyn, Freud’a, çekilmesi tasarlanan bir filme senaryo yazması için 100.000 dolar teklif etti. Filmde ...
Sinemanın ulusu mu olmalı coğrafyası mı? Sinemanın ulusu mu olmalı coğrafyası mı? Çarşamba, 16 Mart 2016 09:49 Lumiere Kardeşlerin 28 Aralık 1895’te bir trenin istasyona girişini görüntüleyerek başlattıkları sinema sanatı zaman içinde insanın yaşamınd...
Türk dizileri ırkçılık fabrikası Türk dizileri ırkçılık fabrikası Çarşamba, 16 Mart 2016 09:43 Türkiye’de ciddi toplumsal sorun haline gelen, her fırsatta toplu linçlere ve ‘Türk değerlerine sahip olmayan’ ötekilerin psikolojik ve fizi...
Sinemada İspanya İç Savaşı Külliyatı Sinemada İspanya İç Savaşı Külliyatı Salı, 15 Mart 2016 11:02 Hayatımda hiç unutamadığım repliklerden biri Geleceğe Dönüş’te çılgın profesör Emmett Brown’ın Marty’ye söylediği “zamanda bir kırılma oldu”...
Vatan, Millet, Sinema Vatan, Millet, Sinema Cuma, 11 Mart 2016 12:12 “Tarihî film” denince aklımıza ilk gelen şeyin “Türklerin düşmanlarıyla mücadelesini” konu alan filmler olması Türkiye’ye özgü bir durum d...
Sinemacı, Sadece Sinemacı mıdır? Sinemacı, Sadece Sinemacı mıdır? Cuma, 11 Mart 2016 12:09 Simon Kuper'in futbolla ilgili ünlü kitabının klişeye dönüşen Türkçe başlığını uyarlayarak söylersek: Sinema, sadece sinema değildir elb...
Dziga Vertov'un Sinema Dili Üzerine Dziga Vertov'un Sinema Dili Üzerine Cuma, 11 Mart 2016 12:03 Bugün modernizmden bahsederken, merkezi Avrupa olan, bilim ve teknolojideki gelişmeleri, laikliği, bireyciliği ve küreselleşme gibi toplum...
Brecht'inYabancılaştırmasından Hareketle Dogville Aramızda Çizilen Sınır Brecht'inYabancılaştırmasından Hareketle Dogville Aramızda Çizilen Sınır Cuma, 11 Mart 2016 10:22     Sahne bugünde yüksektedir ama artık dipsiz bir uçurumdan yükselir gibi değildir, bir kürsüye dönüşmüştür. Şimdi amaç, bu...
Aura’sini Kaybeden Sanat Yapıtı Aura’sini Kaybeden Sanat Yapıtı Cuma, 11 Mart 2016 10:16   Aura’sini Kaybeden Sanat Yapıtı; Ya da Hi̇çsi̇zleşen Sanat. Benjami̇n’i̇n Sanat Kavramını ve Yeni̇den Üreti̇lebi̇li̇rli̇ği̇ Anlamada...
Uyuyan Ses:  Sinemasal bakışta İspanya Dönemi  ve Erdoğan Faşizmi Uyuyan Ses: Sinemasal bakışta İspanya Dönemi ve Erdoğan Faşizmi Perşembe, 10 Mart 2016 21:49 Bu yazı  mezar başlarında sessice ağlayan, mahkumlar için kendilerini feda eden, Hendeklerde, karakollarda, hapishanelerde ve infaz man...
Sinemaya Yolculuğum… Sinemaya Yolculuğum… Pazar, 14 Şubat 2016 00:09 Bir gün bir film yapacağımı hiçbir zaman düşünmedim. Bunu hayal bile etmedim… Şayet dağa çıkmasaydım, gerilla olmasaydım, Kürt halkının de...
Neden mi dağ sineması? Çünkü… Neden mi dağ sineması? Çünkü… Pazar, 14 Şubat 2016 00:04 Jinda Baran Dağ  "Yıllardır bir filmi seyreder gibi ya da bir filmi görüntüler gibi yürüyorum dağ başlarında. Bu savaşı anlatmanın b...
Sizin Semtte Anlatamadınız, Öteki Semtin Çocuklarını Sizin Semtte Anlatamadınız, Öteki Semtin Çocuklarını Cumartesi, 13 Şubat 2016 23:09 Fazla acımasız görünmemek için ‘büyük çoğunluğu’ diye vurgulayacağım Batılı sanatçılar, topluma öncülük misyonu yüklenen sanattan çok, mad...
Sudan Korkan Adamlar Filmi Bağlamında Kuşak İzlenimleri; Sudan Korkan Adamlar Filmi Bağlamında Kuşak İzlenimleri; "Yankı Yerine Ses Olmaya Niyetli Yeni Kuşak" Cumartesi, 13 Şubat 2016 21:03 Başka bir kuşak geldi ve sorunun konumunu değiştirdiJean Paul Sartre   Türkiye Cumhuriyeti ve PKK gerillaları arasındaki çatışmalarda...
Di neqeba şîn û şahiyê de sînema Di neqeba şîn û şahiyê de sînema Cuma, 01 Ocak 2016 18:19 Em bipejirînin yan jî nepejirînin, wê şîn û şahî her bi hev re hebin li Kurdistanê. Ev e rastiya herî dijwar ya jiyana Kurdan. Her...
Rüzgarın Hatıraları Rüzgarın Hatıraları Cumartesi, 12 Aralık 2015 09:31   Son filmi ‘Rüzgarın Hatıraları’ ile Ermeni Ressam Aram’ın hikayesi üzerinden Türkiye’de baskı altında yaşayan aydınların hikayesin...
Kazım Öz: Sinemada doğal hale gelmiş dolaylı bir sansür var Kazım Öz: Sinemada doğal hale gelmiş dolaylı bir sansür var Pazar, 15 Kasım 2015 00:25 Sinema Kolektifi çerçevesinde film çekmeye başladınız. Bu kolektif MKM’nin (Mezopotamya Kültür Merkezi) bünyesinde oluştu sanırım. Tam ola...
Halil Uysal Sinemasında Mekan ve İnsan Halil Uysal Sinemasında Mekan ve İnsan Pazartesi, 10 Ağustos 2015 22:51 Halil Uysal sinemasının, edebiyatının kenti yoktur. O kenti tanımaz. Kentlileri tanımaz. Kentlerden sakınır. Kendisi aslen kentli olan; İz...
İbrahim Halil’in sözleri... İbrahim Halil’in sözleri... Pazartesi, 10 Ağustos 2015 21:41 'Metrelerle değil tutkununadımlarıyla ölçüyoruz  yolları...belirsizliğin sihri çekiyor ruhumuzu bizden uzağa...hangi uzaklıkta...
Soryayı Taşlamak Soryayı Taşlamak Salı, 09 Haziran 2015 21:46   Tüm varolma savaşı veren kadınlar için;Bizi kendi kaderlerimize teslim etmediler,Yaktı,yıktılar bile bile...Sağır,dilsiz ettilerFe...
Dilê Sînema Dilê Sînema Perşembe, 28 Mayıs 2015 16:49     Piranî însanên me, ji sînema re wek hunereke yek ji hûnerên xweşikahiyê, ango estetîkê dinêrin. Birastî jî wek wêne, resm,...
 Tehma Gilyazan An Na Tehma Mirinê.!? Tehma Gilyazan An Na Tehma Mirinê.!? Pazartesi, 27 Nisan 2015 21:01 "Rihê min, li dû jiyana abadîn neçe, tu yê çewa qada derfetan bixeritînî li wê binêre." Pîndaros   Albert Camus di serê pirtûka xw...
Çöl Dansçısı Çöl Dansçısı Cuma, 27 Mart 2015 23:42     Yüreğinizin derinlerine dokunacak,İran sokaklarından günümüze uzanan Cumhuriyetten,İslam Cumhuriyet devriminin arasında kayb...
Hunera sînemayê û zimanekî dîtbarî? Hunera sînemayê û zimanekî dîtbarî? Salı, 03 Mart 2015 23:07   "Ravekirina fîlmekî zor e ji ber ku têgîhiştina wî hêsan e." -Christîan Metz-   Mixabîn, carna tenê têgîhiştina tiştan têr...
Sinemayı komünle köylere taşımalıyız Sinemayı komünle köylere taşımalıyız Pazartesi, 16 Şubat 2015 01:05 Sinema komününe ilişkin konuştuğumuz OSAD’dan İlhan Bakır, komünle sinemanın her aşamasında dayanışma içinde üretimi esas kılmayı istedikl...
Êlîe Faure: Rewşenbîr û Dildarekî Sînemayê! Êlîe Faure: Rewşenbîr û Dildarekî Sînemayê! Pazar, 01 Şubat 2015 01:28 "Di dawiyê de sînema, di rewşeke civakî, ku ji kurahî ve vediguhere de, dixwaze dîrokîbûna xwe pêk bîne..." Êlîe Faure
Li Ser Bîrewariyan Straneke Dilsoj: Awêne Li Ser Bîrewariyan Straneke Dilsoj: Awêne Pazartesi, 19 Ocak 2015 22:31   "Tu ê her tiştê xwe wenda bikî; lê ji bîr neke, tu nikarî bîranînên xwe wenda bikî.  Ew ê her tim te mehf bikin..." Zaven B...
R. Bresson: Havênê Sînemaya Felsefîk û Modêl'ê Sînemaya Dilpak! R. Bresson: Havênê Sînemaya Felsefîk û Modêl'ê Sînemaya Dilpak! Cumartesi, 27 Aralık 2014 10:03 "Gava ez fîlmê xwe çê dikim, ez zêde nafikirim bê ka ez ê çibikim; tenê beriya ez rave bikim, dixwazim hin tiştinan hîs bikim û ez dixwazim ...
Were Dengê Min Were Dengê Min Cuma, 19 Aralık 2014 23:35 Fîlma bi navê “Were Dengê Min” ji hêla çêkirina xwe ve bi awayekî hevpar û kolektîf hatiye çêkirin. Di encamê de derdikeve hemberî temaşev...
Ulusal Sinemaların Ulusal Sinemaların "Konuşma Dili" ve Sınır Kavramları Sorunu 1 Pazar, 14 Aralık 2014 23:10 Tarihsel, güncel ve politik bir sorun olduğu için, Kürt Sinemacılar, “Kürt Sineması”nın tanımlanması için “dil” ve “sınır” kavramlarına ço...
Kürt Sineması Kürt Sineması Çarşamba, 19 Kasım 2014 23:48   Yıllarca evinizin arka bahçesinde sakladığınız ve orada beslediğiniz ve yaşama alanı olarak sadece orayı gösterdiğiniz bir çocuğun...
"Türkiye Sineması" Demenin Anlamsızlığı Çarşamba, 19 Kasım 2014 23:00 Sinemacılar onyıllar boyunca hep devletin resmi söylemiyle konuştuğu için, bu topraklarda hep “Türk Sineması” varoldu. Sonra Kürt sinemacı...
Politik Filmler Politik Filmler Pazar, 16 Kasım 2014 20:32 Açlık grevleri, askeri darbeler, derin devlet oyunları, IRA, ETA mücadelesi, etnik ayrımcılık, faşizme direniş ve illa ki savaşlar her daim ...
Kürt Sineması ne değildir? Kürt Sineması ne değildir? Salı, 11 Kasım 2014 23:29 Gri sisler içerisinde sırtını bize dönmüş, küçük bir çocuk resmi… Resmin hemen üzerinde büyük harflerle ‘Yurtsuzluk, sınır ve ölüm’ ilanı…...
Mohra Heftemîn: Xwedê û wext xelet hatiye xitimkirin! Mohra Heftemîn: Xwedê û wext xelet hatiye xitimkirin! Pazartesi, 10 Kasım 2014 22:28 Şovalye: Tu kî yî?Mirin: Ez mirin im.Şovalye: Tu ji bo min hatî?Mirin: Ev demek dirêje bi te re me.Şovalye: Ez niha fêhm dikim.Mirin: Tu a...
Hembêzkirina Kamera û Kolanan: Neo Realismo! Hembêzkirina Kamera û Kolanan: Neo Realismo! Pazar, 02 Kasım 2014 10:37 "Hilgire kameraya xwe û dakeve kolanan..."   Beriya mirov li sînemaya welatekî birêne, pêwîste mirov şert û mercên civakê baş zanib...
Stranên Welatê Dayîka Min Stranên Welatê Dayîka Min Pazartesi, 27 Ekim 2014 13:24 Behman Ghobadî ji Rojhilatê Kurdistanê ye, beriya fîlma bi navê “Dema Hespên Serxweş” gelek kurtefîlmên serkeftî kêşandine....
Ciwan û Hunera Azad Ciwan û Hunera Azad Pazar, 19 Ekim 2014 16:37 Jiyan rastiyeke zindî ye, her tim û bi her awayî didome. Tişt an jî kesên ku jiyanê watedar dikin yên ku jiyanê şîrove dikin, dinirxînin û...
Mustafa Sağlam Röportajı Mustafa Sağlam Röportajı Pazar, 19 Ekim 2014 10:55 “... Sinemayla ilgili bilmemiz gereken ve Kürt sinemasını tartışırken hatırlamamız gereken ilk şey, sinemanın bir toplumun kim...
Erol Mîntaş û Klamên Dayikên Me Erol Mîntaş û Klamên Dayikên Me Cuma, 17 Ekim 2014 16:54 Li ser metafora Teyrê Tawis û Qijikê; Di fîlm de li ser vê metaforê pir tê sekinandin. Qijik, ji bo weke teyrê tawis xweşik bê xuyanê, p...
Sansürün Sansürün "Önlenebilir Yükselişi" Cumartesi, 11 Ekim 2014 11:14 Türkiye’de, son dönemde gerçekleştirilen protestolara katılan insanlara devlet ve işbirlikçilerinin (Emniyet Güçleri,TSK,Hükümet, Jitem, H...
Di Civakê de Erkên Sînemayê Di Civakê de Erkên Sînemayê Pazar, 05 Ekim 2014 11:56 Di roja me de di nava disîplînên hunerê de, qada herî pêş sînema ye. Sînema, xîtabê girseyeke pir mezin dike. Ji ber vê sedemê erk û peywi...
Li Ber Kobanî Ango Were û Bibîne! Li Ber Kobanî Ango Were û Bibîne! Pazar, 28 Eylül 2014 12:45   "Belê me baş dizanibû           Lê belê wan nizanibû ku             &nbs...
Ulus inşasında sinemanın rolü Ulus inşasında sinemanın rolü Salı, 23 Eylül 2014 20:40 Viktor Hugo 19. yy en önemli eserlerinden biri olarak kabul edilen ünlü romanı Sefiller’i 1862 yılında yayınlandığında, Jean Valjean’ın öy...
Zimanê Sînemayê Zimanê Sînemayê Cumartesi, 06 Eylül 2014 11:24 Di van demên dawî de, li ser sînemaya Kurd gelek nivîs hatin weşandin. Piranî ya van nivîsan jî, li ser hebûn an jî tunebûna sînemaya Kurd...
Huner, Taybetmendi̇ya Ci̇vakî ya Herî Berxwedêr e! Huner, Taybetmendi̇ya Ci̇vakî ya Herî Berxwedêr e! Cumartesi, 06 Eylül 2014 09:04 Estetîk dîmena civakê ya şênber dide diyarkirin. Ango tiştên ku bi çav têne dîtin in. Xweşikbûn jî hem milê şênber û hem jî milê muceret ve ...
Görüntü Yönetmeni Ne Yapar? Görüntü Yönetmeni Ne Yapar? Pazar, 24 Ağustos 2014 18:19 Görüntü Yönetmeninin Sorumlulukları 1. Çekim Öncesi A. Düşünsel Araştırma Ve Planlama- Ön görüşmeler sırasında yönetmenle senaryonun bütün...
Sanat Yönetmeni Ne İş Yapar ? Sanat Yönetmeni Ne İş Yapar ? Pazar, 24 Ağustos 2014 18:17 1. Çekim Öncesi a. Araştırma, Planlama ve Tasarım- Ön görüşmeler sırasında yönetmenle senaryonun bütün boyutlarını ve yönetmenin filme ya...
EGÎD: “Kilîtê Kou, Qomîdê Maneno” EGÎD: “Kilîtê Kou, Qomîdê Maneno” Perşembe, 14 Ağustos 2014 21:52 ARDÎN DÎREN "Ez vê nivîsê bi boneya salvegera 15'ê Tebaxê diyariyê Egîd'ên ciwan dikim; ku îro li Şengal û Rojava çerxa şoreşê fireh dige...
Kültür sineması Kültür sineması Çarşamba, 18 Haziran 2014 11:46 “Yazar olan biz hepimiz aynı zamanda kendi köklerini belirli bir dereceye kadar kaybetmiş insanlarız” Osman Sembene Afrika sinemasının ‘...
Qapsûl Qapsûl Çarşamba, 04 Haziran 2014 22:02 Derhêner Yakûp Tekîntangaç di sala 1980’an de li Agiriyê ji dayîk dibe. Li zanîngeha Wanê ya Yuzuncu Yilê perwerdeya beşa kîmyayê dixwîne ...
Her Teyr Bi REF'ê Xwe Re Difire.!? Her Teyr Bi REF'ê Xwe Re Difire.!? Pazar, 01 Haziran 2014 22:06   "Pergal dafikeke, kesên ku bi refên xwe re nefirin dikevin vê dafikê û xwîn dibin..."  Ev demek dirêje haya me jê hebû ku li...
Derbûyina Ji Bihûştê Derbûyina Ji Bihûştê Perşembe, 22 Mayıs 2014 20:48 Ji ber van sedeman bila sînemager keda xwe, hunera xwe, proje û fîlmên xwe di van pêşbirkan de nehelînin û xwe tune nekin. Ji xwe modern...
Soma'yı İyi Anlamak İçi̇n Soma'yı İyi Anlamak İçi̇n "Bori̇nage" Belgeseli̇ İzlenmeli̇! Salı, 20 Mayıs 2014 20:53   DEVRİMİCİ BİR YÖNETMEN: JORİS İVENS Kamerasını silah gibi kullanan ve filmleriyle mevcut sistemin yaptırımlarını sorgulayan ...
Burkîna Faso, Sînema û Kurdîstan... Burkîna Faso, Sînema û Kurdîstan... Pazartesi, 19 Mayıs 2014 17:19 Afrîka...ew parzemîna jibîrbûyî û dûrî me. An jî ew parzemîna ku me, wê ji xwe dûr xist. Afrîka, ew parzemîna ku toqê lanet lê ketiye û ro...
Bilimsel Sinemanın İlkeleri ve Araştırma Yöntemleri Bilimsel Sinemanın İlkeleri ve Araştırma Yöntemleri Salı, 13 Mayıs 2014 21:56 “Sinema insanlığa hiçbir şey öğretmez. Çünkü insanlık hiçbir şey öğrenmeyeceğini son 4000 yılda ispatlamıştır” ‘An...
Bizum Hoca: Anlaşıldı örtmenim! Bizum Hoca: Anlaşıldı örtmenim! Pazartesi, 12 Mayıs 2014 19:22 Filmde, devletin gönderdiği imamın gecikmesi nedeniyle bir hafta imamsız kalan Karadeniz köyünün imamlığına "Bizum Hoca"nın bir haftalığına ...
Dağlarda tiyatro, dağlarda müzik Dağlarda tiyatro, dağlarda müzik Salı, 06 Mayıs 2014 23:02 Dağlarda tiyatro izledim ve müzik dinledim, bir aya yakın bir süre onlarla yolculuk ettim, patikalarda yürüdüm. Onlara göre bireycilik san...
Modern Bir Dengbêjin Kamerasından Evdalê Zeynikê ve Hayatı Modern Bir Dengbêjin Kamerasından Evdalê Zeynikê ve Hayatı Pazartesi, 05 Mayıs 2014 22:20 Genç sinemacı Bülent Gündüz'ün ünlü Kürt ozanı (dengbêj) Evdalê Zeynikê'nin hayat üyküsünü konu alan belgesel filmi, genis çerçeve'den bakıl...
Sinema ve Bilim Sinema ve Bilim Cumartesi, 03 Mayıs 2014 23:14   Bilimin içinde var olan olgusal değerler düşünüldüğünde;  Sinemanın ihtiyacı olan muhtevayı ne tür bir doğrultuda elde etmesi...
Sînemaya Sêyemîn..! Sînemaya Sêyemîn..! Salı, 29 Nisan 2014 22:38   Li hember Birdoziyên Fermî, Dîroka Derewkar û Sînemaya Xapînok Hişyarbûneke Giyanî; Sînemaya Sêyemîn..!   "Pêwîste em, vê j...
Bir Varmış Bir Yokmuş: Büyüklere Masallar Bir Varmış Bir Yokmuş: Büyüklere Masallar Cumartesi, 26 Nisan 2014 08:50 Ali Reza DÜRÜ Son filmi He Bu Tune Bu (Bir Varmış Bir Yokmuş) filmiyle İstanbul Film Festivali Ulusal Yarışma kapsamında gösterilen, ...
Reha Erdemî ‘’Yaşam’’ Reha Erdemî ‘’Yaşam’’ Pazartesi, 14 Nisan 2014 21:58 Jîn Gava ku we wateyek da wê peyvê ango hûn bi Kurdî fikirin; ‘’yaşam’’ dibe ‘’jîn’’ , kadin jî dibe ‘’jin’’ wan peyvan hevceye ku mirov ...
Mandela: Özgürlüğe Giden Uzun Yol Mandela: Özgürlüğe Giden Uzun Yol Pazar, 13 Nisan 2014 21:21 Mandela galiba film olamayacak biyografilerin başında geliyor. O kadar çok şey yapıp, o kadar bedel ödemiş biri ki sadece kronolojik bazlı...
Akîra Kurosawa: Li Rashomon Firoşkarekî Donê Beqan...! Akîra Kurosawa: Li Rashomon Firoşkarekî Donê Beqan...! Pazar, 13 Nisan 2014 20:26 "Derhênerekî pak ancax, bi senaryoyeka baş dikare berhemeka bêhempa biafirîne. Dîsa derhênerekî ne pak, bi senaryoyeka ku zêde baş be jî n...
Anlamlı Toplum İçin Anlamlı Tiyatro Anlamlı Toplum İçin Anlamlı Tiyatro Cumartesi, 12 Nisan 2014 23:49 Ekin KIZILIRMAK Bütün sanatsal üretimler içeriğindeki anlamla toplumsal düşünüş biçimini yansıtır. Toplumsal düşünüş ve bu düşünceye göre...
Miraz Miraz Salı, 01 Nisan 2014 20:21 Derhêner Rodî Yuzbaşi, di sala 1979’an de li Agiriyê ji dayîk bûye. Li zanîngeha Erziromê beşa sînemayê xwendiyê. Derhêner Rodî Yuzbaşi, d...
Çiyayên Bakur li Benda Kamerayên Nû ne Çiyayên Bakur li Benda Kamerayên Nû ne Salı, 01 Nisan 2014 20:03 “Êş û jan hemû dibin hêza sedema bersiva bawerî û hunera te. Êdî bi hezaran Xelîl hene, bi kamerayên xwe, bi rêhevaltiyên xwe meşa te dido...
Dağ Sineması Dağ Sineması Salı, 01 Nisan 2014 19:41 Kendi içerisinde birçok anlamı ve özgünlüğü barındıran bir tanımlama olarak Dağ sineması -başlangıç için- ne kadar Kürdistan dağlarına dai...
İçimizden bir parça tiyatro İçimizden bir parça tiyatro Salı, 01 Nisan 2014 08:50 Dilan Özbey / Siirt E Tipi CezaeviDoğal toplumda sanat kutsaldı. Dinsel törenlerde, kutsal günlerde insanlar iki grup şeklinde karşılıklı ...
Sirta La Gal Ba Sirta La Gal Ba Cuma, 28 Şubat 2014 21:00 Shahram Alîdî, li Rojhilatê Kurdistanê ji dayîk bûye.  Di biçûktiya xwe de têkiliyên xwe bi hunerê re daniye. Di demên pêş de ji aliy...
Li Eniya Rojava Tiştek Nû Tune ye... Li Eniya Rojava Tiştek Nû Tune ye... Pazar, 23 Şubat 2014 23:26 “Ev çîrok, ne gilî û gazin ne jî mikur hatin e. Bibe bibe serpêhatî ye, lewre; mirin, ji yên ku pê re rû bir û dimînin re, ne serpêhatî ye...
Vî Zemanî Her Kesek Mîmarê Sînemaya Xwe ye! Vî Zemanî Her Kesek Mîmarê Sînemaya Xwe ye! Cuma, 07 Şubat 2014 11:15   "Ger hun li çîroka xwe xwedî dernekevin, wê hin kes derkevin û dest bi gotina çîroka we bikin."          ...
Gava Leqleqê Ya Derengmayî Gava Leqleqê Ya Derengmayî Pazartesi, 27 Ocak 2014 20:12 Di sînemaya Angelopoulos de hebûna rêwîtiyên kûr û bêdeng nayên niqaşkirin. Ev hebûn, di kesayetî û derûniya mirovan de xwe dide der, bi n...
Sinema Sanatı ve Sinema Eğitimi Sinema Sanatı ve Sinema Eğitimi Cuma, 24 Ocak 2014 23:44 Yazar: Metin Gönen Film yapmayı öğrenmek, paradoksal olarak, öncelikle film seyretmekten geçiyor. Bu nedenle Paris Sinematek’inin efsan...
Ji Dil Heya Fram: Di Sînema de Jin Ji Dil Heya Fram: Di Sînema de Jin Pazartesi, 20 Ocak 2014 17:14 Gulistan Şivan Xelîl   Jin û sînema… Dema ku em vê mijarê binîrxînin û bidin gotin, ji aliyê tevgera azadiya gelê Kurd ve gelek&nbs...
Baweriya Te Neçû, bi Me re Dînîtî Naskir... Baweriya Te Neçû, bi Me re Dînîtî Naskir... Pazar, 19 Ocak 2014 14:01   Dibînim ku gavek berî gavekê, dixwazî xwe bigihînî wir. Tu şidandî yî. Zahf şên î, bêhnçikiyayî, mîna kevanê yî ey rêwî ...
Dema Jin Hezbike Dema Jin Hezbike Pazar, 19 Ocak 2014 13:42 Di dîrokê de gelek şer hatine kirin, gelek têkoşîn hatine jiyîn, gelek berdêl hatine dayîn, gelek serkeftî hatine destxistin û hê jî berde...
Türk Filmlerinin “Yeni” Kürt Kadınları 2 Türk Filmlerinin “Yeni” Kürt Kadınları 2 Cumartesi, 18 Ocak 2014 11:20 Zozan Sima Jîn Nasıl Kurtulur? Kürt kızları okul okumamış olmalarından kaynaklanan cehalet ve devletin ‘yanlış politika’larından kaynaklı ...
Türk Filmlerinin “Yeni” Kürt Kadınları 1 Türk Filmlerinin “Yeni” Kürt Kadınları 1 Cumartesi, 18 Ocak 2014 11:16 Zozan Sima Kürt kadınları ve Kürt kadın gerillalarının mücadele ve yaşamları bölgede ve uluslararası alanda giderek ilgi odağı haline gelir...
Ben uçtum, sen kaldın Ben uçtum, sen kaldın Pazartesi, 13 Ocak 2014 10:47 Başlangıçta “Kayıp Mezar” ismiyle düşünülen film, yönetmenin Maxmur yolculuğuyla birlikte “Ben uçtum sen kaldın” ismini aldı. Kürdistan’ın c...
Theo Angelopoulos Sineması Theo Angelopoulos Sineması Cumartesi, 11 Ocak 2014 13:04 Dünyanın sinema tarafından kurtarılabileceğine inanmak isterim”Theo Angelopoulos Kendine has sinema dili ile sinemaya başka bir göz ile de...
Angelopoulos; Ne rojek heta dawîyê bêdawîtî... Angelopoulos; Ne rojek heta dawîyê bêdawîtî... Cumartesi, 11 Ocak 2014 09:19 “ Her ku teknolojî pêşda diçe wijdan jî paqijiya xwe wenda dike” (Theo Angelopoulos) Angelopoulos...an jî Theo..Bi pênasek din"Helbestva...
Rê: rastî, bawerî û azadî… Rê: rastî, bawerî û azadî… Perşembe, 09 Ocak 2014 20:35 Rêwîtiyekê bifikirin ku ber bi azadiyê ve wek aveke herikbar biherike. Rêwîtiyeke dijwar û xwe bawer… Li hemberî hemû rê û rewîtiyên ku be...
Deng:  Giyana Sînemayê! Deng: Giyana Sînemayê! Pazartesi, 30 Aralık 2013 00:20 “Deng,  ne ji bo bive nûtî û mode kete sînemayê. Ji ber ku sînemaya bêdeng,  zor da ser sînorên vegotina hunera plastîk, derbasi...
Die Falscher-Sextekariya Dewletê Die Falscher-Sextekariya Dewletê Perşembe, 26 Aralık 2013 23:43 Fîlmên wiha her tim bûne sedema lêpirsîna nirxên ehlaqî û civakî. Di bûyerên dîrokê de, binpêkirina mafên mirovahiyê, qetilkirin û komujiy...
Dağlarımız, ovalarımız, nehirlerimiz bizi bekliyor... Dağlarımız, ovalarımız, nehirlerimiz bizi bekliyor... Çarşamba, 25 Aralık 2013 21:07 Festival kelimesini duyduğumuzda çoğu zaman aklımıza gelen ilk şey ‘şenlik’ veya ‘eğlencedir’. Bunu film festivali olarak düşündüğümüzde i...
Sînemaya Rastîn Sînemaya Li Çiyayan e Sînemaya Rastîn Sînemaya Li Çiyayan e Pazar, 15 Aralık 2013 13:34   Alî ONGAN / BEHDÎNAN Şehîd Xelîl Dag (Xelîl Uysal) ji bo huner û hunermendiyê sekn û kesayetiyeke bi mînak e.  Şopandina cihê...
Angelopoulos û Mêrga ku Digirî Angelopoulos û Mêrga ku Digirî Cumartesi, 14 Aralık 2013 01:26 Feridun Birgül /Amed Theo Angelopoulos, derhênerekî Yûnanî yê navdar e. Di beşa sinemaya hunerî de nûjenekî herî serkeftî tê dîtin. Ne te...
Bombardıman altında sanat: Dağ sineması Bombardıman altında sanat: Dağ sineması Cumartesi, 14 Aralık 2013 01:02 Sanat ve sanatçılıkta Halil Dağ örnek bir kişilik ve duruştur.Coğrafyasına,halkına,gerillaya ve Kürt kültürüne aşık bir insanın ayak iz...
Şoreşa Bêdeng Şoreşa Bêdeng Çarşamba, 04 Aralık 2013 19:16 Dokûmentera “The silent Revolution” (Şoreşa Bêdeng) yekemîn xebata dokûmenterî ya demdirêj e ku derbarê Kurdên Rojava de hatiye çêkirin, p...
Ken Loach û Bayê Azadiyê Ken Loach û Bayê Azadiyê Salı, 03 Aralık 2013 12:32   Ken Loach ji Îngîlîztanê ye. Di nava sînemagerên Îngîlîztanê de cihekê bilind ji xwe re girtiye. Mijarên fîlmê wî zêdetir li ser civ...
Katolîkekî Wextî Wî Derbasbûyî: Martîn Scorsese! Katolîkekî Wextî Wî Derbasbûyî: Martîn Scorsese! Pazar, 01 Aralık 2013 22:32 Ardin Diren "Karekterên wî dişibin Îsa! Çarenûsa Îsa parve dikin. Bêçare û   neçar in. Dixwazin hin tiştan biguherînin. Lê mixa...
Vizöre uzun bakış: Angelopoulos ve akan zamanı Vizöre uzun bakış: Angelopoulos ve akan zamanı Çarşamba, 27 Kasım 2013 14:07 Her sayfasına bir resim çizilmiş kitapların hızla çevrilmesiyle sabit görsele hareket izlenimi katarak ilk sinemasını oluşturan insanoğlu,...
Hedef: Hükmetmeyen sinema Hedef: Hükmetmeyen sinema Çarşamba, 27 Kasım 2013 13:54 Birkaç gün önce birçok gazetenin, Bugün gazetesinden Metin Arslan imzasıyla “KandilWood” diye servis ettiği haber ilginç! PKK’nin filmler ...
Saklı Daima Geri Döner Saklı Daima Geri Döner Cuma, 22 Kasım 2013 14:41 1920’lerde Vertov film kamerasını keşfedici mekanik bir göze benzetirken, Eisenstein sinemanın, montajın izleyici üzerindeki çarpıcı etkis...
 V for Vendetta - Sonsuza Kadar Özgürlük V for Vendetta - Sonsuza Kadar Özgürlük Cuma, 22 Kasım 2013 14:33 Birlik ve beraberliğe en çok muhtaç olduğumuz şu günlerde... V for Vendetta, gelecekteki İngiltere'de geçiyor. Terör, savaş ve bir virüsün...
Dziga Vertov'un Sinema Dili Üzerine Dziga Vertov'un Sinema Dili Üzerine Cuma, 22 Kasım 2013 14:30 Alparslan Nas Bugün modernizmden bahsederken, merkezi Avrupa olan, bilim ve teknolojideki gelişmeleri, laikliği, bireyciliği ve küreselle...
1961 Paris Katliamı ve 1961 Paris Katliamı ve "Saklı" Anılar Cuma, 22 Kasım 2013 14:26 Alparslan Nas Fransa ve Cezayir ilişkileri, geçmişte ve bugün sosyal bilimcilerin ele aldığı önemli konu başlıklarından biri olmuştur. İk...
Sinemacı, Sadece Sinemacı mıdır? Sinemacı, Sadece Sinemacı mıdır? Cuma, 22 Kasım 2013 14:22 Simon Kuper'in futbolla ilgili ünlü kitabının klişeye dönüşen Türkçe başlığını uyarlayarak söylersek: Sinema, sadece sinema değildir elbet...
Gezici Festival Gezici Festival Cuma, 22 Kasım 2013 14:18 GELENEK DEVAM EDİYOR, GEZİCİ FESTİVAL YOLLARA DÜŞÜYOR! 15. GEZİCİ FESTİVAL 4-10 Aralık 2009, Ankara 11-17 Aralık 2009, Artvin ...
Postmodernizm Ve Sinema Postmodernizm Ve Sinema Pazar, 17 Kasım 2013 00:56 1.BÖLÜM: MODERNİZM VE POSTMODERNİZM KAVRAMI Günümüzde çok sık tekrarlanan bir sözcük olan postmodernizm kavramı mimariden, sosyal bilim...
Gelecek Uzun Sürer.. Gelecek Uzun Sürer.. Cumartesi, 16 Kasım 2013 00:41 Gelecek, Kana Boğulup Toprak Bununla Doymuşsa, Uzun Sürer Daha iyi bir gelecek iddiası uğruna bugün ve bugünde yaşayanların sadec...
Çağın Toplum Mühendisliği ve Sinema Çağın Toplum Mühendisliği ve Sinema Cumartesi, 16 Kasım 2013 00:37 İnsan beyninin algı aşamasının ilk basamağında bile önce göz organının işlevselliğini konuşturması gözün insan bedeni açısından önemini or...
Minimal Sularda Maksimum Trajedilere Yolculuk: Rêç / İz Minimal Sularda Maksimum Trajedilere Yolculuk: Rêç / İz Cumartesi, 16 Kasım 2013 00:30 Kürt coğrafyasında yaşanan şizofrenik (devlet kaynaklı) tarih ve bu tarih belleğindekikayıtlara ilişkin yapımlarıyla kötü bir sezon geçire...
Çoğunluk Filmi, La Boétie ve Gönüllü Kulluk Çoğunluk Filmi, La Boétie ve Gönüllü Kulluk Cumartesi, 16 Kasım 2013 00:24 Çoğunluk Filmi, La Boétie ve Gönüllü Kulluk (Tam Metin) Yazar: Metin GÖNEN Tepenin Ardı (2012) ve Çoğunluk (201...
Jîn, Yaşam İradesi ve Özgürlük Jîn, Yaşam İradesi ve Özgürlük Cumartesi, 16 Kasım 2013 00:11  Jîn, Yaşam İradesi ve Özgürlük Yazar: Metin GÖNEN Sine-Tasvir Jîn (2013) filmi, her şeyden önce, doğaya, yaşama ve öz...
Devletin Akılsızlığına Bir Deli Tokadı: Meş Devletin Akılsızlığına Bir Deli Tokadı: Meş Cuma, 15 Kasım 2013 23:58 Deli deliyi görünce sopasını saklarmış. Devlet Kürdü görünce ne olur elbette bilinir ya biz diyelim aklını saklar ve de başlar bir akıl...
Hepimiz Sinemacıyız! Hepimiz Sinemacıyız! Cuma, 15 Kasım 2013 23:43 Yasak Koyma! Sinema Yap, Özgür ve Demokratik Bir Toplum Yarat! Özgür Sinemacılar Manifestosu Aristoteles’in dediği gibi; kurmaca (fictio...
Film karanlıkta seyredilir ama... Film karanlıkta seyredilir ama... Perşembe, 14 Kasım 2013 12:34 "Film karanlıkta seyredilir ama anlamak için aydınlık bir zihin gerekir"   Büyü ve girdap. Sinema denilince aklıma gelen ilk iki keli...
Başkanın Adamları: Başkanın Köpekleri! Başkanın Adamları: Başkanın Köpekleri! Perşembe, 14 Kasım 2013 00:02   “Yalan söyleyin. Mutlaka inanan çıkar. Yeterince sık söylenen yalan, sonunda gerçek hale gelir.”(Hitler'in propaganda bakanı ...
Stanley Kubrîck û Full Metal Jacket Stanley Kubrîck û Full Metal Jacket Salı, 12 Kasım 2013 22:51   Yên ku Stanley Kubrîck nizanibin dê bêjin, ev fîlm jî, fîlmeke ji rêzê ye ku li ser buyerên şerê Vîetnamê hatiyê kêşandin. Ya din ...
Rûmeta Mirovahiyê Wê Îşkencê Têk Bibe! Rûmeta Mirovahiyê Wê Îşkencê Têk Bibe! Çarşamba, 06 Kasım 2013 12:21   ey pakrewan ey xwîn-şêrînê biqasî tehma dirrîreşkaney di şerran de cirrnexweşê biqaskurîbeşkante çermê xwe rakişandiye ji dêvla m...
Nirxandinek li ser fîlma Nirxandinek li ser fîlma "Keştiyên ji kaxizan" Pazar, 03 Kasım 2013 10:40   Galaya fîlma bi navê "keştiyên ji kaxizan" di yekê sermawezê de li Navenda Çanda Cegerxwîn de hat pêşkêşkirin. Piştî buyerekê gerî...
Ezel'in Ramiz'i değil Sürü'nün Hamo'su Ezel'in Ramiz'i değil Sürü'nün Hamo'su Perşembe, 31 Ekim 2013 23:30 Bu yazı, ne bir Tuncel Kurtiz güzellemesidir, ne de O'nun ardından bir ağıt niteliği taşıyan, "ölüye övgü" seremonisidir. Bu yazı, sadece ...
İyi Filmler Dünyayı Değiştirir İyi Filmler Dünyayı Değiştirir Perşembe, 31 Ekim 2013 23:28 Vize almak için gittiğim Amerikan elçiliğinde hekimliğimle ilgili hazırladığım onca belgeye sıkıntılı ve şüpheli nazarlarla bakan zenci gö...
JÎN: Li Mêrsîn'ê çîrokek Qendîl'ê!! JÎN: Li Mêrsîn'ê çîrokek Qendîl'ê!! Perşembe, 31 Ekim 2013 23:19 Bêguman jiyana gerila û gerîlatiyê ji gelek mirovan re tiştek bi efsûn û têr meraq e. Çiya û jiyana çiya ji zafek mirovan re bu ye kul û d...
Duvarın ardı Duvarın ardı Salı, 29 Ekim 2013 18:54 Yönetmen Christian Petzold, Barbara adlı filminde Berlin Duvarı’yla ikiye bölünmüş dönemin Almanya’sında Doğu Almanya diye tabir edilen ‘t...
AHMET SONER: Son on yılda Kürt sineması AHMET SONER: Son on yılda Kürt sineması Pazar, 27 Ekim 2013 20:38 Doksanlı yılların ikinci yarısından sonra Mezopotamya Kültür Merkezi’nin başlattığı Sinema Atölyeleri, Kürtlerin sinema aşkını alevlendird...
M.MÜJDE ARSLAN: Genç Kürt sinemasının cesur kadınları M.MÜJDE ARSLAN: Genç Kürt sinemasının cesur kadınları Pazar, 27 Ekim 2013 20:34 ‘Kürt sineması var mıdır?’ tartışması bugün hala yer yer devam etse de genç bir sinemamız olduğuna inanmamız ve büyütmenin yollarını konuş...
Kürt sineması ekol yaratıyor Kürt sineması ekol yaratıyor Pazar, 27 Ekim 2013 20:27 “Yakın zaman önce kaybettiğimiz bir arkadaşımızın, Taha Kerimi’nin filmlerini gördükten sonra, kendi kendime dedim, Kürtler sadece Kürt sine...
Rojava ve Antalya Rojava ve Antalya Perşembe, 24 Ekim 2013 18:06 M. Hadi Sümer / Ortadoğu Sinema AkademisiTarih 13 Kasım 1960. Yer Batı Kürdistan’da (Rojava) Amudê şehri. Bir sinema salonuna film izleme ...
Küçük Mizgin’in cennet düşleri Küçük Mizgin’in cennet düşleri Salı, 22 Ekim 2013 15:46 Karpuz Cenneti politik bir meseleyi biraz naif, biraz daha dolaylı olarak bir çocuğun gözünden trajikomik bir şekilde anlatıyor. Yönetmen Gü...
Fecira: “Memleket mi Bıraktılar?” Fecira: “Memleket mi Bıraktılar?” Cumartesi, 19 Ekim 2013 20:27 “Dilin, onu kullananların (söyleyenlerin, dinleyenlerin, yazanların, okuyanların, çözenlerin) dışında bir gerçekliği yoktur. Yine de kulla...
Tarih, Sinema ve Kılıçları Çekmek Tarih, Sinema ve Kılıçları Çekmek Cumartesi, 19 Ekim 2013 20:14 "Tarih" bir bilimdir, "Sinema" da bir sanat... Bilimler sonuçlarını "dir/dır" diye ispatlamak, sanat/sanatçı ise, "bence, şöyle bir şey" y...
Devrim ve İsyan Filmleri Devrim ve İsyan Filmleri Cumartesi, 19 Ekim 2013 20:08     Bu toz duman dağıldıktan sonra şimdi tam da film izleme, düşünme ve üzerine konuşma zamanıdır. Haftalık Antrakt Sinema Ga...
Nîqaşek ji bo sînemageriyê Nîqaşek ji bo sînemageriyê Cuma, 18 Ekim 2013 11:15 Sînema, ji bo temaşegeran çê dibe. Temaşeger jî bi dîtina xwe, şîroveyên xwe ya erenî an jî neyînî tînin ziman. Lê sinemager, nikare tenê ...
Kürt sinemacılar tarihlerini yazıyor Kürt sinemacılar tarihlerini yazıyor Perşembe, 17 Ekim 2013 21:53 Kürt sinemacılar tarihlerini yazıyor. Sinemacıları yazıyor Kürtlerin tarihini. Kürtlerin tarihini sinemacıları yazıyor. Vurgulamada bir an...
Kürt Sinemasının Kadınları Kürt Sinemasının Kadınları Perşembe, 17 Ekim 2013 11:21 Türkiye’de Kürtler söz konusu olunca politikacı ve gazetecilerin nasıl da bir tahakküm dili kullandığını, bilirsiniz. Bir de ben Kürt sine...
Sinema, biraz da Chaplin demektir! Sinema, biraz da Chaplin demektir! Çarşamba, 16 Ekim 2013 23:40 19. yüzyılın sonlarında Victoria’nın İngiltere’si varlıklı ailelerin dillere destan yaşamları ile korkunç bir yoksulluğun pençesinde kıvrana...
Nazi Dönemi Alman Propaganda Sineması Nazi Dönemi Alman Propaganda Sineması Çarşamba, 16 Ekim 2013 23:37 “Entelektüellik, insan bilinci için büyük bir tehlikedir.” Joseph Goebbels Propaganda, toplumların bütünleşme süreçleri içerisinde b...
Ölüm Oruçlarını Sinemada İzlemek Ölüm Oruçlarını Sinemada İzlemek Çarşamba, 16 Ekim 2013 23:20 Röportaj: Murat Tolga Şen 1- Ölüm Oruçları ilk kez Adana’da yarışan Simurg belgeseliyle gündeme geldi ama şimdi sol sinemanın yeni duyarl...
Filmmor, Kadın ve Anne Le Ny Sineması Üzerine Filmmor, Kadın ve Anne Le Ny Sineması Üzerine Çarşamba, 16 Ekim 2013 23:12 Kadın ve Şiddet… Yan yana görmeye ne kadar alışık olduğumuz iki kelime değil mi? Birbiriyle ne kadar ilintili, sımsıkı bağlarla bağlanmış,...
Ingmar Bergman Ingmar Bergman Çarşamba, 16 Ekim 2013 23:06 INGMAR BERGMAN (14 TEMMUZ 1918 – 30 TEMMUZ 2007) “Her duygu, her hareket, her fiziksel rahatsızlık, kullandığım her sözcük için büyük bir...
Savaş Korku Filmleri Savaş Korku Filmleri Çarşamba, 16 Ekim 2013 23:03 Daha önce de söylemişimdir, savaş/korku (horror/war) olarak isimlendirilen türe karşı aşırı bir düşkünlüğüm vardır. Tür dahilindeki filmleri...
İzlemeniz Gereken 15 Western İzlemeniz Gereken 15 Western Çarşamba, 16 Ekim 2013 23:01 Westernler ya da bizde daha çok sevilen adı ile kovboy filmleri özellikle seksenler çocuklarının dövüş filmleri ile birlikte en sevdiği tü...
Sinema Tarihinin En Kötü 50 Filmi Sinema Tarihinin En Kötü 50 Filmi Çarşamba, 16 Ekim 2013 22:57 Geçen gün Youtube’da gezinirken çok eğlenceli bir videoya denk geldim. Sinema tarihinin en kötü 50 filminin listelendiği bu videoda, ...
Salazar Dönemi Filmleri Salazar Dönemi Filmleri Çarşamba, 16 Ekim 2013 22:55 Türkiye’de Mayıs sonu ile Haziran ayında yaşanan olaylar, tarihimiz açısından çok önemli bir kavramı ortaya çıkardı: Gezi Ruhu. Kimi çevrele...
Doğada Geçen 20 Hayatta Kalma Filmi Doğada Geçen 20 Hayatta Kalma Filmi Çarşamba, 16 Ekim 2013 22:53 Hayatta kalma içgüdüsü, sadece insanların değil, yeryüzündeki bütün canlıların davranışlarını yöneten en büyük itici güçtür. İzlediğimiz p...
Tek Mekanda Geçen 20 Film Tek Mekanda Geçen 20 Film Çarşamba, 16 Ekim 2013 22:51 İzlediğimiz filmler genellikle pek çok farklı mekanda, kimi zaman eşsiz manzaralar eşliğinde, kimi zamansa teknolojinin de yardımıyla yapa...
Müziksiz Saf Sinema Müziksiz Saf Sinema Çarşamba, 16 Ekim 2013 22:47 Sinema filmlerinde müzik kullanmanın, görüntüyle anlatımın eksiğini kapatmaya yaradığı, müzik kullanmadan yapılan anlatımın daha değerli ve ...
50. Altın Portakal’ın Eleştirisi 50. Altın Portakal’ın Eleştirisi Çarşamba, 16 Ekim 2013 22:37 Yarım asır boyunca, Yeşilçam’ın en güzel eserlerini seçkisinde bulunduran, en önemli yönetmenlerini ödüllendiren ve Türkiye’nin en itibarl...
Salon Sineması Salon Sineması Çarşamba, 16 Ekim 2013 20:23       Bütün dünyayla aynı anda canlı olarak izleyebileceğiniz 3 şey var: Birincisi savaş. Emperyalist müdahaleciliği, ...
“ÇÎRKÎN QRAL” “ÇÎRKÎN QRAL” Salı, 15 Ekim 2013 22:27 Di navbera qutbûna te de si sal derbas bûn. Lê hîna jî ciwanên Kurd bi navê te dixemilînin hêviyên xwe û her yek ji wan dixwazin bibin Yilma...
Belgefîlma li ser Sînemaya Yugoslavyayê Belgefîlma li ser Sînemaya Yugoslavyayê Pazar, 13 Ekim 2013 20:33   Belgefîlma bi navê Cînema Komunîsto (Sînemaya Komunîst) a ji aliyê Mila Turajlic hatibû kişandin, li Fransayê tê pêşwazîkirin. Di ...
Sinema ve Düşünce Devrimi Sinema ve Düşünce Devrimi Salı, 10 Eylül 2013 18:22 Neden sinemanın bir düşünce devrimi yaptığına artık inanmıyoruz?   M. Hadi Sümer / Ortadoğu Sinema Akademisi   Sanatın biç...
Çend gotin li ser dîroka sînemayê Çend gotin li ser dîroka sînemayê Perşembe, 05 Eylül 2013 19:54 Sînemayê, yekemîn gava xwe di 28 ê Kanûnê, sala 1895 an de li Parisê davêje. Heger mirov bi du birrên gelekî mezin û serekî sînemê binav b...
Kapitalist Sistem En Kültürsüz Sistemdir Kapitalist Sistem En Kültürsüz Sistemdir Perşembe, 05 Eylül 2013 19:51 İnsanlık, kültür, toplumsallık ve insani değerler açısından en kötü sistem kapitalizmdir. Cihan Eren Devletçi kültür içinde en etkili ...
Kısa Film Sorgusu; Arin İnan Arslan Kısa Film Sorgusu; Arin İnan Arslan Çarşamba, 28 Ağustos 2013 22:12   Diyarbakır’da, İstanbul’da insanlar omuz omuza vermiş Kürt Sineması’nın, Türk Sineması’nın kaderini değiştirmeye çalışırken, birli...
Toplumsala Dayanan Bir Fenomen: Sinema – 2 Toplumsala Dayanan Bir Fenomen: Sinema – 2 Çarşamba, 28 Ağustos 2013 22:09 Yazının daha önceki ilk bölümünde Kürt sinemasının daha çok öznel yaratım süreçlerine ve film çeken sinemacılara dair bir tartışma yürüter...
Toplumsala Dayanan Bir Fenomen: Sinema – 1 Toplumsala Dayanan Bir Fenomen: Sinema – 1 Çarşamba, 28 Ağustos 2013 22:06   Son yıllarda Kürt sinemasının doğuşu, ortaya çıkışı ya da gelişimi ile ilgili gerek festivallerde, gerek bazı platformlarda ve çok...
Bihuştek li ser ruyê erdê: Cannes Bihuştek li ser ruyê erdê: Cannes Pazar, 25 Ağustos 2013 00:02 Cannes, an jî navenda bihuştê ya ser ruyê erdê… 64 salên bihêz bi tevlibûnek mezin berdewam e û didome. Heyanî niha gelek fîlm û derhêner ...
Gerçeğin Dili Olarak Sanat Gerçeğin Dili Olarak Sanat Salı, 20 Ağustos 2013 19:21 Verdiğimiz, söylediğimiz her şeyi militanlarımız almışlarsa; onu dile getirmeyi, bir tarza dökerek vermeyi, devrimin bir kuralı olarak da be...
Sanatın Devrimci İşlevi Sanatın Devrimci İşlevi Salı, 20 Ağustos 2013 19:04 Devrimci mücadelemizin gelişmesiyle birlikte sanatın hem devrimdeki işlevi açımlanmış, hem de yanlış anlayışların devrimdeki olumsuzlukları ...
Kültür Sanat Çalışmalarının Sorunu! Kültür Sanat Çalışmalarının Sorunu! Salı, 20 Ağustos 2013 19:01 Kültür ve sanat emekçileri yüzünü bir halkı savunmaya dönmelidir. Dünyada tüm kültürel çalışmalar orijin çalışmasıyla başlar, kök arayışıyla...
Zerê; Fîlmê Yekemîn Derhaqê Êzdiyanda Zerê; Fîlmê Yekemîn Derhaqê Êzdiyanda Cumartesi, 10 Ağustos 2013 00:02   Fîlmê yekemîn derheqa êzdiyanda fîlmekî dramayî bi navê “Zerê” (sala 1926) şanoger, sênarîst û derhênerê sovêtêye bi e...
Sînemaya Rastî; Jiyana Rastî Sînemaya Rastî; Jiyana Rastî Cumartesi, 20 Temmuz 2013 15:54 We Di Semta Xwe De Behsa Zarokên Semta Din Nekirin Bi navbeynkariya televîzyonê filmên ku mirov bi hesanî dikare bigihêjiyê, derveyî dîroka...
Fîlmên Yilmaz Guney li ber Pozê Çiya bi Dawî Dibin Fîlmên Yilmaz Guney li ber Pozê Çiya bi Dawî Dibin Cumartesi, 20 Temmuz 2013 15:51 Yilmaz di dema xwe de ji bo dîtina pirsgirêkên civakî çav çêkirin. Lê dilê wî ji bo şervaniya azadiyê lêdida. Siwarbûna wî ya li hespê û tiv...
Kürt Tiyatrosu Kürt Tiyatrosu Cumartesi, 20 Temmuz 2013 15:07 1918’de İstanbul’da Evdirehîm Rehmî Hekarî’nin “Kovara Jîn” için kaleme aldığı Memê Alan piyesi, Kürt tiyatro edebiyatının ilk örneği olarak...
'Yeşil Film'lere Mecbur Değiliz! 'Yeşil Film'lere Mecbur Değiliz! Cumartesi, 20 Temmuz 2013 14:41 Eğer sinema sanatsal özüne kavuşturulacaksa, bu konumundan, yani toplum dışılığı ve karşıtlığı konumundan çıkarılması, toplum ve toplumsallı...
Yedinci Sanatla İkinci Sanatın İzdivacı Yedinci Sanatla İkinci Sanatın İzdivacı Cuma, 19 Temmuz 2013 20:26 "KİMİ YÖNETMENLERLE KİMİ MÜZİSYENLERİN ADI BİRBİRİNDEN BAĞIMSIZ OLARAK ANILAMAZ" 19. Yüzyıl'ın sonlarında ortaya çıkan sinema, 1900'lü yı...
"Sinemanın Namusu ya da Yeni Gerçekçilik" Cuma, 19 Temmuz 2013 20:21 "DEVRİMCİ OLAN GERÇEĞİN KENDİSİDİR!.." Çukurova'nın geniş tarlalarıyla halaya durmuş bir akşam kızıllığı saatidir. Torosların ardına doğr...
Hamlet ! Hamlet ! Cuma, 19 Temmuz 2013 00:04 Di roja me ya îro de, hûnera bi navê civaka Kurdistanê tê pêkanîn û hûnermendên kû ew pêktînin, bi zêdetirê xwe di nava xeletî û çewtiyên me...
Şano; Xweza, Jin û Temaşevan Şano; Xweza, Jin û Temaşevan Cuma, 19 Temmuz 2013 00:01 Şano bi ew şêwazê ku afirandiye ve, temaşevanên xwe di afirîne û digre nava xwe. Ango şano û temaşevan bi hev hene. Şano bi temaşevanên xw...
Di Sînema Kurd de sî û rastî Di Sînema Kurd de sî û rastî Perşembe, 18 Temmuz 2013 23:57 Êdî di Kurdistanê de ti hunermend nikare hilberîna azadiya gelê Kurd înkar bike. Ger ku îro bahsa hunerê jî tê kirin mirateya ku sî û penc s...
Xwe ‘Buyin An Nebuyin’ Xwe ‘Buyin An Nebuyin’ Perşembe, 18 Temmuz 2013 23:55 Bila avên qirêj tevlî rûbarên me nebin û wekî hindek rûbaran di germahiya havînê de neçikin. Ne civakê ne jî xwe bixapînin. Harûn DİCLE ...
Kayıp Özgürlük Filmi Bir Devlet Filmi Olmaktadır Kayıp Özgürlük Filmi Bir Devlet Filmi Olmaktadır Perşembe, 18 Temmuz 2013 23:46 Umur Hozatlının (Atilla Halis) kayıp özgürlük filmiyle kritiğe başlayabiliriz. Kişi olarak Kürt filmini aşırı kritiğe alma yanlısı değildi...
Post Yeşilçam Dedikleri Türkiye – IV Post Yeşilçam Dedikleri Türkiye – IV Perşembe, 18 Temmuz 2013 23:38 Bilgi ve aşk rekabeti aslında üstü örtük olsa da, Türkiye’deki geleneksel cumhuriyetçilerle Fethullah ekibinin arasındaki kavganın sinemaya ...
Post Yeşilçam Dedikleri Türkiye -III Post Yeşilçam Dedikleri Türkiye -III Perşembe, 18 Temmuz 2013 23:29 Devlet zaten bu sürecin politikasını devleti ele geçirmiş çete guruplarının belirlediğini belirtiyor ve bunu özellikle bir politika değerind...
Post Yeşilçam Dedikleri Türkiye-II Post Yeşilçam Dedikleri Türkiye-II Perşembe, 18 Temmuz 2013 23:24 Yeşil çamı post-yeşilçam olarak aştırmak isteyen kuşak yeşilçamın gerisinde olup, belirsiz bir yöne doğru yol almaktadır. Zeki SARI Di...
Post Yeşilçam Dedikleri Türkiye-I Post Yeşilçam Dedikleri Türkiye-I Perşembe, 18 Temmuz 2013 23:22 Postmodernizm sanatı, karşısında hiçbir tepki yaratmadan toplumu iğdiş etme aracıdır. Öğretilmiş çaresizlikler vahşi bir psikoloji yöntemidi...
Hep Ölümsüz  Zamanlar Diledim Senin İçin Hocam.. Hep Ölümsüz Zamanlar Diledim Senin İçin Hocam.. Perşembe, 18 Temmuz 2013 23:02 Uğurlamak kadar ayrılıklar da yeni anlamlar katıyor hayatımıza demiştim sana. Şimdi dönüp baktığımda sen öyle büyük bir yerde duruyorsun ki ...
Kendin 'Olmak Ya da Olmamak' Kendin 'Olmak Ya da Olmamak' Perşembe, 18 Temmuz 2013 22:59 Tiyatro ve tiyatrocuların görevi yaşamın dili olmaktır ve bu dili öz-diliyle halka taşırmak ve buluşturmaktır. Biz tiyatrocuların en çok ü...
Kendini Tanıtan Sinema: Kürt Sineması Kendini Tanıtan Sinema: Kürt Sineması Pazar, 14 Temmuz 2013 00:30 Gecikmiş bir sinema Ortadoğu’da 40 milyondan fazla bir nüfusa sahip olduğu tahmin edilen Kürtler sinemasahnesine oldukça geç adım atmışlard...
Sinema ve Mitoloji Sinema ve Mitoloji Cumartesi, 13 Temmuz 2013 19:29 Yazar:Fırat Sayıcı Mitoloji sinemaya aktarılırken genelde iki yol izleniyor. Ya doğrudan mitolojik hikayenin filmini çekmek ( Beowo...
Kapitalizmin Maskesini Düşüren Filmler Kapitalizmin Maskesini Düşüren Filmler Cumartesi, 13 Temmuz 2013 19:20 Yazar:Serdar Akbıyık Açıkçası bu öyle bir konu ki sayfalarca sürecek kadar film adı çıkarabilirim size. Fakat belirli bir kategori ...
En İyi 10 En İyi 10 "İlk Aşk" Filmi! Cumartesi, 13 Temmuz 2013 19:12   Kız Arkadaşım (My Girl) / 1991 Kız Arkadaşım, 90 larda büyümüş her çocuğun gönlünde yer etmiş bir ilk aşk hikayesidir. Küçük bi...
Mizgin Müjde Arslan'la Kürt Belgesel Sineması Üzerine* Mizgin Müjde Arslan'la Kürt Belgesel Sineması Üzerine* Cumartesi, 13 Temmuz 2013 19:05 Kürt Belgesel Sineması’nı nasıl tanımlıyorsunuz?   Benim buna bugün getirebildiğim tanım kayıt altına alma. Kürtlerin, Türkiye’de, ...
Kazım Öz'le Kürt Belgesel Sineması Üzerine* Kazım Öz'le Kürt Belgesel Sineması Üzerine* Cumartesi, 13 Temmuz 2013 19:01 Türkiye’de Kürt Belgesel Sineması’nı nasıl tanımlıyorsunuz?   Aslında yeni yeni doğuyor. Başlangıcından, doğumundan, çocukluğundan,...
Ayça Çiftçi'yle Kürt Belgesel Sineması Üzerine* Ayça Çiftçi'yle Kürt Belgesel Sineması Üzerine* Cumartesi, 13 Temmuz 2013 18:45 Çok genel bir sorudan başlayacağız. Türkiye’de Kürt sineması ya da Kürt belgesel sinemasını nasıl tanımlarsınız?   Bu oldukça tartı...
Ji bo jiberkirinê xira bikin Ji bo jiberkirinê xira bikin Cumartesi, 13 Temmuz 2013 17:24 Mizgîn Mujde ARSLAN / STENBOL Çalakiyek, ji bo hebûnê pêk bînî fîlmê çêdikî, tişta ku em dikin ev e. Em tenê bi fikarên estetîkî fîlm çên...
Ezberleri bozmak için film yapıyoruz Ezberleri bozmak için film yapıyoruz Cumartesi, 13 Temmuz 2013 17:20   Son yıllarda kadınların belgesel alanında iyi işler çıkardığını görüyoruz. Belgesel, sinemanın diğer türlerine göre daha özgür bir...
Tuğba Özer ile Kısa Film Hakkında Tuğba Özer ile Kısa Film Hakkında Cuma, 12 Temmuz 2013 22:10   Animasyon filmi ile Çevre Film Festival’inde ödül alan Tuğba Özer ile İki Ağaç ve Kısa filme dai CineShort – A.polat Kendinizi k...
Bir duruş olarak Kürt sineması Bir duruş olarak Kürt sineması Cuma, 12 Temmuz 2013 17:07 Kürt sinemasında Bahman Ghobadi'nin "Dema Hepsên Serxweş" filmiyle Cannes Film Festivali'nde Altın Kamera ödülünü aldığı 2000 yılı milat a...
Di Sînema Kurd de sî û rastî Di Sînema Kurd de sî û rastî Pazartesi, 01 Temmuz 2013 00:31 Hunera sînema li devê deriyê Kurdan dixe. Wê ne şaş be ku em bêjin gelê Kurd di riya hunera dîtbîniyê de, dikare ji nû ve serweta dîroka x...
Halil Uysal Dağ Sineması Halil Uysal Dağ Sineması Pazar, 26 Mayıs 2013 23:10 “Bir başlasam bütün zaman duracak ellerimde, çok iyi biliyorum. Yola bir koyulsam su gibi akacak her şey avuçlarımın arasından, biliy...
Küba Sineması Küba Sineması Pazar, 19 Mayıs 2013 21:49 Ignacio RAMONET 1971 Nisan'ında Havana'da toplanan ilk eğitim ve kültür kongresinde, delegeler, Kuzey Amerika'nın egemenliği sırasında Küb...
Kuma: Rahatsız, Dinamik ve Röntgenci Bir Film Kuma: Rahatsız, Dinamik ve Röntgenci Bir Film Cuma, 17 Mayıs 2013 21:45 Film Künyesi Yıl: 2012 Yönetmen: umut dağ Oyuncular: Begüm Akkaya, Nihal Koldaş FİLMİ İZLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ.
Fransız Siyasal Sinemasında Angaje Gruplar Fransız Siyasal Sinemasında Angaje Gruplar Salı, 14 Mayıs 2013 15:23 1968 Mayısı: Siyasal Sinema Nedeni 1968 Mayıs'ı siyasal sinemaya taze bir kan getirmiştir. Fransa'da öğrencilerin ayaklanmasısyla başlaya...
Dünden Bugüne Western Filmleri Dünden Bugüne Western Filmleri Salı, 14 Mayıs 2013 15:14 Kimse "western" tanımlamasının nereden geldiğini tam olarak bilmez. Her ne kadar "west-batı" kelimesinden türetilmiş olsa da Amerika'nın g...
Ünlü Sinema Yönetmenleri Ünlü Sinema Yönetmenleri Cuma, 10 Mayıs 2013 00:00 Sinemaya ilgi duyan geniş kitleleri ölçü alırsak yönetmenler her zaman perde gerisinde kalmaya mahkum oldular. Örneğin bir Scorsese başyap...
Kürdistan Sinemasında Mekân Olarak Dağ ve Halil Uysal... Kürdistan Sinemasında Mekân Olarak Dağ ve Halil Uysal... Çarşamba, 08 Mayıs 2013 14:31 YILMAZ TEKİN "Kürt Sineması mı? Kürdistan Sineması mı?" başlığını taşıyan değerlendirmemde kavram olarak Kürdistan Sineması tanımının alt...
Li Stenbolê şanoyeke kurdewarî: DestAR-Theatre Li Stenbolê şanoyeke kurdewarî: DestAR-Theatre Salı, 07 Mayıs 2013 22:23 Salihê Kevirbirî DestAR-Theatre, di Şanoya Kurdan de ji îdîayan bêhtir,girîngîyê dide jîyana ceribandinên teatral Koma Şanoyê ya...
Awirek li ser şanoya kurdî Awirek li ser şanoya kurdî Salı, 07 Mayıs 2013 22:22 Tevahîya bisporên şanoyê, dîyar dikin ku şano ango tîyatro ji şahîyên Dionisosê derketiye. Di serdema kevnar de gorî û pêşkêşî ji bo Dioni...
Di navbera jîyan û mirinê de çîroka jineka kurd Di navbera jîyan û mirinê de çîroka jineka kurd Salı, 07 Mayıs 2013 22:15   Fîlmê derhêner Reha Erdem ya bi navê JÎN, ku di raya giştî ya tirk û kurdan de dihat meraqkirin, li festîvala fîlma...
Fîlmeke kurdî ku bêhna 'Yeşilçam'ê jê tê: Doz Fîlmeke kurdî ku bêhna 'Yeşilçam'ê jê tê: Doz Salı, 07 Mayıs 2013 22:12   Fîlma Doz, ku tê de stranbêj Dîyar û Zozan dilîzin, yek ji wan berheman e, ku di van salên dawîyê de li Kurdistana Başûr bi budçey...
Sînemaya kurdî li gor kîjan prensîban dikare bê bi nav kirin? Sînemaya kurdî li gor kîjan prensîban dikare bê bi nav kirin? Salı, 07 Mayıs 2013 22:08 Yilmaz Özdil Yekemîn projeksîyona sînemayî 22yê kanûna 1895ê li Parîsê, li Grand Caféyê, ji alîyê du birayên bi navê Auguste û Louis ...
"Min wî dît" Salı, 07 Mayıs 2013 22:03 Şev nîvê şevekê… malbateke kurd ku xwedî sê zarok… bavekî welatparêz... vegera ji dawetekê… jîtem û kuştina bav û dê… çavên zarokên kurd y...
Kurd û Hollywood Kurd û Hollywood Salı, 07 Mayıs 2013 21:57 Du wênekêşên şerr, Frank û David, radihijin mekîneya xwe ya wêneyan û li dunyayê digerin û wêneyên pevçûn û kuştinan dikişînin. Ev herdu w...
"Zerê" 88 salî ye… Salı, 07 Mayıs 2013 21:52 Ali Güler Fîlmê Zerê 85 salî ye… Gava derhênerê ermenî Hamo Beknazaryan yekemîn fîlmê kurdî Zerê kişand, sal 1926 bû. Sînema cîhanê jî hî...
Sînemaya kurdî li reng û dengê xwe digere Sînemaya kurdî li reng û dengê xwe digere Salı, 07 Mayıs 2013 21:49   Sînemaya kurdî herçiqas çend sal piştî destpêka dîroka sînemaya cîhanê gavên xwe yên yekem avêtibe jî, ji ber pirsgirêkên netewî b...
CostaGavras CostaGavras Salı, 07 Mayıs 2013 12:47 7 mayıs saat 09:30 dA Costa-Gavras, 1933 Atina doğumlu ve Yunan kökenlidir. 1952'de Fransa'ya yerleşmiş, Sorbonne'da Edebiyat okuduktan so...
Sessiz Sinema (1895-1930) Sessiz Sinema (1895-1930) Salı, 07 Mayıs 2013 00:32   SİNEMA ÖNCESİ DÖNEMSinemanin tarihi büyük patlamayla başlamadı.Tek tek hiç bir olayın -ister Edison'un 1891'deki patentli kinetosc...
“Kürt Sineması: Kendi Sesini Görmek” “Kürt Sineması: Kendi Sesini Görmek” Salı, 07 Mayıs 2013 00:04   Sinema her ne kadar sanatsal bir uğraşı olsa da, aynı zamanda ekonomik ve teknik bir altyapının üstünde yükselen bir endüstri...
Dzîga VERTOV û Sîne-Çav Dzîga VERTOV û Sîne-Çav Pazartesi, 06 Mayıs 2013 23:54 Ferîdûn BÎRGUL / AMED “Aşkerekirina rastiyê ji sivikbûyînê dûrtir e, jixwe rastî sivik e.”   Tecrubeya wî ya yekemîn, “Komîteya Fî...
Küresel Kapitalizmde Bir “Zerre” Küresel Kapitalizmde Bir “Zerre” Pazartesi, 06 Mayıs 2013 01:48 Ö. Nilay Erbalaban Gürbüz 49. Antalya Film Festivali ve 3. Uluslararası Malatya Film Festivali’nden senaryo, oyunculuk, kurgu, görüntü yö...
Ulusal Kurtuluş Mücadelesi ve Sinema Ulusal Kurtuluş Mücadelesi ve Sinema Pazartesi, 06 Mayıs 2013 01:41 (Bir Üçüncü Dünya Sinemasına Doğru: Üçüncü Dünyadaki Ulusal Kurtuluş Mücadelelerinin Bir Parçası Olan Sinemanın Gelişimi Üzerine Notlar ve...
Militan Sinema mı? Siyasal Sinema mı? Militan Sinema mı? Siyasal Sinema mı? Pazartesi, 06 Mayıs 2013 01:36 Jean Patrick Lebel Écran, n° 31, Aralık 1974, p. 55 ('Cinéma militant' ? 'Cinéma politique' ? De quoi s'agit-il ?) “Militan sinema” ya...
Sinema ve Diyalektik Sinema ve Diyalektik Pazartesi, 06 Mayıs 2013 01:33 Godard ve Dziga Vertov Grubu Jean-Luc Godord yaşamaktadır ve Paris'te yeni bir filmi gösterilmeye başlanmıştır. 1971 Haziran'ında, tehlik...
Propaganda Yapan Sinema Propaganda Yapan Sinema Pazartesi, 06 Mayıs 2013 01:24 Arş. Gör. Dr. Battal ODABAŞ Siyasal olayları anlatan, ama bunu yaparken sanatsal kaygılardan uzakta belli bir siyasal amacın gerçekleşmesi...
Yol filmi ve erkek ideolojisinin iflası Yol filmi ve erkek ideolojisinin iflası Cumartesi, 04 Mayıs 2013 23:55   YILMAZ TEKİN Yol filmi, yaratıcısı Yılmaz Güney'in kafasında ilk şekillendiği vakit filmin adı Yol değil Bayram’dır. Bu ismin ned...
Türkiye Sineması Neden Bölündü? Türkiye Sineması Neden Bölündü? Cumartesi, 04 Mayıs 2013 23:52 YILMAZ TEKİN Türkiye sosyo-politik, ekonomi-politik nitelikleri gereği sosyal, siyasal ve sanatsal konularda çeşitli bölünmelerin yaşandı...
Kürt Sinemacılar, Bir Sinema Manifestosu Yayınlamalı! Kürt Sinemacılar, Bir Sinema Manifestosu Yayınlamalı! Cumartesi, 04 Mayıs 2013 23:48 Kürt sineması kavramını son on yıldır sıklıkla duyuyoruz. Çeşitli akademik tartışmalarda ve yapılan sinema sohbetlerinde bu kavrama yöneli...
Kürt Sineması Nedir, Ne Değildir? Kürt Sineması Nedir, Ne Değildir? Perşembe, 02 Mayıs 2013 23:39 Bir önceki yazımda Kürt sinemacılarının bir manifesto yayınlaması gerektiğine dair düşüncelerimi kısa bir değerlendirme halinde dile getir...
12 Eylül ve Mavi Ring Filmi 12 Eylül ve Mavi Ring Filmi Perşembe, 02 Mayıs 2013 23:34   YILMAZ TEKİN Avrupa sineması çok erken döneminde kıta kaynaklı totalitarizm, faşizm ve soykırımla bir noktada hesaplaşmasını tama...
Jim Jarmusch Sineması Jim Jarmusch Sineması Perşembe, 02 Mayıs 2013 23:28         Jim Jarmusch Sineması, Stranger Than Paradise ve Deleuzeyen Bir Bakış   YILMAZ TEKİN Sinema üzerin...
Koparılmış Kürt Çiçekleri * ve Pera Berbangê Koparılmış Kürt Çiçekleri * ve Pera Berbangê Perşembe, 02 Mayıs 2013 01:29 “Kuru kengerler gibi rüzgarın önünde savrulupduruyoruz. Rüzgar bile bizimle dalgasını geçiyor…” Pera Berbangê Taş binaların içinde mutlu...
Gerayiş, Mekân ve Bellek Konteksti! Gerayiş, Mekân ve Bellek Konteksti! Perşembe, 02 Mayıs 2013 01:23 YILMAZ TEKİN Mekânsal kontekstin, insanın zihin dünyasında yarattığı imgesel çağrışımlar bir noktada insan belleğinde hatırayı güncelleşt...
Bir Düşünme Faaliyeti Olarak İnsanın İmaj Yaratması Bir Düşünme Faaliyeti Olarak İnsanın İmaj Yaratması Perşembe, 02 Mayıs 2013 01:21 YILMAZ TEKİN Politik, felsefi, estetik bir nosyon olarak sinema, modern insanın bilinç-bilinç ötesi dünyasında etkili bir anlatım biçimi ...
Was, Kişisel Olan Politik, Politik Olan Kişiseldir! Was, Kişisel Olan Politik, Politik Olan Kişiseldir! Perşembe, 02 Mayıs 2013 01:15 YILMAZ TEKİN Alman oyun yazarı Bertolt Brecht kendi tiyatrosunun uyguladığı dramatik kuralları sıralarken "tarihselleştirme" nosyonunu da...
‘Maskeli’ Tiyatro ‘Maskeli’ Tiyatro Çarşamba, 01 Mayıs 2013 11:04   Tiyatro alanındaki devlet politikaları iyi anlaşılmadan sistem dışı bir tiyatro geliştirmek oldukça zordur. Devlet kendi tekelle...
Texte Reş, Ghobadi ve Kürt Sineması Texte Reş, Ghobadi ve Kürt Sineması Salı, 30 Nisan 2013 23:18 Texté Reş. Kara Tahta. Ne yapılabilir kara bir tahtayla? Yazı yazılabilir örneğin. Evet yazı yazılır kara tahtaya ve bununla özdeşleşmişti...
Kürt Sineması mı Kürdistan Sineması mı? Kürt Sineması mı Kürdistan Sineması mı? Salı, 30 Nisan 2013 14:06 YILMAZ TEKİN Bir süredir hem kendime sorduğum hem de çevremdeki insanlarla tartışmaya çalıştığım bir konudur Kürt Sineması... Bu konuda y...
Helebçe – Zarokên wenda Helebçe – Zarokên wenda Cuma, 26 Nisan 2013 11:12 Bi Elmanî Halabja - Die verlorene KinderBi îngîlîzî Halabja – the lost children Rêzên jorîn navê fîlmeke kurdî ye. Qirkirin û yekîtî...
Amûdê û sînemeya şewitî? Amûdê û sînemeya şewitî? Cuma, 26 Nisan 2013 11:08 Navê Amûdê ji sala Toşê de bi şewatê derketibû. Di 1937ê de, Sûriya di bin sêwana Fransiyan de bû û balefirên xaçhilgiran Amûdê û gundên d...
Çarpıcı bir belgesel; Can Baz Çarpıcı bir belgesel; Can Baz Perşembe, 25 Nisan 2013 16:33 Genç yönetmen Özay Şahin’in İstanbul’da yaşamakta olan Konyalı tinerci Kürt çocuğun ve sokaklarda müzik yapan Grup Siya Siyabend üyesi gen...
Kürt Film Festivalleri’nin Önemi Kürt Film Festivalleri’nin Önemi Perşembe, 25 Nisan 2013 16:18 Her geçen gün yedinci sanat olarak da bilinen; tiyatro, resim, fotografçılık, şiir, roman ve müzik gibi sanatları da içinde barındıran sin...
Kürt Filmini Nasıl Tanımlamalı? Kürt Filmini Nasıl Tanımlamalı? Perşembe, 25 Nisan 2013 16:15 Özellikle Bahman Ghobadi’nin filmlerinin uluslararası alanda ödüller almasinin ardından, Kürt filmleri ve sineması adından daha çok sözett...
Andrey Arsenyeviç Tarkovski (1932-1986) Andrey Arsenyeviç Tarkovski (1932-1986) Perşembe, 25 Nisan 2013 14:05 “Ne olursa olsun; yalnızca bir mal olarak tüketilmek istenmeyen her türlü sanatın amacı; hiç şüphesiz kendine ve çevresine hayatın ve in...
Tarkovsky Sineması, Sanatı ve Stalker Filmi Tarkovsky Sineması, Sanatı ve Stalker Filmi Perşembe, 25 Nisan 2013 14:02 Andrei Tarkovsky, sinema sanatını bir avuç filmiyle tepeden tırnağa dönüştürmüş büyük bir yönetmen; sanatın ve insan varlığının amacı üzer...
Shakespeare’iN Globe Tiyatrosu Shakespeare’iN Globe Tiyatrosu Pazartesi, 22 Nisan 2013 21:41 Engin batı kültürü içinde, ondan etkilenmemiş, onu anmamış, onun bir cümlesini veya bir eserini kullanmamış bir tek sanatçı dahi yoktur. R...
Politik Filmler Serisi Politik Filmler Serisi Çarşamba, 17 Nisan 2013 19:20 Dünya coğrafyasında her toprak esaretin bir gerçeklik ve özgürlüğün de hayal olarak kaldığı düşüncelere evsahipliği yapmıştır. Düşünceler ...
Kanlı Sinema Kanlı Sinema Çarşamba, 17 Nisan 2013 18:55 Defalarca yazılıp çizilmiştir, "sinema tarihinin en vahşi filmleri" adı altında sayısız listeler, eleştiriler bulunur. Tüm bu listelerin o...
Bahman Ghobadi ve Kürt Sineması Bahman Ghobadi ve Kürt Sineması Çarşamba, 17 Nisan 2013 18:45 Bahman Ghobadi ismi sinemaseverler için ”Kaplumbağalar da Uçar” filmiyle akıllara kazınmıştır. Kürt yönetmen sinemaya adım attığı ilk ...
Kültür Kültür Salı, 16 Nisan 2013 16:55 Kültür, tarihsel süreç içinde toplumların, uygarlıkların, çıkışlarında yer edinmiş ve vazgeçilmez bir kavram olarak hala günümüzde sıcaklı...
Sessiz Filmler Dosyası Sessiz Filmler Dosyası Pazartesi, 15 Nisan 2013 12:36 Michel Hazanavicius’un sinema seyircisini alıp bir nostalji fırtınasının içerisine bıraktığı ödül rekortmeni filmi The Artist ile birlikte y...
Kakşar Oremar: Folklor ya da bir halkın yaşam öyküsü Kakşar Oremar: Folklor ya da bir halkın yaşam öyküsü Pazartesi, 15 Nisan 2013 12:14 Folklor kelimesi, Folk (millet, halk) + Lore (bilgi) sözcüklerinin birleşiminden oluşan İngilizce Folklore kelimesinden geliyor. Geniş anl...
Bi Mîzgîn Arslan re li ser Bi Mîzgîn Arslan re li ser "Kirasê Mirinê" hevpeyivîn Cumartesi, 13 Nisan 2013 22:48 Gülizer Temel Hun dikarin qala xwe bikin? Mîzgîn Arslan kî ye? Ez gûndekî  Mêrdînê ji dayîk bûm. Gundê me g...
Sinemanın Adını Koymak: Dilini Arayan Kürt Sineması Sinemanın Adını Koymak: Dilini Arayan Kürt Sineması Cumartesi, 13 Nisan 2013 22:45 Serin bir ikindi vakti Diyarbakır’a indiğimde tepemde jetler uçmaktaydı. Anayasa Mahkemesi Demokratik Toplum Partisi’ne açılan kap...
Ghobadi Filmlerinde Kürt Kadını ve Temsili Ghobadi Filmlerinde Kürt Kadını ve Temsili Cumartesi, 13 Nisan 2013 22:37 Murat Barin Bahman Ghobadi filmleri, Kürdün hayatını temsil etmesi bakımından oldukça gerçekçi ve sade filmlerdir. Onun filmlerinde Kürtl...
Kürt tiyatrosu kurumsallaşmalı Kürt tiyatrosu kurumsallaşmalı Cumartesi, 13 Nisan 2013 22:27 Ali Rıza Kılınç / Mehmet ÇakmakçıKürt tiyatrocularla Kürt tiyatrosunun içinde bulunduğu koşulları ve geleceğini konuştuk 
Bağımsız sinema (nedir, ne değildir) Bağımsız sinema (nedir, ne değildir) Cumartesi, 13 Nisan 2013 22:17   Bağımsız sinema "sözünü ilk kez 1960'lı yıllarda duymuştum. John Cassavetes'in ilk filmi "Shadows" (Gölgeler) için söyleniyordu bu...
Kürt Sineması / Yazan: Mizgin Müjde Arslan Kürt Sineması / Yazan: Mizgin Müjde Arslan Cumartesi, 13 Nisan 2013 22:03 Kürt sinemasında Bahman Ghobadi nin Dema Hepsên Serxweş filmiyle Cannes Film Festivali nde Altın Kamera ödülünü aldığı 2000 yılı milat alı...
Faşizm Üzerine 12 Film Faşizm Üzerine 12 Film Cuma, 12 Nisan 2013 02:00  Not: Filmleri İzlemek İçin Turuncu Yazılı Başlıklarına Tıklayınız Dünyaya savaşlar, acılar, ölümler ve büyük zihinsel hastalıklar g...
Sergey M. Eisenstein Sergey M. Eisenstein Perşembe, 11 Nisan 2013 09:11 Sergey M. Eisenstein, 23 Ocak 1898’de Çarlık Rusya’nın Baltık kıyısındaki sömürgesi Letonya’nın Riga kentinde dünyaya gelir. Mimar-mühendi...
Tanrıyı Tartışan Filmler Tanrıyı Tartışan Filmler Perşembe, 11 Nisan 2013 09:02 Kimisine göre ‘acı ama gerçek’ kimilerine göre ‘sadece gerçek’, tanrı bir şekilde sinemacıların kariyerlerini etkiliyor. Da...
Sinemada Ses Unsuru Sinemada Ses Unsuru Perşembe, 11 Nisan 2013 08:58 Sinemasal anlatıcının işitsel ve görsel olmak üzere iki temel yapısı vardır ve sinemasal anlatıcı bu başlıkların altında yer alan ses...
Dramatik Sanatlar Nedir? Dramatik Sanatlar Nedir? Pazartesi, 08 Nisan 2013 21:50 Dramatik Sanatlar : İnsanın, eyleme dönüşmüş ifadelerle kendini veya bir olayı, bir olguyu anlattığı sanatlardır: Tiyatro, opera, müzikal ...
Shakespeare Döneminde Tiyatro Shakespeare Döneminde Tiyatro Pazartesi, 08 Nisan 2013 21:47 Shakespeare’in Londra’ya gidip meslek yaşamına başladığı yıllarda İngiltere’de oldukça canlı bir tiyatro ortamı yeşermişti bile. Gerek şii...
Feminist Tiyatro Feminist Tiyatro Pazartesi, 08 Nisan 2013 21:42 Yeni kadın özgürlüğü hareketinin 1970’lerin ortalarında güçlenmesiyle birlikte, aralarındaki çeşitli farklılıklara karşın, kadın­larla kad...
Sinemada Akımlar Sinemada Akımlar Pazartesi, 08 Nisan 2013 21:36 Sinema denilen büyülü perde oyunları LUMİERE kardeşlerin yaptığı SİNAMASKOP denilen aletle birlikte doğmuş ve dünyada meydana gelen her ye...
Şiir ve Sinema Şiir ve Sinema Pazartesi, 08 Nisan 2013 21:32 Octavio Paz şöyle demişti: "Zincire vurulmuş bir adamın, dünyayı parçalayacak gücü kazanması için gözlerini kapaması yeter";ben de bu sözü...
Toplumsal Tip Olarak Çocuğun Sinemada Temsili Toplumsal Tip Olarak Çocuğun Sinemada Temsili Pazartesi, 08 Nisan 2013 21:28 Çıkış noktamız bu kez Jean-Pierre Faye'ın oldukça sıcak ama bir o kadar da ağır felsefi bir karakter taşıyan bir Heidegger metni... Daha d...
Dünya Sinemasında İlkler Dünya Sinemasında İlkler Pazartesi, 08 Nisan 2013 21:25 Kinetoskop’u keşfeden ilk mucit: Thomas Edison (1892). İlk film gösteriminin yapıldığı mekan: Paris’te Capucines Bulvarı’ndak...
Sinema ve Edebiyat Türleri Arasında Görülen Etkileşimler Sinema ve Edebiyat Türleri Arasında Görülen Etkileşimler Pazartesi, 08 Nisan 2013 21:15 Sanat, biçim-içerik ilişkisinin birlikteliğiyle var olmaktadır. Biçimsel  öğelerle içeriksel öğelerin yoğrulması sanat yapıtının olu...
Kısa Film Nedir, Ne Değildir? Kısa Film Nedir, Ne Değildir? Pazartesi, 08 Nisan 2013 21:09 1996 yılında “kısa film”in ne olduğunu soruşturan bir kitap yayınlanmıştı. Yazar “kısa film nedir?” sorusu için dönemin bilinen sorularını...
Sinema ve Tv’de Çekim Ölçekleri Sinema ve Tv’de Çekim Ölçekleri Pazartesi, 08 Nisan 2013 21:03   İnsanın anatomisini esas alan çekim ölçekleri, sanatın kabul gören binlerce yıllık mirasından alınarak devinimli görüntüye de akta...
Sinematografi Üzerine - 1 Sinematografi Üzerine - 1 Pazartesi, 08 Nisan 2013 21:02 Sinemada çok önem verdiğimiz bir unsur sinematografi, peki nedir bu unsur, bırakalım şimdi sözlüklerdeki edebi klişe tanımlamaları ve sine...
Sinemanın Doğuşu Sinemanın Doğuşu Pazartesi, 08 Nisan 2013 21:00 İnsanların ilk sinemayla tanışmaları nasıl oldu? Öyle ya,insanlar hiç bilmedikleri bir dünya ile tanışıyorlar ve bu dünyanın nimetlerinden...
Kuantum Fiziğinin Şiiri: Sinema Kuantum Fiziğinin Şiiri: Sinema Pazartesi, 08 Nisan 2013 20:57 Ah şu bilmek, ne enteresan şeydir öyle… Sanat tarihini, bilmenin ışığından ayırmanın bizi gaflete düşürdüğü kesindir. Bil- mek, bil-im, b...
Sinema ve Psikoloji - 1 Sinema ve Psikoloji - 1 Pazartesi, 08 Nisan 2013 20:52 Sinema, büyüleyen, insanları gerçek yaşamdan kısa süreliğine uzaklaşıp bir düş dünyasında gezinmemize, filmdeki karakterlerle özdeşleşip k...
Dramaya Karşı Bir ‘Kameralı Adam’ Dramaya Karşı Bir ‘Kameralı Adam’ Pazartesi, 08 Nisan 2013 14:56 Dziga Vertov’un 1929 yılı tarihli ‘’Kameralı Adam ‘’adlı filmi dünya sinema tarihinde önemli bir yer tutar. Özelikle kendisinden sonra gel...
Yolcuya Yolcuya Salı, 02 Nisan 2013 16:26 Halil ve yürümek. Güneşin ilk ışınlarını yakalamaya ya da dağlara bulanan o koyu sislere yetişmeye çalışan, her şeyin o ilk ve saf haline do...
Kürt Sinemasına Bakış Kürt Sinemasına Bakış Pazar, 31 Mart 2013 00:09 İlk Kürt sinema filmi olan Zarê, aynı zamanda Ermeni sinemasının kurucusu sayılan Ermeni yönetmen Hamo Beknazaryan(1892-1969) tarafından ç...
 "Bîranîna Şehîdên Sînema Amûdê" Pazar, 31 Mart 2013 00:00 Amûdê, li başûrê-rojavayê Kurdistanê bajarekî biçûk e. Li herêma ku bajarê Amûdê lê ye, kîjan dever bê kolan, şopa bûyerên dîrokî yên gir...
Reha Erdem’in Jîn’ine eleştirel bir Kürt bakışı Reha Erdem’in Jîn’ine eleştirel bir Kürt bakışı Cumartesi, 30 Mart 2013 23:52 Bir film düşünün; bir Kürt, Ege köylülerinin yaşamı üzerinden evrensel bir konuyu işliyor. Egeliler hakkında birçok şey okumuş dinlemiş, i...
Kürt Sinemasına Eleştirel Bakış Kürt Sinemasına Eleştirel Bakış Cumartesi, 30 Mart 2013 23:13 Kameralar henüz gerçeği yansıtmadı Kürt sinemasının öncelikle ışığı ve kamerayı doğru yere, olaya ve kişiye tutup tutmadığı önemlidir. Do...
Öfkeli ve özgür yönetmenler Öfkeli ve özgür yönetmenler Cumartesi, 30 Mart 2013 16:32 Bağımsız sinemanın ilk yönetmenleri Lindsay Anderson, Karel Reisz ve Tony Richardson’du. Daha sonra onlara John Schlesinger, Ken Loach gib...
Sinemada Kadın Sinemada Kadın Cumartesi, 30 Mart 2013 16:17 Egemen güçlerin baskısıyla sinema kendisine her dönem bir düşman bulmuştur. Bulunan düşman, aslında sinemanın tercihi olmayıp, tamamıyla e...
Özgürleşme sorunu ve sinema Özgürleşme sorunu ve sinema Cumartesi, 30 Mart 2013 16:13 İnsan ve uygarlıklar tarihi kadar eski ve kökenli bir sorundur özgürleşme sorunu. Halen bir çözüme kavuşturulamamış ama bu sorunun da çözü...
Kürt sineması ve Bahman Ghobadi Kürt sineması ve Bahman Ghobadi Cumartesi, 30 Mart 2013 16:10 Son yıllarda özellikle İran ve Türkiye'de üretilen sinema filmleri Kürtler'i cinema alanında dünya ölçeğine taşıdı. Çoğunluğu Kürt yönetme...
Türk Sinemasında Kürtler Türk Sinemasında Kürtler Cumartesi, 30 Mart 2013 16:06 Türkiye sineması tarihi boyunca Kürtler’i Kürt olarak yansıtmaktan kaçınmıştır, bir anlamda inkar etmiştir Kürt gerçekliğini. Türkiye...
Bir sürgün sineması olarak Kürt Sineması Bir sürgün sineması olarak Kürt Sineması Cumartesi, 30 Mart 2013 16:02 Sinema her ne kadar sanatsal bir uğraşı olsa da, aynı zamanda ekonomik ve teknik bir altyapının üstünde yükselen bir endüstridir. Ame...
Kürt sineması için ortak bir strateji arayışı Kürt sineması için ortak bir strateji arayışı Cumartesi, 30 Mart 2013 15:56 Sinema dünyasına yeni giriş yapmasına ve şimdiden ciddi ürünler vermesine rağmen Kürt sineması ciddi sorunları da içinde barındırıyor. Bu ...
Dizi dizi şovenizm Dizi dizi şovenizm Cumartesi, 30 Mart 2013 15:51 Özellikle de 1990’lı yılların sonlarına doğru artan rekabet üzerine televizyon yayıncıları “dizi film”i keşfetti. Dizi film, seyirci topla...
Yangında filizlenen çiçek ya da Kürt Sineması Yangında filizlenen çiçek ya da Kürt Sineması Cumartesi, 30 Mart 2013 15:48   Tarih denince akla ilk gelen savaşlar olur nedense; ilk akla gelmesinin, gelmesi gereken olmasının tabiki de haklı gerekçeleri var...
Dağların İlk Tiyatro Sanatçılarına Dağların İlk Tiyatro Sanatçılarına Cumartesi, 30 Mart 2013 15:44 Dağda ilk profesyonel tiyatroyu sahneleyen, onlardı. Bin beş yüz gerillanın önünde, Zap gibi, savaşın orta yerinde,zorlu bir alanda, Parle...
Nasil bir sinema? Nasil bir sinema? Cumartesi, 30 Mart 2013 15:41    Louise Lumiere 1895’te sinematografiyi (kamera) keşfederek, ilk filmi (belgesel) çekip halka açık ilk gösterimi de yaparak, ...
Kürt sinemasına layıkıyla girmek Kürt sinemasına layıkıyla girmek Cumartesi, 30 Mart 2013 15:35   Eski ve yeni Kürt arasındaki farkı, bu farkı yaratanların mücadelesi görülmeden, sırf popüler olma, kendini kabul ettirme adına, bu ...
Sînemaya Çiyayan Sînemaya Çiyayan Cumartesi, 30 Mart 2013 15:29 BEHDÎNAN - Gava mirov navê Xelîl Dag (Çiya) dibihîse, “Sînemaya Çiyayan” tê bîra mirov. Şagirta Xelîl Dag, Jînda Baran destnîşan kir ...
Sinema ile tasavvuf ilişkisinde Sinematografi Sinema ile tasavvuf ilişkisinde Sinematografi Cuma, 29 Mart 2013 18:14 Sinema ile tasavvuf ilişkisinin ele alınması, sinemanın şimdiye kadar, düşünce ile, felsefe ile, metafizik ile ilişkisini ele almayı, bu k...
“PERDE”yle Eriyen Duygularımız “PERDE”yle Eriyen Duygularımız Cuma, 29 Mart 2013 18:02   İnsan ruhuna şöyle bir ayna tuttuğumuz da; gökkuşağında ki renkleri andıran ve insanı insan yapan bir takım duygulara tanık olmakt...
Kürt aydını, Halil Uysal Dağ ve dağların ardı... Kürt aydını, Halil Uysal Dağ ve dağların ardı... Cuma, 29 Mart 2013 12:50 Türkiye'deki gazeteciler, PKK hareketini anlamaya çalışanlar ve yorumlayanlarla karşılaşıp meseleyi konuştuğumuzda söz gerillanın kültür ve ...
Şano Şano Çarşamba, 27 Mart 2013 15:24 Şanogeh: meydana lîstikê.Ji dema berê ve heta îro di jiyana mirovan de gelek guhertin çêbûne. Bi taybetî di hunerê de, wek şano. Bing...
Sinema tarihi Sinema tarihi Salı, 26 Mart 2013 13:20    Sinemanın temelinde yatan yanılsama, beynin gözün ağ tabakası üzerine düşen görüntüyü kaybolmasından sonra da kısa bir süre al...
Filmin Doğuşu ! Filmin Doğuşu ! Salı, 26 Mart 2013 13:09 Lumiere kardeşler gelişSinematograf adlı aygıtla ilk kez hareketli görüntü elde ettiler. Bu olay sinemanın doğuşunu müjdeleyen e...
Sinemada Ses Sinemada Ses Salı, 26 Mart 2013 13:05 Dünyada ilk sesli film 1927 yılında çekilen “Caz Şarkıcısı”  (The Jazz Singer) isimli Amerikan yapımlı filmdir.
Sanat Nedir? Sanatçı Kime Denir? Sanat Nedir? Sanatçı Kime Denir? Salı, 26 Mart 2013 13:01 Sanat Nedir? Sanat en genel anlamıyla, yaratıcılığın veya hayal gücünün ifadesi olarak anlaşılır. Tarih boyunca neyin sanat olarak adland...
Tutsak Halkın Sinemacısı Tutsak Halkın Sinemacısı Pazar, 24 Mart 2013 14:50 “Bir başlasam bütün zaman duracak ellerimde, çok iyi biliyorum. Yola bir koyulsam su gibi akacak her şey avuçlarımın arasından, biliyorum… B...
Senaryo Oluşturma Senaryo Oluşturma Perşembe, 21 Mart 2013 18:44 ,   Senaryo: Görsel AnlatıSinemasal Anlatıda Senaryonun İşleviAnlatı Biçimleri ve Senaryonun ÖzellikleriSinopsis, Tretman, Dekupaj, S...
Kısa Film Nedir ? Kısa Film Nedir ? Perşembe, 21 Mart 2013 18:41 Kısa film, gevezelik yapmadan kısa zamanda çok şey anlatma esasına dayanır. Kısa filmler kısa süre içerisinde birçok şeyi ifade edebilen ...
 Sinemada Meslekler Sinemada Meslekler Perşembe, 21 Mart 2013 18:39   Sinema, ortaya çıkan ürün için çalışan çeşitli meslek grupları tarafından meydana getirilir. Ülkemizde bu mesleklerden bazıları yo...
 Korku Filmi Türü Korku Filmi Türü Perşembe, 21 Mart 2013 18:37   Bu tür, adından da anlaşılacağı gibi, izleyicilerde korku uyandıran kişileri, olayları, durumları işleyen bir türdür. Korkunç olay...
Belgesel Sinema Nedir? Belgesel Sinema Nedir? Perşembe, 21 Mart 2013 18:35 Sinemanın ele aldığı konulardan korku, bilim kurgu, komedi gibi türlerden anlatım ve işleyişi en zor sinema çeşididir. Belgesel film çeşit...
 Sanatta Pornografi ve Görüntü İlişkisi Sanatta Pornografi ve Görüntü İlişkisi Perşembe, 21 Mart 2013 18:33 "Birine pornografik görünen, bir başkası için dehanın kahkahasıdır."D. H. LawrenceTarih boyunca cinsellik tüm sanat dallarında yer almıştı...
 Pornografi Pornografi Perşembe, 21 Mart 2013 18:30 Cinsellik, hem toplumumuzda hem de diğer toplumlarda çok rahat bir şekilde açığa vurulmuş bir kavram değildir. O, her zaman varolmuştur am...
 Son Dönem Fransız Sineması Son Dönem Fransız Sineması Perşembe, 21 Mart 2013 18:11 Fransız sinemasının son otuz yılını anlayabilmek için 1960 yılında Yeni Dalga ile birlikte ortaya çıkan bir değişimi bilmek gerekmektedir....
 Çin Çılgın Akım Sineması Çin Çılgın Akım Sineması Perşembe, 21 Mart 2013 18:08 1930'lu yılların başından itibaren Çin sineması, "dev bir çağ"a girdi. Bu dönemde daha önceleri asıl ilgilerini operaya yönelten solcu san...
 Modern İran Sineması Modern İran Sineması Perşembe, 21 Mart 2013 18:07   MODERN İRAN SİNEMASININ KAYNAKLARI VE GELİŞİMİBir medeniyet ne kadar mozaik kültür ve zengin sanatlardan beslenmişse kendi geleneğ...
İran’ın Yaratıcı Kadın Sinemacıları İran’ın Yaratıcı Kadın Sinemacıları Perşembe, 21 Mart 2013 18:05 İran sinemasında kadının yerini araştıran Fatin Kanat `Kadınlar inanılmaz badireleri aşarak çalışma yürütüyorlar' diyor Fatin Kanat, bir ö...
 İran Sinemasının Kısa Tarihi İran Sinemasının Kısa Tarihi Perşembe, 21 Mart 2013 18:03   İlk Dönem§ Kaçar hanedanından Muzafereddin Şah 1900 yılında gittiği Fransa’da sarayın ekkasbaşısı Mirza İbrahimhan ile gördüğü sin...
Neden Kurgu? Neden Kurgu? Perşembe, 21 Mart 2013 18:01   Kalemle kalemtraş arasındaki ilişkiyi düşünün. Kurşunun etrafındaki ağacı sıyırarak, binbir güçlükte sivri mi sivri hâle getirdiğini...
 Genç İsviçre Sineması Genç İsviçre Sineması Perşembe, 21 Mart 2013 17:59 Genç İsviçre (özellikle Roman) Sineması'nın ortaya çıkışı 1964 dolaylarındadır. 1924'te doğmuş İsviçre sineması, İkinci Dünya Savaşı'na ka...
Fransız Sinemasının Doğuşu Fransız Sinemasının Doğuşu Perşembe, 21 Mart 2013 17:56 Fansız sineması deyince akla hemen Louis ve Auguste Lumière kardeşler gelmelidir. Bu kardeşler, kimsenin yadsıyamayacağı gibi sinemayı sin...
 Dışa Vurumcu Alman Sineması Dışa Vurumcu Alman Sineması Perşembe, 21 Mart 2013 17:54 1900lü yıllarda Fransa, Rusya, İsveç, Norveç, Çekoslovakya ve Polonya ile tek tük İngiltere ve Amerika'da görülen bu akım gerçek anlamda k...
 Sinemasal Gerçekçilik Sinemasal Gerçekçilik Perşembe, 21 Mart 2013 17:40 SİNEMASAL GERÇEKÇİLİK MANİFESTOSU / 20101895’te Auguste ve Louis Lumiere Kardeşlerin Cinematographe’ı icat edip, George Milies’nin ilk kon...
 Özgür Sinemacılar Manifestosu Özgür Sinemacılar Manifestosu Perşembe, 21 Mart 2013 17:39 “Hepimiz sinemacıyız”Aristoteles’in dediği gibi, kurmaca (fiction), bir yapılandırma operasyonu olarak yaşama biçim verdiği için. 
 Kinoglaz Eğitim Programı Manifestosu Kinoglaz Eğitim Programı Manifestosu Perşembe, 21 Mart 2013 17:39 1Drama halkın afyonudur.2Kahrolsun beyaz perdenin ölümsüz kralları ve kraliçeleri. Yaşasın sıradan, günlük işlerin başındaki ölümlü insanl...
 HİS Manifestosu HİS Manifestosu Perşembe, 21 Mart 2013 17:37 Herkes İçin Sinema1Sinemacılar dünyayı yalnızca çeşitli biçimlerde filme çekmişlerdir, oysa önemli olan onu değiştirmektir.
 Kürt Sineması Çocukluk Döneminde Kürt Sineması Çocukluk Döneminde Perşembe, 21 Mart 2013 17:21 Kürdistan'ın Güneyinde düzenlenen Kürt Kısa Filmleri Festivali'nde bir araya gelen sanatçılar Kürt sinemasının çocukluk dönemi yaşadığına ...
 Futbol ve Sinema Üzerine Düşünmek Futbol ve Sinema Üzerine Düşünmek Perşembe, 21 Mart 2013 17:13 Sinema yazarı Tunca Arslan'ın uzun bir çalışmanın sonucu ortaya çıktığı her halinden belli olan kitabı "Futbol ve Sinema - Meşin Yuvarlağı...
Yeni Bir Sinema Estetiğinin Olanaklılığı Yeni Bir Sinema Estetiğinin Olanaklılığı Perşembe, 21 Mart 2013 17:03 Sinema estetiği ya da sinema kuramları denildiğinde, genellikle üzerinde ilerlenmeye çalışılan alanı Hollywood sineması ile Avrupa sinemas...
Sinema : Aynadaki Yansımaya Dokunma Arzusu Sinema : Aynadaki Yansımaya Dokunma Arzusu Perşembe, 21 Mart 2013 17:00 Sinemaya ne(r)den bulaştığımızı hatırlıyoruz. Bunun açık seçik olmadığını da kabul ediyoruz. Bu metnin inşa nedeni tam da bu karanlık hatı...
 Medyada Savaş Görüntüleri Üzerine Medyada Savaş Görüntüleri Üzerine Perşembe, 21 Mart 2013 16:57 Savaşlar kamuoyuna her zaman konunun uzmanlarının ve teknisyenlerinin desteğiyle, imaj ve montaj teknolojileri yenilenerek sunulmuştur. Bu...
 Eski Filmler Bugünün Dizilerinden Daha İyi Eski Filmler Bugünün Dizilerinden Daha İyi Perşembe, 21 Mart 2013 16:55 Son filmi Kader'le Altın Portakal kazanan Zeki Demirkubuz, "60'ların, 70'lerin sineması aşağılanıyor ama bugünkü dizilere baktığımızda esk...
“3 Boyutlu Hayat” “3 Boyutlu Hayat” Perşembe, 21 Mart 2013 16:49 3 BOYUTLU SİNEMA, TELEVİZYON                Çocukluğumdan beri hep ...
Sinema'nın Ünlü Filmleri Sinema'nın Ünlü Filmleri Perşembe, 21 Mart 2013 16:46   Bu seneki Oscar ödüllerine aday gösterilen filmler arasında iki biyografik filmin yer alması nedeniyle, özyaşamöyküsünü konu alan ...
Kültür ve sanatımız Kültür ve sanatımız Perşembe, 21 Mart 2013 00:47 İktidarı bir güç olarak elinde tutan tüm sistemler zaman içerisinde hegemonik bir hal olarak toplumu çepeçevre sarmaya başlar. Eğer toplum...
Sanat ve insan Sanat ve insan Perşembe, 21 Mart 2013 00:29   Fethi Abdullah/ Bingöl M Tipi CezaeviÖzellikle tarihi incelerken, yeni toplumsal alt-üst oluşlarda, sanatın kendi içinde önemli bi...
Tiyatronun ana dalları Tiyatronun ana dalları Perşembe, 21 Mart 2013 00:28 Mehmet YILDIRIM / Lüleburgaz Kapalı Cezaevi Tiyatro, Yunanca’da Theatron, Latince’de Theatrum ve İtalyanca’da Teatro’dur. Tiyat ise içi...
Sanatsal doğa doğasal sanat Sanatsal doğa doğasal sanat Perşembe, 21 Mart 2013 00:20 Yakup Kırmızı / Erzurum H Tipi CezaeviSanatın herkesi ikna eden tek bir tanımı yoktur. Her toplum, her kültür ve hatta her birey kendi özg...
Tiyatro Tarihi Tiyatro Tarihi Çarşamba, 20 Mart 2013 20:58   ANTİK ÇAĞ TİYATROSU Tiyatro ilk kez IO 6. yüzyılda Yunan toplumunda dinsel törenden özerkleşerek bir sanat türü haline geldi; din...
 Dünya Sinemasının İlkleri Dünya Sinemasının İlkleri Çarşamba, 20 Mart 2013 20:55 Kinetoskop’u keşfeden ilk mucit: Thomas Edison (1892). İlk film gösteriminin yapıldığı mekan: Paris’te Capucines Bulvarı’ndaki Grand Cafe (...
En iyi gotik korku filmleri En iyi gotik korku filmleri Çarşamba, 20 Mart 2013 20:54 Kerem Akça, sinema tarihinin en iyi 10 gotik korku filmini seçtiBu hafta John Carpenter’ın ilk gotik korku filmi “Koğuş”un vizyona girmesini...
Sinema Tarihi Sinema Tarihi Çarşamba, 20 Mart 2013 20:49   Sinema sanatının 20. yüzyılda gelişmiş, kendinden önce yaygınlık kazanmış bulunan resim, heykel, müzik, mimarlık gibi çeşitli sanat ...
 Sinemada 12 Eylül Sinemada 12 Eylül Çarşamba, 20 Mart 2013 16:46 Filmler, çekildiği veya ele aldığı dönemle ilgili ipuçları veren birer bellek ürünü olduğu için 12 Eylül darbesinden 31 yıl sonra, geriye ...
 Ulus Baker'in gözünden Yılmaz Güney sineması... Ulus Baker'in gözünden Yılmaz Güney sineması... Çarşamba, 20 Mart 2013 16:43 Politik herhangi bir eserin iktidara ilişkin belli bir fikirle ilgili zorunlu olarak bir tasavvura sahip olması gerektiği ölçüde, iktidarı...
Sinema ve Lenin Sinema ve Lenin Çarşamba, 20 Mart 2013 16:41   "Sinema ,tüm sanatların içinde bizim için en önemli olanıdır." V.I.Lenin Sinemanın içindeki devrimci özü ilk fark eden kişilerden...
 Sessiz çığlık: Charlie Chaplin Sessiz çığlık: Charlie Chaplin Çarşamba, 20 Mart 2013 16:38 “Komünist olmak en doğal hakkımdır!”   16 Nisan 1889’da Londra’da doğan Chaplin, yoksul bir ailenin oğlu olarak dünyaya geldi. Ai...
Türkiye sinemasında Türkiye sinemasında "kadın" olmak Çarşamba, 20 Mart 2013 16:34 Türkiye sinemasında "kadın" olmak - Asiye Dinçsoy (Bianet) 17 Mart 2012 - Medyanın ve herkesin bilmesi gerek ki hiç bir şey şiddet uygulam...
 Zeki Demirkubuz Sineması Üzerine... Zeki Demirkubuz Sineması Üzerine... Çarşamba, 20 Mart 2013 13:37 Demirkubuz bu koşullarda büyük ölçüde döviz üzerinden borçlanarak C Blok’u yönetti, film bittiğinde aldığı borçlar Türk Lirası üzerinden tar...
Hareketli Görüntünün Doğuşu Hareketli Görüntünün Doğuşu Çarşamba, 20 Mart 2013 13:34   Sinemanın mucidi olarak tanınan Louis ve Aguste Lumiere Kardeşler'in bütün illüzyonu insan gözünün yanılgısına ve ağ tabakasının b...
Yalnızlık Yalnızlık Çarşamba, 20 Mart 2013 13:32 Yalnızlık, şüphesiz biz insanoğlunun yaşamaktan en çok korktuğu duygulardan birisidir. Bir çoğumuzun köşe bucak kaçtığı bu duygu,bazen hiç...
Bir Şey Varsa Doğaldır Bir Şey Varsa Doğaldır Çarşamba, 20 Mart 2013 13:28   Dökümanter özellikleri ağır basan bir video çalışması kitaba dönüştüğünde tam bir belgesel olmuş. Her ne kadar kitabın formunu far...
Görüntünün Ideolojisi ve Kültür Görüntünün Ideolojisi ve Kültür Çarşamba, 20 Mart 2013 13:26   Son günlerde internette dolaşan bir bilgiye göre TRT, Disney ile oldukça büyük çaplı bir animasyon çalışmasına giriyormuş. "Türk a...
Sergei Eisenstein Sergei Eisenstein Çarşamba, 20 Mart 2013 13:23   “HAYATI VE YAPITLARI”Sergei M. Eisenstein bir film yönetmeni ve kuramcısı olarak her iki alanda da bir dahi olduğunu kanıtlamış bi...
Kübist Sinema Kübist Sinema Çarşamba, 20 Mart 2013 13:20   Meşhur kitabı "Marifetname"nin tuhaf biçimde kitabın kendisinden daha meşhur bölümü "Kıyafetname"de Erzurumlu İbrahim Hakkı, en az...
Çarpışan İkonlar Çarpışan İkonlar Çarşamba, 20 Mart 2013 13:18   Komplo teorilerini severiz, çünkü hem bir türlü çözümünü bulamadığımız sorunların bir 'peri sopası* dokunuşuyla çözüldüğü yanılsam...
Karanlıkta bir 'Üçüncü Adam Karanlıkta bir 'Üçüncü Adam Çarşamba, 20 Mart 2013 13:17   PeterJackson'ın 'Yüzüklerin Efendisi' kadar ihtişamlı olmamakla birlikte belki bu üçlemeden çok daha iyi bir filmi var: 'Heavenly ...
Jeneriğe Dikkat! Jeneriğe Dikkat! Çarşamba, 20 Mart 2013 13:16   Sinema göstergebiliminde kabul edildiği şekliyle film jeneriği kitap kapağı gibidir; nasıl önü ve arkasıyla kitap kapağının tasarı...
Alametlerin Kıyameti Alametlerin Kıyameti Çarşamba, 20 Mart 2013 13:15     Dikkatinizi çekmiştir, ortalık kıyamet ala-metleriyle ilgili kitap, TV dizisi, 'güya belgesel've filmlerden geçilmez hale ...
Sisler Arasında... Sisler Arasında... Çarşamba, 20 Mart 2013 13:12   Her ne kadar daha çok muhafazakâr korku filmlerine imza atmış, 'öteki' korkusunu akıldışı boyutlarda yeniden-ürettiği 'Village of ...
Ölüm : Politik Bir Sinemaya Direnmek Ölüm : Politik Bir Sinemaya Direnmek Çarşamba, 20 Mart 2013 13:09 Fantastik edebiyatın en güçlü sol kanat yazarı China Mieville'in 'Foundation' isimli öyküsü, binaların duvar ve temellerini dinleyen bir a...
Amerikan Filmlerinin Ortak Özellikleri Amerikan Filmlerinin Ortak Özellikleri Çarşamba, 20 Mart 2013 13:05     Amerikan filmlerindeki ortak ilginç özelliklere hiç dikkat ettiniz mi?
 Amerikan Filmlerinin Klasikleşmiş Planları Amerikan Filmlerinin Klasikleşmiş Planları Çarşamba, 20 Mart 2013 13:04 Polisin araştırma yaparken, mutlaka bir striptiz barına girmesi gerekir. Amerika'da bütün telefon numaraları 555 diye baslar. Şirin köpe...
Erkekler Dünyasında Ana Rahmi Erkekler Dünyasında Ana Rahmi Çarşamba, 20 Mart 2013 13:02     İster 'Da Vinci Şifresi' ve benzeri komplocu yapıtlardaki teorilere uygun biçimde tarihsel veriler değiştirilerek ...
Film Festivallerinin Uyması Gereken Kurallar Film Festivallerinin Uyması Gereken Kurallar Çarşamba, 20 Mart 2013 13:00 Aşağıdaki ilkeler Avrupa Film Festivalleri Koordinasyonu tarafından 4 Kasım 1995 te Amiens' te kabul edilen "CODE OF ETHİCS FOR FİLM FESTİ...
 Sinemada Takma İsimler Sinemada Takma İsimler Çarşamba, 20 Mart 2013 12:57 Oyuncu isimleri de racona uygun olmalı, bir güzellik, bir "artiz"lik taşımalı... İşte bu nedenle Bumin Gaffar Çıtanak, Suat Ebrem, Fahrett...
Çocuk Filmleri ve Özgür Ruhlar Çocuk Filmleri ve Özgür Ruhlar Çarşamba, 20 Mart 2013 12:36 Sinema endüstrisinde başlı başına bir sektör, çocuk filmleri… Hele bir de küçük kızınız aracılığıyla siz de takip etmek durumundaysanız! O...
2013 Filmleri: Animasyonda Uzakdoğu’nun ve Ghibli’nin Yılı 2013 Filmleri: Animasyonda Uzakdoğu’nun ve Ghibli’nin Yılı Çarşamba, 20 Mart 2013 12:24     Fırat Türkoğlu yazdı.           2013 ABD’deki animasyon filmleri açısından pek zen...
Femme Fatale: Sinemanın Ölümcül Kadınları Femme Fatale: Sinemanın Ölümcül Kadınları Çarşamba, 20 Mart 2013 12:20 Mitolojiden edebiyata, resimden müziğe ve sinemaya kadar bir sürü sanatta karşımıza çıkan ‘femme fatale’ karakterinin/deyişinin sinemada v...
Nasıl Bir Sanat Nasıl Bir Sanat Çarşamba, 20 Mart 2013 12:16 Sanat, toplumsal bilincin estetize edilmiş manevi değerlerini ifade eder. Sanatın diğer bütün alanlarından da beklendiği gibi; Sinema ve s...
Küba Sineması Küba Sineması Pazartesi, 18 Mart 2013 17:27 1971 Nisan’ında Havana‘da toplanan ilk eğitim ve kültür kongresinde, delegeler, Kuzey Amerika‘nın egemenliği sırasında Küba’nı...
Spartaküs: Özgürlük Emek İster Spartaküs: Özgürlük Emek İster Pazartesi, 18 Mart 2013 17:22 Büyük bir taş ocağında, cehennemsi sıcağın altında taş taşıyan kölelerden biri sırtındaki ağırlığa artık dayanamıyor ve yere düşüyor. Onun i...
İki Dil Bir Bavul İki Dil Bir Bavul Pazartesi, 18 Mart 2013 17:16 Resmi ideolojinin ve bütün devlet iktidarının yıllarca yok saydığı, inkar ederek ötelediği ve her seferin de bir dizi açıklamayla mahalli di...
Amerikan Deneysel Sineması Amerikan Deneysel Sineması Pazartesi, 18 Mart 2013 17:04 Deneysel Sinemanın net olarak tanımını yapmak zordur aslında. Nijat Özönbu ise tanımı şu şekilde yapmıştır: ‘’Sinema alanındaki her çeşit ye...
Komedi Filmleri – Gülsek mi, Ağlasak mı? Komedi Filmleri – Gülsek mi, Ağlasak mı? Pazartesi, 18 Mart 2013 16:59 Aristo komik olanı, ortalamadan aşağı olan insanların taklidi olarak nitelemiştir. Komedi soylu olanlara yaklaşamayan bir şeydir. Ama...
Sinemanın sokağa uzanan eli: İtalyan Yeni Gerçekçiliği Sinemanın sokağa uzanan eli: İtalyan Yeni Gerçekçiliği Pazartesi, 18 Mart 2013 16:52 Yeni gerçekçilik akımının ortaya çıkışını anlamak için o dönem İtalya’nın içinde bulunduğu tarihsel ve siyasal durumu bilmek gerekmekted...
Rashomon – Anlatmak Masum Bir Eylem midir? Rashomon – Anlatmak Masum Bir Eylem midir? Pazartesi, 18 Mart 2013 16:49 Gerçekler ve yalanlar “Rashomon kapısı gözümde her gün biraz daha büyüyordu,” (1)
Korku Sinemasında Maske Kullanımı Korku Sinemasında Maske Kullanımı Pazartesi, 18 Mart 2013 16:45 Personanın yani Türkçesiyle maskenin kökeni Roma Tiy atrosuna dayanmaktadır.  M.Ö 500’li yıllarda başlayan bu oyunlarda oyuncular roll...
‘ARAF’ daki İnsanlık ve Sanat ‘ARAF’ daki İnsanlık ve Sanat Pazartesi, 18 Mart 2013 16:40 Bir şehri anlamak, zaman ve gören gözler ister. Demir cevheri dökülüyor. Karşısında iki Karabük genci izliyor bu sanayileşme harikasını: ‘...
Aykırı Olmadan, Aykırı Olmak: Kiarostami ile İran Sineması Aykırı Olmadan, Aykırı Olmak: Kiarostami ile İran Sineması Pazartesi, 18 Mart 2013 16:38   Arkadaşın evine yolculuk  İran Yeni Dalga sinemacılarının en önde gelen yönetmenlerinden olan Kiarostami, filmlerinde e...
Şewata Zarokên Sînemaya Amûdê Şewata Zarokên Sînemaya Amûdê Pazar, 17 Mart 2013 16:15   Ehmed Mihemed  Nesrellah Hecî Ebdellah Seyda  Ilwan Ibrahîm Seyda  Seedellah Hecî Ebdellah Seyda  Ebdilrehman, kurê...
Görüntü yönetmeni ne iş yapar ? Görüntü yönetmeni ne iş yapar ? Perşembe, 14 Mart 2013 16:42 Yönetmen ile birikte çalışmaktadır.Çalışma alanı yönetmene göre farklılık gösterebilir.Görüntü yönetmeni kamera hareketleri ve açıları,kad...
Hapishane Filmleri Hapishane Filmleri Perşembe, 14 Mart 2013 00:31 Hapishaneler, sinemanın tarih boyunca oldukça sık uğradığı mekânlardandır. Zaman zaman büyük çoğunluğu söz konusu mekânda geçen, zaman z...
Paradigmasal bakışta dil Paradigmasal bakışta dil Çarşamba, 13 Mart 2013 17:15   Ferhat BAYSAL / Edirne F Tipi Cezaevi Güncellenme : 01.10.2011 08:34 İnsanları bir toplum haline getiren bireylerin ...
Oryantalizm: Zihniyet hegemonyası Oryantalizm: Zihniyet hegemonyası Çarşamba, 13 Mart 2013 17:14 Nedir oryantalizm? Hangi merhalelerden geçmiştir? Kapitalizmle bağı var mıdır? Açığa çıkan zihniyet nasıl gerçekleşti? Kuşkusuz bu yönlü...
Kültür ve Kültürel Değişim Kültür ve Kültürel Değişim Çarşamba, 13 Mart 2013 17:12 En basit toplumdan en gelişmiş topluma kadar insanların oluşturdukları tüm insan topluluklarında kültür olarak tanımlanan ortak bir olgu...
Phoolan Devi Phoolan Devi Çarşamba, 13 Mart 2013 17:05 Mağdur, Haydut, Lider, Politikacı:Efsanevi Haydutlar Kraliçesi Phulan Devi 11 yaşında kocaya satıldı16 yaşında tacizci kocasını ter...
Kurdistan’ın gök kuşağı; DOMLAR Kurdistan’ın gök kuşağı; DOMLAR Çarşamba, 13 Mart 2013 16:59 "Kadim ve Mazlum dilimin, inatçı kahkahasına...Ji bo Devlikenê Kejê"
50 years: Remembering the Amûde cinema fire 50 years: Remembering the Amûde cinema fire Çarşamba, 13 Mart 2013 16:53 On 13 November 1960 hundreds of Kurdish schoolchildren, most of whom were under the age of 14, perished in a blaze at a cinema in Amûde, Syr...
Navên Hin Goriyên Şewta Sînema Amûdê* Navên Hin Goriyên Şewta Sînema Amûdê* Çarşamba, 13 Mart 2013 16:40   Ehmed Mihemed  Nesrellah Hecî Ebdellah Seyda  Ilwan Ibrahîm Seyda  Seedellah Hecî Ebdellah Seyda&nbs...
Naza Emo (Nazo) Çareserkirina Qederê Naza Emo (Nazo) Çareserkirina Qederê Çarşamba, 13 Mart 2013 16:39 NAZA EMO (NAZO) Û ÇARESERKIRINA QEDERÊ  Naza Emo (Nazo) pîrejineke ji Amûdê ye. Ew niha jî li Amûê dijî û temenê wê do...
 Şahida Şahida "Şewitandina Sînema Amûdê" Çarşamba, 13 Mart 2013 16:37 "XWEDÊ ROJÊN WISA BI SERÊ GURÊN ÇIYA VE JÎ NEYINE....!"  Salihê Kevirbirî - Bochum/Elmanya"...Zarok ji bo Cezayirê çûbûn sînemê. Ji ...
Sînema Amûdê Çima Şewitî? Sînema Amûdê Çima Şewitî? Çarşamba, 13 Mart 2013 16:36       SÎNMEA AMÛDÊ ÇIMA ŞEWITÎ?  Dr. Ebdulbasit Seyda - Uppsala/Swêd 
Bihna Şewata Laşê Min Bihna Şewata Laşê Min Çarşamba, 13 Mart 2013 16:35  Alan ŞiwêşBayê pêşî ku kete sînga min, bayê Amûdê bû. Wê demê 19 sal di ser agir re derbas bûbûn. Lê weke her kesên Amûdê, agir bihn...
Trajedeya Sînema Amûdê û Bêdengiya Miletekî Trajedeya Sînema Amûdê û Bêdengiya Miletekî Çarşamba, 13 Mart 2013 16:33 44 sal piştî şewata Sînema Amûdê û şehîdketina bêtirî 283 zarokên kurd, tirs û bêdengiya Kurdan berdewam e.   Sîrwan Hecî Berko...
İlk Kürt filmi Grass mı? İlk Kürt filmi Grass mı? Çarşamba, 13 Mart 2013 16:15   İlk Kürt filmi Grass mı? Kürt sinema tarihi, yıllardır Ermeni asıllı Hamo Bek Nazarian’ın 1926 yılında çektiği “Zarê” filmiyle ba...
Sinemanın Hikayeleri - Figüran Üzerine Sinemanın Hikayeleri - Figüran Üzerine Çarşamba, 13 Mart 2013 16:10   Meyerhold'un bir temasını hatırlayalım: "Çehov'un ünlü cümlesi iyi bilinir: eğer ilk perdede duvara asılı bir tüfek varsa, oyunu...
Şok ve Beyin: Yılmaz Güney Sineması Üzerine Şok ve Beyin: Yılmaz Güney Sineması Üzerine Çarşamba, 13 Mart 2013 16:09 Sinemanın temsil sanatlarından biri olmadığı, insanı doğrudan doğada, çevresinde, ortamlarında,
Yine Sinema Üzerine Yine Sinema Üzerine Çarşamba, 13 Mart 2013 16:08 Dünyanın "görülebilir" hale gelmesi için o dev camera obscura'ların inşa edilmesi neden gerekmişti?
Yılmaz Güney Sinemasının Bir Özelliği Üstüne Yılmaz Güney Sinemasının Bir Özelliği Üstüne Çarşamba, 13 Mart 2013 16:06   Yılmaz Güney sinematografisini ayırdeden bir özelliği, "vurdulu kırdılı" ("Çirkin Kral" dönemi mi?) diye tanımlanan ilk filimler...
 Sinema ve Tarih Sinema ve Tarih Çarşamba, 13 Mart 2013 16:05 Modern insan jestlerini yitirerek sinematik dünyaya açılmıştı. Bu açılış süreci, Alman sosyolog Norbert Elias'ın deyişine göre "uygarlık...
Sinematografik Aygıt Üzerine Dersler Sinematografik Aygıt Üzerine Dersler Çarşamba, 13 Mart 2013 16:04   Ders 1: Kapitalizmin bir Sentezi Olarak Sinema "Sinemaya aynı bakışı paylaşmayan bir çift birlikteliklerini sürdüremez. Bir...
İran Sineması ve Kadın İran Sineması ve Kadın Çarşamba, 13 Mart 2013 16:02   İran sinemasında yalnızca kadının varlığı konusunda değil, İslam'da aslında yasak olan "imajın" varlığını tartışmanız gerekir ön...
Godard ve Sinema Eleştirisinden Sinemaya Godard ve Sinema Eleştirisinden Sinemaya Çarşamba, 13 Mart 2013 16:01 Şöyle bir soruyu ortaya atarak başlayalım: acaba François Truffaut ve Jean-Luc Godard başta olmak üzere Fransız Yeni-Dalga'sını yaratan ...
Leibnizci Bir Sinema Leibnizci Bir Sinema Çarşamba, 13 Mart 2013 16:00 Filmik meselelerle uğraşanlar için Leibniz'ci bir soru işte: "nesnelere bakış açımız değişik olabilir mi?".
Sinematografi ve Halüsinasyon - Anlamlar Sirkülasyonu Sinematografi ve Halüsinasyon - Anlamlar Sirkülasyonu Çarşamba, 13 Mart 2013 15:58 İşitsel H'nun bir zamanlar araştırmacılar açısından büyük bir önemi, kurbanlarına kazandırdığı tuhaf bir büyü vardı...
Nazi Sinemasının Sinegözü Nazi Sinemasının Sinegözü Çarşamba, 13 Mart 2013 15:57 Daha önce, yetmişli yıllarda yalnızca Anti-Stalinist olmakla kalmayan, aynı zamanda sol-entellektüel bir liberalizmin izini kovalayan ba...
Toplumsal Tip Olarak Çocuğun Sinemada Temsili Toplumsal Tip Olarak Çocuğun Sinemada Temsili Çarşamba, 13 Mart 2013 15:55 Çıkış noktamız bu kez Jean-Pierre Faye'ın oldukça sıcak ama bir o kadar da ağır felsefi bir karakter taşıyan bir Heidegger metni..
Sovyet Sinema Tarihi Nedir? Bir “Tarihöncesi” Sovyet Sinema Tarihi Nedir? Bir “Tarihöncesi” Çarşamba, 13 Mart 2013 15:53 Hodinka nedir bilir misiniz? Moskova yakınlarında, üzerinde bugün bir askeri havaalanı (daha doğrusu "hava müzesi") bulunan ova...
Salo Ya Da Sinemanın Yüz Yılı Salo Ya Da Sinemanın Yüz Yılı Çarşamba, 13 Mart 2013 15:52 Hatırlayalım: PPP bu filmi 1975 yılında, Hayat Üçlemesi'nin (Decameron, Canterbury Hikayeleri ve Bin Bir Geceler) ardından "nihai filmi"...
Guy Debord'un Sineması Guy Debord'un Sineması Çarşamba, 13 Mart 2013 15:50 Burada amacım Guy Debord'un sinema alanındaki poetikasının, ya da daha doğrusu kompozisyon tekniğinin bazı yönlerini tanımlamak.
Şark'ın Şiiri/İran Sineması Şark'ın Şiiri/İran Sineması Çarşamba, 13 Mart 2013 15:40 "İran Sineması" başlık olarak alındığında, bu konuda araştırma yapan bir çok kişi, İran sinemasının kökenini 'taziye'ye daya...
Sanat ve Devrim Sanat ve Devrim Çarşamba, 13 Mart 2013 14:54 Sanatta fazla özgürlük, her zaman sanatın anlamsızlaşmasına yol açabilir.
Devrimci Sinema Üzerine Devrimci Sinema Üzerine Çarşamba, 13 Mart 2013 14:52 Fernando Solanas İle Devrimci Sinema Üzerine Bir Görüşme Bize filminizi (zaman, malzeme, mali gelir, filmde çalışanlar vs. bakımınd...
Türkiye Sinemasında Kürtler Türkiye Sinemasında Kürtler Pazartesi, 11 Mart 2013 14:57   Sermin Çakmak 19. yüzyılın ortalarında Tanzimat’la başlayıp 20. yüzyılın başlarında Jön Türklerle kurumlaşan ve Türkiye Cumhuriyeti’ni...
Oscar û ARGO - (Ihsan Türkmen) Oscar û ARGO - (Ihsan Türkmen) Pazartesi, 11 Mart 2013 14:54 Xelatên Akademiyê yê Oscarê ya 85. roja duşemê hatine dayin. Xelatên Oscarê ku di destpêkê de bi navê „Academy Award of Merit“ (Xelatên Ak...
Türkiye Sinemasında Ötekinin Ötekisi Kürt Kadınlar ve 8 Mart Türkiye Sinemasında Ötekinin Ötekisi Kürt Kadınlar ve 8 Mart Pazartesi, 11 Mart 2013 14:28 Sermin Çakmak Önce babasına sonra kocasına ama hep ataerkil topluma ait kabul edilen, onların sahip oldukları soyadlarını ismimize eklerk...
Sînema çiraya gelan e Sînema çiraya gelan e Cumartesi, 09 Mart 2013 16:23 Sîrwan H. Berko  – Elmanya Dema behsa sînema tê kirin, yekser sînema bajarê min tê bîra min. Sînema Amûdê ku berî 52 salan dergehên xw...
Kurdên Sûriya û sînemaya penaber Kurdên Sûriya û sînemaya penaber Cumartesi, 09 Mart 2013 16:21 Hunerê heftem, ango sînema, berî her tiştî zimanek huneri ye, alavek payebilind a derbirîna huneri ye. Sînema ziman, wêne, mûsîk û liv e....
Kurteniherîneke li Sînemaya Kurdî Kurteniherîneke li Sînemaya Kurdî Cumartesi, 09 Mart 2013 16:19 Mistefa mihemed serdarê malpera kobani kurd-kurdistan soriya Dîroka sînemaya kurdî ne pirr kevn e. Heye ku bikaribe bihêt gotin ku Yilmaz...
Çîroka Sînemayê Çîroka Sînemayê Cuma, 08 Mart 2013 23:57 Fîlmê bêhempa yê bi navê “Trên Tê” beriya sedsalan bi hewldanên du birayan, Auguste û Louis Lumîêre hate nîşandan. Di vî fîlmê ku li ser ş...
Modernizm Düzleminde  Viridiana ve Fight Club Modernizm Düzleminde Viridiana ve Fight Club Salı, 05 Mart 2013 16:53   Toplumsal değişikliklerin sinema üzerindeki etkisi her zaman çok konuşan bir durum olmuştur. Filmlere bakarkende bu dönemsel değişik...
Sinema Ne Değildir? Sinema Ne Değildir? Salı, 05 Mart 2013 16:51 Sinema yapılmaya başlandığından bugüne kadar geçen yüz yıl boyunca sanatçıların ve yazarların bu sanat hakkındaki anlayışları hep gerçeğin o...
Çizgi ile Hikâye Anlatmak Çizgi ile Hikâye Anlatmak Salı, 05 Mart 2013 16:50 Çizgi-roman tarihin en eski sanatlarından biridir. Bu her ne kadar iddialı olduğu kadar ilginç bir tez olsa da, bütün paramatreler bu savı d...
Sinema ve Psikoloji Sinema ve Psikoloji Salı, 05 Mart 2013 16:47 Psikoloji, insanların dışarıdan gelen sinyallere tepki verme halidir. Bir insanın ruh halinin değişmesi için de bir olaya maruz kalması ve...
Duyarlı Olunması Gereken Hareket: Karşıt Sinema Duyarlı Olunması Gereken Hareket: Karşıt Sinema Salı, 05 Mart 2013 16:46 Karşıt Sinema, manifestosu geçtiğimiz günlerde yayınlanan dikkate değer bir yenilik. 20'li yaşlarda bir grup sinemacı genç tarafından, sin...
 En Kuşkucu Seyirciye Film Yapıyorum En Kuşkucu Seyirciye Film Yapıyorum Salı, 05 Mart 2013 11:30 Özgün sinema anlayışından, filmlerinin başarısından, ödüllerden söz edecek olsak 'övgüyle esir alınamayacağı'nı söyleyip itiraz eden bir y...
30 Yıl Sonra Sinema Nasıl Olacak? 30 Yıl Sonra Sinema Nasıl Olacak? Salı, 05 Mart 2013 11:28 Şimdi kullanılan tekniklerin olası gelişimi ile olası devrimleri ayrı ayrı incelemek gerek.
 İnternet Medyasını Ciddiye Almayan Demode Sinemacılar İnternet Medyasını Ciddiye Almayan Demode Sinemacılar Salı, 05 Mart 2013 11:27 Benim kuşağıma mensup sinefillerin, “sinema kültürü”ne susamışlıklarını giderebilmek ve bu alandaki bilgi birikimlerini zenginleştirebilme...
 Sinema ve Edebiyat Türleri Arasında Görülen Etkileşimler Sinema ve Edebiyat Türleri Arasında Görülen Etkileşimler Salı, 05 Mart 2013 11:23 ÖZET Sanat, biçim-içerik ilişkisinin birlikteliğiyle var olmaktadır. Biçimsel öğelerle içeriksel öğelerin yoğrulması sanat yapıtının oluşm...
 Şehrin İçinden Geçen Filmler Şehrin İçinden Geçen Filmler Salı, 05 Mart 2013 11:21 Sinema salonlarının derin karanlıklarında, büyüsüne kapıldığınız filmin buğulu atmosferinden gerçeğe döndüğünüzde, zaman zaman beyninizde ...
Sinema Bir Ülkenin Aynasıdır Sinema Bir Ülkenin Aynasıdır Salı, 05 Mart 2013 11:13 Yakup Sancı: 1945 yılında Rize'nin Pazar ilçesine bağlı Başköy'ünde dünyaya gelen Yunus Yılmaz'ın asıl Adı, Yunus Hiçyılmaz'dır. Lise yıll...
 Yönetmen Filmin Herşeyidir Yönetmen Filmin Herşeyidir Salı, 05 Mart 2013 11:11 Yakup Sancı: 1945 yılında Rize'nin Pazar ilçesine bağlı Başköy'ünde dünyaya gelen Yunus Yılmaz'ın asıl Adı, Yunus Hiçyılmaz'dır. Lise yıll...
 Kadın Yönetmenlerin Üç Dönemi Kadın Yönetmenlerin Üç Dönemi Salı, 05 Mart 2013 11:07 Feyturiye Esen, sinema tarihi yazarlarının görmezden geldiği bir isimdi. Türk sinemasının Sonku ve Şenerden sonra adı geçen 3. kadın yönet...
Sinemanın Gizli Kahramanları: Sinema Makinistleri Sinemanın Gizli Kahramanları: Sinema Makinistleri Salı, 05 Mart 2013 11:03 - Arş. Gör. Levent Yaylagül2 Giriş Filmler, yapım sürecinde birbirinden farklı görevleri üstlenen insanlar tarafından üretilmesine rağ...
Susma Cesareti Susma Cesareti Salı, 05 Mart 2013 10:53   Başrolünde Gwyneth Paltrow’un oynadığı ''Sylvia'' vesilesiyle Sylvia Plath, şiiri ve ‘intihar’ olgusunu içeren bir ...
 Çürüyen Sinema Çürüyen Sinema Salı, 05 Mart 2013 10:52 Sinemanın yüzyılı, bir yaşam devresinin biçimine sahip görünmektedir: kaçınılmaz doğum, şan ve şöhretlerin istikrarlı birikimi ve alçaklığ...
 Sessiz Sinemanın Sonu Sesli Sinemanın İlk Yılları Sessiz Sinemanın Sonu Sesli Sinemanın İlk Yılları Salı, 05 Mart 2013 10:50 Sessiz sinema,  bu yeni sanatta en son olarak varlık gösteren genç Sovyet okuluyla en gelişmiş durumuna ulaştı. Sessiz sinema,  böylelikle...
Bir Kuramcı : Eisenstein Bir Kuramcı : Eisenstein Salı, 05 Mart 2013 10:49   Bir Kuramcı : EisensteinVarlıklı bir Alman inşaat mühendisiyle Rus bir annenin oğlu olan Eisenstein, ömrünün ilk yıllarını Riga’da...
 Sinemanın Anlamı Üzerine Sinemanın Anlamı Üzerine Salı, 05 Mart 2013 10:47 Sinemanın başlangıcından günümüze tam 110 yıl geçti. Lumiere Kardeşler kendi buluşlarıyla deneme niteliği taşıyan kısacık filmler çekerek ...
Sinema Tadında Psikoterapi Sinema Tadında Psikoterapi Salı, 05 Mart 2013 09:44 Film terapisi, Sinema filmlerinin psikoz bozukluklar haricinde bazı psikolojik sorunların tedavisinde kullanılması yöntemi.
Sanat Filmleri Neden İzlenmez? Sanat Filmleri Neden İzlenmez? Pazartesi, 04 Mart 2013 20:32 “Sanat” kulağa çok hoş gelen bir kelimedir. İnsanlar onun yararlı, olması gereken, ayrıcalıklı kimselerce yürütülen çok özel bir etkinlik ...
Yeryüzünün Lanetlilerinin Sineması Yeryüzünün Lanetlilerinin Sineması Pazartesi, 04 Mart 2013 20:30 Yeni Sinema Hareketi 60’lıyıllardan başlayarak, özellikle yeni-sömürge ülkelerde ortaya çıkan bir sinema hareketidir. Afrikalıların koloni...
Eisenstein’in Sinema Kuramı Üzerine Notlar Eisenstein’in Sinema Kuramı Üzerine Notlar Pazartesi, 04 Mart 2013 20:29 İnsanın varoluşuna bir anlama çabası eşlik etmiştir her zaman. Kendisini, içinde yaşadığı doğayı, başını kaldırdığında gördüğü sonsuz uz...
Sinemanın sokağa uzanan eli: İtalyan Yeni Gerçekçiliği Sinemanın sokağa uzanan eli: İtalyan Yeni Gerçekçiliği Pazartesi, 04 Mart 2013 20:27 Yeni gerçekçilik akımının ortaya çıkışını anlamak için o dönem İtalya’nın içinde bulunduğu tarihsel ve siyasal durumu bilmek gerekmektedir...
Dziga Vertov’un Sinema Kuramı Pazartesi, 04 Mart 2013 20:15 Dziga Vertov’un Sinema Kuramı Dziga Vertov (Denis Arkadievich Kaufman)  1896 yılında dünyaya geldi. Lise yıllarında müzik eğitimi...
Belge Film Nedir? 1: Joris Ivens Belge Film Nedir? 1: Joris Ivens Pazartesi, 04 Mart 2013 20:14 Birçok sinema tarihçisi Belge filmlerin başlangıcı hakkında farklı tarihler ileri sürer. Bazıları Lumiere kardeşleri başlangıç o...
Sinema ve Toplum İlişkisi Üzerine Sinema ve Toplum İlişkisi Üzerine Pazartesi, 04 Mart 2013 20:13   Amaç Bu çalışmanın amacı sinema ve toplum ilişkisini, onu ortaya çıkaran nedenler ve sonuçlar ile birlikte ortaya koymaktır. Topl...
Sinemanın Şairaneliği: Şiirsel Gerçekçilik Sinemanın Şairaneliği: Şiirsel Gerçekçilik Pazartesi, 04 Mart 2013 20:13 Şiirsel Gerçekçilik (Realisme Poetique) 1930’larda Fransa’da ortaya çıkan bir sinema akımıdır. Akımın özelliklerine geçmeden önce, onu ort...
Oscar ve Politika Oscar ve Politika Perşembe, 28 Şubat 2013 20:28 Oscar ve PolitikaABD Sahne Sanatları ve Bilimler Akademisinin her yıl verdiği Oscar ödüllerinin en önemli yanı, aslında bu ödülleri ...
 Yönetmenlik? Yönetmenlik? Perşembe, 28 Şubat 2013 17:33 Yönetmenlik?Bizim Neden Bayram Filmlerimiz Yok?
Sinema'da Sinema'da "Doğu'daki Batılının Doğulu İmgesi" Üzerine Perşembe, 28 Şubat 2013 17:31 Sinema'da "Doğu'daki Batılının Doğulu İmgesi" ÜzerineCannes’da ve Berlin’de İki Büyük Ödül...
Propaganda Sineması Propaganda Sineması Perşembe, 28 Şubat 2013 17:30 Propaganda SinemasıSiyasal olayları anlatan, ama bunu yaparken sanatsal kaygılardan uzakta belli bir siyasal amacın gerçekleşmesi...
Filmin Filmin "Son"u Nasıl Olmalı? Perşembe, 28 Şubat 2013 17:25 Filmin "Son"u Nasıl Olmalı?Filmlerin başlangıç sahneleri kadar sonları da çok önemlidir. Başlangıç ile seyirciyi avucunuzun içine ...
Sinemalarda Şiddet ve Çocuklar Sinemalarda Şiddet ve Çocuklar Perşembe, 28 Şubat 2013 17:20 Sinemalarda Şiddet ve ÇocuklarSinemalarda Şiddet Ve Bu Filmlere İzlemeye Gelen Çocuklar, Onları Para İçin Engellemeyen Sinema Salonlar...
Sinemada Etik ve Estetik Sinemada Etik ve Estetik Perşembe, 28 Şubat 2013 17:16 Sinemada Etik ve EstetikSinema, tarihinin yeni bir aşamasının bir ara dönemini, bir geçiş dönemini yaşıyor. Bunun yolunu açan da g...
Sinema Tutkusu Sinema Tutkusu Perşembe, 28 Şubat 2013 17:11 Enis Rıza ile SöyleşiYıllar önce, üniversitedeydik Jean-Charles Tacchella'nın Travelling Avant (Öne Kaydırma) diye bir filmini seyretmişti...
DİJİTAL SİNEMA DİJİTAL SİNEMA Perşembe, 28 Şubat 2013 17:02 DİJİTAL SİNEMA (DIGITAL CINEMA) Savaş FERHAT Baş Kameraman TRT Ankara Televizyonu
Ji Dil Heya Fram: Di Sînema de Jin Ji Dil Heya Fram: Di Sînema de Jin Cuma, 22 Şubat 2013 20:24 Hemû rengên jiyanê di hembêza jinê de cih digire û bedewiyeke bêpayan pêk tîne. Lê mixabin bi taybet ev xweşikiya wê wek metayeke kirîn û fi...
Kurd û sînema Kurd û sînema Cuma, 22 Şubat 2013 20:23 Em dizanin ku sînema hunera herî dawiyê ye ya li ser rûyê erdê. Em dikarin bêjin hinekî jî zaroka teknolojiyê ye. Pêşketinên ku di sînemayê ...
Çerx fîlmekî tirsê an erotîk e? Çerx fîlmekî tirsê an erotîk e? Cuma, 22 Şubat 2013 20:18 Navê fîlm "Çerx" e. Mijara wî ya sereke, tolhilanîna jineke kurd e ku nagihîje mirazê xwe û tê kuştin. Piştî tê kuştin, bi giyanî li jiyan...
İlk Kürt Filmi: ZERÊ İlk Kürt Filmi: ZERÊ Çarşamba, 13 Şubat 2013 18:46     Orkestra Sînfonî ya Silêmanî    Bi Zarevaya Kırmancikî 1926 yılında çekilen Zerê ve 1933 ...
Sinemada Çekim Hataları Sinemada Çekim Hataları Pazar, 06 Ocak 2013 21:35 Çekim HatalarıSinema bu güne kadar hatasız bir film üretememiştir belki de. Ekip ne kadar profesyonel olursa olsun onları şaşırtacak...
Sinema Gösterim Makineleri Sinema Gösterim Makineleri Pazar, 06 Ocak 2013 21:32 Sinema Projeksiyon MakinesiSinema makinesinin başlıca parçaları şunlardır;
Sinema Salonu Sinema Salonu Pazar, 06 Ocak 2013 21:31 Sinema SalonuSinema Salonu, kelime anlamıyla sinema filmlerinin toplu olarak izlendiği yerdir. Kelime anlamını düşünmeden sinema sal...
Sanatçının Yalnızlığı ve Toplumun Ruhu Sanatçının Yalnızlığı ve Toplumun Ruhu Pazar, 06 Ocak 2013 21:30 Türkiye’de sinemanın ekonomi politiği pek çok şeyi anlatmak için ne kadar da kritik: işin özü burada yatıyor, sinemamız üretebilmek için ç...
Siegfried KRACAUER Film Kuramı Siegfried KRACAUER Film Kuramı Pazar, 06 Ocak 2013 21:28 Siegfried KRACAUER, 1960’larda ortaya koyduğu Film Kuramı adlı kitabıyla gerçekçi kuramcılar arasında önemli bir yer edinir.
Estetikten Ödün Verilmemeli Estetikten Ödün Verilmemeli Pazar, 06 Ocak 2013 21:26 Sinema ile uğraşmak zordur. Üstüne üstlük bir de Kürtleri, politikayı, mücadeleyi yansıtmayı düşünmüşseniz, “vay halinize“ dedirte...
Diyarbakır'da Bir Beyazperde Diyarbakır'da Bir Beyazperde Pazar, 06 Ocak 2013 21:24 Mart ayının son haftasından başlayarak medya, kentte yaşanan olaylar ve huzursuzluktan başka bir şey göstermezken, geçtiğimiz hafta sessiz...
Sinemada Sansür Sinemada Sansür Pazar, 06 Ocak 2013 21:22 Toplumsal birikimlerin bir ürünü olan sinema tarihte varolduğu günden bu yana içinde bulunduğu içinde bulunduğu toplumları etkilemiş ve on...
Türk Sinemasında Anılar Türk Sinemasında Anılar Pazar, 06 Ocak 2013 21:18 Milliyetçi YıkımFuat Uzkınay'ın kızı Mutena Uzkınay, 14 Kasım 1989 tarihli Hürriyet Gazetesi'nde, İlk Türk Filminin çekimini şöyle anlatıy...
 Yarım Kalan Filmler Yarım Kalan Filmler Pazar, 06 Ocak 2013 21:17 Havaya kalkan her uçak nasıl yere inerse, çekimleri başlayan bir film de mutlaka biter. Ama bazı filmler uçaklar gibi yere çakılır. Nasıl ...
Sinema Nedir? Sinema Nedir? Pazar, 06 Ocak 2013 21:04 Sinema sirke çok benzer. Sinema olmasaydı bir sirk yöneticisi olabilirdim. Sirk de sinema gibi katıksız bir teknik, kesinlik ve doğaçlam...
Yönetmen Kimdir? Yönetmen Kimdir? Pazar, 06 Ocak 2013 20:59 Bir filmin gerçekleşmesi için görüntü yönetmeni, ışık yönetmeni, sanat yönetmeni, ses yönetmeni, montaj yönetmeni, diğer meslek grupları v...
Babamın sesi ve sesin personası Babamın sesi ve sesin personası Pazartesi, 31 Aralık 2012 23:21 “Sınır Tanımayan Doktorlar” (Doctors Without Borders) gelişmemmiş ülkelere sadece yardım eden bir kurum değil.
Anasayfa - Mal » Gotar - Makaleler » Gotar - Makaleler » Sergey M. Eisenstein
A+ R A-

Sergey M. Eisenstein

e-Posta Yazdır PDF

Sergey M. Eisenstein, 23 Ocak 1898’de Çarlık Rusya’nın Baltık kıyısındaki sömürgesi Letonya’nın Riga kentinde dünyaya gelir. Mimar-mühendis olan babası, Rusya’daki Yahudi düşmanlığından kurtulmak için Ortodoksluğa geçmiş bir ailedendir. Annesininse Rus Burjuvazisinde varsıl bir kökeni vardır.

 

Eisenstein, çok sıradan ve yaşıtlarınınki gibi bir çocukluk geçirmez: 1906 yılının yazında ailesiyle birlikte gittiği Paris’te ilk kez sinemayı tanır, bu zamanlar aynı zamanda onun sözcüklerle de tanıştığı dönemdir, sözcükleri keskin zekâsıyla yerli yerinde kullanarak çeşitli mizah öğeleri yaratmaya (onun sözcüklerle giriştiği bu erken mücadele daha sonraki yıllarda özellikle kurgu çalışmalarında kendini belli edecektir), piyano derslerinden nefret etmeye (kendisine ‘müzik kulağı yok’ saptaması konulmasına karşın ileriki yıllarda işitsel-müzikal kurgu tekniğini bulacaktır) ve gördüğü her şeyi resmetmeye başlar. İlk başlarda annesinin yastık tasarımını, resimli dergi ve kartpostalların resimlerini kopya ederken daha sonra çizimlerinde vereme yakalanmış bir kız, birbirine kenetlenmiş âşıklar gibi daha melodramatik konulara yer vermeye başlar (daha sonra film çalışmaları yapmaya başladığı zamanlarda çizimlerini, “konu” ve “plan” ağırlıklı sürdürmeye devam edecektir). Çizime ek olarak çocukluk yıllarında sisli havalarda alan derinliği üzerine çalışmalarda bulunmuş, yakın çekim ve alan yerleştirmesi gibi film öğelerinin temel olgularını bu dönemde yaptığı çalışmaları esas alarak gerçekleştirmiştir. O zamanlar yaptığı çalışmalardan biri olan; yatak odasının penceresine karşı sallanan yapraklar içindeki beyaz bir lalenin çift çatallı dalı tarafından oluşan izlenimi şöyle açıklamaktadır:

 “Belleğimdeki ilk bilinçli oluşum bu yakın çekimdir. Beyaz lalenin bu dalı altında kendi bilincimin ilk kez farkına vardım. Ardından yıllar sonra, benzer bir dal, benim duygularımda yeniden ortaya çıktı. Ancak, bu gerçek değil, boyanmış bir lale dalıydı. Bu, ipek ve yalnız iplikle yarı işlenmiş, yarı boyanmış bir daldı. Bu, canlı bir oluşum değil, üç bölümü olan bir Japon perdesiydi. Yıllar sonra uyandığım zaman ona baktım. Yatağımın ucuna ilk kez ne zaman koyduğumu hatırlamıyorum. Ancak bana sanki her zaman oradaymış gibi geliyor. Bu, çiçeklerin altında bulunan süslü bir daldı. Üstünde kuşlar vardı: Ve bir yerlerde uzakta –çiçeklerin arasında, göze ilişen– geleneksel bir Japon manzarası. … Bu dal yalnızca bir yakın çekim değildi, o Japon çalışmasının örneksel bir parçasıydı: yakın çekim ve onun ötesinde bir uzaklık. Bu durum, Hokusai ve Degas’ın gelişinden uzun zaman önce, benim derinlik içindeki kompozisyonun güzelliğini keşfetmemi sağlamıştı. … Daha sonra, bir gün perde bir sandalye tarafından iki parçaya ayrıldı. İki delik hatırlıyorum; ardından perde başka bir yere alınmıştı. Büyük bir olasılıkla, bu iki lale dalı, bana, iki fikrin tek, yegâne ve canlı bir duyumu olarak görünmüştü: bunlar, yakın çekim fikri ve derinlik içindeki kompozisyon fikridir. Onlar organik olarak birbirlerine bağlıdır. Ve yıllarca sonra, yakın çekimin tarihsel önceliklerini araştırmaya başladım. Ben onlara bir portre ya da manzara olarak değil, bilinçsizce bakıyordum. Yalnızca bu oluşumun heyecan verici gelişimini çözümlüyordum. Resmin yapısından çok, onun önde gelen öğeleri beni ilgilendiriyordu. Resmin genel kompozisyonundan, Dalphnis ve Chloe ya da Icarus’un yıkılması gibi, ön plana doğru gelen figürler derece derece gitgide büyüyor ve sonunda, El Greco’nun Esplojo’sunda olduğu gibi resim çerçevesinin bile dengesini bozacak şekilde izleyiciye yakın hale geliyordu.”    

Ayrıca çocukluk döneminde onun sanat anlayışını etkileyecek iki önemli tecrübesi olmuştur. İlki annesinin ona aslında gerçek annesi olmadığını söylemesidir. Eisenstein bu durumdan çok etkilenir, onun için oldukça sarsıcı olan bu şokun sinema anlayışına yaptığı tüm etkileri filmlerinde görmek mümkündür. O, yaşadığı bu durumu şu şekilde açıklar:

“Bunu söylediğinde yüzü garip bir biçim almış ve donuklaşmıştı. Bana bakmaya devam ediyordu. Daha sonra yavaşça bana doğru geldi. Orada tüm karakteristik öğeler vardı: sabit, taş gibi bir ifade; buz gibi soğuk gözlerin maskesi; yaşamdan yoksun bir yüz.”

Yüzünü kaybetmiş yabancı bir gücün korkutucu ilk izlenimi onu her filminde anahtar bir görüntü olarak kullanmasına neden olmuştur. Bu, aynı zamanda yazgının hayatını şekillendirdiği insanların haykırışlarına kulak vermemesini simgelemektedir. Yon Barna, “Eisenstein Yaşamöyküsü ve Yapıtları” kitabında bu durumun Eisenstein’ın filmlerinde kullanılmasını; Potemkin Zırhlısı filminde Odesa basamakları katliamındaki askerleri, Yaşasın Meksika filminde Ölüm Günü sahnesinde Meksikalılar tarafından kullanılan maskelerin ölümünü, Alexander Nevsky’de Teutonic şövalyelerinin uğursuz, yüzleri gizleyen başlıklarını, Korkunç İvan’daysa Çar’ın ölümünün meydana geldiği katedralin siyah başlıklı üyelerini örnek vererek açıklamaktadır.

Eisenstein’ı çocukluğunda etkileyen bir diğer -onun “zalimlik okyanusu” olarak adlandırdığı- olaysa küçükken gördüğü ilk filmlerinden birinden kaynaklanmaktadır. Filmde, karısını çavuş sevgilisiyle yakalayan bir demirci, kızgın demir parçasıyla omzunu dağlayarak karısının aşığından intikamını alır. Eisenstein bu sahnenin üzerinde bıraktığı etkiyi şu şekilde açıklar:

Onu dünmüş gibi hatırlıyorum: çıplak omuz, demircinin elindeki kızgın demir, onun siyah yanığı ve beyaz bir duman (ya da buhar), kavrulan etten çıkan ses. … Çocukluğumda kabuslar görürdüm. Bu genellikle gece olurdu. Bazen bir çavuş, bazen bir dağlama demiri olurdum. Bir omuza bastırılırdım. Bu, bazen benim kendi omzummuş gibi gelirdi. Diğer zamanlardaysa başka birinin omzu olurdu. Artık kimin kimi dağladığını bilmez olurdum. … Bu durum benim kendi filmlerimdeki zalimlik okyanusuna kadar devam ederdi. ‘Kaderci’ filmler tarafından üretilen izlenimler, zalimliği ortaya koyardı.”

Yon Barna yine kitabında bu durumun onun filmlerine etkisini; Grev filmindeki işçilerin bir mezbahadaki öküzler gibi öldürüldüğü, çocuklarınsa hızla çatıdan fırlatıldığı, Potemkin Zırhlısı’nda kalabalığın bütün olarak katledildiği çocuklarınsa basamaklarda ayaklar altında çiğnendiği, Alexander Nevsky filminde adamlar ve çocukların ateşin içine atıldığı, Korkunç İvan’da insanların zehirlendiği ve hançerlendiği, Bezhin Çayırındaysa bir çocuğun öz babası tarafından öldürüldüğü sahnelerle açıklamaktadır.

Eisenstein’ın çocukken okudukları da onun sinema anlayışına katkıda bulunmuştur. Örneğin; Edgar Allan Poe’nun bir öyküsü küçük Eisenstein üzerinde derin bir etki yaratmıştır: Poe, öyküsünde pencereden dışarı bakarak dev bir canavarın, kendisini bir dağın tepesine sürüklemesini betimlemektedir (bu aslında pencerenin tahtasına çıkmaya çalışan bir böcektir). Eisenstein, bu öyküyü işaret ederek derinlik içinde düzenleme örneğini sunmaktadır. Burada insan gözünün subjektif algılama yetisi sorgulanmakta, kameradaki nesnel bakış açısından farklılığına dikkat çekilmektedir. Eisenstein bunun için:

“Sanırım benim en güçlü ve etkin alan derinliği düzenlemesi yakın çekimim, Yaşasın Meksika! filmindeki kafatası ve rahipler görüntüsüdür. Bu Poe’nun fantastik öyküsü ve beyaz laleye uygunluk taşımaktadır.”der.

Eisenstein, Riga’da tiyatro ve operaları düzenli olarak takip etmiştir. Gençlik dönemine girdiğinde Hebbel’in iki perdelik oyunu Die Nibelungen’i amatörce sahneye koymaya girişir. 1913 yılındaysa turnedeki Nezlobin Tiyatrosu’nun yapımı olan Turandot oyununu görmesi genç Eisenstein için âdete bir dönüm noktası olmuştur. “Ondan sonra, tiyatro benim için karşı konulmaz heyecan veren bir tutkuya dönüştü.” der.

Ama babası, oğlunun kendisi gibi mühendis olmasını istemektedir. Bu yüzden Eisenstein, ailesinden mühendislik okuması için büyük bir baskı görür. Ve 1915 yılında devrimden dolayı eğitimini yarıda bırakmak zorunda kalacağı zamana dek (1918) okuyacağı Petrograd Mühendislik Enstitüsü’ne girer. Eisenstein istemeyerek okumaya başladığı mühendislikten kendi sanatsal biçemini yaratma aşamasında çok şey öğrenir. Ve daha sonra mühendisliği bırakmasına rağmen “disiplinli bir düşünce yöntemi” ve “matematiksel kesinlik” olgusunu her zaman taşır. Eisenstein’ın okulda aldığı matematik eğitimiyle (bu, tümden gelimci bir mantık içerir) film çözümlemesindeki ve yaratıcı çalışmalarındaki (onun en büyük sanatsal keşiflerinden biri tümevarımcı yöntemlerle metaforik ifadeler oluşturmaktır) keskin tümevarımcı yaklaşım birbiriyle uyuşmazlık halindedir. Bu uyuşmazlığın temelinde kuşkusuz Rus yüksek teknik eğitiminin matematik öğrenim sisteminde yatmaktadır.  Eisenstein daha sonra aldığı mühendislik eğitimine memnuniyetini şu sözlerle ifade edecektir:

“Yaratıcı sanatın temellerine doğru, gitgide daha derine, tam bilginin aynı yarımküresini arama yetkinliğimi, almış olduğum kısa süreli mühendislik eğitimine borçluyum.”

Eisenstein bu okulda sadece mühendislik eğitimi almaz. Mimarlık derslerini de takip eder. Bu sıralarda İtalyan Rönasansıyla ve commedia dell’arte’siyle yakından ilgilenir,  Lermontov’un “Maskeli Balo” isimli oyununu izler (bu oyun onun gelecekteki uğraşını belirleyici bir dönüm noktası olur), Petrograd’daki iki gazetede Sir Gay imzasıyla siyasal karikatürleri yayımlanır.

1918 yılında iç savaş ve müdahale karşısında üniversitedeki arkadaşlarıyla birlikte Kızıl Ordu’ya katılır. Ordudayken bir süre istihkâm birliklerinde çalıştıktan sonra, “agit-prop” trenlerinin dekorlarını yapar ve propaganda afişlerini çizer.

1920’de Kızıl Ordu’da görev alan üniversitelilerin terhisleri ve istedikleri üniversiteye gidebilmeleri yönünde bir karar çıkınca Moskova Üniversitesi’ne Japonca öğrenmek için gitmeye karar verir. Vitebsk’ten geçerken Maleviç’in dekor-bezem çalışmaları aracılığıyla geometrik soyutçuluğu (süprematizm) tanır.

Moskova’da oyuncu bir arkadaşının evinde kalmaya başlar. Aynı yıl Proletkult’un Birinci İşçi Tiyatrosu’nun sanat yönetmeni olur. 1921 yılındaysa Jack London’un bir öyküsünden uyarladığı “Meksikalı” adlı oyunu Valeri Smişlayev’le sahneye koyarak yönetmenliğe başlar. “Meksikalı”dan sonra tiyatroya ilgisi iyice artar ve yüzyılın başından beri Rus tiyatrosunun en çok tartışılan “devrimci sanatçı”sı Vsevolod Meyerhold’un “Devlet Tiyatro Yönetmenliği Yüksek Öğrenim Enstitüsü”ne girer. Eisenstein, enstitüye girdiğinde Meyerhold tiyatrodaki en son kuramını uygulamaktadır: dirim-mekanik (bio mechanics). Pavlov deneylerini oyuna uygulayan ve özünde oyuncunun kendi bedenine tümüyle egemen olması yatan dirim-mekanik, Eisenstein’ın bu dönemki görüşlerine son derece uygundur. İlk dönem tiyatro çalışmalarında ve filmlerinde bu kuramın etkileri açıkça kendini gösterir.

Eisenstein, uzun bir süre Meyerhold’ün “Kırık Kalpler Evi” oyununda ve daha sonra Pletniyev’in “Uçurum”unda çalıştıktan sonra Proletkult’e geri döner. Burada “Akıllı” oyununu sahnelerken oyunun can alıcı öğesi olan “Glumov’un günlüğü”nü 120 metrelik bir kısa film olarak çeker. Bu oyun bütünü itibariyle zaten klasik tiyatro ilkelerine karşı gelmekte, sinemanın sınırlarını zorlamaktadır. “Glumov’un Günlüğü”yse Eisenstein’ın sinema için yaptığı ilk denemedir. Film, Sovyet haber filmlerini ve Dziga Vertov’un “Kinopravda”larını alaya alan bir biçimde hazırlanmıştır.

Akıllı, Eisenstein’ın sinemaya ilk adımı olmakla kalmadı, onun ileride sinema çalışmalarıyla birlikte yürüteceği iki çalışmanın da başlangıcı oldu: Kuramcılık ve öğretmenlik. İlk önemli kuramsal yazısını “Çarpıcı Kurgu” adıyla “Lef” dergisinde yayımladı.

Daha sonra Tretyakov’la geleneksel kurguya öldürücü darbeyi indirmek üzere “Gaz Maskeleri”ni hazırladı. Eisenstein, bu oyunu Moskova’daki bir havagazı üretimliğinde sahnelemeye karar verdi. Bu çok cesur ve büyük bir karardı. Çünkü, konvansiyonel bir sanat olan tiyatro böylesine bir gerçekçiliği kaldıramayabilirdi. Öyle de oldu, gerçek bir üretimlikte, havagazı kokuları arasında sahnelenen bu oyun sanatla gerçeklik arasındaki tüm ayrımı ortaya çıkardı; böyle bir ortamda tiyatro gösterimi tüm yapaylığıyla kendini gösterdi. Eisenstein tiyatronun sınırlarını zorlamakla kalmamış, onları aşmıştı da. Kendi deyişiyle: “Araba devrilip parçalandı, sürücü sinemaya yuvarlandı” Eisenstein, bu olaydan sonra Proletkult Tiyatro’sundaki arkadaşlarıyla film çevirmeye karar verdi.

 

 

FİLMOGRAFİSİ VE FİLMLERİNDEKİ KURGU DENEMELERİ

  1. STACHKA (GREV)

Yapım Yılı: 1924

Süre: 82 dakika

Yönetmen: S.M. Eisenstein

Senaryo: Valeryan Pletnyov, Sergey M. Eisenstein, İlya Kravchunovsky, Grigori Aleksandrov

Görüntü Yönetmeni: Edouard Tisse

Kurgu: Sergey M. Eisenstein

Aslında Grev, Proletkult’un sinema çalışmalarına katılması için tasarlanır. Bu tasarıya göre; Rusya’da devrimle sonuçlanan işçi sınıfın tarihini ele alacak “Diktatörlüğe Doğru” adında yedi dizilik bir fil çekilecektir: 1. Cenevre-Rusya, 2. Yer altı, 3. Mayıs Günü, 4. 1905, 5. Grev, 6. Hapishane Ayaklanmaları ve Kaçışlar, 7. Ekim. Çekime dizinin beşinci filmiyle başlanır ve dizinin gerçekleşen tek filmi o olur.

Eisenstein filmin uzun süren bir düşünme sürecinden sonra çıktığını söyler:

“Strasnoi Manastırının şimdi yıkılmış olan eğimli duvarı üzerindeydim. Başarılı Amerikan filmlerine karşı zafer kazanmanın yollarını düşünüyordum. …

… Amerikan başarılarından daha keskin öyküleri nasıl bulacaktık?

Amerika’da ve Avrupa’da yetişen yıldızları nasıl bulabilirdik? Ve burjuva sinemasının kabul gören kahramanları yerine hangi özgün kahramanları koyacaktık?”

Üzerine yöneldiği bu sorunlar hakkında çok farklı ve cesur bir fikir geliştirir Eisenstein:

“Sırtımızı tamamen farklı bir maddeye dayarsak ne olur?

Ve her şeyi yeni baştan gözden geçirerek -öyküyü kaldırarak, yıldızları bir kenara bırakarak- temel dramatik kişilik olarak kitleleri dramatik merkeze yerleştirmek. Aynı kitleler oyuncuların solo performansının yerine geçecektir.”

Ve öyle yapar: Grev’de öykü yoktur; bir grev olayından alınmış bölümler vardır. Eisenstein, bireyler yerine Commedia dell’arte’deki kalıp “tip”leri kullanır ve çarpıcı, anlıksal kurgunun tüm imkanlarından yararlanarak oldukça etkileyici sahneler yaratır. Örneğin; her biri hayvan adı taşıyan muhbirleri anlatmadan önce onları taşıdıkları isimlerdeki hayvanlarla yan yana getirerek adlandırır: tilki, baykuş, buldog, maymun. Grevcilerin direnişini kırmakta kullanılan ayaktakımını, toprağa gömülü fıçılardaki yuvalarından çıkarken gösterir.

Eisenstein’ın kurgudaki ilk ve başarılı denemeleri bu filmle başlar. Griffith’in “Hoşgörüsüzlük” filmindeki koşut kurgusuna “metafor ve birleştirici” öğeleri ekler. Örneğin; Greve giden işçiler, taleplerini yöneticilere bildirmişlerdir. Yöneticiler-hissedarlar, işçilerin taleplerini görüşürlerken içlerinden biri bir meyve sıkacağının içine bir adet meyve atar ve suyunu çıkarmak için sıkmaya –filmdeki açıklama yazısına göreyse “baskı uygulama”ya- başlar. Aynı sekansta işçilere şiddet uygulayan atlı polisleri görürüz. Bir başka sekansta işçiler için çıkarılan tutuklama ilanının imzalanması için yarı kapalı bir avucun kâğıdın üzerinden kaleme giderken süperpozeyle avucun bulunduğu bölgeye, toplanıp konuşan işçiler yansıtılır. Filmin en ünlü ve şüphesiz en etkileyici katliam sekansındaysa işçilerin katliamıyla mezbahadaki hayvanların kesilmesi ardışık olarak gösterilerek kurgunun metaforik ve birleştirici öğeleri mükemmel bir biçimde kullanılmış olur.

BRONENOSETS POTYOMKİN (POTEMKİN ZIRHLISI)

Yapım Yılı: 1925

Süre: 75 Dakika

Yönetmen: Sergey M. Eisenstein

Senaryo: Nina Agadzhanova, Nikolai Aseyev, Sergey M. Eisenstein, Sergey Tretyakov.

Görüntü Yönetmeni: Eduard Tisse

Kurgu: Sergey M. Eisenstein

Eisenstein, Grev filminden sonra: “Bütün yollar Roma’ya çıksa da, bütün gerçek sanat yapıtları, uzun sürede, aynı anlıksal düzeye ulaşsa da, Stanislavski’yle Sanat Tiyatrosu’nun da, Proletkult’un da, bugün hiçbir şey yaratamayacaklarını vurgulamak isterim. Uzun süredir Proletkult’ta çalışmıyorum. Tümüyle sinemaya geçtim; Proletkult’çularsa tiyatroda kaldılar. Benim görüşüme göre, bir sanatçı tiyatroyla sinema arasındaki seçimi yapmalı; bir sanatçı gerçekten yaratmak istiyorsa, aynı anda ikisine birden kendini adayamaz” diyerek “Sevzapkino” yapımevinin Moskova’daki işliğine geçip, iç savaşta Birinci Süvari Ordusunu ele alan bir film üzerine çalışmaya başlar.

1925 yılı aynı zamanda, Rusya’daki ilk devrim olan 1905 Devriminin yirminci yıldönümüdür. Bu önemli olayı kutlamak için oluşturulan kurul, devrimi ele alacak bir dizi filmin çevrilmesini sağlamakla görevlendirilir. Ocağın Dokuzu (Devyatoye Yanvarya), 1905 Yılı (1905 God) adlı iki önemli senaryo, 1924 Haziranında onaylanır ama 1925 yılına gelinmesine rağmen 1905 Yılı’nı çekecek yönetmen bulunamaz. Nina Agadzhanova’nın senaryosu, 1904’teki Rus-Japon Savaşından başlayıp 1905 sonundaki Moskova ayaklanmasına dek uzanan süreyi, bu süre içindeki önemli olayları kapsar. Eski yönetmenlerim hiçbirine bu kadar geniş bir konuyu başarıyla çekebilecekleri konusunda güvenilmez, Grev mart ayında gösterime girince Eisenstein Sevzapkino’daki görevinden alınarak “1905 Yılı”nı çevirmekle görevlendirilir.

Eisenstein filmin çekimlerine mart ayında başlar. Ağustosa gelindiğinde filmin 4 önemli şehirde geçen sahnelerin bitirmiştir ama çalışmasından memnun değildir. Çünkü senaryonun filmin kaldıramayacağı kadar yüklü olduğunu düşünmektedir. Güneşli sahnelerin çekimi için Karadeniz kıyılarına inildiğinde Eisenstein film için başka çözümler düşünmeye başlar. Filmin Karadeniz’de çevrilecek bölümü Odesa’daki genel grev ve Odesa açıklarında demirlemiş Potemkin zırhlısıdaki ayaklanmayla ilgilidir. Odesa’nın ünlü merdivenleri Eisenstein’ı çok etkiler ve o “uçsuz bucaksız” senaryoyu bir kenara bırakıp tüm filmi burada çekmeye karar verir. Filmi bir Potemkin isyanı mikrokozmu yapacaktır.

Filmin konusu ve bağlı olduğu olaylar artık bellidir: Zırhlıdaki ayaklanma ve Odesa merdivenlerinde Çarın askerlerinin her sınıftan halkı acımasızca kıyımdan geçirmesi.

Aslına bakılırsa Eisenstein’ın bu yeni fikrinin iyi çekildiği takdirde, filmin önceki senaryosunun yapısını olumsuz etkileme olasılığı çok düşüktür. Çünkü Potemkin zırhlısındaki ayaklanma ve Odesa merdivenlerindeki kıyım, 1904’ten 1906’ya dek uzanan devrim olaylarının tam ortasında yer alıyordur. Potemkin zırhlısı 1905 Haziranında Odesa açıklarında demirlidir. Odesa’da genel grev vardır. Gemideki askerlerin yaşam koşullarının gemiyi komuta edenler tarafından önemsenmemesi (askerlerin kurtlu et yemek istemediklerini söylemelerine rağmen, buna mecbur tutulmaları) ayaklanmayı başlatan son ve en önemli etken olur. Önderlerinin ayaklanma sırasında öldürülmesine karşın gemiyi ele geçiren denizciler, 27 Haziranı 28’e bağlayan gece Odesa limanına girerler. Denizciler kentteki genel grevi kenttekilerse zırhlıdaki ayaklanmayı desteklerler. Ama denizciler, Odesa’yı ele geçirmeleri için yapılan öneriyi kabul etmezler ve Sivastopol’den gelecek filoyu kendilerine katılacaklarını düşündükleri için beklemeye başlarlar. Ancak öldürülen denizcilerin cenaze törenine katılan Odesa halkının Çarlık askerleri tarafından kurşunlanması üzerine, Potemkin Çarlık karargahını topa tutar. Sivastopol’den gelen filo Potemkin’in direnişine katılmaz ancak, diğer gemilerde de aynı direnişin başlamasını göze alamadığıiçin Potemkin’e dokunmaz. Potemkin, filodan beklediği desteği göremeyince Karadeniz’e açılır.

Eisenstein, çekime başlamadan önce Odesa’daki birliğin merkezi olan Londra Oteli’nde yeni bir senaryo taslağı oluşturmaya girişir. Aynı zamanda çok sayıda 1905 olayları tanıklarıyla görüşür, onlardan filmi için fikir alır. Filmi 5 bölüme ayırır:

1-                          İnsanlar ve Kurtlar: Burada Potemkin Zırhlısı güvertesinde denizcilerin kötü yaşam koşulları ve kurtlu et yemeye zorlanmaları anlatılır.

2-                          Denizde Dram: Denizciler kurtlu et yemeği reddederler. Kaptan ısrar eder ve ayaklanma başlar. Et yemeyen insanların bir bölümünün üzerine muşamba örtülür ve askerlerden bu denizcileri öldürmeleri emredilir. Askerler emre uymazlar. Komutanlar devrilir. İsyan başlar. İsyanı başlatan asker Vakulinçok öldürülür.

3-                          Ölü Adam Adalet Arıyor: Zırhlı, Odesa Limanına demirler. Vakulinçok’un cenazesi sahile çıkarılır. Odesa halkı bu durumu dehşetle karşılar. Ve sinirlenen halkın ortasına kızıl bayrak çıkarılır. İsyan başlamak üzeredir.

4-                          Odesa Merdivenleri: Halk, merdivenlerin üzerinde toplanır. Ama Çarın askerleri ateşe başlar. İnsanlar merdivenlerden inmeye başlarlar. Bir çok kişi ezilerek ya da açılan ateş sonucunu yaşamını yitirir. Zırhlı, Çarın karargahını bombalamaya başlar.

5-                          Filoyla Karşılaşma: Bu son bölümde; akşam yavaş yavaş kentin üzerine inmeye başlamıştır. Halk ve denizciler kucaklaşmaktadır. Zırhlı, Çar gemisiyle karşılaşır, toplar hazırdır ama ateş edilmez. Potemkin Zırhlısı, gemilerin arasından süzülerek kaybolur.

Jacques Lourcelles’e göre Eisenstein’ın kitle trajedisi yaratmak için oluşturduğu bu 5 bölümlük yapı:“Bir trajedinin perdelerinden çok, bir müzik eserinin bölümlerine benzer” Yönetmen, tam 1300 plandan oluşan görsel bir şölen sunmuştur seyircisine.

Eisenstein, Grev’de olduğu gibi Potemkin Zırhlısı’nda da çarpıcı kurguyu kullanmıştır. Ancak Potemkin’deki, Grev’dekinden daha yalındır. Çarpıcılık; birbiriyle eğretileme (metafor) ilişkisiyle yan yana getirilen iki ayrı çekimden doğmaz, olayların doğal akışı içinde çekimlerin içinde kendiliğinden çarpıcı olan öğelerden kaynaklanır.

Bu kurguyla yapılan en çarpıcı sahneler kuşkusuz; Odesa Merdivenleri (özellikle bu merdivenlerdeki bebek arabasının düşüşü) ve aslan heykelidir.

Odesa merdivenleri sahnesinin hikayesi oldukça ilginçtir: gençlik yıllarındayken, bir Fransız dergisinde yayınlanan Odesa merdivenlerinin görünümü Eisenstein’ı çok etkilemiştir. Fotoğrafta at üzerinde bir asker, kılıcıyla birisini azarlamaktadır. Sahneyi çekmeden önce bu anıyı hatırlayan Eisenstein defalarca merdivenleri inip çıkmış, mevcut her şeyi keşfetmeye koyulmuştur:

“Merdivenlerin görünümü bende bir sahne görünümü fikri yarattı. Yönetmenlik hayal gücümle yeni bir görünüm oluşturacaktım.

Kalabalığın panik halinde basamaklardan inmesi merdivenin kendisi hakkında edindiğim ilk izlenimlerin özdeksel bir şekilde işlenmesinden başka bir şey değildi.”

Strauch’un belirttiğine göre Eisenstein bu sahneyi 3 günde yazmış, yalnızca 1 günde çekimini tamamlamıştır. Sahnenin en etkileyici bölümü; bir çocuk arabasının merdivenlerden aşağıya yuvarlanmasıdır. Merdivenlerde Çarın askerlerinden kaçmaya çalışan insanların düşe kalka koşmalarından ve içlerinden ölenlerin yerdeki cesetlerinden oluşan dehşet verici bir görüntü ve bir annenin aldığı kurşun yarası sonucu devrilerek arkasındaki çocuk arabasının merdivenlerden düşmesine neden olması… Eisenstein bu sahnedeki aksiyon ve ritmi nasıl yarattığını öğrencilerine şu şekilde açıklar:

“… Bir merceğin odaklaştırması gibi çocuk arabası kendinde bütün atraksiyonu toplar ve onu yineleyerek yansıtır. Fakat bu yinelemeyi mekanik bir şekilde yapmaz, farklı farklı yoğunluklarda gerçekleştirir: birinde aksiyon yaygındır, çeşitli insanlardan oluşan bir kalabalık vardır, diğerindeyse bir noktada toplanmıştır, orada yalnızca çocuk arabası görülür. Bu şekilde ana tema sadece yinelemekle kalmaz, yeni bir gerilim içinde gelişir.”

Aslan heykeliyse filmde o kadar iyi kurgulanmıştır ki, hem yatan, doğrulan ve kalkan aslan heykeli resimlerinin hareketli olduğu izlenimini verir hem uyanan işçi sınıfını simgeler. Eisenstein’ın kurguda yarattığı harika metaforlara bir örnektir bu da.

Ayrıca filmde, Eisenstein hemen hemen iki çekim ölçeği kullanmıştır: genel ve baş çekim. Bu şekilde yığınlarla bireyleri ayırır. Genel planları sadece yığınları göstermek istediğinde, baş planlarıysa bireyleri ve onların çarpıcı durumlardaki ruh hallerini anlatabilmek amacıyla kullanır.

Film, 21 Aralık’ta Bolşoy tiyatrosunda gösterildiğinde büyük bir beğeniyle karşılanmış hatta Lunacharsky koltuğundan fırlayarak film için: “Bizler tarihi, kültürel bir olaya tanıklık ediyoruz. Yeni bir sanat doğmuştur. Bugünden sonra geleceğin büyük sanatı olan film sanatından söz edilecektir.”demiştir.

Film gerçekten de gösterime girdikten sonra tüm dünyada çok büyük ilgi görür. Almanya’da yirmi beş Berlin sinemasında, on diğer büyük şehir sinemalarında gösterime girer. Berlin’deki “Kamera” sinemasında aralıksız bir yol gösterilir. Alman yazar Ludwig Gesck bu başarı için: “Potemkin, Almanya’da yüz elli yıl önce Goethe’nin ‘Götz von Berlichen’inin yazın dünyasında yarattığı fırtınaya eş bir fırtına yaratmıştır.” Der. Bunda Alman besteci Edmund Meisel’in film için yazdığı özgün müziğin de büyük rolü vardır. Alman film sansür kurulu “gösterilen gemilerin sayı ve biçimleri, Sovyet Donanmasının gücünü göstererek Alman İmparatorluğu için tartışma yarattığı” gerekçesini öne sürerek filmi yasaklar. Bazı sinemalardaysa film yasaklanmaz ancak, Meisel’in yaptığı müziğin çalınmasına izin verilmez. Amerika’da gösterildiğinde “New York Sun” gazetesi filmi, yılın en büyük olayı ilan eder. Chaplin, yapımın dünyadaki en iyi film olduğunu söyler.

Filmin daha sonraki serüveni hem zafer dolu hem de acıklıdır. Zafer doludur çünkü; film 1958 yılında yirmi beş ülkenin 117 film tarihçisi tarafından “tüm zamanların en iyi filmi” seçilmiştir. Acıklıdır çünkü; filmin orijinal negatifleri Almanya’da hasar görmüş, bu kopyalara Eisenstein’ın algılamasına tamamen yabancı olan bir ses versiyonu yapılmıştır.

OKTYABR (EKİM)

Yapım Yılı: 1928

Süre: 103 Dakika

Yönetmen: Sergey M. Eisenstein

Senaryo: John Reed, Grigori Aleksandrov, Sergey M. Eisenstein

Görüntü Yönetmeni: Eduard Tisse

Kurgu: Sergey M. Eisenstein

Eisenstein 1926 başında arkadaşlarıyla birlikte Sovyet tarımı konusunda çekeceği film için araştırmalara başlar. Ancak araya 1917’deki Ekim devriminin yıl dönümü girer. Mejrapom yapımevi Pudovkin’e Ekim devrimini kutlamak üzere “Sen Petersburg’un Sonu (Konyets Sankt Peterburga)” adlı filmi ısmarlayınca, Eisenstein’ın çalıştığı Sovkino yapımevi de onun tarım hakkında yapacağı filmi iptal eder ve ondan Ekim devrimiyle ilgili bir film çevirmesini ister. Filmin 7 Kasım 1927’deki yıl dönümüne yetişmesi gerekmektedir.

Biri “Potemkin Zırhlısı”yla, diğeri “Ana”yla ünlü olan bu iki büyük ustanın çekeceği filmler iç ve dış basında büyük yankı bulur ve ilgiyle beklenir. Pudovkin işe erken başlamıştır, Eisenstein bu iş için çok geç kalmıştır ve elinde “1905 Yılı” filmindeki gibi çok fazla gereç vardır. Filmin çeşitli bölümlerini aynı anda farklı ekiplerle çekmeye çalışır. Ayrıca Eisenstein’la Pudovkin’in çalışmaları neredeyse Kışlık Saray’ı hangisinin daha önce ele geçireceği yarışına dönmüştür. Pudovkin, durumu şöyle açıklar:

“Aurora gemisinden Kışlık Saray’ı bombaladığım sırada, Eisenstein da sarayı St. Peter ve Paul kalesinden bombalıyordu. Bir gece sarayın damındaki korkuluktan bir parçanın kopmasına yol açtım ve başımın derde gireceğinden korktum, ama talihim varmış ki, aynı gece Sergey Mikayloviç de yatak odalarındaki iki yüz pencerenin camlarını kırmıştı.”

            Yarışı Pudovkin kazanır ve “Sen Petersburg’un Sonu” 7 Kasımdaki anma töreninde gösterilir. “Ekim”in gösterime çıkışının uzaması kurgusundan kaynaklanmaktadır. Çünkü “Ekim”, “Potemkin”den çok “Grev”e yakındır. Eisenstein, “Ekim”de bir yandan bir belgesel film çalışmasına benzer bir anlatım sürdürürken, bir yandan da “Grev”deki kurgu deneylerini, çarpıcı kurgu ve anlıksal kurgu deneylerini alabildiğine geliştirmektedir.

Eisenstein’ın “Ekim”i çekerkenki amacı devrimin ardında yatan gerçek anlamı, düşünyapısal çatışmanın nedenlerini ortaya koymak olduğu için, “Ekim”de “Potemkin”de olduğu gibi açık seçik bir şekilde öykülenen olaylar dizesi değil, olayın siyasal, düşünsel yapısının gelişimini yansıtan düşünceler ağır basmaktadır. Böylece Eisenstein “Ekim”de kurguyu salt bir öyküleme maksadının çok ötesinde; düşünceleri, kavramları, hatta soyut kavramları anlatmada kullanmıştır.

Eisenstein, “Ekim”i bitirdiği sırada yazdığı bir makalede: “Sinemanın, somut bir kavrama götüren soyut terimler yardımıyla işe başlamasının zamanı gelmiştir.” der. Aslında “Ekim”de anlatılmak istenen tam da budur. Ancak, Eisenstein buna “Grev”dekinden farklı bir yöntemle yaklaşır. O, “Grev”de birbirinden ayrı yerlerde çevrilmiş, ayrı görüntülerin iç içe geçirilip verilmesiyle izleyiciyi belirli bir yargıya yönlendirir. “Ekim”deyse “Çekimlerin yalnız görülebilir öğeleriyle değil, her şeyden önce ruhbilimsel çağrışımlarla ortaya çıkan coşkusal bileşimler”in yardımıyla ortaya “çağrışım kurgusu” konmaktadır. Örneğin; Devrimin en can alıcı noktasındaki kongrede Menşeviklerin uzlaştırmacı konuşmaları aktarılırken, araya harp çalan eller girer. Motosikletli tamburun Devrime katılışıysa dönen tekerleklerle devingen biçimde desteklenir. Bunun yanı sıra “Grev”deki anlıksal kurgu, “Ekim”de daha ileriye götürülerek soyut kavramların anlatımında kullanılır. Örneğin; Geçici Hükümetin başkanı Kerenski’nin yetkilerinin gittikçe artması, buna karşılık özyapısındaki hiçlik, Kışlık Saray’ının merdivenlerini çıkmakta olan Kerenski’nin aynı basamakta saymasıyla verilir ve bu çekimlerin arasına ünvanlarını belirten altyazılar konur: “Diktatör, Başkomutan, Denizcilik Bakanı, Savaş Bakanı, Başbakan”. Kerenski’nin Geçici Hükümetini Kafkaslardaki Müslüman askerlerle işbirliği yaparak devirmek isteyen Hristiyan General Kornilov’un askeri darbesine alet etmeye çalıştığı din düşüncesi bir İsa yontusundan bir Eskimo putuna dek uzanan dinsel simgelerle açığa vurulur.

“Ekim”, Eisenstein’ın deyişiyle: “geleneksel sınırlardan kurtulmuş; düşünceler, dizgeler ve kavramlar için geçişlere ve açımlamalara ihtiyaç duymayan dolaysız biçimleri gerçekleştiren, katıksız anlıksal filme doğru”adımlarla doludur ve Eisenstein bununla “sanatla bilimin birleşimine ulaşmayı” amaçlamaktadır.

“Ekim” gösterime girdiğinde onu, 1905 Devrimini ele alan “Potemkin” gibi, 1917 devrimini yalın bir şekilde anlatmasını bekleyenler oldukça şaşırırlar ve biraz düş kırıklığına uğrarlar. Aslına bakılırsa ne izleyiciler ne de eleştirmenler sinemadaki bu “yenilikler”e hazırdırlar. Bu yüzden filmi uzun süre nasıl değerlendireceklerini bilemezler. “Ekim” Almanya’da 1928 yılının en iyi filmi seçilir, ama diğer ülkelerdeki tepkiler en az Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’ndeki kadar karışıktır.

Daha sonra film, Eisenstein’ın tamamlanmış dört sessiz filminden sonra Sovyet eleştirmenlerin baş hedefi olur ve sık sık Eisenstein’ı, yöntemlerini eleştirirken kullanılır.

STRAROYE I NOVOYE (ESKİ İLE YENİ)   

Yapım Yılı: 1928

Süre: 121 Dakika

Yönetmen: Grigori Aleksandrov, Sergey M. Eisenstein

Senaryo: Grigori Aleksandrov, Sergey M. Eisenstein

Görüntü Yönetmeni: Eduard Tisse

Kurgu: Sergey M. Eisenstein

Eisenstein “Ekim” üzerindeki çalışmaları bitirdikten sonra, 1926 başında yarım bıraktığı “Genel Çizgi” adındaki tarımla ilgili filme yeniden döner. Film, ismini SSCB’de tarımın ortaklaştırılması için saptanan siyasanın genel çizgisinden almaktadır. Yeniden bir deney filmi yapmaya niyetlidir Eisenstein. Ama bu kez kitlesel izleyicilerin kolayca anlayabilecekleri bir yapım gerçekleştirmek istemektedir. Film, köylerdeki koşullar hakkında bir “matem” niteliği taşımaktadır. Eisenstein ilk kez güncel bir konuyu ele alır ve filminde köyü ve köylünün değişen ruh yapısını yansıtmak, tarımın iyileştirilmesi, tarım kooperatifleri kurulması, tarım işçileri sendikalarının oluşturulması konularını anlatmak ister. Bir kez daha bu yeni ortamın kişilerini “tipleme” anlayışı içinde anlatmaya karar verir ve bu yüzden köylerde ve kentlerde oyuncu bulmak için büyük bir arayışa girişir. Bu arayış büyük bir titizlikle gerçekleştirilir. Oldukça uzun sürer. Hatta baş kadın oyuncunun seçilmesi günleri bulur. Bu role, dokuz yaşından beri tarlada çalışan, devrimden sonra Konstantitinovska Devlet Çiftliği’ne geçen Marfa Lapkina uygun görülür. Eisenstein, filmin odak noktası olarak ilk kez bir kahramana yer verecektir. Daha önce yaşanan yoksulluk dönemini sona erdirerek, göz alıcı kolektif bir çiftlik oluşturup köylü topluluğunun gelişmesini sağlayan Lapkina ve arkadaşlarına teşekkür edilir. Bir süt ayırıcı, bir traktör ve bir boğa filmin özdeksel araçları olarak onların “yeni bir kolektif ve ilerleme ruhuyla” köylün bilinçsizliğine karşı giriştikleri mücadele ruhunun yaratılmasında katkıda bulunur. Bu üç simge –ikisi mekanikleşmiş moden yaşamı, biri doğal verimliliği temsil etmektedir- Eisenstein’ın filminin ilk görünümünü büyük ölçüde ortaya koymaktadır.

“Eski ile Yeni”nin konusu yalındır: Devrimin üzerinden on yıl geçmesine karşın, genç köylü kadın Marfa, eski törelerin, boş inançların egemen olduğu, zengin kulaklarla yoksul köylülerin bir arada bulunduğu bir köyde yaşamaktadır. Toprağını sürebilmek için zengin komşusundan ödünç bir at ister, ama geri çevrilir. Bu sırada toprakların ve emeğin bir kooperatif içinde birleştirilmesi çabaları başlamıştır. Marfa buna katılanların başında yer alır; kulaklarla (zengin köylü), kuşkucu köylülerle, bürokrasiyle savaşım verir. Ancak önce bir süt ayırıcının, ardından bir boğanın ve son olarak traktörün gelişiyle köylüler yavaş yavaş kooperatife katılmaya başlarlar. Toprak uyanmıştır.

“Eski ile Yeni”nin kurgusu sırasında Moskova’yı ziyaret etmekte olan Amerikalı yazar H.W.L. Dana’ya Eisenstein film için şu açıklamayı yapar:

“Grev, Paris’te ödül alırken bu tür filmi çoktan geride bırakmış ve Potemkin Zırhlısı’yla yeni bir uygulayımı başlatmıştım. Siz, Amerika’da Potemkin’e hayran olurken ben ondan bıkmıştım bile ve Ekim’de tümüylr değişik bir şeye el atmıştım. Ekim, şimdi bana modası geçmiş görünüyor, Genel Çizgi (Eski ile Yeni) için yeni bir yöntem geliştirdim.”

Eisenstein, “Eski ile Yeni”de de yeni bir kurgu denemesine girişti. Bu denemeyi filmin kurgusuyla uğraştığı sıralar yazdığı bir yazıda açıklamıştır:

“Eski ile Yeni’nin özel kurgusunun kesinlikle belirmiş yanını kurgu masasında araştırmıştım. Bu da filmin yoğunlaştırıldığı ve kısaltıldığı zaman oldu. Dizilemeyle kurguya yardımı dokunan ‘yaratıcı esrime’si –çekimlerin ‘işitilmesi ve duyulması’nın ‘yaratıcı esrime’si- artık geçmişte kalmıştı… Ve bu noktada, dinsel tören ayrımını kurgu masasında incelerken, bu ayrımın parçalarının birleştirilmesini katı sınıflardan hiçbirine, insanın kendi deyimini uygulayabileceği hiçbir sınıfa uygun düşürememiştim. Masada devinimden yoksulken, bunların seçim nedeni hiçbir biçimde anlaşılır çeşitten değildi. Bunların birleştirilmesindeki ölçüt, olağan sinemalık ölçütün dışında görülür.”

Eisenstein’a göre klasik kurguda her çekimdeki egemen öğeler tek tek alınarak kurgu buna göre yapılır, oysa “Eski ile Yeni”de bütün uyaranlar eşdeğerde sayılır. Duyumların eşlenmesiyle bu uyaranlar titreşim ya da titremsellik denen bir tek ortak ölçüye indirgenir. Ona göre, “Eski ile Yeni” titremsel ve üsttitsemsel kurgu örneğiyle doludur. Eisenstein, bu durumu filmde dördüncü boyut olarak niteler, bu kurguyu “çok sesli kurgu” olarak adlandırır ve filmdeki yağmur duası bölümünü bunun bir örneği olarak gösterir: “Bu örnekte bir çekim öbürüne yalnız bir belirtiyle –devinim, ışık değerleri, örgünün serimindeki bir evre ya da buna benzer herhangi bir şeyle- değil, her biri bağımsız bir düzenleme akışına katkıda bulunan bir sürü çizgiler dizisinin zamandaş ilerleyişiyle bağlanmıştır… Ayrımda, birbirine bağlı bir çok çizgi, kendi başına giderek ve bütün çekimler ayrımını birbirine bağlayarak, sanki çok renkli bir yün yumağı oluşturur.”Dördüncü boyuta ek olarak yazdığı “Kurgu Yöntemleri”nde ise şöyle der: “Titremsel kurguda devinim geniş bir anlamda algılanmıştır. Devinim kavramı, kurgu parçasının bütün duygularını kapsar. Burada kurgu, parçanın özellik taşıyan coşkusal sesine, parçanın egemen öğesine dayanır. Parçanın genel titrem’ine… ‘Eski ile Yeni’ kimi ayrımlarda titremsel ve üsttitremsel çizgilerin kesişmesini sağlamayı başarır.”

Kısacası titremsel kurgu yine anlıksal kurgudur, fakat burada düşünceye ulaşma, bütün duyumların uyarılmasıyla estetik bir yoldan sağlanmaktadır.

ROMANCE SENTIMENTALE

Yapım Yılı: 1930

Süre: 20 Dakika

Yönetmen: Grigori Aleksandrov, Sergey M. Eisenstein

Senaryo: Grigori Aleksandrov, Sergey M. Eisenstein

Görüntü Yönetmeni: Eduard Tisse

Kurgu: Sergey M. Eisenstein, Grigori Aleksandrov     

            “Eski ile Yeni”nin 1929 sonbaharında gösterime girmeden önce Eisenstein, Aleksandrov ve Tisse sesli filmi incelemek üzerine yurtdışına giderler. Yeterince paraları yoktur, Eisenstein’a söz verilen Hollywood’da film çevirme olanağı gerçekleşinceye dek, yönetmen ve arkadaşları bir yandan incelemelerde bulunurlarken, bir yandan da çeşitli film çalışmaları, konferanslar, yazılarla geçimlerini sağlamaya çalışırlar. O sıralarda Aleksandrov ve Tisse tarafından 20 dakikalık bu kısa müzikal çekilir. Filmin yapımcısı paralarını ancak Eisenstein’ın isminin de proje dahil edilmesiyle verebileceğini söyler. Eisenstein kabul eder.

¡QUE VIVA MEXICO! (YAŞASIN MEKSİKA!)

Yapım Yılı: 1932

Süre: 85 Dakika

Yönetmen: Grigori Aleksandrov, Sergey M. Eisenstein

Senaryo: Grigori Aleksandrov, Sergey M. Eisenstein

Görüntü Yönetmeni: Eduard Tisse

Eisenstein ve arkadaşları 1930 nisanında Paris’te “Paramount” şirketiyle bir sözleşme imzalar, 1930 yazında Hollywood’da çalışmaya başlarlar. Ama Eisenstein, Aleksandrov ve onlara katılan İngiliz yazar Ivor Montagu’nun birlikte hazırladıkları tüm senaryolar Paramount tarafından reddedilir. 1930 ekiminde de Paramount’la olan sözleşme iki tarafın da anlaşmasıyla sona erdirilir. Eisenstein, dostlarının yardımıyla Amerikalı yazar Upton Sinclair’le  Meksika’da bir film çevirmek üzere anlaşır. Sinclair’ın eşi Mary Craig Sinclair yapımcı olarak Eisenstein’la bir sözleşme imzalar. Aynı yılın sonundaysa “Yaşasın Meksika!”nın Meksika’da çekimlerine başlanır.

Çekimlere başlamadan önce, Eisenstein Meksika’yı keşfetmeye koyulur. Seyahati boyunca çok sayıda Meksikalı ressam ve yaratıcı sanatçı ile tanışır: Fernando Gamba, Best Maugard, Jose Clemente Orosco, David Alfaro Siqueiros, bunlardandır. Özellikle Diego Rivera onu çok etkiler. Eisenstein’ın yaşam öyküsünü yazmış olan Marie Seton “Yaşasın Meksika!” filminin bazı sahnelerinde, bu sanatçıların eserleriyle büyük benzerlikler olduğuna işaret etmiştir. Maya ve preKolombia sanatının etkilerini de unutmamak gerekir.

Eisenstein, Meksika macerası boyunca çok çeşitli keşiflerde bulunur. Horoz dövüşleri, pagan Kızılderili dansları, Katolik azizlere adaklar, keşişlerim koyu sofulukları, tarihi piramitler onu çok etkiler. Eski Toltek uygarlığının kalıtlarıysa onun için bambaşka bir zenginliktir. Eisenstein Meksika izlenimlerini şu şekilde açıklar:

“Göz artık nesneleri görmüyor, kör bir adamın elleriyle algıladığı ve hissettiği gibi nesneleri algılamakta ve hissetmektedir. Onlar benim bilincime ve duyumlarıma işlemektedir; tersine olarak, burada duyumlarımın ve tepkilerimin tam bir karmaşası yaşanmaktadır. İçimde bir şeyler kıpırdanmakta ve sonsuz bir şekilde şiddetlenmektedir. Böylece dağlar, köprüler, katedraller, insanlar ve meyvelerin kocaman dünyasına ulaşılır. Gökyüzünün rengarenkliğiyle, boyanmış azizlerle, ordu ve hayvan sürüsüyle, met-cezir akışlarıyla bir yaşam.”

Eisenstein, Meksika’da “Ozansı” bir niteliğe bürünür ve Meksika tarihinden seçilmiş altı ayrı dönemde geçen epizotlar içinde Meksika halkının destanını işlemeye karar verir. Belirli bir süre ve bütçe aşıldıkça yapımcı konumunda olan Sinclair’lerle Eisenstein arasındaki uyuşmazlık da giderek büyür ve sonunda çekişmeye dönüşür. Sinclair, bir yandan filmin artan bütçesini karşılamakta güçlük çekerken, bir yandan da California valiliği için giriştiği seçim kampanyasında Eisenstein ile filminin, kendisine karşı kullanılmasından çekinmektedir. Sonunda 1932 ocağında filmin yapımının durdurulmasını ister. Filmin bir bölümü eksik kalır.

Sinclair’ın yapımı durdurmasıyla birlikte Eisenstein’ın yaşamının belki de en melodramatik öyküsü başlar. Sinclair, filmin Eisenstein’ın eline geçmemesi için elinden gelen her şeyi yapar. Eisenstein, Avrupa’ya doğru yola çıkmadan önce New York’ta bir ara izlediği,  negatifler başkalarının  eliyle yıllar sonra kurgulanmış olan “Meksika’da Fırtına” ve “Güneşte zaman” dışında, filmi bir daha göremez. SSCB’ye döndükten sonra zaman zaman filmin negatiflerini getirtmeye çalışsa da sonunda tüm umudunu yitirir ve “Yaşasın Meksika!”dan duyduğu tüm kırgınlığı hayatı boyunca saklar. 1947 yılında “Yaşasın Meksika!”nın önsözünü şu tümcelerle bitirir:

“Ve gözümün önünde canlandırdığım ‘Ölüm Dansı’na başka suratlar da karışıyor. Filmimi bitirmeme izinvermeyenlerin suratları. Maskelerini indirmeyenlerin suratları. Onlara ihtiyacım yok. Onların hangi yanda dans ettiklerini biliyorum. Ve onların yüzeysel ‘köktencilik’lerini örten mukavva maskenin altında neyin gizli olduğunu biliyorum”

“Yaşasın Meksika!”nın çeşitli ellerde dolaşan, çeşitli kurgulamalara uğrayan, değişik filmlerde kullanılan negatiflerinden 200’e yakın makara en sonunda, New York Çağdaş sanat Müzesi Filmliğiyle varılan anlaşmayla 1974 yılında Sovyet Filmliğine verilir. Daha önce 1955’te Eisenstein’ın öğrencisi Jay Leyda, Çağdaş Sanat Müzesi adına “Yaşasın Meksika!”nın çekimlerinin ardı ardına sıralanmasından oluşan 8.000 m’lik bir “Eisenstein Meksika Tasarısı”nı gerçekleştirmiştir.

 

BEZHIN LUG (BEJİN BATAKLIĞI)

Yapım Yılı: 1937

Süre: 30 Dakika

Yönetmen: Sergey M. Eisenstein

Senaryo: Isaac Babel, Aleksandr Rzheshevsky, Ivan Turgenyev, Sergey M. Eisenstein

Görüntü Yönetmeni: Eduard Tisse

Kurgu: Esfir Tobak

Eisenstein 1932 Mayısında döndüğünde Sovyet Sineması’nı bambaşka bulur. Sinema 3 yıl içerisinde çok değişmiş, yığınsal hikayelerden çok birey merkezli hikayelere yönelmiş, yalın anlatıma sırtını çeviren, biçimselliği reddeden bir hale getirilmiştir.

Sinema artık Boris Şumyatski’nin denetim alanındadır. Zaten Eisenstein’e kişisel bir soğukluk duyan Şumyatski Eisenstein’ın Meksika’dan eli boş döndüğünü görünce onun sinemaya devam etmesini engellemek için elinden geleni yapar. Eisenstein da bir süre sinemadan uzaklaşır, VGİK’te ders vermeye başlar.

Nihayet 1937 yılında her şeyi göze alarak “Bejin Bataklığı” üzerinde çalışmaya başlar. Konu, bir nevi “Eski ile Yeni”nin arkasıdır: gençlerin ortaklaşa paylaşılan çiftliklerin kurulmasına katkıları.Senaryo için Aleksandr Rzheshevsky’ye gidilir. Rzheshevsky, Turgenyev’in “Bir Avcının Öyküleri”ndeki “Bejin Bataklığı” öyküsünden yola çıkar. Turgenyev’in öyküsü 1850’deki bir Rus çocuğun ruhsal durumunu yansıtmaktadır. Rzheshevsky, Turgenyev’in öyküsünün geçtiği Bejin bataklığı köyüne gider. Burada tanıştığı Pavlik Morozov’un gerçek öyküsünü de dinleyerek bir senaryo hazırlar. Pavlik, bir kulağın oğludur, arkadaşlarını çiftliğin hasadını korumak için örgütlemiş, bu yüzden de çiftliği baltalamak isteyen babasının öfkesini üzerine çekmiştir. Baba, oğlunu öldürmüş, Pavlik bir anda kahraman olmuştur.

Filmin çekimlerine 1935 yılında başlanır ama talihsizlikler bir türlü Eisenstein’ın peşini bırakmaz. Eisenstein önce bir klisenin mahzeninde donatımları, giysileri araştırırken çiçeğe yakalanır ve ölümün eşiğine gelir. Filme verilen uzun bir aradan sonra çekimlere tekrar başlanır ama bu kez de yönetmen ağır bir gribe yakalanır. Bu da atlatıldıktan başlayan çekimleri bu sefer Şumyatski durdurur. Eisenstein’dan senaryonun yeniden yazılmasını ve büyük bir bölümün yeniden çevrilmesini ister. Eisenstein, ünlü yazar Isaac Babel’in yardımıyla senaryoyu tekrar yazar ancak film bitmek üzereyken 1937’de Eisenstein yeniden hastalanır ve 17 Mart 1937’de filmin yapımı Şumyatski tarafından tamamen durdurulur. Bir süre sonra “Bejin Bataklığı” kilit altına alınır. 1942 yılında Moskova’ya bir Alman hava akını sırasında Mosfilm’in korumalığı yıkılıp sular altında kalınca filmin negatifi de kaybolur. Yıllar sonra, 1960’larda, filmin kurgucusu Esfir Tobak’ın filme el konulmadan önce her çekimin başından kesip Eisenstein için ayırdığı birkaç resimlik parçalar Eisenstein’ın belgeleri arasından çıkar. Bu parçalardan biri 30, diğeri 60 dakikalık iki saydam kuşak gerçekleştirilir.

ALEKSANDR NEVSKIY

Yapım Yılı: 1938

Süre: 112 Dakika

Yönetmen: Sergey M. Eisenstein, Dmitri Vasilyev

Senaryo: Sergey M. Eisenstein, Pyotr Pavlenko

Görüntü Yönetmeni: Eduard Tisse

Kurgu: Esfir Tobak, Sergey M. Eisenstein

            Eisenstein, Aleksandr Nevskiy’e başlamadan önce büyük bir ruhsal çöküntü içerindedir: birbiri ardına gelen yurtdışı serüvenleri, “Yaşasın Meksika!” olayı, yoğunlaşan eleştiriler ve “Bejin Bataklığı”nın yasaklanması onu çok üzmüştür. Tüm bunların yanında hayatı tehlike altındadır. 1934’ten itibaren SSCB’de büyük temizlik eylemi başlamıştır; göstermelik yargılamalar yapılmakta, bu siyasal duruşmaların yanı sıra sanat alanında da eski kuşaktan çok kişi suçlanmaktadır: Proletkult döneminden yakın çalışma arkadaşı Tretyakov, devrimci tiyatronun önderi Meyerhold, “Bejin Bataklığı”nın ikinci senaryosuna katılan Isaac Babel bunlardandır. Hatta Eisenstein’ın da bu kişiler gibi suçlandığı ve tutuklandığı söylentileri yayılmaya başlar. Kesin olan tek şeyse Şumyatski görevde kaldığı sürece Eisenstein’ın bir daha film çeviremeyeceğidir. Bundan dolayı Eisenstein bir kez daha kendini derslerine ve kuramlarına verir.

Nihayet 1938 yılında Şumyatski görevden uzaklaştırılır ve Eisenstein’a yeniden film çevirme izni çıkar. Nacak bu kez sanatçının önceki çalışmalarıda olduğu gibi kendi bildiğini okumaması için yanına yeni çalışma arkadaşları verilir. Senaryonun hazırlanması için projeye Piyotr Pavlenko da dahil olur, Dimitri Vasiliyev, Eisenstein’ın yardımcılığı görevini üstlenir. Eisenstein’ın diğer filmlerinin aksine Aleksandr Nevskiy’nin büyük bölümü işlikte çekilir.

Bu tür kısıtlamalara karşılık Eisenstein’a çalışmasında son derece geniş imkanlar sağlanır; filmin Peypus gölü üzerinde Ruslarla Tötob şövalyelerinin savaştığı sahnesi için, Moskova yakınlarında bir işlik arsasında, hem de temmuz ayının kavurucu sıcaklarında bir “Rus kışı” yaratılır. Kar görünümü vermek için asfalt, sodyum silikat, beyaz kum ve tebeşirden oluşan tonlarca karışımla 30.000 metrekarelik geniş bir alan örtülür. Ancak “kış görünümü” salt bununla yaratılmaz. Filmin görüntü yönetmeni Tisse bunu şöyle anlatmaktadır:

“Şurası akıldan çıkarılmamalı: Yazın havanın görünmesi çok geniştir, bulut kümelerinin yoğunluğu azdır. Bütün bunlar parlak bir güneşle birleşince, sıcaklık duygusu uyandırır. Kışın, tersine, gök kubbe yere daha yakındır, bulutlar daha kalın ve koyudur. Biz ‘kış göğü’nü iki yolla sağladık: Sahnenin titizlikle düzenlenmesi ve uygun süzgeçler kullanarak. Genellikle, yumuşak bulutları filme almaktan kaçındık. Turuncu ve mavimsi ışığı birleştiren bir süzgecin yardımıyla göğün kapalı, ağır görüntüsünü başarıyla yansıttık.”

            Buzların çökmesi sonucu şövalyelerin sulara gömülmesi sahnesi de büyük önem taşımaktadır. O sahne içinse; Moskova yakınlarındaki bir gölün kıyı bölümü karlarla kaplanır. Ağaçlardaki kırağıyı yaratmak için dallar beyaza boyanır, pamuk parçaları yapıştırılır. 17,5 ton ağırlığındaki buzu, suyun altına gizlenmiş havayla dolu dubalar taşımaktadır. Verilen işaretle dubalardaki hava boşaltılınca buz suya batar.

Aleksandr Nevskiy, 13. yüzyıl’da geçer ama filmde, filmin çekildiği, dönemde geçen siyasal olaylara göndermeler vardır. Nazi Almanyası ile faşist İtalya’nın İspanya iç savaşına doğrudan katılıp, İspanyol Cumhuriyeti’ni ortadan kaldırmaları, Fransız Halk Cephesi hükümetinin başarısızlığı, Nazilerin komşu ülkelerden sürekli toprak istemeleri, tüm bunlara karşılık ABD, İngiltere ve Fransa’nın hiçbir şey yapmamaları SSCB’de kuşkuyla izlenmektedir. SSCB, Hitler’in doğudaki Rus topraklarını Naziler için “yaşam alanı” ilan ettiğini bilmektedir. Tüm bu endişe, korku ve gerilimi Eisenstein filminde kullanmış, 13. yüzyılda batıdan gelen Töton (Alman) şövalyelerinin saldırısını bozguna uğratan tarihsel bir olayla, hem Nazilere bir uyarı hem de SSCB halkına bir örnek olmayı amaçlamaktadır. Eisenstein filminin konusunun güncel siyasal olaylara bağlantısı için “Konum, Yurtseverliktir” isimli makalesinde şöyle der:

“Günümüz dünyasının tablosunu dehşete düşmeden izlemek olanaksızdır. İnanıyorum ki, tarihin hiçbir dönemi, şu son yıllarda durmaksızın artan faşist saldırı denli, bütün insanlık ülkülerini ayaklar altına almanın böylesine yoğunlaştığına tanık olmamıştır… Yurtseverlik ve ulusal direniş… Tüm filmimizi kaplayan izlek bu işte. 13. yüzyılın tarihsel bir oluntusunu ele aldık. O sırada şimdiki faşistlerin ağababaları –Livonya ve Töton şövalyeleri-, tıpkı bugünkü faşist Almanya’nın aynı anlayışı, aynı çılgınca sloganları, aynı bağnazlığıyla İslavlara ve öbür halklara boyun eğdirmek amacıyla Doğu’yu ele geçirmek için düzenli saldırılarda bulunmaktaydılar…”

            Gerçekten de, filmin çevrildiği 1938’den 1941’deki saldırıya dek geçen olaylarla, Aleksandr Nevskiy’deki olaylar arasında şaşılacak benzerlikler vardır. Aleksandr Nevsky’nin o günü aydınlatmak için 13. yüzyıldan yararlanması gibi, sanki SSCB yöneticileri de filmde anlatılanlardan yararlanmışlardır.

Filmin dayandığı tarih olayları şöyledir: 13. yüzyılın ilk yarısında Cengiz Han, Kafkasları ele geçirip Rusya içlerine yürür. Karşı çıkan Rus birlikleri 1223’teki Kalka savaşında bozguna uğrar. Kiev yöresine sığınan Rus kentleri ve prenslikleri Moğollara boyun eğdirirler. Bu yetmiyormuş gibi Batıdan daha da büyük ve korkunç bir tehlike belirir. 12. yüzyıl başında Kudüs’te kurulan Töton tarikatının Alman torunları olan Töton şövalyeleri, Rus topraklarını ele geçirmek için büyük bir saldırı başlatırlar. Önlerine çıkan ne varsa acımasızca yok ederler. Pskov’un düşüşü üzerine ulusal direncin tek dayanağı olarak Novgorod kalmıştır. Prensler, içlerinden en akıllı, en bilge olan Novgorod Prensi Aleksandr Nevski’nin çevresinde birleşirler. Nevski tüm gücünü Töton saldırısını karşılamakta kullanmak için Moğollarla anlaşır. 5 Nisan 1242’de, donmuş Peypus Gölü üzerindeki savaşta Töton şövalyelerini gölün buzlu sularında yok eder.

Eisenstein’ın “Aleksandr Nevskiy”si ise tüm bu olayları dümdüz, yalın bir çizgi üzerinde izler, olayların arasına sadece bir aşk hikayesi sıkıştırır. “Potemkin” gibi “Aleksandr Nevskiy”in de yalın dramatik yapısı bölümlerden oluşur. Nijat Özön çevirisini yaptığı Eisenstein’ın “Film Duyumu” kitabında bu 8 bölümü şu şekilde açıklamıştır:

1. Bölüm: İşgal altındaki Rusya. Bir savaşın izlerini taşıyan ova. Balık avlamakla, tekne yapmakla uğraşan halk. Moğolların geçişi. Kapışma. Nevski’nin işe karışması. Moğolların gidişi.

2. Bölüm: Novgorod. Kent. Olga’yı seven Vasili ile Gavrilo’nun çekişmesi. Olga, içlerinden en yiğit olanı seçecektir. Pskov’dan gelen habercinin tehlikeyi bildirmesi. Halkın tartışması. Nevskiy’e başvurma kararı.

3. Bölüm: Tötonlar Pskov’da. Her yer ateş ve duman içinde. Şövalyeler ve hainler. Çocukların ateşe kurban edilmeleri. Valinin idamı.

4. Bölüm: Nevskiy’in Katında. Halkın temsilcileri. Nevskiy’e gelir. Nevskiy komutanlığı üstlenir.

5. Bölüm: Silah Başına. Köylülerin ayaklanışı. Bütün köylüler Novgorod’da toplanır. Nevskiy’in konuşması. Silahların dağıtılışı.

6. Bölüm: Töton Şövalyelerinin Ordugahı. Dinsel Tören. Savaş hazırlıkları.

7. Bölüm: Buz Üstünde Savaş. Nevskiy’in öncüleri yenilir. Nevskiy savaş planını hazırlar. Bekleyiş. Gün doğuşu. Tötonların saldırısı. Karşı saldırı. İkinci saldırı. Tötonların karşı koyuşu. Rusların sızması. Komutanların çarpışması. Tötonların kaçışı. Çöken buzlara gömülen Tötonlar. Savaş alanında ölüleri, yaralıları arayış.

8. Bölüm: Nevskiy’in Pskov’a Girişi. Ölüler, tutsaklar, askerler, hainler. Geçit töreni. Suçluların cezalandırılmaları. Aşk öyküsünün çözümü: Gavrillo-Olga, Vasili-Vasilisa. Eğlenceler. Nevskiy’nin konuşması.

Aleksandr Nevskiy, bu yapısıyla şövalye romanları, destan, halk öyküsü, opera türlerinin özelliğini taşımaktadır.

Filmin, sinema sanatı yönünden taşıdığı önem; bu yalın yapısından ve çeşitli öğeleri kaynaştırmasından çok Eisenstein’ın tüm kısıtlamalara rağmen yine de vazgeçemediği ve sürdürdüğü denemelerinden kaynaklanmaktadır.

Aleksandr Nevskiy’nin 13. yüzyıldaki bir tarih olayını, şövalye romanı, destan, halk öyküsü, opera niteliğiyle anlatmasından yararlanan Eisenstein, yapıtına her şeyden önce yoğrumsal bir nitelik kazandırmıştır. Bu yoğrumsallığı sağlamak için kullandığı en büyük etken biçemleştirmedir. Kişilerin davranışlarını, işlevlerini, özyapılarını yansıtacak biçimde düzenler. Nevskiy karakterinde soyluluk, yücelik kararlılık, liderlik ön plandadır. Sahneler tüm fazlalıklarından arındırılmış, en temel öğelerine indirgenmiş, kişilere, olaylara eylemlere ne yönden ve ne kadar gerekliyse o anlayışla hazırlanır. Örneğin; savaşa, bozguna ve cezalandırmaya yatkın bir anlayışla seçilen donmuş göl gibi. Giysilere baktığımızdaysa Töton şövalyelerinin aklara, Rusların karalara bürünmüş olduğunu görürüz. Burada beyazla siyahın kullanımı “Eski ile Yeni”nin tam tersidir. Eisenstein bunun için şöyle der: “Eski ile Yeni’de beyaz renkler mutluluk, yaşam, yeni yönetim biçimlerini yansıtırken, siyah renkler gerici, suçla ilgili, geri kalmış ne varsa onunla birleştirilmişti. Nevskiy’deyse Rus savaşçılarına ayrılan siyah renk, yiğitliğin ve yurtseverliğin olumlu izleklerini belirtirken, Töton şövalyelerinin beyaz giysileri kıyıcılık, baskı ve ölüm izlekleriyle birleştirilmişti.”

            Töton şövalyelerinin yüzlerini tamamen kapatan, onlara gizemli bir görünüş kazandıran demir başlıkları da yine simgesel bir yoğrumsallığın başarılı kullanılışına örnektir. Kişilerin, aksesuarların düzenlenmeleri ve devinimleri bu yoğrumsal biçimleştirmeyi pekiştirmektedir. Çizgiler, sıralanışlar belirli bir durumu simgeler: dar keskin açılar, kapalı üçgenler saldırganlığı, dördüller, çemberler, yarım çemberler savunmayı, düşey çizgiler, yükseklikler, yukarıya doğru uzanan geniş açılı üçgenler gücü, önderliği… Tisse bunun için de şunları söyler:

“Çok kimse bize neden motorlu alıcı kullanmadığımızı sordu. Böyle bir alıcı kullansaydık saniye 24,5 resim alabilirdik. Oysa biz savaşın dizemini vurgulayıp yeğinleştirmek istiyorduk. Unutulmamalı ki, kullanılan silahların çoğu –kılıçlar, kargılar, baltalar- yapmaydı. Bunlar olağan hızda çevrilseydi son derece hafif oldukları duygusunu uyandıracaktı. Bundan dolayı, hemen hemen bütün savaş sahnelerini saniyede on iki resim arasında çektik, böylelikle buz üstünde savaşın bütün değişik oluntularında son derece devingen bir nitelik sağladık.”

            Eisenstein, bu filmin yapım aşamasında Prokofiev’le tanışır. Tanıştıktan sonra birbirlerini anlayabilmeleri için birkaç sözcük yeterli olur. Prokofiev, daha önce Eisenstein tarafından gönderilmiş olan ortaçağ müzikleri üzerinde çalışmalar yapmıştır. Eisenstein da fikirlerini açıklamak için çok sayıda taslak ve çizim hazırlamıştır. Müziğin karakteri üzerine uzun uzadıya tartışmalar yaptıktan sonra, buz üzerinde savaşın ayrıntılarıyla ilgilenmeye başlarlar. Eisenstein onun filmden önce müzikleri bestelemesini ister ve bunun için çekimlerin taslaklarını ve bölümler için duyumsal ve yapısal fikirleri ona iletir.

Çalışmalar ilerledikten sonra Prokofiev Ruslar ve Tötonlar için ayrı ayrı müzikler kullanılmasının gerektiğini söyler. Film müziğinin Rus dinleyicinin kulağına uygun olarak yapılması gerekmektedir ve bunun için özel ses efektleri kullanılır. Daha sonra Rusların zaferi vurgulanır.

Eisenstein bu çalışmadan son derece mutlu olur ve bir sonraki çalışmalarını resim ile sesin uyum içinde olması yasaları üzerinde yoğunlaştırır.

Aleksandr Nevskiy, 23 Kasım 1938’deki özel gösteriminden sonra özellikle SSCB’de büyük başarı kazanır, Eisenstein’a elinden alınan saygınlığını geri verir, sinema işleyiminde yine ön sırada yer almasını, uzun süredir kendisinden esirgenen Lenin nişanın sonunda ona verilmesini sağlar. Ayrıca SSCB Bilimler Akademisi Sinema Bölümü kendisine “Sanat doktoru” ünvanını verir, Mosfilm’in yapımcısı ve baş sanat yöneticisi olur.

IVAN GROZNYY (KORKUNÇ İVAN)

Yapım Yılı: 1944, 1946

Süre: 103 Dakika

Yönetmen: Sergey M. Eisenstein

Senaryo: Sergey M. Eisenstein

Görüntü Yönetmeni: Eduard Tisse, Andre Moskvin

Kurgu: Sergey M. Eisenstein

Eisenstein Aleksander Nevskiy’den sonra geniş oylumlu tarihsel bir konu seçer: “Büyük Fergana Kanalı”. Ancak Avrupa’da savaşın patlak vermesi üzerine bu büyük oylumlu filmin çevrilmesinden vazgeçilir. “Fergana Kanalı”ndan geriye ancak, kanalın açılışıyla ilgili parçalardan yapılmış kısa bir belgesel kalmıştır.

Bu arada Eisenstein, Alman-SSCB antlaşmasının öngördüğü ekinsel işbirliği çerçevesinde Bolşoy Tiyatrosu için Wagner’in “Walküre”sini hazırlar. Uzun zamandır tasarladığı Puşkin’le ilgili filmin hazırlıklarına girişir, sonra bunu da bırakarak “Korkunç İvan” üzerinde karar kılar.

“Korkunç İvan”ın hazırlığı 1940 yılından 1943’e dek sürer. Filmin, Aleksandr Nevskiy’le başlayan Rus tarihinin kahramanlarının tanıtılması amacına yönelik olması planlanır.

Eisenstein, temel çıkış noktasının ayrıntılı ve karmaşık bir şekilde işlenmesiyle en umulmadık yönlendirmelerde bulunacaktır. Belirli bir düzen ya da neden olmadan kafasında çeşitli fikirler ortaya çıkmaktadır. Oyunculuk, müzik, ışıklandırma gibi öğeleri kafasında planlar. Yon Barna’nın deyimiyle:“Kafasının içindeki orkestrayla sanatsal evrenini kurmaya başlar.”

Eisenstein filmin hazırlık sürecinde yaşadığı bu durum için daha sonra şunları yazar:

“Biri, sizin yaşamınızın canlı bir dilimini görselleştirebilir. Bir ikincisi sizi oynayabilir.Bir üçüncüsü sizi duyabilir. Dördüncü kişi için siz bir çekim görürsünüz. Beşinci biri kurgulanmış sekansta olduğu gibi sizi hissedebilir. Altıncısı ise renkli lekelerin bir karmaşasıdır.”

Ne yazık ki bu sırada Alman orduları 1941 sonbaharında Moskova önlerine gelince öbür yapımevleri gibi Mosfilm de Orta Asya’daki Alma Ata’ya taşınır. Eisenstein’ın ilk işi işliklerin düzenlenmesine, VGİK’in Alma Ata’ya taşınmasına bakmak olur. Bundan dolayı “Korkunç İvan”ın çevrilmesine ancak 1943 nisanında başlanabilir. Mosfilm’le varılan anlaşmaya göre film 2 kısımdan oluşacaktır. Eisenstein çalışmalarına kaldığı yerden devam eder. Artık sayfaları alelacele yapılmış çizimler ve notlarla doludur. Bir diyalog parçası, oyuncuların konumları için diyagramlar, tasarım hakkında kesin hesaplamalar, besteciye öneriler, yüzlerce, binlerce çizim-not-ayrıntılar:

“Siz birdenbire tüm sahnenin gözlerinizin önünde, en ince ayrıntısına kadar canlandırıldığını görürdünüz.

Hayal gücünüzle Çar Ivan’ın figürünü yakalarsınız. Bu sahnenin diyaloglarını çizebilmek için hemen kurşun kaleminizi elinize almanız gerekmektedir. Onun mürekkebi kururken, kurşun kaleminize tekrar sarılıp görüntü hakkında notlar alırsınız –rahibin uzun beyaz saçları, Çar’ın gri kafasının üzerinde sallanmaktadır. Bu ruh hali bittiği zaman, kendinizi çizim sayfalarının üzerine dolma kalem ve kurşun kalemle diyalog notlarını çizerken bulursunuz.

Yönlendirmeler çizimlere dönüşmektedir; çeşitli karakterlerin ses ve vurguları, yüz ifadesi dizisi olarak çizilecektir.”

Film, Nijat Özön’ün dediği gibi “tüm boyutları alabildiğine genişletilmiş ve geliştirilmiş bir yapı”dır. 1547 yılı, Moskova. Genç IV. İvan taç giyme töreninde Rusya’yı birleştirmek amacıyla, dış düşmanlara karşı gücünü pekiştirmeye ve asil boyarların bencil ve yıkıcı emellerine karşı çıkmaya yemin eder. Çar, Azer Denizi’ne hâkim olmak için Tatarlara karşı açılan savaştan zaferle döndükten sonra, ağır bir hastalık geçirir. İktidar hırsıyla yanıp tutuşan boyarların temsilcisi olan halası ise, Çariçe Anastasya’yı zehirler. Mucizevi bir şekilde iyileşen İvan, bir manastırda gönüllü olarak inzivaya çekilir. Ancak uyruklarından oluşan bir heyet ona gelip tahtına dönmesi için yalvarır.

“Korkunç İvan” yalnızca konu değil, öbür boyutlarda da genişleme gösterir. “Aleksandr Nevsky”nin fazla derine inmeyen altyapısı, İvan’da bir ruh bilimsel incelemeye dönüşmektedir. İvan’ın çocukluğundan yaşlılığına dek geçirdiği değişim büyük bir gözlemcilikle yansıtılır. Zaman, kişiler gibi uzam da çok değişiktir: kimi zaman büyük bir saray, kimi zaman bir başkilise, kimi zaman Moskova, Novgorod, Kazan… Bunun yanı sıra en ince ayrıntılarına dek düşünülmüş, zaman zaman biçimlendirilmiş, kişilerle yapıları ve çevreleri arasındaki bağlantıyı kuran görkemli bezemler ve giysiler.

Eisenstein, 1945 yılında yazdığı bir yazıda “İvan”ı çekmesindeki amacı şu şekilde açıklar:

“Kurucu-çar, ilerici ve öncü yaratıcı-çar görüntüsü, hükümdarlığının son yıllarındaki ‘Korkunç İvan’ın karanlık gölgesiyle hep karanlıkta kalmıştır. Biz bu olağan üstü devlet adamının özelliklerini yeniden canlandırmayı, gençliğini yeniden anlatmayı, gölgede kalmış kimi eylemlerinin kimi yönlerini açıklamayı, Rusya’nın bir savaşım verdiğini açıklamayı görev bildik… Moskova çarının yaşam ve savaşının nasıl düzenlendiğini ve bu savaşın bu seçkin ve olağan üstü kişiliğin yapısını nasıl etkilediğini göstermek istedim… Kuşkusuz sinema her şeyi kapsayabilecek durumda değildir. Ama devlet düşüncesine kendini adayan bu varlığın yazgısındaki dönüm noktaları belirtilebilir. Bu kişi, devlet düşüncesinden dolayı dostlarını yitirmek, yakınlarına ve yakınındakilere karşı adını kirletmek, ülküsünü gerçekleştirmek için başkalarını da kendini de esirgemek zorunda kalmıştır.”

Ama Eisenstein’ın açıkladığı bu amacın “İvan”da gerçekleştirilmiş biçimi, birbirine taban tabana karşıt yorumlara yol açar. İlk bölüm “Nevskiy” gibi SSCB’de büyük övgüyle karşılanır. Eisenstein, 1946’da bu ilk bölümle Stalin ödülünü kazanır. Hatta çok beğenilen bu ilk yarıdan dolayı filmin 3 bölüme çıkarılmasına karar verilir. “Boyarların Düzeni” isimli ikinci bölüm, ek sahnelerle birlikte 1945 sonunda bitirilir. Film, Komünist Parti Merkez Komitesi’nde çeşitli tartışmalara yol açar. Basında ağır eleştiriler çıkmaya başlar ve filmin yasaklanması kararı alınır. 20 Ekim 1946 tarihinde Eisenstein, “Ekim ile Yaşam” dergisinde filmle ilgili bir özeleştiri yayımlar ve kendisine yöneltilen tüm eleştirileri yanıtlar. Bir ay sonra da, Çerkasov’la Stalin’e bir mektup yazarak ikinci bölümün yanlışlarını düzeltmek için yardım ister. Stalin, Eisenstein’ın üçüncü bölümü çevirmesi ve ikinci bölümün eleştirilmeyen parçalarını buna eklemesini kabul eder. Ancak Eisenstein’ın uzun zamandan beri yaşadığı sağlık sorunları ne yazık ki artık buna müsaade etmez. “Korkunç İvan”ın ikinci bölümü Eisenstein’la Stalinöldükten sonra, ancak 1958’de gösterime girer.

“Korkunç İvan” için eleştirmen James Agee: “Operanın düzyazı düzeyindeki gerçekliğini göz ardı eden, görsel bir opera… Son derece cüretkar bir deney, büyüleyici ve görsel olarak muhteşem” der.

Gerçekten de “İvan”; sinemanın temel unsurlarını büyük bir uyum içinde bir araya getiren, daha önce eşine hiç rastlanmamış bir başyapıttır ve Eisenstein’ın en son, en anıtsal yapıtı olarak değerini her vakit sürdürür.

Yararlanılan Kaynaklar:

  1. Sergey M. Eisenstein- Film Duyumu (Payel Yayınevi,1984)
  2. Sergey M. Eisenstein- Film Biçimi (Payel Yayınevi,1985)
  3. Aleksey G. Sokulov- Sinema ve Televizyonda Görüntü Kurgusu (Agora Kitaplığı/ 2007)
  4. Leslie Halliwell- The Filmgoer’s Companion (Paladin,1965)
  5. Sevin Okyay- 120 Filmde Seyri alem (İyişeyler,1996)
  6. Vladimir Ninji- Sergei Eisenstein Sinema Dersleri (Agora Kitaplığı,2006)
  7. http://www.imdb.com/name/nm0001178/
  8. http://tr.wikipedia.org/wiki/Sergey_Ayzenstayn
  9. http://www.kameraarkasi.org/sinema/makaleler/sergeieisenstein.html
  10. http://en.wikipedia.org/wiki/Sergei_Eisenstein
  11. Yon Barna- Eisenstein Yaşamöyküsü ve Yapıtları (İzdüşüm Yayınları,2000)
  12. Burak Evren, Ziya Metin, Erman Şener- Sinema Sanatları Sözlüğü (Arkın Kitabevi)
  13. Atilla Dorsay-100 Yılın Yönetmeni (Remzi Kitabevi,1995)
  14. Nijat Özön- Ansiklopedik Sinema Sözlüğü (Arkın Kitabevi,1976)
  15. Atilla Dorsay- 100 Yılın Filmi (Remzi Kitabevi,1997)

Alican Yıldırım

Şirove Bike - Yorum Ekle

Security code Nû bike - Yenile - Refresh

Gotarên Ku Ji We re hatine Pêşniyarkirin - Size Önerilen Makaleler

12 May 2016
Sinema edebiyat ilişkisi üzerine
Sinema edebiyat ilişkisi üzerine

MKM tarafından yapılan İstanbul 2. Kürt Kültür ve Sanat Festivali’nde edebiyatın diğer sanat dallarıyla ilişkisi üzerine bir panelde sinema-edebiyat ilişkisi üzerine konuştuklarımın bir kısmını buradan paylaşmak istiyorum. Arkadaşları çok kısıtlı...

Zêdetir-Devamı...
04 Mar 2013
Eisenstein’in Sinema Kuramı Üzerine Notlar
Eisenstein’in Sinema Kuramı Üzerine Notlar

İnsanın varoluşuna bir anlama çabası eşlik etmiştir her zaman. Kendisini, içinde yaşadığı doğayı, başını kaldırdığında gördüğü sonsuz uzayı dikkatle gözlemlemiş, bunları anlamaya, varoluşuna dair cevaplar bulmaya çalışmış ve bu konuda...

Zêdetir-Devamı...
06 May 2013
Militan Sinema mı? Siyasal Sinema mı?
Militan Sinema mı? Siyasal Sinema mı?

Jean Patrick Lebel Écran, n° 31, Aralık 1974, p. 55 ('Cinéma militant' ? 'Cinéma politique' ? De quoi s'agit-il ?) “Militan sinema” ya da “siyasal sinema” kavramı çoğu...

Zêdetir-Devamı...
18 Mar 2013
Rashomon – Anlatmak Masum Bir Eylem midir?

Gerçekler ve yalanlar “Rashomon kapısı gözümde her gün biraz daha büyüyordu,” (1)

Zêdetir-Devamı...
05 Mar 2013
İnternet Medyasını Ciddiye Almayan Demode Sinemacılar
 İnternet Medyasını Ciddiye Almayan Demode Sinemacılar

Benim kuşağıma mensup sinefillerin, “sinema kültürü”ne susamışlıklarını giderebilmek ve bu alandaki bilgi birikimlerini zenginleştirebilmek için, günlük gazetelerdeki film eleştirilerini okumak haricinde neredeyse tek bir seçenekleri vardı. O da -pek çoğu...

Zêdetir-Devamı...
09 Mar 2013
Kurdên Sûriya û sînemaya penaber
Kurdên Sûriya û sînemaya penaber

Hunerê heftem, ango sînema, berî her tiştî zimanek huneri ye, alavek payebilind a derbirîna huneri ye. Sînema ziman, wêne, mûsîk û liv e. Evin alavên hemaheng ên derbirîna jîwar...

Zêdetir-Devamı...
06 May 2013
Dzîga VERTOV û Sîne-Çav
Dzîga VERTOV û Sîne-Çav

Ferîdûn BÎRGUL / AMED “Aşkerekirina rastiyê ji sivikbûyînê dûrtir e, jixwe rastî sivik e.”   Tecrubeya wî ya yekemîn, “Komîteya Fîlmê Moskovayê ketina ji qata duyemîn kêşandina giran e. Di sala 1919’an de...

Zêdetir-Devamı...
05 Mar 2013
Sinema ve Psikoloji
Sinema ve Psikoloji

Psikoloji, insanların dışarıdan gelen sinyallere tepki verme halidir. Bir insanın ruh halinin değişmesi için de bir olaya maruz kalması veya biriyle diyalog halinde olması gerekir.  Psikolojik rahatsızlıkların temel sebebi ise...

Zêdetir-Devamı...
21 Mar 2013
Modern İran Sineması
 Modern İran Sineması

  MODERN İRAN SİNEMASININ KAYNAKLARI VE GELİŞİMİBir medeniyet ne kadar mozaik kültür ve zengin sanatlardan beslenmişse kendi geleneği öylece sağlam ve uzun boylu olur. Bu onun bir güç ve otoritesinin kabülünden...

Zêdetir-Devamı...
13 Mar 2013
Şahida "Şewitandina Sînema Amûdê"
 Şahida

"XWEDÊ ROJÊN WISA BI SERÊ GURÊN ÇIYA VE JÎ NEYINE....!"  Salihê Kevirbirî - Bochum/Elmanya"...Zarok ji bo Cezayirê çûbûn sînemê. Ji bo piştevaniya serxwebûna Cezayirê. Li dibistanan mamosteyan bi darê zorê zarok...

Zêdetir-Devamı...
16 Mar 2016
Türk dizileri ırkçılık fabrikası
Türk dizileri ırkçılık fabrikası

Türkiye’de ciddi toplumsal sorun haline gelen, her fırsatta toplu linçlere ve ‘Türk değerlerine sahip olmayan’ ötekilerin psikolojik ve fiziki şiddet de içererek aşağılanmasına dönüşen yaygın ırkçılık ve milliyetçiliğin son zamanlarda...

Zêdetir-Devamı...
08 Nis 2013
Sinema ve Tv’de Çekim Ölçekleri
Sinema ve Tv’de Çekim Ölçekleri

  İnsanın anatomisini esas alan çekim ölçekleri, sanatın kabul gören binlerce yıllık mirasından alınarak devinimli görüntüye de aktarılmışlardır. İnsan bedeninin belirli uzuvlarının kesilmesi ile oluşan / nesnenin, insanın çerçeve içerisindeki sınırlarına...

Zêdetir-Devamı...
28 Ağu 2013
Toplumsala Dayanan Bir Fenomen: Sinema – 2
Toplumsala Dayanan Bir Fenomen: Sinema – 2

Yazının daha önceki ilk bölümünde Kürt sinemasının daha çok öznel yaratım süreçlerine ve film çeken sinemacılara dair bir tartışma yürüterek Kürt sineması için bazı önermelerde bulunmuştuk. Bu tartışmalar esnasında yapılan...

Zêdetir-Devamı...
13 Tem 2013
Kazım Öz'le Kürt Belgesel Sineması Üzerine*
Kazım Öz'le Kürt Belgesel Sineması Üzerine*

Türkiye’de Kürt Belgesel Sineması’nı nasıl tanımlıyorsunuz?   Aslında yeni yeni doğuyor. Başlangıcından, doğumundan, çocukluğundan, çeşitli örneklerinden konuşabiliriz ama tam anlamıyla Kürt Belgeselciliği’nden bahsetmek için bence erken. Kendi dili, estetiği, kendi seyircisi olan,...

Zêdetir-Devamı...
12 May 2014
Bizum Hoca: Anlaşıldı örtmenim!
Bizum Hoca: Anlaşıldı örtmenim!

Filmde, devletin gönderdiği imamın gecikmesi nedeniyle bir hafta imamsız kalan Karadeniz köyünün imamlığına "Bizum Hoca"nın bir haftalığına vekaleti anlatılıyor. "Komedi" etiketiyle vizyona giren film, önceden aşina olduğumuz bazı Laz fıkralarını...

Zêdetir-Devamı...
07 May 2013
Sînemaya kurdî li gor kîjan prensîban dikare bê bi nav kirin?
Sînemaya kurdî li gor kîjan prensîban dikare bê bi nav kirin?

Yilmaz Özdil Yekemîn projeksîyona sînemayî 22yê kanûna 1895ê li Parîsê, li Grand Caféyê, ji alîyê du birayên bi navê Auguste û Louis Lumière (Frères Lumière) ve hate çêkirin. Pîştî wê projeksîyonê...

Zêdetir-Devamı...
18 Mar 2013
‘ARAF’ daki İnsanlık ve Sanat
‘ARAF’ daki İnsanlık ve Sanat

Bir şehri anlamak, zaman ve gören gözler ister. Demir cevheri dökülüyor. Karşısında iki Karabük genci izliyor bu sanayileşme harikasını: ‘gümm…gümm…’. Bütün şehri bu sesler kaplıyor, her gün, her saat. Sanki...

Zêdetir-Devamı...
26 Nis 2013
Amûdê û sînemeya şewitî?
Amûdê û sînemeya şewitî?

Navê Amûdê ji sala Toşê de bi şewatê derketibû. Di 1937ê de, Sûriya di bin sêwana Fransiyan de bû û balefirên xaçhilgiran Amûdê û gundên derdorê bi agir û bombeyên...

Zêdetir-Devamı...

Gotarên Ku Dawî hatine Xwendin - En Son Okunan Makaleler

Rüzgarın Hatıraları

Rüzgarın Hatıraları

  Son filmi ‘Rüzgarın Hatıraları’ ile Ermeni Ressam Aram’ın hikayesi üzerinden Tür...

Gotarên Navdeng - En Beğenilen Makaleler

En Muhteşem 11 Gerilla Di…

En Muhteşem 11 Gerilla Direniş Filmi

Gerilla mücadelesi, ne ilk kez gelişti ne de son kez gelişecek. Devletçi uygarlığın başlan...

Gotarên Rasthatî - Rastgele Makaleler

Pornografi

 Pornografi

Cinsellik, hem toplumumuzda hem de diğer toplumlarda çok rahat bir şekilde açığa vurulmu...

Gotarên Nû - Yeni Makaleler

Temsîliyeta Kurdan Di Sîn…

Temsîliyeta Kurdan Di Sînemaya Kurdî û Tirkî de

DESTPÊK Di nîveka duyem a sedsala 20an de, bi belavbûna sînemayê û firehbûna warê sînem...

онлайн фильмы

Têketin-Giriş

Şu anda 428 konuk çevrimiçi


Endamtî-Üyelik

Şu anda 428 konuk çevrimiçi

*
*
*
*
*

* İşaretli alanların doldurulması gerekir.