gototopgototop

Kürt Sineması - Sînemaya Kurdî - Kurdish Cinema

Têketin-GirişEndamtî-Üyelik

Gotarên Nû- Yeni Eklenen Makaleler

Previous Sonraki
Temsîliyeta Kurdan Di Sînemaya Kurdî û Tirkî de Temsîliyeta Kurdan Di Sînemaya Kurdî û Tirkî de Pazartesi, 24 Nisan 2017 16:16 DESTPÊK Di nîveka duyem a sedsala 20an de, bi belavbûna sînemayê û firehbûna warê sînemayê re mijar û rewşên ku di nav edebiyat û hunerên...
Nêrînek Li Ser filmê Lawirên Şevê Nêrînek Li Ser filmê Lawirên Şevê Cuma, 24 Şubat 2017 13:46   Filmê lawirên şevê (2016) filmê  Tom ford  yê dûyemîn e , piştî fimê wî  mêrek bitenê (2009) Tom ford sînerîyo yê &...
Tutuklanmadan Önce İzlemeniz Gereken 21 Zindan Filmi Tutuklanmadan Önce İzlemeniz Gereken 21 Zindan Filmi Pazartesi, 13 Şubat 2017 00:00 Soykırım kelimesi, ne ilk kez kullanıldı ne de son kez kullanılacak. İnsanlığın başlangıcından bu yana toplumu yöneten erkin, belli bir kesi...
Dünya sineması artık Kürtçe izlenecek Dünya sineması artık Kürtçe izlenecek Salı, 10 Ocak 2017 12:48   Dünya sineması artık Kürtçe izlenecek 8 bini aşkın filmi Kürt sinemaseverlerle buluşturan Kürtçe film izleme sitesi awirek.c...
‘Kürt sinema geleneği direniş alanıdır’ ‘Kürt sinema geleneği direniş alanıdır’ Perşembe, 05 Ocak 2017 16:47 Kürt sinema geleneği her geçen gün dünyada varlığını büyütürken, Kürdistan’da yaşanan yaşam koşullarına, varoluşa, çok kültürcülüğe ve en ...
En Muhteşem 11 Gerilla Direniş Filmi En Muhteşem 11 Gerilla Direniş Filmi Cumartesi, 15 Ekim 2016 22:33 Gerilla mücadelesi, ne ilk kez gelişti ne de son kez gelişecek. Devletçi uygarlığın başlangıcından bu yana toplumu yöneten erkin, belli bir ...
Beyaz perdede katliam: 1960 Amûde Sineması Beyaz perdede katliam: 1960 Amûde Sineması Cuma, 23 Eylül 2016 10:34 KATLİAM ÖNCESİ BÖLGEDEKİ SOSYOPOLİTİK DURUMSuriye’de 1946 yılında Fransız birliklerinin geri çekilişiyle beraber 25 yıllık manda döneminin...
Suzan A. DEMİR: İyi insan, iyi devrimci, iyi sinemacı Suzan A. DEMİR: İyi insan, iyi devrimci, iyi sinemacı Pazartesi, 29 Ağustos 2016 09:29 Rojava'da sert bir hayat var. Orada kafeler, restoranlar falan yok. Orada ölüm kalım mücadelesi veriliyor ve karşıdaki düşman olağanüstü...
“Telif Hakkı” Saçmalığı “Telif Hakkı” Saçmalığı Cuma, 01 Temmuz 2016 17:01     “Filmin, ulusal ve uluslararası platformlarda ortaya çıkarma potansiyeli..” “Fikri mülkiyetleri ihlal yasası gereği size ...
Bir Andrei Tarkovsky röportajı: “Filmlerim ifade biçimi değil, bir duadır” Bir Andrei Tarkovsky röportajı: “Filmlerim ifade biçimi değil, bir duadır” Cuma, 27 Mayıs 2016 10:18 Andrei Tarkovsky ile 28 Nisan 1986’da, Paris’teki hasta yatağında gerçekleştirilmiş bir röportaj: İnsanlığın sizi hayal kırıklığına uğrattı...
Başka bir faşizm Başka bir faşizm Cuma, 13 Mayıs 2016 16:40 İnsanın kendi çelişkisiyle yüzleşmesi kolay değildir. Dış bir etken olmadan kimse çelişkisiyle yüzleşmek istemez. Empati, bu yüzden bir sa...
Angry young men: Öfkeli genç adamlar ve özgür sinema Angry young men: Öfkeli genç adamlar ve özgür sinema Cuma, 13 Mayıs 2016 16:01 1956 yılında öncülüğünü Lindsay Anderson’un yaptığı bir grup genç, yeni bir sinema akımı başlatırlar. Bu gençler daha önce çeşitli dergi v...
Sinema edebiyat ilişkisi üzerine Sinema edebiyat ilişkisi üzerine Perşembe, 12 Mayıs 2016 11:52 MKM tarafından yapılan İstanbul 2. Kürt Kültür ve Sanat Festivali’nde edebiyatın diğer sanat dallarıyla ilişkisi üzerine bir panelde sinem...
Özgür Sinema Özgür Yaşama Çağırır Özgür Sinema Özgür Yaşama Çağırır Perşembe, 12 Mayıs 2016 09:55   Özgürlüğün olmadığı yerde sinemadan nasıl bahsedebiliriz? Köleliğin sineması ne olabilir? Sen yok sayılıyorsun, kimliğin, kültürün...
Sinema ve Toplum Sinema ve Toplum Çarşamba, 11 Mayıs 2016 11:35 Sanatçıların, filozofların, sanatla ilgilenen insanın kısacası sanat üzerine düşünme etkinliğinde bulunan herkesin sanatın amacı, kaynağı ...
17 Ressam Filmi 17 Ressam Filmi Salı, 10 Mayıs 2016 09:48 1-Frida (2002) Frida, Meksikalı sürrealist ünlü ressam Frida Kahlo’nun sanat ve yaşam hikâyesini konu al...
“V For Vendetta”: Sonsuz Bir “Başkaldırı” “V For Vendetta”: Sonsuz Bir “Başkaldırı” Salı, 10 Mayıs 2016 09:36 “V for Vendetta” adını taşımakta olup 2005 yılına ait olan ABD-Almanya ortak yapımı film, 2006’da tüm dünyada gösterime girdi. Wac...
Yönetmenler Hakkında Bilinmesi Gerekenler Yönetmenler Hakkında Bilinmesi Gerekenler Salı, 10 Mayıs 2016 09:25 ALFRED HITCHCOCK (1899-1980) KÖKENİ: İngiltere, 1960’dan sonra Amerika. BİLİNMESİ GEREKENLER: Sadece incelikle düşünülmüş gerilimli ve h...
Oğullar ve Annelerinin Şarkıları Oğullar ve Annelerinin Şarkıları Salı, 10 Mayıs 2016 09:18 Ali ve annesi Nigar’ın büyük kentte köklerini arayışlarını belgesel havasında veren Annemin Şarkısı şüphesiz ki yurtsuzluk üzerine&nb...
Gelişen Kürt Sineması Gelişen Kürt Sineması Salı, 10 Mayıs 2016 08:56 Yıllarca evinizin arka bahçesinde sakladığınız ve orada beslediğiniz ve yaşama alanı olarak sadece orayı gösterdiğiniz bir çocuğun yıllar ...
Afrika Sinemasına Seyahat Afrika Sinemasına Seyahat Salı, 10 Mayıs 2016 08:51 Her şeyin bulunmadığı ama her kelimenin, her bakışın,her hareketin altında bir şeylerin yattığı bir yer.– Robert Bresson ...
Ortadoğu Sinemasının 15 Şaheseri Ortadoğu Sinemasının 15 Şaheseri Pazartesi, 09 Mayıs 2016 17:08 Mecid Mecidi, Cafer Panahi, Asghar Farhadi gibi iyi sinemacıların her ne kadar sansüre uğrasalar da ortaya çıkardıkları iyi örneklerle gel...
En Muhteşem 18 Demokratik Uygarlık Direniş Filmi En Muhteşem 18 Demokratik Uygarlık Direniş Filmi Pazartesi, 09 Mayıs 2016 16:38 Direniş kelimesi, ne ilk kez kullanıldı ne de son kez kullanılacak. İnsanlığın başlangıcından bu yana toplumu yöneten erkin, belli bir kesim...
İran Sinemasında Shirin İran Sinemasında Shirin Pazartesi, 09 Mayıs 2016 16:34 Bir çok sitede, bir çok programda vs. İran sineması ve İran sinemasının gelişimi,değişimi gibi konular işlenmekte.&nbs...
Kürt Sinemasında 11 Yönetmen Kürt Sinemasında 11 Yönetmen Pazartesi, 09 Mayıs 2016 16:15 Kürt Sinemasında, 10 Kürt Yönetmen Sanatsal çalismalari ile uluslararasi basarilar elde etmis/eden ve dünyanin degisik yerlerinde faaliyet ...
Cins Kafaların Statükocu Zihniyeti Eleştirisi: 3 Idiots Cins Kafaların Statükocu Zihniyeti Eleştirisi: 3 Idiots Cumartesi, 07 Mayıs 2016 09:36 Bollywood Sineması olarak dabilinen ve son yıllarda adını iyideniyiye duyuran Hint Sineması,önemli yapıtları ve yönetmenle-riyle sesi...
Kürt sineması da yıkımdan payını alıyor Kürt sineması da yıkımdan payını alıyor Perşembe, 05 Mayıs 2016 14:06 Hazırlayan: Sevda AYDIN SUNUTürkiye’de düzenlenen festivaller ve sinema günleri sansürle anılır hale geldi. Sansür makasını yakından tanı...
Dilekî bi duande: Xelîlê Çiyayî Dilekî bi duande: Xelîlê Çiyayî Cuma, 01 Nisan 2016 17:51 Xelîl, di hemû çalakiyên xwe de afirîner û hilberîner bû. Li gor min Xelîl duande bi xwe bû. Duande hinek jî bi kedê derdikeve holê. Heger...
Bir Yanımız Orwell, Bir Yanımız Vietnam Bir Yanımız Orwell, Bir Yanımız Vietnam Cumartesi, 26 Mart 2016 13:10 Hollywood’un abartılı felaket filmlerinde olur: New York’un her zaman karınca yuvasını andıran ana meydanı Times Square’de in cin top oynu...
Sinema ve psikanaliz Sinema ve psikanaliz Çarşamba, 16 Mart 2016 10:16 1925 yılında MGM’nin G’si, Samuel Goldwyn, Freud’a, çekilmesi tasarlanan bir filme senaryo yazması için 100.000 dolar teklif etti. Filmde ...
Sinemanın ulusu mu olmalı coğrafyası mı? Sinemanın ulusu mu olmalı coğrafyası mı? Çarşamba, 16 Mart 2016 09:49 Lumiere Kardeşlerin 28 Aralık 1895’te bir trenin istasyona girişini görüntüleyerek başlattıkları sinema sanatı zaman içinde insanın yaşamınd...
Türk dizileri ırkçılık fabrikası Türk dizileri ırkçılık fabrikası Çarşamba, 16 Mart 2016 09:43 Türkiye’de ciddi toplumsal sorun haline gelen, her fırsatta toplu linçlere ve ‘Türk değerlerine sahip olmayan’ ötekilerin psikolojik ve fizi...
Sinemada İspanya İç Savaşı Külliyatı Sinemada İspanya İç Savaşı Külliyatı Salı, 15 Mart 2016 11:02 Hayatımda hiç unutamadığım repliklerden biri Geleceğe Dönüş’te çılgın profesör Emmett Brown’ın Marty’ye söylediği “zamanda bir kırılma oldu”...
Vatan, Millet, Sinema Vatan, Millet, Sinema Cuma, 11 Mart 2016 12:12 “Tarihî film” denince aklımıza ilk gelen şeyin “Türklerin düşmanlarıyla mücadelesini” konu alan filmler olması Türkiye’ye özgü bir durum d...
Sinemacı, Sadece Sinemacı mıdır? Sinemacı, Sadece Sinemacı mıdır? Cuma, 11 Mart 2016 12:09 Simon Kuper'in futbolla ilgili ünlü kitabının klişeye dönüşen Türkçe başlığını uyarlayarak söylersek: Sinema, sadece sinema değildir elb...
Dziga Vertov'un Sinema Dili Üzerine Dziga Vertov'un Sinema Dili Üzerine Cuma, 11 Mart 2016 12:03 Bugün modernizmden bahsederken, merkezi Avrupa olan, bilim ve teknolojideki gelişmeleri, laikliği, bireyciliği ve küreselleşme gibi toplum...
Brecht'inYabancılaştırmasından Hareketle Dogville Aramızda Çizilen Sınır Brecht'inYabancılaştırmasından Hareketle Dogville Aramızda Çizilen Sınır Cuma, 11 Mart 2016 10:22     Sahne bugünde yüksektedir ama artık dipsiz bir uçurumdan yükselir gibi değildir, bir kürsüye dönüşmüştür. Şimdi amaç, bu...
Aura’sini Kaybeden Sanat Yapıtı Aura’sini Kaybeden Sanat Yapıtı Cuma, 11 Mart 2016 10:16   Aura’sini Kaybeden Sanat Yapıtı; Ya da Hi̇çsi̇zleşen Sanat. Benjami̇n’i̇n Sanat Kavramını ve Yeni̇den Üreti̇lebi̇li̇rli̇ği̇ Anlamada...
Uyuyan Ses:  Sinemasal bakışta İspanya Dönemi  ve Erdoğan Faşizmi Uyuyan Ses: Sinemasal bakışta İspanya Dönemi ve Erdoğan Faşizmi Perşembe, 10 Mart 2016 21:49 Bu yazı  mezar başlarında sessice ağlayan, mahkumlar için kendilerini feda eden, Hendeklerde, karakollarda, hapishanelerde ve infaz man...
Sinemaya Yolculuğum… Sinemaya Yolculuğum… Pazar, 14 Şubat 2016 00:09 Bir gün bir film yapacağımı hiçbir zaman düşünmedim. Bunu hayal bile etmedim… Şayet dağa çıkmasaydım, gerilla olmasaydım, Kürt halkının de...
Neden mi dağ sineması? Çünkü… Neden mi dağ sineması? Çünkü… Pazar, 14 Şubat 2016 00:04 Jinda Baran Dağ  "Yıllardır bir filmi seyreder gibi ya da bir filmi görüntüler gibi yürüyorum dağ başlarında. Bu savaşı anlatmanın b...
Sizin Semtte Anlatamadınız, Öteki Semtin Çocuklarını Sizin Semtte Anlatamadınız, Öteki Semtin Çocuklarını Cumartesi, 13 Şubat 2016 23:09 Fazla acımasız görünmemek için ‘büyük çoğunluğu’ diye vurgulayacağım Batılı sanatçılar, topluma öncülük misyonu yüklenen sanattan çok, mad...
Sudan Korkan Adamlar Filmi Bağlamında Kuşak İzlenimleri; Sudan Korkan Adamlar Filmi Bağlamında Kuşak İzlenimleri; "Yankı Yerine Ses Olmaya Niyetli Yeni Kuşak" Cumartesi, 13 Şubat 2016 21:03 Başka bir kuşak geldi ve sorunun konumunu değiştirdiJean Paul Sartre   Türkiye Cumhuriyeti ve PKK gerillaları arasındaki çatışmalarda...
Di neqeba şîn û şahiyê de sînema Di neqeba şîn û şahiyê de sînema Cuma, 01 Ocak 2016 18:19 Em bipejirînin yan jî nepejirînin, wê şîn û şahî her bi hev re hebin li Kurdistanê. Ev e rastiya herî dijwar ya jiyana Kurdan. Her...
Rüzgarın Hatıraları Rüzgarın Hatıraları Cumartesi, 12 Aralık 2015 09:31   Son filmi ‘Rüzgarın Hatıraları’ ile Ermeni Ressam Aram’ın hikayesi üzerinden Türkiye’de baskı altında yaşayan aydınların hikayesin...
Kazım Öz: Sinemada doğal hale gelmiş dolaylı bir sansür var Kazım Öz: Sinemada doğal hale gelmiş dolaylı bir sansür var Pazar, 15 Kasım 2015 00:25 Sinema Kolektifi çerçevesinde film çekmeye başladınız. Bu kolektif MKM’nin (Mezopotamya Kültür Merkezi) bünyesinde oluştu sanırım. Tam ola...
Halil Uysal Sinemasında Mekan ve İnsan Halil Uysal Sinemasında Mekan ve İnsan Pazartesi, 10 Ağustos 2015 22:51 Halil Uysal sinemasının, edebiyatının kenti yoktur. O kenti tanımaz. Kentlileri tanımaz. Kentlerden sakınır. Kendisi aslen kentli olan; İz...
İbrahim Halil’in sözleri... İbrahim Halil’in sözleri... Pazartesi, 10 Ağustos 2015 21:41 'Metrelerle değil tutkununadımlarıyla ölçüyoruz  yolları...belirsizliğin sihri çekiyor ruhumuzu bizden uzağa...hangi uzaklıkta...
Soryayı Taşlamak Soryayı Taşlamak Salı, 09 Haziran 2015 21:46   Tüm varolma savaşı veren kadınlar için;Bizi kendi kaderlerimize teslim etmediler,Yaktı,yıktılar bile bile...Sağır,dilsiz ettilerFe...
Dilê Sînema Dilê Sînema Perşembe, 28 Mayıs 2015 16:49     Piranî însanên me, ji sînema re wek hunereke yek ji hûnerên xweşikahiyê, ango estetîkê dinêrin. Birastî jî wek wêne, resm,...
 Tehma Gilyazan An Na Tehma Mirinê.!? Tehma Gilyazan An Na Tehma Mirinê.!? Pazartesi, 27 Nisan 2015 21:01 "Rihê min, li dû jiyana abadîn neçe, tu yê çewa qada derfetan bixeritînî li wê binêre." Pîndaros   Albert Camus di serê pirtûka xw...
Çöl Dansçısı Çöl Dansçısı Cuma, 27 Mart 2015 23:42     Yüreğinizin derinlerine dokunacak,İran sokaklarından günümüze uzanan Cumhuriyetten,İslam Cumhuriyet devriminin arasında kayb...
Hunera sînemayê û zimanekî dîtbarî? Hunera sînemayê û zimanekî dîtbarî? Salı, 03 Mart 2015 23:07   "Ravekirina fîlmekî zor e ji ber ku têgîhiştina wî hêsan e." -Christîan Metz-   Mixabîn, carna tenê têgîhiştina tiştan têr...
Sinemayı komünle köylere taşımalıyız Sinemayı komünle köylere taşımalıyız Pazartesi, 16 Şubat 2015 01:05 Sinema komününe ilişkin konuştuğumuz OSAD’dan İlhan Bakır, komünle sinemanın her aşamasında dayanışma içinde üretimi esas kılmayı istedikl...
Êlîe Faure: Rewşenbîr û Dildarekî Sînemayê! Êlîe Faure: Rewşenbîr û Dildarekî Sînemayê! Pazar, 01 Şubat 2015 01:28 "Di dawiyê de sînema, di rewşeke civakî, ku ji kurahî ve vediguhere de, dixwaze dîrokîbûna xwe pêk bîne..." Êlîe Faure
Li Ser Bîrewariyan Straneke Dilsoj: Awêne Li Ser Bîrewariyan Straneke Dilsoj: Awêne Pazartesi, 19 Ocak 2015 22:31   "Tu ê her tiştê xwe wenda bikî; lê ji bîr neke, tu nikarî bîranînên xwe wenda bikî.  Ew ê her tim te mehf bikin..." Zaven B...
R. Bresson: Havênê Sînemaya Felsefîk û Modêl'ê Sînemaya Dilpak! R. Bresson: Havênê Sînemaya Felsefîk û Modêl'ê Sînemaya Dilpak! Cumartesi, 27 Aralık 2014 10:03 "Gava ez fîlmê xwe çê dikim, ez zêde nafikirim bê ka ez ê çibikim; tenê beriya ez rave bikim, dixwazim hin tiştinan hîs bikim û ez dixwazim ...
Were Dengê Min Were Dengê Min Cuma, 19 Aralık 2014 23:35 Fîlma bi navê “Were Dengê Min” ji hêla çêkirina xwe ve bi awayekî hevpar û kolektîf hatiye çêkirin. Di encamê de derdikeve hemberî temaşev...
Ulusal Sinemaların Ulusal Sinemaların "Konuşma Dili" ve Sınır Kavramları Sorunu 1 Pazar, 14 Aralık 2014 23:10 Tarihsel, güncel ve politik bir sorun olduğu için, Kürt Sinemacılar, “Kürt Sineması”nın tanımlanması için “dil” ve “sınır” kavramlarına ço...
Kürt Sineması Kürt Sineması Çarşamba, 19 Kasım 2014 23:48   Yıllarca evinizin arka bahçesinde sakladığınız ve orada beslediğiniz ve yaşama alanı olarak sadece orayı gösterdiğiniz bir çocuğun...
"Türkiye Sineması" Demenin Anlamsızlığı Çarşamba, 19 Kasım 2014 23:00 Sinemacılar onyıllar boyunca hep devletin resmi söylemiyle konuştuğu için, bu topraklarda hep “Türk Sineması” varoldu. Sonra Kürt sinemacı...
Politik Filmler Politik Filmler Pazar, 16 Kasım 2014 20:32 Açlık grevleri, askeri darbeler, derin devlet oyunları, IRA, ETA mücadelesi, etnik ayrımcılık, faşizme direniş ve illa ki savaşlar her daim ...
Kürt Sineması ne değildir? Kürt Sineması ne değildir? Salı, 11 Kasım 2014 23:29 Gri sisler içerisinde sırtını bize dönmüş, küçük bir çocuk resmi… Resmin hemen üzerinde büyük harflerle ‘Yurtsuzluk, sınır ve ölüm’ ilanı…...
Mohra Heftemîn: Xwedê û wext xelet hatiye xitimkirin! Mohra Heftemîn: Xwedê û wext xelet hatiye xitimkirin! Pazartesi, 10 Kasım 2014 22:28 Şovalye: Tu kî yî?Mirin: Ez mirin im.Şovalye: Tu ji bo min hatî?Mirin: Ev demek dirêje bi te re me.Şovalye: Ez niha fêhm dikim.Mirin: Tu a...
Hembêzkirina Kamera û Kolanan: Neo Realismo! Hembêzkirina Kamera û Kolanan: Neo Realismo! Pazar, 02 Kasım 2014 10:37 "Hilgire kameraya xwe û dakeve kolanan..."   Beriya mirov li sînemaya welatekî birêne, pêwîste mirov şert û mercên civakê baş zanib...
Stranên Welatê Dayîka Min Stranên Welatê Dayîka Min Pazartesi, 27 Ekim 2014 13:24 Behman Ghobadî ji Rojhilatê Kurdistanê ye, beriya fîlma bi navê “Dema Hespên Serxweş” gelek kurtefîlmên serkeftî kêşandine....
Ciwan û Hunera Azad Ciwan û Hunera Azad Pazar, 19 Ekim 2014 16:37 Jiyan rastiyeke zindî ye, her tim û bi her awayî didome. Tişt an jî kesên ku jiyanê watedar dikin yên ku jiyanê şîrove dikin, dinirxînin û...
Mustafa Sağlam Röportajı Mustafa Sağlam Röportajı Pazar, 19 Ekim 2014 10:55 “... Sinemayla ilgili bilmemiz gereken ve Kürt sinemasını tartışırken hatırlamamız gereken ilk şey, sinemanın bir toplumun kim...
Erol Mîntaş û Klamên Dayikên Me Erol Mîntaş û Klamên Dayikên Me Cuma, 17 Ekim 2014 16:54 Li ser metafora Teyrê Tawis û Qijikê; Di fîlm de li ser vê metaforê pir tê sekinandin. Qijik, ji bo weke teyrê tawis xweşik bê xuyanê, p...
Sansürün Sansürün "Önlenebilir Yükselişi" Cumartesi, 11 Ekim 2014 11:14 Türkiye’de, son dönemde gerçekleştirilen protestolara katılan insanlara devlet ve işbirlikçilerinin (Emniyet Güçleri,TSK,Hükümet, Jitem, H...
Di Civakê de Erkên Sînemayê Di Civakê de Erkên Sînemayê Pazar, 05 Ekim 2014 11:56 Di roja me de di nava disîplînên hunerê de, qada herî pêş sînema ye. Sînema, xîtabê girseyeke pir mezin dike. Ji ber vê sedemê erk û peywi...
Li Ber Kobanî Ango Were û Bibîne! Li Ber Kobanî Ango Were û Bibîne! Pazar, 28 Eylül 2014 12:45   "Belê me baş dizanibû           Lê belê wan nizanibû ku             &nbs...
Ulus inşasında sinemanın rolü Ulus inşasında sinemanın rolü Salı, 23 Eylül 2014 20:40 Viktor Hugo 19. yy en önemli eserlerinden biri olarak kabul edilen ünlü romanı Sefiller’i 1862 yılında yayınlandığında, Jean Valjean’ın öy...
Zimanê Sînemayê Zimanê Sînemayê Cumartesi, 06 Eylül 2014 11:24 Di van demên dawî de, li ser sînemaya Kurd gelek nivîs hatin weşandin. Piranî ya van nivîsan jî, li ser hebûn an jî tunebûna sînemaya Kurd...
Huner, Taybetmendi̇ya Ci̇vakî ya Herî Berxwedêr e! Huner, Taybetmendi̇ya Ci̇vakî ya Herî Berxwedêr e! Cumartesi, 06 Eylül 2014 09:04 Estetîk dîmena civakê ya şênber dide diyarkirin. Ango tiştên ku bi çav têne dîtin in. Xweşikbûn jî hem milê şênber û hem jî milê muceret ve ...
Görüntü Yönetmeni Ne Yapar? Görüntü Yönetmeni Ne Yapar? Pazar, 24 Ağustos 2014 18:19 Görüntü Yönetmeninin Sorumlulukları 1. Çekim Öncesi A. Düşünsel Araştırma Ve Planlama- Ön görüşmeler sırasında yönetmenle senaryonun bütün...
Sanat Yönetmeni Ne İş Yapar ? Sanat Yönetmeni Ne İş Yapar ? Pazar, 24 Ağustos 2014 18:17 1. Çekim Öncesi a. Araştırma, Planlama ve Tasarım- Ön görüşmeler sırasında yönetmenle senaryonun bütün boyutlarını ve yönetmenin filme ya...
EGÎD: “Kilîtê Kou, Qomîdê Maneno” EGÎD: “Kilîtê Kou, Qomîdê Maneno” Perşembe, 14 Ağustos 2014 21:52 ARDÎN DÎREN "Ez vê nivîsê bi boneya salvegera 15'ê Tebaxê diyariyê Egîd'ên ciwan dikim; ku îro li Şengal û Rojava çerxa şoreşê fireh dige...
Kültür sineması Kültür sineması Çarşamba, 18 Haziran 2014 11:46 “Yazar olan biz hepimiz aynı zamanda kendi köklerini belirli bir dereceye kadar kaybetmiş insanlarız” Osman Sembene Afrika sinemasının ‘...
Qapsûl Qapsûl Çarşamba, 04 Haziran 2014 22:02 Derhêner Yakûp Tekîntangaç di sala 1980’an de li Agiriyê ji dayîk dibe. Li zanîngeha Wanê ya Yuzuncu Yilê perwerdeya beşa kîmyayê dixwîne ...
Her Teyr Bi REF'ê Xwe Re Difire.!? Her Teyr Bi REF'ê Xwe Re Difire.!? Pazar, 01 Haziran 2014 22:06   "Pergal dafikeke, kesên ku bi refên xwe re nefirin dikevin vê dafikê û xwîn dibin..."  Ev demek dirêje haya me jê hebû ku li...
Derbûyina Ji Bihûştê Derbûyina Ji Bihûştê Perşembe, 22 Mayıs 2014 20:48 Ji ber van sedeman bila sînemager keda xwe, hunera xwe, proje û fîlmên xwe di van pêşbirkan de nehelînin û xwe tune nekin. Ji xwe modern...
Soma'yı İyi Anlamak İçi̇n Soma'yı İyi Anlamak İçi̇n "Bori̇nage" Belgeseli̇ İzlenmeli̇! Salı, 20 Mayıs 2014 20:53   DEVRİMİCİ BİR YÖNETMEN: JORİS İVENS Kamerasını silah gibi kullanan ve filmleriyle mevcut sistemin yaptırımlarını sorgulayan ...
Burkîna Faso, Sînema û Kurdîstan... Burkîna Faso, Sînema û Kurdîstan... Pazartesi, 19 Mayıs 2014 17:19 Afrîka...ew parzemîna jibîrbûyî û dûrî me. An jî ew parzemîna ku me, wê ji xwe dûr xist. Afrîka, ew parzemîna ku toqê lanet lê ketiye û ro...
Bilimsel Sinemanın İlkeleri ve Araştırma Yöntemleri Bilimsel Sinemanın İlkeleri ve Araştırma Yöntemleri Salı, 13 Mayıs 2014 21:56 “Sinema insanlığa hiçbir şey öğretmez. Çünkü insanlık hiçbir şey öğrenmeyeceğini son 4000 yılda ispatlamıştır” ‘An...
Bizum Hoca: Anlaşıldı örtmenim! Bizum Hoca: Anlaşıldı örtmenim! Pazartesi, 12 Mayıs 2014 19:22 Filmde, devletin gönderdiği imamın gecikmesi nedeniyle bir hafta imamsız kalan Karadeniz köyünün imamlığına "Bizum Hoca"nın bir haftalığına ...
Dağlarda tiyatro, dağlarda müzik Dağlarda tiyatro, dağlarda müzik Salı, 06 Mayıs 2014 23:02 Dağlarda tiyatro izledim ve müzik dinledim, bir aya yakın bir süre onlarla yolculuk ettim, patikalarda yürüdüm. Onlara göre bireycilik san...
Modern Bir Dengbêjin Kamerasından Evdalê Zeynikê ve Hayatı Modern Bir Dengbêjin Kamerasından Evdalê Zeynikê ve Hayatı Pazartesi, 05 Mayıs 2014 22:20 Genç sinemacı Bülent Gündüz'ün ünlü Kürt ozanı (dengbêj) Evdalê Zeynikê'nin hayat üyküsünü konu alan belgesel filmi, genis çerçeve'den bakıl...
Sinema ve Bilim Sinema ve Bilim Cumartesi, 03 Mayıs 2014 23:14   Bilimin içinde var olan olgusal değerler düşünüldüğünde;  Sinemanın ihtiyacı olan muhtevayı ne tür bir doğrultuda elde etmesi...
Sînemaya Sêyemîn..! Sînemaya Sêyemîn..! Salı, 29 Nisan 2014 22:38   Li hember Birdoziyên Fermî, Dîroka Derewkar û Sînemaya Xapînok Hişyarbûneke Giyanî; Sînemaya Sêyemîn..!   "Pêwîste em, vê j...
Bir Varmış Bir Yokmuş: Büyüklere Masallar Bir Varmış Bir Yokmuş: Büyüklere Masallar Cumartesi, 26 Nisan 2014 08:50 Ali Reza DÜRÜ Son filmi He Bu Tune Bu (Bir Varmış Bir Yokmuş) filmiyle İstanbul Film Festivali Ulusal Yarışma kapsamında gösterilen, ...
Reha Erdemî ‘’Yaşam’’ Reha Erdemî ‘’Yaşam’’ Pazartesi, 14 Nisan 2014 21:58 Jîn Gava ku we wateyek da wê peyvê ango hûn bi Kurdî fikirin; ‘’yaşam’’ dibe ‘’jîn’’ , kadin jî dibe ‘’jin’’ wan peyvan hevceye ku mirov ...
Mandela: Özgürlüğe Giden Uzun Yol Mandela: Özgürlüğe Giden Uzun Yol Pazar, 13 Nisan 2014 21:21 Mandela galiba film olamayacak biyografilerin başında geliyor. O kadar çok şey yapıp, o kadar bedel ödemiş biri ki sadece kronolojik bazlı...
Akîra Kurosawa: Li Rashomon Firoşkarekî Donê Beqan...! Akîra Kurosawa: Li Rashomon Firoşkarekî Donê Beqan...! Pazar, 13 Nisan 2014 20:26 "Derhênerekî pak ancax, bi senaryoyeka baş dikare berhemeka bêhempa biafirîne. Dîsa derhênerekî ne pak, bi senaryoyeka ku zêde baş be jî n...
Anlamlı Toplum İçin Anlamlı Tiyatro Anlamlı Toplum İçin Anlamlı Tiyatro Cumartesi, 12 Nisan 2014 23:49 Ekin KIZILIRMAK Bütün sanatsal üretimler içeriğindeki anlamla toplumsal düşünüş biçimini yansıtır. Toplumsal düşünüş ve bu düşünceye göre...
Miraz Miraz Salı, 01 Nisan 2014 20:21 Derhêner Rodî Yuzbaşi, di sala 1979’an de li Agiriyê ji dayîk bûye. Li zanîngeha Erziromê beşa sînemayê xwendiyê. Derhêner Rodî Yuzbaşi, d...
Çiyayên Bakur li Benda Kamerayên Nû ne Çiyayên Bakur li Benda Kamerayên Nû ne Salı, 01 Nisan 2014 20:03 “Êş û jan hemû dibin hêza sedema bersiva bawerî û hunera te. Êdî bi hezaran Xelîl hene, bi kamerayên xwe, bi rêhevaltiyên xwe meşa te dido...
Dağ Sineması Dağ Sineması Salı, 01 Nisan 2014 19:41 Kendi içerisinde birçok anlamı ve özgünlüğü barındıran bir tanımlama olarak Dağ sineması -başlangıç için- ne kadar Kürdistan dağlarına dai...
İçimizden bir parça tiyatro İçimizden bir parça tiyatro Salı, 01 Nisan 2014 08:50 Dilan Özbey / Siirt E Tipi CezaeviDoğal toplumda sanat kutsaldı. Dinsel törenlerde, kutsal günlerde insanlar iki grup şeklinde karşılıklı ...
Sirta La Gal Ba Sirta La Gal Ba Cuma, 28 Şubat 2014 21:00 Shahram Alîdî, li Rojhilatê Kurdistanê ji dayîk bûye.  Di biçûktiya xwe de têkiliyên xwe bi hunerê re daniye. Di demên pêş de ji aliy...
Li Eniya Rojava Tiştek Nû Tune ye... Li Eniya Rojava Tiştek Nû Tune ye... Pazar, 23 Şubat 2014 23:26 “Ev çîrok, ne gilî û gazin ne jî mikur hatin e. Bibe bibe serpêhatî ye, lewre; mirin, ji yên ku pê re rû bir û dimînin re, ne serpêhatî ye...
Vî Zemanî Her Kesek Mîmarê Sînemaya Xwe ye! Vî Zemanî Her Kesek Mîmarê Sînemaya Xwe ye! Cuma, 07 Şubat 2014 11:15   "Ger hun li çîroka xwe xwedî dernekevin, wê hin kes derkevin û dest bi gotina çîroka we bikin."          ...
Gava Leqleqê Ya Derengmayî Gava Leqleqê Ya Derengmayî Pazartesi, 27 Ocak 2014 20:12 Di sînemaya Angelopoulos de hebûna rêwîtiyên kûr û bêdeng nayên niqaşkirin. Ev hebûn, di kesayetî û derûniya mirovan de xwe dide der, bi n...
Sinema Sanatı ve Sinema Eğitimi Sinema Sanatı ve Sinema Eğitimi Cuma, 24 Ocak 2014 23:44 Yazar: Metin Gönen Film yapmayı öğrenmek, paradoksal olarak, öncelikle film seyretmekten geçiyor. Bu nedenle Paris Sinematek’inin efsan...
Ji Dil Heya Fram: Di Sînema de Jin Ji Dil Heya Fram: Di Sînema de Jin Pazartesi, 20 Ocak 2014 17:14 Gulistan Şivan Xelîl   Jin û sînema… Dema ku em vê mijarê binîrxînin û bidin gotin, ji aliyê tevgera azadiya gelê Kurd ve gelek&nbs...
Baweriya Te Neçû, bi Me re Dînîtî Naskir... Baweriya Te Neçû, bi Me re Dînîtî Naskir... Pazar, 19 Ocak 2014 14:01   Dibînim ku gavek berî gavekê, dixwazî xwe bigihînî wir. Tu şidandî yî. Zahf şên î, bêhnçikiyayî, mîna kevanê yî ey rêwî ...
Dema Jin Hezbike Dema Jin Hezbike Pazar, 19 Ocak 2014 13:42 Di dîrokê de gelek şer hatine kirin, gelek têkoşîn hatine jiyîn, gelek berdêl hatine dayîn, gelek serkeftî hatine destxistin û hê jî berde...
Türk Filmlerinin “Yeni” Kürt Kadınları 2 Türk Filmlerinin “Yeni” Kürt Kadınları 2 Cumartesi, 18 Ocak 2014 11:20 Zozan Sima Jîn Nasıl Kurtulur? Kürt kızları okul okumamış olmalarından kaynaklanan cehalet ve devletin ‘yanlış politika’larından kaynaklı ...
Türk Filmlerinin “Yeni” Kürt Kadınları 1 Türk Filmlerinin “Yeni” Kürt Kadınları 1 Cumartesi, 18 Ocak 2014 11:16 Zozan Sima Kürt kadınları ve Kürt kadın gerillalarının mücadele ve yaşamları bölgede ve uluslararası alanda giderek ilgi odağı haline gelir...
Ben uçtum, sen kaldın Ben uçtum, sen kaldın Pazartesi, 13 Ocak 2014 10:47 Başlangıçta “Kayıp Mezar” ismiyle düşünülen film, yönetmenin Maxmur yolculuğuyla birlikte “Ben uçtum sen kaldın” ismini aldı. Kürdistan’ın c...
Theo Angelopoulos Sineması Theo Angelopoulos Sineması Cumartesi, 11 Ocak 2014 13:04 Dünyanın sinema tarafından kurtarılabileceğine inanmak isterim”Theo Angelopoulos Kendine has sinema dili ile sinemaya başka bir göz ile de...
Angelopoulos; Ne rojek heta dawîyê bêdawîtî... Angelopoulos; Ne rojek heta dawîyê bêdawîtî... Cumartesi, 11 Ocak 2014 09:19 “ Her ku teknolojî pêşda diçe wijdan jî paqijiya xwe wenda dike” (Theo Angelopoulos) Angelopoulos...an jî Theo..Bi pênasek din"Helbestva...
Rê: rastî, bawerî û azadî… Rê: rastî, bawerî û azadî… Perşembe, 09 Ocak 2014 20:35 Rêwîtiyekê bifikirin ku ber bi azadiyê ve wek aveke herikbar biherike. Rêwîtiyeke dijwar û xwe bawer… Li hemberî hemû rê û rewîtiyên ku be...
Deng:  Giyana Sînemayê! Deng: Giyana Sînemayê! Pazartesi, 30 Aralık 2013 00:20 “Deng,  ne ji bo bive nûtî û mode kete sînemayê. Ji ber ku sînemaya bêdeng,  zor da ser sînorên vegotina hunera plastîk, derbasi...
Die Falscher-Sextekariya Dewletê Die Falscher-Sextekariya Dewletê Perşembe, 26 Aralık 2013 23:43 Fîlmên wiha her tim bûne sedema lêpirsîna nirxên ehlaqî û civakî. Di bûyerên dîrokê de, binpêkirina mafên mirovahiyê, qetilkirin û komujiy...
Dağlarımız, ovalarımız, nehirlerimiz bizi bekliyor... Dağlarımız, ovalarımız, nehirlerimiz bizi bekliyor... Çarşamba, 25 Aralık 2013 21:07 Festival kelimesini duyduğumuzda çoğu zaman aklımıza gelen ilk şey ‘şenlik’ veya ‘eğlencedir’. Bunu film festivali olarak düşündüğümüzde i...
Sînemaya Rastîn Sînemaya Li Çiyayan e Sînemaya Rastîn Sînemaya Li Çiyayan e Pazar, 15 Aralık 2013 13:34   Alî ONGAN / BEHDÎNAN Şehîd Xelîl Dag (Xelîl Uysal) ji bo huner û hunermendiyê sekn û kesayetiyeke bi mînak e.  Şopandina cihê...
Angelopoulos û Mêrga ku Digirî Angelopoulos û Mêrga ku Digirî Cumartesi, 14 Aralık 2013 01:26 Feridun Birgül /Amed Theo Angelopoulos, derhênerekî Yûnanî yê navdar e. Di beşa sinemaya hunerî de nûjenekî herî serkeftî tê dîtin. Ne te...
Bombardıman altında sanat: Dağ sineması Bombardıman altında sanat: Dağ sineması Cumartesi, 14 Aralık 2013 01:02 Sanat ve sanatçılıkta Halil Dağ örnek bir kişilik ve duruştur.Coğrafyasına,halkına,gerillaya ve Kürt kültürüne aşık bir insanın ayak iz...
Şoreşa Bêdeng Şoreşa Bêdeng Çarşamba, 04 Aralık 2013 19:16 Dokûmentera “The silent Revolution” (Şoreşa Bêdeng) yekemîn xebata dokûmenterî ya demdirêj e ku derbarê Kurdên Rojava de hatiye çêkirin, p...
Ken Loach û Bayê Azadiyê Ken Loach û Bayê Azadiyê Salı, 03 Aralık 2013 12:32   Ken Loach ji Îngîlîztanê ye. Di nava sînemagerên Îngîlîztanê de cihekê bilind ji xwe re girtiye. Mijarên fîlmê wî zêdetir li ser civ...
Katolîkekî Wextî Wî Derbasbûyî: Martîn Scorsese! Katolîkekî Wextî Wî Derbasbûyî: Martîn Scorsese! Pazar, 01 Aralık 2013 22:32 Ardin Diren "Karekterên wî dişibin Îsa! Çarenûsa Îsa parve dikin. Bêçare û   neçar in. Dixwazin hin tiştan biguherînin. Lê mixa...
Vizöre uzun bakış: Angelopoulos ve akan zamanı Vizöre uzun bakış: Angelopoulos ve akan zamanı Çarşamba, 27 Kasım 2013 14:07 Her sayfasına bir resim çizilmiş kitapların hızla çevrilmesiyle sabit görsele hareket izlenimi katarak ilk sinemasını oluşturan insanoğlu,...
Hedef: Hükmetmeyen sinema Hedef: Hükmetmeyen sinema Çarşamba, 27 Kasım 2013 13:54 Birkaç gün önce birçok gazetenin, Bugün gazetesinden Metin Arslan imzasıyla “KandilWood” diye servis ettiği haber ilginç! PKK’nin filmler ...
Saklı Daima Geri Döner Saklı Daima Geri Döner Cuma, 22 Kasım 2013 14:41 1920’lerde Vertov film kamerasını keşfedici mekanik bir göze benzetirken, Eisenstein sinemanın, montajın izleyici üzerindeki çarpıcı etkis...
 V for Vendetta - Sonsuza Kadar Özgürlük V for Vendetta - Sonsuza Kadar Özgürlük Cuma, 22 Kasım 2013 14:33 Birlik ve beraberliğe en çok muhtaç olduğumuz şu günlerde... V for Vendetta, gelecekteki İngiltere'de geçiyor. Terör, savaş ve bir virüsün...
Dziga Vertov'un Sinema Dili Üzerine Dziga Vertov'un Sinema Dili Üzerine Cuma, 22 Kasım 2013 14:30 Alparslan Nas Bugün modernizmden bahsederken, merkezi Avrupa olan, bilim ve teknolojideki gelişmeleri, laikliği, bireyciliği ve küreselle...
1961 Paris Katliamı ve 1961 Paris Katliamı ve "Saklı" Anılar Cuma, 22 Kasım 2013 14:26 Alparslan Nas Fransa ve Cezayir ilişkileri, geçmişte ve bugün sosyal bilimcilerin ele aldığı önemli konu başlıklarından biri olmuştur. İk...
Sinemacı, Sadece Sinemacı mıdır? Sinemacı, Sadece Sinemacı mıdır? Cuma, 22 Kasım 2013 14:22 Simon Kuper'in futbolla ilgili ünlü kitabının klişeye dönüşen Türkçe başlığını uyarlayarak söylersek: Sinema, sadece sinema değildir elbet...
Gezici Festival Gezici Festival Cuma, 22 Kasım 2013 14:18 GELENEK DEVAM EDİYOR, GEZİCİ FESTİVAL YOLLARA DÜŞÜYOR! 15. GEZİCİ FESTİVAL 4-10 Aralık 2009, Ankara 11-17 Aralık 2009, Artvin ...
Postmodernizm Ve Sinema Postmodernizm Ve Sinema Pazar, 17 Kasım 2013 00:56 1.BÖLÜM: MODERNİZM VE POSTMODERNİZM KAVRAMI Günümüzde çok sık tekrarlanan bir sözcük olan postmodernizm kavramı mimariden, sosyal bilim...
Gelecek Uzun Sürer.. Gelecek Uzun Sürer.. Cumartesi, 16 Kasım 2013 00:41 Gelecek, Kana Boğulup Toprak Bununla Doymuşsa, Uzun Sürer Daha iyi bir gelecek iddiası uğruna bugün ve bugünde yaşayanların sadec...
Çağın Toplum Mühendisliği ve Sinema Çağın Toplum Mühendisliği ve Sinema Cumartesi, 16 Kasım 2013 00:37 İnsan beyninin algı aşamasının ilk basamağında bile önce göz organının işlevselliğini konuşturması gözün insan bedeni açısından önemini or...
Minimal Sularda Maksimum Trajedilere Yolculuk: Rêç / İz Minimal Sularda Maksimum Trajedilere Yolculuk: Rêç / İz Cumartesi, 16 Kasım 2013 00:30 Kürt coğrafyasında yaşanan şizofrenik (devlet kaynaklı) tarih ve bu tarih belleğindekikayıtlara ilişkin yapımlarıyla kötü bir sezon geçire...
Çoğunluk Filmi, La Boétie ve Gönüllü Kulluk Çoğunluk Filmi, La Boétie ve Gönüllü Kulluk Cumartesi, 16 Kasım 2013 00:24 Çoğunluk Filmi, La Boétie ve Gönüllü Kulluk (Tam Metin) Yazar: Metin GÖNEN Tepenin Ardı (2012) ve Çoğunluk (201...
Jîn, Yaşam İradesi ve Özgürlük Jîn, Yaşam İradesi ve Özgürlük Cumartesi, 16 Kasım 2013 00:11  Jîn, Yaşam İradesi ve Özgürlük Yazar: Metin GÖNEN Sine-Tasvir Jîn (2013) filmi, her şeyden önce, doğaya, yaşama ve öz...
Devletin Akılsızlığına Bir Deli Tokadı: Meş Devletin Akılsızlığına Bir Deli Tokadı: Meş Cuma, 15 Kasım 2013 23:58 Deli deliyi görünce sopasını saklarmış. Devlet Kürdü görünce ne olur elbette bilinir ya biz diyelim aklını saklar ve de başlar bir akıl...
Hepimiz Sinemacıyız! Hepimiz Sinemacıyız! Cuma, 15 Kasım 2013 23:43 Yasak Koyma! Sinema Yap, Özgür ve Demokratik Bir Toplum Yarat! Özgür Sinemacılar Manifestosu Aristoteles’in dediği gibi; kurmaca (fictio...
Film karanlıkta seyredilir ama... Film karanlıkta seyredilir ama... Perşembe, 14 Kasım 2013 12:34 "Film karanlıkta seyredilir ama anlamak için aydınlık bir zihin gerekir"   Büyü ve girdap. Sinema denilince aklıma gelen ilk iki keli...
Başkanın Adamları: Başkanın Köpekleri! Başkanın Adamları: Başkanın Köpekleri! Perşembe, 14 Kasım 2013 00:02   “Yalan söyleyin. Mutlaka inanan çıkar. Yeterince sık söylenen yalan, sonunda gerçek hale gelir.”(Hitler'in propaganda bakanı ...
Stanley Kubrîck û Full Metal Jacket Stanley Kubrîck û Full Metal Jacket Salı, 12 Kasım 2013 22:51   Yên ku Stanley Kubrîck nizanibin dê bêjin, ev fîlm jî, fîlmeke ji rêzê ye ku li ser buyerên şerê Vîetnamê hatiyê kêşandin. Ya din ...
Rûmeta Mirovahiyê Wê Îşkencê Têk Bibe! Rûmeta Mirovahiyê Wê Îşkencê Têk Bibe! Çarşamba, 06 Kasım 2013 12:21   ey pakrewan ey xwîn-şêrînê biqasî tehma dirrîreşkaney di şerran de cirrnexweşê biqaskurîbeşkante çermê xwe rakişandiye ji dêvla m...
Nirxandinek li ser fîlma Nirxandinek li ser fîlma "Keştiyên ji kaxizan" Pazar, 03 Kasım 2013 10:40   Galaya fîlma bi navê "keştiyên ji kaxizan" di yekê sermawezê de li Navenda Çanda Cegerxwîn de hat pêşkêşkirin. Piştî buyerekê gerî...
Ezel'in Ramiz'i değil Sürü'nün Hamo'su Ezel'in Ramiz'i değil Sürü'nün Hamo'su Perşembe, 31 Ekim 2013 23:30 Bu yazı, ne bir Tuncel Kurtiz güzellemesidir, ne de O'nun ardından bir ağıt niteliği taşıyan, "ölüye övgü" seremonisidir. Bu yazı, sadece ...
İyi Filmler Dünyayı Değiştirir İyi Filmler Dünyayı Değiştirir Perşembe, 31 Ekim 2013 23:28 Vize almak için gittiğim Amerikan elçiliğinde hekimliğimle ilgili hazırladığım onca belgeye sıkıntılı ve şüpheli nazarlarla bakan zenci gö...
JÎN: Li Mêrsîn'ê çîrokek Qendîl'ê!! JÎN: Li Mêrsîn'ê çîrokek Qendîl'ê!! Perşembe, 31 Ekim 2013 23:19 Bêguman jiyana gerila û gerîlatiyê ji gelek mirovan re tiştek bi efsûn û têr meraq e. Çiya û jiyana çiya ji zafek mirovan re bu ye kul û d...
Duvarın ardı Duvarın ardı Salı, 29 Ekim 2013 18:54 Yönetmen Christian Petzold, Barbara adlı filminde Berlin Duvarı’yla ikiye bölünmüş dönemin Almanya’sında Doğu Almanya diye tabir edilen ‘t...
AHMET SONER: Son on yılda Kürt sineması AHMET SONER: Son on yılda Kürt sineması Pazar, 27 Ekim 2013 20:38 Doksanlı yılların ikinci yarısından sonra Mezopotamya Kültür Merkezi’nin başlattığı Sinema Atölyeleri, Kürtlerin sinema aşkını alevlendird...
M.MÜJDE ARSLAN: Genç Kürt sinemasının cesur kadınları M.MÜJDE ARSLAN: Genç Kürt sinemasının cesur kadınları Pazar, 27 Ekim 2013 20:34 ‘Kürt sineması var mıdır?’ tartışması bugün hala yer yer devam etse de genç bir sinemamız olduğuna inanmamız ve büyütmenin yollarını konuş...
Kürt sineması ekol yaratıyor Kürt sineması ekol yaratıyor Pazar, 27 Ekim 2013 20:27 “Yakın zaman önce kaybettiğimiz bir arkadaşımızın, Taha Kerimi’nin filmlerini gördükten sonra, kendi kendime dedim, Kürtler sadece Kürt sine...
Rojava ve Antalya Rojava ve Antalya Perşembe, 24 Ekim 2013 18:06 M. Hadi Sümer / Ortadoğu Sinema AkademisiTarih 13 Kasım 1960. Yer Batı Kürdistan’da (Rojava) Amudê şehri. Bir sinema salonuna film izleme ...
Küçük Mizgin’in cennet düşleri Küçük Mizgin’in cennet düşleri Salı, 22 Ekim 2013 15:46 Karpuz Cenneti politik bir meseleyi biraz naif, biraz daha dolaylı olarak bir çocuğun gözünden trajikomik bir şekilde anlatıyor. Yönetmen Gü...
Fecira: “Memleket mi Bıraktılar?” Fecira: “Memleket mi Bıraktılar?” Cumartesi, 19 Ekim 2013 20:27 “Dilin, onu kullananların (söyleyenlerin, dinleyenlerin, yazanların, okuyanların, çözenlerin) dışında bir gerçekliği yoktur. Yine de kulla...
Tarih, Sinema ve Kılıçları Çekmek Tarih, Sinema ve Kılıçları Çekmek Cumartesi, 19 Ekim 2013 20:14 "Tarih" bir bilimdir, "Sinema" da bir sanat... Bilimler sonuçlarını "dir/dır" diye ispatlamak, sanat/sanatçı ise, "bence, şöyle bir şey" y...
Devrim ve İsyan Filmleri Devrim ve İsyan Filmleri Cumartesi, 19 Ekim 2013 20:08     Bu toz duman dağıldıktan sonra şimdi tam da film izleme, düşünme ve üzerine konuşma zamanıdır. Haftalık Antrakt Sinema Ga...
Nîqaşek ji bo sînemageriyê Nîqaşek ji bo sînemageriyê Cuma, 18 Ekim 2013 11:15 Sînema, ji bo temaşegeran çê dibe. Temaşeger jî bi dîtina xwe, şîroveyên xwe ya erenî an jî neyînî tînin ziman. Lê sinemager, nikare tenê ...
Kürt sinemacılar tarihlerini yazıyor Kürt sinemacılar tarihlerini yazıyor Perşembe, 17 Ekim 2013 21:53 Kürt sinemacılar tarihlerini yazıyor. Sinemacıları yazıyor Kürtlerin tarihini. Kürtlerin tarihini sinemacıları yazıyor. Vurgulamada bir an...
Kürt Sinemasının Kadınları Kürt Sinemasının Kadınları Perşembe, 17 Ekim 2013 11:21 Türkiye’de Kürtler söz konusu olunca politikacı ve gazetecilerin nasıl da bir tahakküm dili kullandığını, bilirsiniz. Bir de ben Kürt sine...
Sinema, biraz da Chaplin demektir! Sinema, biraz da Chaplin demektir! Çarşamba, 16 Ekim 2013 23:40 19. yüzyılın sonlarında Victoria’nın İngiltere’si varlıklı ailelerin dillere destan yaşamları ile korkunç bir yoksulluğun pençesinde kıvrana...
Nazi Dönemi Alman Propaganda Sineması Nazi Dönemi Alman Propaganda Sineması Çarşamba, 16 Ekim 2013 23:37 “Entelektüellik, insan bilinci için büyük bir tehlikedir.” Joseph Goebbels Propaganda, toplumların bütünleşme süreçleri içerisinde b...
Ölüm Oruçlarını Sinemada İzlemek Ölüm Oruçlarını Sinemada İzlemek Çarşamba, 16 Ekim 2013 23:20 Röportaj: Murat Tolga Şen 1- Ölüm Oruçları ilk kez Adana’da yarışan Simurg belgeseliyle gündeme geldi ama şimdi sol sinemanın yeni duyarl...
Filmmor, Kadın ve Anne Le Ny Sineması Üzerine Filmmor, Kadın ve Anne Le Ny Sineması Üzerine Çarşamba, 16 Ekim 2013 23:12 Kadın ve Şiddet… Yan yana görmeye ne kadar alışık olduğumuz iki kelime değil mi? Birbiriyle ne kadar ilintili, sımsıkı bağlarla bağlanmış,...
Ingmar Bergman Ingmar Bergman Çarşamba, 16 Ekim 2013 23:06 INGMAR BERGMAN (14 TEMMUZ 1918 – 30 TEMMUZ 2007) “Her duygu, her hareket, her fiziksel rahatsızlık, kullandığım her sözcük için büyük bir...
Savaş Korku Filmleri Savaş Korku Filmleri Çarşamba, 16 Ekim 2013 23:03 Daha önce de söylemişimdir, savaş/korku (horror/war) olarak isimlendirilen türe karşı aşırı bir düşkünlüğüm vardır. Tür dahilindeki filmleri...
İzlemeniz Gereken 15 Western İzlemeniz Gereken 15 Western Çarşamba, 16 Ekim 2013 23:01 Westernler ya da bizde daha çok sevilen adı ile kovboy filmleri özellikle seksenler çocuklarının dövüş filmleri ile birlikte en sevdiği tü...
Sinema Tarihinin En Kötü 50 Filmi Sinema Tarihinin En Kötü 50 Filmi Çarşamba, 16 Ekim 2013 22:57 Geçen gün Youtube’da gezinirken çok eğlenceli bir videoya denk geldim. Sinema tarihinin en kötü 50 filminin listelendiği bu videoda, ...
Salazar Dönemi Filmleri Salazar Dönemi Filmleri Çarşamba, 16 Ekim 2013 22:55 Türkiye’de Mayıs sonu ile Haziran ayında yaşanan olaylar, tarihimiz açısından çok önemli bir kavramı ortaya çıkardı: Gezi Ruhu. Kimi çevrele...
Doğada Geçen 20 Hayatta Kalma Filmi Doğada Geçen 20 Hayatta Kalma Filmi Çarşamba, 16 Ekim 2013 22:53 Hayatta kalma içgüdüsü, sadece insanların değil, yeryüzündeki bütün canlıların davranışlarını yöneten en büyük itici güçtür. İzlediğimiz p...
Tek Mekanda Geçen 20 Film Tek Mekanda Geçen 20 Film Çarşamba, 16 Ekim 2013 22:51 İzlediğimiz filmler genellikle pek çok farklı mekanda, kimi zaman eşsiz manzaralar eşliğinde, kimi zamansa teknolojinin de yardımıyla yapa...
Müziksiz Saf Sinema Müziksiz Saf Sinema Çarşamba, 16 Ekim 2013 22:47 Sinema filmlerinde müzik kullanmanın, görüntüyle anlatımın eksiğini kapatmaya yaradığı, müzik kullanmadan yapılan anlatımın daha değerli ve ...
50. Altın Portakal’ın Eleştirisi 50. Altın Portakal’ın Eleştirisi Çarşamba, 16 Ekim 2013 22:37 Yarım asır boyunca, Yeşilçam’ın en güzel eserlerini seçkisinde bulunduran, en önemli yönetmenlerini ödüllendiren ve Türkiye’nin en itibarl...
Salon Sineması Salon Sineması Çarşamba, 16 Ekim 2013 20:23       Bütün dünyayla aynı anda canlı olarak izleyebileceğiniz 3 şey var: Birincisi savaş. Emperyalist müdahaleciliği, ...
“ÇÎRKÎN QRAL” “ÇÎRKÎN QRAL” Salı, 15 Ekim 2013 22:27 Di navbera qutbûna te de si sal derbas bûn. Lê hîna jî ciwanên Kurd bi navê te dixemilînin hêviyên xwe û her yek ji wan dixwazin bibin Yilma...
Belgefîlma li ser Sînemaya Yugoslavyayê Belgefîlma li ser Sînemaya Yugoslavyayê Pazar, 13 Ekim 2013 20:33   Belgefîlma bi navê Cînema Komunîsto (Sînemaya Komunîst) a ji aliyê Mila Turajlic hatibû kişandin, li Fransayê tê pêşwazîkirin. Di ...
Sinema ve Düşünce Devrimi Sinema ve Düşünce Devrimi Salı, 10 Eylül 2013 18:22 Neden sinemanın bir düşünce devrimi yaptığına artık inanmıyoruz?   M. Hadi Sümer / Ortadoğu Sinema Akademisi   Sanatın biç...
Çend gotin li ser dîroka sînemayê Çend gotin li ser dîroka sînemayê Perşembe, 05 Eylül 2013 19:54 Sînemayê, yekemîn gava xwe di 28 ê Kanûnê, sala 1895 an de li Parisê davêje. Heger mirov bi du birrên gelekî mezin û serekî sînemê binav b...
Kapitalist Sistem En Kültürsüz Sistemdir Kapitalist Sistem En Kültürsüz Sistemdir Perşembe, 05 Eylül 2013 19:51 İnsanlık, kültür, toplumsallık ve insani değerler açısından en kötü sistem kapitalizmdir. Cihan Eren Devletçi kültür içinde en etkili ...
Kısa Film Sorgusu; Arin İnan Arslan Kısa Film Sorgusu; Arin İnan Arslan Çarşamba, 28 Ağustos 2013 22:12   Diyarbakır’da, İstanbul’da insanlar omuz omuza vermiş Kürt Sineması’nın, Türk Sineması’nın kaderini değiştirmeye çalışırken, birli...
Toplumsala Dayanan Bir Fenomen: Sinema – 2 Toplumsala Dayanan Bir Fenomen: Sinema – 2 Çarşamba, 28 Ağustos 2013 22:09 Yazının daha önceki ilk bölümünde Kürt sinemasının daha çok öznel yaratım süreçlerine ve film çeken sinemacılara dair bir tartışma yürüter...
Toplumsala Dayanan Bir Fenomen: Sinema – 1 Toplumsala Dayanan Bir Fenomen: Sinema – 1 Çarşamba, 28 Ağustos 2013 22:06   Son yıllarda Kürt sinemasının doğuşu, ortaya çıkışı ya da gelişimi ile ilgili gerek festivallerde, gerek bazı platformlarda ve çok...
Bihuştek li ser ruyê erdê: Cannes Bihuştek li ser ruyê erdê: Cannes Pazar, 25 Ağustos 2013 00:02 Cannes, an jî navenda bihuştê ya ser ruyê erdê… 64 salên bihêz bi tevlibûnek mezin berdewam e û didome. Heyanî niha gelek fîlm û derhêner ...
Gerçeğin Dili Olarak Sanat Gerçeğin Dili Olarak Sanat Salı, 20 Ağustos 2013 19:21 Verdiğimiz, söylediğimiz her şeyi militanlarımız almışlarsa; onu dile getirmeyi, bir tarza dökerek vermeyi, devrimin bir kuralı olarak da be...
Sanatın Devrimci İşlevi Sanatın Devrimci İşlevi Salı, 20 Ağustos 2013 19:04 Devrimci mücadelemizin gelişmesiyle birlikte sanatın hem devrimdeki işlevi açımlanmış, hem de yanlış anlayışların devrimdeki olumsuzlukları ...
Kültür Sanat Çalışmalarının Sorunu! Kültür Sanat Çalışmalarının Sorunu! Salı, 20 Ağustos 2013 19:01 Kültür ve sanat emekçileri yüzünü bir halkı savunmaya dönmelidir. Dünyada tüm kültürel çalışmalar orijin çalışmasıyla başlar, kök arayışıyla...
Zerê; Fîlmê Yekemîn Derhaqê Êzdiyanda Zerê; Fîlmê Yekemîn Derhaqê Êzdiyanda Cumartesi, 10 Ağustos 2013 00:02   Fîlmê yekemîn derheqa êzdiyanda fîlmekî dramayî bi navê “Zerê” (sala 1926) şanoger, sênarîst û derhênerê sovêtêye bi e...
Sînemaya Rastî; Jiyana Rastî Sînemaya Rastî; Jiyana Rastî Cumartesi, 20 Temmuz 2013 15:54 We Di Semta Xwe De Behsa Zarokên Semta Din Nekirin Bi navbeynkariya televîzyonê filmên ku mirov bi hesanî dikare bigihêjiyê, derveyî dîroka...
Fîlmên Yilmaz Guney li ber Pozê Çiya bi Dawî Dibin Fîlmên Yilmaz Guney li ber Pozê Çiya bi Dawî Dibin Cumartesi, 20 Temmuz 2013 15:51 Yilmaz di dema xwe de ji bo dîtina pirsgirêkên civakî çav çêkirin. Lê dilê wî ji bo şervaniya azadiyê lêdida. Siwarbûna wî ya li hespê û tiv...
Kürt Tiyatrosu Kürt Tiyatrosu Cumartesi, 20 Temmuz 2013 15:07 1918’de İstanbul’da Evdirehîm Rehmî Hekarî’nin “Kovara Jîn” için kaleme aldığı Memê Alan piyesi, Kürt tiyatro edebiyatının ilk örneği olarak...
'Yeşil Film'lere Mecbur Değiliz! 'Yeşil Film'lere Mecbur Değiliz! Cumartesi, 20 Temmuz 2013 14:41 Eğer sinema sanatsal özüne kavuşturulacaksa, bu konumundan, yani toplum dışılığı ve karşıtlığı konumundan çıkarılması, toplum ve toplumsallı...
Yedinci Sanatla İkinci Sanatın İzdivacı Yedinci Sanatla İkinci Sanatın İzdivacı Cuma, 19 Temmuz 2013 20:26 "KİMİ YÖNETMENLERLE KİMİ MÜZİSYENLERİN ADI BİRBİRİNDEN BAĞIMSIZ OLARAK ANILAMAZ" 19. Yüzyıl'ın sonlarında ortaya çıkan sinema, 1900'lü yı...
"Sinemanın Namusu ya da Yeni Gerçekçilik" Cuma, 19 Temmuz 2013 20:21 "DEVRİMCİ OLAN GERÇEĞİN KENDİSİDİR!.." Çukurova'nın geniş tarlalarıyla halaya durmuş bir akşam kızıllığı saatidir. Torosların ardına doğr...
Hamlet ! Hamlet ! Cuma, 19 Temmuz 2013 00:04 Di roja me ya îro de, hûnera bi navê civaka Kurdistanê tê pêkanîn û hûnermendên kû ew pêktînin, bi zêdetirê xwe di nava xeletî û çewtiyên me...
Şano; Xweza, Jin û Temaşevan Şano; Xweza, Jin û Temaşevan Cuma, 19 Temmuz 2013 00:01 Şano bi ew şêwazê ku afirandiye ve, temaşevanên xwe di afirîne û digre nava xwe. Ango şano û temaşevan bi hev hene. Şano bi temaşevanên xw...
Di Sînema Kurd de sî û rastî Di Sînema Kurd de sî û rastî Perşembe, 18 Temmuz 2013 23:57 Êdî di Kurdistanê de ti hunermend nikare hilberîna azadiya gelê Kurd înkar bike. Ger ku îro bahsa hunerê jî tê kirin mirateya ku sî û penc s...
Xwe ‘Buyin An Nebuyin’ Xwe ‘Buyin An Nebuyin’ Perşembe, 18 Temmuz 2013 23:55 Bila avên qirêj tevlî rûbarên me nebin û wekî hindek rûbaran di germahiya havînê de neçikin. Ne civakê ne jî xwe bixapînin. Harûn DİCLE ...
Kayıp Özgürlük Filmi Bir Devlet Filmi Olmaktadır Kayıp Özgürlük Filmi Bir Devlet Filmi Olmaktadır Perşembe, 18 Temmuz 2013 23:46 Umur Hozatlının (Atilla Halis) kayıp özgürlük filmiyle kritiğe başlayabiliriz. Kişi olarak Kürt filmini aşırı kritiğe alma yanlısı değildi...
Post Yeşilçam Dedikleri Türkiye – IV Post Yeşilçam Dedikleri Türkiye – IV Perşembe, 18 Temmuz 2013 23:38 Bilgi ve aşk rekabeti aslında üstü örtük olsa da, Türkiye’deki geleneksel cumhuriyetçilerle Fethullah ekibinin arasındaki kavganın sinemaya ...
Post Yeşilçam Dedikleri Türkiye -III Post Yeşilçam Dedikleri Türkiye -III Perşembe, 18 Temmuz 2013 23:29 Devlet zaten bu sürecin politikasını devleti ele geçirmiş çete guruplarının belirlediğini belirtiyor ve bunu özellikle bir politika değerind...
Post Yeşilçam Dedikleri Türkiye-II Post Yeşilçam Dedikleri Türkiye-II Perşembe, 18 Temmuz 2013 23:24 Yeşil çamı post-yeşilçam olarak aştırmak isteyen kuşak yeşilçamın gerisinde olup, belirsiz bir yöne doğru yol almaktadır. Zeki SARI Di...
Post Yeşilçam Dedikleri Türkiye-I Post Yeşilçam Dedikleri Türkiye-I Perşembe, 18 Temmuz 2013 23:22 Postmodernizm sanatı, karşısında hiçbir tepki yaratmadan toplumu iğdiş etme aracıdır. Öğretilmiş çaresizlikler vahşi bir psikoloji yöntemidi...
Hep Ölümsüz  Zamanlar Diledim Senin İçin Hocam.. Hep Ölümsüz Zamanlar Diledim Senin İçin Hocam.. Perşembe, 18 Temmuz 2013 23:02 Uğurlamak kadar ayrılıklar da yeni anlamlar katıyor hayatımıza demiştim sana. Şimdi dönüp baktığımda sen öyle büyük bir yerde duruyorsun ki ...
Kendin 'Olmak Ya da Olmamak' Kendin 'Olmak Ya da Olmamak' Perşembe, 18 Temmuz 2013 22:59 Tiyatro ve tiyatrocuların görevi yaşamın dili olmaktır ve bu dili öz-diliyle halka taşırmak ve buluşturmaktır. Biz tiyatrocuların en çok ü...
Kendini Tanıtan Sinema: Kürt Sineması Kendini Tanıtan Sinema: Kürt Sineması Pazar, 14 Temmuz 2013 00:30 Gecikmiş bir sinema Ortadoğu’da 40 milyondan fazla bir nüfusa sahip olduğu tahmin edilen Kürtler sinemasahnesine oldukça geç adım atmışlard...
Sinema ve Mitoloji Sinema ve Mitoloji Cumartesi, 13 Temmuz 2013 19:29 Yazar:Fırat Sayıcı Mitoloji sinemaya aktarılırken genelde iki yol izleniyor. Ya doğrudan mitolojik hikayenin filmini çekmek ( Beowo...
Kapitalizmin Maskesini Düşüren Filmler Kapitalizmin Maskesini Düşüren Filmler Cumartesi, 13 Temmuz 2013 19:20 Yazar:Serdar Akbıyık Açıkçası bu öyle bir konu ki sayfalarca sürecek kadar film adı çıkarabilirim size. Fakat belirli bir kategori ...
En İyi 10 En İyi 10 "İlk Aşk" Filmi! Cumartesi, 13 Temmuz 2013 19:12   Kız Arkadaşım (My Girl) / 1991 Kız Arkadaşım, 90 larda büyümüş her çocuğun gönlünde yer etmiş bir ilk aşk hikayesidir. Küçük bi...
Mizgin Müjde Arslan'la Kürt Belgesel Sineması Üzerine* Mizgin Müjde Arslan'la Kürt Belgesel Sineması Üzerine* Cumartesi, 13 Temmuz 2013 19:05 Kürt Belgesel Sineması’nı nasıl tanımlıyorsunuz?   Benim buna bugün getirebildiğim tanım kayıt altına alma. Kürtlerin, Türkiye’de, ...
Kazım Öz'le Kürt Belgesel Sineması Üzerine* Kazım Öz'le Kürt Belgesel Sineması Üzerine* Cumartesi, 13 Temmuz 2013 19:01 Türkiye’de Kürt Belgesel Sineması’nı nasıl tanımlıyorsunuz?   Aslında yeni yeni doğuyor. Başlangıcından, doğumundan, çocukluğundan,...
Ayça Çiftçi'yle Kürt Belgesel Sineması Üzerine* Ayça Çiftçi'yle Kürt Belgesel Sineması Üzerine* Cumartesi, 13 Temmuz 2013 18:45 Çok genel bir sorudan başlayacağız. Türkiye’de Kürt sineması ya da Kürt belgesel sinemasını nasıl tanımlarsınız?   Bu oldukça tartı...
Ji bo jiberkirinê xira bikin Ji bo jiberkirinê xira bikin Cumartesi, 13 Temmuz 2013 17:24 Mizgîn Mujde ARSLAN / STENBOL Çalakiyek, ji bo hebûnê pêk bînî fîlmê çêdikî, tişta ku em dikin ev e. Em tenê bi fikarên estetîkî fîlm çên...
Ezberleri bozmak için film yapıyoruz Ezberleri bozmak için film yapıyoruz Cumartesi, 13 Temmuz 2013 17:20   Son yıllarda kadınların belgesel alanında iyi işler çıkardığını görüyoruz. Belgesel, sinemanın diğer türlerine göre daha özgür bir...
Tuğba Özer ile Kısa Film Hakkında Tuğba Özer ile Kısa Film Hakkında Cuma, 12 Temmuz 2013 22:10   Animasyon filmi ile Çevre Film Festival’inde ödül alan Tuğba Özer ile İki Ağaç ve Kısa filme dai CineShort – A.polat Kendinizi k...
Bir duruş olarak Kürt sineması Bir duruş olarak Kürt sineması Cuma, 12 Temmuz 2013 17:07 Kürt sinemasında Bahman Ghobadi'nin "Dema Hepsên Serxweş" filmiyle Cannes Film Festivali'nde Altın Kamera ödülünü aldığı 2000 yılı milat a...
Di Sînema Kurd de sî û rastî Di Sînema Kurd de sî û rastî Pazartesi, 01 Temmuz 2013 00:31 Hunera sînema li devê deriyê Kurdan dixe. Wê ne şaş be ku em bêjin gelê Kurd di riya hunera dîtbîniyê de, dikare ji nû ve serweta dîroka x...
Halil Uysal Dağ Sineması Halil Uysal Dağ Sineması Pazar, 26 Mayıs 2013 23:10 “Bir başlasam bütün zaman duracak ellerimde, çok iyi biliyorum. Yola bir koyulsam su gibi akacak her şey avuçlarımın arasından, biliy...
Küba Sineması Küba Sineması Pazar, 19 Mayıs 2013 21:49 Ignacio RAMONET 1971 Nisan'ında Havana'da toplanan ilk eğitim ve kültür kongresinde, delegeler, Kuzey Amerika'nın egemenliği sırasında Küb...
Kuma: Rahatsız, Dinamik ve Röntgenci Bir Film Kuma: Rahatsız, Dinamik ve Röntgenci Bir Film Cuma, 17 Mayıs 2013 21:45 Film Künyesi Yıl: 2012 Yönetmen: umut dağ Oyuncular: Begüm Akkaya, Nihal Koldaş FİLMİ İZLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ.
Fransız Siyasal Sinemasında Angaje Gruplar Fransız Siyasal Sinemasında Angaje Gruplar Salı, 14 Mayıs 2013 15:23 1968 Mayısı: Siyasal Sinema Nedeni 1968 Mayıs'ı siyasal sinemaya taze bir kan getirmiştir. Fransa'da öğrencilerin ayaklanmasısyla başlaya...
Dünden Bugüne Western Filmleri Dünden Bugüne Western Filmleri Salı, 14 Mayıs 2013 15:14 Kimse "western" tanımlamasının nereden geldiğini tam olarak bilmez. Her ne kadar "west-batı" kelimesinden türetilmiş olsa da Amerika'nın g...
Ünlü Sinema Yönetmenleri Ünlü Sinema Yönetmenleri Cuma, 10 Mayıs 2013 00:00 Sinemaya ilgi duyan geniş kitleleri ölçü alırsak yönetmenler her zaman perde gerisinde kalmaya mahkum oldular. Örneğin bir Scorsese başyap...
Kürdistan Sinemasında Mekân Olarak Dağ ve Halil Uysal... Kürdistan Sinemasında Mekân Olarak Dağ ve Halil Uysal... Çarşamba, 08 Mayıs 2013 14:31 YILMAZ TEKİN "Kürt Sineması mı? Kürdistan Sineması mı?" başlığını taşıyan değerlendirmemde kavram olarak Kürdistan Sineması tanımının alt...
Li Stenbolê şanoyeke kurdewarî: DestAR-Theatre Li Stenbolê şanoyeke kurdewarî: DestAR-Theatre Salı, 07 Mayıs 2013 22:23 Salihê Kevirbirî DestAR-Theatre, di Şanoya Kurdan de ji îdîayan bêhtir,girîngîyê dide jîyana ceribandinên teatral Koma Şanoyê ya...
Awirek li ser şanoya kurdî Awirek li ser şanoya kurdî Salı, 07 Mayıs 2013 22:22 Tevahîya bisporên şanoyê, dîyar dikin ku şano ango tîyatro ji şahîyên Dionisosê derketiye. Di serdema kevnar de gorî û pêşkêşî ji bo Dioni...
Di navbera jîyan û mirinê de çîroka jineka kurd Di navbera jîyan û mirinê de çîroka jineka kurd Salı, 07 Mayıs 2013 22:15   Fîlmê derhêner Reha Erdem ya bi navê JÎN, ku di raya giştî ya tirk û kurdan de dihat meraqkirin, li festîvala fîlma...
Fîlmeke kurdî ku bêhna 'Yeşilçam'ê jê tê: Doz Fîlmeke kurdî ku bêhna 'Yeşilçam'ê jê tê: Doz Salı, 07 Mayıs 2013 22:12   Fîlma Doz, ku tê de stranbêj Dîyar û Zozan dilîzin, yek ji wan berheman e, ku di van salên dawîyê de li Kurdistana Başûr bi budçey...
Sînemaya kurdî li gor kîjan prensîban dikare bê bi nav kirin? Sînemaya kurdî li gor kîjan prensîban dikare bê bi nav kirin? Salı, 07 Mayıs 2013 22:08 Yilmaz Özdil Yekemîn projeksîyona sînemayî 22yê kanûna 1895ê li Parîsê, li Grand Caféyê, ji alîyê du birayên bi navê Auguste û Louis ...
"Min wî dît" Salı, 07 Mayıs 2013 22:03 Şev nîvê şevekê… malbateke kurd ku xwedî sê zarok… bavekî welatparêz... vegera ji dawetekê… jîtem û kuştina bav û dê… çavên zarokên kurd y...
Kurd û Hollywood Kurd û Hollywood Salı, 07 Mayıs 2013 21:57 Du wênekêşên şerr, Frank û David, radihijin mekîneya xwe ya wêneyan û li dunyayê digerin û wêneyên pevçûn û kuştinan dikişînin. Ev herdu w...
"Zerê" 88 salî ye… Salı, 07 Mayıs 2013 21:52 Ali Güler Fîlmê Zerê 85 salî ye… Gava derhênerê ermenî Hamo Beknazaryan yekemîn fîlmê kurdî Zerê kişand, sal 1926 bû. Sînema cîhanê jî hî...
Sînemaya kurdî li reng û dengê xwe digere Sînemaya kurdî li reng û dengê xwe digere Salı, 07 Mayıs 2013 21:49   Sînemaya kurdî herçiqas çend sal piştî destpêka dîroka sînemaya cîhanê gavên xwe yên yekem avêtibe jî, ji ber pirsgirêkên netewî b...
CostaGavras CostaGavras Salı, 07 Mayıs 2013 12:47 7 mayıs saat 09:30 dA Costa-Gavras, 1933 Atina doğumlu ve Yunan kökenlidir. 1952'de Fransa'ya yerleşmiş, Sorbonne'da Edebiyat okuduktan so...
Sessiz Sinema (1895-1930) Sessiz Sinema (1895-1930) Salı, 07 Mayıs 2013 00:32   SİNEMA ÖNCESİ DÖNEMSinemanin tarihi büyük patlamayla başlamadı.Tek tek hiç bir olayın -ister Edison'un 1891'deki patentli kinetosc...
“Kürt Sineması: Kendi Sesini Görmek” “Kürt Sineması: Kendi Sesini Görmek” Salı, 07 Mayıs 2013 00:04   Sinema her ne kadar sanatsal bir uğraşı olsa da, aynı zamanda ekonomik ve teknik bir altyapının üstünde yükselen bir endüstri...
Dzîga VERTOV û Sîne-Çav Dzîga VERTOV û Sîne-Çav Pazartesi, 06 Mayıs 2013 23:54 Ferîdûn BÎRGUL / AMED “Aşkerekirina rastiyê ji sivikbûyînê dûrtir e, jixwe rastî sivik e.”   Tecrubeya wî ya yekemîn, “Komîteya Fî...
Küresel Kapitalizmde Bir “Zerre” Küresel Kapitalizmde Bir “Zerre” Pazartesi, 06 Mayıs 2013 01:48 Ö. Nilay Erbalaban Gürbüz 49. Antalya Film Festivali ve 3. Uluslararası Malatya Film Festivali’nden senaryo, oyunculuk, kurgu, görüntü yö...
Ulusal Kurtuluş Mücadelesi ve Sinema Ulusal Kurtuluş Mücadelesi ve Sinema Pazartesi, 06 Mayıs 2013 01:41 (Bir Üçüncü Dünya Sinemasına Doğru: Üçüncü Dünyadaki Ulusal Kurtuluş Mücadelelerinin Bir Parçası Olan Sinemanın Gelişimi Üzerine Notlar ve...
Militan Sinema mı? Siyasal Sinema mı? Militan Sinema mı? Siyasal Sinema mı? Pazartesi, 06 Mayıs 2013 01:36 Jean Patrick Lebel Écran, n° 31, Aralık 1974, p. 55 ('Cinéma militant' ? 'Cinéma politique' ? De quoi s'agit-il ?) “Militan sinema” ya...
Sinema ve Diyalektik Sinema ve Diyalektik Pazartesi, 06 Mayıs 2013 01:33 Godard ve Dziga Vertov Grubu Jean-Luc Godord yaşamaktadır ve Paris'te yeni bir filmi gösterilmeye başlanmıştır. 1971 Haziran'ında, tehlik...
Propaganda Yapan Sinema Propaganda Yapan Sinema Pazartesi, 06 Mayıs 2013 01:24 Arş. Gör. Dr. Battal ODABAŞ Siyasal olayları anlatan, ama bunu yaparken sanatsal kaygılardan uzakta belli bir siyasal amacın gerçekleşmesi...
Yol filmi ve erkek ideolojisinin iflası Yol filmi ve erkek ideolojisinin iflası Cumartesi, 04 Mayıs 2013 23:55   YILMAZ TEKİN Yol filmi, yaratıcısı Yılmaz Güney'in kafasında ilk şekillendiği vakit filmin adı Yol değil Bayram’dır. Bu ismin ned...
Türkiye Sineması Neden Bölündü? Türkiye Sineması Neden Bölündü? Cumartesi, 04 Mayıs 2013 23:52 YILMAZ TEKİN Türkiye sosyo-politik, ekonomi-politik nitelikleri gereği sosyal, siyasal ve sanatsal konularda çeşitli bölünmelerin yaşandı...
Kürt Sinemacılar, Bir Sinema Manifestosu Yayınlamalı! Kürt Sinemacılar, Bir Sinema Manifestosu Yayınlamalı! Cumartesi, 04 Mayıs 2013 23:48 Kürt sineması kavramını son on yıldır sıklıkla duyuyoruz. Çeşitli akademik tartışmalarda ve yapılan sinema sohbetlerinde bu kavrama yöneli...
Kürt Sineması Nedir, Ne Değildir? Kürt Sineması Nedir, Ne Değildir? Perşembe, 02 Mayıs 2013 23:39 Bir önceki yazımda Kürt sinemacılarının bir manifesto yayınlaması gerektiğine dair düşüncelerimi kısa bir değerlendirme halinde dile getir...
12 Eylül ve Mavi Ring Filmi 12 Eylül ve Mavi Ring Filmi Perşembe, 02 Mayıs 2013 23:34   YILMAZ TEKİN Avrupa sineması çok erken döneminde kıta kaynaklı totalitarizm, faşizm ve soykırımla bir noktada hesaplaşmasını tama...
Jim Jarmusch Sineması Jim Jarmusch Sineması Perşembe, 02 Mayıs 2013 23:28         Jim Jarmusch Sineması, Stranger Than Paradise ve Deleuzeyen Bir Bakış   YILMAZ TEKİN Sinema üzerin...
Koparılmış Kürt Çiçekleri * ve Pera Berbangê Koparılmış Kürt Çiçekleri * ve Pera Berbangê Perşembe, 02 Mayıs 2013 01:29 “Kuru kengerler gibi rüzgarın önünde savrulupduruyoruz. Rüzgar bile bizimle dalgasını geçiyor…” Pera Berbangê Taş binaların içinde mutlu...
Gerayiş, Mekân ve Bellek Konteksti! Gerayiş, Mekân ve Bellek Konteksti! Perşembe, 02 Mayıs 2013 01:23 YILMAZ TEKİN Mekânsal kontekstin, insanın zihin dünyasında yarattığı imgesel çağrışımlar bir noktada insan belleğinde hatırayı güncelleşt...
Bir Düşünme Faaliyeti Olarak İnsanın İmaj Yaratması Bir Düşünme Faaliyeti Olarak İnsanın İmaj Yaratması Perşembe, 02 Mayıs 2013 01:21 YILMAZ TEKİN Politik, felsefi, estetik bir nosyon olarak sinema, modern insanın bilinç-bilinç ötesi dünyasında etkili bir anlatım biçimi ...
Was, Kişisel Olan Politik, Politik Olan Kişiseldir! Was, Kişisel Olan Politik, Politik Olan Kişiseldir! Perşembe, 02 Mayıs 2013 01:15 YILMAZ TEKİN Alman oyun yazarı Bertolt Brecht kendi tiyatrosunun uyguladığı dramatik kuralları sıralarken "tarihselleştirme" nosyonunu da...
‘Maskeli’ Tiyatro ‘Maskeli’ Tiyatro Çarşamba, 01 Mayıs 2013 11:04   Tiyatro alanındaki devlet politikaları iyi anlaşılmadan sistem dışı bir tiyatro geliştirmek oldukça zordur. Devlet kendi tekelle...
Texte Reş, Ghobadi ve Kürt Sineması Texte Reş, Ghobadi ve Kürt Sineması Salı, 30 Nisan 2013 23:18 Texté Reş. Kara Tahta. Ne yapılabilir kara bir tahtayla? Yazı yazılabilir örneğin. Evet yazı yazılır kara tahtaya ve bununla özdeşleşmişti...
Kürt Sineması mı Kürdistan Sineması mı? Kürt Sineması mı Kürdistan Sineması mı? Salı, 30 Nisan 2013 14:06 YILMAZ TEKİN Bir süredir hem kendime sorduğum hem de çevremdeki insanlarla tartışmaya çalıştığım bir konudur Kürt Sineması... Bu konuda y...
Helebçe – Zarokên wenda Helebçe – Zarokên wenda Cuma, 26 Nisan 2013 11:12 Bi Elmanî Halabja - Die verlorene KinderBi îngîlîzî Halabja – the lost children Rêzên jorîn navê fîlmeke kurdî ye. Qirkirin û yekîtî...
Amûdê û sînemeya şewitî? Amûdê û sînemeya şewitî? Cuma, 26 Nisan 2013 11:08 Navê Amûdê ji sala Toşê de bi şewatê derketibû. Di 1937ê de, Sûriya di bin sêwana Fransiyan de bû û balefirên xaçhilgiran Amûdê û gundên d...
Çarpıcı bir belgesel; Can Baz Çarpıcı bir belgesel; Can Baz Perşembe, 25 Nisan 2013 16:33 Genç yönetmen Özay Şahin’in İstanbul’da yaşamakta olan Konyalı tinerci Kürt çocuğun ve sokaklarda müzik yapan Grup Siya Siyabend üyesi gen...
Kürt Film Festivalleri’nin Önemi Kürt Film Festivalleri’nin Önemi Perşembe, 25 Nisan 2013 16:18 Her geçen gün yedinci sanat olarak da bilinen; tiyatro, resim, fotografçılık, şiir, roman ve müzik gibi sanatları da içinde barındıran sin...
Kürt Filmini Nasıl Tanımlamalı? Kürt Filmini Nasıl Tanımlamalı? Perşembe, 25 Nisan 2013 16:15 Özellikle Bahman Ghobadi’nin filmlerinin uluslararası alanda ödüller almasinin ardından, Kürt filmleri ve sineması adından daha çok sözett...
Andrey Arsenyeviç Tarkovski (1932-1986) Andrey Arsenyeviç Tarkovski (1932-1986) Perşembe, 25 Nisan 2013 14:05 “Ne olursa olsun; yalnızca bir mal olarak tüketilmek istenmeyen her türlü sanatın amacı; hiç şüphesiz kendine ve çevresine hayatın ve in...
Tarkovsky Sineması, Sanatı ve Stalker Filmi Tarkovsky Sineması, Sanatı ve Stalker Filmi Perşembe, 25 Nisan 2013 14:02 Andrei Tarkovsky, sinema sanatını bir avuç filmiyle tepeden tırnağa dönüştürmüş büyük bir yönetmen; sanatın ve insan varlığının amacı üzer...
Shakespeare’iN Globe Tiyatrosu Shakespeare’iN Globe Tiyatrosu Pazartesi, 22 Nisan 2013 21:41 Engin batı kültürü içinde, ondan etkilenmemiş, onu anmamış, onun bir cümlesini veya bir eserini kullanmamış bir tek sanatçı dahi yoktur. R...
Politik Filmler Serisi Politik Filmler Serisi Çarşamba, 17 Nisan 2013 19:20 Dünya coğrafyasında her toprak esaretin bir gerçeklik ve özgürlüğün de hayal olarak kaldığı düşüncelere evsahipliği yapmıştır. Düşünceler ...
Kanlı Sinema Kanlı Sinema Çarşamba, 17 Nisan 2013 18:55 Defalarca yazılıp çizilmiştir, "sinema tarihinin en vahşi filmleri" adı altında sayısız listeler, eleştiriler bulunur. Tüm bu listelerin o...
Bahman Ghobadi ve Kürt Sineması Bahman Ghobadi ve Kürt Sineması Çarşamba, 17 Nisan 2013 18:45 Bahman Ghobadi ismi sinemaseverler için ”Kaplumbağalar da Uçar” filmiyle akıllara kazınmıştır. Kürt yönetmen sinemaya adım attığı ilk ...
Kültür Kültür Salı, 16 Nisan 2013 16:55 Kültür, tarihsel süreç içinde toplumların, uygarlıkların, çıkışlarında yer edinmiş ve vazgeçilmez bir kavram olarak hala günümüzde sıcaklı...
Sessiz Filmler Dosyası Sessiz Filmler Dosyası Pazartesi, 15 Nisan 2013 12:36 Michel Hazanavicius’un sinema seyircisini alıp bir nostalji fırtınasının içerisine bıraktığı ödül rekortmeni filmi The Artist ile birlikte y...
Kakşar Oremar: Folklor ya da bir halkın yaşam öyküsü Kakşar Oremar: Folklor ya da bir halkın yaşam öyküsü Pazartesi, 15 Nisan 2013 12:14 Folklor kelimesi, Folk (millet, halk) + Lore (bilgi) sözcüklerinin birleşiminden oluşan İngilizce Folklore kelimesinden geliyor. Geniş anl...
Bi Mîzgîn Arslan re li ser Bi Mîzgîn Arslan re li ser "Kirasê Mirinê" hevpeyivîn Cumartesi, 13 Nisan 2013 22:48 Gülizer Temel Hun dikarin qala xwe bikin? Mîzgîn Arslan kî ye? Ez gûndekî  Mêrdînê ji dayîk bûm. Gundê me g...
Sinemanın Adını Koymak: Dilini Arayan Kürt Sineması Sinemanın Adını Koymak: Dilini Arayan Kürt Sineması Cumartesi, 13 Nisan 2013 22:45 Serin bir ikindi vakti Diyarbakır’a indiğimde tepemde jetler uçmaktaydı. Anayasa Mahkemesi Demokratik Toplum Partisi’ne açılan kap...
Ghobadi Filmlerinde Kürt Kadını ve Temsili Ghobadi Filmlerinde Kürt Kadını ve Temsili Cumartesi, 13 Nisan 2013 22:37 Murat Barin Bahman Ghobadi filmleri, Kürdün hayatını temsil etmesi bakımından oldukça gerçekçi ve sade filmlerdir. Onun filmlerinde Kürtl...
Kürt tiyatrosu kurumsallaşmalı Kürt tiyatrosu kurumsallaşmalı Cumartesi, 13 Nisan 2013 22:27 Ali Rıza Kılınç / Mehmet ÇakmakçıKürt tiyatrocularla Kürt tiyatrosunun içinde bulunduğu koşulları ve geleceğini konuştuk 
Bağımsız sinema (nedir, ne değildir) Bağımsız sinema (nedir, ne değildir) Cumartesi, 13 Nisan 2013 22:17   Bağımsız sinema "sözünü ilk kez 1960'lı yıllarda duymuştum. John Cassavetes'in ilk filmi "Shadows" (Gölgeler) için söyleniyordu bu...
Kürt Sineması / Yazan: Mizgin Müjde Arslan Kürt Sineması / Yazan: Mizgin Müjde Arslan Cumartesi, 13 Nisan 2013 22:03 Kürt sinemasında Bahman Ghobadi nin Dema Hepsên Serxweş filmiyle Cannes Film Festivali nde Altın Kamera ödülünü aldığı 2000 yılı milat alı...
Faşizm Üzerine 12 Film Faşizm Üzerine 12 Film Cuma, 12 Nisan 2013 02:00  Not: Filmleri İzlemek İçin Turuncu Yazılı Başlıklarına Tıklayınız Dünyaya savaşlar, acılar, ölümler ve büyük zihinsel hastalıklar g...
Sergey M. Eisenstein Sergey M. Eisenstein Perşembe, 11 Nisan 2013 09:11 Sergey M. Eisenstein, 23 Ocak 1898’de Çarlık Rusya’nın Baltık kıyısındaki sömürgesi Letonya’nın Riga kentinde dünyaya gelir. Mimar-mühendi...
Tanrıyı Tartışan Filmler Tanrıyı Tartışan Filmler Perşembe, 11 Nisan 2013 09:02 Kimisine göre ‘acı ama gerçek’ kimilerine göre ‘sadece gerçek’, tanrı bir şekilde sinemacıların kariyerlerini etkiliyor. Da...
Sinemada Ses Unsuru Sinemada Ses Unsuru Perşembe, 11 Nisan 2013 08:58 Sinemasal anlatıcının işitsel ve görsel olmak üzere iki temel yapısı vardır ve sinemasal anlatıcı bu başlıkların altında yer alan ses...
Dramatik Sanatlar Nedir? Dramatik Sanatlar Nedir? Pazartesi, 08 Nisan 2013 21:50 Dramatik Sanatlar : İnsanın, eyleme dönüşmüş ifadelerle kendini veya bir olayı, bir olguyu anlattığı sanatlardır: Tiyatro, opera, müzikal ...
Shakespeare Döneminde Tiyatro Shakespeare Döneminde Tiyatro Pazartesi, 08 Nisan 2013 21:47 Shakespeare’in Londra’ya gidip meslek yaşamına başladığı yıllarda İngiltere’de oldukça canlı bir tiyatro ortamı yeşermişti bile. Gerek şii...
Feminist Tiyatro Feminist Tiyatro Pazartesi, 08 Nisan 2013 21:42 Yeni kadın özgürlüğü hareketinin 1970’lerin ortalarında güçlenmesiyle birlikte, aralarındaki çeşitli farklılıklara karşın, kadın­larla kad...
Sinemada Akımlar Sinemada Akımlar Pazartesi, 08 Nisan 2013 21:36 Sinema denilen büyülü perde oyunları LUMİERE kardeşlerin yaptığı SİNAMASKOP denilen aletle birlikte doğmuş ve dünyada meydana gelen her ye...
Şiir ve Sinema Şiir ve Sinema Pazartesi, 08 Nisan 2013 21:32 Octavio Paz şöyle demişti: "Zincire vurulmuş bir adamın, dünyayı parçalayacak gücü kazanması için gözlerini kapaması yeter";ben de bu sözü...
Toplumsal Tip Olarak Çocuğun Sinemada Temsili Toplumsal Tip Olarak Çocuğun Sinemada Temsili Pazartesi, 08 Nisan 2013 21:28 Çıkış noktamız bu kez Jean-Pierre Faye'ın oldukça sıcak ama bir o kadar da ağır felsefi bir karakter taşıyan bir Heidegger metni... Daha d...
Dünya Sinemasında İlkler Dünya Sinemasında İlkler Pazartesi, 08 Nisan 2013 21:25 Kinetoskop’u keşfeden ilk mucit: Thomas Edison (1892). İlk film gösteriminin yapıldığı mekan: Paris’te Capucines Bulvarı’ndak...
Sinema ve Edebiyat Türleri Arasında Görülen Etkileşimler Sinema ve Edebiyat Türleri Arasında Görülen Etkileşimler Pazartesi, 08 Nisan 2013 21:15 Sanat, biçim-içerik ilişkisinin birlikteliğiyle var olmaktadır. Biçimsel  öğelerle içeriksel öğelerin yoğrulması sanat yapıtının olu...
Kısa Film Nedir, Ne Değildir? Kısa Film Nedir, Ne Değildir? Pazartesi, 08 Nisan 2013 21:09 1996 yılında “kısa film”in ne olduğunu soruşturan bir kitap yayınlanmıştı. Yazar “kısa film nedir?” sorusu için dönemin bilinen sorularını...
Sinema ve Tv’de Çekim Ölçekleri Sinema ve Tv’de Çekim Ölçekleri Pazartesi, 08 Nisan 2013 21:03   İnsanın anatomisini esas alan çekim ölçekleri, sanatın kabul gören binlerce yıllık mirasından alınarak devinimli görüntüye de akta...
Sinematografi Üzerine - 1 Sinematografi Üzerine - 1 Pazartesi, 08 Nisan 2013 21:02 Sinemada çok önem verdiğimiz bir unsur sinematografi, peki nedir bu unsur, bırakalım şimdi sözlüklerdeki edebi klişe tanımlamaları ve sine...
Sinemanın Doğuşu Sinemanın Doğuşu Pazartesi, 08 Nisan 2013 21:00 İnsanların ilk sinemayla tanışmaları nasıl oldu? Öyle ya,insanlar hiç bilmedikleri bir dünya ile tanışıyorlar ve bu dünyanın nimetlerinden...
Kuantum Fiziğinin Şiiri: Sinema Kuantum Fiziğinin Şiiri: Sinema Pazartesi, 08 Nisan 2013 20:57 Ah şu bilmek, ne enteresan şeydir öyle… Sanat tarihini, bilmenin ışığından ayırmanın bizi gaflete düşürdüğü kesindir. Bil- mek, bil-im, b...
Sinema ve Psikoloji - 1 Sinema ve Psikoloji - 1 Pazartesi, 08 Nisan 2013 20:52 Sinema, büyüleyen, insanları gerçek yaşamdan kısa süreliğine uzaklaşıp bir düş dünyasında gezinmemize, filmdeki karakterlerle özdeşleşip k...
Dramaya Karşı Bir ‘Kameralı Adam’ Dramaya Karşı Bir ‘Kameralı Adam’ Pazartesi, 08 Nisan 2013 14:56 Dziga Vertov’un 1929 yılı tarihli ‘’Kameralı Adam ‘’adlı filmi dünya sinema tarihinde önemli bir yer tutar. Özelikle kendisinden sonra gel...
Yolcuya Yolcuya Salı, 02 Nisan 2013 16:26 Halil ve yürümek. Güneşin ilk ışınlarını yakalamaya ya da dağlara bulanan o koyu sislere yetişmeye çalışan, her şeyin o ilk ve saf haline do...
Kürt Sinemasına Bakış Kürt Sinemasına Bakış Pazar, 31 Mart 2013 00:09 İlk Kürt sinema filmi olan Zarê, aynı zamanda Ermeni sinemasının kurucusu sayılan Ermeni yönetmen Hamo Beknazaryan(1892-1969) tarafından ç...
 "Bîranîna Şehîdên Sînema Amûdê" Pazar, 31 Mart 2013 00:00 Amûdê, li başûrê-rojavayê Kurdistanê bajarekî biçûk e. Li herêma ku bajarê Amûdê lê ye, kîjan dever bê kolan, şopa bûyerên dîrokî yên gir...
Reha Erdem’in Jîn’ine eleştirel bir Kürt bakışı Reha Erdem’in Jîn’ine eleştirel bir Kürt bakışı Cumartesi, 30 Mart 2013 23:52 Bir film düşünün; bir Kürt, Ege köylülerinin yaşamı üzerinden evrensel bir konuyu işliyor. Egeliler hakkında birçok şey okumuş dinlemiş, i...
Kürt Sinemasına Eleştirel Bakış Kürt Sinemasına Eleştirel Bakış Cumartesi, 30 Mart 2013 23:13 Kameralar henüz gerçeği yansıtmadı Kürt sinemasının öncelikle ışığı ve kamerayı doğru yere, olaya ve kişiye tutup tutmadığı önemlidir. Do...
Öfkeli ve özgür yönetmenler Öfkeli ve özgür yönetmenler Cumartesi, 30 Mart 2013 16:32 Bağımsız sinemanın ilk yönetmenleri Lindsay Anderson, Karel Reisz ve Tony Richardson’du. Daha sonra onlara John Schlesinger, Ken Loach gib...
Sinemada Kadın Sinemada Kadın Cumartesi, 30 Mart 2013 16:17 Egemen güçlerin baskısıyla sinema kendisine her dönem bir düşman bulmuştur. Bulunan düşman, aslında sinemanın tercihi olmayıp, tamamıyla e...
Özgürleşme sorunu ve sinema Özgürleşme sorunu ve sinema Cumartesi, 30 Mart 2013 16:13 İnsan ve uygarlıklar tarihi kadar eski ve kökenli bir sorundur özgürleşme sorunu. Halen bir çözüme kavuşturulamamış ama bu sorunun da çözü...
Kürt sineması ve Bahman Ghobadi Kürt sineması ve Bahman Ghobadi Cumartesi, 30 Mart 2013 16:10 Son yıllarda özellikle İran ve Türkiye'de üretilen sinema filmleri Kürtler'i cinema alanında dünya ölçeğine taşıdı. Çoğunluğu Kürt yönetme...
Türk Sinemasında Kürtler Türk Sinemasında Kürtler Cumartesi, 30 Mart 2013 16:06 Türkiye sineması tarihi boyunca Kürtler’i Kürt olarak yansıtmaktan kaçınmıştır, bir anlamda inkar etmiştir Kürt gerçekliğini. Türkiye...
Bir sürgün sineması olarak Kürt Sineması Bir sürgün sineması olarak Kürt Sineması Cumartesi, 30 Mart 2013 16:02 Sinema her ne kadar sanatsal bir uğraşı olsa da, aynı zamanda ekonomik ve teknik bir altyapının üstünde yükselen bir endüstridir. Ame...
Kürt sineması için ortak bir strateji arayışı Kürt sineması için ortak bir strateji arayışı Cumartesi, 30 Mart 2013 15:56 Sinema dünyasına yeni giriş yapmasına ve şimdiden ciddi ürünler vermesine rağmen Kürt sineması ciddi sorunları da içinde barındırıyor. Bu ...
Dizi dizi şovenizm Dizi dizi şovenizm Cumartesi, 30 Mart 2013 15:51 Özellikle de 1990’lı yılların sonlarına doğru artan rekabet üzerine televizyon yayıncıları “dizi film”i keşfetti. Dizi film, seyirci topla...
Yangında filizlenen çiçek ya da Kürt Sineması Yangında filizlenen çiçek ya da Kürt Sineması Cumartesi, 30 Mart 2013 15:48   Tarih denince akla ilk gelen savaşlar olur nedense; ilk akla gelmesinin, gelmesi gereken olmasının tabiki de haklı gerekçeleri var...
Dağların İlk Tiyatro Sanatçılarına Dağların İlk Tiyatro Sanatçılarına Cumartesi, 30 Mart 2013 15:44 Dağda ilk profesyonel tiyatroyu sahneleyen, onlardı. Bin beş yüz gerillanın önünde, Zap gibi, savaşın orta yerinde,zorlu bir alanda, Parle...
Nasil bir sinema? Nasil bir sinema? Cumartesi, 30 Mart 2013 15:41    Louise Lumiere 1895’te sinematografiyi (kamera) keşfederek, ilk filmi (belgesel) çekip halka açık ilk gösterimi de yaparak, ...
Kürt sinemasına layıkıyla girmek Kürt sinemasına layıkıyla girmek Cumartesi, 30 Mart 2013 15:35   Eski ve yeni Kürt arasındaki farkı, bu farkı yaratanların mücadelesi görülmeden, sırf popüler olma, kendini kabul ettirme adına, bu ...
Sînemaya Çiyayan Sînemaya Çiyayan Cumartesi, 30 Mart 2013 15:29 BEHDÎNAN - Gava mirov navê Xelîl Dag (Çiya) dibihîse, “Sînemaya Çiyayan” tê bîra mirov. Şagirta Xelîl Dag, Jînda Baran destnîşan kir ...
Sinema ile tasavvuf ilişkisinde Sinematografi Sinema ile tasavvuf ilişkisinde Sinematografi Cuma, 29 Mart 2013 18:14 Sinema ile tasavvuf ilişkisinin ele alınması, sinemanın şimdiye kadar, düşünce ile, felsefe ile, metafizik ile ilişkisini ele almayı, bu k...
“PERDE”yle Eriyen Duygularımız “PERDE”yle Eriyen Duygularımız Cuma, 29 Mart 2013 18:02   İnsan ruhuna şöyle bir ayna tuttuğumuz da; gökkuşağında ki renkleri andıran ve insanı insan yapan bir takım duygulara tanık olmakt...
Kürt aydını, Halil Uysal Dağ ve dağların ardı... Kürt aydını, Halil Uysal Dağ ve dağların ardı... Cuma, 29 Mart 2013 12:50 Türkiye'deki gazeteciler, PKK hareketini anlamaya çalışanlar ve yorumlayanlarla karşılaşıp meseleyi konuştuğumuzda söz gerillanın kültür ve ...
Şano Şano Çarşamba, 27 Mart 2013 15:24 Şanogeh: meydana lîstikê.Ji dema berê ve heta îro di jiyana mirovan de gelek guhertin çêbûne. Bi taybetî di hunerê de, wek şano. Bing...
Sinema tarihi Sinema tarihi Salı, 26 Mart 2013 13:20    Sinemanın temelinde yatan yanılsama, beynin gözün ağ tabakası üzerine düşen görüntüyü kaybolmasından sonra da kısa bir süre al...
Filmin Doğuşu ! Filmin Doğuşu ! Salı, 26 Mart 2013 13:09 Lumiere kardeşler gelişSinematograf adlı aygıtla ilk kez hareketli görüntü elde ettiler. Bu olay sinemanın doğuşunu müjdeleyen e...
Sinemada Ses Sinemada Ses Salı, 26 Mart 2013 13:05 Dünyada ilk sesli film 1927 yılında çekilen “Caz Şarkıcısı”  (The Jazz Singer) isimli Amerikan yapımlı filmdir.
Sanat Nedir? Sanatçı Kime Denir? Sanat Nedir? Sanatçı Kime Denir? Salı, 26 Mart 2013 13:01 Sanat Nedir? Sanat en genel anlamıyla, yaratıcılığın veya hayal gücünün ifadesi olarak anlaşılır. Tarih boyunca neyin sanat olarak adland...
Tutsak Halkın Sinemacısı Tutsak Halkın Sinemacısı Pazar, 24 Mart 2013 14:50 “Bir başlasam bütün zaman duracak ellerimde, çok iyi biliyorum. Yola bir koyulsam su gibi akacak her şey avuçlarımın arasından, biliyorum… B...
Senaryo Oluşturma Senaryo Oluşturma Perşembe, 21 Mart 2013 18:44 ,   Senaryo: Görsel AnlatıSinemasal Anlatıda Senaryonun İşleviAnlatı Biçimleri ve Senaryonun ÖzellikleriSinopsis, Tretman, Dekupaj, S...
Kısa Film Nedir ? Kısa Film Nedir ? Perşembe, 21 Mart 2013 18:41 Kısa film, gevezelik yapmadan kısa zamanda çok şey anlatma esasına dayanır. Kısa filmler kısa süre içerisinde birçok şeyi ifade edebilen ...
 Sinemada Meslekler Sinemada Meslekler Perşembe, 21 Mart 2013 18:39   Sinema, ortaya çıkan ürün için çalışan çeşitli meslek grupları tarafından meydana getirilir. Ülkemizde bu mesleklerden bazıları yo...
 Korku Filmi Türü Korku Filmi Türü Perşembe, 21 Mart 2013 18:37   Bu tür, adından da anlaşılacağı gibi, izleyicilerde korku uyandıran kişileri, olayları, durumları işleyen bir türdür. Korkunç olay...
Belgesel Sinema Nedir? Belgesel Sinema Nedir? Perşembe, 21 Mart 2013 18:35 Sinemanın ele aldığı konulardan korku, bilim kurgu, komedi gibi türlerden anlatım ve işleyişi en zor sinema çeşididir. Belgesel film çeşit...
 Sanatta Pornografi ve Görüntü İlişkisi Sanatta Pornografi ve Görüntü İlişkisi Perşembe, 21 Mart 2013 18:33 "Birine pornografik görünen, bir başkası için dehanın kahkahasıdır."D. H. LawrenceTarih boyunca cinsellik tüm sanat dallarında yer almıştı...
 Pornografi Pornografi Perşembe, 21 Mart 2013 18:30 Cinsellik, hem toplumumuzda hem de diğer toplumlarda çok rahat bir şekilde açığa vurulmuş bir kavram değildir. O, her zaman varolmuştur am...
 Son Dönem Fransız Sineması Son Dönem Fransız Sineması Perşembe, 21 Mart 2013 18:11 Fransız sinemasının son otuz yılını anlayabilmek için 1960 yılında Yeni Dalga ile birlikte ortaya çıkan bir değişimi bilmek gerekmektedir....
 Çin Çılgın Akım Sineması Çin Çılgın Akım Sineması Perşembe, 21 Mart 2013 18:08 1930'lu yılların başından itibaren Çin sineması, "dev bir çağ"a girdi. Bu dönemde daha önceleri asıl ilgilerini operaya yönelten solcu san...
 Modern İran Sineması Modern İran Sineması Perşembe, 21 Mart 2013 18:07   MODERN İRAN SİNEMASININ KAYNAKLARI VE GELİŞİMİBir medeniyet ne kadar mozaik kültür ve zengin sanatlardan beslenmişse kendi geleneğ...
İran’ın Yaratıcı Kadın Sinemacıları İran’ın Yaratıcı Kadın Sinemacıları Perşembe, 21 Mart 2013 18:05 İran sinemasında kadının yerini araştıran Fatin Kanat `Kadınlar inanılmaz badireleri aşarak çalışma yürütüyorlar' diyor Fatin Kanat, bir ö...
 İran Sinemasının Kısa Tarihi İran Sinemasının Kısa Tarihi Perşembe, 21 Mart 2013 18:03   İlk Dönem§ Kaçar hanedanından Muzafereddin Şah 1900 yılında gittiği Fransa’da sarayın ekkasbaşısı Mirza İbrahimhan ile gördüğü sin...
Neden Kurgu? Neden Kurgu? Perşembe, 21 Mart 2013 18:01   Kalemle kalemtraş arasındaki ilişkiyi düşünün. Kurşunun etrafındaki ağacı sıyırarak, binbir güçlükte sivri mi sivri hâle getirdiğini...
 Genç İsviçre Sineması Genç İsviçre Sineması Perşembe, 21 Mart 2013 17:59 Genç İsviçre (özellikle Roman) Sineması'nın ortaya çıkışı 1964 dolaylarındadır. 1924'te doğmuş İsviçre sineması, İkinci Dünya Savaşı'na ka...
Fransız Sinemasının Doğuşu Fransız Sinemasının Doğuşu Perşembe, 21 Mart 2013 17:56 Fansız sineması deyince akla hemen Louis ve Auguste Lumière kardeşler gelmelidir. Bu kardeşler, kimsenin yadsıyamayacağı gibi sinemayı sin...
 Dışa Vurumcu Alman Sineması Dışa Vurumcu Alman Sineması Perşembe, 21 Mart 2013 17:54 1900lü yıllarda Fransa, Rusya, İsveç, Norveç, Çekoslovakya ve Polonya ile tek tük İngiltere ve Amerika'da görülen bu akım gerçek anlamda k...
 Sinemasal Gerçekçilik Sinemasal Gerçekçilik Perşembe, 21 Mart 2013 17:40 SİNEMASAL GERÇEKÇİLİK MANİFESTOSU / 20101895’te Auguste ve Louis Lumiere Kardeşlerin Cinematographe’ı icat edip, George Milies’nin ilk kon...
 Özgür Sinemacılar Manifestosu Özgür Sinemacılar Manifestosu Perşembe, 21 Mart 2013 17:39 “Hepimiz sinemacıyız”Aristoteles’in dediği gibi, kurmaca (fiction), bir yapılandırma operasyonu olarak yaşama biçim verdiği için. 
 Kinoglaz Eğitim Programı Manifestosu Kinoglaz Eğitim Programı Manifestosu Perşembe, 21 Mart 2013 17:39 1Drama halkın afyonudur.2Kahrolsun beyaz perdenin ölümsüz kralları ve kraliçeleri. Yaşasın sıradan, günlük işlerin başındaki ölümlü insanl...
 HİS Manifestosu HİS Manifestosu Perşembe, 21 Mart 2013 17:37 Herkes İçin Sinema1Sinemacılar dünyayı yalnızca çeşitli biçimlerde filme çekmişlerdir, oysa önemli olan onu değiştirmektir.
 Kürt Sineması Çocukluk Döneminde Kürt Sineması Çocukluk Döneminde Perşembe, 21 Mart 2013 17:21 Kürdistan'ın Güneyinde düzenlenen Kürt Kısa Filmleri Festivali'nde bir araya gelen sanatçılar Kürt sinemasının çocukluk dönemi yaşadığına ...
 Futbol ve Sinema Üzerine Düşünmek Futbol ve Sinema Üzerine Düşünmek Perşembe, 21 Mart 2013 17:13 Sinema yazarı Tunca Arslan'ın uzun bir çalışmanın sonucu ortaya çıktığı her halinden belli olan kitabı "Futbol ve Sinema - Meşin Yuvarlağı...
Yeni Bir Sinema Estetiğinin Olanaklılığı Yeni Bir Sinema Estetiğinin Olanaklılığı Perşembe, 21 Mart 2013 17:03 Sinema estetiği ya da sinema kuramları denildiğinde, genellikle üzerinde ilerlenmeye çalışılan alanı Hollywood sineması ile Avrupa sinemas...
Sinema : Aynadaki Yansımaya Dokunma Arzusu Sinema : Aynadaki Yansımaya Dokunma Arzusu Perşembe, 21 Mart 2013 17:00 Sinemaya ne(r)den bulaştığımızı hatırlıyoruz. Bunun açık seçik olmadığını da kabul ediyoruz. Bu metnin inşa nedeni tam da bu karanlık hatı...
 Medyada Savaş Görüntüleri Üzerine Medyada Savaş Görüntüleri Üzerine Perşembe, 21 Mart 2013 16:57 Savaşlar kamuoyuna her zaman konunun uzmanlarının ve teknisyenlerinin desteğiyle, imaj ve montaj teknolojileri yenilenerek sunulmuştur. Bu...
 Eski Filmler Bugünün Dizilerinden Daha İyi Eski Filmler Bugünün Dizilerinden Daha İyi Perşembe, 21 Mart 2013 16:55 Son filmi Kader'le Altın Portakal kazanan Zeki Demirkubuz, "60'ların, 70'lerin sineması aşağılanıyor ama bugünkü dizilere baktığımızda esk...
“3 Boyutlu Hayat” “3 Boyutlu Hayat” Perşembe, 21 Mart 2013 16:49 3 BOYUTLU SİNEMA, TELEVİZYON                Çocukluğumdan beri hep ...
Sinema'nın Ünlü Filmleri Sinema'nın Ünlü Filmleri Perşembe, 21 Mart 2013 16:46   Bu seneki Oscar ödüllerine aday gösterilen filmler arasında iki biyografik filmin yer alması nedeniyle, özyaşamöyküsünü konu alan ...
Kültür ve sanatımız Kültür ve sanatımız Perşembe, 21 Mart 2013 00:47 İktidarı bir güç olarak elinde tutan tüm sistemler zaman içerisinde hegemonik bir hal olarak toplumu çepeçevre sarmaya başlar. Eğer toplum...
Sanat ve insan Sanat ve insan Perşembe, 21 Mart 2013 00:29   Fethi Abdullah/ Bingöl M Tipi CezaeviÖzellikle tarihi incelerken, yeni toplumsal alt-üst oluşlarda, sanatın kendi içinde önemli bi...
Tiyatronun ana dalları Tiyatronun ana dalları Perşembe, 21 Mart 2013 00:28 Mehmet YILDIRIM / Lüleburgaz Kapalı Cezaevi Tiyatro, Yunanca’da Theatron, Latince’de Theatrum ve İtalyanca’da Teatro’dur. Tiyat ise içi...
Sanatsal doğa doğasal sanat Sanatsal doğa doğasal sanat Perşembe, 21 Mart 2013 00:20 Yakup Kırmızı / Erzurum H Tipi CezaeviSanatın herkesi ikna eden tek bir tanımı yoktur. Her toplum, her kültür ve hatta her birey kendi özg...
Tiyatro Tarihi Tiyatro Tarihi Çarşamba, 20 Mart 2013 20:58   ANTİK ÇAĞ TİYATROSU Tiyatro ilk kez IO 6. yüzyılda Yunan toplumunda dinsel törenden özerkleşerek bir sanat türü haline geldi; din...
 Dünya Sinemasının İlkleri Dünya Sinemasının İlkleri Çarşamba, 20 Mart 2013 20:55 Kinetoskop’u keşfeden ilk mucit: Thomas Edison (1892). İlk film gösteriminin yapıldığı mekan: Paris’te Capucines Bulvarı’ndaki Grand Cafe (...
En iyi gotik korku filmleri En iyi gotik korku filmleri Çarşamba, 20 Mart 2013 20:54 Kerem Akça, sinema tarihinin en iyi 10 gotik korku filmini seçtiBu hafta John Carpenter’ın ilk gotik korku filmi “Koğuş”un vizyona girmesini...
Sinema Tarihi Sinema Tarihi Çarşamba, 20 Mart 2013 20:49   Sinema sanatının 20. yüzyılda gelişmiş, kendinden önce yaygınlık kazanmış bulunan resim, heykel, müzik, mimarlık gibi çeşitli sanat ...
 Sinemada 12 Eylül Sinemada 12 Eylül Çarşamba, 20 Mart 2013 16:46 Filmler, çekildiği veya ele aldığı dönemle ilgili ipuçları veren birer bellek ürünü olduğu için 12 Eylül darbesinden 31 yıl sonra, geriye ...
 Ulus Baker'in gözünden Yılmaz Güney sineması... Ulus Baker'in gözünden Yılmaz Güney sineması... Çarşamba, 20 Mart 2013 16:43 Politik herhangi bir eserin iktidara ilişkin belli bir fikirle ilgili zorunlu olarak bir tasavvura sahip olması gerektiği ölçüde, iktidarı...
Sinema ve Lenin Sinema ve Lenin Çarşamba, 20 Mart 2013 16:41   "Sinema ,tüm sanatların içinde bizim için en önemli olanıdır." V.I.Lenin Sinemanın içindeki devrimci özü ilk fark eden kişilerden...
 Sessiz çığlık: Charlie Chaplin Sessiz çığlık: Charlie Chaplin Çarşamba, 20 Mart 2013 16:38 “Komünist olmak en doğal hakkımdır!”   16 Nisan 1889’da Londra’da doğan Chaplin, yoksul bir ailenin oğlu olarak dünyaya geldi. Ai...
Türkiye sinemasında Türkiye sinemasında "kadın" olmak Çarşamba, 20 Mart 2013 16:34 Türkiye sinemasında "kadın" olmak - Asiye Dinçsoy (Bianet) 17 Mart 2012 - Medyanın ve herkesin bilmesi gerek ki hiç bir şey şiddet uygulam...
 Zeki Demirkubuz Sineması Üzerine... Zeki Demirkubuz Sineması Üzerine... Çarşamba, 20 Mart 2013 13:37 Demirkubuz bu koşullarda büyük ölçüde döviz üzerinden borçlanarak C Blok’u yönetti, film bittiğinde aldığı borçlar Türk Lirası üzerinden tar...
Hareketli Görüntünün Doğuşu Hareketli Görüntünün Doğuşu Çarşamba, 20 Mart 2013 13:34   Sinemanın mucidi olarak tanınan Louis ve Aguste Lumiere Kardeşler'in bütün illüzyonu insan gözünün yanılgısına ve ağ tabakasının b...
Yalnızlık Yalnızlık Çarşamba, 20 Mart 2013 13:32 Yalnızlık, şüphesiz biz insanoğlunun yaşamaktan en çok korktuğu duygulardan birisidir. Bir çoğumuzun köşe bucak kaçtığı bu duygu,bazen hiç...
Bir Şey Varsa Doğaldır Bir Şey Varsa Doğaldır Çarşamba, 20 Mart 2013 13:28   Dökümanter özellikleri ağır basan bir video çalışması kitaba dönüştüğünde tam bir belgesel olmuş. Her ne kadar kitabın formunu far...
Görüntünün Ideolojisi ve Kültür Görüntünün Ideolojisi ve Kültür Çarşamba, 20 Mart 2013 13:26   Son günlerde internette dolaşan bir bilgiye göre TRT, Disney ile oldukça büyük çaplı bir animasyon çalışmasına giriyormuş. "Türk a...
Sergei Eisenstein Sergei Eisenstein Çarşamba, 20 Mart 2013 13:23   “HAYATI VE YAPITLARI”Sergei M. Eisenstein bir film yönetmeni ve kuramcısı olarak her iki alanda da bir dahi olduğunu kanıtlamış bi...
Kübist Sinema Kübist Sinema Çarşamba, 20 Mart 2013 13:20   Meşhur kitabı "Marifetname"nin tuhaf biçimde kitabın kendisinden daha meşhur bölümü "Kıyafetname"de Erzurumlu İbrahim Hakkı, en az...
Çarpışan İkonlar Çarpışan İkonlar Çarşamba, 20 Mart 2013 13:18   Komplo teorilerini severiz, çünkü hem bir türlü çözümünü bulamadığımız sorunların bir 'peri sopası* dokunuşuyla çözüldüğü yanılsam...
Karanlıkta bir 'Üçüncü Adam Karanlıkta bir 'Üçüncü Adam Çarşamba, 20 Mart 2013 13:17   PeterJackson'ın 'Yüzüklerin Efendisi' kadar ihtişamlı olmamakla birlikte belki bu üçlemeden çok daha iyi bir filmi var: 'Heavenly ...
Jeneriğe Dikkat! Jeneriğe Dikkat! Çarşamba, 20 Mart 2013 13:16   Sinema göstergebiliminde kabul edildiği şekliyle film jeneriği kitap kapağı gibidir; nasıl önü ve arkasıyla kitap kapağının tasarı...
Alametlerin Kıyameti Alametlerin Kıyameti Çarşamba, 20 Mart 2013 13:15     Dikkatinizi çekmiştir, ortalık kıyamet ala-metleriyle ilgili kitap, TV dizisi, 'güya belgesel've filmlerden geçilmez hale ...
Sisler Arasında... Sisler Arasında... Çarşamba, 20 Mart 2013 13:12   Her ne kadar daha çok muhafazakâr korku filmlerine imza atmış, 'öteki' korkusunu akıldışı boyutlarda yeniden-ürettiği 'Village of ...
Ölüm : Politik Bir Sinemaya Direnmek Ölüm : Politik Bir Sinemaya Direnmek Çarşamba, 20 Mart 2013 13:09 Fantastik edebiyatın en güçlü sol kanat yazarı China Mieville'in 'Foundation' isimli öyküsü, binaların duvar ve temellerini dinleyen bir a...
Amerikan Filmlerinin Ortak Özellikleri Amerikan Filmlerinin Ortak Özellikleri Çarşamba, 20 Mart 2013 13:05     Amerikan filmlerindeki ortak ilginç özelliklere hiç dikkat ettiniz mi?
 Amerikan Filmlerinin Klasikleşmiş Planları Amerikan Filmlerinin Klasikleşmiş Planları Çarşamba, 20 Mart 2013 13:04 Polisin araştırma yaparken, mutlaka bir striptiz barına girmesi gerekir. Amerika'da bütün telefon numaraları 555 diye baslar. Şirin köpe...
Erkekler Dünyasında Ana Rahmi Erkekler Dünyasında Ana Rahmi Çarşamba, 20 Mart 2013 13:02     İster 'Da Vinci Şifresi' ve benzeri komplocu yapıtlardaki teorilere uygun biçimde tarihsel veriler değiştirilerek ...
Film Festivallerinin Uyması Gereken Kurallar Film Festivallerinin Uyması Gereken Kurallar Çarşamba, 20 Mart 2013 13:00 Aşağıdaki ilkeler Avrupa Film Festivalleri Koordinasyonu tarafından 4 Kasım 1995 te Amiens' te kabul edilen "CODE OF ETHİCS FOR FİLM FESTİ...
 Sinemada Takma İsimler Sinemada Takma İsimler Çarşamba, 20 Mart 2013 12:57 Oyuncu isimleri de racona uygun olmalı, bir güzellik, bir "artiz"lik taşımalı... İşte bu nedenle Bumin Gaffar Çıtanak, Suat Ebrem, Fahrett...
Çocuk Filmleri ve Özgür Ruhlar Çocuk Filmleri ve Özgür Ruhlar Çarşamba, 20 Mart 2013 12:36 Sinema endüstrisinde başlı başına bir sektör, çocuk filmleri… Hele bir de küçük kızınız aracılığıyla siz de takip etmek durumundaysanız! O...
2013 Filmleri: Animasyonda Uzakdoğu’nun ve Ghibli’nin Yılı 2013 Filmleri: Animasyonda Uzakdoğu’nun ve Ghibli’nin Yılı Çarşamba, 20 Mart 2013 12:24     Fırat Türkoğlu yazdı.           2013 ABD’deki animasyon filmleri açısından pek zen...
Femme Fatale: Sinemanın Ölümcül Kadınları Femme Fatale: Sinemanın Ölümcül Kadınları Çarşamba, 20 Mart 2013 12:20 Mitolojiden edebiyata, resimden müziğe ve sinemaya kadar bir sürü sanatta karşımıza çıkan ‘femme fatale’ karakterinin/deyişinin sinemada v...
Nasıl Bir Sanat Nasıl Bir Sanat Çarşamba, 20 Mart 2013 12:16 Sanat, toplumsal bilincin estetize edilmiş manevi değerlerini ifade eder. Sanatın diğer bütün alanlarından da beklendiği gibi; Sinema ve s...
Küba Sineması Küba Sineması Pazartesi, 18 Mart 2013 17:27 1971 Nisan’ında Havana‘da toplanan ilk eğitim ve kültür kongresinde, delegeler, Kuzey Amerika‘nın egemenliği sırasında Küba’nı...
Spartaküs: Özgürlük Emek İster Spartaküs: Özgürlük Emek İster Pazartesi, 18 Mart 2013 17:22 Büyük bir taş ocağında, cehennemsi sıcağın altında taş taşıyan kölelerden biri sırtındaki ağırlığa artık dayanamıyor ve yere düşüyor. Onun i...
İki Dil Bir Bavul İki Dil Bir Bavul Pazartesi, 18 Mart 2013 17:16 Resmi ideolojinin ve bütün devlet iktidarının yıllarca yok saydığı, inkar ederek ötelediği ve her seferin de bir dizi açıklamayla mahalli di...
Amerikan Deneysel Sineması Amerikan Deneysel Sineması Pazartesi, 18 Mart 2013 17:04 Deneysel Sinemanın net olarak tanımını yapmak zordur aslında. Nijat Özönbu ise tanımı şu şekilde yapmıştır: ‘’Sinema alanındaki her çeşit ye...
Komedi Filmleri – Gülsek mi, Ağlasak mı? Komedi Filmleri – Gülsek mi, Ağlasak mı? Pazartesi, 18 Mart 2013 16:59 Aristo komik olanı, ortalamadan aşağı olan insanların taklidi olarak nitelemiştir. Komedi soylu olanlara yaklaşamayan bir şeydir. Ama...
Sinemanın sokağa uzanan eli: İtalyan Yeni Gerçekçiliği Sinemanın sokağa uzanan eli: İtalyan Yeni Gerçekçiliği Pazartesi, 18 Mart 2013 16:52 Yeni gerçekçilik akımının ortaya çıkışını anlamak için o dönem İtalya’nın içinde bulunduğu tarihsel ve siyasal durumu bilmek gerekmekted...
Rashomon – Anlatmak Masum Bir Eylem midir? Rashomon – Anlatmak Masum Bir Eylem midir? Pazartesi, 18 Mart 2013 16:49 Gerçekler ve yalanlar “Rashomon kapısı gözümde her gün biraz daha büyüyordu,” (1)
Korku Sinemasında Maske Kullanımı Korku Sinemasında Maske Kullanımı Pazartesi, 18 Mart 2013 16:45 Personanın yani Türkçesiyle maskenin kökeni Roma Tiy atrosuna dayanmaktadır.  M.Ö 500’li yıllarda başlayan bu oyunlarda oyuncular roll...
‘ARAF’ daki İnsanlık ve Sanat ‘ARAF’ daki İnsanlık ve Sanat Pazartesi, 18 Mart 2013 16:40 Bir şehri anlamak, zaman ve gören gözler ister. Demir cevheri dökülüyor. Karşısında iki Karabük genci izliyor bu sanayileşme harikasını: ‘...
Aykırı Olmadan, Aykırı Olmak: Kiarostami ile İran Sineması Aykırı Olmadan, Aykırı Olmak: Kiarostami ile İran Sineması Pazartesi, 18 Mart 2013 16:38   Arkadaşın evine yolculuk  İran Yeni Dalga sinemacılarının en önde gelen yönetmenlerinden olan Kiarostami, filmlerinde e...
Şewata Zarokên Sînemaya Amûdê Şewata Zarokên Sînemaya Amûdê Pazar, 17 Mart 2013 16:15   Ehmed Mihemed  Nesrellah Hecî Ebdellah Seyda  Ilwan Ibrahîm Seyda  Seedellah Hecî Ebdellah Seyda  Ebdilrehman, kurê...
Görüntü yönetmeni ne iş yapar ? Görüntü yönetmeni ne iş yapar ? Perşembe, 14 Mart 2013 16:42 Yönetmen ile birikte çalışmaktadır.Çalışma alanı yönetmene göre farklılık gösterebilir.Görüntü yönetmeni kamera hareketleri ve açıları,kad...
Hapishane Filmleri Hapishane Filmleri Perşembe, 14 Mart 2013 00:31 Hapishaneler, sinemanın tarih boyunca oldukça sık uğradığı mekânlardandır. Zaman zaman büyük çoğunluğu söz konusu mekânda geçen, zaman z...
Paradigmasal bakışta dil Paradigmasal bakışta dil Çarşamba, 13 Mart 2013 17:15   Ferhat BAYSAL / Edirne F Tipi Cezaevi Güncellenme : 01.10.2011 08:34 İnsanları bir toplum haline getiren bireylerin ...
Oryantalizm: Zihniyet hegemonyası Oryantalizm: Zihniyet hegemonyası Çarşamba, 13 Mart 2013 17:14 Nedir oryantalizm? Hangi merhalelerden geçmiştir? Kapitalizmle bağı var mıdır? Açığa çıkan zihniyet nasıl gerçekleşti? Kuşkusuz bu yönlü...
Kültür ve Kültürel Değişim Kültür ve Kültürel Değişim Çarşamba, 13 Mart 2013 17:12 En basit toplumdan en gelişmiş topluma kadar insanların oluşturdukları tüm insan topluluklarında kültür olarak tanımlanan ortak bir olgu...
Phoolan Devi Phoolan Devi Çarşamba, 13 Mart 2013 17:05 Mağdur, Haydut, Lider, Politikacı:Efsanevi Haydutlar Kraliçesi Phulan Devi 11 yaşında kocaya satıldı16 yaşında tacizci kocasını ter...
Kurdistan’ın gök kuşağı; DOMLAR Kurdistan’ın gök kuşağı; DOMLAR Çarşamba, 13 Mart 2013 16:59 "Kadim ve Mazlum dilimin, inatçı kahkahasına...Ji bo Devlikenê Kejê"
50 years: Remembering the Amûde cinema fire 50 years: Remembering the Amûde cinema fire Çarşamba, 13 Mart 2013 16:53 On 13 November 1960 hundreds of Kurdish schoolchildren, most of whom were under the age of 14, perished in a blaze at a cinema in Amûde, Syr...
Navên Hin Goriyên Şewta Sînema Amûdê* Navên Hin Goriyên Şewta Sînema Amûdê* Çarşamba, 13 Mart 2013 16:40   Ehmed Mihemed  Nesrellah Hecî Ebdellah Seyda  Ilwan Ibrahîm Seyda  Seedellah Hecî Ebdellah Seyda&nbs...
Naza Emo (Nazo) Çareserkirina Qederê Naza Emo (Nazo) Çareserkirina Qederê Çarşamba, 13 Mart 2013 16:39 NAZA EMO (NAZO) Û ÇARESERKIRINA QEDERÊ  Naza Emo (Nazo) pîrejineke ji Amûdê ye. Ew niha jî li Amûê dijî û temenê wê do...
 Şahida Şahida "Şewitandina Sînema Amûdê" Çarşamba, 13 Mart 2013 16:37 "XWEDÊ ROJÊN WISA BI SERÊ GURÊN ÇIYA VE JÎ NEYINE....!"  Salihê Kevirbirî - Bochum/Elmanya"...Zarok ji bo Cezayirê çûbûn sînemê. Ji ...
Sînema Amûdê Çima Şewitî? Sînema Amûdê Çima Şewitî? Çarşamba, 13 Mart 2013 16:36       SÎNMEA AMÛDÊ ÇIMA ŞEWITÎ?  Dr. Ebdulbasit Seyda - Uppsala/Swêd 
Bihna Şewata Laşê Min Bihna Şewata Laşê Min Çarşamba, 13 Mart 2013 16:35  Alan ŞiwêşBayê pêşî ku kete sînga min, bayê Amûdê bû. Wê demê 19 sal di ser agir re derbas bûbûn. Lê weke her kesên Amûdê, agir bihn...
Trajedeya Sînema Amûdê û Bêdengiya Miletekî Trajedeya Sînema Amûdê û Bêdengiya Miletekî Çarşamba, 13 Mart 2013 16:33 44 sal piştî şewata Sînema Amûdê û şehîdketina bêtirî 283 zarokên kurd, tirs û bêdengiya Kurdan berdewam e.   Sîrwan Hecî Berko...
İlk Kürt filmi Grass mı? İlk Kürt filmi Grass mı? Çarşamba, 13 Mart 2013 16:15   İlk Kürt filmi Grass mı? Kürt sinema tarihi, yıllardır Ermeni asıllı Hamo Bek Nazarian’ın 1926 yılında çektiği “Zarê” filmiyle ba...
Sinemanın Hikayeleri - Figüran Üzerine Sinemanın Hikayeleri - Figüran Üzerine Çarşamba, 13 Mart 2013 16:10   Meyerhold'un bir temasını hatırlayalım: "Çehov'un ünlü cümlesi iyi bilinir: eğer ilk perdede duvara asılı bir tüfek varsa, oyunu...
Şok ve Beyin: Yılmaz Güney Sineması Üzerine Şok ve Beyin: Yılmaz Güney Sineması Üzerine Çarşamba, 13 Mart 2013 16:09 Sinemanın temsil sanatlarından biri olmadığı, insanı doğrudan doğada, çevresinde, ortamlarında,
Yine Sinema Üzerine Yine Sinema Üzerine Çarşamba, 13 Mart 2013 16:08 Dünyanın "görülebilir" hale gelmesi için o dev camera obscura'ların inşa edilmesi neden gerekmişti?
Yılmaz Güney Sinemasının Bir Özelliği Üstüne Yılmaz Güney Sinemasının Bir Özelliği Üstüne Çarşamba, 13 Mart 2013 16:06   Yılmaz Güney sinematografisini ayırdeden bir özelliği, "vurdulu kırdılı" ("Çirkin Kral" dönemi mi?) diye tanımlanan ilk filimler...
 Sinema ve Tarih Sinema ve Tarih Çarşamba, 13 Mart 2013 16:05 Modern insan jestlerini yitirerek sinematik dünyaya açılmıştı. Bu açılış süreci, Alman sosyolog Norbert Elias'ın deyişine göre "uygarlık...
Sinematografik Aygıt Üzerine Dersler Sinematografik Aygıt Üzerine Dersler Çarşamba, 13 Mart 2013 16:04   Ders 1: Kapitalizmin bir Sentezi Olarak Sinema "Sinemaya aynı bakışı paylaşmayan bir çift birlikteliklerini sürdüremez. Bir...
İran Sineması ve Kadın İran Sineması ve Kadın Çarşamba, 13 Mart 2013 16:02   İran sinemasında yalnızca kadının varlığı konusunda değil, İslam'da aslında yasak olan "imajın" varlığını tartışmanız gerekir ön...
Godard ve Sinema Eleştirisinden Sinemaya Godard ve Sinema Eleştirisinden Sinemaya Çarşamba, 13 Mart 2013 16:01 Şöyle bir soruyu ortaya atarak başlayalım: acaba François Truffaut ve Jean-Luc Godard başta olmak üzere Fransız Yeni-Dalga'sını yaratan ...
Leibnizci Bir Sinema Leibnizci Bir Sinema Çarşamba, 13 Mart 2013 16:00 Filmik meselelerle uğraşanlar için Leibniz'ci bir soru işte: "nesnelere bakış açımız değişik olabilir mi?".
Sinematografi ve Halüsinasyon - Anlamlar Sirkülasyonu Sinematografi ve Halüsinasyon - Anlamlar Sirkülasyonu Çarşamba, 13 Mart 2013 15:58 İşitsel H'nun bir zamanlar araştırmacılar açısından büyük bir önemi, kurbanlarına kazandırdığı tuhaf bir büyü vardı...
Nazi Sinemasının Sinegözü Nazi Sinemasının Sinegözü Çarşamba, 13 Mart 2013 15:57 Daha önce, yetmişli yıllarda yalnızca Anti-Stalinist olmakla kalmayan, aynı zamanda sol-entellektüel bir liberalizmin izini kovalayan ba...
Toplumsal Tip Olarak Çocuğun Sinemada Temsili Toplumsal Tip Olarak Çocuğun Sinemada Temsili Çarşamba, 13 Mart 2013 15:55 Çıkış noktamız bu kez Jean-Pierre Faye'ın oldukça sıcak ama bir o kadar da ağır felsefi bir karakter taşıyan bir Heidegger metni..
Sovyet Sinema Tarihi Nedir? Bir “Tarihöncesi” Sovyet Sinema Tarihi Nedir? Bir “Tarihöncesi” Çarşamba, 13 Mart 2013 15:53 Hodinka nedir bilir misiniz? Moskova yakınlarında, üzerinde bugün bir askeri havaalanı (daha doğrusu "hava müzesi") bulunan ova...
Salo Ya Da Sinemanın Yüz Yılı Salo Ya Da Sinemanın Yüz Yılı Çarşamba, 13 Mart 2013 15:52 Hatırlayalım: PPP bu filmi 1975 yılında, Hayat Üçlemesi'nin (Decameron, Canterbury Hikayeleri ve Bin Bir Geceler) ardından "nihai filmi"...
Guy Debord'un Sineması Guy Debord'un Sineması Çarşamba, 13 Mart 2013 15:50 Burada amacım Guy Debord'un sinema alanındaki poetikasının, ya da daha doğrusu kompozisyon tekniğinin bazı yönlerini tanımlamak.
Şark'ın Şiiri/İran Sineması Şark'ın Şiiri/İran Sineması Çarşamba, 13 Mart 2013 15:40 "İran Sineması" başlık olarak alındığında, bu konuda araştırma yapan bir çok kişi, İran sinemasının kökenini 'taziye'ye daya...
Sanat ve Devrim Sanat ve Devrim Çarşamba, 13 Mart 2013 14:54 Sanatta fazla özgürlük, her zaman sanatın anlamsızlaşmasına yol açabilir.
Devrimci Sinema Üzerine Devrimci Sinema Üzerine Çarşamba, 13 Mart 2013 14:52 Fernando Solanas İle Devrimci Sinema Üzerine Bir Görüşme Bize filminizi (zaman, malzeme, mali gelir, filmde çalışanlar vs. bakımınd...
Türkiye Sinemasında Kürtler Türkiye Sinemasında Kürtler Pazartesi, 11 Mart 2013 14:57   Sermin Çakmak 19. yüzyılın ortalarında Tanzimat’la başlayıp 20. yüzyılın başlarında Jön Türklerle kurumlaşan ve Türkiye Cumhuriyeti’ni...
Oscar û ARGO - (Ihsan Türkmen) Oscar û ARGO - (Ihsan Türkmen) Pazartesi, 11 Mart 2013 14:54 Xelatên Akademiyê yê Oscarê ya 85. roja duşemê hatine dayin. Xelatên Oscarê ku di destpêkê de bi navê „Academy Award of Merit“ (Xelatên Ak...
Türkiye Sinemasında Ötekinin Ötekisi Kürt Kadınlar ve 8 Mart Türkiye Sinemasında Ötekinin Ötekisi Kürt Kadınlar ve 8 Mart Pazartesi, 11 Mart 2013 14:28 Sermin Çakmak Önce babasına sonra kocasına ama hep ataerkil topluma ait kabul edilen, onların sahip oldukları soyadlarını ismimize eklerk...
Sînema çiraya gelan e Sînema çiraya gelan e Cumartesi, 09 Mart 2013 16:23 Sîrwan H. Berko  – Elmanya Dema behsa sînema tê kirin, yekser sînema bajarê min tê bîra min. Sînema Amûdê ku berî 52 salan dergehên xw...
Kurdên Sûriya û sînemaya penaber Kurdên Sûriya û sînemaya penaber Cumartesi, 09 Mart 2013 16:21 Hunerê heftem, ango sînema, berî her tiştî zimanek huneri ye, alavek payebilind a derbirîna huneri ye. Sînema ziman, wêne, mûsîk û liv e....
Kurteniherîneke li Sînemaya Kurdî Kurteniherîneke li Sînemaya Kurdî Cumartesi, 09 Mart 2013 16:19 Mistefa mihemed serdarê malpera kobani kurd-kurdistan soriya Dîroka sînemaya kurdî ne pirr kevn e. Heye ku bikaribe bihêt gotin ku Yilmaz...
Çîroka Sînemayê Çîroka Sînemayê Cuma, 08 Mart 2013 23:57 Fîlmê bêhempa yê bi navê “Trên Tê” beriya sedsalan bi hewldanên du birayan, Auguste û Louis Lumîêre hate nîşandan. Di vî fîlmê ku li ser ş...
Modernizm Düzleminde  Viridiana ve Fight Club Modernizm Düzleminde Viridiana ve Fight Club Salı, 05 Mart 2013 16:53   Toplumsal değişikliklerin sinema üzerindeki etkisi her zaman çok konuşan bir durum olmuştur. Filmlere bakarkende bu dönemsel değişik...
Sinema Ne Değildir? Sinema Ne Değildir? Salı, 05 Mart 2013 16:51 Sinema yapılmaya başlandığından bugüne kadar geçen yüz yıl boyunca sanatçıların ve yazarların bu sanat hakkındaki anlayışları hep gerçeğin o...
Çizgi ile Hikâye Anlatmak Çizgi ile Hikâye Anlatmak Salı, 05 Mart 2013 16:50 Çizgi-roman tarihin en eski sanatlarından biridir. Bu her ne kadar iddialı olduğu kadar ilginç bir tez olsa da, bütün paramatreler bu savı d...
Sinema ve Psikoloji Sinema ve Psikoloji Salı, 05 Mart 2013 16:47 Psikoloji, insanların dışarıdan gelen sinyallere tepki verme halidir. Bir insanın ruh halinin değişmesi için de bir olaya maruz kalması ve...
Duyarlı Olunması Gereken Hareket: Karşıt Sinema Duyarlı Olunması Gereken Hareket: Karşıt Sinema Salı, 05 Mart 2013 16:46 Karşıt Sinema, manifestosu geçtiğimiz günlerde yayınlanan dikkate değer bir yenilik. 20'li yaşlarda bir grup sinemacı genç tarafından, sin...
 En Kuşkucu Seyirciye Film Yapıyorum En Kuşkucu Seyirciye Film Yapıyorum Salı, 05 Mart 2013 11:30 Özgün sinema anlayışından, filmlerinin başarısından, ödüllerden söz edecek olsak 'övgüyle esir alınamayacağı'nı söyleyip itiraz eden bir y...
30 Yıl Sonra Sinema Nasıl Olacak? 30 Yıl Sonra Sinema Nasıl Olacak? Salı, 05 Mart 2013 11:28 Şimdi kullanılan tekniklerin olası gelişimi ile olası devrimleri ayrı ayrı incelemek gerek.
 İnternet Medyasını Ciddiye Almayan Demode Sinemacılar İnternet Medyasını Ciddiye Almayan Demode Sinemacılar Salı, 05 Mart 2013 11:27 Benim kuşağıma mensup sinefillerin, “sinema kültürü”ne susamışlıklarını giderebilmek ve bu alandaki bilgi birikimlerini zenginleştirebilme...
 Sinema ve Edebiyat Türleri Arasında Görülen Etkileşimler Sinema ve Edebiyat Türleri Arasında Görülen Etkileşimler Salı, 05 Mart 2013 11:23 ÖZET Sanat, biçim-içerik ilişkisinin birlikteliğiyle var olmaktadır. Biçimsel öğelerle içeriksel öğelerin yoğrulması sanat yapıtının oluşm...
 Şehrin İçinden Geçen Filmler Şehrin İçinden Geçen Filmler Salı, 05 Mart 2013 11:21 Sinema salonlarının derin karanlıklarında, büyüsüne kapıldığınız filmin buğulu atmosferinden gerçeğe döndüğünüzde, zaman zaman beyninizde ...
Sinema Bir Ülkenin Aynasıdır Sinema Bir Ülkenin Aynasıdır Salı, 05 Mart 2013 11:13 Yakup Sancı: 1945 yılında Rize'nin Pazar ilçesine bağlı Başköy'ünde dünyaya gelen Yunus Yılmaz'ın asıl Adı, Yunus Hiçyılmaz'dır. Lise yıll...
 Yönetmen Filmin Herşeyidir Yönetmen Filmin Herşeyidir Salı, 05 Mart 2013 11:11 Yakup Sancı: 1945 yılında Rize'nin Pazar ilçesine bağlı Başköy'ünde dünyaya gelen Yunus Yılmaz'ın asıl Adı, Yunus Hiçyılmaz'dır. Lise yıll...
 Kadın Yönetmenlerin Üç Dönemi Kadın Yönetmenlerin Üç Dönemi Salı, 05 Mart 2013 11:07 Feyturiye Esen, sinema tarihi yazarlarının görmezden geldiği bir isimdi. Türk sinemasının Sonku ve Şenerden sonra adı geçen 3. kadın yönet...
Sinemanın Gizli Kahramanları: Sinema Makinistleri Sinemanın Gizli Kahramanları: Sinema Makinistleri Salı, 05 Mart 2013 11:03 - Arş. Gör. Levent Yaylagül2 Giriş Filmler, yapım sürecinde birbirinden farklı görevleri üstlenen insanlar tarafından üretilmesine rağ...
Susma Cesareti Susma Cesareti Salı, 05 Mart 2013 10:53   Başrolünde Gwyneth Paltrow’un oynadığı ''Sylvia'' vesilesiyle Sylvia Plath, şiiri ve ‘intihar’ olgusunu içeren bir ...
 Çürüyen Sinema Çürüyen Sinema Salı, 05 Mart 2013 10:52 Sinemanın yüzyılı, bir yaşam devresinin biçimine sahip görünmektedir: kaçınılmaz doğum, şan ve şöhretlerin istikrarlı birikimi ve alçaklığ...
 Sessiz Sinemanın Sonu Sesli Sinemanın İlk Yılları Sessiz Sinemanın Sonu Sesli Sinemanın İlk Yılları Salı, 05 Mart 2013 10:50 Sessiz sinema,  bu yeni sanatta en son olarak varlık gösteren genç Sovyet okuluyla en gelişmiş durumuna ulaştı. Sessiz sinema,  böylelikle...
Bir Kuramcı : Eisenstein Bir Kuramcı : Eisenstein Salı, 05 Mart 2013 10:49   Bir Kuramcı : EisensteinVarlıklı bir Alman inşaat mühendisiyle Rus bir annenin oğlu olan Eisenstein, ömrünün ilk yıllarını Riga’da...
 Sinemanın Anlamı Üzerine Sinemanın Anlamı Üzerine Salı, 05 Mart 2013 10:47 Sinemanın başlangıcından günümüze tam 110 yıl geçti. Lumiere Kardeşler kendi buluşlarıyla deneme niteliği taşıyan kısacık filmler çekerek ...
Sinema Tadında Psikoterapi Sinema Tadında Psikoterapi Salı, 05 Mart 2013 09:44 Film terapisi, Sinema filmlerinin psikoz bozukluklar haricinde bazı psikolojik sorunların tedavisinde kullanılması yöntemi.
Sanat Filmleri Neden İzlenmez? Sanat Filmleri Neden İzlenmez? Pazartesi, 04 Mart 2013 20:32 “Sanat” kulağa çok hoş gelen bir kelimedir. İnsanlar onun yararlı, olması gereken, ayrıcalıklı kimselerce yürütülen çok özel bir etkinlik ...
Yeryüzünün Lanetlilerinin Sineması Yeryüzünün Lanetlilerinin Sineması Pazartesi, 04 Mart 2013 20:30 Yeni Sinema Hareketi 60’lıyıllardan başlayarak, özellikle yeni-sömürge ülkelerde ortaya çıkan bir sinema hareketidir. Afrikalıların koloni...
Eisenstein’in Sinema Kuramı Üzerine Notlar Eisenstein’in Sinema Kuramı Üzerine Notlar Pazartesi, 04 Mart 2013 20:29 İnsanın varoluşuna bir anlama çabası eşlik etmiştir her zaman. Kendisini, içinde yaşadığı doğayı, başını kaldırdığında gördüğü sonsuz uz...
Sinemanın sokağa uzanan eli: İtalyan Yeni Gerçekçiliği Sinemanın sokağa uzanan eli: İtalyan Yeni Gerçekçiliği Pazartesi, 04 Mart 2013 20:27 Yeni gerçekçilik akımının ortaya çıkışını anlamak için o dönem İtalya’nın içinde bulunduğu tarihsel ve siyasal durumu bilmek gerekmektedir...
Dziga Vertov’un Sinema Kuramı Pazartesi, 04 Mart 2013 20:15 Dziga Vertov’un Sinema Kuramı Dziga Vertov (Denis Arkadievich Kaufman)  1896 yılında dünyaya geldi. Lise yıllarında müzik eğitimi...
Belge Film Nedir? 1: Joris Ivens Belge Film Nedir? 1: Joris Ivens Pazartesi, 04 Mart 2013 20:14 Birçok sinema tarihçisi Belge filmlerin başlangıcı hakkında farklı tarihler ileri sürer. Bazıları Lumiere kardeşleri başlangıç o...
Sinema ve Toplum İlişkisi Üzerine Sinema ve Toplum İlişkisi Üzerine Pazartesi, 04 Mart 2013 20:13   Amaç Bu çalışmanın amacı sinema ve toplum ilişkisini, onu ortaya çıkaran nedenler ve sonuçlar ile birlikte ortaya koymaktır. Topl...
Sinemanın Şairaneliği: Şiirsel Gerçekçilik Sinemanın Şairaneliği: Şiirsel Gerçekçilik Pazartesi, 04 Mart 2013 20:13 Şiirsel Gerçekçilik (Realisme Poetique) 1930’larda Fransa’da ortaya çıkan bir sinema akımıdır. Akımın özelliklerine geçmeden önce, onu ort...
Oscar ve Politika Oscar ve Politika Perşembe, 28 Şubat 2013 20:28 Oscar ve PolitikaABD Sahne Sanatları ve Bilimler Akademisinin her yıl verdiği Oscar ödüllerinin en önemli yanı, aslında bu ödülleri ...
 Yönetmenlik? Yönetmenlik? Perşembe, 28 Şubat 2013 17:33 Yönetmenlik?Bizim Neden Bayram Filmlerimiz Yok?
Sinema'da Sinema'da "Doğu'daki Batılının Doğulu İmgesi" Üzerine Perşembe, 28 Şubat 2013 17:31 Sinema'da "Doğu'daki Batılının Doğulu İmgesi" ÜzerineCannes’da ve Berlin’de İki Büyük Ödül...
Propaganda Sineması Propaganda Sineması Perşembe, 28 Şubat 2013 17:30 Propaganda SinemasıSiyasal olayları anlatan, ama bunu yaparken sanatsal kaygılardan uzakta belli bir siyasal amacın gerçekleşmesi...
Filmin Filmin "Son"u Nasıl Olmalı? Perşembe, 28 Şubat 2013 17:25 Filmin "Son"u Nasıl Olmalı?Filmlerin başlangıç sahneleri kadar sonları da çok önemlidir. Başlangıç ile seyirciyi avucunuzun içine ...
Sinemalarda Şiddet ve Çocuklar Sinemalarda Şiddet ve Çocuklar Perşembe, 28 Şubat 2013 17:20 Sinemalarda Şiddet ve ÇocuklarSinemalarda Şiddet Ve Bu Filmlere İzlemeye Gelen Çocuklar, Onları Para İçin Engellemeyen Sinema Salonlar...
Sinemada Etik ve Estetik Sinemada Etik ve Estetik Perşembe, 28 Şubat 2013 17:16 Sinemada Etik ve EstetikSinema, tarihinin yeni bir aşamasının bir ara dönemini, bir geçiş dönemini yaşıyor. Bunun yolunu açan da g...
Sinema Tutkusu Sinema Tutkusu Perşembe, 28 Şubat 2013 17:11 Enis Rıza ile SöyleşiYıllar önce, üniversitedeydik Jean-Charles Tacchella'nın Travelling Avant (Öne Kaydırma) diye bir filmini seyretmişti...
DİJİTAL SİNEMA DİJİTAL SİNEMA Perşembe, 28 Şubat 2013 17:02 DİJİTAL SİNEMA (DIGITAL CINEMA) Savaş FERHAT Baş Kameraman TRT Ankara Televizyonu
Ji Dil Heya Fram: Di Sînema de Jin Ji Dil Heya Fram: Di Sînema de Jin Cuma, 22 Şubat 2013 20:24 Hemû rengên jiyanê di hembêza jinê de cih digire û bedewiyeke bêpayan pêk tîne. Lê mixabin bi taybet ev xweşikiya wê wek metayeke kirîn û fi...
Kurd û sînema Kurd û sînema Cuma, 22 Şubat 2013 20:23 Em dizanin ku sînema hunera herî dawiyê ye ya li ser rûyê erdê. Em dikarin bêjin hinekî jî zaroka teknolojiyê ye. Pêşketinên ku di sînemayê ...
Çerx fîlmekî tirsê an erotîk e? Çerx fîlmekî tirsê an erotîk e? Cuma, 22 Şubat 2013 20:18 Navê fîlm "Çerx" e. Mijara wî ya sereke, tolhilanîna jineke kurd e ku nagihîje mirazê xwe û tê kuştin. Piştî tê kuştin, bi giyanî li jiyan...
İlk Kürt Filmi: ZERÊ İlk Kürt Filmi: ZERÊ Çarşamba, 13 Şubat 2013 18:46     Orkestra Sînfonî ya Silêmanî    Bi Zarevaya Kırmancikî 1926 yılında çekilen Zerê ve 1933 ...
Sinemada Çekim Hataları Sinemada Çekim Hataları Pazar, 06 Ocak 2013 21:35 Çekim HatalarıSinema bu güne kadar hatasız bir film üretememiştir belki de. Ekip ne kadar profesyonel olursa olsun onları şaşırtacak...
Sinema Gösterim Makineleri Sinema Gösterim Makineleri Pazar, 06 Ocak 2013 21:32 Sinema Projeksiyon MakinesiSinema makinesinin başlıca parçaları şunlardır;
Sinema Salonu Sinema Salonu Pazar, 06 Ocak 2013 21:31 Sinema SalonuSinema Salonu, kelime anlamıyla sinema filmlerinin toplu olarak izlendiği yerdir. Kelime anlamını düşünmeden sinema sal...
Sanatçının Yalnızlığı ve Toplumun Ruhu Sanatçının Yalnızlığı ve Toplumun Ruhu Pazar, 06 Ocak 2013 21:30 Türkiye’de sinemanın ekonomi politiği pek çok şeyi anlatmak için ne kadar da kritik: işin özü burada yatıyor, sinemamız üretebilmek için ç...
Siegfried KRACAUER Film Kuramı Siegfried KRACAUER Film Kuramı Pazar, 06 Ocak 2013 21:28 Siegfried KRACAUER, 1960’larda ortaya koyduğu Film Kuramı adlı kitabıyla gerçekçi kuramcılar arasında önemli bir yer edinir.
Estetikten Ödün Verilmemeli Estetikten Ödün Verilmemeli Pazar, 06 Ocak 2013 21:26 Sinema ile uğraşmak zordur. Üstüne üstlük bir de Kürtleri, politikayı, mücadeleyi yansıtmayı düşünmüşseniz, “vay halinize“ dedirte...
Diyarbakır'da Bir Beyazperde Diyarbakır'da Bir Beyazperde Pazar, 06 Ocak 2013 21:24 Mart ayının son haftasından başlayarak medya, kentte yaşanan olaylar ve huzursuzluktan başka bir şey göstermezken, geçtiğimiz hafta sessiz...
Sinemada Sansür Sinemada Sansür Pazar, 06 Ocak 2013 21:22 Toplumsal birikimlerin bir ürünü olan sinema tarihte varolduğu günden bu yana içinde bulunduğu içinde bulunduğu toplumları etkilemiş ve on...
Türk Sinemasında Anılar Türk Sinemasında Anılar Pazar, 06 Ocak 2013 21:18 Milliyetçi YıkımFuat Uzkınay'ın kızı Mutena Uzkınay, 14 Kasım 1989 tarihli Hürriyet Gazetesi'nde, İlk Türk Filminin çekimini şöyle anlatıy...
 Yarım Kalan Filmler Yarım Kalan Filmler Pazar, 06 Ocak 2013 21:17 Havaya kalkan her uçak nasıl yere inerse, çekimleri başlayan bir film de mutlaka biter. Ama bazı filmler uçaklar gibi yere çakılır. Nasıl ...
Sinema Nedir? Sinema Nedir? Pazar, 06 Ocak 2013 21:04 Sinema sirke çok benzer. Sinema olmasaydı bir sirk yöneticisi olabilirdim. Sirk de sinema gibi katıksız bir teknik, kesinlik ve doğaçlam...
Yönetmen Kimdir? Yönetmen Kimdir? Pazar, 06 Ocak 2013 20:59 Bir filmin gerçekleşmesi için görüntü yönetmeni, ışık yönetmeni, sanat yönetmeni, ses yönetmeni, montaj yönetmeni, diğer meslek grupları v...
Babamın sesi ve sesin personası Babamın sesi ve sesin personası Pazartesi, 31 Aralık 2012 23:21 “Sınır Tanımayan Doktorlar” (Doctors Without Borders) gelişmemmiş ülkelere sadece yardım eden bir kurum değil.
Anasayfa - Mal » Gotar - Makaleler » Gotar - Makaleler » Şark'ın Şiiri/İran Sineması
A+ R A-

Şark'ın Şiiri/İran Sineması

e-Posta Yazdır PDF

"İran Sineması" başlık olarak alındığında, bu konuda araştırma yapan bir çok kişi, İran sinemasının kökenini 'taziye'ye dayandırma hatasına düşmektedir.

Bir Arka Bakı

"İran Sineması" başlık olarak alındığında, bu konuda araştırma yapan bir çok kişi, İran sinemasının kökenini 'taziye'ye dayandırma hatasına düşmektedir.

Oysa İran tarihini derinlemesine incelediğimizde, taziyeden binlerce sene evvel İran'da sahne sanatları olduğunu ve bu sanatların taziyeye kaynaklık ettiğini görürüz. Bunların en bilinen ikisi "muğkeşÃ¢n" ve "Gristen-i mugan"dır:

Ahamenit hükümdarı Kembûciye, fetih amacıyla Mısır ülkesine yola çıkar. Onun arkasından Geomata adı verilen kişi, hükümdarın yokluğundan istifade ederek tahtı ele geçirir. Olayların gelişiminden dolayı duyduğu üzüntüden intihar eden Kembûciye, ölümü ile halkın-ın fitilini ateşlemiş olur; sokaklara dökülen halk Geomata'yı öldürür.

Belgelerde aktarıldığına göre; halk bu olanları asla unutmaz ve her sene aynı tarihte sevdikleri hükümdarları Kembûciye'yi yitirişlerini ve Geomata'nın zulmünden kurtuluşlarını bir törenle anarlar. Her şehirde, mahallelerde Geomata'nın yapılan bir heykelini çeşitli seremonilerle ateşe attıkları bu törene "muğkeşÃ¢n" denegelmiştir.

"Giristen-i mugan"a gelince:

Keykâvus'un oğlu Siyavuş'un başına gelen trajik olayların sahnelenmesidir. Hikaye kısaca şöyledir: Siyavuş'un üvey annesi olan Sûdâbe, Siyavuş'a aşık olur. Siyavuş'tan hislerine karşılık bulamayan Sûdâbe, öfkesinden onu hainlikle suçlar. Yapılan muhakeme sonrasında -üvey annesini hazırlamış olduğu mizansenler sonucunda- suçlu bulunur ve İran'dan Turan'a sürülür. Orada, Turan'ın meşhur hükümdarı Efrasiyab'ın adamları tarafından öldürülür. Siyavuş'un öldürülüşü yıllar süren kanlı savaşlara sebep olur.

Siyavuş'un ölümü İran halkı üzerinde büyük bir üzüntüye sebebiyet verir; ölümünün ardından her sene ölüm yıl dönümünde acıklı macerasını genç kuşaklara aktarmak ve unutulmamasını sağlamak amacıyla törenler düzenlemişler ve gözyaşları içinde geçen bu törenler İslamiyet'ten üç-dört yüzyıl öncesine kadar, Maveraünnehr, Horasan ve komşu coğrafyalarında revaç bulmuştur. Muhammed-i İsti'lami de Büveyhoğulları zamanında Kerbelâ şehitleri anısına yapılan "şebihhâni"nin kökeninin yukarıda kısaca bahsettiğimiz "Giristen-i Mugan/Mugların Ağlayışı" olabileceğini söyler.

"MuğkeşÃ¢n" ve "Giristen-i mugan"a bu şekilde değindikten sonra İran'ın en bilinen ve günümüzde olanca şaşası ile devam etmekte olan tören sahnelenişi 'Taziye'ye gelebiliriz: Kerbela'da şehit edilenlerin fedakarlıklarını ve kahramanlıklarını dile getiren taziye adlı sahnelemeler, Muharrem ve Safer aylarında, Hz. Ali'nin ve diğer İmamların ölüm günlerinde türbelerde ya da taziye için özel tahsis edilmiş yerlerde icra ediliyordu. Taziyeler iyi ve kötünün savaşı; kadere rıza göstermek, isyan etmeksizin çizilmişinde yürümek, ilahi adalete duyulan güven konularını işlemiştir. Sahnelenen iyi ile kötünün mücadelesinde zahiren kazanan kötüyü canlandıran olsa da batınen kazanan iyiyi canlandıran olmakta, orta konum kaldırılmaktadır. Kişi; iyilikten, doğruluktan, güzellikten hak ve hayırdan yana tavrını koymayı bilmelidir. Yoksa kendini diğer kefede bulur.

Taziye, "Seku" adı verilen 10 ila 60 metre arasındaki perdesiz, dekorsuz alanda icra edilir. Oyunlar bu dekorsuz alanda birkaç parça nesne vasıtasıyla sembolik olarak sahnelenir. Hz. Hüseyin'i canlandıran oyuncunun sahnenin üzerinde, onu öldürmek isteyenlerinse bu sahnenin etrafında konumlandığı alanda iki kap su ve birkaç ağaç dalıyla dekor tamamlanır. Hz. Hüzeyin'in canlandırıldığı sahnede oyuncunun, etrafını saran ve onu öldürmek isteyenlere göre yüksekte oluşu, Allah dostunun zalimlere göre mekanını seyirci gözünde zahiren de konumlandırmaktadır. Kaplardaki sular, olayın geçtiği Fırat kıyılarına, ağaç dallarıysa hurmalıklara işaret eder. Bu aynı zamanda sembolik imajın kullanılmasına muazzam bir örnek teşkil eder. Taziyenin her bir anı sembolizm bombardımanı şeklinde geçer. Kahramanların üzerlerinde taşıdıkları aksesuarlardan mekanlara, okunan metin ve kullanılan mimiklere kadar her bir ayrıntı göndermedir. İzleyicisi konuya yabancı olmadığından da bu yoğun sembolizm altında ezilmemektedir.

Taziyenin icrası esnasında yardımcı olarak başvurulan müzik, taziyede önemli bir unsur olarak neredeyse icra esnasında izleyicilere gelip, sahneler konusunda ipuçları veren, sahnenin gelişimi konusunda onu önceden aydınlatan bir öneme de sahipti. Sahneler müzikle birbirine bağlanmakta ve önemli sahnelerin altı notalarla çizilmekteydi. Seyirci; mücadelenin, savaşın, meydan okuyuşun, yenilginin ayırdına metin haricinde bu müzik yordamıyla -da- varmaktaydı.

Taziyelerde, Buşehr taziyeleri hariç, kadın oyunculara yer verilmemiştir. Dokuz yaşına gelmemiş kız çocukları her ne kadar oyuncu olarak kullanılabilir olsalar bile bu pek tercih edilmemiş, kadınların kadın elbiseleri giymiş erkekler tarafından canlandırılmaları yoluna başvurulmuştu. İslam'ın erkeklerin kadın giysileri giymemeleri onlara benzememeleri ve müzik hakkındaki hadise dayandırılan hükümleri bir takım tartışmalara sebep olduysa da, Kerbela Şehitleri'nin anısına düzenlendiğinden ulemaca cevaz verilmiştir.

Her ne kadar kadın karakterler kadın oyuncular tarafından canlandırılmadıysalar da yok da sayılmamışlardır. Aşura gününün ikindi sonrasında kafilede kalan tek erkek Zeynel Abidin'in hastalığından sebeple kafile liderliği Hz. Zeynep'e bırakılmıştır. Hz. Zeynep'in bu rolü, ulema tarafından reddi imkanı bulunmayan bir belgedir. Bu konum bir motif olarak kalmış, kabul edilmiş ancak çok uzun bir süre hayata ve hayata dair hemen hemen hiçbir şeye adapte edilememiştir. Bu motif, kadının İran sahne sanatlarında erkekler tarafından bir figür olarak canlandırılmasından, kadınlar tarafından canlandırılmasına geçilen süreçte kadınların sahnede kendilerini canlandırmalarında bir sakınca olmadığını öne sürenlerin kadına toplumda daha fazla sosyal hak isteyenlerin en önemli argümanı olmuş, bu argüman Ayetullah Mutaharri ve başka birkaç alim tarafından da Kerbela'nın bir erkek-kadın tarihi olduğu ve kendi alanlarında bu tarihi birlikte kurdukları şeklinde destek bulmuştur.

Bunlardan başka Türk tiyatro geleneğindeki Karagöz oyunlarına benzeyen ve bölgelerle şehirlerin aralarında ki kültürel ve yörel özelliklere göre farklılıklar gösteren (ileriki sayfalarda kısaca da olsa bir gölge oyunu tarihi sunacağız) "Çihar Sanduk, Arûsî-yi Hâlû, Pehlivan-ı keçel" gibi gölge oyunları da mevcuttu. Bunların gece oynanan bir türü vardı ki buna da "Heymeşebbâzi" denirdi.

İran'da sinema sektörü temelleri, Şah'ın 13 Nisan 1900'de Avrupa seyahatinde, Fransız Sarayında kendisi şerefine yapılan özel sinematograf gösteriminden fazlasıyla etkilenmesiyle atılmıştı. Şah sinematograf â€"cinématographe- denilen, hem film çekip hem de gösterimi yapabilen bu "oyuncak"tan çok etkilenir ve seyahati esnasında yanında bulunan saray başı fotoğrafçısı Mirza İbrahim Han'a bu aletten alma emrini verir.

18 Ağustos 1900 senesinde Belçika Ostend'de Şah'ın ziyaretini belgeleyen saray fotoğrafçısı Mirza İbrahim Han'ın Fransa'dan alınmış olan Gaumont kamera ile çektiği "belgesel" nitelikli ilkel film İran'ın sinema tarihinin başlangıcı olarak alınır.

Şah'ın İran'a dönüşünden sonra Mirza İbrahim Han tarafından çekilen "Saray Hayvanat Bahçesindeki Arslanlar" ya da çeşitli kutlama gösterileri Sarayda İran kaymak tabakasına gösterilir. Ancak belirttiğimiz gibi bu gösterimler sarayın içerisinde olup, aristokrat kesime hitap ettiği için bu dönemde yapılan gösterimler zenginlerin eğlenme metodu olmaktan öteye geçmemiştir.

1900 senesinde misyonerler tarafından Tebriz'de şehrinde açılan "Sali" sinema salonu halka gösterim yapmaya başladı.

Bu yıllarda sinemanın inanç mekanizmasıyla bağdaş-a-mayacağını düşünen halk, sinemaya mesafeli kaldı ve ilgi alanına dahil etmedi. Bu anlamda sinemanın yaygınlaşması gayrimüslimler vasıtasıyla gerçekleşti. Özellikle kuzey komşusu Sovyetler Birliği'nin İran sinemasının oluşum dönemlerinde önemli katkıları söz konusudur.

Sinematografın İran'a girişinden dört sene sonra, 1904'de Mirza İbrahim Han tarafından Çeraggaz Caddesinde, "Çeraggaz" sineması salonu açıldı. Fransız şirket Pathe'ye ait filmlerin gösterimlerinin yapıldığı bu salon, modern anlamda İran'ın ilk sinema salonudur da.

Adı geçen sinema salonunu ömrü kısa oldu lakin, bir ay gösterim yaptıktan sonra kapatıldı. Bunda Mirza İbrahim Han'ın Meşrutiyet taraftarı olduğunun iddia edilmesinin önemli etkisi vardı.

Tahran'ın ikinci sinema salonu, Çeraggaz'dan üç sene sonra 1907 senesinde, sarayın, Mirza İbrahim Han'dan sonraki fotoğrafçısı olan Rusi Han tarafından açılmıştır. Farus adlı bu sinema salonunda Rusi Han, Sovyetler Birliğinden getirttiği filmlerin gösterimini yapıyordu. Avrupa'da sinema konusundaki gelişmeleri yakından takip eden Han, filmleri müzik eşliğinde göstermek maksadıyla bir viyolacı ve bir piyanist tuttu.

Bunları 1912'de Erdeşir Han'ın Tebriz'de açtığı salon izledi. Hurşid [Güneş] adlı sinema salonunda kadın matineleri başlatıldı. Ali Vekili bunu bir adım öteye taşıyarak kadınlara özel bir sinema salonu açtı. Yeni Salon Sipah'ta Rusi Han geleneğini takip ederek filmleri müzik eşliğinde sundu. Bunu yaparken de iki müzisyen yerine bir orkestra ile çalıştı. Vekili, İran'ın ilk sinema dergisi "Sinema ve Gösteriler" için de yayın hakkı başvurusunda bulundu.

Alinaki Veziri'nin 1925 de Lalezar Caddesi'nde açtığı kadınlara mahsus "Sanat Sineması"nın yanmasının ardından Mutezedi tarafından (Han Babahan Mutezedi, İran'ın üçüncü kameramanıdır, diğer kameramanlardan günümüze bir şey kalmamışsa da Mutezedi'nin kimi çalışmaları günümüze ulaşmıştır.) "Peri" isimli, kadınların sağ taraftaki koltuklara, erkeklerinse sol taraftaki koltuklara oturduğu salonu açıldı. Ve Mutezedi'nin film alt yazılarını orijinal dillerinde Farça'ya tercüme çalışmaları olduysa da bu ülkenin sahip olduğu düşük okur-yazarlık oranından yine üst sınıflara yönelik bir hizmete girişilmiş olarak kaldı.

1930'lara geldiğimizde Ermeni asıllı İranlı Avanes Ohanyan, Sovyetler Birliğinde Moskova Sinema Akademisini bitirmiş, İran'a dönmüştür. Mevcut şartların çalışmaya uygun olmamasından dolayı bir sinema vakfı kurmakla işe başlayan Ohanyan, bu vakfın çevrilen filmlerde oynatılmak üzere aktör ve aktris yetiştirmesini ön plana koymuştur. Ama bu çok önemli adım hedeflediği başarıya ulaşamamış, Ohanyan ve Said Nafi'nin eğitmenliğini yaptığı okul sadece 16 öğrenci sayısına ulaşabilmiştir.

Ohanyan, sinematografçılığını, Motazedi'nin, yapımcılığını Elidzeh'in ve oyunculuğunu Zorabi ve Sohrabi'nin yaptığı 35 mm'lik siyah-beyaz; biri uzun diğeri kısa olan iki adamın başına gelen komik olayların anlatıldığı, özde Danimarka menşeli komedi filmlerinden "Pat ve Patoş"un kopyası olan "Abi ve Rabi" İran'ın ilk uzun metraj sessiz filmi olmuştur.

Mayak Sinemasında gösterime giren filmin yarattığı sükse Ohanyan ve ekibini "Hacı Ağa Aktor-i Sinema"yı çekmeye itti. Bu filmin senaryosu Sadık Hidayet'in politik bir taşlama olan "Hacı Ağa" romanına dayanmaktadır. Günün sinema sorunlarını perdeye taşıyan, sinemaya karşı ahlaki sapma suçlamaların irdeleyen, ikircikli tavra dikkat çeken, teknik açıdan dönemin tüm inceliklerine sahip bir filmdi.

Film. Kaçar Hanedanlığının son dönemleriyle Rıza Şah dönemini güvenlik açısından kıyaslayan Hindistan'da 1933 de çekilen "Duhter-i Lor / Lorlu Kız" adlı İran'ın ilk sesli filmi ile eş zamanlı vizyonlanışı sebebiyle istenen başarıyı gösteremez.

Bu yıllar İran'da sinema sektörüne Avrupa ve Amerikan sinemasının giriş yıllarıdır aynı zamanda. İranlı yönetmenlere arkasına bürokrasiyi almış yabancı şirketler tarafından zorluklar çıkarılır. Yerli filmlerin gösterimleri için şart koşulan izin belgelerinde alınan ücretler yükseltilir. Bunun sebebi, yabancı şirketlerin İran pazarına tek başlarına haki olma istekleri olduğu gibi, Sosyal Mühendislik planlarıdır da. Sinema; tüketim kültürünün ülkeye, özellikle de zengin kesime yayılması amacıyla Truva Atı olarak kullanılmıştır. Filmlerdeki kadın ve erkek karakterlerinin giyim kuşam ve saç kesimlerinden etkilenen varlıklı kesim bu ürünlerin ve Paris modasının son ürünlerinin bulunduğu yabancı ortaklı dükkanlara daha çok rağbet etmiş; bununla maddi kazanımlar sağlarken giyim-kuşam yaşam tarzı adına ulusal bir ithalcilik başlatılmıştır. Bu dönemde, üst tabak insanlarının taşıdıkları batı etiketi yüksek statünün belgesinin sembolü olarak kabul görüyordu.

Bu yıllarda Amerikan hayranlığı toplumun çeşitli kesimlerinde ivme kazandı. Filmler vizyona girerken tanıtımlarında oyuncuların giysilerinden, eşya ve makyaj malzemelerinden bahsediliyordu.

1930-1950 yılları arası Tahran'da 22 sinema açılmıştı. Artan sayı hükümetin 1935 de ilk sinema yönetmeliğini yayınlamaya itti. 1936 da 100, 1947 de 200, 1950de 400 yabancı film vizyondadır.

Rıza Şah'ın Nazi Almanya'sına yakınlığı Alman şirketlerini İran piyasasında faal hale getirdiyse de Rusların İran işgali bu süreci yıkar. Yönetim değişikliği ithal film furyasında aynı değişikliğe sebep olmadığı gibi çeşitlemeye yol açar: Doğu Bloku Ãœlkelerinin filmleri gerek yönetim değişikliğinden gerekse ucuz olmalarından dolayı revaç bulduysa da bu dönemde II. Dünya Savaşından Amerikanın galip çıkmasına kadar sürdü. Sektör her zaman galibindi.

Dönemsel olarak İran'da petrolün millileştirilerek İngiliz emperyalizmi ile mücadele edilen Musaddık dönemi yerli sinemanın ikinci dönemi olarak ele alınır

İkinci Dönemde İran filmleri hâlâ çağın gereklerine uzak şartlarda çekilmeye çalışılıyordu. Amerikan sinemasının teknolojik üstünlüğünün aşılmasının imkansızlığına inanan sinema yapımcıları ve gösterimciler şarkı ve dans sahneleriyle İranlı izleyicinin dikkatini çeken Mısır sinemasına ve Mısır sinemasının üslubuna yöneldiler. Bu dönemde bir açılım olarak kabul edilen Farsi Film akımı piyasaya egemen oldu.

Bu filmlerin prototipi Şermser İsmail Kuşan tarafından çekilerek 1950'de Farsi Film etiketi ile sinemaseverlerle buluştu. Gösterdiği gişe başarısı yerli sinemada yeni bir dönemin başlangıcını imlemekteydi. Farsi Film; düşük bütçeli, sınırlı mekanlarda, film istenen uzunlukta olmadıysa sonradan sahneler eklenen; bizde de bir zamanlar revaç bulan, Emrah, İbrahim Tatlıses, Orhan Gencebay'ların başroller oynadığı, "trajedi" ! kökenli filmleri anımsatan, "fakir ama onurlu genç", "kötü kalpli zengin adam", "biçare yetim", "zengin, güzel ama hayırsız aşık", hapishane, genelev, şarkı ve mahkeme sahneleri, arasında gidip gelen-niteliksiz, avam-filmlerdir...

Bu filmlere; tahsilsiz, cahil ve perdedeki "zavallı"yla kendi arasında paralellikler kurmaya meyilli kesimler ilgi duymaktaydı. Diyalogların halk dilinde yapılması, İran'a özgü ailesel yapıdan meydana gelen tartışmalara duygusal yaklaşımlar, ahlaki mesaj kaygısı alt tabakayı bu filmleri izlemeye sevk ediyordu.

Farsi Film, içerik ve teknik açılardan her türlü zayıflığına rağmen Amerikan sinema endüstrisine ve yapıtlarına olan tepkiden beslenmesini bilmiştir.

Uluslararası sinemada 40'lı yıllarda Farsça altyazılı olarak gösterime soktukları filmleri 50'lerde Farsça seslendirerek seyirci tabanlarını genişlettiler.

19 Ağustos 1953'de Amerika, Musaddık'ı devirdi. Bu dönemde çekilen eskiye nazaran daha nitelikli filmlerle ilerleme kaydeden milli sinema yeniden duraklama dönemine girdi. Yabancı tahakküme ve sömürüye karşı milliyetçi ve dini akımları zayıflatan bu darbe beraberinde ağır bir sansür getirdi.

Sansür çekincesi İranlı sinema yapımcılarını Farsi Filmler çekmeye, çekilen filmlere halkın ilgisizliği ise film yapmakla uğraşmak yerine ithale sevk etti.

Bu senelerde yapılan "Tahran Geceleri" İran sinemasının zamanındaki teknik gelişmelerin göstergesi sayılır. Dr. Kuşan'la Yasemi'nin 1955 de çektikleri "Emir Arslan" filmi on yıl boyunca İran sinemasının en çok izlenen filmi olunca, çağdaşları, tarihi ve efsanevi konulara yöneldiler.

Huşenk Kavvasi tarafından çekilen "İdama 17 Gün Kala [1956]" ve 1958 de Gafferi'ce çekilen "Şehrin Güneyi" filmlerinin doğurdukları tartışmalar "nitelikli sinema"yı zayıflatan ve sektörel sinemayı ön plana çıkaran bir sürecin başlangıcı oldu.

1957-1963 yerli film sanayinin gelişme dönemiyken, ithal filmlerdeyse Sovyet egemenliği söz konusuydu. Bu dönemlerde sinemada ahlaki yozlaşma ile mücadele amacıyla kurulan devlet kurumları konumlarını aşarak her türlü sosyo-politik göndermeye sahip filmin önüne set çektiklerinden, Farsi Filmler olanca hızıyla devam etti. Bu filmlerin birbirlerini tekrarlayışı seyircisini, İtalyan, Mısır ve Hindistan filmlerine yöneltti. Yapımcılar yaşadıkları bu krizi yeni oyuncular kullanarak aşmaya çalıştılar.

1962'de Sinema Yapımcıları Derneği devletten karşılık bulmayan yabancı filmlerin ithalinin sınırlandırılması talebinde bulunur, Farsi Filmler yavaş yavaş destan, efsane ve pehlivanların hayatlarını konu alan görece olarak halkın değerleriyle örtüşük filmlere yönelir. Muhammed Ali Ferdin'in başrolde oynadığı bir Yasemi filmi olan 1965 yapımı "Karun'un Hazinesi" filmi bir sene gösterimde kaldı.

Şah'ın toprak reformunu izleyen günlerde yabancı şirketler İran'da şubeler açmaya başladı. 60ların son demleri Lübnan iç savaşında o zamana kadar Ortadoğu'nun sinema pazarı olan Lübnan sinemasının çöküp yerini İran'ın almasına şahit oldu.

60ların ortalarında Hint filmleri, 70lerde Hong Kong filmleri revaç buldu.

1969 sonları ise "yeni dalga" olarak adlandırılacak akımın doğum tarihidir. Bu akımın gösterge filmi olan Mesud Kimiya'nın "Kayser" filmi bu yıl çekilmiştir. Bu akımın ikinci sarsıcı filmi ise Daryuş Mehrcui'nin geçim sıkıntısı çeken bir çiftçinin ineğini kaybetmesi ile ona ruh ve bedenen vücut kazandırmaya başlamasının konu edildiği "Gâv / İnek" dir.

"Gâv"ın ardından aslında on yıl önce başlamış olan toplumsal gerçekçilik yeni bir hız kazandı. Kültür ve Sanat Bakanlığı tarafından desteklenen bu filmin aynı bakanlık tarafından yasaklanması da kelimenin tam anlamıyla bir trajedidir.

Yasaklanan bu filmin uluslararası arenada ilgi çekmesi İran'da iç huzursuzluk yaratırken, ardısıra nitelikli filmlerin üretilmesinde de itici güç olur.

Yeni Dalga filmlerinin etkisi ile şekillenen on yılın ardından MCA ve Ulusal İran Radyo ve Televizyonu kuruldu. Televizyon kraliyet mensuplarınca yönetilip petrol gelirleriyle finanse edildi. Bu kuruluşlar sinemayı teknik ve kültürel anlamda çok yönlü olarak geliştirir. Gene bu yıllarda hükümet devletin yönetimindeki şirketler üzerinden yatırım yoluyla da olsa sinemacılığa girişti. Bu süreç İran'da kaliteli filmlerin yapıldığı döneme tekabül etmektedir. Aynı dönemde bir ilk olarak kısa metraj ve canlandırma filmler de üretilmeye başlanmıştır.

Aynı yıllarda İran'da film okulları ve bir süper 8 film ağı kurulur. Zamanla mevcut devlet-sinema ilişkisinden rahatsız olan ve sinemanın bağımsızlığını savunan Yeni Dalgacılar, "Yeni Film Gurubu"nu oluştururlar.

1970lerde İran film endüstrisi yeni-yine- sancılı bir sürece girer: ithal filmler yerel sinemanın önüne geçmeye başladığı gibi, elde edilen gelirin büyük kısmı da vergiye gitmektedir. Ham film ve teknik teçhizat fiyatları yüksek olduğu gibi, asıl sorunu teşkil eden nokta, çekilen filmlerin yıllar süren sansür kuyruğudur.

Yeni dalgacılar bu sansürel yapıyı atlatabilmek amacıyla yapıtlarında simgesel-örtük bir anlatıma yöneldiler. Bunun faydasını da gördüler ancak halk anlayamadığı bu filmlere mesafe alarak ithal filmlere yönelir.

1972'de Arbi Evansiyan İran sinema tarihine entelektüel film denemesi olarak geçen ve beş gün gösterimde kalan, temsili anlatımıyla eleştirildiğinde "bu filmi ben kendim için çektim" diyeceği, "Çeşme" filmini yapar. Eleştirmenlerce "şiir gibi" tanımlanan film maalesef ki ilgi görmedi. Eleştirmenler bu filmi İran için erken bulurken bir sene sonra Sohrab Şehid Saless'in başsız-sonsuz filmi "Yek İttifak-ı Sade" vizyoma girdi ve aynı kaderi paylaştı.

Devrimi yaşayan ilk günlerde sinema bir mahkumiyet ve acziyet içerisindeydi. Gelenekçilerin sinemayı (burada gelenekçiler, tradisyoneller anlamındaki İslami Hikmet ile ilintili değildir) ülkeyi sömürüleştiren bir düzen olarak görmesinden dolayı 7.Sanat İran'da devrimci sistemin hedef noktası oldu. 1978'de Aboden'de Reks Sinemasında Kimyayi'nin "Geveznha / Geyikler" isimli 1976 yapımı filmi gösterilirken yangın çıktı. Salondaki 700 seyirciden 600'ü yanarak öldü. Sonraki günlerde Tahran'da 25'den fazla sinema salonu kundaklandı. 79'da Şah rejiminin desteğiyle İran genelinde 200'e yakın sinema salonu aynı şekilde yakıldı. Bu infial dalgası içerisinde ithal ve yerel filmler nerdeyse tam anlamıyla yasaklatılırken artık İran sinemasında kadın perdeden siliniyordu.

Ãœlkesinde beklediği ilgiye kavuşamayıp çalışmaları sansüre uğrayan Sohrab Şehid Saless ve "Devade", "Ab, Bad, Hak" filmlerinin yönetmeni Emir Nadiri gibi yönetmenler batı ülkelerine göçe başladı.

Göçen bu sinemacılar, yaşadıkları psikoloji doğrultusunda Sürgün Sineması olarak adlandırılan bir tür yarattılar.

Bu zamanlarda Ayetullah Humeyni'nin sinemaya karşı olmadıkları, sinemanın Pehlevi rejimince kötüye kullanılmasına karşı çıktıkları açıklamasını yaptı. Kendiside bir sinema sever olan Humeyni zamanında video gösterimine izin veren kanun onandı! 1983 senesinde sinemaya dair yerli ve yabancı her şeyi bünyesinde barındıran, yöneten ve kontrol eden Farabi Sinema Vakfı kuruldu: Farabi Sinema Kurumu (FCF) etkinlikleri sinema ve film endüstrisinin tüm yönlerini kapsamaktadır; düşük faizle borç verir, hammadde sağlar, kamera ekipmanları ödünç verir, yapım öncesi birimleri sağlar, çeşitli sinemasal edebiyat basımı yapar ve film festivallerini sponse eder.

FCF aynı zamanda tüm dünya üzerinde İran sinemasını tanıtmak ve pazarlamaktan da sorumludur. İran filmlerini festivallerde tanıtmak, bu filmleri değişik ülkelerde oynatmak, film pazarlarına katılmak ve İran filmlerinin dünya üzerinde satışlarını yapmak uluslar arası etkinlikleri arasındadır.

FCF, yabancı yapımcılarla ortak projelere de girer ve İran'da tiyatro ve video filmlerinin tek ithalatçısıdır. Yılların üretken etkinliği ile FCF, yerel film endüstrisi ile ilgili başlıca kuruluş ve yurtdışında İran sinemasının ana temsilcisi olmuştur.

86 sonrasında FCF nin de yoğunlukta olan etkisiyle film sayılarında gözüken artış yapımların niteliklerinde de mevcut bulunmaya başlamıştı. Yakın gelecekteki İran sinemasının devleşecek isimlerinden biri olan Mohsen Makhmalbaf'da İslam Devrimi Sonrası yönetmenleri arasında yerini alarak en çok tartışılan isimlerden biri oldu.

Kendini "toplamaya" başlayan İran sinemasında kadın, perde de ve kamera arkasında yerini aldı.

İran sineması; yaşadığı gelişmelerle, teolojik, ideolojik, sosyo-siyasi harmanlı tematik yapısıyla dünya sinema kamuoyunun da dikkatini çekmeye başladı.

Bu yeni yapılanma sürecinin olumlu getirileri kısa zamanda kendini gösterdi: artık sinemalar ve sinemacılar daha iyi para kazanmaya başlamışlardı; sinema kâr getiren bir sektör konumundaydı. Bunu, İran bankalarının film yapımcılarına uzun vadeli borçlar vermesi de belgelemekteydi.

Hükümet sinemayı desteklemek amacıyla düşük kaliteli dublaj yapımını önleme girişimlerinde bulundu. Tüm bu önlemler İran filmlerinin festivallere gidebilme olgunluğuna erişmesine destekçi oldu. Özellikle devrim sonrası yönetmenlerin filmleri övgüler kazanmaya başladı.

Elbette bu topraklarda geçmişin kötü bir mirası olan sansür ortadan tam anlamıyla asla kalkmadı; 1989'da bir hafifleme yaşandı, kambur ağırlık yitirmişti: kendini ispat etmiş sinemacıların senaryoları sansür kuruluna girmemeye başladı.

209000 kişiye bir sinema salonunun düştüğü bu coğrafyada atılması gereken sonraki adım elbet yeni sinema salonlarının açılması olmalıydı. Ama bu, Irak'la savaşmış, Körfez Savaşından ekonomik yaralara almış, Kuzey Amerika tarafından boykotlanan ve kendini yeniden inşa etmeye çalışan hükümetin alacağı kararların çok uzun vadelere yayılmasına neden olmaktaydı...

Şenol ERDOĞAN


 

 

Kökene Yaklaşım ve Çeşitlemeler

Her ulusun sineması, o toprakların ortaya koymuş olduğu, tüm zamanlardan oluşagelmiş, kültürel pazılın bütünüyle ilintilidir elbet.

Bu cevherikullanabilmek ya da kullanamamak işte bütün mesele...

Dinsel, mitik, coğrafi ve bağlamında tarihsel tüm olgular, oluşumlar en büyüğünden en küçüğüne dek sinema için şüphesiz ki kaynak, beslenme noktası olmuşlardır. Ulusun sineması bunu ne kadar kullanmıştır ve ne ölçüde verimli kullanabilmiş, onu -iyimser anlamda- sömürebilmişbu elbette ki o ülkenin sinemacıları ve kültürel çağdaş konumu ile ilgilidir. Anadolu'yu, dinsel oluşumları, azınlık kültürleri, eski Yunan ilintilerini, tarihi vakaları düşündüğümüzde, ülkemiz, bahsi ettiğimiz şeyin ne kadarını sanat adına, sinema adına kullanmış / kullanabilmiştir bir düşünelim mesela.

Bu anlamda, burada bir kalıplaşmadan, ya da yeniden yaratım sürecinden ve hatta belgesel mantıktan söz ediyor değiliz kesinlikle. Önem noktasının oluştuğu yer bu toplamın yaratım süreci dahilinde muazzam verimlilik alanı olarak kullanılması kısmıdır.

Çağcıl ve zamane sanat ve o sanatın ait olduğu o zamanki medeniyet, 'eski' ile kaçınılmaz bir iletişim yürütmelidir, bu sadece yaratım evresi için gereken bir fikir alımı ya da tradisyonel bir bağlılık / sadakat değildir elbet. Bir felsefî metni bir önceki metin üzerinden kurabilmenin ve karşıt bir tez geliştirebilmenin mümkünlüğü gibidir bahsini yaptığımız şey.

Zira ortaya konan eser bir şekilde kültürün geçmişi ile muhakkak ilintilenecek ve eleştirmenler tarafından bu'yeni' üzerindeki geçmişin ögeleri üzerine parmak basılacak ve bu da "ne yapılmışlık", "ne yapılabilirlik" ile ilintilenecek, ortaya çıkmış olan eserin estetik ve gerektirdiği tüm diğer değerlere olumlu olumsuz dokunmalar yapacaktır. Zira o da zamanın ileriliği içerisinde görmezden geldiği ya da dikkate aldığı geleneğin, istemli-istemsiz bir parçasını oluşturacak ve kişi ile eserinin zamansal sonralığında aynı noktalar yeni kişiler ve eserlerince aynı paradoksal yaklaşımlara, irdeleme, araştırma ve tartışmalara gebe kalacaktır...

Bu aynı zamanda direkt olarak eserin ve bağlantılı olarak kişinin zamana karşı oluşumu sürdürmesi konusunda en gerekli durumdur da. Ama aynı şekilde kültürel mozaiğin bir parçası olan simge-leme- uğraşı da sanatın içerisinde düşsel bir yapı ile belki bir anlamda sürreal bir şekilde yerini alabilmekte, simya ilmi ile ars magna tanısı adı altında sanatın ve üretinin çok boyutlu kısımlarına da yolculuk yapılabilmektedir.

Tüm sanatların en üstünü olan ve kültürel oluşumun tüm elementlerini en iyi şekilde kullanabilme yetisine tek sahip olan sinema, bu bağlamda fenomen düzlemin de ötesine geçebilmekte ve bir şekilde maddeye dayanması mecburiyet olan sanata ve ürününe zaten mayasında varolan simyayı vermekte onu tinleştirmektedir.

Sinema, hiçbir alanda gözükmediği ve gözükemeyeceği bir şekilde kurulduğu illüzyonik yapı gereği, tıpkı varlığın mayasının yokluk oluşu öğretisi gibi sanatı ve yapıtı bu bağlamda ontolojik olarak hiçleştirebilmekte ve üretiyi çok farklı boyutlara sokabilmektedir.

İran sinemasını bazı örneklerinde düş ve gerçek öylesine iç içe geçmiştir ki izleyici konumundaki bireyin bir an için içinde bulunduğuna inandığı gerçekliğini yitirmemesine imkan yoktur. İşte bir anlamda da bu sebepten dolayı yukarıda ki metinlere yer verme gereği duyduk. İzleyicinin bir şekilde inandığı gerçeğe dönmesi, aslında eski haline gelmesi ile eşdeğer değildir çünkü kişi muhakkak ki bir sorgulama sürecinin içerisine girmiştir/girecektir.

İran sinemasında bu bahsede geldiğimiz unsurları perdede yansır bir şekilde görmemiz kaçınılmazken, satır arası okuma yapabilen 25.kare izleyicisi Nietzschesel bir anlamda bu derinliğin ardındaki basitliği ortaya koyarak -aslında daha bir derinlik yaratmış olarak- filmlerini dokudukları gibi Wittgensteinvari bir şekilde kendi sinematografik dil yapılarını oluşturarak filmlerini bize sunabilirler. Sonuç ile her ne kadar sinema felsefeye niye gitsin sığ düşüncesini dışlayacak olursak Wiitgenstein'ın özellikle Tractatus Logica'sında ortaya koyduğu savaşımı, sinemaya tam anlamıyla yedirmek çok olası bir durumdur. Daha farklı bir anlatımla Ludwig'in ortaya koyduğu dilsel matematik hesaplarının birebir hayat bulabileceği/bulduğu alan boşluğu sinemanın yapısında mevcuttur ve hatta ta kendisidir de.

İran toplumunun geçmişine, o eşsiz coğrafyanın dinsel-dilsel yapısına baktığımız vakit İran sinemasının bir çok elementi yapısında eritmeğe ve ortaya başkalaşım sergilemeye nasıl müsait olduğunu görebiliyoruz. Yukarıda bahsettiğimiz dilin matematiksel yeniden kurulumları ve argümanları köklerinde Zerdüşt'ün Gataları ve Pehlevice gibi bir dil olan İran için muazzam bir kullanım sahası yatmaktadır. İran sineması için kullanılan "şiir" betisi de bu anlamda önem kazanmaktadır zaten: şiirsel betimlemenin sinematografik uygulanımında ortaya çıkan yapıt kurgu dahilinde dünyada ödüller kazanan filmlere dönüşebilmektedir. Buna paralel olarak sinemanın çok önemli bir ögesi olan müzik de aynı şekilde İran'da sanki sinema için yaratılmış gibi durmaktadır; coğrafya ile tını öylesi mükemmel bir şekilde birleşir ki bunu peliküle taşımayı bilen yönetmenin harikalar ortaya koymaktan başka çaresi yok gibidir. İşte bir ulusun tüm değerleri, sinematik yapısını böyle oluşturmaya kadirdir, yeter ki bunları işleyebilecek düzeyde kişiler olsun.

Aynı şekilde metafiziği; musiki ve şiirle tümleştiren Mevlana Celaleddin Rumi gibi, çözümlemeye müsait ummanlar gene kültür mozaiği içerisinde sinema için -hazır- malzeme sayılabilmektedir. Nitekim bir tını olarak buraya -aklımıza tatlı bir es yaptığı için- Füruğ, Bertolucci ortak noktasını da sokabiliriz.

Yazıyı son olarak farklı ve bitirici bir sahaya sokmadan evvel bu bahsede durduğumuz kültür sinema ilişkisine çarpıcı bir örneği de M.Makhmalbaf'ın Gabbeh filmi üzerinden kendi dilinden vermek istiyoruz:

"Sanırım Gabbeh'ler iyi İran filmleri gibi" diyor Makhmalbaf İran'ın halıları için; İran filmlerinde yabancı izleyicileri etkileyen önemli noktayı "filmlerin basitliği ve doğanın yeniden şekillenişi/yaradılışı" olarak belirleyen sanatçı, müthiş bir noktaya bağlıyor bu iki özelliği, ona göre bu iki nokta aynı zamanda Gabbeh'lerin yabancı pazarlarda popüler olmasını sağlayan unsurlar aynı zamanda. Ulus sanatının kavramsal ve nitelik açısından birbiriyle nasıl zincir oluşturduğu gerçeğinin bu örnekte de meydana çıkması gibi, farklı iki sahanın ticari noktada da nasıl tek tipleştiğini görmekteyiz. "Doğu ülkelerinde insanlar, zor, karmaşık ve zahmetli durumlarla bunalmışlardır" haklı sentezini yapan Makhmalbaf, bu insanların sinemaya gittikleri zaman çevrelenmiş oldukları aynı karmaşa ve şiddeti görmek istemediklerine değinerek, bu sebepten dolayı onlara doğayı hatırlatan basit İran filmlerinden büyülendiklerini yazar. Bu aynı zamanda batının da İran filmlerinin minimal yapısında bulduğu rahatlamadır da, zira aynı örneklemeyi bir anlamda Japon usta Ozu için de yapmak mümkündür, aynı kültürel bağları ve çıkıntıları Japonya ya da Tibet için de kurabiliriz elbette.

İran Gabbehlerinde aynı zamanda huzur duygusu veren bir tür doğasal şiirsellik bulunduğunu belirten yönetmen, doğayı oturma odanıza sermiş/yaymış gibi hissedersiniz dediği İran kilimlerini bir anlamda sinemasal olarakta öne sürmüş olmaktadır.

Gabbehlerin bir bakıma çocukların basit resimlerine benzediğini söyleyen sanatçı, yatıştırıcı/sakinleştirici tasarımları/şekilleri olan Gabbehlerin, ne yazık ki, her on bin İranlıdan yalnızca birinin evinde bir bulunabildiğini, ya da her on bir İranlıdan yalnızca birinin Gabbeh adını duymuş olduğunu ifade ederken biz bunu İran sinemasının perdede ki derinliğine varamayan avam izleyici için de bir ölçülendirme olduğunu düşünmekteyiz. 40 yıl önce oturmak için ne kullanıyorduk? Halı yada kilim. Ve bir halı nedir, biraz yün ve renk ve dokuyanın emeğinden başka? Ve yün nedir çobanın emeğinden başka? Ve renk nedir tarlalarda çiçek toplayan kızların emeğinden başka? Gibi cevap yüklü sorularını "ve biz tüm bunları kendi emeğimizle kendi malzemelerimizden yapmıyor muyuz?" gibi anlamlı bir soru cümlesiyle noktalıyor yönetmen, ve bu kurduğu son soru cümlesini sinemasına ve de İran sinemasına yönelik yorumlamaya girişsek çok güzel ve uzun bir yolculuğa çıkmış oluruz aynı zamanda.

İran sanatının ve felsefesinin köklerinde yatan ezeli hikmete varan İslam'ik yapıyı asla görmezden gelme imkanı yoktur, olamaz da: "tradisyonel İslam, sanatın İslam'i vahyin iç boyutlarıyla ilişkili olduğu, dinin manevi hazinelerine görsel ve işitsel şekillerle aktardığı ve İslam sanatının İslam'i olduğu kanaatindedir. Tradisyoneller dinin sadece hakikati değil, varlığı da kapsadığını ve İslam sanatının verdiği bereketin Şeriat'ın dini diri tutması kadar gerekli olduğunu düşünmektedirler.

Hiç kimse dinin ahlaki yönlerini öne çıkararak İslam sanatının önemini gölgeleyemez. Kur'an, yalnızca insanların nasıl davranacaklarıyla ilgili kuralları değil, onların eşyayı nasıl kullanacaklarıyla ilgili prensipleri de getirmiştir. İslam sanatı İslam maneviyatıyla doğrudan ilişkilidir ve gelenekselciler, bugün İslam dünyasını mimari yapılar ve benzeri şekillerle dolduran çirkinliğe karşı, hem insana şefkatli davranan hem de toplumun maddi refahını düşünen geleneksel sanatın en sadık savunucuları durumundadırlar." cümleleri büyük alim Seyyid Hüseyin Nasr'a ait; bu ifadeleri sarf ettiklerimizi de pekiştirsin ve de olaya gerçek İslam gözünden bakı getirsin düşüncesi ile buraya ekledik.

İran'ın kültür temelinde bu bütünü oluşturan onlarca unsur olsa da hiç şüphesiz bunların en kuvvetlisi felsefe olmuştur. Tüm zamanlarda İran toprakları hep ve en kuvvetli ilim-irfan ve hikmet noktası olmuştur. İran sineması bunu görmezden gelmeyecektir elbet, hatta onun önemli kısmını oluşturacaktır.

Sinemanın, varlık-yokluk ile olan ilişkisi, İran sinemasından bahsettiğimiz süreç içerisinde karşımıza çıkan isimler kesinlikle İbn-i Sina ve onun merkezi uzantısı Molla Sadra olur. İbn-i Sina'nın ontoloji felsefesini yorumlayan Sadra'nın öğrencisi olan Hasan Eydirem, Sadra'dan aldığı varlık felsefesini yeni bir sinema felsefesi kurmakta kullanır. Her ne kadar Deleuze'un sinema felsefi yapıtının göz ardı edildiği bir ülkede, gerçek entellektüelitenin, bilginin kimse tarafından umursanmadığı, yayıncılık dünyasının ticaretten başka bir anlam kazanmadığı bu ülkede Eydirem'in yapıtlarını birisinin ortaya çıkarmaması hiç şaşılası değil elbette ki. "Sinema Aynasında Yusuf" isimli 2000 yılında yayımlanmış olan çalışmasının yanı sıra "Düşünce Bakışında Sinema: 2. Sinema Gözünden Din Ortak Düşünce Platformu Makaleler 1-2" adı altında çalışmaları bulunmakta düşünürün. Son olarak da yazıyı Faysal Soysal'ın zaten bu yazının bir anlamda tabanını oluşturan makalesinde derlediği noktadan bitirelim, bu önemli felsefi noktadan:

"İbn-i Sina'nın mahiyetin asıl, varlığın araz oluşu düşüncesini yeni bir yorumlayış ve tenkit tarzıyla varlığı asıl, mahiyeti ise araza dönüştüren Molla Sadra, 'öz'ün yerine varlığı koydu ve varlığı temel bir nitelik sayarak, yeryüzündeki nesneleri bu temel varlığın tecellileri yani arazları olarak tanımladı. Ali Şeriati ise bu konuda daha ileri giderek, varlığın kendi başına her şeyden önce var olmasını sadece İslam'daki yaratılış felsefesine ait olduğunu ortaya attı. Batı medeniyetinin ise varlık etrafında sürekli dönüp dolaşacağını ama bu inanışla onun künhüne varamayacaklarını iddia etti. "bu aynı zamanda batının ve doğunun sanata, sinemaya bakısı ve ortaya koydukları filmlerin nitelikleri üzerine bir sentez yapmak için de çok anlamlı ve müsait bir ifade.

Farabi ve İbn-i Sina vücudun, mahiyetin bir arazı olduğu düşüncesiyle, varlık ile mahiyet arasına bir uçurum sokarken, Sadra; mahiyetlerin, varlığın farklı bir modellerinden ibaret olduğunu savundu. Varlık ontolojik, mahiyet ise aktüel idi. Mahiyet zihni bir kavramsallaştırma idi, hayali idi. Hayali bir oluşum insanı hakikate yaklaştırır -sinema gibi-. Bu sebepten dolayı da Sadra'ya göre, hayali bir oluşum, varlık maddi bir varlıktan daha üstündür [farklı bir görüşün çakışma noktasıdır burası, zira madde var mıdır, maddi varlıklar ne kadar maddidir...] sinema yarattığı gerçek dışılık sayesinde varlığı maddeden daha yüksek bir seviyeye ruha yaklaştırır."

Burada çok dar olarak verdiğimiz bu görüler elbette ki çok farklı platformlara taşacak tartışma konuları olduğu gibi her biri kendi başına bir kitapta işlenmesi gereken olgulardır da, düşüncelerimiz arasında bu metin içerisinde bahsettiğimiz bazı konuları ve de kitapları yazmak, çevirmek ve de yayımlamak gibi planlar var...

Metafiziğin ya da halkın bazına indiğinde dinin sinemaya etkisi sadece entelektüel ve de felsefi boyutta olmamıştır elbette, sinema ve din bir şekilde İran da birleştiğinde bu sinemanın inanılmaz derece de halk tarafından sevilmesine, kucaklanmasına dahası sahip çıkılmasına sebep olmuştur. Hani, bilinçsiz eylemler de kullanılan bir ifade vardır ya, "Türkiye İran olmayacak" diye, şimdi gülümseyerek bu cümleyi düşündük, evet; sanat, edebiyat, şiir, sinema, ilim, irfan, felsefe bakımından asla Türkiye İran olamayacak!

En önemli noktalardan birisi bu bağlamda şudur, İran da bir zamanlar sinemaya avaz avaz karşı çıkan sözde dini potansiyel, olayın özüne öylesi vakıf olur hale gelmişlerdir ki -aslında "gelenler" kişiler değil görüştür- ulema tarafından sinema , Allah'a götüren bir yol olarak görülmüş, idrak edilmiş ve bu da halka yansıtılmıştır. Şimdi bazı yanlı okuyucuları bu yukarıda ki cümleye yani sinemanın Allah'a götüren bir yol olması cümlesine takılacaklardır eminim, o yüzden bazı yüzleri güldürmek adına çok sevgili batıdan bir örnekle sona doğru varmak istemindeyiz: felsefeci yazar ve şair Jim Daugles Morrison'ın Görüntü Ãœzerine Notlar başlıklı eserinden bir alıntıya burada yer vermek istemindeyiz: "Sinema bizi hayat kaynağına, madde dinine geri götürür; tek tek herşeyin kutsal sayıldığı ve herşeyde her canlıda Tanrı'nın görüldüğü"

Şenol ERDOĞAN


İran Ulusal Sinema Sektörünün Oluşumuna Yönelik

Ciddi anlamda yetmiş küsur yıllık bir tarihe dayandırılan İran sinemasının bütününe bakıldığında İslam Devrimi öncesinde sistemin, sinemaya karşı; politik ve de ideolojik sansür yolu ile tıkayıcı vazifesi gördüğü ortadadır. Devrim öncesi diye adlandırılan sinemasıyla İran, bu elli yıllık zaman dilimi içerisinde niteliğini tartışmaya gerek olmayan1300 film ortaya koymuş ve de bu sayıya rağmen sinematografik açı ve diğer bakımlardan ortaya pek bir gelişim koy-a-mamıştır.

Açıkçası bu süreç dahilinde "sinema" seyredilmekten başka bir iş yapmadı. Bu süreç zarfında ulusal sinema yapısı yerinde sayarken ülkeye yığın halinde ithal filmler girmekte ve bu işin mümessilleri İran sinemacılarının aksine ciddi derecelerde ticari başarılar elde etmekte idi. İran sineması geçmişine baktığımızda, bu değindiğimiz nokta, ulus sinemasının olduğu yerde kalmasına ya da hiçbir açılım yapamamasına en büyük sebep olarak gösterilmiştir.

Elbette ki kaçınılmaz olarak, bizim ülkemizde de gözüken bir zavallılık olan, "dış" filmleri taklit süreci, para kazanabilmek adına başarı gösterdi ve oluşması gereken İran sineması ciddi şekilde baltalanmaya başladı. Hızlı bir şekilde Amerikan ve de Hint yapımlarının taklitleri yapılmaya ve çoğalmaya başladı. Elbette ki hâl böyle olunca sektörel bazdaki paranın neredeyse tamamı denebilecek kısmı yabancı filmlere ve salon sahiplerine akıyordu. Buna bağlı olarak da ulusal endüstri ne teknik olarak ne de maddi olarak bir ilerleme kaydedemiyordu. En büyük sorunlardan biriside -ki bu sorun ancak ileride Yeni İran Sineması yönetmenlerince tam anlamıyla aşılabilecekti- ortaya konan ve bazını taklit unsurunun oluştura geldiği filmlerin hiçbir şekilde zengin İran kültürü ile örtüşmüyor onu yansıtmıyor oluşuydu. Ve tüm bunların sonucunda da bağlantılı olarak gerçek sinema adına uğraşan çok çeşitli sıfatlarda ki onlarca kişi önemsenmiyor, işleri ciddiye alınmıyor ve sektör içerisinde tutunamıyorlardı. İşte yukarıda da dediğimiz gibi, bu süre içerisinde ortaya konan film sayısı ne kadar çok olsa da filmlerin neredeyse tamamı için tinsiz, niteliksiz yapımlar dememiz mümkündür.

Bu genel perspektifin ardından gelebileceğimiz nokta ise yeni İran sinemasının kurulmasına karar alınan yıl olan 1984 dür. Bu noktaladığımız tarihte ortaya atılan karar: "ulusal sinema endüstrisinin yapılandırılması" şeklinde özetlenebilir. Bu bağlamda sinema, Kültür ve İslam İrşad Başkanlığı Sinema ve Görsel-İşitsel Sekreterliği'nce yönetilmeye başlandı. Fahreddin Enver yönetiminde ki kadro yapılanmada bir çok olumlamaya gitti. Ve bu yönetimin rolü, yol göstermek ve finansman sağlamak, etkinlikleri bir anlamda kontrol etmek ve düzenlemek gibi kesin çizgilerle belirlendi. Sinemanın ulusal bazda maddi teşvik alabilmesi adına ortada bariz olan eksiklerin giderilmesi ve kaynak sağlanması adına alınan bu karalar sonrasında hızlı bir şekilde yapılanma başladı ve başarı sağlandı. Ve bu maddi yapılanmalardan hareketle sinema sektörünün her sahasında disiplinli bir maddi yapılanmaya gidildi.

Ve belki de bu kararlar arasında en önemlisi ve etkilisi olan, sinemanın kültürel ve teknik olarak ilerlemesi gerekliliğinden hareketle, hiçbir kişi ya da kuruluşun maddi çıkarlarının bu amacın önüne geçemeyeceği kararına da bu oluşturulan kurul ve başlayan yeni dönem dahilinde varıldı. Elbet bu program ve karalar kağıt üzerinde dursun diye ortaya konmadı, bugünkü İran sinemasının geldiği noktanın altında bu oluşumun derhal devreye girmesi yatmaktadır.

84 ila 94 arasında tam anlamıyla istenen sinemanın ortaya konduğu, şekilize olduğu rahatlıkla söylenebileceği gibi 94 sonrası "yeni"cilerin de nasıl bir atılım içinde oldukları malum ortadadır. Bahsi ettiğimiz yıllarda ortalama olarak elli film bu sektör tarafından,öngörülen amaçlar doğrultusunda ortaya konmuştur ve bugün bu sayı daha da ilerlemiş, nitelikse bu ilerlemenin de ötesine geçmiştir. Bu noktada İran sineması adına en önemli karalardan biri alınmıştır, ilkin, İran sinemasının desteklenmesi adı altında yola çıkım yapan mantık, yapması gereken en önemli hamleyi yaparak ve bu almış olduğu kararı uygulamış olarak, daha yüksek kalitede İran filmleri çekilmesi amacı ile yollarına devam ettiler. Asıl amaçlanan şey sinemaya bir yandan ulusal kimliğini kazandırırken diğer yandan da filmlerin sinematografik, teknik, kültürel, entelektüel yönlerini güçlendirmekti.

Şu var ki, sinema adına alınan kararların hepsi olmasa da bir çoğu başarıyla uygulanıp sonuç veriyordu, burada bir kısmı derken önemli bir yanlış anlaşılma doğmasın, diğer payda başarısızdı anlamında değil cümle, o kalan parça zaten zaman içinde varması gereken yere varacaktı, varmıştır, varmaya çalışıyordur. Elbette gelişim yerinde duramaz bir olgu, doğası gereği; her alınan kararlar ve uygulamalar ardından yeni bir süreç olumlamalar getirecek şekilde başlamaktaydı. Sırada en önemli adımlardan biri vardı, yabancı film alımının durdurulması...

Bu adım atıldı da ve İran Sinemasına büyük yararları kısa zaman içinde dokunmaya başladı. Buna paralel olarak sektördeki vergi alımlarından da vazgeçilmesiyle daha büyük bir rahatlık yaşanmaya başlandı ve film yapımcılarına, yaptıkları masrafın yaklaşık beşte üçünü ödemek üzere bir fon ayrılmasına karar verildi. Daha da ileri giderek sinemaya dair teknik teçhizatın imaline başlanmasına ve bunların uzun vadeli ödeme planlarıyla sektöre dağıtılmasının kararları alınıp uygulamalar da başlatıldı.

Bu alınan kararların uygulanması elbette direkt olarak filmlere de yansıyordu zira ortaya kriterler konmaktaydı ve yapılan neredeyse tüm filmler bu kriterlere uygun olarak üretilmeye başlamış ve başarı kazanmıştı. Bu anlamda konsepte bir göz attığımızda ilk karşımıza çıkan, devletin ve sinema sahası insanlarının â€"bizim ülkemizde olduğunun tam aksine- sinema adına, sinema için nasıl ve ne şekilde çalıştığıdır. Yani Türk sineması neden bir yere gidemiyor diye sormaya hacet yoktur, bildiğimiz gibi peynir gemileri laf ile yürümeyi becerememektedirler ama bu gemilerin ya da peynirin suçu değildir...

Şenol ERDOĞAN


Baba Makhmalbaf"ın Ağzından Makhmalbaf Film Evi

1996'ların başında Samira Makhmalbaf sinema okumak için normal öğrenimini bıraktı; ama varolan üniversitelerde sinema öğrenmek/okumak yapılacak en kötü tercihti. Zira İran üniversiteleri sinema öğretiminde nadiren başarılı olurdu.


Ünlü ve önemli hiçbir film yapımcısı bu okullardan mezun değildir. 30 yaşnda ölen ve bence çağdaş İran sinemasını etkileyen en iyi film olan "Home Is Black"i yapan kadın şair olan Forough Farrokhzad [bu film ve yönetmen için ilgili bölüme bakınız] hiç sinema eğitimi almamıştır. "The Runner" ve "Water, Wind, Dust" gibi önemli filmleri yapan Amir Naderi de eğitim almamıştır. Kiarostami ise malumunuz grafik sanatı eğitimi almıştır. Mehrjui ise felsefe eğitimi almıştır ve Beyzai, eğitim almak için hiç okula gitmemiştir. Diğerlerinin okulda geçirdiği günleri ben politik bir suçlu olarak hapishanede geçirdim. Bu yüzden film yapımcılarını eğitmek için bir okul gerekliydi, bizim kurduğumuz Makhmalbaf Film Evi gibi.

14 kurmaca, 3 kısa film, 28 kitap ve 22 film üretimi ile o zamanın en aktif İranlı film yapımcısı idim. Aklım fikirlerle doluydu ve kalbim yaratma heyecanı ile dolup taşıyordu. En sevdiğim filmim olan "A Moment of Innıcence"ı henüz bitirmiştim. Çalışmayı bırakarak sinema sanatını öğretmeye başladım. Film yerine film yapımcıları yaratacaktım.

Bir seçme sınavı ile 100 sinema öğrencisi kabul edeceğime ve onları 4 yıl eğitmek için yeni yöntemler kullanacağıma dair planlarını İran kültür bakanlığına açıkladım. Ancak kültür bakanlığı bunu kabul etmedi. Genç, yeni dalga film yapımcıları neslinin demokrasi yanlısı filmler yapacağından korktular ve dahası benim gibi tehlikeli bir film yapımcısının bir ülke için yeterli olduğunu ve benim gibi yüzlercesine gerek olmadığını resmen ilan ettiler. Örneğin; "Salam Cinema"da grev yapan sinema fanı olan insan toplulukları film yapımcıları olarak eğitilirse İran sinemasını denetim altında tutma imkanı olmayacağını açıkladılar. Ve böylece ailemden 8 kişi ve arkadaşlarım ile Makhmalbaf Film Evi'ni kurduk; okul yapacak bir yerimiz olmadığından evimizi okul olarak kullandık.

Okul bazen günde 16 saate uzamakla beraber günde 8 saat idi. En yaşlı öğrencim daha sonra "The Apple" ve "The Door" filmlerini yapan bir arkadaşım idi. En genci 8 yaşındaki kızım Hana idi.

Müfredatımız sinema ile sınırlı değildi aynı zamanda yaşamdan ve sanattan bölümler içeriyordu. Örneğin spor; bisiklet, yüzme ve paten. Bir film yapımcısı fiziksel olarak güçlü olmalıdır. Bir film yapımcısı iletişim yöntemlerine ihtiyacı olduğu için: günlük hayattan, araba sürme, ülke dışında seyahat etme, kent içi dolaşım, yemek pişirme, bilgisayar ve yabancı dil konularında eğitiliriz, dolayısıyla bunlarda konularımızdı; diğer sanatlardan boyama tekniklerine, fotoğrafa, şiire ve müziğe giriş, sinemadan film ekonomisi, üretim planlaması, senaryo yazımı, oyunculuk, kamera kullanımı, kurgulama, ses miksajı, dekopaj, sinema sanatı ve film analizi eğitim süreci içerisinde yer alan noktalardan.

Eğitim yöntemimiz her ay bir konu üzerinde odaklanmayı içeriyordu. Örneğin; bir ay boyunca her gün 8 saat sadece paten kayıyor ve bisiklete biniyorduk böylece ayın sonunda 8 yaşındaki Hana dahil her öğrenci kolayca 50 km bisiklet sürebiliyordu. Daha sonra, bir ayı boyama kitaplarının sayfaları arasında gezinerek dünyada kullanılan boyama yöntemlerini öğrencilere tanıtarak geçiriyorduk. Yerel İran müziği üzerine öğrencilere İran'ın farklı bölgelerinin en ilkel tonlarını öğreterek bir ay geçiriyorduk. 4 ay montaj masasında filmlerin nasıl kurgulanacağını öğrenerek geçiyordu.

Böylece en az bir ay her gün en az 8 saat olmak üzere bir konuda yoğunlaşıyorduk. Bu 4 yıl boyunca pratik eğitim olarak birçok film üretildi. Eşim Marziye "The Day I Become a Women" , Samira "The Apple" ve "The Blackboard" filmlerini yaptı. Fotoğraf ve kurgu konusunda odaklanan Maysam "The Door" ve "The Day I Become a Women"ın ilk bölümü olan 2 kısa film kurgularken bir yandan Samira ve onun film yapımcılığı üzerine "How Samira made the Balckboard" isimli bir video yaptı ve, tüm filmlerin set fotoğrafları üzerine çalıştı. Hana "The day my aunt was ill" adlı bir film yapmak için video kamera kullandı.

Ve hepsi benim yönettiğim "The Silence"da yardımcı yönetmen olarak deneyim kazandılar. Tüm bu filmler bizim evimiz olan bir ofiste üretildiği için Film Evi yapımcı olarak görüldü/isimlendirildi. Aslında Film Evi, Film Okulunun üretim bölümü idi. Bir evde hem bir okul hem de film yapım şirketi kurduk. Ama kaderin darbeleri bu evde bizi bekliyordu: "A moment of Innocence"a hükümet el koydu. Bu film borç alarak yaptığım ilk film idi ve filme el konulursa borçlarımı ödemek için evimi satmaya söz vermiştim. Ve filme el konuldu. Bakanlık filmin oynatılabilmesi için bazı sahneleri kesmemi söyledi.

Eve gittim ve konuyu ailemle tartıştım, onlara evimi yoksa fikirlerimizi mi satmamızı tercih ettiklerini sordum; bir seçenek: düşüncelerimiz ve sanatımız gibi "A Moment of Innocence"ı da parçalamak ve evin sahibi olmaya devam etmek, diğer seçenek: evi satmak ve filmin sebep olduğu borcu ödemek ve filme sonsuza kadar el konulması ama parçalanmaması ve anlamını ve mantığını yitirmemesi idi. En gencimiz olan Hana dahil herkes evi istemediklerini ve Film Evi adına sahip olmanın yeterli olacağını söyledi. Ve bu dakikadan itibaren tüm eserlerimizde bu adı kullandık. İşte kalıcı markamız ve tek varlığımız olan Makhmalbaf Film Evi adını seçmek için, "Ev"i böyle sattık. Bu okuldan bir öğrenci kameraman, diğer biri ses kayıtçısı, bir diğeri set tasarımcısı, üçü yönetmen ve biri set fotoğrafçısı ve kurgucu olarak mezun oldu.

Makhmalbaf Film Evi'nin öyküsü sürüyor...

YAŞAMI VE FİLMLERİ İLE MOHSEN MAKHMALBAF

İran sineması dediğimizde sanırım çoğunluğun aklına gelen iki isimden birisidir Makhmalbaf.

1957 senesinde Tahran şehrinde doğmuş olan sanatçı, yoksul bir aileden gelmesinden öte hakkında yapılan yaşam öyküsel araştırmalara bakıldığında aile içerisinde istenmeyen bir çocuk olarak büyükannesi tarafından büyütülüyor. Yaşamının yansısı filmlerini oluşturan yönetmen bu büyüme hadisesini de filmlerinde işlemekten geri durmuyor: Dastforoush, Nun va Goldoon, filmlerinde kullanıyor.

Yönetmenin ilk gençliği gerçektende çok yorucu ve tutarsız onlarca iş denemesiyle hayat kazanmak adına geçiyor. Bir anlamda Makhmalbaf karşmıza bir işçi devrimci kimliği ile çıkıyor: zaten yaşamının en meşhur hadiselerinden birini, Şah rejimine karş militanlık yaptığı süreçte polise karş yaptığı silahlı bir eylem sonrasında aldığı 5 senelik hapis cezası oluşturuyor. 17 yaşında hapse giren yönetmen, çektiği işkencelerin ötesinde hapis yaşamını sürekli bir öldürülme korkusuyla geçiriyor, ta ki 79 devrimiyle serbest kalan dek. Bu arada belirtmekte fayda vardır ki bu süre içinde Makhmalbaf'ın asılmamasına tek sebep yaşının el vermemesi olur.

Geçirdiği bu mevzu ettiğimiz süreçte sadece ölüm korkusuyla yaşamakla yetinmez sanatçı, "içerde" iken bir anlamda kişisel kültür rönesansını gerçekleştirir: siyasetten uzaklaştığını söyleyecektir, bu süreç onun, hızla edebiyata ve sinemaya kaydığı zaman dilimini oluşturmuştur. Yaşadığı bu yakın geçmiş onun ilk dönem filmlerini oluşturur, tıpkı çocukluğunun da bunu bir nebze yapması gibi: iç hesaplaşmalar ve kişisel çatışmaları, İtalyan yeni gerçekçiliğinden de etkilenimler taşıyarak yansıyacaktır perdeye.

Çizdiği bu işçi-devrimci çizgisinin sonrasında yönetmenin filmlerini "dinci" bir kimlikle görecektir izleyici: kendini bildi bileli Şah karştı bir direnişçi olan yönetmen, devrim sonrasında tabir caiz ise tam anlamıyla bir İslamcıya dönüşecektir, bu bazılarının yaptığı gibi şaşlası ve de büyütülesi bir şey değildir aslen, çünkü bu Makhmalbaf'a uzak ve yabancı değildir, kimilerinin yaptığınca onun militanlığına ve işçi devrimciliğine sosyalist imajlar yüklemek yersiz ve komiktir. İran sinemasının Vertovyen bir sinemasal gerçekçilikten etkilenimleri üzerine durmak varken bunları eşelemek hele ki sinema adı altında yersizdir. Ayrıca Makhmalbaf'ın Marksist bir kimliği yer ve zaman taşıdığını ortaya koysak ta bu düşünce ile hareket ederek net bir kimlik teşhisi yapamayız zira yönetmenin bu süreç sonrasında koyu bir İslamcıya dönüşmesi -!- ne kadar bir dönüşmedir tartışlır, zira İslamın sosyalist yapısı irdelenmeden ve İslam'i bir kimliğin Marksist bir yapıya bürünebilmesinin dinsel açıdan kuram olarak çok mümkün olduğunu idrak etmeden bu konuda ahkam kesmek yanlıştır. İslam'i Felsefe ve Sanat Kurumu kurulduğunda Makhmalbaf'ın, kadınların hiçbir şekilde perdede görünmemeleri görüşüne de bir anlamda büyük tepkiler vermemek gerekir, zira sosyalist militan bir kimlik yüklediğiniz bir adamdan nasıl böyle bir şey beklersiniz, o zaman gidin ve yüklediğiniz kimliğin sentezini bir yapın bakalım.

Tam olarak bir devinim halinde olan yönetmen, kendini bulmak adına ideolojiler arasında savrulurken ve neredeyse kültür karmaşaları ile boğuşurken bu süreç içerisinde ortaya koyduğu filmlerin de içinde bulunduğu psikolojiye benzemesi ve bu psikolojik yapı kendini bulmak adına değişimler gösterdiği sürece de bunun filmlerine yansıması çok doğal ve de matematiksel bir gerçektir.

Sürekli değişim içerisinde olduğundan bahsettiğimiz yönetmen bunu yaşamıyla hemen onaylar bize, sosyalist bir çizgi sonrasında gelen dinci bir kimlik sonrasında 1990 senesinde ülkesinde çekimlerine izin verilmemesinden dolayı filmini ülkemizde çekme kararı alan yönetmen bir dönüş daha yapacaktır ve bir anlamda yeniden bir muhalif kimliğine bürünecektir: yönetmenin, dilimizde karşlığını Aşk Zamanı olarak almış olan Nobat e Asheghi filmi yasaklanan ilk filmi olur. Filmde konuyu, başka bir erkeğe aşk olan evli bir kadın oluşturmaktadır: bu filme kadar Makhmalbaf, rejimin güvenini tam anlamıyla kazanmıştır. Bu filme kadar dememizin sebebi elbette ki bu film ile birlikte artık onun sözde güvenilmezliği söz konusudur, tüm filmleri masaya yatırılır. Bir yıl sonra çekeceği filmi her ne kadar İran'ın Irakla sürdürdüğü sekiz yıllık savaşın gazilerine adanmış olsa da bu yönetmenin sözde temize çıkmasına yetmemiştir elbet. Tüm bu olup bitenlere karşı sürekli sabır gösteren ve savaşan Mohsen Makhmalbaf, 1998 senesinde bir anlamda bir kaçış olarak adlandırabileceğimiz ya da bir tür rahatlama / nefes alma diyebileceğimiz bir hareket yapar ve Tacikistan'a giderek Sokout filmini gerçekleştirir. Zaten film de, karelerin birinde dans eden bir kıza yer vermesi sebebiyle yasaklanacaktır. Tüm baskılara rağmen filmini kesintiye uğratmaz kurgu masasında yönetmen, ama üç yıl sürer filminin orijinal hali ile gösterime sokulması. Yönetmenin film yaşamında ki en değişik hareketlerden biri Salaam Cinema filminin çekimleri için gazeteye oyuncu aradığına dair ilan vermesiyle başlar, söylenen rakam beşbin kişinin müracat ettiğidir: bu kitle arasından oyuncu seçmeleri yapmaya başlar yönetmen, herkes bir filmin içinde zaten oyuncu olduğundan habersizdir, bu, filmin ta kendisidir, tek aktör, olayı bilen Makhmalbaftır. Yönetmen bu avant-garde tavrını filmin kurgu aşamasında da sürdürecektir, dört ayrı uzunluk formatında çıkar film ortaya: 13 ve 3 saatlik iki ayrı versiyonun yanı sıra, 90 ve de 75 dakikalık toplam dört film. Film, ülkesinde izleyici rekoru kırar. Sonrasında, 96 da Gabbeh ile yoluna devam eder yönetmen, oturmuş yapısı ve kavgasız bir sistem dahilinde...

Mohsen Makhmalbaf, sanatçı kimliğini sadece sinemacı yapısıyla hak eden birisi değil, denemeleri, makaleleri, ve romanları bir çok dünya diline çevrilip yayımlanmakta, kendisi üzerine de kitaplar yazıldığı gibi belgeseller de konu olmakta. Yönetmenin en bilinen sanatsal hareketi ise şüphesiz ki kurduğu Makhmalbaf Fim Evi'dir, kendisi, eşi ve çocukları ile dünya çapında ödüle değer filmlerini üretmeye devam etmektedir. Yönetmenin tüm filmografisini sıralamakta yarar olduğu gibi, film sinopsislerine de kısaca değinmekte yarar vardır:

TOBEH NASUH:

Senaryo yazım ve yönetmen: Mohsen Makhmalbaf. Görüntü yönetmeni: Ebrahim Ghazizadeh. Ses kayıt: Es-hagh Khanzadi

Müzik: Hesam-e-ddin Seraj, Anousheh. Kurgu: Iraj Emami. Set Fotoğrafçısı: Ahmad Talayi. Oynayanlar: Farajolah Salahshour, Mohammad Kasebi, Esmat Jampour, Behzad Behzadniya. Prodüksiyon: Art Center

Renkli, 35 mm, 100 dakika.

Ailesine bağlı, bir banka emeklisi olan Ali Khan, bir gece evinde kalp krizi geçirir. Öldüğüne karar getiren ailesi onu gömmek için mezarlığa götürdüğünde, Khan'ın bilinci gömülmek üzereyken yerine gelir. Korkudan kaçan ailesine mezardan çıkarılması için ne kadar yardım seslenişlerinde bulunsa da ailesi geri dönmez. Sonunda evine geri dönmeyi başaran Ali Khan, artık ailesine karş eski bağlılığını hissetmemektedir; geçmişini sorgulamaya girişen Khan, insanlara karş ilgisiz davrandığı saptamasına vardıktan sonra artık bunu değiştirmek adına yaşamaya koyulma kararı alır. Yaşamında çok fazla kişiyi mutsuz kılmış birisi için bu gerçekten de yapılması çok güç bir iştir.

TWO BLIND EYES:

Senaryo,yönetmen: Mohsen Makhmalbaf. Görüntü yönetmeni: Ebrahim Ghazizadeh. Kurgu: Iraj Golafshan. Müzik: Hesameddin Seraj. Seslendiren: Iraj Nazeriyan. Oynayanlar: Mohammad Kasebi, Majid Majidi, Reza Cheraghi, Habib Valinezhad, Ghasem Kharrazani, Esmat Makhmalbaf, Fatemeh Meshkini, Hamid Derakhshan,

Behzad Behzadpour, Hossein Sabri, Ebrahim Majidi. 1984, renkli, 102 dakika.

Sınıra gitmekten hoşlanan İman'ın öncelikle çözmesi gereken bazı sorunları vardır. Sorunlar, kızkardeşinin düğünü ve bakmakta olduğu kör oğludur. Diğer oğlu, sakatlanmış bacağı ile sınırdan geldiğinde bu iki sorunu çözmeye çalışmakla meşgul olmaya başlar. Bu dertleri ile uğraşmaya başlayan İman, sınıra gitme işini unutur ve çocuklarını iyileştirmek adına hastane hastane dolaşmaya başlar. Çocuklarının rahatsızlıklarına hastaneler şifa bulamadığından dolayı İman artık bu konuya tek çözüm getirebilecek insanların kutsallık sahibi kişiler olduğunu düşünmeye koyulur ve nihayetinde kutsal bir mekana gider.

FLEEING FROM EVIL TO GOD:

Senaryo, yönetmen: Mohsen Makhmalbaf. Görüntü yönetmeni: Ebrahim Ghazizaeh. Kurgu: Iraj Golafshan. Seslendiren: Iraj Nazeriyan. Oynayanlar: Mohammad Kasebi, Majid Majidi, Morteza Masaeli, Ali Derakhshi, Mohammad Takhtkeshiyan, Massoud Ghandi.1984, renkli, 89 dakika.

Beş adam Kötülük'ten kaçmaktadır. Kötülük onları selamlamaya gelir ve bir kez daha onların bir kavgaya karışmalarına sebep olur. Sonunda adamların dördü Kötülüğün baştan çıkarmasıyla ya kendilerini ya da başka birini yok ederler ve sadece biri bir bot ile adayı terk eder...

BOYCOTT:

Senaryo ve yönetmen: Mohsen Makhmalbaf. Görüntü yönetmeni: Faraj Haydari ve Ebrahim Ghazizadeh. Kurgu: Roubik Mansouri. Set Dizaynı: Massoud Ghandi, Mohammad â€" Bagher Ashtiyani. Seslendiren: Manouchehr Esmaeeli. Özel efektler: Ali Rastger, Morteza Rastgar, Hassan Saberi. Oynayanlar: Majid Majidi, Mohammad Kasebi, Zohreh Sarmadi, Ardalan Shoja-Kaveh, Saeed Kashan-Fallah, Esmaeel Soltaniyan, Bahman Rouzbehani Ali-Akbar Yeganeh, Reza Cheraghi, Irandokht Dowlatshahi, Ali Hesami Naser Forough, Ali Tavakkoli, Massoud Nabavi, Ali Shirazi, Esmat Makhmalbaf, Ebrahim Abadi. 1986, renkli, 95 dakika

Valeh, komünist bir grubun düzensiz üyesidir. Eşi hayatı "yaşamak" istemektedir ve bundan dolayı da kocasının tehlikeli uğraşlarına karşıdır. Vale, çocuklarının doğumu için eşini hastaneye götürdüğünde bir hücre evinde tutuklanır ve işkence gördükten sonra sorguya çekilir idama mahkum olarak hapishaneye gönderilir.Hapishanede arkadaşları mücadeleye devam etmesini ve bir kahraman gibi ölmesini isterler ama o arkadaşlarının tavsiyesine rağmen mücadele güdüsünü kaybetmiştir çünkü öldüğünde var olmayacaktır. Bu nedenle hayatta kalmaya ya da en azından ölmek için daha iyi bir amaç bulmaya çalışır.

THE PEDDLER:

Senaryo, kurgu, yönetmen: Mohsen Makhmalbaf. Müzik: Majid Entezami. İlk kısım: "Bacheye Khoshbakht" "Inspired by Alberto Moravia's story". Görüntü yönetmeni: Homayoun Payvar. Makyaj: Fatemeh Ardakani. Oynayanlar: Zohreh Sarmadi, Esmaeel Soltaniyan, Mohammad Talaie, Somayyeh Ebrahimi, Maryam Shirazi, Esmat Makhmalbaf, Ali Tavakkoli, Kamran Nowrouz, Azam Bahrami, Ali Shirazi. İkinci kısım: "Birth of An Old woman" "Tavallode Yek Pirzan" Görüntü yönetmeni: Mehrdad Fakhimi. Makyaj: Abdollah Eskandari. Set Dizaynı: Hassan Farsi Oynayanlar: Morteza Zarrabi, Mahmoud Basiri, Moharram Zeinalzadeh, Davoud Ghanbari, Naser Forough, Mohsen Derakhshani, Mohmmad-Reza Bagheri, Rasoul Ahadi. Üçüncü kısım: "The Peddler" "Dastforoush" Görüntü yönetmeni: Ali-Reza Zarrindast. Makyaj: Abdolhamid Ghadirian Set Dizaynı: Hossein Khosrojerdi. Özel efektler: Reza Fatehi. Oynayanlar: Behzad Behzadpour, Jafar Dehghan, Farid Kashan-Fallah, Mohammad-Ali Mozhdehi, Davoud Rahmati, Hossein Gorouhi, Kamal Abbasi, Ahmad Khayyatbashi, Mohammad Alaghband, Habib Haddad. 1987, renkli, 90 dakika.

Bölüm Bir...

Mutlu Çocuk...

Tahran'da Kamulaştırılmış bir yer olan Halabiabad'da yaşayan fakir bir çiftin dördüncü4.çocuğu doğar. Doğumevinde çocuğun iyi beslenmezse felç olabileceğini söylerler. Akraba evliliği yüzünden zeka özürlü ve engelli üç çocuğu olan çift fakirlik yüzünden yeni doğan çocuklarına iyi bakamayacaklarını anlar ve onun da diğer üç çocuğun kaderiyle karşlaşacağından korkarlar.Çocuğun refah içinde yaşamasını sağlamaya karar verirler ve onu engelli ve özürlü çocuklar için bir sanatoryuma götürüler ancak çok kısa sürede annenin aklına çocuğun acı çekeceği geleceği gelir. Çocuğu iyi birinin alması ve refaha kavuşturması için yola koyulurlar ancak onu para için fakir insanlar almak ister. Sonunda çocuğun bir kez daha engelli ve özürlü çocukların bulunduğu bir sanatoryumu boylayacağından habersiz onu aristokratik bir evin yüzme havuzunun yanına bırakıp giderler.

Bölüm İki...

Yaşlı kadının doğuşu...

Davranışlarında ve konuşmalarında psişik işaretler olan genç bir çocuk mütevazı bir evde sabır ve anlayışla konuşma yetisi bile olmayan yaşlı ve engelli annesine bakmaktadır. Bir gün sosyal yardım aylığını almaya bankaya gitmek için evden ayrılır. Bir araçla çarpışır ve yanından geçenler parasını çalar. Annesinin durumu hakkında endişelenen genç çocuk, yaşlı kadın yokluğunda ölmüşken baş bandajlı halde hastaneden kaçar. Ama evde hala sanki annesi yaşıyormuş gibi davranır.

Bölüm Üç...

The peddler...

Ekinci el elbise satma maskesi altında kanunsuz işler yapan bir grup kaçakçı, suç ortakları ve suçlarına tanık olan bir seyyar satıcıyı öldürmek üzere zorla kaçırırlar. Grubun lideri ile hep hayatı üzerine tartışmalar yapan genç satıcı bu beladan kurtulmayı düşünmektedir. Ancak bu kaçışlar sadece zihnindedir.

THE CYCLIST:

Senaryo, set dizaynı, kurgu, yönetmen: Mohsen Makhmalbaf. Görüntü yönetmeni: Ali Reza Zarrindast. Senaryo denetimi: Fatemeh Meshkini. Müzik: Majid Entezami. Seslendiren:Manouchehr Esmaeeli. Oynayanlar: Moharram Zeinalzadeh, Esmaeel Soltaniyan, Samira Makhmalbaf, Mahshid Afsharzadeh, Hossein Haj-jar, Firouz Kiyani, Mohammad-Reza Maleki, Shahnaz Babaieyan, Mansour Farnia, Mohammad Dowlatabadi. 1989, renkli, 83 dakika

Dilimize "bisikletli" olarak kazandırılmış bir diğer Mohsen Makhmalbaf filmi.

Genel de olduğu gibi bu yapımda da senaryosu kendisine ait olan Makhmalbaf, dram tarzında çektiği bu filmi 1988-1989 arasında Pakistan'da gerçekleştirmiştir.

Nesim, yoksul bir adamdır çünkü Afgan bir mültecidir kendisi ve hasta olan karısının tedavi masrafları için paraya gereksinimi vardır, kendisinde hiç olmayan paraya. İşte Cyclist, Nesim'in, eşinin tedavi masrafları için gereken bu parayı bulabilmek adına giriştiği mücadeleyi resmeden bir film.

İhtiyacı olan bu paraya kazanabilmek için bir bahisçi ile anlaşan Nesim, tuhaf bir bahse girer: tam bir hafta boyunca hiç durmadan çizdiği daire etrafında bisikleti ile tur atacaktır. Makhmalbaf, bisikletin dairenin etrafında döndüğü o uzun zaman dilimini filme aktarırken böylesi bir dar alanda sinematografik eylemin nasıl gerçekleştirilebileceğini izleyicisine ve de sinema dünyasına muazzam bir şekilde göstererek, neden büyük bir yönetmen sayıldığının da hiç gereği olmasa da ispatını yapıyor gibidir.

MARRIAGE OF THE BLESSED:

Senaryo, set dizaynı, kurgu, yönetmen: Mohsen Makhmalbaf. Görüntü yönetmeni: Ali-Reza Zarrindast. Müzik: Babak Bayat. Senaryo denetimi: Fatemeh Meshkini

Seslendiren: Manouchehr Esmaeeli. Özel efektler: Reza Shrafoddin

Oynayanlar: Mahmoud Bigham, Roya Nownahali, Mohsen Zehtab, Hossein Moslemi, Ebrahim Abadi, Iraj Saghiri, Esmat Makhmalbaf, Hossein Hossienkhani, Ameneh Kholdebarin, Karim Zargar. 1989, renkli /siyah-beyaz, 70 dakika.

Patlama dalgalarının etkisinin kısmen düzelmesinden sonra, genç bir savaşçı olan Haji hastaneden ayrılır ve doktorlar tamamen iyileşmesi için evlenmesini salık verirler. Nişanlısının babası kızını zengin bir adamla evlendirmeyi planlamaktadır. Evlilik sorununu çözmeye çalışrken Haji sosyal sorunların farkına varır. Düğün sırasında hastalığı nükseder ve tekrar hastaneye götürülür. Geçen olayları düşünürken çatışma sınırının onun için tek yer olduğu sonucuna varır ve tamamen iyileşmeden hastaneden ayrılır.

NOBAT E ASHEGHİ:

Senaryo, kurgu, yönetmen: Mohsen Makhmalbaf.

Görüntü yönetmeni: Mahmoud Kalari. Ses: Jahangir Mirshekari. Set Dizaynı: Mohammad Nasrollahi. Oynayanlar: Shiva Gerede, Abdolrahman Palay, Manderes Samanjilar, Aken Tunj, Jalal Khosrowshahi. 1991, renkli, 70 dakika.

Ortak yapımları çok olan yönetmenin Türkiye ortak yapımlarından birisi Aşk Nöbeti olarak tam karşlığını dilimizde buldu, film dış arenada ise Aşk Zamanı olarak oynatıldı. Duygusal bir film Nobat e Asheghi; film üç ayrı bölümün bir arada sunulmasından mürekkep. Bir çok Makhmalbaf yapımının bir şekilde ülkemizde gösterime girdiği gibi bu da perdelerimizde yansımış bir film.

Film aynı hikayenin farklı episodlarının tekrarından oluşmakta. İlk bölümde: esmer koca, karısının evlilik dış ilişkisini fark ediyor ve eşinin sarışn sevgilisini öldürüyor. Katil koca yargıcın önüne çıktığında doğal olarak ölüm cezası alıyor ve karısı da artık ölü olan sevgilisi ile tanıştığı yere giderek intihar ediyor. Diğer bölümde ise sarışn sevgili koca rolünde yer almakta ve esmer adam da sevgili... farklı bir şey bekleyen seyirci kısa süre sonra şoka uğruyor çünkü hikayede değişen sadece rollerin tiplemeleri oluyor, son aynı son. Son olarak üçüncü bölümde ise: esmer koca, sevgiliyi öldürmekten vazgeçiyor ve sevgilisi ile kadının evlenmesine izin veriyor.

THE NIGHTS OF ZAYANDEH-ROOD:

Senaryo, kurgu, yönetmen: Mohsen Makhmalbaf. Görüntü yönetmeni: Ali-Reza Zarrindast. Ses: Jahangir Mirshekari, Sassan Bagherpour. Yönetmen asistanları: Morteza Masaeli, Mohammad Nasrollahi, Siamak Alagheband, Hossein Ardakestani. Oynayanlar: Manochehr Esmaeeli, Mozhgan Naderi, Parvaneh Gowharani, Zeinab Rahdari, Mehrdad Farid, Mohsen Ghasemi, Afsaneh Heidariyan, Nahid Rashidi, Maryam Naghib. 1991, renkli, 75 dakika .

Devrimden birkaç yıl önce: üniversitede sosyoloji profesörü olan bir adam eşiyle caddeyi geçerken bir kaza geçirir. İnsanlar yanlarından dikkatsizce; umursamadan geçer ve bu ilgisizlik yüzünden adamın karısı ölür. Profesör, insanlara duyduğu öfkeden dolayı eve döndüğünde sosyoloji araştırmaları ile ilgili tüm kağıtları penceresinden insanların başna fırlatır ve kendi kendine artık onlar için çalışmayacağına söz verir.

Devrimden birkaç yıl sonra: devrim İran'da doruk noktasında iken profesör aynı pencereden kalabalıkların ayaklanmasına tanık olur. Bazı insanlar yaralınmış diğerleri onları kurtarmak için ölmüştür. İnsanlar artık dikkatsiz ve umursamaz değildir.

Zaman çok daha ilerlemiştir: profesör evde oturmaktadır. Bir kaza sesi duyar ve pencereden dışarı bakar. Bir araca çarpan genç bir bisikletli ölmekte ve insanlar dikkatsizce/aldırmadan geçip gitmektedir.

ONCE UPON A TIME CINEMA:

Senaryo, kurgu, yönetmen: Mohsen Makhmalbaf. Yönetmen asistanı: Fatemeh Meshkini. Görüntü yönetmeni: Faraj Haydari. Müzik: Majid Entezami. Set Dizaynı: Hassan Farsi. Ses: Ahmad Askari. Oynayanlar: Ezzatollah Entezami, Mehdi Hashemi, Mohammad-Ali Keshavarz, Akbar Abdi, Fatemeh Motamed-Arya, Dariush Arjmand, Mahaya Petrosiyan, Jahangir Forouhar, Morteza Ahmadi, Saeed Amirsoleimani, Moharram Zeinalzadeh, Parvaneh Massoumi. 1992, renkli / siyah-beyaz, 92 dakika

Sinemaya karş olan ve filmleri kendisi sansürleyen Kral eski bir filmin aktrislerinden birine aşk olur ve aşğını elde etmek için tahtı terkederek sinemayla uğraşmaya başlar...

ACTOR:

Senaryo, kurgu, yönetmen: Mohsen Makhmalbaf. Yönetmen asistanı: Fatemeh Meshkini. Görüntü yönetmeni: Aziz Sa'ati. Müzik: Ahmad Pezhman. Set Dizaynı: Reza Alaghemand. Ses: Jahangir Mirshekari, Sasan Bagherpour. Oynayanlar: Akbar Abdi, Fatemeh Motamed-Arya, Mahaya Petrosiyan, Hamideh kheirabadi, Parvin Soleimani, Hossein Panahi, Mohammad-reza sharifinia, Hossein Shamlou. 1993, renkli, 86 dakika.

Akbar Abdi, sadece ciddi sanat filmlerinde rol almak istemiş fakat maddiyat başta olmak üzere bir çok nedenden dolayı ticari yapımlarda yer almak zorunda kalmıştır. Abdi, bir kez daha asla ticari yapımlarda yer almayacağına karar verir ama karısının çocuk sahibi olmak istediğini anlaması üzerine bu aldığı karar değişmek zorunda kalır...

SALAAM CINEMA:

Senaryo, kurgu, yönetmen: Moshen Makhmalbaf

Görüntü yönetmeni: Mahmoud Kalari. Ses: Nezameddin Kiaee

Oynayanlar: Azadeh Zangeneh, Maryam Keihan, Feizollah Gheshlaghi, Hamid Gheshlaghi, Hamed Gheshlaghi, Shaghayegh Jowdat, Mohammad â€" Hadi Mokhtariyan, Nader Fazli, Maziyar Alipour, Arezou Ghanbari... 1995, renkli, 89 dakika

Mohsen Makmalbaf gazeteye bir ilan vererek oyunculukla ilgilenenleri bazılarının sinemanın doğuşunun yüzüncü yılı nedeniyle yapılacak bir filmde oynamak üzere deneme çekimiyle seçilebileceklerini bildirir. Seçim günü deneme alanına bir çok insan toplanır, herkes deneme alanına yaklaşmaya çalışmaktadır. Bu isteklilik taşkınlığa dönüşür ve kalabalık sinemaya yaklaşmalarını önleyen kapalı kapıyı söker. Açık kapının diğer tarafında ilgilenenlerin her biri kameranın ve müstebit bir temsil/rol ile onların istekliliklerini ve yeteneklerini değerlendiren bir yönetmenin masası önünde isteklilikleri hakkında konuşuyorlardır. Her biri sinema kapılarının herkese açılması ve sinema dünyasına girmek için hepsine yer olması gerektiğinde ısrar ediyordur. Aralarında küçük şehirden gelen 16 yaşnda iki kız diğerlerinden daha isteklidirler ve diğerleri arasından seçilirler. Yönetmen kendilerine layık nesli kendileri seçsin diye masasını onlara verir ancak bu iki kız yönetmenlik masasının arkasına oturur oturmaz yöntemi değiştirirler ve bir önceki yönetmen ile kıyaslandığında daha zor bir deneme ile ilgilenenlerin hiçbirinin sinema dünyasına girmeye layık olmadıkları kararını alırlar. Yönetmen onları seçme masasının arkasından kaldırdığı zaman bunun da denemenin bir parçası olduğunu söyler ve onlar yine sıradan bir insan olmanın acı tadını alırlar.

GABBEH:

Senaryo, kurgu, sahne ve ses düzenleme, yönetmen: Mohsen Makhmalbaf. Görüntü yönetmeni: Mahmoud Kalari. Ses: Mojtaba Mirtahmasb. Müzik: Hossein Alizadeh. Oynayanlar: Abbas Sayyahi, Shaghayegh Jowdat, Hossein Moharrami, Roghayyeh Moharrami, Parvaneh Ghalandari. 1996, renkli, 72 dakika.

Gabbeh: güzelliğe, doğaya, aşk ve sanata adanmış, gözalıcı derecede renkli, çok romantik bir methiyedir. M.M ilk başta neredeyse tek olan göçebe kabilesinin yaşamlarını belgelemek için güneydoğu İran'ın uzak bozkırlarına yolculuk etmiştir. Bu gezgin aileler yüzyıllar boyunca Gabbeh denen özel halılar yaparak hem sanatsal anlatıma hem de dokumacıların otobiyografik hayatlarının kayda geçmesine hizmet etmişlerdir. Egzotik kırsal çevrenin ve Gabbeh'lerin ardındaki masalların büyüsü ile M.M belgeseli Gabbeh'i geçmiş ile bugünü, hayal ile gerçeği harmanlayan sihirli bir hikaye anlatım aleti olarak kullanan kurgusal bir aşk hikayesi haline getirmeye niyetlenmiştir.

Yaşlı bir kadın ve kocası bir derenin kıyısında Gabbeh'lerini yıkamaktadır. Bu halıdan epik hikayesini paylaşan Gabbeh denilen genç güzel bir kadın çıkar: Kadın sürekli olarak kabilesini takip eden gizemli bir atlıya umutsuzca aşktır. Babası adamla evlenmesine razı olmasına rağmen mevsimden mevsime atlı Gabbeh'i takip eder, gece olduktan sonra hep bekler, inleyen aşk şarkıları söyler.

Hayatları doğanın ritmi ve içgüdüsel olarak hayatın neşe ve üzüntülerini şarkılarla, şiirlerle ve gözalıcı tonlardaki dokumalarında anlattıkları hikayelerle şekillenen insanlar bu basit ve dokunaklı aşk hikayesi ile hassasca birleştirilmiştir.

Makhmalbaf Gabbeh hakkında şunları yazmıştır:

Sanırım Gabbeh'ler iyi İran filmleri gibi. İran filmlerinde yabancı izleyicileri etkileyen şey filmlerin basitliği ve doğanın yeniden şekillenişi/yaradılış. Bunlar Gabbeh'leri yabancı pazarlarda popüler yapan iki niteliktir aynı zamanda. Doğu ülkelerinde insanlar, zor, karmaşk ve zahmetli durumlarla bunalmışlardır. Sinemaya gittikleri zaman çevrelenmiş oldukları aynı karmaşa ve şiddeti görmek istemezler. Bu yüzden onlara doğayı hatırlatan basit İran filmlerinden büyülenirler. İran Gabbehlerinde aynı zamanda huzur duygusu veren bir tür doğasal şiirsellik vardır. Doğayı oturma odanıza sermiş/yaymış gibi hissedersiniz.

Gabbehlerin bir bakıma çocukların basit resimlerine benzer yatıştırıcı/sakinleştirici tasarımları/şekilleri vardır. Ne yazık ki, her on bin İranlıdan yalnızca birinin evinde bir Gabbeh'i vardır ya da her on bir İranlıdan yalnızca biri Gabbeh adını duymuştur. 40 yıl önce oturmak için ne kullanıyorduk? Halı yada kilim. Ve bir halı nedir, biraz yün ve renk ve dokuyanın emeğinden başka? Ve yün nedir çobanın emeğinden başka? Ve renk nedir tarlalarda çiçek toplayan kızların emeğinden başka? Ve biz tüm bunları kendi emeğimizle kendi malzemelerimizden yapmıyor muyuz? Gabbeh göçebe toplumların halılarının en orijinal çeşididir.

A MOMENT OF INNOCENCE:

Senaryo, kurgu ve yönetmen: Mohsen Makhmalbaf

Ses: Nezameddin Kiaee. Müzik: Majid Entezami. Set Dizaynı: Reza Alghemand

Oynayanlar: Mirhadi Tayyebi, Ali Bakhshi, Ammar Tafti, Maryam Mohammad â€" Amini, Moharram Zeinalzadeh, Fariba Faghiri, Maryam Faghiri, Lotfollah Gheshlaghi

Mohsen Makhmalbaf, Hana Makhmalbaf. 1996, renkli, 78 dakika.

Şah rejimi esnasında 17 yaşnda bir gerilla olan Mohsen Makhmalbaf yine gerilla olan bir kız ile silahını almak için polise saldırırlar. Makhmalbaf ve polis birbirini yaralar, kız gözden kaybolur.

20 sene sonra Makhmalbaf, 37 yaşnda bir yönetmen iken "Salam Cinema" filminin karakterlerini seçmek için gazeteye bir ilan verir. O polis Makhmalbaf'ın evine gider ve Makhmalbaf'ın genç kızı Hana vasıtası ile filmde bir rol verilmesi için haber gönderir. Makhmalbaf, bugünün bakış ile 20 yıl önceki silahsızlanma ile ilgili bir film yapmaya karar verir. Gençliğini oynaması için 17 yaşnda genç bir adam seçer. Sonra kazanın 20 yıl önce olması gerçeğini izlemek için her biri ayrı bir kamera ile kendi gençliklerini takip eder. Her ikisi de iki farklı yönlerden silahsızlanma bölgesine yetişir ancak Makhmalbaf'ın gençliğini oynayan aktör adalet için bile, şiddetle hareket etmeye ve polisi yaralamaya istekli değildir. Öte yandan saldırı kazasını bilmeyen polisin silahını almak için Makhmalbaf ile gelen gerilla kıza yavaş yavaş aşk olduğu ortaya çıkar. Ve yaralandığında ve bilinci yerinde olmadığında kızın sırrını anlamaz ve kalbinde 20 yıl bu aşkın üzüntüsünü taşr ve tüm bu yıllar boyunca kayıp aşkını arar. Şimdi gerçeği anladığında kaybettiği 20 yıla tepki gösterir.

SILENCE:

Senaryo, yönetmen, kurgu, set dizaynı: Mohsen Makhmalbaf

Görüntü yönetmeni: Ebrahim Ghafouri. Yönetmen asistanları: Samira Makhmalbaf, Marziyeh Meshkini, Akbar Meshkini. Ses: Behrouz Shahamat. Oynayanlar: Tahmineh Normat Ova, Nadereh Abdollah Yeva

Prodüksiyon: Makhmalbaf Film Evi, MK2. 74 dakika

Müziğin tine dokunduğu nokta ve iç sesimizle buluştuğumuz an...

Makhmalbaf'ın "sessizliği" çok sesli bir sessizlik elbette. İran ve Tacikistan yapımı olan bu ortaklıkta Fransa'nın da parmağı var. Yönetmen her zaman Kur'an-ı Kerim'in kendisine her konuda en büyük yol gösterici olduğunu beyan eder; bu rehberliği real-sürreal bağlamında da öncü edinen Makhmalbaf, izleyicisine 10 yaşnda gözleri kör bir erkek çocuğu olan Hurşid'i resmediyor. Kahramanımız, küçük bir kasabada ailesi ile birlikte Tacikistan topraklarında yaşam sürmektedir ve belirttiğimiz gibi gözleri görmemektedir; babası Rusya da işçilik yapan ve annesi de çalışan Hurşid, sürekli olarak yalnız başna kalmaktadır, bol boş zamanı ve körlüğün getirisi olan keskin işitme duy-g-usunu geleneksel müzik enstrümanlarının akordu ile iş haline getirir Hurşid. Otobüs ile işine gittiği günlerin birinde, aynı otobüste bulundukları ve aşk hikayeleri anlatan bir müzisyeni duyar ve bir anda dünyasının değiştiğini hisseder; onu takip etmek istediğinde ise doğal olarak kaybolur, zaten sürekli işe geç kaldığını bahane eden patronu da Hurşid'i işten kovar. Ve kahramanımızın yolculuğu başlar: müzisyeni aramaya devam eder genç adam...simgelemi bol, satır araları okunmalık bir film.

KANDAHAR:

Yönetmen, senaryo ve kurgu: Mohsen Makhmalbaf

Görüntü yönetmeni:Ebrahim Ghafouri. Müzik: Mohamad Reza Darvishi

Ses: Behrouz Shahamat, Faroukh Fadai. Yönetmen asistanı: M.Mirtahmaseb ve Kaveh Moinfar. Set Dizaynı: Akbar Meshkini

Görüntü yönetmeni asistanları: Hossein Amiri, Hashem Gerami

Prodüksiyon: Makhmalbaf Film Evi (Iran) ve Bac Fillms (Fransa)

2001 / 35 mm / renkli / mono / 85 dakika / 1: 1.85 format

Önsözde de belirttiğimiz gibi, bu bir yönetmen ya da yönetmenler kitabı olmadığından dolayı, bazı noktalarda derinlere dalmamak kitabın doğası gereği uygun. Lakin, Makhmalbaf gibi bir yönetmen üzerine yazarken ister istemez teknik çerçevenin dışna çıkmak zorunda kalıyorsunuz: bu her ne kadar bir Makhmalbaf ya da Kiarostami vs kitabı değilse de önem noktası kazanmış bazı olgulara diğerlerine nazaran daha fazla yer ayırmak gerekiyor. Bir İran sineması yönetmenleri kitabı hazırlamak mümkün olur mu olmaz mı bilinmezliğinden dolayı da yönetmen ya da yönetmenlerin öneme binen ifadelerine yer vermek farz oluyor. Sinopsislerine kısaca değinmekle yetinmek zorunda kaldığımız ustanın Kandahar'ında biraz durakladık zira kendiside bu filmde durakladı ve hiçbir filminde olmadığı kadar bu çalışması üzerine demeç verdi ardından ve önünden araştırmalar yaptı. Şimdi, klasik olarak filmimizin konusu üzerinden bir geçip yönetmene kulak kesilelim:

Nafas, Kanada da yaşayan dahası mülteci statüsünde oraya göçmüş olan Afgan bir kadındır: bir gün Afganistan da ki kızkardeşinden bir mektup alır, kardeşi sistemin -elbetteki Taliban rejiminden bahsediyoruz- üzerindeki baskısına daha fazla dayanamayacağını ve kısa bir süre sonra intihar edeceğini yazmaktadır. Pekiyi Nafas ne yapacaktır, umutların umutsuzluğa dönüşmüş olduğu Afgan topraklarında kardeşine ulaşmaya çalışacak ve yönetmende bize inanılmaz bir film sunacaktır.

Film için bir kurmaca demek pek mümkün değil, belgesel niteliğine de bürünen film aslında sadece bir ayna görevi yapmakta: bizlerde perdeden, coğrafyanın ve Taliban zihniyetinin tüm çıplaklığını izlemekteyiz. Filmin önem noktası aslında bir anlamda bir dış etken ile ilintili: her ne kadar çekimleri o meşhur 11 Eylül olayından önce yapılmış olsa da tüm dünyanın 11 Eylül sonrasında gözlerini Afganistan'a çevirdiği bir zaman dilime de denk gelmesi ister istemez filmi dünya da odak kılmıştı. Hoş, umarız yakın bir zamanda bir dünyalı yönetmen tıpkı Taliban'ın ortaya koyduğu bu tabloyu Mohsen'in perdeye yansıtması gibi Amerikanın bir başka anlamda Afgan topraklarında yaptığı Talibanlığıda gözler önüne koyar.

Başta da dediğimiz gibi bazı noktaları açılımlamak şart oluyor, zira bu filmin doğum noktasında yatan hikaye tek başna bahsedilmeye değer bir konu: Makhmalbaf'ın anlattığı önemli hadise şöyledir: günün birinde Kanada da yaşayan bir Afgan mültecisi kadın , Mohsen'i görmeye gelir ve Kandahar da çaresizlikler yüzünden intihar etme kararı alan bir arkadaşndan mektup aldığını anlatmaya başlar. Ve bu kadın her ne olursa olsun Afgan topraklarına geri dönüp arkadaşna yardım etmek istiyordur. Kadın, yönetmenden kendisiyle beraber bu yolculuğa çıkmasını ve tüm yolculuğu filme kaydetmesini istemektedir.

Makhmalbaf, kadınla birlikte gitmez ama Afgan topraklarına gizlice giderek tüm gerçekleri kendi gözleriyle görür. Ve bu gezi ardından inanılmaz bir belge taramasına ve okumalara girişir. Şu var ki yönetmenin çektiği Kandahar filminin çıkış noktasını kesinlikle bu kadın ve hikayesi oluşturmaktadır.

Makhmalbaf'ın filmin ana karakteri olan Nafas'e bu ismi takması da elbet sıradan bir iş değil: bu isim Afgan dilinde soluk anlamına gelmekte -Türkçesinden de anlayabileceğiniz gibi- ve bu direk olarak Afgan kadınının sözde yerelleşmiş giysisi olan "burka" ile ilintili, bu elbise kadınların vücutlarının nefes almasını tamamıyla engelliyor.

Makhmalbaf, bu filmi bir gezinti niteliğinde görebileceğimizi söylüyor; filmle ilgili izahlara girerken de sürekli olarak ve de doğal olarak Afganistan da ki politik yapıya değinmek durumunda kalıyor. Afgan halkının modern olana karş direniş gösterme noktasında adeta aşlı olduğunu öne süren yönetmen, "İmajsız kalmış bir ülke Afganistan" isimli çalışmasında da Taliban rejiminin görüntülerle olan problemine eğilmişti; Makhmalbaf direkt olarak, Taliban'ın imajlarla bir problemi olduğunu düşünüyor ve bunda da son derece haklı zira kendisinin de belirttiği gibi, bu topraklarda, görüntü adına bırakın sinemayı televizyon dahi yok, dahası yasak. Tabi bunun yanında fotoğraf ve resim de öyle. Bu elbette ki İslam gibi kutsi bir yapıyı yüce bir felsefe sanat oluşumunu idrak edemeyecek kadar küçük beyinli ve yüreksiz olan avamdan da daha aşağı ve taşdığı isimle bile ters düşen zavallı Taliban rejiminin İslam'a dayattıkları sapkın fikirleriydi.

IMAGES FROM THE GHAIAR DYNASTY:

Senaryo, kurgu, yönetmen: Mohsen Makhmalbaf. Görüntü Yönetmeni: Aziz Sa'ati. Müzik: Ahamd Pezhman

Ses: Ahmad Kalantari. 1993, renkli / siyah-beyaz, 18 dakika.

İran'daki tablolar, fotoğraflar ve ilk sinematografik görüntüler üzerine 90 yıl öncesine ait belgesel bir çalışma.

STONE AND GLASS:

Senaryo, kurgu, yönetmen: Mohsen Makhmalbaf

Görüntü yönetmeni: Aziz Sa'ati. Anlatıcı: Parviz Bahram. 1993, renkli(video), 20 dakika.

Charlie Chaplin filmlerindeki imajlara paralel olarak kurgulanan nükteli diyaloglar ile cam üretim yöntemi hakkında bir anlatı filmi çalışması.

WIND, RUINED THE SCHOOL:

Senaryo, kurgu, yönetmen: Mohsen Makhmalbaf. Görüntü yönetmeni: Mahmoud Kalari. Müzik: Hossein Alizadeh. Ses: Mojtaba Mirtahmasb. Set fotoğrafçısı: Mohammad Ahmadi. Oynayanlar: Abbas Sayyahi, Mohammad-Hassan Karami, Abdollah Jahanpour, Tahmineh Jahanpour, Maryam Jahanpour, Marziyeh Jahanpour, Zahra Jahanpour, Afrasiab Jahanpour. 1997, renkli, 8 dakika.

Yaşlı bir adam gezici bir okula girer. Öğretmen adamın milli eğitim bakanlığından bir müfettiş olabileceğini düşünerek ortalama zeka katsayısının ne olduğunu anlamak için öğrencilere sorular sormasına izin verir. Öğrencileri tanık olarak dinlerken önceden gelen bir mesele olan, okulun çadırının çalınması olayının aslında hiç gerçekleşmemiş olduğunu, bunun sadece rüzgarın yaptığı bir şey olduğunu anlar. Sonra yaşlı adam bir müfettiş olmadığını geçmişte kendisi gibi öğretmen olduğunu ve gezici okula anılarını tazelemek için geldiğini anlatmaya koyulur öğretmene...

THE DOOR:

Senaryo yazarı ve yönetmen: Mohsen Makhmalbaf. Kurgu: Maysam Makhmalbaf. Görüntü yönetmeni: Mohammad Ahmadi.

Oynayanlar: Mohhamad Nabhan, Nourieh Mahigiran. Ses: Nezam Kiaee

Prodüksiyon: Kish Island. 22 dakika

Yaşlı bir adam, çölde omuzları üzerine yüklü, kendine kalan son eşyası olan eskimiş bir kapı taşmaktadır, örtülü kızkardeşi ve bir keçi de peşi sıra gitmektedir. O esnada bisikleti ile bir postacı çıka gelir ve ihtiyarın omuzlarında taşdığı kapıya bir mektup bırakır. İhtiyar adam mektubu almak için kapıyı sırtından yere indirir ve mektubu açar; gelen postanın kızkardeşine yazılmış bir aşk mektubu olduğunu gören adam mektubu yırtar kapıyı kapatır ve tekrar omuzlanarak yoluna devam eder ta ki...

TESTING DEMOCRACY:

Yönetmen:Mohsen Makhmalbaf, Shahabeddin Farokhyar. Yönetmen asistanı: Najmeddin Farokhyar. Ses: Behrouz Shahamat, Hassan Serajiyan. Prodüksiyon: Kish Island. 39 dakika

The Door filminin çekimleri için gittiği adada Mohsen Makhmalbaf, filmi 35 mm formatında çekmekte bir takım zorluklar ile karşlaşr; fasilite eksikliği, sinema ekipmanları eksikleri, sansür, profesyonel olmayan yerel aktörlerle çalışmanın getirdiği zorluklar yönetmeni iyice yormuştu. Ta ki bir arkadaş elinde ki mini kamera ile onu görmeye gelene dek. Makhmalbaf 35 mm kamerasını ve profesyonel platosunu orada bırakarak arkadaşnın 'handycam'i ile Tahrandaki seçimleri videoya almaya gitti. Ortaya özgün bir video çalışması olan ve seçim görüntülerinden oluşan bu film çıktı.

AFGHAN ALPHABET:

Oynayanlar: Maryam Ozbak, Ghafour Barahouyi ve İran'daki Afgan mülteciler. Yönetmen asistanları: Samira Makhmalbaf, Hana Makhmalbaf. Set fotoğrafçısı: Marzieh Meshkini. Ses: Mojtaba Mirtahmasb

Müzik: Mohamadreza Darvishi. Senaryo, kamera ve yönetmen: Mohsen Makhmalbaf. Uluslar arası sorumlu: Mohammad Reza Safiri. Teknik ekipman: Sibal Honar Stüdyosu. Yapım: Makhmalbaf Film Evi. Global Dağıtımcı: Wild Bunch Co. Devamlılık süresi: 46 dakika, Dijital kamera kaydından 35 mm peliküle baskı. Yapım yılı: 2001

Mohsen Makhmalbaf, dijital kamerası ile sınır köylerinde okula devam etmeyen çocukları izlemekte ve neden eğitilmediklerini sorgulamaktadır. Bir yörede UNICEF sınıflarında ders çalışan kızları bulur. Kızlardan biri Afganistan'dan kaçmış olması ve Taliban'ın orada olmamasına rağmen burkasını çıkarmak istemez. Taliban'dan çok onun yarattığı korkunç "Tanrı"dan korkmaktadır. Öğretmen uğraşr....

Makhmalbaf, bu çalışması üzerine şunları yazmıştır:

Taliban, Afganistan'da politik bir rejim değil hâlâ bir kültürdür. Bombalama politik bir rejimi mahvedebilir ama bir kültürü değiştiremez. Bir roket ile burkasına hapsedilmiş bir kadını özgür kılamazsınız. Afganlıların eğitime ihtiyacı var. O ne bilmediğini bilmiyor. O tutsak ama yoksulluğun, ilgisizliğin, önyargının, erkek şovenizminin ve batıl inancın tutsağı olduğunu bilmiyor. Afganistan'sa, kadınların %95'i erkeklerin %80'i Taliban'dan önce bile okula gitme şansına sahip olmadı. Film Afganistan'ın kültürel sorunlarının kilidini açabilecek olan kayıp anahtarı arar.

SAMIRA MAKHMALBAF

15 Şubat 1980'de Tahran kentinde doğdu. Henüz yedi yaşnda iken yönetmen babası Mohsen Makhmalbaf'ın The Cyclist [bkz: Mohsen Makhmalbaf bölümü] filminde yer aldı. Samira Makhmalbaf için normal bir zeka demek açıkçası pek değil hiç mümkün değil: henüz 14 yaşnda iken olağanüstü sınıf atlamaları ile bitirdiği okul mu desek, beş yaşnda iken artık sinemayı öğrenmiş olması ve Makhmalbaf Film Evindeki aktif yerini alması mı desek, onyedi yaşna gelmiş olduğunda iki video yapımı ve bir sinema filminin altına imzasını atmış olması mı desek, ya da onsekiz yaşna gelip Cannes Festivalinde boy göstermesi mi? özellikle The Apple filmi ile dünyaya adını duyuran genç yönetmen, bu filmi ile yüzden fazla uluslararası festivale katıldı ve bu festivallerden bolca ödüller topladı. 1999'a gelindiğinde ise kızımız, The Blackboard filmini çekti; ve bu film ile 2000 Cannes'ın da ödülünü kucakladı. Yönetmenin, şu meşhur 11 Eylül toplamasında yer alan çalışması da tüm filmlerinde olduğunca ilgi gördü. Şimdi bunlar üzerine ufak bir sohbet ettikten sonra Samira'nın kısa sinopsis ve lgili yazıları ile devam edeceğiz.

Samira Makhmalbaf'ın Yönetmenlik Filmografisi:

SİB / THE APPLE / ELMA

Yönetmen: Samira Makhmalbaf. Görüntü yönetmeni: Ebrahim Ghafouri

Kamera: Mohammad Ahmadi. Ses: Behrouz Shahamat. Senaryo ve kurgu: Mohsen Makhmalbaf. Yönetmen asistanı: Marziyeh Meshkini, Akbar Meshkini

Kamera asistanı: Reza Sheikhy. Senaryo denetimi: Hana Makhmalbaf

Oynayanlar: Masoumeh Naderi, Zahra Naderi, Ghorbanali Naderi, Azizeh Mohammadi, Zahra Saghari Saz, Sara Saghari Saz, Amirali Khosrojerdi,

Amirhossein Khosrojerdi, Soghra Behrouzi, Fatemeh Mahdavi zadeh Charmi

Asghar Meshkini, Iraj Sarbaz, Abbas Ramezan Zadeh. Prodüksiyon: Makhmalbaf Film Evi, 1997

Bir baba iki çocuğunu iki yaşndan onüç yaşna kadar onbir yıl boyunca eve hapseder. Komşular bunu farkettiğinde gelip çocuklara yardım etmeleri için sağlık bakanlığına haber verirler. Kızlar gerizekalı olmuştur ve yaştlarının yaptığı gibi konuşup yürüyememektedirler. Bir süre sonra sağlık bakanlığı bir daha hapsedilmemeleri kaydıyla çocukları yine babalarının yanına gönderir ancak babaları onları yine hapseder. Çocuklara bakmak için eve gelen bir hemşire çocukları sokakta oynamaya çıkarabilmek için babalarını eve kilitlemek zorunda kalır. Sokağa adım atan çocuklar ilk sosyal yaşamlarını denerler ve evde kilitli babaları tutuklu kızlarının durumunu anlar. Sonunda artık özgür olan kızlar babalarını ev hapishanesinden çıkarmaya çabalarlar.

Yönetmenin Film Hakkındaki Görüşü

Başta belgesel bir film gibi görünen bu film, erkek çocukların en ayrıcalıklı imtiyazı olan sokaklarda oynamanın buna şansı olmayan kadınlara oranla erkek çocukların daha sosyal olmalarına nasıl yardım ettiği konusunda bir araştırma gerçekleştirmeme bahane oldu. Film aynı zamanda anne babaların çocukların gardiyanı gibi hareket ettikleri zamanki güdülerini keşfetmek için bir vasıtaydı. Aynı zamanda çevredeki insanların etraflarındaki bir hapishaneden habersiz kalmalarının nasıl mümkün olduğunu ya da bu felaketten haberdar olduklarında nasıl böyle ilgisiz kalabildiklerini bilmek istedim. Ve açıkçası bu son soruya yanıt bulamadım!

THE BLACKBOARD

Yönetmen: Samira Makhmalbaf. Senaryo: Mohsen ve Samira Makhmalbaf

Görüntü yönetmeni: Ebrahim Ghafouri. Ses: Behrouz Shahamat

Müzik: Mohammad Reza Darvishi. Kurgu: Mohsen Makhmalbaf

Yönetmen asistanı: Mojtaba Mirtahmaseb, Marziyeh Meshkini, Kaveh Moeinfar

Kamera asistanı: Hossein Amiri, Majid Ghafari. Oynayanlar: Saeid Mohammadi, Behnaz Jaffari, Bahman Ghobadi, Mohammad Karim Rahmati, Rafat Moradi, Hayas Rostami, Saman Akbari, Ahmad Bahrami, Mohammad Moradi, Karim Moradi, Hassan Mohammadi, Rasol Mohammadi, Somaeh Veysi. Prodüksiyon: Makhmalbaf Film Evi, 1999

Film anahatları ile şu şekilde gelişir: Bir gurup erkek öğretmen, İran-Irak [buna İran'ın Kürt kesimi de diyebiliriz] sınırında verdikleri öğretimi sürdürebilmek adına yazı tahtalarını sırtlarında taşyarak dağlarda yürümektedirler. Duydukları helikopter sesi sonrasında saklanırlar ve sonrasında öğretmenlerden Said ve Reeboir, ana gruptan ayrılır: Reeboir çalınmış mallar taşyan bir grup çocukla karşlaşr ve onlara okuma yazma öğretmek adına ikna çalışmalarına başlar, ama okuma yazmadan daha önemli bir şey vardır çocuklar için, hatalarını kazanmak. Said'e gelince; ilkin tüm kapıların yüzüne kapandığı ve terk edilmiş bir imajı olan bir köye varır ve yoluna devam eder: Iraklı göçebe bir kabileye rastlar ve sınıra kadar onlara izcilik yapar; bu ailenin tek amacı anavatanlarını bulmak ve orada huzurlu bir şekilde ölmektir. Genç bir anne olan dul Halaleh'in evlenmesini ölmeden önce görmek isteyen ailesi okuma yazma dersleri ile ilgilenmemektedir ama kızları ile evlenebilecek bir adam değil midir Said, evlenmesi için çeyiz olarak sunacak başka bir şeyi olmayan öğretmen, çeyiz olarak karatahtasını verir. Genç Makhmalbaf'ın çektiği en iyi filmi olmasa da sinematografik netlik açısından gerçekten iyi bir iş çıkmıştır ortaya. Şu var ki filmi izlerken aklınıza kesinlikle İran sinemasına dair belirleyici bir sound oluştuğunu ve oturduğunu idrak ediyordunuz, bu bir İran filmi, hayır: coğrafyası Kürtçe ya da Farsça'sından kaynaklı bir varım değil bu, sinematografik bir varım. Bu herşeyi ile bir İran filmi, çünkü artık İran sinemasının belirleyici unsurları var, ulus olarak bunu başarabildiler. Samira Makhmalbaf'ın bu film ile 2000 Cannes Film Festivali'nde Jüri Büyük Özel Ödülü'nü kazanmış olduğun da hatırlatalım.

GOD, CONSTRUCTION AND DESTRUCTION

Senaryo ve yönetmenler: Ken Loach, Claude Lelouch, Danis Tanovic, Sean Penn, Shohei Imamura, Amos Gitai, Youssef Chahine, Idrissa Ouedraogo, Mira Nair, Alejandro Inrritu ve Samira Makhmalbaf. Episod adı: "God, Construction and Destruction". Senaryo ve yönetmen: Samira Makhmalbaf. Görüntü Yönetmeni: Ebrahim Ghafouri. Ses: Sasan Bagherpour. Yönetmen asistanı: Marzieh Meshkini

Fotoğraf: Mohammad Ahmadi. Ses Mix: Houssein Mahdavi. Kurgu: Mohsen Makhmalbaf. Yapımcı: Universal Company, French Executive: Galatte Film

Süre: 11 mines, 9 second, 1 frame. 35mm, renkli, 1-1/86

"...küreselleşme için görsel medyayı kullanma gücü her şeyden önemli. Eğer haberler, radyo aracılığıyla görüntüsüz olarak verilseydi, kimse olanlara inanmazdı. Olayı farklı açılar ve perspektiflerden değerlendirebilmek için ve görüntünün üzerimizde yarattığı monoloğu diyaloğa dönüştürebilmek için, farklı kültürlerden insanların bir araya gelmesi gerekiyordu. Tek boyutlu gerçeklik, gerçeğin tamamını kapsamaz. Bu tarz tek boyutlu gerçeklikler insanlığın içindeki uyumu bozup yanlış anlamaları arttırıyor. Gerçek, kişilerin bakış açılarından bağımsızdır. Evrensel gerçeklikten bahsettiğimizde de olaylara küresel bir bakış açısıyla yaklaşmalıyız..."

"Her ne kadar Afganistan'da son 20 yılda iki buçuk milyon insan savaş ve kıtlık nedeniyle öldülerse de, bu gerçek, görüntüler canlı olarak yayınlanmadığı için unutuldu."

"Doğulu bir kızın, batıda olan olaylar yüzünden karş karşya kaldığı tehditleri göstermek istedim. Doğulu bir kızın, oradaki hayattan tamamen habersiz olabileceğini göstermek istedim. Doğuda yaşayan bir kızın, batıda olan bir olay yüzünden hayatı değişebiliyor. Batıda yaratılan bir fırtına, doğudakileri vurabiliyor. Batıdaki bir şehirde yıkılan iki kulenin, doğudaki pek çok şehirde yıkıma yol açabildiğini anlatmak istedim. Kulelerin yıkımında hiçbir rolü olmayan, hatta o kulelerin varlığından bile haberdar olmayan insanların bu olay nedeniyle yerlerinden yurtlarından olabildiklerini göstermek istedim."

"Küreselleşme sorununu ne zaman düşünsem aklıma, iletişim araçlarının gelişimi ve bu araçların sundukları imkanlar geliyor. Bu, bir gün tüm ülkelerin aynı hayat standartlarında, adil ve eşit bir şekilde yaşacakları anlamına mı geliyor? Farklı ülkelerde bulunup, Afganistan ve gelişmiş ülkelerin arasındaki farkı gördükçe aradaki fark beni hayrete düşürdü. Çöken binaları, canlı olarak televizyonda izlediğimde, bunun kısa bir süreliğine olsa da, tüm insanlık için çökenin kendi evleri olduklarını düşünebilecekleri ve kendilerini başkalarının yerine koyabilecekleri özel bir an olduğunu düşündüm. Şunu sormak zorundayım, neden dünya üzerinde, kimsenin yaşayanların acıları ve çektiklerini bilmedikleri, Afganistan diye bir devlet var ki? Hâlâ bu koca dünya üzerinde pek çok ülke sanki hiç yokmuş gibi, duyulmadan ve görülmeden yaşyor. Tüm küreselleşme trendlerine karşn, dünya üzerinde hâlâ hiç kimsenin bilmediği ve içinde yaşayanlar için sinema denilen şeyin gerçek dış olduğu yerler var.Görünen o ki, televizyonda gösterilmeyen hiçbir şey gerçek sayılmıyor. Zengin devletler, ancak kendi çıkarları tehlikeye düştüğünde yoksul ülkeleri dikkate alıyorlar. Ancak o zaman tüm devletler ve medya bu konuya önem veriyor."

5 IN THE AFTERNOON

Yönetmen: Samira Makhmalbaf. Senaryo: Samira Makhmalbaf. Yönetmen asistanı: Marzieh Meshkini, Akbar Meshkini, Kaveh Moeenfar. Görüntü yönetmeni: Ebrahim Ghafoori. Kamereman asistanları: Reza Sheikhi, Mehdi Amiri, Abdoljamil Ghanizadeh, Mirveis Ahmadi. Ses kayıt: Behrooz Shahamat, Farokh Fadaee

Müzik: Mohamadreza Darvishi ( geleneksel Afgan müziği) Kurgu: Mohsen Makhmalbaf. Yapım yönetmeni: Siamak Alaghehband. Özel efektler: Ghias Vaset

Renk koordinatörü: Hasan Niknezhad. Stüdyo: Filmsaz. Oynayanlar: Agheleh Rezaee, Abdolghani Yusef-zay , Marzieh Amiri , Razi Mohebi, GholamjanGardel, Halimeh Abdolrahman, Bibigol Asef , Jerom Kazagh , Mina Anis, Shpkraneh Hatefi , Vakileh Govah , Mohamad Yunes, Mahboobeh Ebdali , Nadimeh Ebdali , Fatemeh Rasooli , Yasamin Rasooli , Mohamadnader Khageh , Sohrab Mohamadnaser Ghomandan , Halimjan Seifodin , Akhtar Mohamad-afzal , Foroozan Feizi. Prodüksiyon: Makhmalbaf Film Evi. 2003, 105',35 mm, 1-1/85

Genç bir kız, Afganistan'da Taliban rejiminin çöküşünden sonraki yeni dönemde varolan özgürlüğü bir kadın olarak sosyal gelişimi için en iyi şekilde kullanmaya çalışmaktadır.

MARZIYEH MESHKINI

Marziyeh Meshkini 1969'da Tahran'da doğdu. Sinema üzerine tüm öğrenimini beş yıllık bir süre zarfında, Makhmalbaf Film Evi'nde aldı; Film yapımcılığına eşi Mohsen ve kızı Samira Makhmalbaf'ın yönetmen asistanlıklarını yaparak başladı.

The Day I Became a Woman

Yönetmen:Marziyeh Meshkini. Yapım: Makhmalbaf Film Evi. Senaryo:Mohsen Makhmalbaf. Görüntü yönetmeni: Ebrahim Ghafouri, Mohammad Ahmadi. Ses: Behrouz Shahamat. Müzik: Mohammad Reza Darvishi. Senaryo denetim: Hana Makhmalbaf. Kurgu: Shahrzad Poya, Maysam Makhmalbaf. Set Dizaynı: Akbar Meshkini. İran, 2000. 78 dakika, 35 mm, renkli.

Bu film İran'da kadının durumunu anlatan üç farklı hikayeden oluşur.

İlk hikaye "Havva":

Havva adındaki küçük bir kız bir sabah uyanır ve kadın olduğunu farkeder çünkü o şimdi 9 yaşndadır ve o günden sonra sokaklarda erkek çocuklarla oynamak günah sayılacaktır.

Havva ağlar ve büyükannesinden sokağa çıkıp çocuklara son bir kez hoşça kal demek için izin ister...

İkinci hikaye "Ahoo":

Bu bölüm; siyah, geleneksel peçesi ile kadınlar arası bisiklet yarışlarına katılan ve yarış esnasında kocasının bisiklet biniciliğini bırakmazsa kendisini boşamakla tehdit ettiği genç bir kadın hakkındadır.

Üçüncü hikaye "Hoora":

Bu bölüm; yıllar süren yoksulluktan sonra ömrünün son yıllarında biraz mirasa sahip olan ve ölmeden önce tüm bu parayı tüm hayatı boyunca almak isteyip de almadığı her şeyi alarak harcamaya karar veren bir kadın hakkındadır.

Film Hakkında Yönetmenin Görüşü

Doğu toplumları zengin kültürel birikimlerine ve egzotik çekiciliğine rağmen pek çok iptidai sorunla yüz yüzedir. Kadın olmak bu sorunlardan biridir ve öyle ki insanlar bir kız bebekleri olduğu andan itibaren zaman zaman bir sonraki bebeğinin erkek olacağı umudu ile avunur. Kadınlara toplumda önemsiz roller verilir ve sonuç olarak onlar üretici olmaktan sırf tüketici olmaya dönüşürler ve toplumun üretici kısmına yük olurlar.

Aynı zamanda, toplumun kadına karşı tutumu duygusaldır. Kadınlar ya anne ya da eştirler. Ve bu yüzden her erkek annesinin ya da eşinin tek sahibi olmaya çalışır. Sonuç olarak ev kadının korunabileceği en enim yer haline gelir.

"Kadın Olduğum Gün" "The Day I Became a Woman" kadınların sosyal sorunlarını anlatır. Film nefret edildikleri için değil sevildikleri için eve hapsedilen, kişisel bağımsızlıklarını ve aktif sosyal pozisyonlar kazanmak için duygusal bağlılıklarından feragat etmek zorunda olan kadınların hayatları üzerinde odaklanır.

STRAY DOGS

Yazan ve yöneten: Marziyeh Meshkini. Yönetmen Asistanı: Kaveh Moeinfar, Hana Makhmalbaf. Görüntü yönetmeni: Ebrahim Ghafouri. Kamera asistanları: Reza Sheikhi, Mehdi Amiri. Ses: Farrokh Fadaei. Kurgu:Mastaneh Mohajer. Müzik: Mohammad Reza Darvishi. Lab: Filmsaz Co. Yapım: Makhmalbaf Film Evi / Wild Bunch. Yapım tarihi: 2003 Kabil, Afganistan. Süre: 93 dakika. Renkli, 35 mm

Afganistan'da Kabul'da yaşayan kardeş olan bir kız ve bir erkek çocuk yabancılara ait bir köpeği ona zarar vermek isteyen çocuklardan kurtarırlar ve şehir hapishanesine başvururlar. Gardiyan onlara ziyaret saatinin bittiğini söyler ancak onlar ziyaretçi değil tutuklu olduklarını iddia ederler. Gardiyan onlara neden dışarıda olduklarını sorar ve çocuklar gece tutukluları olduklarının söyler. Fiziksel bir muayeneden sonra annelerinin bir tutuklu olduğu ve çocukların gidecek yerleri olmadığı için geceleri annelerinin yanında kalmalarına izin verildiği ortaya çıkar.

Ertesi gün hapishane yöneticisi durumu anladığında hapishaneye girme istekleri reddedilir ve boş yere girmek için yalvarırlar. Onlara hapishanenin öksüzler yurdu veya evsiz insan barınağı olmadığı suçluların tutulduğu bir yer olduğu söylenir. Bu yüzden barınacak bir yer bulmak için suç işlemeye çalışırlar.

Film Hakkında Yönetmenin Görüşü

Geçen yıl Samira Makhmalbaf'a Afganistan'da yardımcı yönetmen olarak eşlik ettim. Aktör ve mekan bulmak için her yere baktık.

Bir gün kadınlar hapishanesinde dışarıda bakacak kimseleri olmadığı için çocuklarını hapishanede tutan bir kadınla karışlaştım. Kadının suçu iki kere evlenmekti. İlk kocası bir gün kaybolur ve yıllarca onun dönüşünü beklemiş ancak tüm haberler onun öldüğünü göstermektedir. Yardım edecek kimsesi olmayan kadın onlara bakacak ikinci bir adamla evlenir. Bir yıl sonra Afganistan'ın güvensiz ortamında ikinci eşi öldürülür ve o sırada kadının ilk eşi dönerek kadını zina suçundan hapse attırır.

HANA MAKHMALBAF

"Ev"in küçük kızı, ama daha şimdiden en çalışkanı demek mümkün olduğu gibi ileride yapacağı işleri kestirmek de mümkün: Mohsen Makhmalbaf'ın bu küçük kızı 1988 Tahran doğumlu: en sevdiği şey Film Evi içerisinde erkek ve kız kardeşi ile birlikte çalışmak. Sinema eğitiminin babası tarafından verildiğini söylemeye gerek olmasa da belirtmiş olalım. İlk filmi olan kısa metraj "The Day My Aunt Was lll" eserini ortaya koyduğunda sadece 8 yaşındaydı yönetmenimiz ve film evi içerisinde fotoğrafçılıktan kısa öykü yazımına kadar bir çok işi görmekteydi. Hana, 13 yaşına geldiğinde ise ilk kitabını yayımlattı, ilk şiir kitabını [Visa for One Moment ], kitap Farsça haricinde ve İran dışında İngilizce ve de Fransızca olarak da basıldı. Joy of Madness filmini 2003 senesinde gerçekleştirerek Venice Film Festivali haricinde, Güney Kore ve Tokyo da katıldığı festivallerde ödüller kazandı.

THE DAY MY AUNT WAS ILL

Hana'nın halası rahatsızlığı için hastaneye gittiğinde büyükbaba çocuklarla ilgilenmek için onların yanına gelir. Çocuklar oyun oynamak için "ağaçlı yol"a giderler ama burasının emniyetli bir oyun alanı olmadığını düşünen büyükbaba çocukları eve çağırır. Çocukların bu teklifi kabul etmek için bir şart öne sürdüğünü görürüz; video kamera ile beraberce bir film çekmeyi büyükbaba kabul ederse çocuklarda eve gelecektir...

Senaryo ve yönetmen: Hana Makhmalbaf. Kamera: Maysam Makhmalbaf. Kurgu: Mohsen Makhmalbaf. Oynayanlar: Sara Saghari Saz, Zahra Saghari Saz, Abolfazle Saghari Saz, Asghar Meshkini, Mahbobeh Meshkini. Yapım: Makhmalbaf Film Evi.

Format: Betacam, 24.30 dakika. 35 mm ye transfer

JOY OF MADNESS

Samira Makhmalbaf; 5 in the Afternoon filmini yapmak için Afganistan'a Kabil'e gider; genelde yaptığı gibi oyuncularını seçmek adına sıradan insanların arasına karışır. Gel gelelim Afganistan'da kimse bir filmde oyuncu olmaya yanaşmamaktadır. Zira insanlar Taliban'ın geri geleceği ihtimalinin korkusunu yaşamaktadırlar. Tüm bu olup bitenler esnasında Samiranın kız kardeşi Hana, ablasını ve tüm çabalarını sadece gözleri ile değil video kamerası ile de izlemektedir. Film geneli itibarıyla dört ana nokta/karakter üzerinde yoğunlaşmaktadır: çılgın bir aile, bir molla ve iki kadın...

Senaryo, görüntü ve yönetmeni: Hana Makhmalbaf. Oynayanlar: Agheleh Rezaei, Agheleh Farahmand, Bibigol Asef, Sima Asef, Haji Rahmodin, Razi Mohebi, Azizola Vakil, Kaveh Moeinfar, Samira Makhmalbaf, Marziyeh Meshkini, Mohsen makhmalbaf. Müzik: Mohammad reza Darvishi. Set fotoğrafçısı: Maysam Makhmalbaf. Kurgu ve miks: Mastaneh Mohajer. Laboratuvar: Filmsaz Studio Yapım: Makhmalbaf Film Evi. 35 mm73 dakika, renkli, 2003.

MAYSAM MAKHMALBAF

"Film Evi"nin tek erkek çocuğu 1981 doğumlu olan Maysam: ailenin en şanslı bireyi denebilir zira okuldaki eğitim süreci içerisinde neredeyse sadece diğer aile bireylerini gözlemleyerek bile eğitiminde çok önemli ilerlemeler kaydetmiştir. Daha çok kameramanlık, kurgu ve set fotoğrafçılığı ile uğraşan Maysam, pelikülden daha çok dijital ile ilgilenmekte ve ilk filmi olan belgesel çalışması da bir video zaten. Ablası Samira'nın "Karatahta" filminin çekim ve yapım aşamasını belgelediği bir çalışma bu. Genç yönetmenin çalışması hakkındaki görüşleri şöyle:

How Samira Made the Blackboard sadece basit bir sahne arkası görüntüleri bütünü değildir. Ben Samira ile aynı evde büyüdüm, onun çocukluk arkadaş, sınıf arkadaş, filmlerinde editörü, video yönetmeni ve set fotoğrafçısı oldum. Daha ilk filmi ile uluslararası platformlarda ilgi çeken bir yönetmen olan ablamla çalışmak bir film yapımcısının film yapması noktasında bana inanılmaz bilgiler verdi. Ben bu video filmimde sadece filmini yapan onunla Cannes'a giden ve ödül alan bir yönetmeni ortaya koymadım, Samira'nın Film Okulunda öğrenim sürecinde aklımda kalan şeyleri, onun çocukluğuna ve gelişimine dair hatırladıklarımı da filme yansıtarak ortaya sadece bir yönetmen portresi değil bir insan olarak da Samira'nın portresini koydum. Babasının kucağında film setlerinde ağlayan küçük bir kız çocuğundan, film yapımcılığına başlayan ve Cannes'da ödül alan İranlı kadın bir yönetmene vardım. Bu aslında ve bir anlamda Samira'nın videotik günlüğüdür demek mümkün.

Video görüntü yönetmeni, yönetmen, kurgu: Maysam Makhmalbaf. Ses: Mojtaba Mirtahmasb. Yapım: Makhmalbaf Film Evi © 2000

Şenol ERDOĞAN

Şirove Bike - Yorum Ekle

Security code Nû bike - Yenile - Refresh

Gotarên Ku Ji We re hatine Pêşniyarkirin - Size Önerilen Makaleler

20 Mar 2013
Erkekler Dünyasında Ana Rahmi
Erkekler Dünyasında Ana Rahmi

    İster 'Da Vinci Şifresi' ve benzeri komplocu yapıtlardaki teorilere uygun biçimde tarihsel veriler değiştirilerek yapılmış olsun isterse açık politik uygulamalarla, denilebilir ki insanlık tarihi kadınlığın bastırılma tarihi olarak da okunabilir....

Zêdetir-Devamı...
20 Ağu 2013
Kültür Sanat Çalışmalarının Sorunu!
Kültür Sanat Çalışmalarının Sorunu!

Kültür ve sanat emekçileri yüzünü bir halkı savunmaya dönmelidir. Dünyada tüm kültürel çalışmalar orijin çalışmasıyla başlar, kök arayışıyla başlar. Bizim kültür ve sanat çalışmalarımız kökten yoksundur, orijinden yoksundur Erdal KIZILDAĞ Kültür ve...

Zêdetir-Devamı...
13 Mar 2013
Sovyet Sinema Tarihi Nedir? Bir “Tarihöncesi”
Sovyet Sinema Tarihi Nedir? Bir “Tarihöncesi”

Hodinka nedir bilir misiniz? Moskova yakınlarında, üzerinde bugün bir askeri havaalanı (daha doğrusu "hava müzesi") bulunan ova...

Zêdetir-Devamı...
20 Mar 2013
Film Festivallerinin Uyması Gereken Kurallar
Film Festivallerinin Uyması Gereken Kurallar

Aşağıdaki ilkeler Avrupa Film Festivalleri Koordinasyonu tarafından 4 Kasım 1995 te Amiens' te kabul edilen "CODE OF ETHİCS FOR FİLM FESTİVALS" adlı metinden yola çıkarak hazırlanmıştır.

Zêdetir-Devamı...
18 Haz 2014
Kültür sineması
Kültür sineması

“Yazar olan biz hepimiz aynı zamanda kendi köklerini belirli bir dereceye kadar kaybetmiş insanlarız” Osman Sembene Afrika sinemasının ‘babası’ olarak anılan Senegalli Osman Sembene’nin sineması hem endüstriyel sinemaya hem de kolonyalizmden beslenen...

Zêdetir-Devamı...
13 Mar 2013
Sînema Amûdê Çima Şewitî?
Sînema Amûdê Çima Şewitî?

      SÎNMEA AMÛDÊ ÇIMA ŞEWITÎ?  Dr. Ebdulbasit Seyda - Uppsala/Swêd 

Zêdetir-Devamı...
28 Eyl 2014
Li Ber Kobanî Ango Were û Bibîne!
Li Ber Kobanî Ango Were û Bibîne!

  "Belê me baş dizanibû           Lê belê wan nizanibû ku                  Şûrê me yê azadiyê            ...

Zêdetir-Devamı...
08 Nis 2013
Sinema ve Edebiyat Türleri Arasında Görülen Etkileşimler
Sinema ve Edebiyat Türleri Arasında Görülen Etkileşimler

Sanat, biçim-içerik ilişkisinin birlikteliğiyle var olmaktadır. Biçimsel  öğelerle içeriksel öğelerin yoğrulması sanat yapıtının oluşmasını sağlar. İki farklı sanat dalı, edebiyat ve sinemanın birlikteliği benzer bazı içeriksel ve biçimsel özellikler taşır. Anlatım...

Zêdetir-Devamı...
04 Mar 2013
Dziga Vertov’un Sinema Kuramı

Dziga Vertov’un Sinema Kuramı Dziga Vertov (Denis Arkadievich Kaufman)  1896 yılında dünyaya geldi. Lise yıllarında müzik eğitimi aldıktan sonra Psiko-Nöroloji Enstitüsü’nde okumaya başlar. Burada da fütürist gruplara katılır.

Zêdetir-Devamı...
24 Eki 2013
Rojava ve Antalya
Rojava ve Antalya

M. Hadi Sümer / Ortadoğu Sinema AkademisiTarih 13 Kasım 1960. Yer Batı Kürdistan’da (Rojava) Amudê şehri. Bir sinema salonuna film izleme gerekçesiyle toplanan 283 Kürt çocuğu Baas rejimi tarafından yakılarak...

Zêdetir-Devamı...
07 Şub 2014
Vî Zemanî Her Kesek Mîmarê Sînemaya Xwe ye!
Vî Zemanî Her Kesek Mîmarê Sînemaya Xwe ye!

  "Ger hun li çîroka xwe xwedî dernekevin, wê hin kes derkevin û dest bi gotina çîroka we bikin."                          ...

Zêdetir-Devamı...
10 May 2016
Afrika Sinemasına Seyahat

Her şeyin bulunmadığı ama her kelimenin, her bakışın,her hareketin altında bir şeylerin yattığı bir yer.– Robert Bresson  Afrika sineması genelde “3. dünya” kisvesi altında öteki taraflara itilen, belirli kalıplara sığdırılmaya çalışılıp etrafında çerçeveler oluşuturulan...

Zêdetir-Devamı...
14 Şub 2016
Neden mi dağ sineması? Çünkü…
Neden mi dağ sineması? Çünkü…

Jinda Baran Dağ  "Yıllardır bir filmi seyreder gibi ya da bir filmi görüntüler gibi yürüyorum dağ başlarında. Bu savaşı anlatmanın bir yolu olmalı. Bütün bu yaşananları canlandırıp bütün bir insanlığı tanık...

Zêdetir-Devamı...
21 Mar 2013
Belgesel Sinema Nedir?
Belgesel Sinema Nedir?

Sinemanın ele aldığı konulardan korku, bilim kurgu, komedi gibi türlerden anlatım ve işleyişi en zor sinema çeşididir. Belgesel film çeşitlerinin çekim tekniği en zoru, hatta sinema çeşitlerinin doruk noktası  Belgesel...

Zêdetir-Devamı...
17 Eki 2014
Erol Mîntaş û Klamên Dayikên Me
Erol Mîntaş û Klamên Dayikên Me

Li ser metafora Teyrê Tawis û Qijikê; Di fîlm de li ser vê metaforê pir tê sekinandin. Qijik, ji bo weke teyrê tawis xweşik bê xuyanê, perên teyrê tawis bi...

Zêdetir-Devamı...
21 Mar 2013
Kürt Sineması Çocukluk Döneminde
 Kürt Sineması Çocukluk Döneminde

Kürdistan'ın Güneyinde düzenlenen Kürt Kısa Filmleri Festivali'nde bir araya gelen sanatçılar Kürt sinemasının çocukluk dönemi yaşadığına dikkat çekerek, Kürt kültürünün gelişiminde sinemaya büyük rol düştüğüne vurgu yaptı. 

Zêdetir-Devamı...
13 Mar 2013
İlk Kürt filmi Grass mı?
İlk Kürt filmi Grass mı?

  İlk Kürt filmi Grass mı? Kürt sinema tarihi, yıllardır Ermeni asıllı Hamo Bek Nazarian’ın 1926 yılında çektiği “Zarê” filmiyle başlatılıyordu, bu filmin Kürtlerle ilgili yapılan ilk sinemasal çalışma olduğu birçok sinema...

Zêdetir-Devamı...
16 Eki 2013
50. Altın Portakal’ın Eleştirisi
50. Altın Portakal’ın Eleştirisi

Yarım asır boyunca, Yeşilçam’ın en güzel eserlerini seçkisinde bulunduran, en önemli yönetmenlerini ödüllendiren ve Türkiye’nin en itibarlı festivali haline gelen Altın Portakal bu yıl, ellinci yaşını kutladı… Öteki Sinema için yazan:...

Zêdetir-Devamı...

Gotarên Ku Dawî hatine Xwendin - En Son Okunan Makaleler

Baweriya Te Neçû, bi Me r…

Baweriya Te Neçû, bi Me re Dînîtî Naskir...

  Dibînim ku gavek berî gavekê, dixwazî xwe bigihînî wir. Tu şidandî yî. Za...

Gotarên Navdeng - En Beğenilen Makaleler

En Muhteşem 11 Gerilla Di…

En Muhteşem 11 Gerilla Direniş Filmi

Gerilla mücadelesi, ne ilk kez gelişti ne de son kez gelişecek. Devletçi uygarlığın başlan...

Gotarên Rasthatî - Rastgele Makaleler

Koparılmış Kürt Çiçekleri…

Koparılmış Kürt Çiçekleri * ve Pera Berbangê

“Kuru kengerler gibi rüzgarın önünde savrulupduruyoruz. Rüzgar bile bizimle dalgasını ge...

Gotarên Nû - Yeni Makaleler

Temsîliyeta Kurdan Di Sîn…

Temsîliyeta Kurdan Di Sînemaya Kurdî û Tirkî de

DESTPÊK Di nîveka duyem a sedsala 20an de, bi belavbûna sînemayê û firehbûna warê sînem...

онлайн фильмы

Têketin-Giriş

Şu anda 389 konuk çevrimiçi


Endamtî-Üyelik

Şu anda 389 konuk çevrimiçi

*
*
*
*
*

* İşaretli alanların doldurulması gerekir.