gototopgototop

Kürt Sineması - Sînemaya Kurdî - Kurdish Cinema

Têketin-GirişEndamtî-Üyelik

Gotarên Nû- Yeni Eklenen Makaleler

Previous Sonraki
Temsîliyeta Kurdan Di Sînemaya Kurdî û Tirkî de Temsîliyeta Kurdan Di Sînemaya Kurdî û Tirkî de Pazartesi, 24 Nisan 2017 16:16 DESTPÊK Di nîveka duyem a sedsala 20an de, bi belavbûna sînemayê û firehbûna warê sînemayê re mijar û rewşên ku di nav edebiyat û hunerên...
Nêrînek Li Ser filmê Lawirên Şevê Nêrînek Li Ser filmê Lawirên Şevê Cuma, 24 Şubat 2017 13:46   Filmê lawirên şevê (2016) filmê  Tom ford  yê dûyemîn e , piştî fimê wî  mêrek bitenê (2009) Tom ford sînerîyo yê &...
Tutuklanmadan Önce İzlemeniz Gereken 21 Zindan Filmi Tutuklanmadan Önce İzlemeniz Gereken 21 Zindan Filmi Pazartesi, 13 Şubat 2017 00:00 Soykırım kelimesi, ne ilk kez kullanıldı ne de son kez kullanılacak. İnsanlığın başlangıcından bu yana toplumu yöneten erkin, belli bir kesi...
Dünya sineması artık Kürtçe izlenecek Dünya sineması artık Kürtçe izlenecek Salı, 10 Ocak 2017 12:48   Dünya sineması artık Kürtçe izlenecek 8 bini aşkın filmi Kürt sinemaseverlerle buluşturan Kürtçe film izleme sitesi awirek.c...
‘Kürt sinema geleneği direniş alanıdır’ ‘Kürt sinema geleneği direniş alanıdır’ Perşembe, 05 Ocak 2017 16:47 Kürt sinema geleneği her geçen gün dünyada varlığını büyütürken, Kürdistan’da yaşanan yaşam koşullarına, varoluşa, çok kültürcülüğe ve en ...
En Muhteşem 11 Gerilla Direniş Filmi En Muhteşem 11 Gerilla Direniş Filmi Cumartesi, 15 Ekim 2016 22:33 Gerilla mücadelesi, ne ilk kez gelişti ne de son kez gelişecek. Devletçi uygarlığın başlangıcından bu yana toplumu yöneten erkin, belli bir ...
Beyaz perdede katliam: 1960 Amûde Sineması Beyaz perdede katliam: 1960 Amûde Sineması Cuma, 23 Eylül 2016 10:34 KATLİAM ÖNCESİ BÖLGEDEKİ SOSYOPOLİTİK DURUMSuriye’de 1946 yılında Fransız birliklerinin geri çekilişiyle beraber 25 yıllık manda döneminin...
Suzan A. DEMİR: İyi insan, iyi devrimci, iyi sinemacı Suzan A. DEMİR: İyi insan, iyi devrimci, iyi sinemacı Pazartesi, 29 Ağustos 2016 09:29 Rojava'da sert bir hayat var. Orada kafeler, restoranlar falan yok. Orada ölüm kalım mücadelesi veriliyor ve karşıdaki düşman olağanüstü...
“Telif Hakkı” Saçmalığı “Telif Hakkı” Saçmalığı Cuma, 01 Temmuz 2016 17:01     “Filmin, ulusal ve uluslararası platformlarda ortaya çıkarma potansiyeli..” “Fikri mülkiyetleri ihlal yasası gereği size ...
Bir Andrei Tarkovsky röportajı: “Filmlerim ifade biçimi değil, bir duadır” Bir Andrei Tarkovsky röportajı: “Filmlerim ifade biçimi değil, bir duadır” Cuma, 27 Mayıs 2016 10:18 Andrei Tarkovsky ile 28 Nisan 1986’da, Paris’teki hasta yatağında gerçekleştirilmiş bir röportaj: İnsanlığın sizi hayal kırıklığına uğrattı...
Başka bir faşizm Başka bir faşizm Cuma, 13 Mayıs 2016 16:40 İnsanın kendi çelişkisiyle yüzleşmesi kolay değildir. Dış bir etken olmadan kimse çelişkisiyle yüzleşmek istemez. Empati, bu yüzden bir sa...
Angry young men: Öfkeli genç adamlar ve özgür sinema Angry young men: Öfkeli genç adamlar ve özgür sinema Cuma, 13 Mayıs 2016 16:01 1956 yılında öncülüğünü Lindsay Anderson’un yaptığı bir grup genç, yeni bir sinema akımı başlatırlar. Bu gençler daha önce çeşitli dergi v...
Sinema edebiyat ilişkisi üzerine Sinema edebiyat ilişkisi üzerine Perşembe, 12 Mayıs 2016 11:52 MKM tarafından yapılan İstanbul 2. Kürt Kültür ve Sanat Festivali’nde edebiyatın diğer sanat dallarıyla ilişkisi üzerine bir panelde sinem...
Özgür Sinema Özgür Yaşama Çağırır Özgür Sinema Özgür Yaşama Çağırır Perşembe, 12 Mayıs 2016 09:55   Özgürlüğün olmadığı yerde sinemadan nasıl bahsedebiliriz? Köleliğin sineması ne olabilir? Sen yok sayılıyorsun, kimliğin, kültürün...
Sinema ve Toplum Sinema ve Toplum Çarşamba, 11 Mayıs 2016 11:35 Sanatçıların, filozofların, sanatla ilgilenen insanın kısacası sanat üzerine düşünme etkinliğinde bulunan herkesin sanatın amacı, kaynağı ...
17 Ressam Filmi 17 Ressam Filmi Salı, 10 Mayıs 2016 09:48 1-Frida (2002) Frida, Meksikalı sürrealist ünlü ressam Frida Kahlo’nun sanat ve yaşam hikâyesini konu al...
“V For Vendetta”: Sonsuz Bir “Başkaldırı” “V For Vendetta”: Sonsuz Bir “Başkaldırı” Salı, 10 Mayıs 2016 09:36 “V for Vendetta” adını taşımakta olup 2005 yılına ait olan ABD-Almanya ortak yapımı film, 2006’da tüm dünyada gösterime girdi. Wac...
Yönetmenler Hakkında Bilinmesi Gerekenler Yönetmenler Hakkında Bilinmesi Gerekenler Salı, 10 Mayıs 2016 09:25 ALFRED HITCHCOCK (1899-1980) KÖKENİ: İngiltere, 1960’dan sonra Amerika. BİLİNMESİ GEREKENLER: Sadece incelikle düşünülmüş gerilimli ve h...
Oğullar ve Annelerinin Şarkıları Oğullar ve Annelerinin Şarkıları Salı, 10 Mayıs 2016 09:18 Ali ve annesi Nigar’ın büyük kentte köklerini arayışlarını belgesel havasında veren Annemin Şarkısı şüphesiz ki yurtsuzluk üzerine&nb...
Gelişen Kürt Sineması Gelişen Kürt Sineması Salı, 10 Mayıs 2016 08:56 Yıllarca evinizin arka bahçesinde sakladığınız ve orada beslediğiniz ve yaşama alanı olarak sadece orayı gösterdiğiniz bir çocuğun yıllar ...
Afrika Sinemasına Seyahat Afrika Sinemasına Seyahat Salı, 10 Mayıs 2016 08:51 Her şeyin bulunmadığı ama her kelimenin, her bakışın,her hareketin altında bir şeylerin yattığı bir yer.– Robert Bresson ...
Ortadoğu Sinemasının 15 Şaheseri Ortadoğu Sinemasının 15 Şaheseri Pazartesi, 09 Mayıs 2016 17:08 Mecid Mecidi, Cafer Panahi, Asghar Farhadi gibi iyi sinemacıların her ne kadar sansüre uğrasalar da ortaya çıkardıkları iyi örneklerle gel...
En Muhteşem 18 Demokratik Uygarlık Direniş Filmi En Muhteşem 18 Demokratik Uygarlık Direniş Filmi Pazartesi, 09 Mayıs 2016 16:38 Direniş kelimesi, ne ilk kez kullanıldı ne de son kez kullanılacak. İnsanlığın başlangıcından bu yana toplumu yöneten erkin, belli bir kesim...
İran Sinemasında Shirin İran Sinemasında Shirin Pazartesi, 09 Mayıs 2016 16:34 Bir çok sitede, bir çok programda vs. İran sineması ve İran sinemasının gelişimi,değişimi gibi konular işlenmekte.&nbs...
Kürt Sinemasında 11 Yönetmen Kürt Sinemasında 11 Yönetmen Pazartesi, 09 Mayıs 2016 16:15 Kürt Sinemasında, 10 Kürt Yönetmen Sanatsal çalismalari ile uluslararasi basarilar elde etmis/eden ve dünyanin degisik yerlerinde faaliyet ...
Cins Kafaların Statükocu Zihniyeti Eleştirisi: 3 Idiots Cins Kafaların Statükocu Zihniyeti Eleştirisi: 3 Idiots Cumartesi, 07 Mayıs 2016 09:36 Bollywood Sineması olarak dabilinen ve son yıllarda adını iyideniyiye duyuran Hint Sineması,önemli yapıtları ve yönetmenle-riyle sesi...
Kürt sineması da yıkımdan payını alıyor Kürt sineması da yıkımdan payını alıyor Perşembe, 05 Mayıs 2016 14:06 Hazırlayan: Sevda AYDIN SUNUTürkiye’de düzenlenen festivaller ve sinema günleri sansürle anılır hale geldi. Sansür makasını yakından tanı...
Dilekî bi duande: Xelîlê Çiyayî Dilekî bi duande: Xelîlê Çiyayî Cuma, 01 Nisan 2016 17:51 Xelîl, di hemû çalakiyên xwe de afirîner û hilberîner bû. Li gor min Xelîl duande bi xwe bû. Duande hinek jî bi kedê derdikeve holê. Heger...
Bir Yanımız Orwell, Bir Yanımız Vietnam Bir Yanımız Orwell, Bir Yanımız Vietnam Cumartesi, 26 Mart 2016 13:10 Hollywood’un abartılı felaket filmlerinde olur: New York’un her zaman karınca yuvasını andıran ana meydanı Times Square’de in cin top oynu...
Sinema ve psikanaliz Sinema ve psikanaliz Çarşamba, 16 Mart 2016 10:16 1925 yılında MGM’nin G’si, Samuel Goldwyn, Freud’a, çekilmesi tasarlanan bir filme senaryo yazması için 100.000 dolar teklif etti. Filmde ...
Sinemanın ulusu mu olmalı coğrafyası mı? Sinemanın ulusu mu olmalı coğrafyası mı? Çarşamba, 16 Mart 2016 09:49 Lumiere Kardeşlerin 28 Aralık 1895’te bir trenin istasyona girişini görüntüleyerek başlattıkları sinema sanatı zaman içinde insanın yaşamınd...
Türk dizileri ırkçılık fabrikası Türk dizileri ırkçılık fabrikası Çarşamba, 16 Mart 2016 09:43 Türkiye’de ciddi toplumsal sorun haline gelen, her fırsatta toplu linçlere ve ‘Türk değerlerine sahip olmayan’ ötekilerin psikolojik ve fizi...
Sinemada İspanya İç Savaşı Külliyatı Sinemada İspanya İç Savaşı Külliyatı Salı, 15 Mart 2016 11:02 Hayatımda hiç unutamadığım repliklerden biri Geleceğe Dönüş’te çılgın profesör Emmett Brown’ın Marty’ye söylediği “zamanda bir kırılma oldu”...
Vatan, Millet, Sinema Vatan, Millet, Sinema Cuma, 11 Mart 2016 12:12 “Tarihî film” denince aklımıza ilk gelen şeyin “Türklerin düşmanlarıyla mücadelesini” konu alan filmler olması Türkiye’ye özgü bir durum d...
Sinemacı, Sadece Sinemacı mıdır? Sinemacı, Sadece Sinemacı mıdır? Cuma, 11 Mart 2016 12:09 Simon Kuper'in futbolla ilgili ünlü kitabının klişeye dönüşen Türkçe başlığını uyarlayarak söylersek: Sinema, sadece sinema değildir elb...
Dziga Vertov'un Sinema Dili Üzerine Dziga Vertov'un Sinema Dili Üzerine Cuma, 11 Mart 2016 12:03 Bugün modernizmden bahsederken, merkezi Avrupa olan, bilim ve teknolojideki gelişmeleri, laikliği, bireyciliği ve küreselleşme gibi toplum...
Brecht'inYabancılaştırmasından Hareketle Dogville Aramızda Çizilen Sınır Brecht'inYabancılaştırmasından Hareketle Dogville Aramızda Çizilen Sınır Cuma, 11 Mart 2016 10:22     Sahne bugünde yüksektedir ama artık dipsiz bir uçurumdan yükselir gibi değildir, bir kürsüye dönüşmüştür. Şimdi amaç, bu...
Aura’sini Kaybeden Sanat Yapıtı Aura’sini Kaybeden Sanat Yapıtı Cuma, 11 Mart 2016 10:16   Aura’sini Kaybeden Sanat Yapıtı; Ya da Hi̇çsi̇zleşen Sanat. Benjami̇n’i̇n Sanat Kavramını ve Yeni̇den Üreti̇lebi̇li̇rli̇ği̇ Anlamada...
Uyuyan Ses:  Sinemasal bakışta İspanya Dönemi  ve Erdoğan Faşizmi Uyuyan Ses: Sinemasal bakışta İspanya Dönemi ve Erdoğan Faşizmi Perşembe, 10 Mart 2016 21:49 Bu yazı  mezar başlarında sessice ağlayan, mahkumlar için kendilerini feda eden, Hendeklerde, karakollarda, hapishanelerde ve infaz man...
Sinemaya Yolculuğum… Sinemaya Yolculuğum… Pazar, 14 Şubat 2016 00:09 Bir gün bir film yapacağımı hiçbir zaman düşünmedim. Bunu hayal bile etmedim… Şayet dağa çıkmasaydım, gerilla olmasaydım, Kürt halkının de...
Neden mi dağ sineması? Çünkü… Neden mi dağ sineması? Çünkü… Pazar, 14 Şubat 2016 00:04 Jinda Baran Dağ  "Yıllardır bir filmi seyreder gibi ya da bir filmi görüntüler gibi yürüyorum dağ başlarında. Bu savaşı anlatmanın b...
Sizin Semtte Anlatamadınız, Öteki Semtin Çocuklarını Sizin Semtte Anlatamadınız, Öteki Semtin Çocuklarını Cumartesi, 13 Şubat 2016 23:09 Fazla acımasız görünmemek için ‘büyük çoğunluğu’ diye vurgulayacağım Batılı sanatçılar, topluma öncülük misyonu yüklenen sanattan çok, mad...
Sudan Korkan Adamlar Filmi Bağlamında Kuşak İzlenimleri; Sudan Korkan Adamlar Filmi Bağlamında Kuşak İzlenimleri; "Yankı Yerine Ses Olmaya Niyetli Yeni Kuşak" Cumartesi, 13 Şubat 2016 21:03 Başka bir kuşak geldi ve sorunun konumunu değiştirdiJean Paul Sartre   Türkiye Cumhuriyeti ve PKK gerillaları arasındaki çatışmalarda...
Di neqeba şîn û şahiyê de sînema Di neqeba şîn û şahiyê de sînema Cuma, 01 Ocak 2016 18:19 Em bipejirînin yan jî nepejirînin, wê şîn û şahî her bi hev re hebin li Kurdistanê. Ev e rastiya herî dijwar ya jiyana Kurdan. Her...
Rüzgarın Hatıraları Rüzgarın Hatıraları Cumartesi, 12 Aralık 2015 09:31   Son filmi ‘Rüzgarın Hatıraları’ ile Ermeni Ressam Aram’ın hikayesi üzerinden Türkiye’de baskı altında yaşayan aydınların hikayesin...
Kazım Öz: Sinemada doğal hale gelmiş dolaylı bir sansür var Kazım Öz: Sinemada doğal hale gelmiş dolaylı bir sansür var Pazar, 15 Kasım 2015 00:25 Sinema Kolektifi çerçevesinde film çekmeye başladınız. Bu kolektif MKM’nin (Mezopotamya Kültür Merkezi) bünyesinde oluştu sanırım. Tam ola...
Halil Uysal Sinemasında Mekan ve İnsan Halil Uysal Sinemasında Mekan ve İnsan Pazartesi, 10 Ağustos 2015 22:51 Halil Uysal sinemasının, edebiyatının kenti yoktur. O kenti tanımaz. Kentlileri tanımaz. Kentlerden sakınır. Kendisi aslen kentli olan; İz...
İbrahim Halil’in sözleri... İbrahim Halil’in sözleri... Pazartesi, 10 Ağustos 2015 21:41 'Metrelerle değil tutkununadımlarıyla ölçüyoruz  yolları...belirsizliğin sihri çekiyor ruhumuzu bizden uzağa...hangi uzaklıkta...
Soryayı Taşlamak Soryayı Taşlamak Salı, 09 Haziran 2015 21:46   Tüm varolma savaşı veren kadınlar için;Bizi kendi kaderlerimize teslim etmediler,Yaktı,yıktılar bile bile...Sağır,dilsiz ettilerFe...
Dilê Sînema Dilê Sînema Perşembe, 28 Mayıs 2015 16:49     Piranî însanên me, ji sînema re wek hunereke yek ji hûnerên xweşikahiyê, ango estetîkê dinêrin. Birastî jî wek wêne, resm,...
 Tehma Gilyazan An Na Tehma Mirinê.!? Tehma Gilyazan An Na Tehma Mirinê.!? Pazartesi, 27 Nisan 2015 21:01 "Rihê min, li dû jiyana abadîn neçe, tu yê çewa qada derfetan bixeritînî li wê binêre." Pîndaros   Albert Camus di serê pirtûka xw...
Çöl Dansçısı Çöl Dansçısı Cuma, 27 Mart 2015 23:42     Yüreğinizin derinlerine dokunacak,İran sokaklarından günümüze uzanan Cumhuriyetten,İslam Cumhuriyet devriminin arasında kayb...
Hunera sînemayê û zimanekî dîtbarî? Hunera sînemayê û zimanekî dîtbarî? Salı, 03 Mart 2015 23:07   "Ravekirina fîlmekî zor e ji ber ku têgîhiştina wî hêsan e." -Christîan Metz-   Mixabîn, carna tenê têgîhiştina tiştan têr...
Sinemayı komünle köylere taşımalıyız Sinemayı komünle köylere taşımalıyız Pazartesi, 16 Şubat 2015 01:05 Sinema komününe ilişkin konuştuğumuz OSAD’dan İlhan Bakır, komünle sinemanın her aşamasında dayanışma içinde üretimi esas kılmayı istedikl...
Êlîe Faure: Rewşenbîr û Dildarekî Sînemayê! Êlîe Faure: Rewşenbîr û Dildarekî Sînemayê! Pazar, 01 Şubat 2015 01:28 "Di dawiyê de sînema, di rewşeke civakî, ku ji kurahî ve vediguhere de, dixwaze dîrokîbûna xwe pêk bîne..." Êlîe Faure
Li Ser Bîrewariyan Straneke Dilsoj: Awêne Li Ser Bîrewariyan Straneke Dilsoj: Awêne Pazartesi, 19 Ocak 2015 22:31   "Tu ê her tiştê xwe wenda bikî; lê ji bîr neke, tu nikarî bîranînên xwe wenda bikî.  Ew ê her tim te mehf bikin..." Zaven B...
R. Bresson: Havênê Sînemaya Felsefîk û Modêl'ê Sînemaya Dilpak! R. Bresson: Havênê Sînemaya Felsefîk û Modêl'ê Sînemaya Dilpak! Cumartesi, 27 Aralık 2014 10:03 "Gava ez fîlmê xwe çê dikim, ez zêde nafikirim bê ka ez ê çibikim; tenê beriya ez rave bikim, dixwazim hin tiştinan hîs bikim û ez dixwazim ...
Were Dengê Min Were Dengê Min Cuma, 19 Aralık 2014 23:35 Fîlma bi navê “Were Dengê Min” ji hêla çêkirina xwe ve bi awayekî hevpar û kolektîf hatiye çêkirin. Di encamê de derdikeve hemberî temaşev...
Ulusal Sinemaların Ulusal Sinemaların "Konuşma Dili" ve Sınır Kavramları Sorunu 1 Pazar, 14 Aralık 2014 23:10 Tarihsel, güncel ve politik bir sorun olduğu için, Kürt Sinemacılar, “Kürt Sineması”nın tanımlanması için “dil” ve “sınır” kavramlarına ço...
Kürt Sineması Kürt Sineması Çarşamba, 19 Kasım 2014 23:48   Yıllarca evinizin arka bahçesinde sakladığınız ve orada beslediğiniz ve yaşama alanı olarak sadece orayı gösterdiğiniz bir çocuğun...
"Türkiye Sineması" Demenin Anlamsızlığı Çarşamba, 19 Kasım 2014 23:00 Sinemacılar onyıllar boyunca hep devletin resmi söylemiyle konuştuğu için, bu topraklarda hep “Türk Sineması” varoldu. Sonra Kürt sinemacı...
Politik Filmler Politik Filmler Pazar, 16 Kasım 2014 20:32 Açlık grevleri, askeri darbeler, derin devlet oyunları, IRA, ETA mücadelesi, etnik ayrımcılık, faşizme direniş ve illa ki savaşlar her daim ...
Kürt Sineması ne değildir? Kürt Sineması ne değildir? Salı, 11 Kasım 2014 23:29 Gri sisler içerisinde sırtını bize dönmüş, küçük bir çocuk resmi… Resmin hemen üzerinde büyük harflerle ‘Yurtsuzluk, sınır ve ölüm’ ilanı…...
Mohra Heftemîn: Xwedê û wext xelet hatiye xitimkirin! Mohra Heftemîn: Xwedê û wext xelet hatiye xitimkirin! Pazartesi, 10 Kasım 2014 22:28 Şovalye: Tu kî yî?Mirin: Ez mirin im.Şovalye: Tu ji bo min hatî?Mirin: Ev demek dirêje bi te re me.Şovalye: Ez niha fêhm dikim.Mirin: Tu a...
Hembêzkirina Kamera û Kolanan: Neo Realismo! Hembêzkirina Kamera û Kolanan: Neo Realismo! Pazar, 02 Kasım 2014 10:37 "Hilgire kameraya xwe û dakeve kolanan..."   Beriya mirov li sînemaya welatekî birêne, pêwîste mirov şert û mercên civakê baş zanib...
Stranên Welatê Dayîka Min Stranên Welatê Dayîka Min Pazartesi, 27 Ekim 2014 13:24 Behman Ghobadî ji Rojhilatê Kurdistanê ye, beriya fîlma bi navê “Dema Hespên Serxweş” gelek kurtefîlmên serkeftî kêşandine....
Ciwan û Hunera Azad Ciwan û Hunera Azad Pazar, 19 Ekim 2014 16:37 Jiyan rastiyeke zindî ye, her tim û bi her awayî didome. Tişt an jî kesên ku jiyanê watedar dikin yên ku jiyanê şîrove dikin, dinirxînin û...
Mustafa Sağlam Röportajı Mustafa Sağlam Röportajı Pazar, 19 Ekim 2014 10:55 “... Sinemayla ilgili bilmemiz gereken ve Kürt sinemasını tartışırken hatırlamamız gereken ilk şey, sinemanın bir toplumun kim...
Erol Mîntaş û Klamên Dayikên Me Erol Mîntaş û Klamên Dayikên Me Cuma, 17 Ekim 2014 16:54 Li ser metafora Teyrê Tawis û Qijikê; Di fîlm de li ser vê metaforê pir tê sekinandin. Qijik, ji bo weke teyrê tawis xweşik bê xuyanê, p...
Sansürün Sansürün "Önlenebilir Yükselişi" Cumartesi, 11 Ekim 2014 11:14 Türkiye’de, son dönemde gerçekleştirilen protestolara katılan insanlara devlet ve işbirlikçilerinin (Emniyet Güçleri,TSK,Hükümet, Jitem, H...
Di Civakê de Erkên Sînemayê Di Civakê de Erkên Sînemayê Pazar, 05 Ekim 2014 11:56 Di roja me de di nava disîplînên hunerê de, qada herî pêş sînema ye. Sînema, xîtabê girseyeke pir mezin dike. Ji ber vê sedemê erk û peywi...
Li Ber Kobanî Ango Were û Bibîne! Li Ber Kobanî Ango Were û Bibîne! Pazar, 28 Eylül 2014 12:45   "Belê me baş dizanibû           Lê belê wan nizanibû ku             &nbs...
Ulus inşasında sinemanın rolü Ulus inşasında sinemanın rolü Salı, 23 Eylül 2014 20:40 Viktor Hugo 19. yy en önemli eserlerinden biri olarak kabul edilen ünlü romanı Sefiller’i 1862 yılında yayınlandığında, Jean Valjean’ın öy...
Zimanê Sînemayê Zimanê Sînemayê Cumartesi, 06 Eylül 2014 11:24 Di van demên dawî de, li ser sînemaya Kurd gelek nivîs hatin weşandin. Piranî ya van nivîsan jî, li ser hebûn an jî tunebûna sînemaya Kurd...
Huner, Taybetmendi̇ya Ci̇vakî ya Herî Berxwedêr e! Huner, Taybetmendi̇ya Ci̇vakî ya Herî Berxwedêr e! Cumartesi, 06 Eylül 2014 09:04 Estetîk dîmena civakê ya şênber dide diyarkirin. Ango tiştên ku bi çav têne dîtin in. Xweşikbûn jî hem milê şênber û hem jî milê muceret ve ...
Görüntü Yönetmeni Ne Yapar? Görüntü Yönetmeni Ne Yapar? Pazar, 24 Ağustos 2014 18:19 Görüntü Yönetmeninin Sorumlulukları 1. Çekim Öncesi A. Düşünsel Araştırma Ve Planlama- Ön görüşmeler sırasında yönetmenle senaryonun bütün...
Sanat Yönetmeni Ne İş Yapar ? Sanat Yönetmeni Ne İş Yapar ? Pazar, 24 Ağustos 2014 18:17 1. Çekim Öncesi a. Araştırma, Planlama ve Tasarım- Ön görüşmeler sırasında yönetmenle senaryonun bütün boyutlarını ve yönetmenin filme ya...
EGÎD: “Kilîtê Kou, Qomîdê Maneno” EGÎD: “Kilîtê Kou, Qomîdê Maneno” Perşembe, 14 Ağustos 2014 21:52 ARDÎN DÎREN "Ez vê nivîsê bi boneya salvegera 15'ê Tebaxê diyariyê Egîd'ên ciwan dikim; ku îro li Şengal û Rojava çerxa şoreşê fireh dige...
Kültür sineması Kültür sineması Çarşamba, 18 Haziran 2014 11:46 “Yazar olan biz hepimiz aynı zamanda kendi köklerini belirli bir dereceye kadar kaybetmiş insanlarız” Osman Sembene Afrika sinemasının ‘...
Qapsûl Qapsûl Çarşamba, 04 Haziran 2014 22:02 Derhêner Yakûp Tekîntangaç di sala 1980’an de li Agiriyê ji dayîk dibe. Li zanîngeha Wanê ya Yuzuncu Yilê perwerdeya beşa kîmyayê dixwîne ...
Her Teyr Bi REF'ê Xwe Re Difire.!? Her Teyr Bi REF'ê Xwe Re Difire.!? Pazar, 01 Haziran 2014 22:06   "Pergal dafikeke, kesên ku bi refên xwe re nefirin dikevin vê dafikê û xwîn dibin..."  Ev demek dirêje haya me jê hebû ku li...
Derbûyina Ji Bihûştê Derbûyina Ji Bihûştê Perşembe, 22 Mayıs 2014 20:48 Ji ber van sedeman bila sînemager keda xwe, hunera xwe, proje û fîlmên xwe di van pêşbirkan de nehelînin û xwe tune nekin. Ji xwe modern...
Soma'yı İyi Anlamak İçi̇n Soma'yı İyi Anlamak İçi̇n "Bori̇nage" Belgeseli̇ İzlenmeli̇! Salı, 20 Mayıs 2014 20:53   DEVRİMİCİ BİR YÖNETMEN: JORİS İVENS Kamerasını silah gibi kullanan ve filmleriyle mevcut sistemin yaptırımlarını sorgulayan ...
Burkîna Faso, Sînema û Kurdîstan... Burkîna Faso, Sînema û Kurdîstan... Pazartesi, 19 Mayıs 2014 17:19 Afrîka...ew parzemîna jibîrbûyî û dûrî me. An jî ew parzemîna ku me, wê ji xwe dûr xist. Afrîka, ew parzemîna ku toqê lanet lê ketiye û ro...
Bilimsel Sinemanın İlkeleri ve Araştırma Yöntemleri Bilimsel Sinemanın İlkeleri ve Araştırma Yöntemleri Salı, 13 Mayıs 2014 21:56 “Sinema insanlığa hiçbir şey öğretmez. Çünkü insanlık hiçbir şey öğrenmeyeceğini son 4000 yılda ispatlamıştır” ‘An...
Bizum Hoca: Anlaşıldı örtmenim! Bizum Hoca: Anlaşıldı örtmenim! Pazartesi, 12 Mayıs 2014 19:22 Filmde, devletin gönderdiği imamın gecikmesi nedeniyle bir hafta imamsız kalan Karadeniz köyünün imamlığına "Bizum Hoca"nın bir haftalığına ...
Dağlarda tiyatro, dağlarda müzik Dağlarda tiyatro, dağlarda müzik Salı, 06 Mayıs 2014 23:02 Dağlarda tiyatro izledim ve müzik dinledim, bir aya yakın bir süre onlarla yolculuk ettim, patikalarda yürüdüm. Onlara göre bireycilik san...
Modern Bir Dengbêjin Kamerasından Evdalê Zeynikê ve Hayatı Modern Bir Dengbêjin Kamerasından Evdalê Zeynikê ve Hayatı Pazartesi, 05 Mayıs 2014 22:20 Genç sinemacı Bülent Gündüz'ün ünlü Kürt ozanı (dengbêj) Evdalê Zeynikê'nin hayat üyküsünü konu alan belgesel filmi, genis çerçeve'den bakıl...
Sinema ve Bilim Sinema ve Bilim Cumartesi, 03 Mayıs 2014 23:14   Bilimin içinde var olan olgusal değerler düşünüldüğünde;  Sinemanın ihtiyacı olan muhtevayı ne tür bir doğrultuda elde etmesi...
Sînemaya Sêyemîn..! Sînemaya Sêyemîn..! Salı, 29 Nisan 2014 22:38   Li hember Birdoziyên Fermî, Dîroka Derewkar û Sînemaya Xapînok Hişyarbûneke Giyanî; Sînemaya Sêyemîn..!   "Pêwîste em, vê j...
Bir Varmış Bir Yokmuş: Büyüklere Masallar Bir Varmış Bir Yokmuş: Büyüklere Masallar Cumartesi, 26 Nisan 2014 08:50 Ali Reza DÜRÜ Son filmi He Bu Tune Bu (Bir Varmış Bir Yokmuş) filmiyle İstanbul Film Festivali Ulusal Yarışma kapsamında gösterilen, ...
Reha Erdemî ‘’Yaşam’’ Reha Erdemî ‘’Yaşam’’ Pazartesi, 14 Nisan 2014 21:58 Jîn Gava ku we wateyek da wê peyvê ango hûn bi Kurdî fikirin; ‘’yaşam’’ dibe ‘’jîn’’ , kadin jî dibe ‘’jin’’ wan peyvan hevceye ku mirov ...
Mandela: Özgürlüğe Giden Uzun Yol Mandela: Özgürlüğe Giden Uzun Yol Pazar, 13 Nisan 2014 21:21 Mandela galiba film olamayacak biyografilerin başında geliyor. O kadar çok şey yapıp, o kadar bedel ödemiş biri ki sadece kronolojik bazlı...
Akîra Kurosawa: Li Rashomon Firoşkarekî Donê Beqan...! Akîra Kurosawa: Li Rashomon Firoşkarekî Donê Beqan...! Pazar, 13 Nisan 2014 20:26 "Derhênerekî pak ancax, bi senaryoyeka baş dikare berhemeka bêhempa biafirîne. Dîsa derhênerekî ne pak, bi senaryoyeka ku zêde baş be jî n...
Anlamlı Toplum İçin Anlamlı Tiyatro Anlamlı Toplum İçin Anlamlı Tiyatro Cumartesi, 12 Nisan 2014 23:49 Ekin KIZILIRMAK Bütün sanatsal üretimler içeriğindeki anlamla toplumsal düşünüş biçimini yansıtır. Toplumsal düşünüş ve bu düşünceye göre...
Miraz Miraz Salı, 01 Nisan 2014 20:21 Derhêner Rodî Yuzbaşi, di sala 1979’an de li Agiriyê ji dayîk bûye. Li zanîngeha Erziromê beşa sînemayê xwendiyê. Derhêner Rodî Yuzbaşi, d...
Çiyayên Bakur li Benda Kamerayên Nû ne Çiyayên Bakur li Benda Kamerayên Nû ne Salı, 01 Nisan 2014 20:03 “Êş û jan hemû dibin hêza sedema bersiva bawerî û hunera te. Êdî bi hezaran Xelîl hene, bi kamerayên xwe, bi rêhevaltiyên xwe meşa te dido...
Dağ Sineması Dağ Sineması Salı, 01 Nisan 2014 19:41 Kendi içerisinde birçok anlamı ve özgünlüğü barındıran bir tanımlama olarak Dağ sineması -başlangıç için- ne kadar Kürdistan dağlarına dai...
İçimizden bir parça tiyatro İçimizden bir parça tiyatro Salı, 01 Nisan 2014 08:50 Dilan Özbey / Siirt E Tipi CezaeviDoğal toplumda sanat kutsaldı. Dinsel törenlerde, kutsal günlerde insanlar iki grup şeklinde karşılıklı ...
Sirta La Gal Ba Sirta La Gal Ba Cuma, 28 Şubat 2014 21:00 Shahram Alîdî, li Rojhilatê Kurdistanê ji dayîk bûye.  Di biçûktiya xwe de têkiliyên xwe bi hunerê re daniye. Di demên pêş de ji aliy...
Li Eniya Rojava Tiştek Nû Tune ye... Li Eniya Rojava Tiştek Nû Tune ye... Pazar, 23 Şubat 2014 23:26 “Ev çîrok, ne gilî û gazin ne jî mikur hatin e. Bibe bibe serpêhatî ye, lewre; mirin, ji yên ku pê re rû bir û dimînin re, ne serpêhatî ye...
Vî Zemanî Her Kesek Mîmarê Sînemaya Xwe ye! Vî Zemanî Her Kesek Mîmarê Sînemaya Xwe ye! Cuma, 07 Şubat 2014 11:15   "Ger hun li çîroka xwe xwedî dernekevin, wê hin kes derkevin û dest bi gotina çîroka we bikin."          ...
Gava Leqleqê Ya Derengmayî Gava Leqleqê Ya Derengmayî Pazartesi, 27 Ocak 2014 20:12 Di sînemaya Angelopoulos de hebûna rêwîtiyên kûr û bêdeng nayên niqaşkirin. Ev hebûn, di kesayetî û derûniya mirovan de xwe dide der, bi n...
Sinema Sanatı ve Sinema Eğitimi Sinema Sanatı ve Sinema Eğitimi Cuma, 24 Ocak 2014 23:44 Yazar: Metin Gönen Film yapmayı öğrenmek, paradoksal olarak, öncelikle film seyretmekten geçiyor. Bu nedenle Paris Sinematek’inin efsan...
Ji Dil Heya Fram: Di Sînema de Jin Ji Dil Heya Fram: Di Sînema de Jin Pazartesi, 20 Ocak 2014 17:14 Gulistan Şivan Xelîl   Jin û sînema… Dema ku em vê mijarê binîrxînin û bidin gotin, ji aliyê tevgera azadiya gelê Kurd ve gelek&nbs...
Baweriya Te Neçû, bi Me re Dînîtî Naskir... Baweriya Te Neçû, bi Me re Dînîtî Naskir... Pazar, 19 Ocak 2014 14:01   Dibînim ku gavek berî gavekê, dixwazî xwe bigihînî wir. Tu şidandî yî. Zahf şên î, bêhnçikiyayî, mîna kevanê yî ey rêwî ...
Dema Jin Hezbike Dema Jin Hezbike Pazar, 19 Ocak 2014 13:42 Di dîrokê de gelek şer hatine kirin, gelek têkoşîn hatine jiyîn, gelek berdêl hatine dayîn, gelek serkeftî hatine destxistin û hê jî berde...
Türk Filmlerinin “Yeni” Kürt Kadınları 2 Türk Filmlerinin “Yeni” Kürt Kadınları 2 Cumartesi, 18 Ocak 2014 11:20 Zozan Sima Jîn Nasıl Kurtulur? Kürt kızları okul okumamış olmalarından kaynaklanan cehalet ve devletin ‘yanlış politika’larından kaynaklı ...
Türk Filmlerinin “Yeni” Kürt Kadınları 1 Türk Filmlerinin “Yeni” Kürt Kadınları 1 Cumartesi, 18 Ocak 2014 11:16 Zozan Sima Kürt kadınları ve Kürt kadın gerillalarının mücadele ve yaşamları bölgede ve uluslararası alanda giderek ilgi odağı haline gelir...
Ben uçtum, sen kaldın Ben uçtum, sen kaldın Pazartesi, 13 Ocak 2014 10:47 Başlangıçta “Kayıp Mezar” ismiyle düşünülen film, yönetmenin Maxmur yolculuğuyla birlikte “Ben uçtum sen kaldın” ismini aldı. Kürdistan’ın c...
Theo Angelopoulos Sineması Theo Angelopoulos Sineması Cumartesi, 11 Ocak 2014 13:04 Dünyanın sinema tarafından kurtarılabileceğine inanmak isterim”Theo Angelopoulos Kendine has sinema dili ile sinemaya başka bir göz ile de...
Angelopoulos; Ne rojek heta dawîyê bêdawîtî... Angelopoulos; Ne rojek heta dawîyê bêdawîtî... Cumartesi, 11 Ocak 2014 09:19 “ Her ku teknolojî pêşda diçe wijdan jî paqijiya xwe wenda dike” (Theo Angelopoulos) Angelopoulos...an jî Theo..Bi pênasek din"Helbestva...
Rê: rastî, bawerî û azadî… Rê: rastî, bawerî û azadî… Perşembe, 09 Ocak 2014 20:35 Rêwîtiyekê bifikirin ku ber bi azadiyê ve wek aveke herikbar biherike. Rêwîtiyeke dijwar û xwe bawer… Li hemberî hemû rê û rewîtiyên ku be...
Deng:  Giyana Sînemayê! Deng: Giyana Sînemayê! Pazartesi, 30 Aralık 2013 00:20 “Deng,  ne ji bo bive nûtî û mode kete sînemayê. Ji ber ku sînemaya bêdeng,  zor da ser sînorên vegotina hunera plastîk, derbasi...
Die Falscher-Sextekariya Dewletê Die Falscher-Sextekariya Dewletê Perşembe, 26 Aralık 2013 23:43 Fîlmên wiha her tim bûne sedema lêpirsîna nirxên ehlaqî û civakî. Di bûyerên dîrokê de, binpêkirina mafên mirovahiyê, qetilkirin û komujiy...
Dağlarımız, ovalarımız, nehirlerimiz bizi bekliyor... Dağlarımız, ovalarımız, nehirlerimiz bizi bekliyor... Çarşamba, 25 Aralık 2013 21:07 Festival kelimesini duyduğumuzda çoğu zaman aklımıza gelen ilk şey ‘şenlik’ veya ‘eğlencedir’. Bunu film festivali olarak düşündüğümüzde i...
Sînemaya Rastîn Sînemaya Li Çiyayan e Sînemaya Rastîn Sînemaya Li Çiyayan e Pazar, 15 Aralık 2013 13:34   Alî ONGAN / BEHDÎNAN Şehîd Xelîl Dag (Xelîl Uysal) ji bo huner û hunermendiyê sekn û kesayetiyeke bi mînak e.  Şopandina cihê...
Angelopoulos û Mêrga ku Digirî Angelopoulos û Mêrga ku Digirî Cumartesi, 14 Aralık 2013 01:26 Feridun Birgül /Amed Theo Angelopoulos, derhênerekî Yûnanî yê navdar e. Di beşa sinemaya hunerî de nûjenekî herî serkeftî tê dîtin. Ne te...
Bombardıman altında sanat: Dağ sineması Bombardıman altında sanat: Dağ sineması Cumartesi, 14 Aralık 2013 01:02 Sanat ve sanatçılıkta Halil Dağ örnek bir kişilik ve duruştur.Coğrafyasına,halkına,gerillaya ve Kürt kültürüne aşık bir insanın ayak iz...
Şoreşa Bêdeng Şoreşa Bêdeng Çarşamba, 04 Aralık 2013 19:16 Dokûmentera “The silent Revolution” (Şoreşa Bêdeng) yekemîn xebata dokûmenterî ya demdirêj e ku derbarê Kurdên Rojava de hatiye çêkirin, p...
Ken Loach û Bayê Azadiyê Ken Loach û Bayê Azadiyê Salı, 03 Aralık 2013 12:32   Ken Loach ji Îngîlîztanê ye. Di nava sînemagerên Îngîlîztanê de cihekê bilind ji xwe re girtiye. Mijarên fîlmê wî zêdetir li ser civ...
Katolîkekî Wextî Wî Derbasbûyî: Martîn Scorsese! Katolîkekî Wextî Wî Derbasbûyî: Martîn Scorsese! Pazar, 01 Aralık 2013 22:32 Ardin Diren "Karekterên wî dişibin Îsa! Çarenûsa Îsa parve dikin. Bêçare û   neçar in. Dixwazin hin tiştan biguherînin. Lê mixa...
Vizöre uzun bakış: Angelopoulos ve akan zamanı Vizöre uzun bakış: Angelopoulos ve akan zamanı Çarşamba, 27 Kasım 2013 14:07 Her sayfasına bir resim çizilmiş kitapların hızla çevrilmesiyle sabit görsele hareket izlenimi katarak ilk sinemasını oluşturan insanoğlu,...
Hedef: Hükmetmeyen sinema Hedef: Hükmetmeyen sinema Çarşamba, 27 Kasım 2013 13:54 Birkaç gün önce birçok gazetenin, Bugün gazetesinden Metin Arslan imzasıyla “KandilWood” diye servis ettiği haber ilginç! PKK’nin filmler ...
Saklı Daima Geri Döner Saklı Daima Geri Döner Cuma, 22 Kasım 2013 14:41 1920’lerde Vertov film kamerasını keşfedici mekanik bir göze benzetirken, Eisenstein sinemanın, montajın izleyici üzerindeki çarpıcı etkis...
 V for Vendetta - Sonsuza Kadar Özgürlük V for Vendetta - Sonsuza Kadar Özgürlük Cuma, 22 Kasım 2013 14:33 Birlik ve beraberliğe en çok muhtaç olduğumuz şu günlerde... V for Vendetta, gelecekteki İngiltere'de geçiyor. Terör, savaş ve bir virüsün...
Dziga Vertov'un Sinema Dili Üzerine Dziga Vertov'un Sinema Dili Üzerine Cuma, 22 Kasım 2013 14:30 Alparslan Nas Bugün modernizmden bahsederken, merkezi Avrupa olan, bilim ve teknolojideki gelişmeleri, laikliği, bireyciliği ve küreselle...
1961 Paris Katliamı ve 1961 Paris Katliamı ve "Saklı" Anılar Cuma, 22 Kasım 2013 14:26 Alparslan Nas Fransa ve Cezayir ilişkileri, geçmişte ve bugün sosyal bilimcilerin ele aldığı önemli konu başlıklarından biri olmuştur. İk...
Sinemacı, Sadece Sinemacı mıdır? Sinemacı, Sadece Sinemacı mıdır? Cuma, 22 Kasım 2013 14:22 Simon Kuper'in futbolla ilgili ünlü kitabının klişeye dönüşen Türkçe başlığını uyarlayarak söylersek: Sinema, sadece sinema değildir elbet...
Gezici Festival Gezici Festival Cuma, 22 Kasım 2013 14:18 GELENEK DEVAM EDİYOR, GEZİCİ FESTİVAL YOLLARA DÜŞÜYOR! 15. GEZİCİ FESTİVAL 4-10 Aralık 2009, Ankara 11-17 Aralık 2009, Artvin ...
Postmodernizm Ve Sinema Postmodernizm Ve Sinema Pazar, 17 Kasım 2013 00:56 1.BÖLÜM: MODERNİZM VE POSTMODERNİZM KAVRAMI Günümüzde çok sık tekrarlanan bir sözcük olan postmodernizm kavramı mimariden, sosyal bilim...
Gelecek Uzun Sürer.. Gelecek Uzun Sürer.. Cumartesi, 16 Kasım 2013 00:41 Gelecek, Kana Boğulup Toprak Bununla Doymuşsa, Uzun Sürer Daha iyi bir gelecek iddiası uğruna bugün ve bugünde yaşayanların sadec...
Çağın Toplum Mühendisliği ve Sinema Çağın Toplum Mühendisliği ve Sinema Cumartesi, 16 Kasım 2013 00:37 İnsan beyninin algı aşamasının ilk basamağında bile önce göz organının işlevselliğini konuşturması gözün insan bedeni açısından önemini or...
Minimal Sularda Maksimum Trajedilere Yolculuk: Rêç / İz Minimal Sularda Maksimum Trajedilere Yolculuk: Rêç / İz Cumartesi, 16 Kasım 2013 00:30 Kürt coğrafyasında yaşanan şizofrenik (devlet kaynaklı) tarih ve bu tarih belleğindekikayıtlara ilişkin yapımlarıyla kötü bir sezon geçire...
Çoğunluk Filmi, La Boétie ve Gönüllü Kulluk Çoğunluk Filmi, La Boétie ve Gönüllü Kulluk Cumartesi, 16 Kasım 2013 00:24 Çoğunluk Filmi, La Boétie ve Gönüllü Kulluk (Tam Metin) Yazar: Metin GÖNEN Tepenin Ardı (2012) ve Çoğunluk (201...
Jîn, Yaşam İradesi ve Özgürlük Jîn, Yaşam İradesi ve Özgürlük Cumartesi, 16 Kasım 2013 00:11  Jîn, Yaşam İradesi ve Özgürlük Yazar: Metin GÖNEN Sine-Tasvir Jîn (2013) filmi, her şeyden önce, doğaya, yaşama ve öz...
Devletin Akılsızlığına Bir Deli Tokadı: Meş Devletin Akılsızlığına Bir Deli Tokadı: Meş Cuma, 15 Kasım 2013 23:58 Deli deliyi görünce sopasını saklarmış. Devlet Kürdü görünce ne olur elbette bilinir ya biz diyelim aklını saklar ve de başlar bir akıl...
Hepimiz Sinemacıyız! Hepimiz Sinemacıyız! Cuma, 15 Kasım 2013 23:43 Yasak Koyma! Sinema Yap, Özgür ve Demokratik Bir Toplum Yarat! Özgür Sinemacılar Manifestosu Aristoteles’in dediği gibi; kurmaca (fictio...
Film karanlıkta seyredilir ama... Film karanlıkta seyredilir ama... Perşembe, 14 Kasım 2013 12:34 "Film karanlıkta seyredilir ama anlamak için aydınlık bir zihin gerekir"   Büyü ve girdap. Sinema denilince aklıma gelen ilk iki keli...
Başkanın Adamları: Başkanın Köpekleri! Başkanın Adamları: Başkanın Köpekleri! Perşembe, 14 Kasım 2013 00:02   “Yalan söyleyin. Mutlaka inanan çıkar. Yeterince sık söylenen yalan, sonunda gerçek hale gelir.”(Hitler'in propaganda bakanı ...
Stanley Kubrîck û Full Metal Jacket Stanley Kubrîck û Full Metal Jacket Salı, 12 Kasım 2013 22:51   Yên ku Stanley Kubrîck nizanibin dê bêjin, ev fîlm jî, fîlmeke ji rêzê ye ku li ser buyerên şerê Vîetnamê hatiyê kêşandin. Ya din ...
Rûmeta Mirovahiyê Wê Îşkencê Têk Bibe! Rûmeta Mirovahiyê Wê Îşkencê Têk Bibe! Çarşamba, 06 Kasım 2013 12:21   ey pakrewan ey xwîn-şêrînê biqasî tehma dirrîreşkaney di şerran de cirrnexweşê biqaskurîbeşkante çermê xwe rakişandiye ji dêvla m...
Nirxandinek li ser fîlma Nirxandinek li ser fîlma "Keştiyên ji kaxizan" Pazar, 03 Kasım 2013 10:40   Galaya fîlma bi navê "keştiyên ji kaxizan" di yekê sermawezê de li Navenda Çanda Cegerxwîn de hat pêşkêşkirin. Piştî buyerekê gerî...
Ezel'in Ramiz'i değil Sürü'nün Hamo'su Ezel'in Ramiz'i değil Sürü'nün Hamo'su Perşembe, 31 Ekim 2013 23:30 Bu yazı, ne bir Tuncel Kurtiz güzellemesidir, ne de O'nun ardından bir ağıt niteliği taşıyan, "ölüye övgü" seremonisidir. Bu yazı, sadece ...
İyi Filmler Dünyayı Değiştirir İyi Filmler Dünyayı Değiştirir Perşembe, 31 Ekim 2013 23:28 Vize almak için gittiğim Amerikan elçiliğinde hekimliğimle ilgili hazırladığım onca belgeye sıkıntılı ve şüpheli nazarlarla bakan zenci gö...
JÎN: Li Mêrsîn'ê çîrokek Qendîl'ê!! JÎN: Li Mêrsîn'ê çîrokek Qendîl'ê!! Perşembe, 31 Ekim 2013 23:19 Bêguman jiyana gerila û gerîlatiyê ji gelek mirovan re tiştek bi efsûn û têr meraq e. Çiya û jiyana çiya ji zafek mirovan re bu ye kul û d...
Duvarın ardı Duvarın ardı Salı, 29 Ekim 2013 18:54 Yönetmen Christian Petzold, Barbara adlı filminde Berlin Duvarı’yla ikiye bölünmüş dönemin Almanya’sında Doğu Almanya diye tabir edilen ‘t...
AHMET SONER: Son on yılda Kürt sineması AHMET SONER: Son on yılda Kürt sineması Pazar, 27 Ekim 2013 20:38 Doksanlı yılların ikinci yarısından sonra Mezopotamya Kültür Merkezi’nin başlattığı Sinema Atölyeleri, Kürtlerin sinema aşkını alevlendird...
M.MÜJDE ARSLAN: Genç Kürt sinemasının cesur kadınları M.MÜJDE ARSLAN: Genç Kürt sinemasının cesur kadınları Pazar, 27 Ekim 2013 20:34 ‘Kürt sineması var mıdır?’ tartışması bugün hala yer yer devam etse de genç bir sinemamız olduğuna inanmamız ve büyütmenin yollarını konuş...
Kürt sineması ekol yaratıyor Kürt sineması ekol yaratıyor Pazar, 27 Ekim 2013 20:27 “Yakın zaman önce kaybettiğimiz bir arkadaşımızın, Taha Kerimi’nin filmlerini gördükten sonra, kendi kendime dedim, Kürtler sadece Kürt sine...
Rojava ve Antalya Rojava ve Antalya Perşembe, 24 Ekim 2013 18:06 M. Hadi Sümer / Ortadoğu Sinema AkademisiTarih 13 Kasım 1960. Yer Batı Kürdistan’da (Rojava) Amudê şehri. Bir sinema salonuna film izleme ...
Küçük Mizgin’in cennet düşleri Küçük Mizgin’in cennet düşleri Salı, 22 Ekim 2013 15:46 Karpuz Cenneti politik bir meseleyi biraz naif, biraz daha dolaylı olarak bir çocuğun gözünden trajikomik bir şekilde anlatıyor. Yönetmen Gü...
Fecira: “Memleket mi Bıraktılar?” Fecira: “Memleket mi Bıraktılar?” Cumartesi, 19 Ekim 2013 20:27 “Dilin, onu kullananların (söyleyenlerin, dinleyenlerin, yazanların, okuyanların, çözenlerin) dışında bir gerçekliği yoktur. Yine de kulla...
Tarih, Sinema ve Kılıçları Çekmek Tarih, Sinema ve Kılıçları Çekmek Cumartesi, 19 Ekim 2013 20:14 "Tarih" bir bilimdir, "Sinema" da bir sanat... Bilimler sonuçlarını "dir/dır" diye ispatlamak, sanat/sanatçı ise, "bence, şöyle bir şey" y...
Devrim ve İsyan Filmleri Devrim ve İsyan Filmleri Cumartesi, 19 Ekim 2013 20:08     Bu toz duman dağıldıktan sonra şimdi tam da film izleme, düşünme ve üzerine konuşma zamanıdır. Haftalık Antrakt Sinema Ga...
Nîqaşek ji bo sînemageriyê Nîqaşek ji bo sînemageriyê Cuma, 18 Ekim 2013 11:15 Sînema, ji bo temaşegeran çê dibe. Temaşeger jî bi dîtina xwe, şîroveyên xwe ya erenî an jî neyînî tînin ziman. Lê sinemager, nikare tenê ...
Kürt sinemacılar tarihlerini yazıyor Kürt sinemacılar tarihlerini yazıyor Perşembe, 17 Ekim 2013 21:53 Kürt sinemacılar tarihlerini yazıyor. Sinemacıları yazıyor Kürtlerin tarihini. Kürtlerin tarihini sinemacıları yazıyor. Vurgulamada bir an...
Kürt Sinemasının Kadınları Kürt Sinemasının Kadınları Perşembe, 17 Ekim 2013 11:21 Türkiye’de Kürtler söz konusu olunca politikacı ve gazetecilerin nasıl da bir tahakküm dili kullandığını, bilirsiniz. Bir de ben Kürt sine...
Sinema, biraz da Chaplin demektir! Sinema, biraz da Chaplin demektir! Çarşamba, 16 Ekim 2013 23:40 19. yüzyılın sonlarında Victoria’nın İngiltere’si varlıklı ailelerin dillere destan yaşamları ile korkunç bir yoksulluğun pençesinde kıvrana...
Nazi Dönemi Alman Propaganda Sineması Nazi Dönemi Alman Propaganda Sineması Çarşamba, 16 Ekim 2013 23:37 “Entelektüellik, insan bilinci için büyük bir tehlikedir.” Joseph Goebbels Propaganda, toplumların bütünleşme süreçleri içerisinde b...
Ölüm Oruçlarını Sinemada İzlemek Ölüm Oruçlarını Sinemada İzlemek Çarşamba, 16 Ekim 2013 23:20 Röportaj: Murat Tolga Şen 1- Ölüm Oruçları ilk kez Adana’da yarışan Simurg belgeseliyle gündeme geldi ama şimdi sol sinemanın yeni duyarl...
Filmmor, Kadın ve Anne Le Ny Sineması Üzerine Filmmor, Kadın ve Anne Le Ny Sineması Üzerine Çarşamba, 16 Ekim 2013 23:12 Kadın ve Şiddet… Yan yana görmeye ne kadar alışık olduğumuz iki kelime değil mi? Birbiriyle ne kadar ilintili, sımsıkı bağlarla bağlanmış,...
Ingmar Bergman Ingmar Bergman Çarşamba, 16 Ekim 2013 23:06 INGMAR BERGMAN (14 TEMMUZ 1918 – 30 TEMMUZ 2007) “Her duygu, her hareket, her fiziksel rahatsızlık, kullandığım her sözcük için büyük bir...
Savaş Korku Filmleri Savaş Korku Filmleri Çarşamba, 16 Ekim 2013 23:03 Daha önce de söylemişimdir, savaş/korku (horror/war) olarak isimlendirilen türe karşı aşırı bir düşkünlüğüm vardır. Tür dahilindeki filmleri...
İzlemeniz Gereken 15 Western İzlemeniz Gereken 15 Western Çarşamba, 16 Ekim 2013 23:01 Westernler ya da bizde daha çok sevilen adı ile kovboy filmleri özellikle seksenler çocuklarının dövüş filmleri ile birlikte en sevdiği tü...
Sinema Tarihinin En Kötü 50 Filmi Sinema Tarihinin En Kötü 50 Filmi Çarşamba, 16 Ekim 2013 22:57 Geçen gün Youtube’da gezinirken çok eğlenceli bir videoya denk geldim. Sinema tarihinin en kötü 50 filminin listelendiği bu videoda, ...
Salazar Dönemi Filmleri Salazar Dönemi Filmleri Çarşamba, 16 Ekim 2013 22:55 Türkiye’de Mayıs sonu ile Haziran ayında yaşanan olaylar, tarihimiz açısından çok önemli bir kavramı ortaya çıkardı: Gezi Ruhu. Kimi çevrele...
Doğada Geçen 20 Hayatta Kalma Filmi Doğada Geçen 20 Hayatta Kalma Filmi Çarşamba, 16 Ekim 2013 22:53 Hayatta kalma içgüdüsü, sadece insanların değil, yeryüzündeki bütün canlıların davranışlarını yöneten en büyük itici güçtür. İzlediğimiz p...
Tek Mekanda Geçen 20 Film Tek Mekanda Geçen 20 Film Çarşamba, 16 Ekim 2013 22:51 İzlediğimiz filmler genellikle pek çok farklı mekanda, kimi zaman eşsiz manzaralar eşliğinde, kimi zamansa teknolojinin de yardımıyla yapa...
Müziksiz Saf Sinema Müziksiz Saf Sinema Çarşamba, 16 Ekim 2013 22:47 Sinema filmlerinde müzik kullanmanın, görüntüyle anlatımın eksiğini kapatmaya yaradığı, müzik kullanmadan yapılan anlatımın daha değerli ve ...
50. Altın Portakal’ın Eleştirisi 50. Altın Portakal’ın Eleştirisi Çarşamba, 16 Ekim 2013 22:37 Yarım asır boyunca, Yeşilçam’ın en güzel eserlerini seçkisinde bulunduran, en önemli yönetmenlerini ödüllendiren ve Türkiye’nin en itibarl...
Salon Sineması Salon Sineması Çarşamba, 16 Ekim 2013 20:23       Bütün dünyayla aynı anda canlı olarak izleyebileceğiniz 3 şey var: Birincisi savaş. Emperyalist müdahaleciliği, ...
“ÇÎRKÎN QRAL” “ÇÎRKÎN QRAL” Salı, 15 Ekim 2013 22:27 Di navbera qutbûna te de si sal derbas bûn. Lê hîna jî ciwanên Kurd bi navê te dixemilînin hêviyên xwe û her yek ji wan dixwazin bibin Yilma...
Belgefîlma li ser Sînemaya Yugoslavyayê Belgefîlma li ser Sînemaya Yugoslavyayê Pazar, 13 Ekim 2013 20:33   Belgefîlma bi navê Cînema Komunîsto (Sînemaya Komunîst) a ji aliyê Mila Turajlic hatibû kişandin, li Fransayê tê pêşwazîkirin. Di ...
Sinema ve Düşünce Devrimi Sinema ve Düşünce Devrimi Salı, 10 Eylül 2013 18:22 Neden sinemanın bir düşünce devrimi yaptığına artık inanmıyoruz?   M. Hadi Sümer / Ortadoğu Sinema Akademisi   Sanatın biç...
Çend gotin li ser dîroka sînemayê Çend gotin li ser dîroka sînemayê Perşembe, 05 Eylül 2013 19:54 Sînemayê, yekemîn gava xwe di 28 ê Kanûnê, sala 1895 an de li Parisê davêje. Heger mirov bi du birrên gelekî mezin û serekî sînemê binav b...
Kapitalist Sistem En Kültürsüz Sistemdir Kapitalist Sistem En Kültürsüz Sistemdir Perşembe, 05 Eylül 2013 19:51 İnsanlık, kültür, toplumsallık ve insani değerler açısından en kötü sistem kapitalizmdir. Cihan Eren Devletçi kültür içinde en etkili ...
Kısa Film Sorgusu; Arin İnan Arslan Kısa Film Sorgusu; Arin İnan Arslan Çarşamba, 28 Ağustos 2013 22:12   Diyarbakır’da, İstanbul’da insanlar omuz omuza vermiş Kürt Sineması’nın, Türk Sineması’nın kaderini değiştirmeye çalışırken, birli...
Toplumsala Dayanan Bir Fenomen: Sinema – 2 Toplumsala Dayanan Bir Fenomen: Sinema – 2 Çarşamba, 28 Ağustos 2013 22:09 Yazının daha önceki ilk bölümünde Kürt sinemasının daha çok öznel yaratım süreçlerine ve film çeken sinemacılara dair bir tartışma yürüter...
Toplumsala Dayanan Bir Fenomen: Sinema – 1 Toplumsala Dayanan Bir Fenomen: Sinema – 1 Çarşamba, 28 Ağustos 2013 22:06   Son yıllarda Kürt sinemasının doğuşu, ortaya çıkışı ya da gelişimi ile ilgili gerek festivallerde, gerek bazı platformlarda ve çok...
Bihuştek li ser ruyê erdê: Cannes Bihuştek li ser ruyê erdê: Cannes Pazar, 25 Ağustos 2013 00:02 Cannes, an jî navenda bihuştê ya ser ruyê erdê… 64 salên bihêz bi tevlibûnek mezin berdewam e û didome. Heyanî niha gelek fîlm û derhêner ...
Gerçeğin Dili Olarak Sanat Gerçeğin Dili Olarak Sanat Salı, 20 Ağustos 2013 19:21 Verdiğimiz, söylediğimiz her şeyi militanlarımız almışlarsa; onu dile getirmeyi, bir tarza dökerek vermeyi, devrimin bir kuralı olarak da be...
Sanatın Devrimci İşlevi Sanatın Devrimci İşlevi Salı, 20 Ağustos 2013 19:04 Devrimci mücadelemizin gelişmesiyle birlikte sanatın hem devrimdeki işlevi açımlanmış, hem de yanlış anlayışların devrimdeki olumsuzlukları ...
Kültür Sanat Çalışmalarının Sorunu! Kültür Sanat Çalışmalarının Sorunu! Salı, 20 Ağustos 2013 19:01 Kültür ve sanat emekçileri yüzünü bir halkı savunmaya dönmelidir. Dünyada tüm kültürel çalışmalar orijin çalışmasıyla başlar, kök arayışıyla...
Zerê; Fîlmê Yekemîn Derhaqê Êzdiyanda Zerê; Fîlmê Yekemîn Derhaqê Êzdiyanda Cumartesi, 10 Ağustos 2013 00:02   Fîlmê yekemîn derheqa êzdiyanda fîlmekî dramayî bi navê “Zerê” (sala 1926) şanoger, sênarîst û derhênerê sovêtêye bi e...
Sînemaya Rastî; Jiyana Rastî Sînemaya Rastî; Jiyana Rastî Cumartesi, 20 Temmuz 2013 15:54 We Di Semta Xwe De Behsa Zarokên Semta Din Nekirin Bi navbeynkariya televîzyonê filmên ku mirov bi hesanî dikare bigihêjiyê, derveyî dîroka...
Fîlmên Yilmaz Guney li ber Pozê Çiya bi Dawî Dibin Fîlmên Yilmaz Guney li ber Pozê Çiya bi Dawî Dibin Cumartesi, 20 Temmuz 2013 15:51 Yilmaz di dema xwe de ji bo dîtina pirsgirêkên civakî çav çêkirin. Lê dilê wî ji bo şervaniya azadiyê lêdida. Siwarbûna wî ya li hespê û tiv...
Kürt Tiyatrosu Kürt Tiyatrosu Cumartesi, 20 Temmuz 2013 15:07 1918’de İstanbul’da Evdirehîm Rehmî Hekarî’nin “Kovara Jîn” için kaleme aldığı Memê Alan piyesi, Kürt tiyatro edebiyatının ilk örneği olarak...
'Yeşil Film'lere Mecbur Değiliz! 'Yeşil Film'lere Mecbur Değiliz! Cumartesi, 20 Temmuz 2013 14:41 Eğer sinema sanatsal özüne kavuşturulacaksa, bu konumundan, yani toplum dışılığı ve karşıtlığı konumundan çıkarılması, toplum ve toplumsallı...
Yedinci Sanatla İkinci Sanatın İzdivacı Yedinci Sanatla İkinci Sanatın İzdivacı Cuma, 19 Temmuz 2013 20:26 "KİMİ YÖNETMENLERLE KİMİ MÜZİSYENLERİN ADI BİRBİRİNDEN BAĞIMSIZ OLARAK ANILAMAZ" 19. Yüzyıl'ın sonlarında ortaya çıkan sinema, 1900'lü yı...
"Sinemanın Namusu ya da Yeni Gerçekçilik" Cuma, 19 Temmuz 2013 20:21 "DEVRİMCİ OLAN GERÇEĞİN KENDİSİDİR!.." Çukurova'nın geniş tarlalarıyla halaya durmuş bir akşam kızıllığı saatidir. Torosların ardına doğr...
Hamlet ! Hamlet ! Cuma, 19 Temmuz 2013 00:04 Di roja me ya îro de, hûnera bi navê civaka Kurdistanê tê pêkanîn û hûnermendên kû ew pêktînin, bi zêdetirê xwe di nava xeletî û çewtiyên me...
Şano; Xweza, Jin û Temaşevan Şano; Xweza, Jin û Temaşevan Cuma, 19 Temmuz 2013 00:01 Şano bi ew şêwazê ku afirandiye ve, temaşevanên xwe di afirîne û digre nava xwe. Ango şano û temaşevan bi hev hene. Şano bi temaşevanên xw...
Di Sînema Kurd de sî û rastî Di Sînema Kurd de sî û rastî Perşembe, 18 Temmuz 2013 23:57 Êdî di Kurdistanê de ti hunermend nikare hilberîna azadiya gelê Kurd înkar bike. Ger ku îro bahsa hunerê jî tê kirin mirateya ku sî û penc s...
Xwe ‘Buyin An Nebuyin’ Xwe ‘Buyin An Nebuyin’ Perşembe, 18 Temmuz 2013 23:55 Bila avên qirêj tevlî rûbarên me nebin û wekî hindek rûbaran di germahiya havînê de neçikin. Ne civakê ne jî xwe bixapînin. Harûn DİCLE ...
Kayıp Özgürlük Filmi Bir Devlet Filmi Olmaktadır Kayıp Özgürlük Filmi Bir Devlet Filmi Olmaktadır Perşembe, 18 Temmuz 2013 23:46 Umur Hozatlının (Atilla Halis) kayıp özgürlük filmiyle kritiğe başlayabiliriz. Kişi olarak Kürt filmini aşırı kritiğe alma yanlısı değildi...
Post Yeşilçam Dedikleri Türkiye – IV Post Yeşilçam Dedikleri Türkiye – IV Perşembe, 18 Temmuz 2013 23:38 Bilgi ve aşk rekabeti aslında üstü örtük olsa da, Türkiye’deki geleneksel cumhuriyetçilerle Fethullah ekibinin arasındaki kavganın sinemaya ...
Post Yeşilçam Dedikleri Türkiye -III Post Yeşilçam Dedikleri Türkiye -III Perşembe, 18 Temmuz 2013 23:29 Devlet zaten bu sürecin politikasını devleti ele geçirmiş çete guruplarının belirlediğini belirtiyor ve bunu özellikle bir politika değerind...
Post Yeşilçam Dedikleri Türkiye-II Post Yeşilçam Dedikleri Türkiye-II Perşembe, 18 Temmuz 2013 23:24 Yeşil çamı post-yeşilçam olarak aştırmak isteyen kuşak yeşilçamın gerisinde olup, belirsiz bir yöne doğru yol almaktadır. Zeki SARI Di...
Post Yeşilçam Dedikleri Türkiye-I Post Yeşilçam Dedikleri Türkiye-I Perşembe, 18 Temmuz 2013 23:22 Postmodernizm sanatı, karşısında hiçbir tepki yaratmadan toplumu iğdiş etme aracıdır. Öğretilmiş çaresizlikler vahşi bir psikoloji yöntemidi...
Hep Ölümsüz  Zamanlar Diledim Senin İçin Hocam.. Hep Ölümsüz Zamanlar Diledim Senin İçin Hocam.. Perşembe, 18 Temmuz 2013 23:02 Uğurlamak kadar ayrılıklar da yeni anlamlar katıyor hayatımıza demiştim sana. Şimdi dönüp baktığımda sen öyle büyük bir yerde duruyorsun ki ...
Kendin 'Olmak Ya da Olmamak' Kendin 'Olmak Ya da Olmamak' Perşembe, 18 Temmuz 2013 22:59 Tiyatro ve tiyatrocuların görevi yaşamın dili olmaktır ve bu dili öz-diliyle halka taşırmak ve buluşturmaktır. Biz tiyatrocuların en çok ü...
Kendini Tanıtan Sinema: Kürt Sineması Kendini Tanıtan Sinema: Kürt Sineması Pazar, 14 Temmuz 2013 00:30 Gecikmiş bir sinema Ortadoğu’da 40 milyondan fazla bir nüfusa sahip olduğu tahmin edilen Kürtler sinemasahnesine oldukça geç adım atmışlard...
Sinema ve Mitoloji Sinema ve Mitoloji Cumartesi, 13 Temmuz 2013 19:29 Yazar:Fırat Sayıcı Mitoloji sinemaya aktarılırken genelde iki yol izleniyor. Ya doğrudan mitolojik hikayenin filmini çekmek ( Beowo...
Kapitalizmin Maskesini Düşüren Filmler Kapitalizmin Maskesini Düşüren Filmler Cumartesi, 13 Temmuz 2013 19:20 Yazar:Serdar Akbıyık Açıkçası bu öyle bir konu ki sayfalarca sürecek kadar film adı çıkarabilirim size. Fakat belirli bir kategori ...
En İyi 10 En İyi 10 "İlk Aşk" Filmi! Cumartesi, 13 Temmuz 2013 19:12   Kız Arkadaşım (My Girl) / 1991 Kız Arkadaşım, 90 larda büyümüş her çocuğun gönlünde yer etmiş bir ilk aşk hikayesidir. Küçük bi...
Mizgin Müjde Arslan'la Kürt Belgesel Sineması Üzerine* Mizgin Müjde Arslan'la Kürt Belgesel Sineması Üzerine* Cumartesi, 13 Temmuz 2013 19:05 Kürt Belgesel Sineması’nı nasıl tanımlıyorsunuz?   Benim buna bugün getirebildiğim tanım kayıt altına alma. Kürtlerin, Türkiye’de, ...
Kazım Öz'le Kürt Belgesel Sineması Üzerine* Kazım Öz'le Kürt Belgesel Sineması Üzerine* Cumartesi, 13 Temmuz 2013 19:01 Türkiye’de Kürt Belgesel Sineması’nı nasıl tanımlıyorsunuz?   Aslında yeni yeni doğuyor. Başlangıcından, doğumundan, çocukluğundan,...
Ayça Çiftçi'yle Kürt Belgesel Sineması Üzerine* Ayça Çiftçi'yle Kürt Belgesel Sineması Üzerine* Cumartesi, 13 Temmuz 2013 18:45 Çok genel bir sorudan başlayacağız. Türkiye’de Kürt sineması ya da Kürt belgesel sinemasını nasıl tanımlarsınız?   Bu oldukça tartı...
Ji bo jiberkirinê xira bikin Ji bo jiberkirinê xira bikin Cumartesi, 13 Temmuz 2013 17:24 Mizgîn Mujde ARSLAN / STENBOL Çalakiyek, ji bo hebûnê pêk bînî fîlmê çêdikî, tişta ku em dikin ev e. Em tenê bi fikarên estetîkî fîlm çên...
Ezberleri bozmak için film yapıyoruz Ezberleri bozmak için film yapıyoruz Cumartesi, 13 Temmuz 2013 17:20   Son yıllarda kadınların belgesel alanında iyi işler çıkardığını görüyoruz. Belgesel, sinemanın diğer türlerine göre daha özgür bir...
Tuğba Özer ile Kısa Film Hakkında Tuğba Özer ile Kısa Film Hakkında Cuma, 12 Temmuz 2013 22:10   Animasyon filmi ile Çevre Film Festival’inde ödül alan Tuğba Özer ile İki Ağaç ve Kısa filme dai CineShort – A.polat Kendinizi k...
Bir duruş olarak Kürt sineması Bir duruş olarak Kürt sineması Cuma, 12 Temmuz 2013 17:07 Kürt sinemasında Bahman Ghobadi'nin "Dema Hepsên Serxweş" filmiyle Cannes Film Festivali'nde Altın Kamera ödülünü aldığı 2000 yılı milat a...
Di Sînema Kurd de sî û rastî Di Sînema Kurd de sî û rastî Pazartesi, 01 Temmuz 2013 00:31 Hunera sînema li devê deriyê Kurdan dixe. Wê ne şaş be ku em bêjin gelê Kurd di riya hunera dîtbîniyê de, dikare ji nû ve serweta dîroka x...
Halil Uysal Dağ Sineması Halil Uysal Dağ Sineması Pazar, 26 Mayıs 2013 23:10 “Bir başlasam bütün zaman duracak ellerimde, çok iyi biliyorum. Yola bir koyulsam su gibi akacak her şey avuçlarımın arasından, biliy...
Küba Sineması Küba Sineması Pazar, 19 Mayıs 2013 21:49 Ignacio RAMONET 1971 Nisan'ında Havana'da toplanan ilk eğitim ve kültür kongresinde, delegeler, Kuzey Amerika'nın egemenliği sırasında Küb...
Kuma: Rahatsız, Dinamik ve Röntgenci Bir Film Kuma: Rahatsız, Dinamik ve Röntgenci Bir Film Cuma, 17 Mayıs 2013 21:45 Film Künyesi Yıl: 2012 Yönetmen: umut dağ Oyuncular: Begüm Akkaya, Nihal Koldaş FİLMİ İZLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ.
Fransız Siyasal Sinemasında Angaje Gruplar Fransız Siyasal Sinemasında Angaje Gruplar Salı, 14 Mayıs 2013 15:23 1968 Mayısı: Siyasal Sinema Nedeni 1968 Mayıs'ı siyasal sinemaya taze bir kan getirmiştir. Fransa'da öğrencilerin ayaklanmasısyla başlaya...
Dünden Bugüne Western Filmleri Dünden Bugüne Western Filmleri Salı, 14 Mayıs 2013 15:14 Kimse "western" tanımlamasının nereden geldiğini tam olarak bilmez. Her ne kadar "west-batı" kelimesinden türetilmiş olsa da Amerika'nın g...
Ünlü Sinema Yönetmenleri Ünlü Sinema Yönetmenleri Cuma, 10 Mayıs 2013 00:00 Sinemaya ilgi duyan geniş kitleleri ölçü alırsak yönetmenler her zaman perde gerisinde kalmaya mahkum oldular. Örneğin bir Scorsese başyap...
Kürdistan Sinemasında Mekân Olarak Dağ ve Halil Uysal... Kürdistan Sinemasında Mekân Olarak Dağ ve Halil Uysal... Çarşamba, 08 Mayıs 2013 14:31 YILMAZ TEKİN "Kürt Sineması mı? Kürdistan Sineması mı?" başlığını taşıyan değerlendirmemde kavram olarak Kürdistan Sineması tanımının alt...
Li Stenbolê şanoyeke kurdewarî: DestAR-Theatre Li Stenbolê şanoyeke kurdewarî: DestAR-Theatre Salı, 07 Mayıs 2013 22:23 Salihê Kevirbirî DestAR-Theatre, di Şanoya Kurdan de ji îdîayan bêhtir,girîngîyê dide jîyana ceribandinên teatral Koma Şanoyê ya...
Awirek li ser şanoya kurdî Awirek li ser şanoya kurdî Salı, 07 Mayıs 2013 22:22 Tevahîya bisporên şanoyê, dîyar dikin ku şano ango tîyatro ji şahîyên Dionisosê derketiye. Di serdema kevnar de gorî û pêşkêşî ji bo Dioni...
Di navbera jîyan û mirinê de çîroka jineka kurd Di navbera jîyan û mirinê de çîroka jineka kurd Salı, 07 Mayıs 2013 22:15   Fîlmê derhêner Reha Erdem ya bi navê JÎN, ku di raya giştî ya tirk û kurdan de dihat meraqkirin, li festîvala fîlma...
Fîlmeke kurdî ku bêhna 'Yeşilçam'ê jê tê: Doz Fîlmeke kurdî ku bêhna 'Yeşilçam'ê jê tê: Doz Salı, 07 Mayıs 2013 22:12   Fîlma Doz, ku tê de stranbêj Dîyar û Zozan dilîzin, yek ji wan berheman e, ku di van salên dawîyê de li Kurdistana Başûr bi budçey...
Sînemaya kurdî li gor kîjan prensîban dikare bê bi nav kirin? Sînemaya kurdî li gor kîjan prensîban dikare bê bi nav kirin? Salı, 07 Mayıs 2013 22:08 Yilmaz Özdil Yekemîn projeksîyona sînemayî 22yê kanûna 1895ê li Parîsê, li Grand Caféyê, ji alîyê du birayên bi navê Auguste û Louis ...
"Min wî dît" Salı, 07 Mayıs 2013 22:03 Şev nîvê şevekê… malbateke kurd ku xwedî sê zarok… bavekî welatparêz... vegera ji dawetekê… jîtem û kuştina bav û dê… çavên zarokên kurd y...
Kurd û Hollywood Kurd û Hollywood Salı, 07 Mayıs 2013 21:57 Du wênekêşên şerr, Frank û David, radihijin mekîneya xwe ya wêneyan û li dunyayê digerin û wêneyên pevçûn û kuştinan dikişînin. Ev herdu w...
"Zerê" 88 salî ye… Salı, 07 Mayıs 2013 21:52 Ali Güler Fîlmê Zerê 85 salî ye… Gava derhênerê ermenî Hamo Beknazaryan yekemîn fîlmê kurdî Zerê kişand, sal 1926 bû. Sînema cîhanê jî hî...
Sînemaya kurdî li reng û dengê xwe digere Sînemaya kurdî li reng û dengê xwe digere Salı, 07 Mayıs 2013 21:49   Sînemaya kurdî herçiqas çend sal piştî destpêka dîroka sînemaya cîhanê gavên xwe yên yekem avêtibe jî, ji ber pirsgirêkên netewî b...
CostaGavras CostaGavras Salı, 07 Mayıs 2013 12:47 7 mayıs saat 09:30 dA Costa-Gavras, 1933 Atina doğumlu ve Yunan kökenlidir. 1952'de Fransa'ya yerleşmiş, Sorbonne'da Edebiyat okuduktan so...
Sessiz Sinema (1895-1930) Sessiz Sinema (1895-1930) Salı, 07 Mayıs 2013 00:32   SİNEMA ÖNCESİ DÖNEMSinemanin tarihi büyük patlamayla başlamadı.Tek tek hiç bir olayın -ister Edison'un 1891'deki patentli kinetosc...
“Kürt Sineması: Kendi Sesini Görmek” “Kürt Sineması: Kendi Sesini Görmek” Salı, 07 Mayıs 2013 00:04   Sinema her ne kadar sanatsal bir uğraşı olsa da, aynı zamanda ekonomik ve teknik bir altyapının üstünde yükselen bir endüstri...
Dzîga VERTOV û Sîne-Çav Dzîga VERTOV û Sîne-Çav Pazartesi, 06 Mayıs 2013 23:54 Ferîdûn BÎRGUL / AMED “Aşkerekirina rastiyê ji sivikbûyînê dûrtir e, jixwe rastî sivik e.”   Tecrubeya wî ya yekemîn, “Komîteya Fî...
Küresel Kapitalizmde Bir “Zerre” Küresel Kapitalizmde Bir “Zerre” Pazartesi, 06 Mayıs 2013 01:48 Ö. Nilay Erbalaban Gürbüz 49. Antalya Film Festivali ve 3. Uluslararası Malatya Film Festivali’nden senaryo, oyunculuk, kurgu, görüntü yö...
Ulusal Kurtuluş Mücadelesi ve Sinema Ulusal Kurtuluş Mücadelesi ve Sinema Pazartesi, 06 Mayıs 2013 01:41 (Bir Üçüncü Dünya Sinemasına Doğru: Üçüncü Dünyadaki Ulusal Kurtuluş Mücadelelerinin Bir Parçası Olan Sinemanın Gelişimi Üzerine Notlar ve...
Militan Sinema mı? Siyasal Sinema mı? Militan Sinema mı? Siyasal Sinema mı? Pazartesi, 06 Mayıs 2013 01:36 Jean Patrick Lebel Écran, n° 31, Aralık 1974, p. 55 ('Cinéma militant' ? 'Cinéma politique' ? De quoi s'agit-il ?) “Militan sinema” ya...
Sinema ve Diyalektik Sinema ve Diyalektik Pazartesi, 06 Mayıs 2013 01:33 Godard ve Dziga Vertov Grubu Jean-Luc Godord yaşamaktadır ve Paris'te yeni bir filmi gösterilmeye başlanmıştır. 1971 Haziran'ında, tehlik...
Propaganda Yapan Sinema Propaganda Yapan Sinema Pazartesi, 06 Mayıs 2013 01:24 Arş. Gör. Dr. Battal ODABAŞ Siyasal olayları anlatan, ama bunu yaparken sanatsal kaygılardan uzakta belli bir siyasal amacın gerçekleşmesi...
Yol filmi ve erkek ideolojisinin iflası Yol filmi ve erkek ideolojisinin iflası Cumartesi, 04 Mayıs 2013 23:55   YILMAZ TEKİN Yol filmi, yaratıcısı Yılmaz Güney'in kafasında ilk şekillendiği vakit filmin adı Yol değil Bayram’dır. Bu ismin ned...
Türkiye Sineması Neden Bölündü? Türkiye Sineması Neden Bölündü? Cumartesi, 04 Mayıs 2013 23:52 YILMAZ TEKİN Türkiye sosyo-politik, ekonomi-politik nitelikleri gereği sosyal, siyasal ve sanatsal konularda çeşitli bölünmelerin yaşandı...
Kürt Sinemacılar, Bir Sinema Manifestosu Yayınlamalı! Kürt Sinemacılar, Bir Sinema Manifestosu Yayınlamalı! Cumartesi, 04 Mayıs 2013 23:48 Kürt sineması kavramını son on yıldır sıklıkla duyuyoruz. Çeşitli akademik tartışmalarda ve yapılan sinema sohbetlerinde bu kavrama yöneli...
Kürt Sineması Nedir, Ne Değildir? Kürt Sineması Nedir, Ne Değildir? Perşembe, 02 Mayıs 2013 23:39 Bir önceki yazımda Kürt sinemacılarının bir manifesto yayınlaması gerektiğine dair düşüncelerimi kısa bir değerlendirme halinde dile getir...
12 Eylül ve Mavi Ring Filmi 12 Eylül ve Mavi Ring Filmi Perşembe, 02 Mayıs 2013 23:34   YILMAZ TEKİN Avrupa sineması çok erken döneminde kıta kaynaklı totalitarizm, faşizm ve soykırımla bir noktada hesaplaşmasını tama...
Jim Jarmusch Sineması Jim Jarmusch Sineması Perşembe, 02 Mayıs 2013 23:28         Jim Jarmusch Sineması, Stranger Than Paradise ve Deleuzeyen Bir Bakış   YILMAZ TEKİN Sinema üzerin...
Koparılmış Kürt Çiçekleri * ve Pera Berbangê Koparılmış Kürt Çiçekleri * ve Pera Berbangê Perşembe, 02 Mayıs 2013 01:29 “Kuru kengerler gibi rüzgarın önünde savrulupduruyoruz. Rüzgar bile bizimle dalgasını geçiyor…” Pera Berbangê Taş binaların içinde mutlu...
Gerayiş, Mekân ve Bellek Konteksti! Gerayiş, Mekân ve Bellek Konteksti! Perşembe, 02 Mayıs 2013 01:23 YILMAZ TEKİN Mekânsal kontekstin, insanın zihin dünyasında yarattığı imgesel çağrışımlar bir noktada insan belleğinde hatırayı güncelleşt...
Bir Düşünme Faaliyeti Olarak İnsanın İmaj Yaratması Bir Düşünme Faaliyeti Olarak İnsanın İmaj Yaratması Perşembe, 02 Mayıs 2013 01:21 YILMAZ TEKİN Politik, felsefi, estetik bir nosyon olarak sinema, modern insanın bilinç-bilinç ötesi dünyasında etkili bir anlatım biçimi ...
Was, Kişisel Olan Politik, Politik Olan Kişiseldir! Was, Kişisel Olan Politik, Politik Olan Kişiseldir! Perşembe, 02 Mayıs 2013 01:15 YILMAZ TEKİN Alman oyun yazarı Bertolt Brecht kendi tiyatrosunun uyguladığı dramatik kuralları sıralarken "tarihselleştirme" nosyonunu da...
‘Maskeli’ Tiyatro ‘Maskeli’ Tiyatro Çarşamba, 01 Mayıs 2013 11:04   Tiyatro alanındaki devlet politikaları iyi anlaşılmadan sistem dışı bir tiyatro geliştirmek oldukça zordur. Devlet kendi tekelle...
Texte Reş, Ghobadi ve Kürt Sineması Texte Reş, Ghobadi ve Kürt Sineması Salı, 30 Nisan 2013 23:18 Texté Reş. Kara Tahta. Ne yapılabilir kara bir tahtayla? Yazı yazılabilir örneğin. Evet yazı yazılır kara tahtaya ve bununla özdeşleşmişti...
Kürt Sineması mı Kürdistan Sineması mı? Kürt Sineması mı Kürdistan Sineması mı? Salı, 30 Nisan 2013 14:06 YILMAZ TEKİN Bir süredir hem kendime sorduğum hem de çevremdeki insanlarla tartışmaya çalıştığım bir konudur Kürt Sineması... Bu konuda y...
Helebçe – Zarokên wenda Helebçe – Zarokên wenda Cuma, 26 Nisan 2013 11:12 Bi Elmanî Halabja - Die verlorene KinderBi îngîlîzî Halabja – the lost children Rêzên jorîn navê fîlmeke kurdî ye. Qirkirin û yekîtî...
Amûdê û sînemeya şewitî? Amûdê û sînemeya şewitî? Cuma, 26 Nisan 2013 11:08 Navê Amûdê ji sala Toşê de bi şewatê derketibû. Di 1937ê de, Sûriya di bin sêwana Fransiyan de bû û balefirên xaçhilgiran Amûdê û gundên d...
Çarpıcı bir belgesel; Can Baz Çarpıcı bir belgesel; Can Baz Perşembe, 25 Nisan 2013 16:33 Genç yönetmen Özay Şahin’in İstanbul’da yaşamakta olan Konyalı tinerci Kürt çocuğun ve sokaklarda müzik yapan Grup Siya Siyabend üyesi gen...
Kürt Film Festivalleri’nin Önemi Kürt Film Festivalleri’nin Önemi Perşembe, 25 Nisan 2013 16:18 Her geçen gün yedinci sanat olarak da bilinen; tiyatro, resim, fotografçılık, şiir, roman ve müzik gibi sanatları da içinde barındıran sin...
Kürt Filmini Nasıl Tanımlamalı? Kürt Filmini Nasıl Tanımlamalı? Perşembe, 25 Nisan 2013 16:15 Özellikle Bahman Ghobadi’nin filmlerinin uluslararası alanda ödüller almasinin ardından, Kürt filmleri ve sineması adından daha çok sözett...
Andrey Arsenyeviç Tarkovski (1932-1986) Andrey Arsenyeviç Tarkovski (1932-1986) Perşembe, 25 Nisan 2013 14:05 “Ne olursa olsun; yalnızca bir mal olarak tüketilmek istenmeyen her türlü sanatın amacı; hiç şüphesiz kendine ve çevresine hayatın ve in...
Tarkovsky Sineması, Sanatı ve Stalker Filmi Tarkovsky Sineması, Sanatı ve Stalker Filmi Perşembe, 25 Nisan 2013 14:02 Andrei Tarkovsky, sinema sanatını bir avuç filmiyle tepeden tırnağa dönüştürmüş büyük bir yönetmen; sanatın ve insan varlığının amacı üzer...
Shakespeare’iN Globe Tiyatrosu Shakespeare’iN Globe Tiyatrosu Pazartesi, 22 Nisan 2013 21:41 Engin batı kültürü içinde, ondan etkilenmemiş, onu anmamış, onun bir cümlesini veya bir eserini kullanmamış bir tek sanatçı dahi yoktur. R...
Politik Filmler Serisi Politik Filmler Serisi Çarşamba, 17 Nisan 2013 19:20 Dünya coğrafyasında her toprak esaretin bir gerçeklik ve özgürlüğün de hayal olarak kaldığı düşüncelere evsahipliği yapmıştır. Düşünceler ...
Kanlı Sinema Kanlı Sinema Çarşamba, 17 Nisan 2013 18:55 Defalarca yazılıp çizilmiştir, "sinema tarihinin en vahşi filmleri" adı altında sayısız listeler, eleştiriler bulunur. Tüm bu listelerin o...
Bahman Ghobadi ve Kürt Sineması Bahman Ghobadi ve Kürt Sineması Çarşamba, 17 Nisan 2013 18:45 Bahman Ghobadi ismi sinemaseverler için ”Kaplumbağalar da Uçar” filmiyle akıllara kazınmıştır. Kürt yönetmen sinemaya adım attığı ilk ...
Kültür Kültür Salı, 16 Nisan 2013 16:55 Kültür, tarihsel süreç içinde toplumların, uygarlıkların, çıkışlarında yer edinmiş ve vazgeçilmez bir kavram olarak hala günümüzde sıcaklı...
Sessiz Filmler Dosyası Sessiz Filmler Dosyası Pazartesi, 15 Nisan 2013 12:36 Michel Hazanavicius’un sinema seyircisini alıp bir nostalji fırtınasının içerisine bıraktığı ödül rekortmeni filmi The Artist ile birlikte y...
Kakşar Oremar: Folklor ya da bir halkın yaşam öyküsü Kakşar Oremar: Folklor ya da bir halkın yaşam öyküsü Pazartesi, 15 Nisan 2013 12:14 Folklor kelimesi, Folk (millet, halk) + Lore (bilgi) sözcüklerinin birleşiminden oluşan İngilizce Folklore kelimesinden geliyor. Geniş anl...
Bi Mîzgîn Arslan re li ser Bi Mîzgîn Arslan re li ser "Kirasê Mirinê" hevpeyivîn Cumartesi, 13 Nisan 2013 22:48 Gülizer Temel Hun dikarin qala xwe bikin? Mîzgîn Arslan kî ye? Ez gûndekî  Mêrdînê ji dayîk bûm. Gundê me g...
Sinemanın Adını Koymak: Dilini Arayan Kürt Sineması Sinemanın Adını Koymak: Dilini Arayan Kürt Sineması Cumartesi, 13 Nisan 2013 22:45 Serin bir ikindi vakti Diyarbakır’a indiğimde tepemde jetler uçmaktaydı. Anayasa Mahkemesi Demokratik Toplum Partisi’ne açılan kap...
Ghobadi Filmlerinde Kürt Kadını ve Temsili Ghobadi Filmlerinde Kürt Kadını ve Temsili Cumartesi, 13 Nisan 2013 22:37 Murat Barin Bahman Ghobadi filmleri, Kürdün hayatını temsil etmesi bakımından oldukça gerçekçi ve sade filmlerdir. Onun filmlerinde Kürtl...
Kürt tiyatrosu kurumsallaşmalı Kürt tiyatrosu kurumsallaşmalı Cumartesi, 13 Nisan 2013 22:27 Ali Rıza Kılınç / Mehmet ÇakmakçıKürt tiyatrocularla Kürt tiyatrosunun içinde bulunduğu koşulları ve geleceğini konuştuk 
Bağımsız sinema (nedir, ne değildir) Bağımsız sinema (nedir, ne değildir) Cumartesi, 13 Nisan 2013 22:17   Bağımsız sinema "sözünü ilk kez 1960'lı yıllarda duymuştum. John Cassavetes'in ilk filmi "Shadows" (Gölgeler) için söyleniyordu bu...
Kürt Sineması / Yazan: Mizgin Müjde Arslan Kürt Sineması / Yazan: Mizgin Müjde Arslan Cumartesi, 13 Nisan 2013 22:03 Kürt sinemasında Bahman Ghobadi nin Dema Hepsên Serxweş filmiyle Cannes Film Festivali nde Altın Kamera ödülünü aldığı 2000 yılı milat alı...
Faşizm Üzerine 12 Film Faşizm Üzerine 12 Film Cuma, 12 Nisan 2013 02:00  Not: Filmleri İzlemek İçin Turuncu Yazılı Başlıklarına Tıklayınız Dünyaya savaşlar, acılar, ölümler ve büyük zihinsel hastalıklar g...
Sergey M. Eisenstein Sergey M. Eisenstein Perşembe, 11 Nisan 2013 09:11 Sergey M. Eisenstein, 23 Ocak 1898’de Çarlık Rusya’nın Baltık kıyısındaki sömürgesi Letonya’nın Riga kentinde dünyaya gelir. Mimar-mühendi...
Tanrıyı Tartışan Filmler Tanrıyı Tartışan Filmler Perşembe, 11 Nisan 2013 09:02 Kimisine göre ‘acı ama gerçek’ kimilerine göre ‘sadece gerçek’, tanrı bir şekilde sinemacıların kariyerlerini etkiliyor. Da...
Sinemada Ses Unsuru Sinemada Ses Unsuru Perşembe, 11 Nisan 2013 08:58 Sinemasal anlatıcının işitsel ve görsel olmak üzere iki temel yapısı vardır ve sinemasal anlatıcı bu başlıkların altında yer alan ses...
Dramatik Sanatlar Nedir? Dramatik Sanatlar Nedir? Pazartesi, 08 Nisan 2013 21:50 Dramatik Sanatlar : İnsanın, eyleme dönüşmüş ifadelerle kendini veya bir olayı, bir olguyu anlattığı sanatlardır: Tiyatro, opera, müzikal ...
Shakespeare Döneminde Tiyatro Shakespeare Döneminde Tiyatro Pazartesi, 08 Nisan 2013 21:47 Shakespeare’in Londra’ya gidip meslek yaşamına başladığı yıllarda İngiltere’de oldukça canlı bir tiyatro ortamı yeşermişti bile. Gerek şii...
Feminist Tiyatro Feminist Tiyatro Pazartesi, 08 Nisan 2013 21:42 Yeni kadın özgürlüğü hareketinin 1970’lerin ortalarında güçlenmesiyle birlikte, aralarındaki çeşitli farklılıklara karşın, kadın­larla kad...
Sinemada Akımlar Sinemada Akımlar Pazartesi, 08 Nisan 2013 21:36 Sinema denilen büyülü perde oyunları LUMİERE kardeşlerin yaptığı SİNAMASKOP denilen aletle birlikte doğmuş ve dünyada meydana gelen her ye...
Şiir ve Sinema Şiir ve Sinema Pazartesi, 08 Nisan 2013 21:32 Octavio Paz şöyle demişti: "Zincire vurulmuş bir adamın, dünyayı parçalayacak gücü kazanması için gözlerini kapaması yeter";ben de bu sözü...
Toplumsal Tip Olarak Çocuğun Sinemada Temsili Toplumsal Tip Olarak Çocuğun Sinemada Temsili Pazartesi, 08 Nisan 2013 21:28 Çıkış noktamız bu kez Jean-Pierre Faye'ın oldukça sıcak ama bir o kadar da ağır felsefi bir karakter taşıyan bir Heidegger metni... Daha d...
Dünya Sinemasında İlkler Dünya Sinemasında İlkler Pazartesi, 08 Nisan 2013 21:25 Kinetoskop’u keşfeden ilk mucit: Thomas Edison (1892). İlk film gösteriminin yapıldığı mekan: Paris’te Capucines Bulvarı’ndak...
Sinema ve Edebiyat Türleri Arasında Görülen Etkileşimler Sinema ve Edebiyat Türleri Arasında Görülen Etkileşimler Pazartesi, 08 Nisan 2013 21:15 Sanat, biçim-içerik ilişkisinin birlikteliğiyle var olmaktadır. Biçimsel  öğelerle içeriksel öğelerin yoğrulması sanat yapıtının olu...
Kısa Film Nedir, Ne Değildir? Kısa Film Nedir, Ne Değildir? Pazartesi, 08 Nisan 2013 21:09 1996 yılında “kısa film”in ne olduğunu soruşturan bir kitap yayınlanmıştı. Yazar “kısa film nedir?” sorusu için dönemin bilinen sorularını...
Sinema ve Tv’de Çekim Ölçekleri Sinema ve Tv’de Çekim Ölçekleri Pazartesi, 08 Nisan 2013 21:03   İnsanın anatomisini esas alan çekim ölçekleri, sanatın kabul gören binlerce yıllık mirasından alınarak devinimli görüntüye de akta...
Sinematografi Üzerine - 1 Sinematografi Üzerine - 1 Pazartesi, 08 Nisan 2013 21:02 Sinemada çok önem verdiğimiz bir unsur sinematografi, peki nedir bu unsur, bırakalım şimdi sözlüklerdeki edebi klişe tanımlamaları ve sine...
Sinemanın Doğuşu Sinemanın Doğuşu Pazartesi, 08 Nisan 2013 21:00 İnsanların ilk sinemayla tanışmaları nasıl oldu? Öyle ya,insanlar hiç bilmedikleri bir dünya ile tanışıyorlar ve bu dünyanın nimetlerinden...
Kuantum Fiziğinin Şiiri: Sinema Kuantum Fiziğinin Şiiri: Sinema Pazartesi, 08 Nisan 2013 20:57 Ah şu bilmek, ne enteresan şeydir öyle… Sanat tarihini, bilmenin ışığından ayırmanın bizi gaflete düşürdüğü kesindir. Bil- mek, bil-im, b...
Sinema ve Psikoloji - 1 Sinema ve Psikoloji - 1 Pazartesi, 08 Nisan 2013 20:52 Sinema, büyüleyen, insanları gerçek yaşamdan kısa süreliğine uzaklaşıp bir düş dünyasında gezinmemize, filmdeki karakterlerle özdeşleşip k...
Dramaya Karşı Bir ‘Kameralı Adam’ Dramaya Karşı Bir ‘Kameralı Adam’ Pazartesi, 08 Nisan 2013 14:56 Dziga Vertov’un 1929 yılı tarihli ‘’Kameralı Adam ‘’adlı filmi dünya sinema tarihinde önemli bir yer tutar. Özelikle kendisinden sonra gel...
Yolcuya Yolcuya Salı, 02 Nisan 2013 16:26 Halil ve yürümek. Güneşin ilk ışınlarını yakalamaya ya da dağlara bulanan o koyu sislere yetişmeye çalışan, her şeyin o ilk ve saf haline do...
Kürt Sinemasına Bakış Kürt Sinemasına Bakış Pazar, 31 Mart 2013 00:09 İlk Kürt sinema filmi olan Zarê, aynı zamanda Ermeni sinemasının kurucusu sayılan Ermeni yönetmen Hamo Beknazaryan(1892-1969) tarafından ç...
 "Bîranîna Şehîdên Sînema Amûdê" Pazar, 31 Mart 2013 00:00 Amûdê, li başûrê-rojavayê Kurdistanê bajarekî biçûk e. Li herêma ku bajarê Amûdê lê ye, kîjan dever bê kolan, şopa bûyerên dîrokî yên gir...
Reha Erdem’in Jîn’ine eleştirel bir Kürt bakışı Reha Erdem’in Jîn’ine eleştirel bir Kürt bakışı Cumartesi, 30 Mart 2013 23:52 Bir film düşünün; bir Kürt, Ege köylülerinin yaşamı üzerinden evrensel bir konuyu işliyor. Egeliler hakkında birçok şey okumuş dinlemiş, i...
Kürt Sinemasına Eleştirel Bakış Kürt Sinemasına Eleştirel Bakış Cumartesi, 30 Mart 2013 23:13 Kameralar henüz gerçeği yansıtmadı Kürt sinemasının öncelikle ışığı ve kamerayı doğru yere, olaya ve kişiye tutup tutmadığı önemlidir. Do...
Öfkeli ve özgür yönetmenler Öfkeli ve özgür yönetmenler Cumartesi, 30 Mart 2013 16:32 Bağımsız sinemanın ilk yönetmenleri Lindsay Anderson, Karel Reisz ve Tony Richardson’du. Daha sonra onlara John Schlesinger, Ken Loach gib...
Sinemada Kadın Sinemada Kadın Cumartesi, 30 Mart 2013 16:17 Egemen güçlerin baskısıyla sinema kendisine her dönem bir düşman bulmuştur. Bulunan düşman, aslında sinemanın tercihi olmayıp, tamamıyla e...
Özgürleşme sorunu ve sinema Özgürleşme sorunu ve sinema Cumartesi, 30 Mart 2013 16:13 İnsan ve uygarlıklar tarihi kadar eski ve kökenli bir sorundur özgürleşme sorunu. Halen bir çözüme kavuşturulamamış ama bu sorunun da çözü...
Kürt sineması ve Bahman Ghobadi Kürt sineması ve Bahman Ghobadi Cumartesi, 30 Mart 2013 16:10 Son yıllarda özellikle İran ve Türkiye'de üretilen sinema filmleri Kürtler'i cinema alanında dünya ölçeğine taşıdı. Çoğunluğu Kürt yönetme...
Türk Sinemasında Kürtler Türk Sinemasında Kürtler Cumartesi, 30 Mart 2013 16:06 Türkiye sineması tarihi boyunca Kürtler’i Kürt olarak yansıtmaktan kaçınmıştır, bir anlamda inkar etmiştir Kürt gerçekliğini. Türkiye...
Bir sürgün sineması olarak Kürt Sineması Bir sürgün sineması olarak Kürt Sineması Cumartesi, 30 Mart 2013 16:02 Sinema her ne kadar sanatsal bir uğraşı olsa da, aynı zamanda ekonomik ve teknik bir altyapının üstünde yükselen bir endüstridir. Ame...
Kürt sineması için ortak bir strateji arayışı Kürt sineması için ortak bir strateji arayışı Cumartesi, 30 Mart 2013 15:56 Sinema dünyasına yeni giriş yapmasına ve şimdiden ciddi ürünler vermesine rağmen Kürt sineması ciddi sorunları da içinde barındırıyor. Bu ...
Dizi dizi şovenizm Dizi dizi şovenizm Cumartesi, 30 Mart 2013 15:51 Özellikle de 1990’lı yılların sonlarına doğru artan rekabet üzerine televizyon yayıncıları “dizi film”i keşfetti. Dizi film, seyirci topla...
Yangında filizlenen çiçek ya da Kürt Sineması Yangında filizlenen çiçek ya da Kürt Sineması Cumartesi, 30 Mart 2013 15:48   Tarih denince akla ilk gelen savaşlar olur nedense; ilk akla gelmesinin, gelmesi gereken olmasının tabiki de haklı gerekçeleri var...
Dağların İlk Tiyatro Sanatçılarına Dağların İlk Tiyatro Sanatçılarına Cumartesi, 30 Mart 2013 15:44 Dağda ilk profesyonel tiyatroyu sahneleyen, onlardı. Bin beş yüz gerillanın önünde, Zap gibi, savaşın orta yerinde,zorlu bir alanda, Parle...
Nasil bir sinema? Nasil bir sinema? Cumartesi, 30 Mart 2013 15:41    Louise Lumiere 1895’te sinematografiyi (kamera) keşfederek, ilk filmi (belgesel) çekip halka açık ilk gösterimi de yaparak, ...
Kürt sinemasına layıkıyla girmek Kürt sinemasına layıkıyla girmek Cumartesi, 30 Mart 2013 15:35   Eski ve yeni Kürt arasındaki farkı, bu farkı yaratanların mücadelesi görülmeden, sırf popüler olma, kendini kabul ettirme adına, bu ...
Sînemaya Çiyayan Sînemaya Çiyayan Cumartesi, 30 Mart 2013 15:29 BEHDÎNAN - Gava mirov navê Xelîl Dag (Çiya) dibihîse, “Sînemaya Çiyayan” tê bîra mirov. Şagirta Xelîl Dag, Jînda Baran destnîşan kir ...
Sinema ile tasavvuf ilişkisinde Sinematografi Sinema ile tasavvuf ilişkisinde Sinematografi Cuma, 29 Mart 2013 18:14 Sinema ile tasavvuf ilişkisinin ele alınması, sinemanın şimdiye kadar, düşünce ile, felsefe ile, metafizik ile ilişkisini ele almayı, bu k...
“PERDE”yle Eriyen Duygularımız “PERDE”yle Eriyen Duygularımız Cuma, 29 Mart 2013 18:02   İnsan ruhuna şöyle bir ayna tuttuğumuz da; gökkuşağında ki renkleri andıran ve insanı insan yapan bir takım duygulara tanık olmakt...
Kürt aydını, Halil Uysal Dağ ve dağların ardı... Kürt aydını, Halil Uysal Dağ ve dağların ardı... Cuma, 29 Mart 2013 12:50 Türkiye'deki gazeteciler, PKK hareketini anlamaya çalışanlar ve yorumlayanlarla karşılaşıp meseleyi konuştuğumuzda söz gerillanın kültür ve ...
Şano Şano Çarşamba, 27 Mart 2013 15:24 Şanogeh: meydana lîstikê.Ji dema berê ve heta îro di jiyana mirovan de gelek guhertin çêbûne. Bi taybetî di hunerê de, wek şano. Bing...
Sinema tarihi Sinema tarihi Salı, 26 Mart 2013 13:20    Sinemanın temelinde yatan yanılsama, beynin gözün ağ tabakası üzerine düşen görüntüyü kaybolmasından sonra da kısa bir süre al...
Filmin Doğuşu ! Filmin Doğuşu ! Salı, 26 Mart 2013 13:09 Lumiere kardeşler gelişSinematograf adlı aygıtla ilk kez hareketli görüntü elde ettiler. Bu olay sinemanın doğuşunu müjdeleyen e...
Sinemada Ses Sinemada Ses Salı, 26 Mart 2013 13:05 Dünyada ilk sesli film 1927 yılında çekilen “Caz Şarkıcısı”  (The Jazz Singer) isimli Amerikan yapımlı filmdir.
Sanat Nedir? Sanatçı Kime Denir? Sanat Nedir? Sanatçı Kime Denir? Salı, 26 Mart 2013 13:01 Sanat Nedir? Sanat en genel anlamıyla, yaratıcılığın veya hayal gücünün ifadesi olarak anlaşılır. Tarih boyunca neyin sanat olarak adland...
Tutsak Halkın Sinemacısı Tutsak Halkın Sinemacısı Pazar, 24 Mart 2013 14:50 “Bir başlasam bütün zaman duracak ellerimde, çok iyi biliyorum. Yola bir koyulsam su gibi akacak her şey avuçlarımın arasından, biliyorum… B...
Senaryo Oluşturma Senaryo Oluşturma Perşembe, 21 Mart 2013 18:44 ,   Senaryo: Görsel AnlatıSinemasal Anlatıda Senaryonun İşleviAnlatı Biçimleri ve Senaryonun ÖzellikleriSinopsis, Tretman, Dekupaj, S...
Kısa Film Nedir ? Kısa Film Nedir ? Perşembe, 21 Mart 2013 18:41 Kısa film, gevezelik yapmadan kısa zamanda çok şey anlatma esasına dayanır. Kısa filmler kısa süre içerisinde birçok şeyi ifade edebilen ...
 Sinemada Meslekler Sinemada Meslekler Perşembe, 21 Mart 2013 18:39   Sinema, ortaya çıkan ürün için çalışan çeşitli meslek grupları tarafından meydana getirilir. Ülkemizde bu mesleklerden bazıları yo...
 Korku Filmi Türü Korku Filmi Türü Perşembe, 21 Mart 2013 18:37   Bu tür, adından da anlaşılacağı gibi, izleyicilerde korku uyandıran kişileri, olayları, durumları işleyen bir türdür. Korkunç olay...
Belgesel Sinema Nedir? Belgesel Sinema Nedir? Perşembe, 21 Mart 2013 18:35 Sinemanın ele aldığı konulardan korku, bilim kurgu, komedi gibi türlerden anlatım ve işleyişi en zor sinema çeşididir. Belgesel film çeşit...
 Sanatta Pornografi ve Görüntü İlişkisi Sanatta Pornografi ve Görüntü İlişkisi Perşembe, 21 Mart 2013 18:33 "Birine pornografik görünen, bir başkası için dehanın kahkahasıdır."D. H. LawrenceTarih boyunca cinsellik tüm sanat dallarında yer almıştı...
 Pornografi Pornografi Perşembe, 21 Mart 2013 18:30 Cinsellik, hem toplumumuzda hem de diğer toplumlarda çok rahat bir şekilde açığa vurulmuş bir kavram değildir. O, her zaman varolmuştur am...
 Son Dönem Fransız Sineması Son Dönem Fransız Sineması Perşembe, 21 Mart 2013 18:11 Fransız sinemasının son otuz yılını anlayabilmek için 1960 yılında Yeni Dalga ile birlikte ortaya çıkan bir değişimi bilmek gerekmektedir....
 Çin Çılgın Akım Sineması Çin Çılgın Akım Sineması Perşembe, 21 Mart 2013 18:08 1930'lu yılların başından itibaren Çin sineması, "dev bir çağ"a girdi. Bu dönemde daha önceleri asıl ilgilerini operaya yönelten solcu san...
 Modern İran Sineması Modern İran Sineması Perşembe, 21 Mart 2013 18:07   MODERN İRAN SİNEMASININ KAYNAKLARI VE GELİŞİMİBir medeniyet ne kadar mozaik kültür ve zengin sanatlardan beslenmişse kendi geleneğ...
İran’ın Yaratıcı Kadın Sinemacıları İran’ın Yaratıcı Kadın Sinemacıları Perşembe, 21 Mart 2013 18:05 İran sinemasında kadının yerini araştıran Fatin Kanat `Kadınlar inanılmaz badireleri aşarak çalışma yürütüyorlar' diyor Fatin Kanat, bir ö...
 İran Sinemasının Kısa Tarihi İran Sinemasının Kısa Tarihi Perşembe, 21 Mart 2013 18:03   İlk Dönem§ Kaçar hanedanından Muzafereddin Şah 1900 yılında gittiği Fransa’da sarayın ekkasbaşısı Mirza İbrahimhan ile gördüğü sin...
Neden Kurgu? Neden Kurgu? Perşembe, 21 Mart 2013 18:01   Kalemle kalemtraş arasındaki ilişkiyi düşünün. Kurşunun etrafındaki ağacı sıyırarak, binbir güçlükte sivri mi sivri hâle getirdiğini...
 Genç İsviçre Sineması Genç İsviçre Sineması Perşembe, 21 Mart 2013 17:59 Genç İsviçre (özellikle Roman) Sineması'nın ortaya çıkışı 1964 dolaylarındadır. 1924'te doğmuş İsviçre sineması, İkinci Dünya Savaşı'na ka...
Fransız Sinemasının Doğuşu Fransız Sinemasının Doğuşu Perşembe, 21 Mart 2013 17:56 Fansız sineması deyince akla hemen Louis ve Auguste Lumière kardeşler gelmelidir. Bu kardeşler, kimsenin yadsıyamayacağı gibi sinemayı sin...
 Dışa Vurumcu Alman Sineması Dışa Vurumcu Alman Sineması Perşembe, 21 Mart 2013 17:54 1900lü yıllarda Fransa, Rusya, İsveç, Norveç, Çekoslovakya ve Polonya ile tek tük İngiltere ve Amerika'da görülen bu akım gerçek anlamda k...
 Sinemasal Gerçekçilik Sinemasal Gerçekçilik Perşembe, 21 Mart 2013 17:40 SİNEMASAL GERÇEKÇİLİK MANİFESTOSU / 20101895’te Auguste ve Louis Lumiere Kardeşlerin Cinematographe’ı icat edip, George Milies’nin ilk kon...
 Özgür Sinemacılar Manifestosu Özgür Sinemacılar Manifestosu Perşembe, 21 Mart 2013 17:39 “Hepimiz sinemacıyız”Aristoteles’in dediği gibi, kurmaca (fiction), bir yapılandırma operasyonu olarak yaşama biçim verdiği için. 
 Kinoglaz Eğitim Programı Manifestosu Kinoglaz Eğitim Programı Manifestosu Perşembe, 21 Mart 2013 17:39 1Drama halkın afyonudur.2Kahrolsun beyaz perdenin ölümsüz kralları ve kraliçeleri. Yaşasın sıradan, günlük işlerin başındaki ölümlü insanl...
 HİS Manifestosu HİS Manifestosu Perşembe, 21 Mart 2013 17:37 Herkes İçin Sinema1Sinemacılar dünyayı yalnızca çeşitli biçimlerde filme çekmişlerdir, oysa önemli olan onu değiştirmektir.
 Kürt Sineması Çocukluk Döneminde Kürt Sineması Çocukluk Döneminde Perşembe, 21 Mart 2013 17:21 Kürdistan'ın Güneyinde düzenlenen Kürt Kısa Filmleri Festivali'nde bir araya gelen sanatçılar Kürt sinemasının çocukluk dönemi yaşadığına ...
 Futbol ve Sinema Üzerine Düşünmek Futbol ve Sinema Üzerine Düşünmek Perşembe, 21 Mart 2013 17:13 Sinema yazarı Tunca Arslan'ın uzun bir çalışmanın sonucu ortaya çıktığı her halinden belli olan kitabı "Futbol ve Sinema - Meşin Yuvarlağı...
Yeni Bir Sinema Estetiğinin Olanaklılığı Yeni Bir Sinema Estetiğinin Olanaklılığı Perşembe, 21 Mart 2013 17:03 Sinema estetiği ya da sinema kuramları denildiğinde, genellikle üzerinde ilerlenmeye çalışılan alanı Hollywood sineması ile Avrupa sinemas...
Sinema : Aynadaki Yansımaya Dokunma Arzusu Sinema : Aynadaki Yansımaya Dokunma Arzusu Perşembe, 21 Mart 2013 17:00 Sinemaya ne(r)den bulaştığımızı hatırlıyoruz. Bunun açık seçik olmadığını da kabul ediyoruz. Bu metnin inşa nedeni tam da bu karanlık hatı...
 Medyada Savaş Görüntüleri Üzerine Medyada Savaş Görüntüleri Üzerine Perşembe, 21 Mart 2013 16:57 Savaşlar kamuoyuna her zaman konunun uzmanlarının ve teknisyenlerinin desteğiyle, imaj ve montaj teknolojileri yenilenerek sunulmuştur. Bu...
 Eski Filmler Bugünün Dizilerinden Daha İyi Eski Filmler Bugünün Dizilerinden Daha İyi Perşembe, 21 Mart 2013 16:55 Son filmi Kader'le Altın Portakal kazanan Zeki Demirkubuz, "60'ların, 70'lerin sineması aşağılanıyor ama bugünkü dizilere baktığımızda esk...
“3 Boyutlu Hayat” “3 Boyutlu Hayat” Perşembe, 21 Mart 2013 16:49 3 BOYUTLU SİNEMA, TELEVİZYON                Çocukluğumdan beri hep ...
Sinema'nın Ünlü Filmleri Sinema'nın Ünlü Filmleri Perşembe, 21 Mart 2013 16:46   Bu seneki Oscar ödüllerine aday gösterilen filmler arasında iki biyografik filmin yer alması nedeniyle, özyaşamöyküsünü konu alan ...
Kültür ve sanatımız Kültür ve sanatımız Perşembe, 21 Mart 2013 00:47 İktidarı bir güç olarak elinde tutan tüm sistemler zaman içerisinde hegemonik bir hal olarak toplumu çepeçevre sarmaya başlar. Eğer toplum...
Sanat ve insan Sanat ve insan Perşembe, 21 Mart 2013 00:29   Fethi Abdullah/ Bingöl M Tipi CezaeviÖzellikle tarihi incelerken, yeni toplumsal alt-üst oluşlarda, sanatın kendi içinde önemli bi...
Tiyatronun ana dalları Tiyatronun ana dalları Perşembe, 21 Mart 2013 00:28 Mehmet YILDIRIM / Lüleburgaz Kapalı Cezaevi Tiyatro, Yunanca’da Theatron, Latince’de Theatrum ve İtalyanca’da Teatro’dur. Tiyat ise içi...
Sanatsal doğa doğasal sanat Sanatsal doğa doğasal sanat Perşembe, 21 Mart 2013 00:20 Yakup Kırmızı / Erzurum H Tipi CezaeviSanatın herkesi ikna eden tek bir tanımı yoktur. Her toplum, her kültür ve hatta her birey kendi özg...
Tiyatro Tarihi Tiyatro Tarihi Çarşamba, 20 Mart 2013 20:58   ANTİK ÇAĞ TİYATROSU Tiyatro ilk kez IO 6. yüzyılda Yunan toplumunda dinsel törenden özerkleşerek bir sanat türü haline geldi; din...
 Dünya Sinemasının İlkleri Dünya Sinemasının İlkleri Çarşamba, 20 Mart 2013 20:55 Kinetoskop’u keşfeden ilk mucit: Thomas Edison (1892). İlk film gösteriminin yapıldığı mekan: Paris’te Capucines Bulvarı’ndaki Grand Cafe (...
En iyi gotik korku filmleri En iyi gotik korku filmleri Çarşamba, 20 Mart 2013 20:54 Kerem Akça, sinema tarihinin en iyi 10 gotik korku filmini seçtiBu hafta John Carpenter’ın ilk gotik korku filmi “Koğuş”un vizyona girmesini...
Sinema Tarihi Sinema Tarihi Çarşamba, 20 Mart 2013 20:49   Sinema sanatının 20. yüzyılda gelişmiş, kendinden önce yaygınlık kazanmış bulunan resim, heykel, müzik, mimarlık gibi çeşitli sanat ...
 Sinemada 12 Eylül Sinemada 12 Eylül Çarşamba, 20 Mart 2013 16:46 Filmler, çekildiği veya ele aldığı dönemle ilgili ipuçları veren birer bellek ürünü olduğu için 12 Eylül darbesinden 31 yıl sonra, geriye ...
 Ulus Baker'in gözünden Yılmaz Güney sineması... Ulus Baker'in gözünden Yılmaz Güney sineması... Çarşamba, 20 Mart 2013 16:43 Politik herhangi bir eserin iktidara ilişkin belli bir fikirle ilgili zorunlu olarak bir tasavvura sahip olması gerektiği ölçüde, iktidarı...
Sinema ve Lenin Sinema ve Lenin Çarşamba, 20 Mart 2013 16:41   "Sinema ,tüm sanatların içinde bizim için en önemli olanıdır." V.I.Lenin Sinemanın içindeki devrimci özü ilk fark eden kişilerden...
 Sessiz çığlık: Charlie Chaplin Sessiz çığlık: Charlie Chaplin Çarşamba, 20 Mart 2013 16:38 “Komünist olmak en doğal hakkımdır!”   16 Nisan 1889’da Londra’da doğan Chaplin, yoksul bir ailenin oğlu olarak dünyaya geldi. Ai...
Türkiye sinemasında Türkiye sinemasında "kadın" olmak Çarşamba, 20 Mart 2013 16:34 Türkiye sinemasında "kadın" olmak - Asiye Dinçsoy (Bianet) 17 Mart 2012 - Medyanın ve herkesin bilmesi gerek ki hiç bir şey şiddet uygulam...
 Zeki Demirkubuz Sineması Üzerine... Zeki Demirkubuz Sineması Üzerine... Çarşamba, 20 Mart 2013 13:37 Demirkubuz bu koşullarda büyük ölçüde döviz üzerinden borçlanarak C Blok’u yönetti, film bittiğinde aldığı borçlar Türk Lirası üzerinden tar...
Hareketli Görüntünün Doğuşu Hareketli Görüntünün Doğuşu Çarşamba, 20 Mart 2013 13:34   Sinemanın mucidi olarak tanınan Louis ve Aguste Lumiere Kardeşler'in bütün illüzyonu insan gözünün yanılgısına ve ağ tabakasının b...
Yalnızlık Yalnızlık Çarşamba, 20 Mart 2013 13:32 Yalnızlık, şüphesiz biz insanoğlunun yaşamaktan en çok korktuğu duygulardan birisidir. Bir çoğumuzun köşe bucak kaçtığı bu duygu,bazen hiç...
Bir Şey Varsa Doğaldır Bir Şey Varsa Doğaldır Çarşamba, 20 Mart 2013 13:28   Dökümanter özellikleri ağır basan bir video çalışması kitaba dönüştüğünde tam bir belgesel olmuş. Her ne kadar kitabın formunu far...
Görüntünün Ideolojisi ve Kültür Görüntünün Ideolojisi ve Kültür Çarşamba, 20 Mart 2013 13:26   Son günlerde internette dolaşan bir bilgiye göre TRT, Disney ile oldukça büyük çaplı bir animasyon çalışmasına giriyormuş. "Türk a...
Sergei Eisenstein Sergei Eisenstein Çarşamba, 20 Mart 2013 13:23   “HAYATI VE YAPITLARI”Sergei M. Eisenstein bir film yönetmeni ve kuramcısı olarak her iki alanda da bir dahi olduğunu kanıtlamış bi...
Kübist Sinema Kübist Sinema Çarşamba, 20 Mart 2013 13:20   Meşhur kitabı "Marifetname"nin tuhaf biçimde kitabın kendisinden daha meşhur bölümü "Kıyafetname"de Erzurumlu İbrahim Hakkı, en az...
Çarpışan İkonlar Çarpışan İkonlar Çarşamba, 20 Mart 2013 13:18   Komplo teorilerini severiz, çünkü hem bir türlü çözümünü bulamadığımız sorunların bir 'peri sopası* dokunuşuyla çözüldüğü yanılsam...
Karanlıkta bir 'Üçüncü Adam Karanlıkta bir 'Üçüncü Adam Çarşamba, 20 Mart 2013 13:17   PeterJackson'ın 'Yüzüklerin Efendisi' kadar ihtişamlı olmamakla birlikte belki bu üçlemeden çok daha iyi bir filmi var: 'Heavenly ...
Jeneriğe Dikkat! Jeneriğe Dikkat! Çarşamba, 20 Mart 2013 13:16   Sinema göstergebiliminde kabul edildiği şekliyle film jeneriği kitap kapağı gibidir; nasıl önü ve arkasıyla kitap kapağının tasarı...
Alametlerin Kıyameti Alametlerin Kıyameti Çarşamba, 20 Mart 2013 13:15     Dikkatinizi çekmiştir, ortalık kıyamet ala-metleriyle ilgili kitap, TV dizisi, 'güya belgesel've filmlerden geçilmez hale ...
Sisler Arasında... Sisler Arasında... Çarşamba, 20 Mart 2013 13:12   Her ne kadar daha çok muhafazakâr korku filmlerine imza atmış, 'öteki' korkusunu akıldışı boyutlarda yeniden-ürettiği 'Village of ...
Ölüm : Politik Bir Sinemaya Direnmek Ölüm : Politik Bir Sinemaya Direnmek Çarşamba, 20 Mart 2013 13:09 Fantastik edebiyatın en güçlü sol kanat yazarı China Mieville'in 'Foundation' isimli öyküsü, binaların duvar ve temellerini dinleyen bir a...
Amerikan Filmlerinin Ortak Özellikleri Amerikan Filmlerinin Ortak Özellikleri Çarşamba, 20 Mart 2013 13:05     Amerikan filmlerindeki ortak ilginç özelliklere hiç dikkat ettiniz mi?
 Amerikan Filmlerinin Klasikleşmiş Planları Amerikan Filmlerinin Klasikleşmiş Planları Çarşamba, 20 Mart 2013 13:04 Polisin araştırma yaparken, mutlaka bir striptiz barına girmesi gerekir. Amerika'da bütün telefon numaraları 555 diye baslar. Şirin köpe...
Erkekler Dünyasında Ana Rahmi Erkekler Dünyasında Ana Rahmi Çarşamba, 20 Mart 2013 13:02     İster 'Da Vinci Şifresi' ve benzeri komplocu yapıtlardaki teorilere uygun biçimde tarihsel veriler değiştirilerek ...
Film Festivallerinin Uyması Gereken Kurallar Film Festivallerinin Uyması Gereken Kurallar Çarşamba, 20 Mart 2013 13:00 Aşağıdaki ilkeler Avrupa Film Festivalleri Koordinasyonu tarafından 4 Kasım 1995 te Amiens' te kabul edilen "CODE OF ETHİCS FOR FİLM FESTİ...
 Sinemada Takma İsimler Sinemada Takma İsimler Çarşamba, 20 Mart 2013 12:57 Oyuncu isimleri de racona uygun olmalı, bir güzellik, bir "artiz"lik taşımalı... İşte bu nedenle Bumin Gaffar Çıtanak, Suat Ebrem, Fahrett...
Çocuk Filmleri ve Özgür Ruhlar Çocuk Filmleri ve Özgür Ruhlar Çarşamba, 20 Mart 2013 12:36 Sinema endüstrisinde başlı başına bir sektör, çocuk filmleri… Hele bir de küçük kızınız aracılığıyla siz de takip etmek durumundaysanız! O...
2013 Filmleri: Animasyonda Uzakdoğu’nun ve Ghibli’nin Yılı 2013 Filmleri: Animasyonda Uzakdoğu’nun ve Ghibli’nin Yılı Çarşamba, 20 Mart 2013 12:24     Fırat Türkoğlu yazdı.           2013 ABD’deki animasyon filmleri açısından pek zen...
Femme Fatale: Sinemanın Ölümcül Kadınları Femme Fatale: Sinemanın Ölümcül Kadınları Çarşamba, 20 Mart 2013 12:20 Mitolojiden edebiyata, resimden müziğe ve sinemaya kadar bir sürü sanatta karşımıza çıkan ‘femme fatale’ karakterinin/deyişinin sinemada v...
Nasıl Bir Sanat Nasıl Bir Sanat Çarşamba, 20 Mart 2013 12:16 Sanat, toplumsal bilincin estetize edilmiş manevi değerlerini ifade eder. Sanatın diğer bütün alanlarından da beklendiği gibi; Sinema ve s...
Küba Sineması Küba Sineması Pazartesi, 18 Mart 2013 17:27 1971 Nisan’ında Havana‘da toplanan ilk eğitim ve kültür kongresinde, delegeler, Kuzey Amerika‘nın egemenliği sırasında Küba’nı...
Spartaküs: Özgürlük Emek İster Spartaküs: Özgürlük Emek İster Pazartesi, 18 Mart 2013 17:22 Büyük bir taş ocağında, cehennemsi sıcağın altında taş taşıyan kölelerden biri sırtındaki ağırlığa artık dayanamıyor ve yere düşüyor. Onun i...
İki Dil Bir Bavul İki Dil Bir Bavul Pazartesi, 18 Mart 2013 17:16 Resmi ideolojinin ve bütün devlet iktidarının yıllarca yok saydığı, inkar ederek ötelediği ve her seferin de bir dizi açıklamayla mahalli di...
Amerikan Deneysel Sineması Amerikan Deneysel Sineması Pazartesi, 18 Mart 2013 17:04 Deneysel Sinemanın net olarak tanımını yapmak zordur aslında. Nijat Özönbu ise tanımı şu şekilde yapmıştır: ‘’Sinema alanındaki her çeşit ye...
Komedi Filmleri – Gülsek mi, Ağlasak mı? Komedi Filmleri – Gülsek mi, Ağlasak mı? Pazartesi, 18 Mart 2013 16:59 Aristo komik olanı, ortalamadan aşağı olan insanların taklidi olarak nitelemiştir. Komedi soylu olanlara yaklaşamayan bir şeydir. Ama...
Sinemanın sokağa uzanan eli: İtalyan Yeni Gerçekçiliği Sinemanın sokağa uzanan eli: İtalyan Yeni Gerçekçiliği Pazartesi, 18 Mart 2013 16:52 Yeni gerçekçilik akımının ortaya çıkışını anlamak için o dönem İtalya’nın içinde bulunduğu tarihsel ve siyasal durumu bilmek gerekmekted...
Rashomon – Anlatmak Masum Bir Eylem midir? Rashomon – Anlatmak Masum Bir Eylem midir? Pazartesi, 18 Mart 2013 16:49 Gerçekler ve yalanlar “Rashomon kapısı gözümde her gün biraz daha büyüyordu,” (1)
Korku Sinemasında Maske Kullanımı Korku Sinemasında Maske Kullanımı Pazartesi, 18 Mart 2013 16:45 Personanın yani Türkçesiyle maskenin kökeni Roma Tiy atrosuna dayanmaktadır.  M.Ö 500’li yıllarda başlayan bu oyunlarda oyuncular roll...
‘ARAF’ daki İnsanlık ve Sanat ‘ARAF’ daki İnsanlık ve Sanat Pazartesi, 18 Mart 2013 16:40 Bir şehri anlamak, zaman ve gören gözler ister. Demir cevheri dökülüyor. Karşısında iki Karabük genci izliyor bu sanayileşme harikasını: ‘...
Aykırı Olmadan, Aykırı Olmak: Kiarostami ile İran Sineması Aykırı Olmadan, Aykırı Olmak: Kiarostami ile İran Sineması Pazartesi, 18 Mart 2013 16:38   Arkadaşın evine yolculuk  İran Yeni Dalga sinemacılarının en önde gelen yönetmenlerinden olan Kiarostami, filmlerinde e...
Şewata Zarokên Sînemaya Amûdê Şewata Zarokên Sînemaya Amûdê Pazar, 17 Mart 2013 16:15   Ehmed Mihemed  Nesrellah Hecî Ebdellah Seyda  Ilwan Ibrahîm Seyda  Seedellah Hecî Ebdellah Seyda  Ebdilrehman, kurê...
Görüntü yönetmeni ne iş yapar ? Görüntü yönetmeni ne iş yapar ? Perşembe, 14 Mart 2013 16:42 Yönetmen ile birikte çalışmaktadır.Çalışma alanı yönetmene göre farklılık gösterebilir.Görüntü yönetmeni kamera hareketleri ve açıları,kad...
Hapishane Filmleri Hapishane Filmleri Perşembe, 14 Mart 2013 00:31 Hapishaneler, sinemanın tarih boyunca oldukça sık uğradığı mekânlardandır. Zaman zaman büyük çoğunluğu söz konusu mekânda geçen, zaman z...
Paradigmasal bakışta dil Paradigmasal bakışta dil Çarşamba, 13 Mart 2013 17:15   Ferhat BAYSAL / Edirne F Tipi Cezaevi Güncellenme : 01.10.2011 08:34 İnsanları bir toplum haline getiren bireylerin ...
Oryantalizm: Zihniyet hegemonyası Oryantalizm: Zihniyet hegemonyası Çarşamba, 13 Mart 2013 17:14 Nedir oryantalizm? Hangi merhalelerden geçmiştir? Kapitalizmle bağı var mıdır? Açığa çıkan zihniyet nasıl gerçekleşti? Kuşkusuz bu yönlü...
Kültür ve Kültürel Değişim Kültür ve Kültürel Değişim Çarşamba, 13 Mart 2013 17:12 En basit toplumdan en gelişmiş topluma kadar insanların oluşturdukları tüm insan topluluklarında kültür olarak tanımlanan ortak bir olgu...
Phoolan Devi Phoolan Devi Çarşamba, 13 Mart 2013 17:05 Mağdur, Haydut, Lider, Politikacı:Efsanevi Haydutlar Kraliçesi Phulan Devi 11 yaşında kocaya satıldı16 yaşında tacizci kocasını ter...
Kurdistan’ın gök kuşağı; DOMLAR Kurdistan’ın gök kuşağı; DOMLAR Çarşamba, 13 Mart 2013 16:59 "Kadim ve Mazlum dilimin, inatçı kahkahasına...Ji bo Devlikenê Kejê"
50 years: Remembering the Amûde cinema fire 50 years: Remembering the Amûde cinema fire Çarşamba, 13 Mart 2013 16:53 On 13 November 1960 hundreds of Kurdish schoolchildren, most of whom were under the age of 14, perished in a blaze at a cinema in Amûde, Syr...
Navên Hin Goriyên Şewta Sînema Amûdê* Navên Hin Goriyên Şewta Sînema Amûdê* Çarşamba, 13 Mart 2013 16:40   Ehmed Mihemed  Nesrellah Hecî Ebdellah Seyda  Ilwan Ibrahîm Seyda  Seedellah Hecî Ebdellah Seyda&nbs...
Naza Emo (Nazo) Çareserkirina Qederê Naza Emo (Nazo) Çareserkirina Qederê Çarşamba, 13 Mart 2013 16:39 NAZA EMO (NAZO) Û ÇARESERKIRINA QEDERÊ  Naza Emo (Nazo) pîrejineke ji Amûdê ye. Ew niha jî li Amûê dijî û temenê wê do...
 Şahida Şahida "Şewitandina Sînema Amûdê" Çarşamba, 13 Mart 2013 16:37 "XWEDÊ ROJÊN WISA BI SERÊ GURÊN ÇIYA VE JÎ NEYINE....!"  Salihê Kevirbirî - Bochum/Elmanya"...Zarok ji bo Cezayirê çûbûn sînemê. Ji ...
Sînema Amûdê Çima Şewitî? Sînema Amûdê Çima Şewitî? Çarşamba, 13 Mart 2013 16:36       SÎNMEA AMÛDÊ ÇIMA ŞEWITÎ?  Dr. Ebdulbasit Seyda - Uppsala/Swêd 
Bihna Şewata Laşê Min Bihna Şewata Laşê Min Çarşamba, 13 Mart 2013 16:35  Alan ŞiwêşBayê pêşî ku kete sînga min, bayê Amûdê bû. Wê demê 19 sal di ser agir re derbas bûbûn. Lê weke her kesên Amûdê, agir bihn...
Trajedeya Sînema Amûdê û Bêdengiya Miletekî Trajedeya Sînema Amûdê û Bêdengiya Miletekî Çarşamba, 13 Mart 2013 16:33 44 sal piştî şewata Sînema Amûdê û şehîdketina bêtirî 283 zarokên kurd, tirs û bêdengiya Kurdan berdewam e.   Sîrwan Hecî Berko...
İlk Kürt filmi Grass mı? İlk Kürt filmi Grass mı? Çarşamba, 13 Mart 2013 16:15   İlk Kürt filmi Grass mı? Kürt sinema tarihi, yıllardır Ermeni asıllı Hamo Bek Nazarian’ın 1926 yılında çektiği “Zarê” filmiyle ba...
Sinemanın Hikayeleri - Figüran Üzerine Sinemanın Hikayeleri - Figüran Üzerine Çarşamba, 13 Mart 2013 16:10   Meyerhold'un bir temasını hatırlayalım: "Çehov'un ünlü cümlesi iyi bilinir: eğer ilk perdede duvara asılı bir tüfek varsa, oyunu...
Şok ve Beyin: Yılmaz Güney Sineması Üzerine Şok ve Beyin: Yılmaz Güney Sineması Üzerine Çarşamba, 13 Mart 2013 16:09 Sinemanın temsil sanatlarından biri olmadığı, insanı doğrudan doğada, çevresinde, ortamlarında,
Yine Sinema Üzerine Yine Sinema Üzerine Çarşamba, 13 Mart 2013 16:08 Dünyanın "görülebilir" hale gelmesi için o dev camera obscura'ların inşa edilmesi neden gerekmişti?
Yılmaz Güney Sinemasının Bir Özelliği Üstüne Yılmaz Güney Sinemasının Bir Özelliği Üstüne Çarşamba, 13 Mart 2013 16:06   Yılmaz Güney sinematografisini ayırdeden bir özelliği, "vurdulu kırdılı" ("Çirkin Kral" dönemi mi?) diye tanımlanan ilk filimler...
 Sinema ve Tarih Sinema ve Tarih Çarşamba, 13 Mart 2013 16:05 Modern insan jestlerini yitirerek sinematik dünyaya açılmıştı. Bu açılış süreci, Alman sosyolog Norbert Elias'ın deyişine göre "uygarlık...
Sinematografik Aygıt Üzerine Dersler Sinematografik Aygıt Üzerine Dersler Çarşamba, 13 Mart 2013 16:04   Ders 1: Kapitalizmin bir Sentezi Olarak Sinema "Sinemaya aynı bakışı paylaşmayan bir çift birlikteliklerini sürdüremez. Bir...
İran Sineması ve Kadın İran Sineması ve Kadın Çarşamba, 13 Mart 2013 16:02   İran sinemasında yalnızca kadının varlığı konusunda değil, İslam'da aslında yasak olan "imajın" varlığını tartışmanız gerekir ön...
Godard ve Sinema Eleştirisinden Sinemaya Godard ve Sinema Eleştirisinden Sinemaya Çarşamba, 13 Mart 2013 16:01 Şöyle bir soruyu ortaya atarak başlayalım: acaba François Truffaut ve Jean-Luc Godard başta olmak üzere Fransız Yeni-Dalga'sını yaratan ...
Leibnizci Bir Sinema Leibnizci Bir Sinema Çarşamba, 13 Mart 2013 16:00 Filmik meselelerle uğraşanlar için Leibniz'ci bir soru işte: "nesnelere bakış açımız değişik olabilir mi?".
Sinematografi ve Halüsinasyon - Anlamlar Sirkülasyonu Sinematografi ve Halüsinasyon - Anlamlar Sirkülasyonu Çarşamba, 13 Mart 2013 15:58 İşitsel H'nun bir zamanlar araştırmacılar açısından büyük bir önemi, kurbanlarına kazandırdığı tuhaf bir büyü vardı...
Nazi Sinemasının Sinegözü Nazi Sinemasının Sinegözü Çarşamba, 13 Mart 2013 15:57 Daha önce, yetmişli yıllarda yalnızca Anti-Stalinist olmakla kalmayan, aynı zamanda sol-entellektüel bir liberalizmin izini kovalayan ba...
Toplumsal Tip Olarak Çocuğun Sinemada Temsili Toplumsal Tip Olarak Çocuğun Sinemada Temsili Çarşamba, 13 Mart 2013 15:55 Çıkış noktamız bu kez Jean-Pierre Faye'ın oldukça sıcak ama bir o kadar da ağır felsefi bir karakter taşıyan bir Heidegger metni..
Sovyet Sinema Tarihi Nedir? Bir “Tarihöncesi” Sovyet Sinema Tarihi Nedir? Bir “Tarihöncesi” Çarşamba, 13 Mart 2013 15:53 Hodinka nedir bilir misiniz? Moskova yakınlarında, üzerinde bugün bir askeri havaalanı (daha doğrusu "hava müzesi") bulunan ova...
Salo Ya Da Sinemanın Yüz Yılı Salo Ya Da Sinemanın Yüz Yılı Çarşamba, 13 Mart 2013 15:52 Hatırlayalım: PPP bu filmi 1975 yılında, Hayat Üçlemesi'nin (Decameron, Canterbury Hikayeleri ve Bin Bir Geceler) ardından "nihai filmi"...
Guy Debord'un Sineması Guy Debord'un Sineması Çarşamba, 13 Mart 2013 15:50 Burada amacım Guy Debord'un sinema alanındaki poetikasının, ya da daha doğrusu kompozisyon tekniğinin bazı yönlerini tanımlamak.
Şark'ın Şiiri/İran Sineması Şark'ın Şiiri/İran Sineması Çarşamba, 13 Mart 2013 15:40 "İran Sineması" başlık olarak alındığında, bu konuda araştırma yapan bir çok kişi, İran sinemasının kökenini 'taziye'ye daya...
Sanat ve Devrim Sanat ve Devrim Çarşamba, 13 Mart 2013 14:54 Sanatta fazla özgürlük, her zaman sanatın anlamsızlaşmasına yol açabilir.
Devrimci Sinema Üzerine Devrimci Sinema Üzerine Çarşamba, 13 Mart 2013 14:52 Fernando Solanas İle Devrimci Sinema Üzerine Bir Görüşme Bize filminizi (zaman, malzeme, mali gelir, filmde çalışanlar vs. bakımınd...
Türkiye Sinemasında Kürtler Türkiye Sinemasında Kürtler Pazartesi, 11 Mart 2013 14:57   Sermin Çakmak 19. yüzyılın ortalarında Tanzimat’la başlayıp 20. yüzyılın başlarında Jön Türklerle kurumlaşan ve Türkiye Cumhuriyeti’ni...
Oscar û ARGO - (Ihsan Türkmen) Oscar û ARGO - (Ihsan Türkmen) Pazartesi, 11 Mart 2013 14:54 Xelatên Akademiyê yê Oscarê ya 85. roja duşemê hatine dayin. Xelatên Oscarê ku di destpêkê de bi navê „Academy Award of Merit“ (Xelatên Ak...
Türkiye Sinemasında Ötekinin Ötekisi Kürt Kadınlar ve 8 Mart Türkiye Sinemasında Ötekinin Ötekisi Kürt Kadınlar ve 8 Mart Pazartesi, 11 Mart 2013 14:28 Sermin Çakmak Önce babasına sonra kocasına ama hep ataerkil topluma ait kabul edilen, onların sahip oldukları soyadlarını ismimize eklerk...
Sînema çiraya gelan e Sînema çiraya gelan e Cumartesi, 09 Mart 2013 16:23 Sîrwan H. Berko  – Elmanya Dema behsa sînema tê kirin, yekser sînema bajarê min tê bîra min. Sînema Amûdê ku berî 52 salan dergehên xw...
Kurdên Sûriya û sînemaya penaber Kurdên Sûriya û sînemaya penaber Cumartesi, 09 Mart 2013 16:21 Hunerê heftem, ango sînema, berî her tiştî zimanek huneri ye, alavek payebilind a derbirîna huneri ye. Sînema ziman, wêne, mûsîk û liv e....
Kurteniherîneke li Sînemaya Kurdî Kurteniherîneke li Sînemaya Kurdî Cumartesi, 09 Mart 2013 16:19 Mistefa mihemed serdarê malpera kobani kurd-kurdistan soriya Dîroka sînemaya kurdî ne pirr kevn e. Heye ku bikaribe bihêt gotin ku Yilmaz...
Çîroka Sînemayê Çîroka Sînemayê Cuma, 08 Mart 2013 23:57 Fîlmê bêhempa yê bi navê “Trên Tê” beriya sedsalan bi hewldanên du birayan, Auguste û Louis Lumîêre hate nîşandan. Di vî fîlmê ku li ser ş...
Modernizm Düzleminde  Viridiana ve Fight Club Modernizm Düzleminde Viridiana ve Fight Club Salı, 05 Mart 2013 16:53   Toplumsal değişikliklerin sinema üzerindeki etkisi her zaman çok konuşan bir durum olmuştur. Filmlere bakarkende bu dönemsel değişik...
Sinema Ne Değildir? Sinema Ne Değildir? Salı, 05 Mart 2013 16:51 Sinema yapılmaya başlandığından bugüne kadar geçen yüz yıl boyunca sanatçıların ve yazarların bu sanat hakkındaki anlayışları hep gerçeğin o...
Çizgi ile Hikâye Anlatmak Çizgi ile Hikâye Anlatmak Salı, 05 Mart 2013 16:50 Çizgi-roman tarihin en eski sanatlarından biridir. Bu her ne kadar iddialı olduğu kadar ilginç bir tez olsa da, bütün paramatreler bu savı d...
Sinema ve Psikoloji Sinema ve Psikoloji Salı, 05 Mart 2013 16:47 Psikoloji, insanların dışarıdan gelen sinyallere tepki verme halidir. Bir insanın ruh halinin değişmesi için de bir olaya maruz kalması ve...
Duyarlı Olunması Gereken Hareket: Karşıt Sinema Duyarlı Olunması Gereken Hareket: Karşıt Sinema Salı, 05 Mart 2013 16:46 Karşıt Sinema, manifestosu geçtiğimiz günlerde yayınlanan dikkate değer bir yenilik. 20'li yaşlarda bir grup sinemacı genç tarafından, sin...
 En Kuşkucu Seyirciye Film Yapıyorum En Kuşkucu Seyirciye Film Yapıyorum Salı, 05 Mart 2013 11:30 Özgün sinema anlayışından, filmlerinin başarısından, ödüllerden söz edecek olsak 'övgüyle esir alınamayacağı'nı söyleyip itiraz eden bir y...
30 Yıl Sonra Sinema Nasıl Olacak? 30 Yıl Sonra Sinema Nasıl Olacak? Salı, 05 Mart 2013 11:28 Şimdi kullanılan tekniklerin olası gelişimi ile olası devrimleri ayrı ayrı incelemek gerek.
 İnternet Medyasını Ciddiye Almayan Demode Sinemacılar İnternet Medyasını Ciddiye Almayan Demode Sinemacılar Salı, 05 Mart 2013 11:27 Benim kuşağıma mensup sinefillerin, “sinema kültürü”ne susamışlıklarını giderebilmek ve bu alandaki bilgi birikimlerini zenginleştirebilme...
 Sinema ve Edebiyat Türleri Arasında Görülen Etkileşimler Sinema ve Edebiyat Türleri Arasında Görülen Etkileşimler Salı, 05 Mart 2013 11:23 ÖZET Sanat, biçim-içerik ilişkisinin birlikteliğiyle var olmaktadır. Biçimsel öğelerle içeriksel öğelerin yoğrulması sanat yapıtının oluşm...
 Şehrin İçinden Geçen Filmler Şehrin İçinden Geçen Filmler Salı, 05 Mart 2013 11:21 Sinema salonlarının derin karanlıklarında, büyüsüne kapıldığınız filmin buğulu atmosferinden gerçeğe döndüğünüzde, zaman zaman beyninizde ...
Sinema Bir Ülkenin Aynasıdır Sinema Bir Ülkenin Aynasıdır Salı, 05 Mart 2013 11:13 Yakup Sancı: 1945 yılında Rize'nin Pazar ilçesine bağlı Başköy'ünde dünyaya gelen Yunus Yılmaz'ın asıl Adı, Yunus Hiçyılmaz'dır. Lise yıll...
 Yönetmen Filmin Herşeyidir Yönetmen Filmin Herşeyidir Salı, 05 Mart 2013 11:11 Yakup Sancı: 1945 yılında Rize'nin Pazar ilçesine bağlı Başköy'ünde dünyaya gelen Yunus Yılmaz'ın asıl Adı, Yunus Hiçyılmaz'dır. Lise yıll...
 Kadın Yönetmenlerin Üç Dönemi Kadın Yönetmenlerin Üç Dönemi Salı, 05 Mart 2013 11:07 Feyturiye Esen, sinema tarihi yazarlarının görmezden geldiği bir isimdi. Türk sinemasının Sonku ve Şenerden sonra adı geçen 3. kadın yönet...
Sinemanın Gizli Kahramanları: Sinema Makinistleri Sinemanın Gizli Kahramanları: Sinema Makinistleri Salı, 05 Mart 2013 11:03 - Arş. Gör. Levent Yaylagül2 Giriş Filmler, yapım sürecinde birbirinden farklı görevleri üstlenen insanlar tarafından üretilmesine rağ...
Susma Cesareti Susma Cesareti Salı, 05 Mart 2013 10:53   Başrolünde Gwyneth Paltrow’un oynadığı ''Sylvia'' vesilesiyle Sylvia Plath, şiiri ve ‘intihar’ olgusunu içeren bir ...
 Çürüyen Sinema Çürüyen Sinema Salı, 05 Mart 2013 10:52 Sinemanın yüzyılı, bir yaşam devresinin biçimine sahip görünmektedir: kaçınılmaz doğum, şan ve şöhretlerin istikrarlı birikimi ve alçaklığ...
 Sessiz Sinemanın Sonu Sesli Sinemanın İlk Yılları Sessiz Sinemanın Sonu Sesli Sinemanın İlk Yılları Salı, 05 Mart 2013 10:50 Sessiz sinema,  bu yeni sanatta en son olarak varlık gösteren genç Sovyet okuluyla en gelişmiş durumuna ulaştı. Sessiz sinema,  böylelikle...
Bir Kuramcı : Eisenstein Bir Kuramcı : Eisenstein Salı, 05 Mart 2013 10:49   Bir Kuramcı : EisensteinVarlıklı bir Alman inşaat mühendisiyle Rus bir annenin oğlu olan Eisenstein, ömrünün ilk yıllarını Riga’da...
 Sinemanın Anlamı Üzerine Sinemanın Anlamı Üzerine Salı, 05 Mart 2013 10:47 Sinemanın başlangıcından günümüze tam 110 yıl geçti. Lumiere Kardeşler kendi buluşlarıyla deneme niteliği taşıyan kısacık filmler çekerek ...
Sinema Tadında Psikoterapi Sinema Tadında Psikoterapi Salı, 05 Mart 2013 09:44 Film terapisi, Sinema filmlerinin psikoz bozukluklar haricinde bazı psikolojik sorunların tedavisinde kullanılması yöntemi.
Sanat Filmleri Neden İzlenmez? Sanat Filmleri Neden İzlenmez? Pazartesi, 04 Mart 2013 20:32 “Sanat” kulağa çok hoş gelen bir kelimedir. İnsanlar onun yararlı, olması gereken, ayrıcalıklı kimselerce yürütülen çok özel bir etkinlik ...
Yeryüzünün Lanetlilerinin Sineması Yeryüzünün Lanetlilerinin Sineması Pazartesi, 04 Mart 2013 20:30 Yeni Sinema Hareketi 60’lıyıllardan başlayarak, özellikle yeni-sömürge ülkelerde ortaya çıkan bir sinema hareketidir. Afrikalıların koloni...
Eisenstein’in Sinema Kuramı Üzerine Notlar Eisenstein’in Sinema Kuramı Üzerine Notlar Pazartesi, 04 Mart 2013 20:29 İnsanın varoluşuna bir anlama çabası eşlik etmiştir her zaman. Kendisini, içinde yaşadığı doğayı, başını kaldırdığında gördüğü sonsuz uz...
Sinemanın sokağa uzanan eli: İtalyan Yeni Gerçekçiliği Sinemanın sokağa uzanan eli: İtalyan Yeni Gerçekçiliği Pazartesi, 04 Mart 2013 20:27 Yeni gerçekçilik akımının ortaya çıkışını anlamak için o dönem İtalya’nın içinde bulunduğu tarihsel ve siyasal durumu bilmek gerekmektedir...
Dziga Vertov’un Sinema Kuramı Pazartesi, 04 Mart 2013 20:15 Dziga Vertov’un Sinema Kuramı Dziga Vertov (Denis Arkadievich Kaufman)  1896 yılında dünyaya geldi. Lise yıllarında müzik eğitimi...
Belge Film Nedir? 1: Joris Ivens Belge Film Nedir? 1: Joris Ivens Pazartesi, 04 Mart 2013 20:14 Birçok sinema tarihçisi Belge filmlerin başlangıcı hakkında farklı tarihler ileri sürer. Bazıları Lumiere kardeşleri başlangıç o...
Sinema ve Toplum İlişkisi Üzerine Sinema ve Toplum İlişkisi Üzerine Pazartesi, 04 Mart 2013 20:13   Amaç Bu çalışmanın amacı sinema ve toplum ilişkisini, onu ortaya çıkaran nedenler ve sonuçlar ile birlikte ortaya koymaktır. Topl...
Sinemanın Şairaneliği: Şiirsel Gerçekçilik Sinemanın Şairaneliği: Şiirsel Gerçekçilik Pazartesi, 04 Mart 2013 20:13 Şiirsel Gerçekçilik (Realisme Poetique) 1930’larda Fransa’da ortaya çıkan bir sinema akımıdır. Akımın özelliklerine geçmeden önce, onu ort...
Oscar ve Politika Oscar ve Politika Perşembe, 28 Şubat 2013 20:28 Oscar ve PolitikaABD Sahne Sanatları ve Bilimler Akademisinin her yıl verdiği Oscar ödüllerinin en önemli yanı, aslında bu ödülleri ...
 Yönetmenlik? Yönetmenlik? Perşembe, 28 Şubat 2013 17:33 Yönetmenlik?Bizim Neden Bayram Filmlerimiz Yok?
Sinema'da Sinema'da "Doğu'daki Batılının Doğulu İmgesi" Üzerine Perşembe, 28 Şubat 2013 17:31 Sinema'da "Doğu'daki Batılının Doğulu İmgesi" ÜzerineCannes’da ve Berlin’de İki Büyük Ödül...
Propaganda Sineması Propaganda Sineması Perşembe, 28 Şubat 2013 17:30 Propaganda SinemasıSiyasal olayları anlatan, ama bunu yaparken sanatsal kaygılardan uzakta belli bir siyasal amacın gerçekleşmesi...
Filmin Filmin "Son"u Nasıl Olmalı? Perşembe, 28 Şubat 2013 17:25 Filmin "Son"u Nasıl Olmalı?Filmlerin başlangıç sahneleri kadar sonları da çok önemlidir. Başlangıç ile seyirciyi avucunuzun içine ...
Sinemalarda Şiddet ve Çocuklar Sinemalarda Şiddet ve Çocuklar Perşembe, 28 Şubat 2013 17:20 Sinemalarda Şiddet ve ÇocuklarSinemalarda Şiddet Ve Bu Filmlere İzlemeye Gelen Çocuklar, Onları Para İçin Engellemeyen Sinema Salonlar...
Sinemada Etik ve Estetik Sinemada Etik ve Estetik Perşembe, 28 Şubat 2013 17:16 Sinemada Etik ve EstetikSinema, tarihinin yeni bir aşamasının bir ara dönemini, bir geçiş dönemini yaşıyor. Bunun yolunu açan da g...
Sinema Tutkusu Sinema Tutkusu Perşembe, 28 Şubat 2013 17:11 Enis Rıza ile SöyleşiYıllar önce, üniversitedeydik Jean-Charles Tacchella'nın Travelling Avant (Öne Kaydırma) diye bir filmini seyretmişti...
DİJİTAL SİNEMA DİJİTAL SİNEMA Perşembe, 28 Şubat 2013 17:02 DİJİTAL SİNEMA (DIGITAL CINEMA) Savaş FERHAT Baş Kameraman TRT Ankara Televizyonu
Ji Dil Heya Fram: Di Sînema de Jin Ji Dil Heya Fram: Di Sînema de Jin Cuma, 22 Şubat 2013 20:24 Hemû rengên jiyanê di hembêza jinê de cih digire û bedewiyeke bêpayan pêk tîne. Lê mixabin bi taybet ev xweşikiya wê wek metayeke kirîn û fi...
Kurd û sînema Kurd û sînema Cuma, 22 Şubat 2013 20:23 Em dizanin ku sînema hunera herî dawiyê ye ya li ser rûyê erdê. Em dikarin bêjin hinekî jî zaroka teknolojiyê ye. Pêşketinên ku di sînemayê ...
Çerx fîlmekî tirsê an erotîk e? Çerx fîlmekî tirsê an erotîk e? Cuma, 22 Şubat 2013 20:18 Navê fîlm "Çerx" e. Mijara wî ya sereke, tolhilanîna jineke kurd e ku nagihîje mirazê xwe û tê kuştin. Piştî tê kuştin, bi giyanî li jiyan...
İlk Kürt Filmi: ZERÊ İlk Kürt Filmi: ZERÊ Çarşamba, 13 Şubat 2013 18:46     Orkestra Sînfonî ya Silêmanî    Bi Zarevaya Kırmancikî 1926 yılında çekilen Zerê ve 1933 ...
Sinemada Çekim Hataları Sinemada Çekim Hataları Pazar, 06 Ocak 2013 21:35 Çekim HatalarıSinema bu güne kadar hatasız bir film üretememiştir belki de. Ekip ne kadar profesyonel olursa olsun onları şaşırtacak...
Sinema Gösterim Makineleri Sinema Gösterim Makineleri Pazar, 06 Ocak 2013 21:32 Sinema Projeksiyon MakinesiSinema makinesinin başlıca parçaları şunlardır;
Sinema Salonu Sinema Salonu Pazar, 06 Ocak 2013 21:31 Sinema SalonuSinema Salonu, kelime anlamıyla sinema filmlerinin toplu olarak izlendiği yerdir. Kelime anlamını düşünmeden sinema sal...
Sanatçının Yalnızlığı ve Toplumun Ruhu Sanatçının Yalnızlığı ve Toplumun Ruhu Pazar, 06 Ocak 2013 21:30 Türkiye’de sinemanın ekonomi politiği pek çok şeyi anlatmak için ne kadar da kritik: işin özü burada yatıyor, sinemamız üretebilmek için ç...
Siegfried KRACAUER Film Kuramı Siegfried KRACAUER Film Kuramı Pazar, 06 Ocak 2013 21:28 Siegfried KRACAUER, 1960’larda ortaya koyduğu Film Kuramı adlı kitabıyla gerçekçi kuramcılar arasında önemli bir yer edinir.
Estetikten Ödün Verilmemeli Estetikten Ödün Verilmemeli Pazar, 06 Ocak 2013 21:26 Sinema ile uğraşmak zordur. Üstüne üstlük bir de Kürtleri, politikayı, mücadeleyi yansıtmayı düşünmüşseniz, “vay halinize“ dedirte...
Diyarbakır'da Bir Beyazperde Diyarbakır'da Bir Beyazperde Pazar, 06 Ocak 2013 21:24 Mart ayının son haftasından başlayarak medya, kentte yaşanan olaylar ve huzursuzluktan başka bir şey göstermezken, geçtiğimiz hafta sessiz...
Sinemada Sansür Sinemada Sansür Pazar, 06 Ocak 2013 21:22 Toplumsal birikimlerin bir ürünü olan sinema tarihte varolduğu günden bu yana içinde bulunduğu içinde bulunduğu toplumları etkilemiş ve on...
Türk Sinemasında Anılar Türk Sinemasında Anılar Pazar, 06 Ocak 2013 21:18 Milliyetçi YıkımFuat Uzkınay'ın kızı Mutena Uzkınay, 14 Kasım 1989 tarihli Hürriyet Gazetesi'nde, İlk Türk Filminin çekimini şöyle anlatıy...
 Yarım Kalan Filmler Yarım Kalan Filmler Pazar, 06 Ocak 2013 21:17 Havaya kalkan her uçak nasıl yere inerse, çekimleri başlayan bir film de mutlaka biter. Ama bazı filmler uçaklar gibi yere çakılır. Nasıl ...
Sinema Nedir? Sinema Nedir? Pazar, 06 Ocak 2013 21:04 Sinema sirke çok benzer. Sinema olmasaydı bir sirk yöneticisi olabilirdim. Sirk de sinema gibi katıksız bir teknik, kesinlik ve doğaçlam...
Yönetmen Kimdir? Yönetmen Kimdir? Pazar, 06 Ocak 2013 20:59 Bir filmin gerçekleşmesi için görüntü yönetmeni, ışık yönetmeni, sanat yönetmeni, ses yönetmeni, montaj yönetmeni, diğer meslek grupları v...
Babamın sesi ve sesin personası Babamın sesi ve sesin personası Pazartesi, 31 Aralık 2012 23:21 “Sınır Tanımayan Doktorlar” (Doctors Without Borders) gelişmemmiş ülkelere sadece yardım eden bir kurum değil.
Anasayfa - Mal » Gotar - Makaleler » Gotar - Makaleler » Ulusal Kurtuluş Mücadelesi ve Sinema
A+ R A-

Ulusal Kurtuluş Mücadelesi ve Sinema

e-Posta Yazdır PDF

(Bir Üçüncü Dünya Sinemasına Doğru: Üçüncü Dünyadaki Ulusal Kurtuluş Mücadelelerinin Bir Parçası Olan Sinemanın Gelişimi Üzerine Notlar ve Deneyimler)
Fernando Solanas - Octavio Getino, 1976
...tartışmalıyız, bulmalıyız...
Frantz Fanon


Kısa bir zaman öncesine kadar, sömürge, yeni-sömürge ve hatta emperyalist ülkelerde Sistem’e sırtını dönen ya da aktif bir şekilde Sistem’in karşısında yer alan sömürgecilik kültürünün etkilerini aşan filmlerin üretilmeye çalışılması don kişotça bir eylem olarak görülüyordu. Son döneme kadar, filmler, gösteri ya da eğlence ile eşdeğerdi. Başka bir deyimle, filmler bir tüketim nesnesi idi. En iyi durumda, filmler burjuvazinin değerlerinin çürümesine tanıklık etti ya da sosyal adaletsizliği gösterdi. Kural olarak, sadece sonuçlarla ilgilendiler, nedenlerle değil; çarpıtan ya da anti-tarihselci bir sinemaydı söz konusu olan. Yani bir artı değer sinemasıydı. Günümüzün en değerli iletişim aracı olarak, bu koşullarda biçimlenen filmler, film endüstrisinin sahiplerinin, dünya film pazarının ilahlarının, ki çoğunluğunu Amerika Birleşik Devletleri’nden olanların oluşturduğu, ideolojik ve ekonomik çıkarlarına hizmet ediyordu.

 

Bu durumu aşmak mümkün müydü? Yapım maliyetlerinin binlerce dolar seviyesine ulaştığı ve dağıtım ve gösterim kanallarının düşmanın elinde olduğu bir durumda, özgür filmlerin üretilmesi sorununa nasıl yaklaşılabilirdi? Süreklilik nasıl garanti altına alınabilirdi? İzleyicilere nasıl ulaşılabilirdi? Sistem’in neden olduğu baskılar ve sansür nasıl aşılabilirdi? Her açıdan çoğaltılabilecek olan bu sorular insanları şüpheci-liğe ya da “Devrimci sinema devrimden önce var olamaz”; “devrimci filmlerin üretimi sadece özgürleşmiş, ulusal bağımsızlığını elde etmiş ülkelerde mümkündür”; “devrimci politik güçlerin destekleri olmadan, devrimci sanat ya da sinema olanaksızdır” türü düşüncelerin rasyonalizasyonuna götürdü ve hala da götürüyor. Yapılan hata, gerçekliğe ve filmlere burjuvazinin bakış açısından yaklaşılması olmuştur. Üretim, dağıtım ve gösterim modelleri, Hollywood’unkiler ile aynı kalmayı sürdürüyordu; çünkü ideoloji ve politikada, filmler, burjuva ideolojisi ile siyaseti ayrıştırmanın araçları durumuna henüz gelmemişti. İki blok – SSCB ve ABD – arasında muha-liflerle gerçekleşen diyalogla şekillenen, birlikte varolan ve ulusal çelişkileri yok sayan reformist bir siyaset, Sistem içerisinde kalan bir sinemadan başka bir şey üretemedi ve üretemezdi de. En fazla, var olan sinemanın “ilerici” kanadı olabilir. Her şey söylediğinde ve yapıldığında, bu tür bir sinema, niteliksel bir değişim için, dünyadaki çelişkiler barışçıl yollarla sosyalizm lehine çözülene kadar, beklemeye mahkumdu. Resmi sinemanın kalesini ele geçirmek isteyen cesur sinemacılar, en cüretli denemelerinde dahi, Jean-Luc Godard’ın dediği gibi, “kalenin içinde tuzağa düştüler”. 
Son zamanlarda, ortaya atılan sorular oldukça umutlandırıcıydı; bu sorular yeni bir tarihsel durumdan kaynaklanıyordu, ki sinemacılar, ülkelerimizin eğitilmiş kesimlerinin hep başına geldiği gibi, bu noktaya biraz geç ulaştılar. Bu yeni tarihsel durum şudur: Küba Devrimi’nin on yılının, Vietnam mücadelesinin ve dünya ölçeğindeki ulusal bağım-sızlıkçı mücadelelerin harekete geçirici gücü Üçüncü Dünya ülkelerinde bulunmaktadır. Dünya çapındaki devrimci düzlemde kitlelerin varlığı, bu tür soruların bunlar olmadan ele alınmasını imkansızlaştırdı. Anti-emperyalist mücadele süreci içerisinde doğan bu yeni tarihsel durum ve insan, dünyadaki sinemacılardan yeni ve devrimci bir konumlanış bekliyordu. Devrimden önce militan bir sinemanın gerçekleştirilip gerçekleştirilemeyeceği sorunu, en azından bazı ufak gruplar içerisinde, devrimin gerçekleştirilmesi için böyle bir sinemanın gerekli olup olmadığı sorusu ile yer değiştirdi. Olanakların araştırılması doğrultusunda birçok farklı ülkede yaşananlar, bu soruya verilecek olumlu yanıtın başlangıcını oluşturdu. Örnek olarak, Amerikan Yeni Sol film grubunun Newsreel çalışmaları, İtalyan öğrenci hareketinin cinegiornali’si (*), Etats Généraux du Cinéma Français ve İngiliz ve Japon öğrenci hareketlerinin gerçekleştirdikleri filmler verilebilir. Tüm bu çalışmalar Joris Ivens ya da Chris Marker’ın çalışmalarının bir tür devamı ve derinleştirilmesidir. Küba’da Santiago Alvarez’in ya da Bolivar’ın dediği gibi “hepimizin anavatanı” Latin Amerika’nın değişik sinemacılarının devrimci bir Latin Amerikan sineması arayışları için yaptıklarına bakmak yeterlidir.
Özgürleşmeden önce, aydınların ve sanatçıların rolüne dair yürütülen derin tartışma, entelektüel çalışmanın perspek-tiflerini dünya ölçeğinde zenginleştirmektedir. Buna karşın, bu tartışma iki kutup arasında gidip gelmektedir; bunlardan ilki, tüm entelektüel çalışma kapasitesinin özgül bir siyasi ya da siyasi-askeri işleve indirgenmesi gerektiğini öngören kutuptur. Bunlar tüm sanatsal faaliyetin perspektiflerini inkar ederler; neden olarak bu faaliyetin Sistem tarafından kaçınılmaz olarak soğurulmak zorunda kalmasını gösterirler. İkinci kutup ise, aydınların yaşadığı iki yönlü çatışmadan kaynaklanır. Bunlara göre bir tarafta, devrimci siyasi sürecin gereksinimleri ile bağlantılı olmayan bir “sanat çalışması”, “güzelliğin ayrıcalığı”, bir sanat ve güzellik bulunmaktadır. Diğer tarafta ise, genellikle bazı anti-emperyalist manifestolara imza atmaktan ibaret olan siyasi bir bağlılık vardır. Pratikte, bu bakış açısı, siyaset ve sanatın ayrıştırılması anlamına gelmektedir.
Gördüğümüz kadarıyla bu kutupsallık iki noktanın dikkate alınmamasına dayanmaktadır. İlk olarak kültürün, bilimin, sanatın ve sinemanın algılanması tek anlamlı ve evrenseldir. Ve ikinci olarak, devrim siyasi iktidarın emperyalizm ve burjuvazi tarafından alınması ile başlamaz; devrim, kitlelerin, artık bir değişiklik gerektiğini hissettikleri ve onların öncü kolu olan aydınların birçok değişik cephede gerçekleştirdikleri eylemleri aracılığıyla, bu değişikliği araştırmaya ve hayata geçirmeye başladıkları an başlar.
Kültür, sanat, bilim ve sinema her zaman sınıf çıkarlarının çatışmasına göre varoldular. Yeni-sömürgecilik döneminde, iki farklı kültür, sanat, bilim ve sinema kavramı karşı karşıya gelmektedir: Yönetenlerin ve uluslarınki. Ve bu ayrım, ulus ile yönetenler kavramlarının aynı duruma gelmediği, sömürge ya da yarı-sömürge durum sürdüğü sürece devam edecek. Ayrıca, bu ikilik, ancak insanın en yüksek değerlerinin, hegemonyanın kurulmasını yasakladığı, insanın özgürleşmesinin tüm dünyada gerçekleştiği anda son bulacak ve tek ve evrensel bir kategoriye dönüşecektir. Bu arada, bizim kültürümüz ve onların kültürü, bizim sinemamız ve onların sineması varolacaktır. Çünkü bizim kültürümüz özgürleşmenin itici gücüdür ve özgürleşme bir gerçeklik kazanıncaya kadar da var olmaya devam edecektir. Devrimci bir kültür, kendisiyle birlikte devrimci bir sanatı, bilimi ve sinemayı taşıyacaktır.
Böylesi ikiliklerin kavranmasında görülen yetersizlikler genellikle aydınları, dünyayı yöneten egemen sınıfların “evrensel algılama biçimleri”ne benzer tarzda sanatsal ve bi-limsel araçların kullanımlarına yönlendiriyor ya da en iyi durumda bu ifade biçimlerinde bazı değişiklikler sunmaya çalışıyorlar. Bizler, devrimci bir tiyatro, mimari, tıp, psikoloji ve sinema geliştirmek, bizim tarafımızdan ve bizim için bir kültür oluşturmak için fazla yol alamadık. Aydınlar, tüm bu ifade biçimlerini, kendi içinde düzeltilecek birimler olarak ele alıyorlar; oysa, bunların yeni yöntem ve modeller ile düşünülmesi gerekiyor.
Bir astronot ya da bir Ranger, emperyalizmin tüm bilimsel kaynaklarını kullanır. Psikologlar, doktorlar, politikacılar, sosyologlar, matematikçiler ve hatta sanatçılar – farklı uzmanlıklara bağlı olarak – gezegenimiz yörüngesindeki bir uçuşa hazırlanmak ya da Vietnamlıların katledilmesi için kullanılabilecek her şeyi araştırmak üzere çalışmaya sevk ediliyorlar. Uzun dönemde, tüm bu uzmanlar, emperyalizmin gereksi-nimlerini karşılamak için görev alıyorlar. Buenos Aires’de ordu villas miseria (gecekondu bölgesi) evlerini kökünden söküp atıyor ve yerlerine, zamanı geldiğinde askeri müdahaleler gerçekleştirebileceği “stratejik köyler” kuruyor. Devrimci örgütlenmelerin eksikliği, sadece düşmanın tıp, mühendislik, psikoloji ve sanat konularındaki uzmanlığına erişememesi değildir; aynı zamanda bizim kendi devrimci mühendislik, psikoloji, sanat ve sinemamızda uzmanlaşmış cephelere sahip olmamasıdır. Etkili olabilmek için, tüm bu alanlarda her bir aşamanın – yani iktidar mücadelesinin ya da zafere ulaşmış bir devrimin – gerek duyduğu öncelikleri bilmek zorunludur. Örnekler: İktidarı ele geçirmek için politik-askeri bir mücadelenin yüklenilmesine yönelik gerekli duyarlılığın yaratılması: Kır ya da şehirlerde cereyan eden çatışmalarda gerek duyulan tıbbın geliştirilmesi; aynı Küba’da olduğu gibi, 10 milyon tonluk bir şeker hasadı alabilmek için tüm enerjilerin koordine edilmesi; ya da emperyalizmin her an gerçekleştirebileceği kütlesel hava akınlarına dayanıklı bir mimari, şehir planlamacılığı gerçekleştirmek. Kolektif önceliklere tabi her bir alanın ve uzmanlığın özel olarak güçlendirilmesi, özgürleşme mücadelesinin boşluklarını doldurabilir ve günümüzde aydınların rolünün tanımlanmasına büyük katkıda bulunabilir. Kitlelerin devrimci kültür ile donanmaları ve bilinçlenmeleri açıktır ki, sadece politik iktidarın ele geçirilmesinden sonra mümkündür; fakat siyasi-askeri araçlarla birlikte bilimsel ve sanatsal araçların kullanımı, devrimin gerçekleşeceği alanın bir gerçeklik olmasını hızlandırır ve iktidarın ele geçirilmesinden sonra ortaya çıkacak sorunların çözümünü kolaylaştırır.
Aydınlar, kendi eylemlilikleri ile en verimli çalışmayı gerçekleştirecekleri alanı bulmak zorundalar. Cephenin saptanmasından sonra, onların ikinci görevi bu cephe içerisinde düşmanın güçlü yanlarını bulmak ve kendi güçlerini nereye ve nasıl yayacaklarına karar vermektir. Günlük olarak yürütülen bu sert ve dramatik mücadelede, şimdiden başlayarak, her şeyin temeli olan ve devrimci bir kültürün var edeceği, zemini olgunlaştıracağı, kendini Che ile örnekleyen yeni bir insan – soyut olmayan insan, “insanın özgürleşmesi” değil, yeni bir insan, eskisinin küllerinden doğan ve yabancılaşmış olanı yıkacak yeni bir insan – ateşi bugünden yakmaya ve yaymaya başlamıştır.
Üçüncü Dünyadaki insanların anti-emperyalist mücadelesi ve bunların emperyalist ülkelerdeki eşdeğeri dünya devri-minin temel eksenini oluşturuyor. Bizim görüşümüze göre Üçüncü Sinema, bu mücadele içerisinde günümüzün en büyük kültürel, bilimsel ve sanatsal meydan okuyuşunu gerçekleştirmeye çalışan, tek tek her insanı başlangıç noktası alarak özgürlükçü bir kişilik yaratmanın büyük olanaklarını sunan bir sinemadır; yani kültürün sömürgecilerin etkilerinden arındırıp kendi gerçek kimliğini almasıdır.
Yeni-sömürge bir ülkedeki kültür, sinema da içinde olmak üzere, emperyalist yayılmacılığın gereksinimlerinden doğan modeller ve değerler üreten bir bağımlılığın ifadesidir.
yeni-sömürgecilik kendisini dayatmak için, bağımlı ülkenin insanlarının kendilerini daha aşağıda görmelerini sağlamaya çalışır. Er ya da geç, aşağılanmış insan kendisini büyük harfle İnsan’ın kontrolüne bırakır; bu bırakış kendi savunma mekanizmalarının yıkılmasıdır. Eğer insan olmak istiyorsanız, diyor baskıcı, benim gibi olmak, benim dilimi konuşmak, kendi varlığınızı inkar etmek, kendinizi bana dönüştürmek zorundasınız. 17. yüzyılın başlarında Hıristiyan misyonerleri [Güney Amerikan] yerlilerinin yeteneklerinin sadece Avrupa sanatını kopya etmekten ibaret olduğunu söylüyorlardı. Kopyacı, çevirmen, yorumlayıcı, en fazla da izleyici olarak yeni-sömürge aydını her zaman yaratıcı olanaklarını yok saymaya yöneltilecektir. Çekingenlik, köksüzlük, kaçışçılık, kültürel kozmopolitizm, sanatsal taklit, metafizik bitkinlik, ülkeye ihanet – bunların tümü yetişebilecekleri bir çöplük buluyor (1).
Kültür çift dilli durumuna gelmektedir.


... bu durum iki dilin kullanılmasından dolayı değil, iki farklı kültürde düşünmenin bir aradalığından kaynaklanıyor. Birisi ulusal, yani halkın kültürü, diğeri de dış güçlere bağlı olan sınıfların yabancılaştırıcı kültürü. Üst sınıfların ABD ya da Avrupa için duydukları hayranlık, onların bağımlı olduklarının en açık dışa vurumudur. Üst sınıfların sömürgeleştirilmesi sonucunda, emperyalizmin kültürü dolaylı olarak kitlelerin bilincine yayılıyor, bunun da denetlenmesi mümkün olmamaktadır (2).
Üzerinde yaşadıkları toprağın kontrolü kendilerinde olmadığı gibi, yeni-sömürge halk kendisini çevreleyen düşünceleri de kontrol edemez. Ulusal bilinç, bağımlılıktan kaynaklanan yalanlar ve kafa karışıklılarının ürettiği ağı parçalamayı gerektirir. Aydın kendiliğinden düşüncelerden kendini kurtarmaya mecburdur; düşündüğünde, genellikle Fransızca ya da İngilizce düşünme riski ortaya çıkar – hiçbir zaman kendi kültürünün diliyle değil; ki bu kültür, ulusal ve toplumsal kurtuluş sürecinde olduğu gibi, hala muğlak ve başlangıç aşamasındaki bir kültürdür. Çevremizde uçuşan tüm veriler, her kavram, parçalanması zor mucizeler kafesinin bir parçasıdır.
Buenos Aires gibi liman şehirlerinin yerli burjuvazisi ve onların entelektüel seçkinleri, tarihimizin başından itibaren, yeni-sömürge yayılmacılığın ileticisi olagelmişlerdir. Arjantin’de, Avrupalılaştırıcı liberalizm tarafından öne sürülen “uygarlık ya da barbarlık” gibi düsturların arkasında, tamamen emperyalist genişleme gereksinimlerinin çıkarına olan ve ulusal kitlelerin direncini kırmaya yönelik bir uygarlık kurulmaya çalışıldı; bu kitleler ülkemizde, “ayaktakımı”, “zenci güruh” ve “hayvansal molozlar”, Bolivya’da da “yıkanmayan kalabalık” olarak adlandırıldı. Bu yolla, oluşum halindeki ülkelerin ideologları ve “amansız, kaba ve detaylı evrensellik ile dolu büyük laflar oyunu içinde yer alan” (3) geçmişin yöneticileri, “İngiliz’in çıkarlarını insanın çıkarlarına yeğlerim” diye ilan eden Disraeli’nin (**) sözcüleri olarak çalıştılar.
Orta katmanlar, kültürel sömürgeleştirmenin en büyük alıcılarıydılar ve hala öyleler. Belirsiz sınıfsal koşulları, sosyal kutuplar arasındaki tampon konumları ve uygarlığa ulaşmada sahip oldukları geniş olanaklar, bunları emperyalizm için toplumsal bir desteğin temeli yapmaktadır; özellikle bazı Latin Amerika ülkelerinde bu durum, önemli bir noktaya ulaştı.
Eğer açıkça sömürge olma durumu varsa, kültürel yayılma, yabancı ordu işgalinin tamamlayıcısı durumundadır; belirli aşamalarda bu yayılma büyük bir önceliğe dönüşür.
Bu durum bağımlılığın normal olarak gözükmesine ve kurumsallaşmasına yol açıyor. Bu kültürel bozulmanın temel amacı, insanların kendi yeni-sömürge konumlarının bilincinde olmalarını ve bunu değiştirmeye çalışmalarını engellemektir. Sömürgecilerin kolluk kuvvetlerinin yerine eğitimin sömürgeleştirilmesi daha etkili bir yoldur (4).
Kitle iletişimi, ulusal bilincin ve aydınlanma yolundaki kolektif amaçların yıkımını tamamlayıcı bir işlev görür; bu yıkım, çocuklar bu medyayla, yöneten sınıfların eğitimi ve kültürleriyle tanışır tanışmaz işlemeye başlar. Arjantin’de, 26 televizyon kanalı, bir milyon televizyon alıcısı, 50’den fazla radyo istasyonu, yüzlerce gündelik gazete, periyodik yayın ve dergi; ve binlerce plak, film vb., sömürge beğenisi ve bilincini oluşturan kültürsüzleştirici rollerini yeni-sömürge eğitim süreci ile birleştiriyorlar; ki bu eğitim üniversitede başlıyor. “Kitle iletişim araçları, yeni-sömürgecilik için napalm bombasından daha etkilidir. Gerçek, doğru ve rasyonel olan, yasanın sınırında bulunuyor, bu durum insanlar için de geçerlidir. Şiddet, suç ve yıkım, Barış, Düzen ve Normalliğe dönüşüyor.” (5) O zaman hakikat, alt üst olmuş, ters yüz edilmiş oluyor. Ulusal gerçekliği göstermeye çalışan herhangi bir ifade ya da iletişim yıkıcı bir etkiye sahip oluyor.
Günümüzde kültürel yayılmacılık, eğitimin sömürgeleşti-rilmesi ve kitle iletişimi, güçlerini birleştirerek sömürge-sizleştirme girişimleri olan ifadeleri soğurma, nötrleştirme ve bertaraf etmeye çalışmaktadır. Yeni-sömürgecilik, kendi amaçları dışındaki kültürel biçimleri iğdiş etmek, sindirmek için ciddi girişimlerde bulunmaktadır. Tüm girişimler bunları etkili ve tehlikeli yapan şeyleri ortadan kaldırmaya yöneliktir; kısaca, bunları depolitize etmeye yöneliktir. Ya da başka türlü ifade edersek, amaçları, kültürel meydan okuyuşu ulusal bağımsızlık için yürütülen kavgadan ayırmaktır.
“Güzellik kendi içinde devrimcidir” ve “Tüm yeni sinemalar devrimcidir” türü fikirler, yeni-sömürgecilik koşullarına dokunmayan idealist isteklerdir; çünkü bunlar sinemayı, sanatı ve güzelliği, ulusal sömürgesizleştirme sürecinin bir parçası olarak değil, evrensel soyutlamalar olarak algılıyorlar.
Kitleleri harekete geçirmeyen, ajite ve politize etmeyen, o ya da bu şekilde, mücadele için rasyonel ve hissedilecek şe-kilde silahlandırmayan tüm girişimler, ne kadar tehlikeli olursa olsun, aldırmazlık ve hatta zevkle karşılanıyor. Tehlikelilik, konformist olmamak, düz bir isyankarlık ve memnuniyetsizlik kapitalist pazardaki diğer tüketim nesnelerindendir, yani tüketim malları durumundadır. Özellikle, burjuvazinin günlük olarak kontrollü şiddete – yani Sistem tarafından önce soğurulan ve sonra gıcırtıya dönüştürülen şiddete – ve dozajı ayarlanmış şoklara gereksinim duyduğu zamanlarda bu daha da gerçek olmaktadır. Örnek olarak, yeni burjuvazi tarafından apartman dairelerinin ve konaklarının dekorasyonu için büyük bir hırsla aranan sosyalist sanat eseri olarak gözüken resim ve heykeller; yönetici sınıfların çılgınca alkışladıkları korku ve avant gardizm dolu oyunlar; Sistem’in yayıncılarına ve dergilerine demokratik açık fikirlilik havası veren, semantik ve mekan ve zamanın sınırında yaşayan insanları ele alan “ilerici” yazarların edebiyatı; ve dağıtım tekelleri tarafından dağıtılan ve büyük ticari sinemalarda gösterilen bir “meydan okuma”, “tartışma” sineması gösterilebilir.
Gerçekte Sistem’in izin verdiği protesto alanı, Sistem’in kabul edeceğinden çok daha büyüktür. Bu durum, sanatçılara, belirli dar sınırların ötesine geçerek, “sisteme karşı” yer aldıkları izlenimi verir; fakat Sistem karşıtı sanatın, hem bir fren hem de gerekli bir kendini düzeltme aracı olarak Sistem tarafından soğurulduğunu ve kullanıldığını göremezler (7).
Gerçekten özgürleşmek için sahip olduklarımızın nasıl kullanılacağının – başka bir deyimle politizasyonun – bilincinde olunmamasından dolayı, tüm bu “ilerici” alternatifler Sistem’in sol kanadını oluşturuyor, onun kültürel ürünlerinin geliştirilmesine yarıyor. Bunlar, solda, sağın bugün kabul etmeye hazır olduğu ürünleri vermeye mahkum edilecek ve bu yüzden de sağın yaşamını kurtarmaya yarayacaklardır. “Kelimeleri, dramatik aksiyonları ve görüntüleri devrimci bir görev üstlenebilecekleri, kullanışlı olabilecekleri, mücadele silahlarına dönüşebilecekleri yerlerde yeniden üretin.” (8) Özgürleşme sürecinde, yapıtı orijinal bir gerçek olarak yerleştirin, onu sanatın üstüne, yaşamın hizmetine sokun; toplumsal yaşamın içinde estetiğin yer almasını ve yayılmasını sağlayın: Fanon’un dediği gibi, sadece bu şekilde sömürgesizleştirme olanaklı olabilir ve kültür, sinema ve güzellik – en azından bizim için önemli olanlar – bizim kültürümüz, bizim filmlerimiz ve bizim güzellik anlayışımız durumuna gelir.
Latin Amerika ve emperyalist egemenlik altında olan ülkelerin tarihsel perspektifleri, baskının azaltılmasına değil artırılmasına yöneliktir. Bizler burjuva-demokratik rejimlerle değil, değişik biçimdeki diktatörlükler ile karşı karşıyayız. Demokratik özgürlükler için yapılan mücadeleler, manevra alanının dar olmasından dolayı, Sistem’den ödünler koparmak yerine, bu özgürlüklerin daha da kısılmasıyla sonuçlanıyor.
Burjuva-demokratik duvarın dışı bir süre önce yıkıldı. Latin Amerika’daki bu süreç son yüzyıldan içinde bulunduğumuz yüzyıla kadar uzanan bir gelenek ile metropolisten (örnek olarak Arjantin’de Rosas’ın federalizmi, Paraguay’daki Lopez ve Francia ve Şili’deki Bengido ve Balmaceda rejimleri göste-rilebilir) farklı olan bir ulusal burjuvazinin kendini onaylatma girişimleri ile başladı: Cardenas, Yrigoyen, Haya de la Torre, Vargas, Aguirre Cerda, Peron ve Arbenz’in ulusal-burjuva, ulusal-halkçı ve demokratik burjuva girişimleri örnek ve-rilebilir. Fakat devrimci beklentiler düşünüldüğünde bu çevrim tamamlanmıştır. Günümüzde, yukarıda andığımız her bir deneyimin tarihsel amaçlarını derinleştirmeye yol açan çizgiler, kıtanın durumunu bir savaş olarak algılayan ve koşulların zorlamasıyla bu bölgeyi geleceğin Vietnam’ı yapmaya hazırlanan toplumsal katmanların arasından geçiyor. Öyle bir savaş ki, ulusal bağımsızlık ancak toplumun özgürleşmesi ile birlikte formüle edildiğinde gerçekleşecek – ve herhangi bir ulusal bağımsızlık hareketi için tek geçerli perspektif sosyalizmdir.
Günümüzde Latin Amerika’da ne pasifliğe ne de masumiyete yer vardır. Aydının bağlılığı risklerle olduğu kadar kelime ve fikirlerle de ölçülüyor; geçerli olan, özgürleşme mücadelesini ileri taşımaya yönelik olarak yaptıklarıdır. Greve giden ve bu yüzden işini ve hatta hayatını kaybetme riski taşıyan bir işçi, kariyerini tehlikeye atan bir öğrenci, işkencede sessiz kalan militan... her birinin eylemleri bulanık bir dayanışmadan daha önemli bir şeye bizi bağlıyor (9).
“Yasanın” yerine “gerçeklerin” geçtiği bir durumda, kültürel cephede çalışan bir işçi olarak aydın, kendini inkar etmesini engelleyecek yüksek bir radikalliğe ulaşmak ve günümüzde kendinden beklenenleri gerçekleştirmek zorundadır. Reformist kavramların tümünün iktidarsızlığı, sadece politikada değil aynı zamanda kültür ve sinemada da açıkça ispatlanmıştır – ve özellikle ikincisinin tarihi emperyalist egemenliğin, yani Yankee’nin, de tarihidir.
Sinema tarihinin ilk dönemlerinde (ya da tarih öncesinde), gözle görülür bir şekilde farklılaşmış ve ulusal karakteristikleri olan bir Alman, bir İtalyan ya da bir İsveç sinemasından bahsedilebiliyordu; günümüzde bu farklılıklar ortadan kalktı. Aradaki sınırlar, ABD emperyalizminin ve onun film mo-delinin – Hollywood filmlerinin – genişlemesi ile birlikte kayboldu. Günümüzde, ticari sinema içerisinde, “yazar sineması” olarak bilinen de dahil olmak üzere, hem kapitalist hem de sosyalist ülkelerde, Hollywood modelini kullanmaktan kaçınan bir filmi bulmak neredeyse imkansızdır. Bu sonuncusunun öyle büyük ve hızlı bir etkisi var ki, SSCB’den Bondarçuk’un Savaş ve Barış’ı gibi anıtsal eserler, ayrıca, ABD film sanayii (yapı, dil vb. gibi) tarafından kabul ettirilen tüm önermelere ve sonuçta bunların kavramlarına açık ve anıtsal bir teslimiyeti de gösteriyorlar.
Sinemayı ABD modeli içerisine yerleştirmek, hatta biçimsel ve dilsel anlamda da, başka bir dilin değil de bizzat bu dilin üretilmesini sağlayan ideolojik formların sahiplenilmesine yol açıyor. Sadece teknik, endüstriyel, bilimsel vb. olarak gözüken modellerin ayrıştırılması bile, kavramsal bir bağımlılığa neden oluyor; bunun nedeni, sinemanın, diğer endüstrilerden farklı olarak belirli ideolojilerin üretilmesi amacıyla yaratılan ve organize edilen bir endüstri olmasıdır. 35 mm kamera, saniyede 24 kare, ark lambası ve filmin izleyicilere sunulduğu ticari salonlar her hangi bir ideolojinin sebepsiz yere yayılması olarak algılanamazlar, fakat birincil olarak, belli bir ideolojinin, belli bir bakış açısının – yani ABD finans kapitalininkinin – kültürel ve artı değer gereksinimini karşılama amacı taşırlar.
Büyük salonlarda gösterilen, belli bir süreye, perdede doğan ve orada ölen büyülü bir yapıya sahip olan sinema, üretici grupların ticari çıkarlarını tatmin etmektedir; aynı zamanda, 19. yüzyıl sanatının, yani burjuva sanatının bir devamı olan burjuva bakış açısının biçimlerini de içermektedir. Öyle bir sanat ki, burada insan sadece pasif ve tüketici bir nesne olarak kabul görmektedir; tarihi tanınır kılacak bir yeteneğe sahip olmak yerine, sadece tarihi okumasına, onu seyretmesine, onu dinlemesine ve ona katlanmasına izin verilen insanın olduğu bir sanat... Sindirilecek bir nesneye dönüşen gösteri sineması, burjuva film yapımının ulaşabildiği en yüksek aşamadır. Dünya, deneyimler ve tarihsel süreç, resmin çerçevesi, tiyatro sahnesi ve sinema perdesi içine hapsedilmiş durumdadır; burada insan, ideolojinin yaratıcısı olarak değil, ideolojinin tüketicisi olarak ele alınmaktadır. Bu nosyon, burjuva felsefesi ile artı değerin elde edilmesi arasındaki muhteşem karşılıklı etkileşimin başlangıç noktasıdır. Sonuç olarak ortaya çıkan sinema, kitlelerin rüyalarını ve korkularını araştıran sonsuz sayıdaki araştırmacı, analist, sosyolog ve psikolog tarafından incelenen, amacı film-yaşantısını satmak olan ve yönetici sınıflar tarafından biçimlenen bir gerçekliğe sahip sinemadır.
Bizim birinci sinema adını verdiğimiz bu sinemaya karşı ilk alternatifler, “yazar sineması”, “ifade sineması”, “nouvelle vague” [yeni dalga], “cinema novo” [yeni sinema] olarak bilinen sinemalardır; ki bunlara da diğer bir deyimle ikinci sinema di-yoruz. Bu alternatif çıkışlar, sinemacı için standart olmayan bir dilde kendini ifade etme özgürlüğü talep ettiği ve bir kültürel sömürgesizleştirme girişimi olduğu ölçüde bir adım ilerisi anlamına gelmekteydi. Fakat bu tür girişimler, sistemin izin verdiği sınırlara zaten ulaştılar ya da ulaşmak üzereler. İkinci sinema yönetmenleri, Godard’ın dediği gibi “kalenin içinde tuzağa düşürülmüş” olarak kaldılar ya da bu yolda ilerliyorlar. Arjantin’de 200,000 izleyiciden oluşan bir pazarın araştırılması, bu rakamın bağımsız olan yerel bir ürünün harcamalarını karşılayabileceği hesaplanmaktadır, Sistem’e koşut olarak, fakat onun kendi normlarına göre dağıtımın yapıldığı endüstriyel bir üretim mekanizmasının kurulmasına çalışmak, sinemayı koruyan yasaların iyileştirilmesini ve “kötü yöneticileri”, “daha az kötüler” ile değiştirmeyi amaçlamak, tutarlı görüşlerden yoksun olmaktır; eğer tutarlılıktan, yeni-sömürge ya da kapitalist toplumun “genç, öfkeli kanadı” olarak kurumsallaşmak anlaşılmıyorsa.
Sistemin sunduklarından farklılaşabilen gerçek seçenekler, ancak şu gerekliliklerden birisinin yerine getirilmesi ile mümkündür: Sistemin asimile edemediği ve onun gereksinimlerine yabancı filmler yapmak ya da Sisteme karşı kavgayı doğrudan ve açıkça düzenleyen filmler yapmak. Bu gerekliliklerin hiçbirisi ikinci sinema tarafından önerilen alternatiflere uymaz; bunlar ancak Sistem’e karşı ve onun dışındaki bir sinemaya doğru devrimci bir başlangıç noktası olan özgürleşme sinemasında, yani üçüncü sinemada bulunabilirler.
Yeni-sömürgeciliğin başardığı en etkili işlerden birisi, aydınları, özellikle de sanatçıları, “evrensel sanat ve modeller” arkasında sıraya dizerek onları ulusal gerçeklikten ayırmak olmuştur. Aydınların ve sanatçıların halkçı mücadelenin en sonunda yer almaları oldukça yaygındır, özellikle buna karşı bir konumlanış sergilemediklerinde. (Sömürgesizleştirmeye yönelik itici bir kuvvet olarak anlaşılan) ulusal kültürün oluşturulmasına en büyük katkıyı koyan toplumsal katmanlar, en aydınlanmış olan değil, en yoğun sömürünün olduğu ve uygarlıktan uzak sektörlerden gelmektedir. Halkçı orgütlenmeler, haklı olarak “entelektüellere” ve “sanatçılara” güvenmemiştir. Bunlar, burjuvazi ya da emperyalizm tarafında açıkça kullanılmadıklarında ise, kendi dolaylı araçlarına sahip olmuşlardır; çoğunluğu “barış ve demokrasi” nutukları atmanın ötesine geçememiştir, bunları çevreleyen ulusal herhangi bir şeye karşı korkarak yaklaşmışlar, sanatı siyasete ve sanatçıları devrimci militanlara bulaştırmaktan çekinmişlerdir. Bu yüzden, yeni-sömürge toplumu tanımlayan içsel nedenlerin açığa çıkmasını engelleme eğiliminde olmuşlar ve ön plana dışsal nedenleri yerleştirmişlerdir; ki bu dışsal nedenler “değişimin koşullarıdır, fakat hiçbir zaman değişimin temeli olamazlar” (10). Bunlar Arjantin’de, emperyalizm ve yerel oligarşiye karşı yürütülen mücadelenin yerine faşizme karşı demokrasi mücadelesini koydular; böylelikle, yeni-sömürge bir ülkenin temel çelişkilerini gizlediler ve bunları “dünya ölçeğindeki çelişkinin kopyası olan bir çelişki” ile değiştirdiler (11).
Ulusal bağımsızlık süreçlerinden aydın ve sanatçı kesimlerin koparılması olgusu – başka birçok şeyin yanında, bu süreçlerin açılımlarındaki sınırlamaları anlamalıyız – günümüzde ortadan kalkma eğilimi göstermektedir; fakat bunun gerçekleşebilmesi için, aydınlar ve sanatçılar, ortak çıkarlar için savaşa katılmaksızın düşmanın yıkılamayacağını idrak etmek zorundadırlar. Sanatçılar, kendi kişisel anti-konformizmlerinin ve isyanlarının yetersiz olduğunu düşünmeye başlıyorlar. Ve bunun yanında devrimci örgütler, iktidar mücadelsinin kültürel alanda yarattığı boşlukları görüyorlar. Film çekmenin sorunları, yeni-sömürge bir ülkede sinemacıların yaşadıkları ideolojik sınırlamalar vb., halkın örgütleri tarafından sinemaya önem verilmemesinin nesnel koşulları olmaktadır. Gazete ve diğer basılı malzemeler, posterler ve duvar yazıları, nutuklar ve diğer sözel bilgilendirme, aydınlatma ve politizasyon biçimleri hala örgütler ile kitlenin öncü kolunu oluşturan kesimler arasında temel iletişim araçları olma özelliklerini sürdürüyorlar. Fakat bazı sinemacıların yeni politik konumları ve özgürleşme mücadelesinde sinemanın kullanışlı olma özellikleri, belli öncü kolların, sinemanın önemini keşfetmelerini sağlamıştır. Sinemanın önemi, bir iletişim biçimi olarak filmlerin sahip oldukları özgül anlamda yatmakta ve politik bir konuşma duyurusuna itibar etmeyecek birçok insanı, farklı kökenlerdeki izleyiciyi hedefleme karakteristiğinden kaynaklanmaktadır. Filmler, içerdikleri ideolojik mesajın yanında, izleyici toplamak için etkili bir araç olma özelliğini gösteriyorlar.
Film görüntülerinin sentez ve etki kapasitesi, yaşayan belgenin, çıplak gerçekliğin sunduğu olanaklar ve görsel-işitsel araçların aydınlatma gücü, filmleri iletişim araçları arasında en etkili konuma getirmektedir. Özel olarak belirtmeye gerek yok ama; görüntünün olanaklarını akıllıca kullanan, konular arasında doğal bir şekilde ilerleyen, uygun dozdaki kavram, dil ve yapıdan oluşan ve görsel-işitsel anlatımın kontrpuanlarını uygulamayı başaran filmler, kadroların harekete geçirilmesi ve politizasyonu ve kitleler ile birlikte çalışmada dahi etkili sonuçlar vermektedir.
Montevideo’da, La hora de los hornos (Kızgın Fırınların Saati) filminin gösteriminden sonra Avenida 18 de Julio (18 Temmuz Bulvarı – çn.) bulvarında barikat kuran öğrenciler, Santiago Alvarez ve Küba belgesel film hareketinin filmlerine yönelik artan bir isteğin varlığı ve üçüncü sinema filmlerinin yeraltı ve halka yarı-açık gösterimlerinin ardından yapılan tartışma ve toplantılar tüketim toplumlarındaki kitle örgütlerinin (İtalya’daki Cinegiornali liberi, Japonya’daki Zengakuren vb. örgütlerin) dolambaçlı ve zorlu yolda yaptıkları, bu yürüyüşün başlangıcıdır. Latin Amerika’da ilk defa olarak, örgütler politik-kültürel amaçlarını gerçekleştirmek için filmleri kullanmaya hazır ve isteklidirler. Şilili Partido Socialista, kadrolarına devrimci filmler sunuyor, Arjantin’de devrimci Peronist ve Peronist olmayan gruplar buna benzer girişimlerde bulunu-yorlar. Ayrıca, OSPAAL (Afrika, Asya ve Latin Amerika Haklarının Dayanışma Örgütü), anti-empeyalist mücadeleye katkıda bulunan filmlerin üretimi ve dağıtımına katılmaktadır. Devrimci örgütler, birçok başka şeyin yanında, bir film kamerasını, kayıt cihazını ve projektörü en iyi şekilde kulla-nabilen kadrolara gereksinim duymaktadır. Ortak bir görevle yüklenmiş ve karşılıklı olarak birbirlerini zenginleştiren politik ve sanatsal öncüler, düşmandan iktidarın alınması noktasında buluşuyorlar.
Kısa bir zaman öncesine kadar filmlerin devrimci bir araç olarak kullanılmasını geciktiren koşullar, ekipman eksikliklerinden, teknik zorluklardan, her aşamada gerekli olan zorunlu uzmanlaşmadan ve yüksek maliyetlerden kaynaklanmaktaydı. Herbir uzmanlık alanında gerçekleşen gelişmeler; film kamerası ve ses kayıt cihazlarının basitleşmeleri; normal ışıkta çekim yapılmasını sağlayan filmlerin üretilmesi gibi gelişmeler; görsel-işitsel senkronizasyonu geliştiren ilerleme-ler; ve geniş bir dağıtıma ulaşan uzmanlaşmış hatta uzmanlaşmamış dergilerin içerdikleri bilgilerin yaygınlığı; tüm bunlar, film çekmenin gizemlerini ortadan kaldırmada ve filmlerin “sanatçıların”, “dahilerin” ve “ayrıcalıklıların” erişebilecekleri bir medya olduğu halesini parçalamada yardımcı olmaktadır. Film çekmek, daha geniş toplumsal tabakaların ulaşabilecekleri bir seviyeye gelmektedir. Chris Marker Fransa’da, bir işçi grubuna 8 mm ekipmanlar ve bazı temel bilgiler vererek, önemli denemeler yaptı. Amaçladığı ise, işçinin yazı yazar gibi, dünyayı kendi gördüğü şekliyle filme aktarma-sıydı. Bu çalışma, sinema için daha önce denenmemiş olan yollar açtı; bu, herşeyden öte, yeni bir film çekme kavramının ve günümüzde sanatın öneminin bir göstergesidir.
Emperyalizm ve kapitalizm, ister bir tüketim toplumunda olsun isterse de yeni-sömürge bir ülkede, herşeyi, görüntülerin ve görünüşlerin arkasına gizlemektedir. Gerçekliğin görüntüsü, bizzat gerçekliğin kendisinden daha önemlidir. Fantazi ve hayaletlerden oluşan bir dünyadayız; güzellik çirkinlik olarak gizlenirken, çirkin olan güzellik ile donatılmış durumdadır. Diğer taraftan ise, fantazi, yani hayali burjuva dünyası, rahatlık, denge, tatlı nedenler, düzen, verimlilik ve “bir başkası olma” olasılığı ile dolmuştur. Ve, buna karşın, hayalet olanlar biz tembeller, üşengeç ve az gelişmiş olanlarız, düzensizliği yaratanlarız. Yeni-sömürge ülkenin insanı bu konumunu kabul ettiğinde, bir Gungha Din, kolonyalistlerin hizmetindeki bir hain, bir Tom Amca, sınıfsal ve etnik bir dönek, ya da bir aptal, uysal bir uşak ve ahmak durumuna gelir; fakat eğer bu baskıyı kabul etmeyi reddederse, azgın bir yabaniye, bir yamyama dönüşür. Açların korkusundan uyuyamayanlar, Sistem ile uzlaşanlar, devrimciyi, bir eşkıya, hırsız ve tecavüzcü olarak görürler; bunlara yönelik sürdürülen ilk savaş, politik düzlemde değil, polisiye düzlemdedir. Bir insan ne kadar çok sömürülürse, o derece aşağılık bir seviyeye yerleştirilir. Ne kadar çok direnirse, o derece bir canavar olarak görülür. Bu durum, faşist Jacopetti (***) tarafından yapılan Africa Addio (Hoşçakal Afrika, 1966) filminde görülebilir: Afrikalı yabaniler, katil hayvanlar, beyazların koruyuculuğundan kaçtıklarında, sefil bir düzensizliğin içine yuvarlanırlar. Tarzan öldü ve onun yerine Lumumbas (****) ve Lobegulas, Nkomos (*****) ve Madzimbamutos doğdu; ve bu durum yeni-sömürgeciliğin asla affedemeyeceği bir şeydir. Fantazinin yerine hayaletler geçirildi ve insan ölmek durumunda olan bir fazlalığa dönüştürüldü; böylece Jacopetti rahatça kendi düşüncelerini filme çekebilir.
Devrimi yapıyorum; bu yüzden varım. Yaşayan insanların yo-lunu açmak amacıyla fantazi ve hayaletin yok edilmesinin başlangıç noktası işte bu düşüncedir. Devrimin sineması hem yıkıcı hem de yapıcıdır; yeni-sömürgeciliğin kendisine ve bize dair sunduğu görüntünün yıkılmasıdır ve hakikati kendi ifadeleri içinde yakalayan, canlı ve yaşayan bir gerçekliğin kurulmasıdır.
Şeylerin ait oldukları asıl yerlere ve anlamlara yerleşti-rilmeleri, hem yeni-sömürge koşullarında hem de tüketim toplumlarında, yıkıcı bir gerçektir. Yeni-sömürge koşullarında, gazetelerde, edebiyatta vb. görülen belirsizlik ya da sözde-nesnellik ve halk örgütlenmelerinin kendi bilgilerini yaymada sahip oldukları görece özgürlük, özellikle Sistem tarafından en çok kontrol edilen ya da tekelleşmiş iletişim araçları olarak televizyon ve radyo söz konusu edildiğinde, mümkün olamamaktadır. Geçen yıl Fransa’da yaşanan Mayıs olayları (******) buna güzel bir örnektir.
Hakikatin hüküm sürmediği bir dünyada, fantazi, kurmaca, simge dili ve satırlar arasına sıkışmış mesaj kanallarında, sanat kendini dışa vurmaya çalışıyor. Sanat, kendisine dönmek ve soyutluklar ve hayaletlerden oluşan bir dünyada caka satmak üzere, somut gerçeklerden – ki bunlar yeni-sömürge bakış açısına göre suçlayıcı kanıtlardır – kopmuş durumdadır; öyle bir dünya ki, sanat bu dünyada “zamansız” ve ahistorik (ta-rihsel olmayan) duruma geliyor. Vietnam’dan bahsedebilirsiniz, fakat sadece Vietnam’dan uzakta bir yerde; Latin Amerika’dan bahsedebilirsiniz, fakat kıtadan yeterince uzakta bir yerde, yani konunun politik içereğinin boşaltıldığı ve eyleme yol açmayan yerlerde.
Belgesel olarak bilinen sinema, kavram olarak içerdiği genişlik yüzünden, yani eğitsel filmlerden bir gerçeğin ya da tarihi bir olayın yeniden canlandırıldığı filmlere kadar, belki de devrimci sinemanın temelidir. Belgeleyen, tanıklık eden, bir olayın gerçekliğini derinleştiren ya da bir olayı yalanlayan her görüntü, saf sanatsal gerçeğin filmsel görüntüsünden daha fazlasını içerir; Sistem’in hazmetmekte zorlandığı bir şeye dönüşür.
Buna ek olarak, bir ulusal gerçekliğin kanıtlanması, dünya ölçeğinde paha biçilmez değerde diyalog ve bilgi üretir. Eğer halklar arasında karşılıklı bir deneyim aktarımı olmazsa ve eğer insanlar, emperyalizmin olanca gücüyle sürdürdüğü düşman kamplara bölme politikasını, uluslararası, kıtalararası ve ulusal ölçekte yıkmayı başaramazlarsa, o zaman enternas-yonal mücadeleyi başarılı bir şekilde sürdürmek imkan-sızlaşır.
Bir gerçeklik üzerine çalışılmadığı, onun dönüşümü mücadelenin tüm cephelerinde başlatılmadığı sürece, bu gerçekliğin bilişsel değeri olmaz. Marx’ın şu çok bilinen sözünü sonsuza kadar tekrar etmeliyiz: Dünyayı yorumlamak yetmez, sorun onu değiştirmektir.
Bu, bir başlangıç noktası olarak alındığında, sinemacı kendi dilini yaratacaktır; bu dil, militan ve dönüştürücü bir bakış açısının ürünü olan ve ele alınan konunun biçimlendirdiği bir dildir. Ayrıca söylenmesi gereken, belirli politik kadroların eski dogmatik konumlarını hala sürdürdükleridir; bunlar, sanatçı ya da sinemacıdan gerçekliğin olduğu gibi değil, daha çok olması istendiği gibi gösterilmesini beklerler. Aslında gerçekliğin olanaklarına duyulan bir güven eksikliğinden kaynaklanan bu konum, sinema dilini, daha çok gerçeğin idealize edilmiş tasviri olarak kullanmaya, gerçekliğin içerdiği derin çelişkilerin, onun diyalektik zenginliğinin – esasen bunlar bir filme güzellik ve etkililik katabilir – ortadan kaldırılması isteğine götürüyor. Tüm dünyada devrimci süreçlerin sahip olduğu gerçeklik, kafa karıştırıcı ve olumsuz tüm suretlerine rağmen, baskın bir hat, bir sentez içeriyor; bu sentez öyle zengin ve harekete geçirici ki, taraflı ya da sekter bakış açıları tarafından şematize edilmeye ihtiyaç duymazlar.
Broşür filmler, didaktik filmler, röportaj filmleri, yazı filmleri, tanıklık eden filmler – yani tüm militan ifade biçimleri kullanılabilir ve tanımlanmış bazı estetik normlara göre hareket etmek saçma bir düşünce olacaktır. Halkın sunmak zorunda olduğu tüm şeylere açık olun ve onlara en iyisini sunun; ya da Che’nin dediği gibi, halka kaliteli şeyler vererek ona saygı duyun. Bu akılda tutulması gereken bir düşüncedir; özellikle devrimci sanatçılarda gelişmemiş bazı eğilimler söz konusu olduğunda. Örneğin, bazen sanatçılarda, araştırmanın seviyesini düşürme ve dili basitleştirme, bir tür yeni-popülizm, eğilimi vardır. Fakat bu yöntem, emperyalizmin yolumuza döşediği engelleri aşmada bize yardımcı olmaz. Militan sinemanın en iyi filmleri ve bunların etkisi gösteriyor ki, geri olduğu düşünülen toplumsal katmanlar, görüntülerde saklı olanın, sahnelemede tasarlanan etkinin ve bir fikir içerisine yerleştirilen dilsel deneyimlerin tam anlamını algılayabilmektedirler. Daha da ileri gidersek, devrimci sinema, sadece belgeleyen, tasvir eden ve bir olayı pasif olarak oluşturan bir sinema değildir; daha çok, bir olayda müdahil olan bir sinemadır. Yani, dönüştürerek yaratan bir sinemadır.
Ulusların özgürleşme süreçleri arasındaki farklılıklar, önceden tanımlı evrensel normlara bağlanmayı olanaksızlaştırmaktadır. Tüketim toplumunda, bunun gerçekliğine ulaşamamış bir sinema, az gelişmiş bir ülkede tahrik edici bir etkiye sahip olabilir; aynı şekilde yeni-sömürge koşullarında devrimci olan bir sinema, metropolitan ülkeye götürüldüğünde devrimci özellik göstermek durumunda değildir.
Silah kullanmayı öğretmek, iktidar mücadelesine atılmaya hazır liderler olan bir yerde devrimci bir eylemdir; fakat kitlelerin henüz kendi konumlarının bilincine varamadıkları ya da zaten silah kullanmayı bildikleri yerlerde, bu eylem devrimci olmayı beceremeyecektir. Bu yüzden, yeni-sömürge politikalarının etkilerini ifşa etmekte ısrarcı bir sinema, eğer bu bilgi halihazırda kitlelerin bilincinde yer etmişse, reformist bir oyun içerisinde kaybolur gider; bu durumda devrimci olan, olayın nedenlerini araştırmak, değişim için kitleleri örgütlemenin ve silahlandırmanın yollarını bulmaktır. Yani, emperyalizm cehalet ile savaşan filmleri destekleyebilir, aslında bu tür yapıtlar her zaman emperyalist politikaların güncel gereksinimleri ile sınırlıdır, fakat, tam tersi, zaferden sonra Küba’da yapılan bu tür filmler kesin olarak daha devrimciydi. Bunların ilk çıkış noktası okuma-yazma öğretmek olmuş olsa da, bunların amacı emperyalizmdekilerden radikal olarak farklıydı; amaç insanları köleleştirmek için değil, özgürleştirmek için eğitmekti.
Burjuva kültürü ve onun teorisyenleri ve eleştirmenleri tarafından milim milim saptanan mükemmel sanat eseri mo-deli, bağımlı ülkelerdeki sinemacıların geri çekilmelerine neden oldu; özellikle benzer modelleri hayata geçirmek için çırpındıklarında, çünkü içinde yaşadıkları gerçeklik kendile-rine ne böyle bir kültürü, tekniği ne de başarıya götürecek en temel unsurları sağlayabiliyordu. Metropol kültürü, metropol sanatçıların modellerine hayat veren şeylere uzun yıllardır sahipti; bunların yeni-sömürgeciliğin yaşandığı yerlerde kullanılması, her zaman yabancılaşmayı doğurmuştur, çünkü bağımlı ülkenin sanatçısı için, tamamen farklı tarihsel koşullardan geçerek biçimlenmiş olan bu kültürü ve onun sırlarını kısa bir süre içinde özümsemek mümkün değildi. Sinemada, yöneten ülkelerin filmleriyle benzeşme girişimleri genelde başarısızlıkla sonuçlanmıştır, çünkü söz konusu olan tamamen farklı tarihsel gerçekçiliklerdir. Ve bu tür başarısız girişimler boşunalık hissine ve aşağılık kompleksine yol açmaktadır. Bu hisler, yeni yolların arayışında risk almaktan duyulan korkudan kaynaklanmaktadır; aslında bu yeni yollar, “onların sineması”nın neredeyse toptan reddedilmesidir. Bağımlılığın yarattığı sınırlılıkların farkında olmak, bu arada ise bu bağımlılık durumuna içkin yeni olanaklar peşinde koşmak ve bunun aşılmasını sağlayacak yollar bulmak, işte bu, doğası gereği benzersiz bir çabadır.
Devrimci bir sinema, sürekli ve yöntemsel pratiklere, araştırmalara ve denemelere gereksinim duyar. Hatta sinemacının bilinmeyen konulara dalması, bazı zamanlar boşluğa sıçraması, bir gerillanın ormanda ilerlerken palasıyla yolunu açması gibi, hata olasılığı ile karşı karşıya kalması beklenir. Gerçekliğimiz hakkında derin görüşler üreten bir film biçiminin ve yapısının bulunma ve icad edilme olanağı, sinemacının bilinen sınırlarının ötesine geçme ve sürekli tehlikenin ortasında yürüme yeteneğine bağlıdır.
Bizim zamanımız tezler değil hipotezler zamanıdır, yol alarak eser verme zamanıdır – bir elde silah diğerinde kame-ranın bulunduğu henüz sonlanmamış, düzensiz, şiddet yüklü eserler verme zamanıdır. Bu tür eserler, geleneksel teorik ve eleştirel silahlarla gerçekleştirilemez. Bizim film teori ve eleştirimizi oluşturacak fikirler pratikler ve deneyimler ile biçimlenecektir. “Bilgi pratik ile başlar. Pratik yoluyla teorik bilginin edinilmesinden sonra, yeniden pratiğe dönmek gerekir.” (12) Bir kez bu pratik sürecine katıldıktan sonra, devrimci yönetmen önüne çıkan sayısız engeli aşmak zorunda kalacaktır; sadece Sistem’in kendisine açtığı yoldan ilerleyenler ise bir süre sonra kendisine açılan yolun kapanmış olduğunu ve Sistem’e sığınmanın verdiği yalnızlığı hissedeceklerdir. Godard’ın ifadeleriyle düşünürsek, Vietnam gibi vahşi ve giderek uzayan bir savaşta nasıl ortaya çıkmışsa, sıradan bir bisikletçi olmayı şampiyon olma çabalarına yeğleyecektir. Fakat, aynı zamanda, kendi varoluşunun bir parçası olarak eserini gören ve onu bir dünya bisiklet şampi-yonuna nasip olmayacak derecede korumaya hazır olan bir izleyicinin varlığını da keşfedecektir.
Bu uzun savaşta, elimizde silah olarak kameramız, bir gerilla eyleminin içine dalıyoruz. Bu yüzden bir film-gerillası grubunun çalışması, hem çalışma yöntemleri hem de gizlilik açısından, katı disipliner normlar ile yönetilmek zorundadır. Devrimci bir sinema grubu, bir gerilla birimi ile aynı durumdadır: Bu grup, askeri yapılar ve emir kavramları olmaksızın güçlü olamaz. Bir sinema grubu, merkezi planlama yapan ve sürekliliği sağlayan bir liderlik ile eş güdümlü olarak çalıştığı sürece, tamamlayıcı sorumluluklar ağı, değişik yeteneklerin toplamı ve sentezi olarak varolabilir. Grubun, Sistem tarafından bombardımana tutulduğu, suç ortaklığı zincirinin sık sık kendisini “ilericiler” olarak gizlediği, hazır ve görülmeye değer dışsal teşviklerin olmadığı ve çalışmanın yeraltında gerçekleştirilip, gizlice dağıtılmasından dolayı gerilimli ve rahatsız edici koşullarda gerçekleştiği düşünülürse, grubun birliğinin kolay sürdürülemeyeceği açıktır. Birçoğu, sorumluluklarını terk eder, çünkü ya bunları hafife alır ya da üstlendiği sorumlulukları yer altı sinemasına göre değil, Sistem’in sinemasına göre ölçüp biçiyordur. İç çelişkilerin ortaya çıkması, ideolojik olgunluğa sahip olsun ya da olmasın, tüm gruplar için gerçekçi bir olasılıktır. Psikolojik ya da kişisel düzlemlerde bu tür bir iç çelişkinin bilincinde olmamak vb., ilişkiler sorununa yaklaşımda olgunluk eksikliği, bazı zamanlarda hastalıklı düşüncelere ve rekabete yol açabilir; ki bunun da sonucunda ideolojik ya da amaçlarla ilgili farklılıkların ötesine taşan yıkımlar görülebilir. Bu yüzden, kişiler arası ilişkiler, liderlik ve rekabet alanları gibi konularda ortaya çıkabilecek sorunların bilincinde olmak gerekiyor. Zorunlu olan, açıkça konuşmak, çalışma alanlarının sınırlarını çizmek, sorumluluklar vermek ve sağlam bir militanlık ile işe sarılmaktır.
Gerilla sineması, film çalışanını proleterleştirmekte ve burjuvazinin vaat ettiği entelektüel aristokrasiyi yıkmaktadır. Başka bir deyimle, gerilla sineması süreci demokratikleştirmektedir. Sinemacının gerçeklik ile kurduğu bağ, onu halkının bir parçası durumuna getirir. Öncü katmanlar ve hatta kitleler, yapılan işin gündelik mücadelelerinin bir devamı olduğunu anladıklarında kolektif olarak sürece katılmaktadırlar. La hora de los hornos filmi, halkın içindeki militanlardan ve kadrolardan destek alındığında ve işbirliği sağlandığında, düşmanca koşullarda bile film çekilebileceğini göstermektedir.
Devrimci sinemacı, yapımcının rolü, ekip çalışması, araçlar, detaylar vb. konularda tamamen radikal bir yöntemle davranır. Her şeyden önce, kendi filmini çekebilmek için her aşamada çalışır, ekibindeki pek çok değişik sorun ile başa çıkmayı öğrenir. İletişim kurma gereksiniminden doğan sanat ve sahip olduğu araçlar en değerli hazinesidir. Kamera, görüntü-silahlarının yorulmak bilmez alıcısıdır; projektör, saniyede 24 kare ateş edebilen bir silahtır.
Grubun içindeki tüm üyeler, en azından genel düzeyde, kullanılan ekipmanlarla aşina olmak zorundadır; üyeler, üretim sürecinin her hangi bir safhasında başkasının yerine geçmeye hazır olmalıdır. Yeri doldurulmaz teknisyenler efsanesi yok edilmek zorundadır.
Grubun tümü, üretim sürecindeki ufak detaylara ve onu korumak için gereken güvenliğe büyük önem vermek zorundadır. Konvansiyonel sinemada pek dikkate alınmayan ihti-yat unsuru, burada hafta ya da aylara mal olabilir. Gerilla sinemasında yapılacak bir hata, aynı gerilla mücadelesinde olduğu gibi, işin kaybedilmesine ya da planların değiştirilmesine neden olabilir. “Gerilla savaşında, hata kavramı bilerce kez ortaya çıkar, ve zafer, ancak bir devrimcinin düşleyebileceği bir gelecek hayalidir.” (13) Grubun tüm üyeleri, detaylar, disiplin, konuşmalar, eski alışkanlıklar konusunda dikkatli olmak, her şeyden önemlisi, rahatlığın ve eski alışkanlıkların yol açacağı zayıflıkları yenme, gündelik yaşam savaşının ardında saklı olan tüm sözde-normalliği bertaraf etme konusunda aşırı istekli olmak zorundadır. Her film, yöntemlerde değişkenlik gerektiren, farklı bir işlem, farklı bir iştir; çünkü düşmanın kafasını karıştırmak ya da onun duymasından sakınmak gerekir, özellikle laboratuarların hala onun elinde olduğu düşünülürse.
Çalışmanın başarısı, büyük oranda grubun sessiz kalma yeteneğine, sürekli ihtiyatlılığına bağlıdır; ikincisi, özellikle gözle görülür bir değişikliğin yaşanmadığı durumlarda başarılması zor bir koşuldur ve sinemacılar yaptıkları her şeyi her türlü insana anlatmaya öteden beri alışkındırlar – çünkü burjuvazi onları bu konuda eğitmiştir. “Sürekli uyanıklık, sürekli ihtiyat, sürekli hareket” parolası gerilla sineması için geçerlidir. Farklı projeler üzerinde çalıştığınız izlenimini vermek, malzemeyi bölmek, birleştirmek, parçalara ayırmak, kafa karıştırmak, nötrleştirmek ve izlerden kurtulmak zorundasınız. Tüm bunlar, grubun kendi ekipmanlarına sahip olmadığı sürece gereklidir ve hala geleneksel laboratuarlara yolumuzun düşmesi de olasıdır.
Farklı ülkelerdeki gruplar arasında gerçekleşen iş birliği, ülkedeki koşullar gereği yarım kalmış bir filmin ya da belli bir bölümünün bitirilmesini sağlayabilir. Buna ayrıca, farklı grup-lar tarafından kullanılacak malzemelerin bir arada tutulduğu bir merkezin ve ülkede işlerin sürekliliğini sağlamaya yönelik kıta ölçeğinde ya da dünya ölçeğinde bir koordinasyon pers-pektifinin gerekliliği de eklenmelidir. Bu amaçla, deneyimlerin, desteklerin, planlamanın tartışıldığı periyodik bölgesel ya da uluslar arası toplantılar düzenlenmelidir.
En azından başlangıç aşamasında, devrimci sinemacı ve çalışma grupları filmlerinin tek yaratıcısı olacaktır. İşin sürekliliğini sağlayacak yolların bulunması zorunludur. Gerilla sineması, bu bölgede standartları saptama konusunda hala yeterince deneyime sahip değildir; fakat her şeyden önce ortada olan deneyimlerin gösterdiği, her ülkenin somut koşullarından yola çıkma muktedirliğidir. Fakat, bu koşullar ne olursa olsun, potansiyel izleyici konusundaki araştırmalar ve mali harcamaları karşılama planları olmaksızın, film çekme sürecinin altına girilemez. Burada yeniden karşımıza, politik ve sanatsal öncüler arasındaki sıkı bağlara olan gereksinim çıkmaktadır; çünkü bu bağlar, üretim, gösterim ve süreklilik konusundaki ortak bir araştırmayı da olanaklı kılar.
Bir gerilla filmi, sinemacının kendisinin davet ettikleri ya da buldukları dahil olmak üzere, sadece devrimci örgütlenmeler tarafından sağlanan dağıtım mekanizmalarını amaçlayabilir. Üretim, dağıtım ve ayakta kalmak için gerekli ekonomik olanaklar meseleleri, tek bir stratejinin parçaları olmak zorundadır. Bu alanlarda karşılaşılan sorunların çözümü, gerilla sinemasına katılmak isteyen insanları cesaretlendirecektir, yenilerin katılımlarıyla yapı daha da güçlenecektir.
Latin Amerika’da gerilla filmlerinin dağıtımı hala emekleme sürecindedir; bu arada ise Sistem’in misilleme çabaları yasalaşmış olarak sürmektedir. Arjantin’de bazı gösterilere yapılan baskınlar ve yakın zamanda çıkan sansür yasasının faşist karakteri; Brezilya’da Cinema Novo’nun en militan yoldaşlarına karşı giderek artan sınırlamalar; ve Venezüella’da La hora de los hornos’un yasaklanması hemen akla gelen örneklerdir. Sansür neredeyse kıtanın her yerinde halka ulaşma olanaklarını sınırlandırıyor.
Devrimci filmler ve bunları arzulayan izleyiciler olmaksızın, yeni dağıtım yollarının bulunması konusundaki herhangi bir girişim başarısızlığa mahkum olacaktır. Fakat bunların ikisi de Latin Amerika’da bulunmaktadır. Bu filmlerin ortaya çıkması gösterim konusunda bazı yolların zorlanmasını sağladı. Örneğin, Arjantin gibi bazı ülkelerde filmler apartman dairelerinde ya da evlerde en fazla 25 kişiye gösteriliyor; Şili gibi diğer bazı ülkelerde ise filmler, kiliselerde, üniversitelerde ve kültür merkezlerinde (sayıları gün geçtikçe azalıyor) gösteriliyor; ve Uruguay örneğinde olduğu gibi, filmler Montevideo’nun en büyük sinema salonunda, salonu dolduran ve her gösteriyi ateşli bir anti-emperyalist olaya dönüştüren 2,500 kişiye sunuluyor. Fakat kıtasal düzlemde devrimci sinemanın sürekliliği, sağlam bir alt yapının kurulmasına bağlıdır.
Pratik, hatalar ve yanlışlıklar (14) da içeriyor. Bazı yoldaşlar, ilk gösterimleriyle birlikte elde ettikleri başarı ve saflığın et-kisiyle güvenlik tedbirlerini gevşetmeye eğilim gösterecekler; bu arada başkaları tam ters yönde hareket edecek ve filmleri sadece sınırlı sayıda insan tarafından izlenebilecek. Her ülkedeki somut deneyimler, oradaki en iyi yolun hangisi olduğunu gösterecektir.
Bazı yerlerde, politik, öğrenci, işçi ve diğer örgütlenmeler ile bağlantılı yapıların kurulması olanaklı olacak; başka yerlerde ise filmin kopyalarını, karşılığını (kopyanın ederi artı ufak bir pay) ödeyebilecek örgütlenmelere satmak daha uygun olacaktır. Bu son yöntem, nerede mümkün olursa olsun, en uygunu olarak gözüküyor; çünkü dağıtımın merkezileşmesini önlemekte, filmin politik olarak kullanım olanaklarını artırmakta ve daha çok kopyanın satılması ile yapım için harcananların geri dönmesini sağlamaktadır. Birçok ülkedeki örgütlenmelerin bu çalışmanın önemini yeterince kavrayamadıkları doğrudur ya da eğer kavramışlarsa, bunun altına girebilecekleri güçleri olmayabilir. Bu durumlarda başka yollar kullanılabilir: Gösterimi özendirmek için kopyaların dağıtımı ve her gösterim için gişeden bir pay alma vb. yöntemler örneğin. Ulaşılabilecek en ideal nokta, gerilla filmlerinin üretimi ve dağıtımı için burjuvaziden yapılan kesinti-lerle oluşturulmuş bir fon olurdu – yani, burjuvazi halktan ele geçirdiği artı değerin bir miktarıyla gerilla filmlerini finanse edebilirdi. Fakat, bu nokta ancak orta ya da uzun vadeli bir hedef olduğu sürece, devrimci sinemanın üretim ve dağıtım masraflarının karşılanması belli bir yere kadar konvansiyonel sinemaya benzer olacaktır: Her izleyici, Sistem sinemasını izlerken yaptığı gibi, aynı parayı ödemelidir. Devrimci sinemanın finanse edilmesi, donatılması ve desteklenmesi örgütlenmelerin ve militanların politik sorumluluğudur. Bir film yapılabilir, fakat dağıtımdan gelen para, masrafları karşılamazsa, ikinci filmin yapılması güçleşebilir ya da tamamen olanaksızlaşabilir.
Avrupa’daki 16mm film ağı (İsveç’te 20,000 salon, Fransa’da 30,000 salon vb.) yeni-sömürge ülkeler için en iyi örnek değildir, fakat ne olursa olsun bunlar paranın toplanmasında tamamlayıcı unsurlardır; özellikle Üçüncü Dünya’daki mücadelelerin duyurulmasında bunlar önemli bir rol oynayabilir. Venezüellalı gerillalar hakkındaki bir film, yirmi açıklayıcı risaleden oluşan bir broşür filme göre Avrupalı izleyiciye daha fazla hitap edecektir; Fransa’daki Mayıs olaylarının ya da Berkeley’deki (ABD) öğrenci hareketlerinin anlatıldığı filmler söz konusu olduğunda bizim için de aynı şey geçerlidir.
Uluslararası bir Gerilla Filmleri Örgütlenmesi? Neden olmasın? Üçüncü Dünya’daki mücadelelerden, OSPAAL’dan ve tüketim toplumunun devrimci öncülerinden yeni tür bir enternasyonalizm ortaya çıktığı doğru değil mi?
Nüfusun sınırlı katmanlarının ulaşabilmesine rağmen bir gerilla sineması, günümüzde olanaklı olan tek kitle sinemasıdır, çünkü halkın büyük çoğunluğunun çıkarları, arzuları ve ümitleriyle ilgili tek sinema budur. Devrimci sinema tarafından üretilen her önemli film, açıkça ya da değil, kitlelerin ulusal olayı olacaktır.
Kitle dışındakiler tarafından ulaşılamayacak olan kitlelerin sineması, her gösterimde, devrimci askeri akınlarda olduğu gibi, özgürleşmiş bir mekan, sömürgecilikten arınmış bir bölge sunuyor. Gösterimin kendisi bir tür politik olaya dönüştürülebilir, ki Fanon’a göre bu olay, “insanların duyacağı ve seslerini duyuracakları ayrıcalıklı bir fırsat” olabilir.
Militan sinema, Sistem’in yasaklarına rağmen kendi yolunu açacak sonsuz sayıda yeni olanak bulmak zorundadır. Yeni-sömürge baskının aşılması için yapılan girişimler yeni iletişim biçimlerinin bulunmasına bir çağrıdır aynı zamanda; önümüzdeki yolları açmaktadır.
La hora de los hornos’un yapımı sırasında ve öncesinde, devrimci filmlerin dağıtımı için değişik yollar denedik; o zaman kadar bu konuda çok az şey yapmıştık. Militanlara, orta-sınıf kadrolara, aktivistlere, işçilere ve üniversite öğrencilerine yönelik yaptığımız tüm gösterimler – ilk elden bunu amaçlamamış olsak da – genişletilmiş hücre toplantılarına dönüştü; burada filmler olayın bir parçasıydı, fakat en önemli unsuru değildi. O zaman sinemanın yeni yüzünü keşfettik: o zamana kadar izleyici olarak düşünülen insanların, sinemaya katılımını gördük.
Bazı zamanlar, güvenlik nedenlerinden dolayı katılımcılardan oluşan grubu, gösterimin hemen bitiminde dağıtmak zorunda kaldık ve bu tür filmlerin gösteriminin, eğer yoldaşların katılımı sağlanmazsa, eğer filmin ele aldığı konular üzerine bir tartışma açılmamışsa, bir anlamı olamayacağını anladık.
Ayrıca, gösterimlere katılan tüm yoldaşlar, böyle yaparak, Sistem’in kanunlarını ihlal ettiklerinin ve kişisel güvenliklerini tehlikeye attıklarının tamamen bilincindeydiler. Artık o bir izleyici değildi; tam tersine, tüm riskleri alarak, gösterime katılmaya karar verdikten, yani bizim tarafımızda yer aldıktan itibaren, bir aktöre dönüşüyordu, artık o filmlerde görülenden daha önemli bir kahramandı. Bu insan, kendisi gibi başka bağlanmış insanlar arıyordu, bu arada, aynı zamanda onlara bağlanıyordu. İzleyici kendisini başkalarında arayan aktöre yolu açtı.
Anlık olarak da olsa filmlerin insanların özgürleşmesine yardımcı olduğu bu mekanın dışında, yalnızlıktan, iletişim-sizlikten, güvensizlikten ve korkudan başka bir şey yoktu; bu özgür mekanda herkes suç ortaklarına dönüşmüştü. Tartışma aniden başladı. Deneyimlerimiz arttıkça, filmin temalarını, gösterimin havasını, diyalogu güçlendirecek ve katılımcıların “çekingenliklerini” aşmalarını sağlayacak unsurları gösterimlere ekledik; müzik ya da şiirler kaydettik, heykel ve resimler, posterler astık, tartışmayı yönetecek ve filmi sunacak bir yönetici koyduk, bir bardak şarap, birkaç mates (15) vb. Sonuçta elimizde değerli üç şeyin olduğunu gördük:
1) Katılımcı yoldaş, yani davetimize yanıt veren insan-aktör-suç ortağı;
2) Bu insanın kendi düşüncelerini ifade ettiği, politize olduğu ve kendisini özgür kıldığı özgür mekan;
3) Yalnızca bir ateşleyici ya da bir araya geliş için araç olarak önemli olan filmin kendisi.
Bu verilerden yol çıkarak, bir film, eğer tüm bu unsurların bilincindeyse ve eğer kendi biçimini, yapısını, dilini ve önermelerini bu olaya ve onun aktörlerine tabi kılma görevini üstleniyorsa, daha da etkili olur sonucuna vardık – başka bir deyişle, eğer kendi özgürleşmesini başkalarına, yani hayatın temel kahramanlarına tabi olmada arıyorsa, filmin etkisi artacaktır. Derin öyküleri ile bu aktör-kişiliklerin bize sunduğu doğru zaman, bazı yoldaşların sağladıkları mekan ve filmin sayesinde, zamanı, enerjiyi ve çalışmayı özgürleştirici bir itkiye dönüştürmek gerekiyordu. Bu yolla, ismine film-eylem, film eylemi dediğimiz düşünceler gelişmeye başladı; bu film eyleminin, üçüncü sinemanın üretilmesinde çok önemli bir yeri olacağına inanıyoruz. Bu sinemanın ilk deneyi, La hora de los hornos’un ikinci ve üçüncü bölümlerinde (“Acto para la liberacion” (Kurtuluş Yolunda Hareket Etme”; ama en çok “La resistencia” (Direniş) ve “Violencia y liberacion” (Şiddet ve Kurtuluş) ile başlayan başlayan bölümlerde) bulunabilir.
Yoldaşlar [“Acto para la liberacion” bölümünün başında söylediğimiz gibi] bu sadece bir film gösterimi, ya da bir gösteri değildir; her şeyden önce bir MİTİNGDİR – anti-emperyalist birliği gösteren bir eylemdir; bu mekan, sadece bu mücadele içinde yer alanlar içindir, çünkü burada izleyiciler ve düşmanın suç ortakları için yer yoktur; burada sadece filmin tanıklık etmek ve derinleştirmek istediği sürecin yazarları ve kahramanları için yer vardır. Bu film, diyalog için, iradenin araştırılması ve bulunması için bir bahanedir. Size yönelik olarak bizim tarafımızdan hazırlanmış bir rapordur; gösterimden sonra tartışılacaktır.
Bu tarihin gerçek yazarları ve kahramanları olarak sizlerin varacağınız sonuçlar [ikinci bölümün başka bir yerinde söylediğimiz] önemlidir. Bizim bir araya getirdiğimiz sonuçlar ve deneyimlerin değeri görecelidir; özgürleşmenin şimdisi ve geleceği olanların, sizlerin işlerine yaradığı sürece bunlar kullanılabilirler. Fakat önemli olan bu sonuçlardan çıkacak eylemlerdir, gerçeklerin temelindeki birlikteliktir. Bu yüzden film burada bitiyor; ve filmi sürdürebilmeniz için size yollar açılıyor.
Film-eylem, açık-uçlu film anlamına gelmektedir; bir öğrenme şeklidir.
Bilgi edinme sürecinin ilk adımı, dış dünyanın nesneleri ile temas etmektir, duyuların aşamasıdır [bir filmde, bu, görüntü ve sesin canlı freskidir]. İkinci adımda, duyuların topladıkları sentezlenir; veriler düzenlenir ve dikkatle işlenir; kavramların, kararların, fikirlerin ve çıkarsamaların aşamasıdır bu [filmde, bu, spiker, didaktik ya da projeksiyon eylemini yöneten anlatıcıdır]. Ve bundan sonra üçüncü aşama gelir, bu da biliş aşamasıdır. Bilginin aktif rolü sadece duyusal olandan rasyonel bilgiye sıçramak değil, daha da önemlisi, rasyonel bilgiden devrimci pratiğe sıçramaktır… Yani dünyanın dönüştürülmesi pratiğine ulaşmak… Bu, genel terimlerle, bilgi ile eylemin birliğinin diyalektik materyalist teorisidir (16) [film-eylemin gerçekleştirilmesinde, yoldaşların katılımı, önerilen eylemler ve daha sonra ortaya çıkacak olan eylemler].
Ayrıca, her film-eylem gösterimi farklı dekorlar öngörür; çünkü gerçekleştirildiği mekan, bu mekanı süsleyen malzemeler (aktör-katılımcılar) ve içinde gerçekleştiği tarihsel zaman hiçbir zaman aynı değildir. Bu, her bir gösterim eyle-minin, bunu organize edenlere, katılımcılara ve zaman ve mekana bağlı olarak farklı sonuçları olacağı anlamına gelmektedir; farklılık, ekleme ve değişiklik olanakları sınırsızdır. Film-eylem gösterimi, öyle ya da böyle içinde gerçekleşti-rildiği tarihsel durumu ifade eder; perspektifleri, iktidar mücadelesi sürecinde kaybolmayacak, bunun yerine iktidarın ele geçirilmesinden sonra da, devrimin güçlendirilmesine hizmet edecektir.
Adına gerilla sineması ya da film-eylem densin, üçüncü sinemanın insanı, her şeyden önce, karakter sinemasının karşısına konuları, bireylerin karşısına kitleleri, yazarın karşısına işlevsel grubu, yeni-sömürgeciliğin ürettiği yanlış bilginin karşısına bilgiyi, kaçışın karşısına gerçeğin yeniden üretimini, pasifliğin karşısına saldırganlığı koymaktadır. Kurumsal bir sinemanın karşısına gerilla sinemasını; bir gösteri olarak filmlerin karşısına film-eylem ya da eylemini; yıkım sinemasının karşısına, hem yıkıcı hem yapıcı olan bir sinemayı; eski insan için olan sinemanın karşısına hepimizin ulaşma olanağına sahip olduğumuz yeni insan için olan sinemayı yerleştirmektedir.
Sinemacının ve filmlerin sömürge belirlenimli yapısını aşmak eş zamanlı bir eylem olacaktır; ve ikisi de kolektif bağımsızlığın elde edilmesine katkıda bulunacaklardır. Bize saldıran düşmana karşı başlattığımız savaşım, aynı zamanda hepimizin içinde bulunan düşmanın fikirlerine ve modellerine de yöneliktir. Yıkım ve yapım. Sömürgeciliği aşma çabaları, pratiği ile en saf ve yaşamsal itkileri de kurtarır. Aklın sömürgeleşti-rilmesi karşısına bilinçliliğin devrimini koyar. Dünya dikkatlice incelenir, çözülür ve yeniden keşfedilir. Halk bir tür ikinci doğuma tanıklık etmektedir. Onlar önceki basitliklerini, macera kapasitelerini yenilemektedirler.
Yasaklanmış bir gerçeğin serbest bırakılması, öfke ve tahrip olanağının özgürleştirilmesidir. Omuzlarını çökerten kusurlardan kurtularak kendisini yeniden üreten insanın hakikati, bizim hakikatimiz tükenmez güce sahip bir bombadır ve aynı zamanda yaşamın tek gerçek olanağıdır. Bu girişim içinde, devrimci sinemacı, tahrip edici gözlemlerinden, duyarlılığından, hayal gücünden ve gerçek kılma cesaretinden güç almaktadır. Büyük konuların hepsi – ülkenin tarihi, savaşçılar arasındaki sevgi ve sevgisizlik, uyanan halkın çabaları – sömürgesizleştirici kameranın önünde yeniden doğmaktadırlar. Sinemacı hayatında ilk defa hissediyor; Sistem içerisinde hiçbir şeyin uymadığını, Sistem’in dışında ve karşısında her şeyin uyduğunu, çünkü her şey gerçek kılınmayı beklemektedir. Başlangıçta söylediğimiz gibi, geçmişte mantığa aykırı olarak görülen, günümüzde kaçınılmaz bir gereksinime ve olanağa dönüştü.
Şu ana kadar, fikirler ve önermeler sunduk; bunlar bizim kendi deneyimlerimizden çıkardığımız hipotezlerin eskizleridir ve devrimci film alanında ateşli tartışmaları başlatmasa bile olumlu işler başaracaktır. Devrimin sanatsal ve bilimsel cephelerinde varolan boşluklar yeterince belirgindir; bizler bu boşlukları kapatmayı hala başaramıyorken, düşman daha uygun koşullar yaratmaya çalışmayacaktır.
Neden sinema da, diğer sanatsal iletişim biçimleri değil? Eğer tartışma ve önermelerimizin merkezine filmleri koyu-yorsak, bunun nedeni kendi çalışma alanımızı bir cepheye yerleştirmek istememizden ve aynı zamanda, üçüncü bir sinemanın, en azından bizim için, günümüzün en önemli devrimci sanatsal olayı olmasındandır.

(Bu metin ilk olarak Tricontinental (OSPAAL)- Küba, Havana - içinde yayınlanmıştır.)


Dipnotlar:
1. Kızgın Fırınların Saati - Yeni-Sömürgecilik ve Şiddet
2. Juan Jose Hernandez Arregui, Emperyalizm ve Kültür
3. Rene Zavaleta Mercado, Bolivya: Ulusallığın Yükselişi
4. Kızgın Fırınların Saati
5. a.g.f.
6. Vietkong saldırıları konusunda görüşler almak için hafta sonlarını Saygon’da geçiren, Roma ve Paris’in yüksek burjuvalarının bu yeni geleneğini düşünün.
7. Irwin Silber, “ABD: Kültürün Yabancılaşması”, Tricontinental 10
8. Mao Tse-Tung, Pratik Hakkında
9. Kızgın Fırınların Saati
10. Mao Tse-Tung, Pratik Hakkında
11. Rodolfo Puigross, Proletarya ve Ulusal Devrim
12. Mao Tse-Tung, a.g.e.
13. Che Guevara, Gerilla Savaşı
14. Buenos Aires sendikasının basılması; yanlış bir gösterim yerinin seçimi ve çok sayıda insanın davet edilmesi yüzünden düzinelerce insanın tutuklanması.
15. Geleneksel Arjantin bitki çayı, hierba mate.
16. Mao Tse-Tung, a.g.e.

Açıklayıcı Notları:
(*) cinegiornali: Sinema günlüğü
(**) Benjamin Disraeli (1804-1881): İngiliz devlet adamı ve romancı. İki defa başbakanlık yaptı (1868 ve 1874-80). Muhafazakar Parti’yi Tory demokrasisi ve emperyalizm politikalarıyla donattı.
(***) Gualtiero Jacopetti (1919-): Dünyadaki eski gelenekleri, sosyal tabuları, korkuları göstermeyi amaç edinen korkunç ve sansasyonel belgesellerin uygulayıcılarındandır.
(****) Patrice Hemery Lumumba (1925-1961): Afrikalı ulusalcı lider. Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin ilk başbakanıdır (Haziran-Eylül 1960). Ofisinden alınarak öldürülmüştür.
(*****) Joshua Mqabuko Nyongolo Nkomo (1917-1999): Zimbabwe’nin siyah ulusalcılarındandır. Uzun yıllar Zimbabwe Afrika Halkları Birliği’nin liderliğini yapmıştır.
(******) Fransa’daki, öğrenciler ile polisin çatıştığı ve ölümlerin/tutuklamaların yaşandığı Mayıs ‘68 olayları kastedilor.

Şirove Bike - Yorum Ekle

Security code Nû bike - Yenile - Refresh

Gotarên Ku Ji We re hatine Pêşniyarkirin - Size Önerilen Makaleler

22 May 2014
Derbûyina Ji Bihûştê
Derbûyina Ji Bihûştê

Ji ber van sedeman bila sînemager keda xwe, hunera xwe, proje û fîlmên xwe di van pêşbirkan de nehelînin û xwe tune nekin. Ji xwe modernîteya kapîtalîst vî tiştî dixwaze,...

Zêdetir-Devamı...
04 May 2013
Kürt Sinemacılar, Bir Sinema Manifestosu Yayınlamalı!
Kürt Sinemacılar, Bir Sinema Manifestosu Yayınlamalı!

Kürt sineması kavramını son on yıldır sıklıkla duyuyoruz. Çeşitli akademik tartışmalarda ve yapılan sinema sohbetlerinde bu kavrama yönelik çeşitli vurgular söz konusu ediliyor. Nitekim ülke sinemaları o ülkelerin etnik kimlikleri...

Zêdetir-Devamı...
21 Mar 2013
Sinema'nın Ünlü Filmleri
Sinema'nın Ünlü Filmleri

  Bu seneki Oscar ödüllerine aday gösterilen filmler arasında iki biyografik filmin yer alması nedeniyle, özyaşamöyküsünü konu alan filmler yeniden gündeme geldi. Ron Howard'ın yönettiği "Akıl Oyunları", En İyi Yönetmen, En...

Zêdetir-Devamı...
21 Mar 2013
Korku Filmi Türü
 Korku Filmi Türü

  Bu tür, adından da anlaşılacağı gibi, izleyicilerde korku uyandıran kişileri, olayları, durumları işleyen bir türdür. Korkunç olaylar, vampirler, hortlaklar, hayaletler, kurt adamlar, acayip yaratıklar bu tür filmlerin başlıca öğeleridir. Konu...

Zêdetir-Devamı...
07 May 2013
Awirek li ser şanoya kurdî
Awirek li ser şanoya kurdî

Tevahîya bisporên şanoyê, dîyar dikin ku şano ango tîyatro ji şahîyên Dionisosê derketiye. Di serdema kevnar de gorî û pêşkêşî ji bo Dionisosê Xwedavenda Şerabê dihatin kirin û şahî dihatin...

Zêdetir-Devamı...
26 Mar 2013
Sinema tarihi
Sinema tarihi

   Sinemanın temelinde yatan yanılsama, beynin gözün ağ tabakası üzerine düşen görüntüyü kaybolmasından sonra da kısa bir süre algılamayı sürdürmesi ve ardışık ağ tabaka görüntülerini, hareket eder biçimde algılaması olgularına dayanır.

Zêdetir-Devamı...
19 Oca 2015
Li Ser Bîrewariyan Straneke Dilsoj: Awêne
Li Ser Bîrewariyan Straneke Dilsoj: Awêne

  "Tu ê her tiştê xwe wenda bikî; lê ji bîr neke, tu nikarî bîranînên xwe wenda bikî.  Ew ê her tim te mehf bikin..." Zaven Biberyan   Di bêjinga demê de her tişt dipale,...

Zêdetir-Devamı...
29 Mar 2013
Sinema ile tasavvuf ilişkisinde Sinematografi
Sinema ile tasavvuf ilişkisinde Sinematografi

Sinema ile tasavvuf ilişkisinin ele alınması, sinemanın şimdiye kadar, düşünce ile, felsefe ile, metafizik ile ilişkisini ele almayı, bu konuda yazılmış olanları gözden geçirmeyi de gerektiriyor. Bunun dışında, sinema ile...

Zêdetir-Devamı...
31 Eki 2013
JÎN: Li Mêrsîn'ê çîrokek Qendîl'ê!!
JÎN: Li Mêrsîn'ê çîrokek Qendîl'ê!!

Bêguman jiyana gerila û gerîlatiyê ji gelek mirovan re tiştek bi efsûn û têr meraq e. Çiya û jiyana çiya ji zafek mirovan re bu ye kul û derd. Lê...

Zêdetir-Devamı...
08 Nis 2013
Sinema ve Psikoloji - 1
Sinema ve Psikoloji - 1

Sinema, büyüleyen, insanları gerçek yaşamdan kısa süreliğine uzaklaşıp bir düş dünyasında gezinmemize, filmdeki karakterlerle özdeşleşip kendi yaşamsal doğamızdan bir parça bulmamıza vesile olan iletişim sanatının yedinci dilidir.  

Zêdetir-Devamı...
05 Mar 2013
Susma Cesareti
Susma Cesareti

  Başrolünde Gwyneth Paltrow’un oynadığı ''Sylvia'' vesilesiyle Sylvia Plath, şiiri ve ‘intihar’ olgusunu içeren bir dosya hazırladık. Açılış yazısı, yürekli bir Plath uzmanı tarafından kaleme alındı. Hiç tanımadığınız bir Sylvia Plath,...

Zêdetir-Devamı...
22 Kas 2013
Saklı Daima Geri Döner
Saklı Daima Geri Döner

1920’lerde Vertov film kamerasını keşfedici mekanik bir göze benzetirken, Eisenstein sinemanın, montajın izleyici üzerindeki çarpıcı etkisine atfen, uyandırıcı, coşturucu ve tahrip edici bir yumruk olması gerektiğini öne sürdü. Gerçekçilik-karşıtı [anti-realist]...

Zêdetir-Devamı...
21 Mar 2013
Pornografi
 Pornografi

Cinsellik, hem toplumumuzda hem de diğer toplumlarda çok rahat bir şekilde açığa vurulmuş bir kavram değildir. O, her zaman varolmuştur ama, bazı sınırlamaları da her zaman mecbur tutmuştur. Cinselliği doğal...

Zêdetir-Devamı...
21 Mar 2013
“3 Boyutlu Hayat”
“3 Boyutlu Hayat”

3 BOYUTLU SİNEMA, TELEVİZYON                Çocukluğumdan beri hep ilgimi çeken, beni eğlendiren, hakkında araştırma yapmaya yönlendiren, yığınla arşiv oluşturup doküman topladığım ve eğitim gördüğüm “3 boyut” konusunun son yıllarda yeniden gündeme...

Zêdetir-Devamı...
13 Mar 2013
İlk Kürt filmi Grass mı?
İlk Kürt filmi Grass mı?

  İlk Kürt filmi Grass mı? Kürt sinema tarihi, yıllardır Ermeni asıllı Hamo Bek Nazarian’ın 1926 yılında çektiği “Zarê” filmiyle başlatılıyordu, bu filmin Kürtlerle ilgili yapılan ilk sinemasal çalışma olduğu birçok sinema...

Zêdetir-Devamı...
19 Oca 2014
Dema Jin Hezbike
Dema Jin Hezbike

Di dîrokê de gelek şer hatine kirin, gelek têkoşîn hatine jiyîn, gelek berdêl hatine dayîn, gelek serkeftî hatine destxistin û hê jî berdewam in. Lê têkoşîna gelê Kurd ji aliyê hin...

Zêdetir-Devamı...
01 Ara 2013
Katolîkekî Wextî Wî Derbasbûyî: Martîn Scorsese!
Katolîkekî Wextî Wî Derbasbûyî: Martîn Scorsese!

Ardin Diren "Karekterên wî dişibin Îsa! Çarenûsa Îsa parve dikin. Bêçare û   neçar in. Dixwazin hin tiştan biguherînin. Lê mixabîn her tim weke Îsa, nayên fêhmkirinê an jî nikarin xwe bidin...

Zêdetir-Devamı...
13 Mar 2013
50 years: Remembering the Amûde cinema fire
50 years: Remembering the Amûde cinema fire

On 13 November 1960 hundreds of Kurdish schoolchildren, most of whom were under the age of 14, perished in a blaze at a cinema in Amûde, Syria. Death tolls vary...

Zêdetir-Devamı...

Gotarên Ku Dawî hatine Xwendin - En Son Okunan Makaleler

Bir Varmış Bir Yokmuş: Bü…

Bir Varmış Bir Yokmuş: Büyüklere Masallar

Ali Reza DÜRÜ Son filmi He Bu Tune Bu (Bir Varmış Bir Yokmuş) filmiyle İstanbul Fil...

Gotarên Navdeng - En Beğenilen Makaleler

En Muhteşem 11 Gerilla Di…

En Muhteşem 11 Gerilla Direniş Filmi

Gerilla mücadelesi, ne ilk kez gelişti ne de son kez gelişecek. Devletçi uygarlığın başlan...

Gotarên Rasthatî - Rastgele Makaleler

Salon Sineması

Salon Sineması

      Bütün dünyayla aynı anda canlı olarak izleyebileceğiniz 3 şey ...

Gotarên Nû - Yeni Makaleler

Temsîliyeta Kurdan Di Sîn…

Temsîliyeta Kurdan Di Sînemaya Kurdî û Tirkî de

DESTPÊK Di nîveka duyem a sedsala 20an de, bi belavbûna sînemayê û firehbûna warê sînem...

онлайн фильмы

Têketin-Giriş

Şu anda 434 konuk çevrimiçi


Endamtî-Üyelik

Şu anda 434 konuk çevrimiçi

*
*
*
*
*

* İşaretli alanların doldurulması gerekir.